Ders KRO-313.9 · Güneydoğu Asya Sanatları

Tay ve Laos krallıklarında Buda imgeleri

3.204 kelime · 22 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: On üçüncü yüzyıldan itibaren Angkor'un sınırlarında kurulan Sukhothai, Lan Na, Ayutthaya ve Lan Xang, Theravada ağına bağlandı. Sukhothai kutsal kişiyi yürüyen, akıcı, alev başlıklı bir bedenle gösterdi ve tomurcuk tepeli kuleler kurdu. Lan Na'nın atölyeleri uzak hac yerlerini yerel ellerle yeniden yaptı; kuzeyin bronzlarına verilen Chiang Saen adı ise tarihli kanıtla sarsıldı. Bazı heykeller kentlerin koruyucusu sayıldı, savaşlarda taşındı, tek bir efsanevi kimliği birden fazla heykel paylaştı. Ayutthaya kutsal kişiyi kral gibi giydirdi ve on sekizinci yüzyılda yıkıldı. Mekong vadisinin kendi stupaları, tapınakları ve yağmur çağıran duruşu vardı. Bangkok yeni bir mirasçılık iddiası kurdu; ulusal başlangıç yazıtı ve üslup şeması bu iddiayı besledi ve tartışmaya açık kaldı.

Açılış: yılda üç kez giydirilen bir heykel

Bangkok'ta, kraliyet sarayının duvarları içindeki bir tapınakta, altın yaldızlı yüksek bir tahtın tepesinde yeşil taştan oyulmuş küçük bir oturan figür duruyor. Bir insan boyunun yarısına bile varmıyor. Ama tapınak, saray ve bütün bir kent onun çevresine kurulmuş gibi.

Mevsim döndüğünde hükümdar ya da onun yerine bir kraliyet ailesi üyesi bir törenle bu figürün giysisini değiştiriyor. Sıcak mevsimin, yağmur mevsiminin ve serin mevsimin ayrı birer takımı var. Her takım altından ve değerli taşlardan yapılmış.

Bu heykelin uzun bir yolculuk öyküsü var. Kuzeyde yazılmış Pali kroniklerine göre on beşinci yüzyılda Chiang Rai'de yıldırım çarpan bir çedinin içinden çıktı. Sonra kuzeyin başkentlerine, oradan Lao krallarının başkentlerine taşındı. On sekizinci yüzyılın sonunda bir Tay ordusu onu Vientiane'den alıp güneye getirdi. O günden beri Bangkok'ta duruyor.

Yeşil figür bir krallığın koruyucusu, bir hanedanın meşruiyet kaynağı ve iki komşu ülke arasında hâlâ hassas bir hatıra. Bu derste bir heykelin taşınmasıyla bir krallığın kendini nasıl tanımladığını izleyeceğiz. Bu krallıkların kutsal kişiye verdiği yeni bedene de bakacağız: bir adım atan, kalçası akan bir çizgiyle yana kayan bir beden.

Dersin yolu

Önce krallıkların kuruluşunu ve dinî bir ağa bağlanmalarını kuracağız. Sonra Sukhothai'nin yürüyen bedenine, ardından Lan Na'nın kuzey atölyelerine bakacağız. Yolculuk eden heykellerden sonra Ayutthaya'nın kraliyet tapınaklarına ve yıkılışına uğrayacağız. Oradan Mekong vadisine ve on dokuzuncu yüzyıl Bangkok'una gideceğiz. Karşılaştırma bölümü bir yazıtın ve bir üslup şemasının tartışmalı tarihini okuyor. Usta katmanı açılıştaki heykele ve onun boş kalan eski evine dönüyor.

Sıfır noktası: yeni krallıklar, eski bir ağ

On üçüncü yüzyılda, KRO-313.6'da gördüğümüz Angkor'un batı ve kuzey sınırlarında Tay dillerini konuşan halklar yeni krallıklar kurdu. Büyük ovanın kuzey ucunda Sukhothai kuruldu. Adı "mutluluğun şafağı" anlamına geliyordu. Daha kuzeyde, dağlık vadilerde, Chiang Mai merkezli Lan Na krallığı yükseldi. Doğuda, Mekong vadisinde, on dördüncü yüzyılın ortasında Lan Xang adlı Lao krallığı kuruldu. Aynı yüzyılda ovanın ortasında, ırmakların çevirdiği bir adada Ayutthaya ortaya çıktı. Dört yüzyıl boyunca bölgenin en güçlü merkezlerinden biri oldu.

Bu krallıkların hepsi KRO-313.7'de gördüğümüz Theravada ağına bağlandı. Keşişler Sri Lanka'ya gidip döndü, yeni keşiş toplulukları kurdu. Kutsal kalıntılar ve metinler kentten kente taşındı. Sri Lanka'nın çan biçimli stupası da bu krallıkların kutsal alanlarına girdi.

Yeni krallıklar Angkor'un yazısını, saray törenlerini ve yönetim alışkanlıklarını kısmen devraldı. Dinde ise başka yöne döndüler. Angkor'un kraliyet kültlerinin yerini keşiş topluluğuna, bağışa ve sevaba dayanan bir düzen aldı. Bu düzende bir kralın gücü büyük ölçüde keşişleri koruması, tapınak yaptırması ve kutsal imgeleri elinde tutmasıyla ölçülüyordu.

Mekanizma — Sukhothai'de yürüyen beden

Sukhothai'nin dökümcüleri kutsal kişiyi daha önce çok ender görülen bir duruşla gösterdi: yürürken.

Bedende kas ya da kemik izi neredeyse hiç yok. Omuzlar geniş, bel çok ince, sarkan kol yaşlı metinlerin benzetmesiyle bir filin hortumu gibi uzun ve kesintisiz. Kalça hafifçe yana kaymış. Ağırlık öndeki ayağa geçiyor, kol bu akışı izliyor. Başın tepesindeki çıkıntının üzerinde alev biçiminde uzanan bir uç var. Bu alev Sukhothai imgelerinin en kolay tanınan işareti.

Yürüyüşün hangi anı gösterdiğini bir anlatı açıklıyor. Gelenek, kutsal kişinin bir yağmur mevsimi boyunca gökte annesine öğreti anlattıktan sonra yeryüzüne bir merdivenle indiğini söyler. Aynı iniş bir tapınağın alçı kabartmasında bağlamıyla birlikte görülüyor.

Kabartmada tanrılar inişe eşlik ediyor ve sahne bir öyküyü anlatıyor. Bronz figürde bu çevre kaybolmuş, geriye hareketin kendisi kalmış. Bağımsız heykel, öykünün tek bir anını taşıyor.

Kentin kutsal alanları da kendine özgü bir biçim geliştirdi.

"Mahathat" büyük kutsal kalıntı demek ve bu ad bölgenin pek çok kentinde ana tapınağa veriliyor. Bu yüzden aynı adı birazdan Ayutthaya'da da duyacağız. Sukhothai'deki kulenin tomurcuk biçimli tepesi araştırmacıların çoğunca bu krallığın kendi buluşu sayılıyor.

Kentin kuzeyindeki bir başka alanda dev bir figür neredeyse kapalı bir yapının içine sığdırılmış.

Ziyaretçi figüre açıklıktan adım adım yaklaşıyor. Önce bir parçasını, sonra yüzünü, sonra yere dokunan elini görüyor. Duvarın kalınlığı içinde bir merdiven var. Sonraki bir anlatı, bir hükümdarın askerlerine heykelin konuştuğunu ve sesin aslında bu merdivende saklanan birinden geldiğini aktarır. Öykünün doğruluğu bilinmiyor. Yine de bu tür heykellerin konuşan, güç taşıyan varlıklar olarak görüldüğünü iyi gösteriyor.

Sukhothai'nin ikiz kenti Si Satchanalai'nin fırınları seramik de üretti.

Bu kaplar Vietnam ve Çin kaplarıyla aynı gemilerde adalara ulaştı. Heykel atölyesiyle fırın aynı krallığın iki yüzüydü. Biri kutsal imgeyi, öbürü deniz ticaretindeki payı üretiyordu.

Mekanizma — Lan Na'nın kuzey atölyeleri

Lan Na'nın başkenti Chiang Mai, açılıştaki yeşil heykelin en uzun kaldığı duraklardan biriydi.

Kroniklere göre yeşil heykel on beşinci yüzyılın ikinci yarısında bu çedinin bir nişine yerleştirildi. Çedinin tepesi on altıncı yüzyılda bir depremde çöktü. Yapı bugün kesik hâliyle duruyor. Yirminci yüzyılın sonundaki onarım, eksik bölümleri hangi biçimde tamamlamak gerektiği konusunda tartışma doğurdu.

Aynı yüzyılda Lan Na kralı, Hindistan'daki aydınlanma tapınağını örnek alan bir yapı yaptırdı.

Kroniklere göre burada keşişler kutsal metinleri gözden geçirmek için büyük bir toplantı yaptı. Duvarlardaki alçı figürlerin yüzleri ve giysileri, uzak bir hac yerinin biçimini yerel bir el işçiliğiyle yeniden kuruyor.

Kuzeyin dökümcüleri dolgun göğüslü, yuvarlak yüzlü, başının tepesinde alev yerine yuvarlak bir tomurcuk taşıyan oturan Budalar da döktü. Yirminci yüzyılın sınıflandırması bunlara eski bir sınır kentinin, Chiang Saen'in adını verdi. Onları da çok erken bir döneme koydu. Sonraki araştırmacılar kaidelerdeki tarihli yazıtları okudu. Bu yazıtlar heykellerin önemli bir bölümünün daha geç yüzyıllarda Chiang Mai çevresinde döküldüğünü gösterdi. Bir kentin adı, bir üslubun tarihini sessizce değiştirmişti.

Mekanizma — yolculuk eden heykeller

Bu krallıklarda bazı kutsal heykeller bir kentin koruyucusu sayıldı; tam da bu değer onları savaşların ganimeti yaptı.

Gelenek bu heykelin Lan Xang'ın kurucusuna komşu bir saraydan armağan olarak geldiğini anlatır. Başkent güneye taşındığında heykel eski kentte kaldı. Kent de adını ondan aldı. Tay ordularıyla yaşanan savaşlarda iki kez alınıp götürüldü ve iki kez geri getirildi. Heykelin hangi kentte durduğu, iki komşunun güç dengesini herkesin görebileceği biçimde gösteriyordu.

Bazen tek bir kutsal kimliği birden fazla heykel paylaşıyor.

Kronik, Phra Sihing'in Sri Lanka'da yapılıp denizden geldiğini ve kentten kente geçtiğini anlatır. Üç heykelin üslubu birbirinden ayrı ve büyük olasılıkla hiçbiri adada yapılmadı. Tek bir ad üç ayrı esere yapışmış. Her birinin kentine aynı saygınlığı taşıyor.

Bazı heykellerin gücü ise kopyalarla çoğaldı.

Hale figürü bir kemer gibi sarıyor. Heykel sonraki yüzyıllarda en çok kopyalanan Tay imgelerinden biri oldu. Yirminci yüzyılın başında Bangkok'taki bir kraliyet tapınağı için büyük bir kopyası döküldü. Büyük bronzlar kil bir çekirdeğin çevresine sarılan balmumunun eritilmesiyle içi boş olarak dökülüyordu. Döküm, keşişlerin ve saray çevresinin katıldığı bir törendi.

Mekanizma — Ayutthaya: kül, taç ve kök

Ayutthaya'nın limanında Çinli, Japon, Pers, Hint ve Avrupalı tüccarlar buluştu. Kentin kalbinde, sarayın içinde, keşişlerin yaşamadığı ve yalnız kraliyet törenlerine ayrılmış bir tapınak vardı.

Çan biçimi Sri Lanka stupasından geliyor. Ama içerdeki kalıntı bir hükümdara ait. Kutsal kalıntının yerini kraliyet kalıntısı almış. Tapınağa adını veren dev, altınla kaplı ayakta Buda'nın kentin düştüğü yıl eritildiğini sonraki anlatılar aktarıyor.

Ayutthaya'nın son yüzyıllarında kutsal kişi kral gibi giydirilmeye başlandı.

Bu imge, kibirli bir kralı alçakgönüllülüğe çağırmak için kutsal kişinin görkemli bir hükümdar kılığına girdiğini anlatan bir öyküyle ilişkilendiriliyor. Saraya bakan bir izleyici için taçlı Buda iki yönlü bir işaretti. Kral gücünü kutsal kişinin görkeminden alıyor, kutsal kişi de kralın dilini konuşuyordu.

On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Konbaung hanedanının Birman orduları kenti kuşattı, ele geçirdi ve yaktı. Yıkımı ayrıntılı anlatan kaynakların çoğu Tay tarafının sonraki kronikleri. Kayıp gerçek ve büyük. Ama anlatı yenilen tarafın acısıyla ve yeniden kuruluşun ihtiyaçlarıyla yazıldı.

Başın oraya nasıl düştüğünü bilmiyoruz. Ağaç büyüdükçe kökler onu sardı ve yerden yükseltti. Bugün bölgenin en çok fotoğraflanan imgelerinden biri. Ziyaretçilerden önünde başın üzerinde kalacak biçimde ayakta durmamaları isteniyor. Doğanın yıkımı tamamlaması güçlü bir romantik imge yarattı. Aynı imge bir savaşın, bir yağmanın ve sonradan antika pazarlarına akan, gövdesinden ayrılmış sayısız başın da tanığı.

Mekanizma — Mekong vadisinin kutsal alanları

On altıncı yüzyılda Lan Xang'ın kralı Setthathirath, başkentini ırmak boyunca güneye, Vientiane'ye taşıdı ve yeni kentte büyük bir stupa yaptırdı.

Stupa on dokuzuncu yüzyılda savaş ve yağmayla büyük zarar gördü. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Fransız sömürge yönetimi döneminde yeniden kuruldu. Bugün Laos'un ulusal arması ve banknotlarında görülüyor. Bir yeniden yapım, bir ulusun simgesi oldu.

Eski başkentte kalan Luang Prabang'da kral bir saray tapınağı yaptırdı.

Neredeyse yere değen alçak, kat kat damlar bu kentin mimarisinin tanınır çözümü. Arka duvardaki ağaç ise yapının en yeni katmanlarından biri. Bugün tapınağın en çok fotoğraflanan bölümü, aslında onun en geç eklemesi.

Vientiane'de on dokuzuncu yüzyılın başında yapılan bir manastır, kentin sonraki yıkımından ayakta çıktı.

Bir Lao hükümdarının Bangkok'a karşı ayaklanması bastırıldığında Tay ordusu Vientiane'yi büyük ölçüde yıktı. Bu manastırın neden ayakta kaldığı tartışılıyor. Açıklamalardan biri, yapısının Bangkok tapınaklarına benzemesi. Nişlerdeki küçük heykeller, sevap için bağışlanan imgelerin bir duvarda nasıl birikebildiğini gösteriyor.

Lao heykeltıraşları kutsal kişiyi bölgeye özgü bir duruşla da gösterdi.

Bu duruş kuraklık sırasında yağmur çağırmayla ilişkilendiriliyor. Kollar bedenin iki yanında aşağı akan iki çizgi oluşturuyor. Pirinç tarımına dayanan bir toplumda kutsal kişi, en hayati ihtiyaca doğrudan bağlanmış.

Mekanizma — yeni bir başkent, yeni bir yüzyıl

Yeşil heykeli Vientiane'den getiren general kısa süre sonra yeni bir hanedanın kurucusu oldu. Başkenti ırmağın karşı kıyısındaki Bangkok'a taşıdı. Yeni kent kendini yıkılan Ayutthaya'nın mirasçısı olarak tanımladı. Eski başkentin harabelerinden tuğlalar yeni surların yapımına taşındı.

Yatan figür kutsal kişinin ölüm ve son kurtuluş anını gösteriyor. Tabanlardaki sedef kakma, kutsal bedenin işaretlerini bir harita gibi sıralıyor. Ziyaretçi heykelin boyunu yürüyerek ölçüyor.

On dokuzuncu yüzyılın ortasında komşu ülkeler birer birer Avrupa sömürgesi oldu. Bangkok sarayı bağımsızlığını korudu. Avrupa'nın haritacılığını, bilimini ve resmini dikkatle izlemeye başladı.

Ressam geleneksel tapınak resminin düz, süslü yüzeyini bırakıp Avrupa resminin derinliğini ve gölgesini kullandı. Konular yine öğretinin benzetmeleriydi. Yabancı binalar bir ahlak dersini taşıyan sahne olarak duvara girdi. Bu tapınağın başrahibi bir dönem, sonradan kral olacak bir prensti. Onun adı karşılaştırma bölümünde yeniden geçecek.

Karşılaştırma: bir yazıt ve bir üslup şeması

Sukhothai'nin en ünlü belgesi bir taş yazıt.

Yazıtı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında, keşişlik yıllarında Sukhothai harabelerini gezen prens Mongkut buldu. Sonradan kral olan bu prens, Khrua In Khong'un çalıştığı tapınağın da başrahibiydi. Yazıt Tay yazısının en eski örneği sayıldı. Krallığın altın başlangıcının belgesi olarak ulusal tarihin merkezine yerleşti.

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde bazı araştırmacılar yazıtın dilinin ve harflerinin çağdaşı yazıtlardan ayrıldığını öne sürdü. Onun çok daha sonra, belki bulunduğu dönemde yazılmış olabileceğini savundu. Başka araştırmacılar özgün olduğunu savundu. Tartışma ulusal bir simgeye dokunduğu için çok hassas bir hâl aldı. Tam olarak da çözülmedi. Elimizde sağlam duran bir nesnenin, ne zaman yazıldığını kendiliğinden kanıtlamadığını burada açıkça görüyoruz.

Heykelleri sınıflandırmak için bugün de kullanılan şemanın da bir tarihi var. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Prens Damrong ve Fransız bilgin George Cœdès, bölgenin heykellerini krallık ve kent adlarıyla anılan üsluplara ayırdı. Şema heykelleri bir ulusal tarihin aşamaları gibi sıraladı. Sukhothai bir altın çağ, sonrakiler onun mirasçıları. Chiang Saen adının başına gelenler bu şemanın bir sonucuydu. Lao krallıkları ve öteki bölgesel merkezler bu sırada çoğu zaman kenarda kaldı.

Yazıt ve şema birlikte bir ulusun kendi başlangıcına dair anlatısını kurdu. Böyle bir belgeyi ya da sınıflandırmayı, onu kuran ve kullanan dönemin ihtiyaçlarıyla birlikte okumak gerekiyor. Ulusal önem, tarihsel güvenilirliği sorgulamayı zorlaştırırken daha da gerekli kılıyor.

Usta katmanı: bir heykelin iki evi

Açılıştaki yeşil figüre dönelim. Vientiane'de, onu barındırmak için on altıncı yüzyılda yaptırılan yapı hâlâ duruyor.

Bu salon heykelin götürülmesinden sonra boş kaldı. Sonraki savaşta yıkıldı, sömürge döneminde yeniden kuruldu. Bugün müze olarak kullanılıyor. Adını taşıdığı heykel iki yüzyılı aşkın süredir başka bir kentin tahtında oturuyor.

Laos'ta yeşil heykel yitirilmiş bir kutsal nesne olarak hatırlanıyor. Tayland'da ise ülkenin en kutsal imgesi ve hanedanın koruyucusu. Mevsimlik giysilerinin her değişimi bu sürekliliği yeniden kuruyor. Bir müzeden çalınan bir heykelin iadesiyle bu durum aynı terazide tartılamıyor. Arada iki komşu krallığın savaşı ve iki yüzyılı aşan kesintisiz bir ibadet var.

Sanat tarihçisinin burada yapabileceği en dürüst iş iki hatırayı da açıkça kaydetmek. Chiang Rai'deki çedi, Chiang Mai'deki niş, Vientiane'deki salon ve Bangkok'taki taht. Heykelin her durağı anlamının bir katmanı. Bu nesnenin biyografisi hâlâ yazılıyor.

Kalıcı araçlar

Duruşu oku. Figürün oturduğunu, ayakta durduğunu, yürüdüğünü ya da yattığını, el ve kol konumunu, hangi anı ve hangi öyküyü gösterdiğiyle birlikte kaydet.

Güç nesnesini sor. Bir heykelin bir kentin ya da hanedanın koruyucusu sayılıp sayılmadığını ve yerinin savaşlarla nasıl değiştiğini izle.

Paylaşılan kimliği ayır. Aynı efsanevi kimliği birden fazla eser taşıyorsa, her iddianın hangi kente saygınlık kazandırdığını not et.

Yıkımın imgesine mesafe koy. Bir harabe imgesinin romantik çekiciliğinin hangi savaşı, yağmayı ve pazarı gizleyebileceğini sor.

Üslup adının tarihini bul. Müzenin verdiği "Sukhothai" ya da "Chiang Saen" adının hangi sınıflandırmadan geldiğini ve tarihli kanıtla örtüşüp örtüşmediğini araştır.

İki hatırayı birlikte yaz. Savaşta yer değiştiren bir nesneyi, onu kaybeden ve onu koruyan tarafın hatırasıyla birlikte anlat.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Buda heykelleri bu krallıklarda yalnızca ibadet nesneleriydi."
Doğrusu

Bazı heykeller kentlerin ve hanedanların koruyucusu sayıldı, savaşlarda ele geçirilip başka başkentlere taşındı.

Yaygın yanlış"Yürüyen Buda bölgenin bütün dönemlerinde yaygın bir duruştur."
Doğrusu

Bu duruş Sukhothai atölyelerinin özgün bir yaratımı olarak öne çıkıyor. Başka dönemlerde çok daha ender.

Yaygın yanlış"Bir heykelin efsanevi kökeni onun gerçek kökenidir."
Doğrusu

Phra Sihing kimliğini taşıyan üç heykelin üslupları ayrı ve büyük olasılıkla hiçbiri efsanenin söylediği yerde yapılmadı.

Yaygın yanlış"Chiang Saen üslubu adını aldığı kentin en erken dönemine aittir."
Doğrusu

Tarihli kaide yazıtları, bu adla anılan heykellerin önemli bir bölümünün daha geç yüzyıllarda Chiang Mai çevresinde döküldüğünü gösteriyor.

Yaygın yanlış"Tapınakların en çok fotoğraflanan yüzeyleri en eski yüzeyleridir."
Doğrusu

Luang Prabang'daki cam mozaik ağaç gibi, en tanınan süslemelerin bir kısmı sonraki onarımların eklemesi.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: On üçüncü yüzyıldan itibaren Angkor'un sınırlarında kurulan Sukhothai, Lan Na, Ayutthaya ve Lan Xang, Theravada ağına bağlandı. Sukhothai kutsal kişiyi yürüyen, akıcı, alev başlıklı bir bedenle gösterdi ve tomurcuk tepeli kuleler kurdu. Lan Na'nın atölyeleri uzak hac yerlerini yerel ellerle yeniden yaptı; kuzeyin bronzlarına verilen Chiang Saen adı ise tarihli kanıtla sarsıldı. Bazı heykeller kentlerin koruyucusu sayıldı, savaşlarda taşındı, tek bir efsanevi kimliği birden fazla heykel paylaştı. Ayutthaya kutsal kişiyi kral gibi giydirdi ve on sekizinci yüzyılda yıkıldı. Mekong vadisinin kendi stupaları, tapınakları ve yağmur çağıran duruşu vardı. Bangkok yeni bir mirasçılık iddiası kurdu; ulusal başlangıç yazıtı ve üslup şeması bu iddiayı besledi ve tartışmaya açık kaldı.

Sonraki derse köprü

Bu dersin güç nesnelerinin hepsi bir bedendi. Giydirilen, taşınan, kopyalanan, bir tahtın tepesine oturtulan bir heykel. Malaka Boğazı'nın iki yakasındaki ve Cava kıyısındaki liman kentlerinde ise başka bir kutsal nesne elden ele geçiyordu. Hint Okyanusu tüccarlarının ve bilginlerinin uğradığı bu limanların hükümdarları İslam'ı kabul etti. Malayca Arap harfleriyle yazılmaya başlandı. İlk camiler kat kat yükselen yerel damların altında kuruldu. Bu kentlerde bir hükümdarın soyunu ve inancını kanıtlayan şey çoğu zaman bir kâtibin masasından çıkıyordu: tarihli kolofonuyla, süslü başlık sayfasıyla, kenarlarına düşülmüş notlarla bir el yazması.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-313 — Güneydoğu Asya Sanatları →

12 bölümden 9. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga