Ders KRO-314.9 · Afrika Sanatları: Antik Dönemden 19. Yüzyıla

Kongo, Luba ve Kuba’da iktidar nesneleri

3.221 kelime · 19 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Kongo krallığı on beşinci yüzyılın sonunda Portekiz'le ilişki kurdu ve Hristiyanlığı kendi düşüncesiyle yeniden biçimlendirdi. Haç orada bir yargı nesnesine dönüştü. Nkisi'ler, nganga'nın eklediği maddelerle güç kazanan kaplardı ve nkondi figürlerine çakılan çiviler yeminleri, davaları kaydetti. Luba'da kraliyet ruhu bir kadının bedeninde taşındı ve taburelerle kâselerde kadın figürleri yer aldı. Mbudye derneği krallığın tarihini lukasa tahtalarıyla her okumada yeniden kurdu. Kuba'da ndop heykelleri hükümdarı önündeki simgeyle tanıttı ve sözlü tarih hükümdar listelerini korudu. Kongo Hür Devleti'nin şiddeti, bu nesnelerin çoğunun Avrupa müzelerine dağılmasının arka planını oluşturdu.

Açılış: her çivi bir dava

İki köy arasında bir arazi anlaşmazlığı çıktığını düşün. Taraflar bir uzmanın karşısına gelir, anlaşmanın şartlarını yüksek sesle söyler ve sözlerini tutacaklarına yemin eder. Uzman ahşap bir figürün gövdesine demir bir çivi çakar. O andan sonra figür, anlaşmanın bekçisidir. Sözünü bozan tarafı onun yakalayıp cezalandıracağına inanılır.

Bu tür figürlere Kongo dilinde nkisi nkondi denir. Mangaaka, aralarında en iri ve en güçlü sayılan bir alt türün adıdır. Figürün gövdesindeki her çivi bir yemini, bir anlaşmayı ya da bir suçlamayı kaydediyor. Figür yıllar içinde çivilendikçe bir topluluğun hukuk tarihini kendi bedeninde biriktiriyordu.

Önceki derste Benin'in parlak döküm başlarını ve saray levhalarını gördük. Oradaki iktidar sabit sunaklarda, bir lonca ve bir saray düzeni içinde duruyordu. Ekvatorun güneyinde, Kongo, Luba ve Kuba krallıklarında ise iktidarın en güçlü taşıyıcıları başka türden nesnelerdi. Bu ders, ahşaptan oyulmuş bu nesnelerin nasıl birer sözleşme, birer bellek ve birer soy kaydı hâline geldiğini soruyor.

Dersin yolu

Önce üç krallığı haritaya yerleştireceğiz. Kongo'nun Portekiz'le kurduğu ilişkiyi, krallığın Hristiyanlığını ve haçın orada nasıl bir yargı nesnesine dönüştüğünü izleyeceğiz. Ardından çivili figürlerin içine bakacağız. Luba'da kraliyet taburelerini ve bellek tahtalarını, Kuba'da hükümdar heykellerini ve sözlü tarihi okuyacağız. Ders, Kongo Hür Devleti'nin şiddeti ve bu nesnelerin Avrupa koleksiyonlarına giden yollarıyla kapanıyor.

Sıfır noktası: ırmak havzasında üç krallık

Kongo krallığı, Kongo ırmağının denize döküldüğü yerin güneyinde, bugünkü Angola'nın kuzeyi ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin batı ucunda kuruldu. Başkenti Mbanza Kongo'ydu. Krallık on dördüncü yüzyılın sonlarında biçimlenmiş olmalı, kesin tarihi bilinmiyor.

Luba krallığı çok daha içeride, güneydoğudaki savanlarda, Lualaba ırmağı ile göller bölgesi arasında güçlendi. Kuba krallığı ise iki bölgenin arasında, Kasai ve Sankuru ırmaklarının çevrelediği ormanlık topraklardaydı.

Üç krallığın dili, dini ve yönetim biçimi birbirinden farklıydı. Onları aynı derste toplayan, biçimden çok iktidarın nerede durduğu sorusu. Hepsinde iktidar, taşınabilen, sarılıp saklanabilen ve belirli kişilerin okuyabildiği nesnelerde yaşıyordu. Bu nesneleri anlamak için onları kimin kullandığını, kimin önünde açıldığını ve hangi sözlerle konuşturulduğunu bilmek gerekiyor.

Mekanizma — Kongo ve Lizbon

Portekizli denizci Diogo Cão, 1483'te Kongo ırmağının ağzına ulaştı. Birkaç yıl içinde iki saray arasında elçiler gidip gelmeye başladı. Kongo hükümdarı Nzinga a Nkuwu 1491'de vaftiz edildi ve João adını aldı.

Asıl dönüşüm oğlu Mvemba a Nzinga'nın, yani Afonso I'in döneminde yaşandı. Afonso on altıncı yüzyılın ilk yıllarında tahta çıktı ve otuz yılı aşkın bir süre hüküm sürdü. Hristiyanlığı krallığın resmî dini yaptı, sarayın çocuklarını okutmak için okullar açtırdı ve oğlu Henrique'yi Lizbon'da ve Roma'da yetiştirtti. Henrique sonunda Kongo'nun ilk yerli piskoposu oldu.

Bu mektuplar bir Afrika hükümdarının Avrupalı bir hükümdarla eşit dille yazıştığını gösteriyor. 1526 mektuplarında Afonso, Portekizli tüccarların kendi soylularını ve halkını kaçırıp sattığından yakınır. Ticaretin denetimini geri istemiştir. Bu yakınma Kongo'yu köle ticaretinin dışında tutmadı. Krallığın kendisi de savaş esirlerini sattı ve ticaret onun döneminden sonra da büyüdü.

Kongo elçileri Avrupa'nın içlerine kadar gitti.

Antonio Manuel ne Vunda, 1608'de Roma'ya vardıktan kısa süre sonra hayatını kaybetti. Papa onu bu bazilikada gömdürdü ve anısına bir büst yaptırdı. Büst, Kongo'nun on yedinci yüzyılda Hristiyan dünyanın tanınan bir krallığı olduğunu Roma'nın kalbinde hatırlatıyor.

Başkentte kiliseler yükseldi ve Mbanza Kongo, Portekizlilerin dilinde São Salvador adını aldı.

Yerel anlatım, bu kilisenin bir gecede, meleklerin yardımıyla yapıldığını söyler. Kalıntı, Sahra'nın güneyinde Avrupa biçimli taş kiliselerin en erkenlerinden biri olarak tanıtılıyor. Mbanza Kongo bugün krallığın sarayı, mezarları ve kiliseleriyle birlikte korunuyor.

Kilise avlularının yanında eski bir anma geleneği de sürdü. Kongo'nun kıyıya yakın bölgelerinde önemli kişilerin mezarlarına taş figürler dikildi.

Bu figürler ölünün toplumsal yerini, mezarın başında gelecek kuşaklara gösteriyordu. Eli çenede oturuş, Kongo'da yas ve derin düşünceyle ilişkilendirilir. Ahşabın aksine taş yerinde kalmak için yapılmıştı. Yine de bu figürlerin birçoğu on dokuzuncu yüzyılda mezarlardan sökülüp Avrupa'ya götürüldü.

Mekanizma — haç bir hukuk nesnesi olarak

Kongo'da Hristiyanlık dışarıdan getirilmiş bir din olarak kalmadı. Kongo soyluları onu kendi kozmolojileriyle buluşturdu. Ölülerin dünyası ile yaşayanların dünyasını ayıran sınırın düşüncesi, haçın kesişen kollarıyla bağdaştırıldı.

Bu haçların bir kısmı kilisede durmadı. Kongo'da köy önderleri ve yargıçlar onları bir yetki işareti olarak taşıdı. Sanat tarihçisi Cécile Fromont 2014'te yayımlanan kitabında haçın davaları dinlerken, yeminlerde ve törenlerde kullanıldığını anlatır. Hristiyan bir imge böylece hukuku taşıyan bir nesneye dönüşüyordu. Bu iş, dersin başındaki çivili figürün işine çok yakındı.

Avrupalı misyonerler bu iç içe geçmeyi hem kaydetti hem de onunla savaştı.

Cavazzi Kongo'nun soylularını, törenlerini ve sarayını ayrıntıyla anlattı. Ritüel uzmanlarını ise şeytanın hizmetkârları olarak gösterdi. Kitap bugün bu dönem için en zengin kaynaklardan biri. Okurken anlatıcının bir misyoner olduğunu ve neyi yok etmeye çalıştığını akılda tutmak gerekiyor.

Gravürlerde soyluların başında hep aynı türden bir başlık görülür.

Mpu, Kongo'da bir önderin ya da hükümdarın yetkisinin işaretiydi. Başlık bir törenle verilirdi ve onu takan kişi artık bir topluluğun adına konuşabilirdi. Başlığın örgüsü, kumaş dokuyan ustaların düğüm bilgisinden gelir. Bir önderin iktidarı böylece bir giysi parçasında, başın üstünde taşınıyordu.

On yedinci yüzyılın ortasından sonra krallık zayıfladı. 1665'te Mbwila'da Portekiz ordusuyla yapılan savaşta Kongo hükümdarı öldürüldü. Taht kavgaları onlarca yıl sürdü. Bu karışıklık içinde Kimpa Vita adlı genç bir kadın, Aziz Antonius'un kendi bedenine girdiğini söyleyerek bir dinsel hareket başlattı. Hareket krallığın yeniden birleşmesini istiyordu. Kimpa Vita 1706'da yakılarak öldürüldü.

Mekanizma — nkisi'nin içi

Nkisi, Kongo dilinde ruhsal bir gücü barındıran kap anlamına gelir. Bir nkisi her zaman bir insan figürü değildir. Bir torba, bir boynuz, bir kabuk ya da bir çömlek de nkisi olabilir. Onu güçlü kılan, içine konan maddelerdir.

Nkisi'yi hazırlayan ve kullanan uzmana nganga denir. Nganga bitkiler, toprak, kil, hayvan parçaları ve mezar toprağı gibi maddeleri bir araya getirir. Bunlara bilongo denir. Bilongo figürün karnına ya da başındaki bir oyuğa yerleştirilir ve çoğu zaman bir ayna ya da cam parçasıyla kapatılır. Aynanın, ölülerin dünyasını görmeye ve kötülüğü geri yansıtmaya yaradığına inanılırdı.

Oymacı figürü yontar, ama nesneyi tamamlayan nganga'dır. Bu yüzden müzedeki bir nkisi, iki kişinin ve bir topluluğun yıllarca süren emeğini taşır. Avrupa koleksiyonlarına giren figürlerin çoğundan bilongo yükü çıkarılmış ya da dökülmüştür. Vitrindeki ahşap, nesnenin yalnız iskeletidir.

Nkondi, avcı anlamına gelen bir sözcükten türer. Bu figürler suçluyu, yalancıyı ve büyücüyü avlamakla görevli sayılırdı. Bir anlaşma yapıldığında, bir yemin edildiğinde ya da bir hırsızlık çözülemediğinde figüre bir çivi çakılırdı. Çivi figürü uyandırırdı. Bazen çivinin ucuna yemin edenin tükürüğü ya da saçından bir tutam bağlanırdı.

Bu bilgilerin çoğunu Kongo halkının kendi yazılarından biliyoruz.

Defterleri yazanlar, Hristiyan misyonunda okuma yazma öğrenmiş Kongolulardı. Kendi köylerindeki ritüelleri, uzmanları ve figürleri anlattılar. Antropolog Wyatt MacGaffey bu defterlerin bir bölümünü İngilizceye çevirdi. Böylece nkisi'yi onu tanıyanların kendi cümleleriyle okumak mümkün oldu. Misyonerin gözlemi bu cümlelerin yanında ikinci bir ses olarak kalıyor.

Mekanizma — Luba'da bir kadın bedeninin taşıdığı krallık

Luba krallığının kökeni bir destana bağlanır. Destanda kaba ve zalim bir hükümdar olan Nkongolo ile avcı Mbidi Kiluwe karşılaşır. Mbidi'nin oğlu Kalala Ilunga, Nkongolo'yu yener ve kutsal krallığın, yani bulopwe'nin kurucusu olur. Bulopwe kan yoluyla geçen, saygınlığı ve görgüyü taşıyan bir güç olarak anlatılır.

Luba krallığında kadınların yeri belirleyiciydi. Bir hükümdar ölünce onun ruhu bir kadının bedenine geçerdi. Mwadi adı verilen bu kadın, ölü hükümdarın sarayında yaşar ve onun adına konuşurdu. Ölen her hükümdarın eski yerleşimi bir ruh başkentine dönüşürdü. Kadının bedeni, Luba düşüncesinde kraliyet ruhunu taşıyabilecek tek kap sayılıyordu.

Bu düşünce Luba nesnelerinde görünür. Kraliyet amblemlerinin çoğunda bir kadın figürü vardır.

Luba hükümdarının taburesi, tahtın kendisiydi. Ama bu tabureler her gün oturulan eşyalar değildi. Çoğu zaman bir kumaşa sarılıp gizli bir yerde saklanırdı, çünkü hükümdarın ruhunu taşıdığına inanılırdı. Taburenin kadın figürü, krallığı sırtında taşıyan kadını gösteriyor.

Bu saklama düzeni, müzedeki görünüşü tersine çeviriyor. Bugün tabure ışıklı bir vitrinde, her yönden bakılabilecek biçimde duruyor. Kendi bağlamında ise onu görmek bir ayrıcalıktı ve çoğu insan ömrü boyunca hiç görmezdi. Bir nesnenin gizlenerek güç kazandığı bir kültürde, sergilemek de bir anlam değişikliğidir. Bunu bilmek, vitrinin önünde durduğumuz yeri de gösteriyor.

Bu taburenin ustası bilinmiyor. Belçikalı sanat tarihçisi Frans Olbrechts yirminci yüzyılın ilk yarısında, üslubu benzeyen bir grup eseri tek bir ustaya bağladı. Ona, eserlerden birinin toplandığı köyün adıyla Buli Ustası dedi. Sonraki araştırmacılar bu grubun birden fazla ele ait olabileceğini öne sürdü. Bazıları bu ellerden birine bir isim önerdi. Bu öneriler tartışmalı. "Usta" adı, Avrupa sanat tarihinin imzasız işleri bir kişiye bağlama alışkanlığından doğdu.

Luba atölyeleri aynı kadın figürünü başka nesnelerde de kullandı.

Bu kâseler hükümdarın ve kâhinlerin elindeydi. İçlerine beyaz kil ya da kutsal maddeler konurdu. Bir hükümdar öldüğünde kâse, onun ruhunu taşıyan kadına geçerdi. Figürün gövdesindeki kabartmalar, Luba'da güzelliği ve toplumsal yeri gösteren deri işaretlerini kopyalar.

Mekanizma — elle okunan tahta

Luba kraliyet kurumunun belleği mbudye adlı bir derneğin elindeydi. Dernek üyeleri hükümdarların sırasını, göç yollarını, kutsal yerleri ve kraliyet kurallarını ezberlerdi. Bu bilgiyi taşırken bir tahtadan yararlanırlardı.

Bu tür tahtalara lukasa denir. Tahtanın yüzündeki boncuklar ve kabuklar birer yer, birer kişi ya da birer olaydır. Büyük bir boncuk bir hükümdarı, bir kabuk kümesi bir ruh başkentini, bir boncuk dizisi bir yolu anlatabilir. Okuyucu tahtayı elinde tutar, parmağıyla boncukların üstünden geçer ve anlatısını kurar.

Lukasa bir yazı sistemi gibi okunmaz. Aynı tahta, iki farklı okuyucunun elinde iki farklı anlatıya dönüşebilir. Okuyucu, karşısındaki dinleyicinin ve törenin ihtiyacına göre bir yolu öne çıkarır, başka bir yolu geride bırakır. Tahta neyin anlatılacağını sınırlar, ama anlatının kendisini dernek üyesinin belleği kurar.

Bu yorumun çoğu tek bir araştırmaya dayanıyor.

Roberts'lar, lukasa okumalarını yerinde gözlemleyen araştırmacılardır. Katalog, Luba tarihinin her törende yeniden kurulan bir anlatı olarak yaşadığını savundu. Sabit bir metin arayan okur, bu anlatının en canlı yanını kaçırır. Sözlü tarih burada doğrulanmayı bekleyen bir ham madde olmaktan çıkıyor ve kendi işleyişiyle okunuyor.

Mekanizma — Kuba'da hükümdarın eşi

Kuba krallığı, birkaç halkın Bushoong adlı bir grubun önderliğinde birleşmesiyle kuruldu. Hükümdar Nyim unvanını taşırdı. Kuba sözlü tarihi, krallığın kurucusunu on yedinci yüzyılın başında yaşamış Shyaam a-Mbul a-Ngoong olarak anar. Gelenek ona tütünü, dokuma tezgâhını ve tahta üstünde taşla oynanan lyeel oyununu getirmeyi atfeder.

Bu tür heykellere ndop denir. Her ndop'un önünde, o hükümdarı simgeleyen bir nesne bulunur. Shyaam için bu nesne oyun tahtasıdır. Yüzler birbirine benzer ve dingindir, çünkü heykel hükümdarın makamını göstermek için yapılmıştı. Bir hükümdarı ötekinden ayıran, önündeki simgedir.

Torday bu heykeli 1908'de, hükümdar Kot aMbweeky'nin sarayından edindi. Ona aktarılana göre heykel, hükümdar yaşarken onun bir eşi sayılıyordu. Hükümdar saraydan uzaktayken onun yerine kraliçelerin odasında durur, doğum yapan kraliçenin yanına konurdu. Heykelin Shyaam'ın kendi zamanında yapıldığı ise artık kabul görmüyor. Araştırmacılar, bugün bilinen ndop'ların büyük kısmının sonraki yüzyıllarda, eski hükümdarları anmak için yapıldığını düşünüyor.

Torday gözlemlerini Belçika'daki Kongo müzesinin yayınında topladı.

Kitap, Kuba saray tarihçilerinin aktardığı uzun hükümdar listelerini yayımladı. Torday, Kuba'yı Avrupalı okura övgü dolu bir dille, Afrika'nın en gelişmiş krallıklarından biri olarak tanıttı. Bu övgü bir yandan Kuba nesnelerinin Avrupa'da değer kazanmasını sağladı. Öte yandan onları öteki Afrika halklarına karşı bir ölçü olarak kullanan bir hiyerarşi kurdu.

Kuba sözlü tarihinin en kapsamlı incelemesi ise yarım yüzyıl sonra geldi.

Woot, Kuba anlatılarında ilk atanın adıdır. Vansina, sözlü tarihin nasıl korunduğunu, hangi noktalarda biçim değiştirdiğini ve nasıl sınanabileceğini sordu. Hükümdar listelerinin bir kısmının sonradan eklenmiş ya da birleştirilmiş adlar taşıdığını gösterdi. Bu, sözlü tarihin değersiz olduğu anlamına gelmiyordu. Her kaynak gibi onun da kendi kuralları içinde okunması gerektiğini gösteriyordu.

Kuba sarayının görsel dünyası heykellerden ibaret değildi. Saray törenlerinde krallığın kuruluş anlatısını oynayan maskeler çıkardı. Kadınların rafya lifinden işlediği kadife yüzeyli kumaşlar, bir hükümdarın ölümünde onunla birlikte gömülürdü. Bu maskeler ve kumaşlar kursun sonraki derslerinde ayrıca ele alınıyor.

Mekanizma — Kongo Hür Devleti ve koleksiyonlar

1885'te Avrupa güçleri, Kongo havzasının büyük kısmını Belçika kralı II. Leopold'ün kişisel yönetimine bıraktı. Bu yönetime Kongo Hür Devleti adı verildi. Yönetim, kauçuk ve fildişi toplamak için halkı zorla çalıştırdı. Kotayı dolduramayan köyler yakıldı, insanlar öldürüldü ve sakat bırakıldı.

Kuba toprakları da bu düzenin içine çekildi. Krallığın sarayına ulaşan ilk yabancılardan biri, Amerikalı bir misyonerdi.

Sheppard 1892'de Kuba başkentine ulaştı ve hükümdarla görüştü. Topladığı nesneleri, mezun olduğu Hampton okuluna gönderdi. Sheppard aynı zamanda Kasai bölgesinde kauçuk şirketinin uyguladığı şiddeti yazdı. Şirket onu mahkemeye verdi, ama Sheppard 1909'da beraat etti. Bu koleksiyon, bir Afrika krallığının nesnelerinin bir Afrikalı Amerikalının eliyle toplandığı nadir örneklerden biri.

Hür Devlet'in şiddetini Avrupa kamuoyuna en çok duyuran, görüntüler oldu.

Fotoğraftaki adam Nsala'dır. Önündeki el ve ayak, kauçuk şirketine bağlı silahlı adamların öldürdüğü beş yaşındaki kızına aittir. İngiliz misyoner Alice Seeley Harris bu fotoğrafı çekti ve Avrupa'daki kampanyalarda gösterdi. Bu ve benzeri görüntüler, 1908'de Kongo'nun Leopold'ün elinden alınıp Belçika devletine devredilmesinde rol oynadı.

Bu yıllarda subaylar, memurlar ve misyonerler binlerce nesne topladı. Nkisi'lerin bir kısmı "batıl inanç" sayılıp el konuldu ya da yakıldı. Bir kısmı Avrupa'ya götürülüp müzelere satıldı. Kongo kıyısında ise yabancılar için yeni bir zanaat gelişti.

Bu dişler Avrupalı tüccarlara ve memurlara satılmak için oyuldu. Oymacılar, kıyıdaki ticaret hayatını, kervanları ve zincirlenmiş insanları kendi gözleriyle anlattı. Diş, satın alanın hatırası olurken satanın tanıklığını da taşıdı.

Karşılaştırma: çivi ile boncuk

Mangaaka figürü ile Mbudye lukasası aynı amaçla, bir bilgiyi saklamak için yapıldı. Mangaaka'da her çivi kalıcıdır. Çakılan çivi sökülmez ve figür yıllar içinde ağırlaşır. Kayıt eklenerek büyür ve geriye dönük okunamaz, çünkü hangi çivinin hangi davaya ait olduğunu yalnız nganga bilir. Lukasa ise sabit boncuklarla her okumada yeniden kurulur. Tahta değişmez, anlatı değişir. Birinde bellek nesnenin bedeninde birikiyor, ötekinde nesne belleği çağıran bir haritaya dönüşüyor. İkisi de onları okuyan kişi ortadan kalkınca sessizleşiyor.

Usta katmanı: koleksiyon kaydı ile kullanım kaydı

Bir müze etiketi bir nkisi için çoğu zaman bir halk adı, bir bölge ve bir yüzyıl verir. Oysa nesnenin asıl kaydı, onu kullanan nganga'nın ve ona yemin eden insanların belleğindeydi. Laman'ın kâtip defterleri bu iki kaydın arasındaki boşluğu kısmen dolduruyor. Bir figüre bakarken müzenin verdiği bilgiyi, nesneyi kullananların bilgisinden ayır. Çoğu zaman ikincisi kaybolmuştur, ama bir kaynakla geri çağrılabilir.

Kalıcı araçlar

Nesneyi kimin tamamladığını sor. Oymacının işiyle ritüel uzmanının eklediği maddeyi ayır.

Biriken izleri say. Çivi, bıçak, boncuk ve bağ gibi eklemelerin bir kullanım tarihi taşıyıp taşımadığına bak.

Saklama biçimini öğren. Bir nesnenin sergilendiği mi, sarılıp gizlendiği mi, yalnız törende mi açıldığı sorusu anlamını değiştirir.

Kadın figürünü işlevle oku. Bir amblemdeki kadın bedeninin kurumda hangi rolü taşıdığını araştır.

Simgeyle tanı. Bir hükümdar heykelinde yüzden önce önündeki nesneye bak.

Sözlü kaynağı kendi kuralıyla değerlendir. Bir hükümdar listesinin kim tarafından, hangi törende ve hangi amaçla aktarıldığını sor.

Toplama tarihini sömürge takvimiyle karşılaştır. Bir nesnenin Kongo Hür Devleti yıllarında edinilip edinilmediğine bak.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Çivili figürler kötülük yapmak için kullanılan büyü bebekleridir."
Doğrusu

Nkondi çoğu zaman yeminleri, anlaşmaları ve davaları koruyan bir hukuk nesnesiydi.

Yaygın yanlış"Kongo'da Hristiyanlık sömürgeyle geldi ve yüzeysel kaldı."
Doğrusu

Kongo hükümdarları on beşinci yüzyılın sonunda Hristiyanlığı kendileri benimsedi ve onu yerel düşünceyle yeniden kurdu.

Yaygın yanlış"Lukasa bir yazıdır ve herkes aynı biçimde okur."
Doğrusu

Tahta anlatıyı sınırlar, ama anlatıyı dernek üyesi her okumada yeniden kurar.

Yaygın yanlış"Ndop heykelleri hükümdarların gerçekçi portreleridir."
Doğrusu

Yüzler idealleştirilmiştir ve hükümdarı önündeki simge tanıtır.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Kongo krallığı on beşinci yüzyılın sonunda Portekiz'le ilişki kurdu ve Hristiyanlığı kendi düşüncesiyle yeniden biçimlendirdi. Haç orada bir yargı nesnesine dönüştü. Nkisi'ler, nganga'nın eklediği maddelerle güç kazanan kaplardı ve nkondi figürlerine çakılan çiviler yeminleri, davaları kaydetti. Luba'da kraliyet ruhu bir kadının bedeninde taşındı ve taburelerle kâselerde kadın figürleri yer aldı. Mbudye derneği krallığın tarihini lukasa tahtalarıyla her okumada yeniden kurdu. Kuba'da ndop heykelleri hükümdarı önündeki simgeyle tanıttı ve sözlü tarih hükümdar listelerini korudu. Kongo Hür Devleti'nin şiddeti, bu nesnelerin çoğunun Avrupa müzelerine dağılmasının arka planını oluşturdu.

Sonraki derse köprü

Kongo'da bir yemin demirle, Luba'da bir soy kütüğü boncukla saklanıyordu. Batıya, Gine körfezinin altın yataklarına doğru gidildiğinde başka bir saklama düzeni çıkıyor karşımıza. Akan krallıklarında altın tozu küçük terazilerle tartılırdı ve kefelere konan dökme pirinç ağırlıklar hayvanları, nesneleri ve sahneleri gösterirdi. Bu ağırlıkların birçoğu bir atasözüyle eşleşiyordu. Tüccar bir değeri tartarken, aynı anda bir sözü de hatırlıyordu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-314 — Afrika Sanatları: Antik Dönemden 19. Yüzyıla →

15 bölümden 9. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga