Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Bagan, on birinci ile on üçüncü yüzyıllar arasında Irrawaddy vadisinde binlerce tuğla tapınağın kurulduğu ovadır. Tapınaklar sevap kazanmak için yapıldı ve bağışçılar kraldan köylüye uzanır. Zedi ile gu ayrımı, gerçek kemer, sıva süsleme, sırlı Jātaka levhaları ve Mon ya da Burmaca açıklamalı duvar resimleri bu mimarinin temel öğeleridir. Thaton fethi ve Moğol yıkımı anlatıları sorgulanmalıdır; Sri Lanka ile keşiş ve emanet alışverişi ise ağın omurgasıdır.
Açılış: ölmekte olan bir kral için dört dil
On ikinci yüzyılın başında, Irrawaddy kıyısındaki bir sarayda yaşlı bir kral ölüm döşeğindedir. Oğlu Rājakumāra, babasının ona armağan ettiği köylerin gelirini bir Buda heykeline harcar. Altından bir heykel döktürür, bir tapınak yaptırır ve heykeli babasının sevabı için oraya koyar. Sonra olanları taşa yazdırır, hem de aynı metni dört kez.
Yazıtın dört dili, bu kentin kimlerle konuştuğunu gösteren bir haritadır. Pali, Theravada Budizminin kutsal metinlerinin dilidir. Mon, güney kıyılarında yaşayan ve keşiş geleneğini taşıyan halkın dilidir. Pyu, Bagan'dan önce bu vadide kent kurmuş bir halkın, o tarihte artık az kullanılan dilidir. Burmaca ise yeni yükselen sarayın kendi dilidir.
Yirminci yüzyılın başında araştırmacılar Pyu yazısını en çok bu metnin öbür yüzleriyle karşılaştırarak okuyabildi.
Angkor'da sarı giysili keşişleri bir yabancının gözünden görmüştük. Bu derste o keşişlerin geldiği ağı, onları besleyen bağış düzeniyle birlikte okuyacağız.
Dersin yolu
Pyu kentlerinden ve kroniklerin fetih öyküsünden sonra tapınakları, sırlı levhaları ve duvar resimlerini krallar sırasıyla gezeceğiz. Son bölüm depremleri, onarımları ve "çöküş" sözcüğünü ele alıyor.
Sıfır noktası: stupa, tapınak ve sevap
Bagan, bugünkü Myanmar'ın ortasında, Irrawaddy ırmağının doğu kıyısındaki kurak bir ovadır. On birinci yüzyıldan on üçüncü yüzyılın sonuna kadar bu ova bir krallığın merkeziydi. Ovanın üstüne bu dönemde binlerce tuğla yapı kuruldu ve bunların büyük bölümü bugün hâlâ ayaktadır.
Yapıların çoğu iki temel türe ayrılır. Burmaca zedi denen ilki, içine girilmeyen dolu bir kütledir. Kutsal emanetleri, yani Buda'ya ya da büyük keşişlere ait sayılan kalıntıları, kalbinde saklar. Ziyaretçi onun çevresinde saat yönünde dolaşır ve dışarıdan saygı gösterir.
İkinci tür gu adını taşır; sözcük "mağara" anlamına gelir. Gu, kalın duvarların loş koridorları sardığı, içine girilen bir tapınaktır; koridorların sonunda bir Buda heykeli oturur. İçerideki duvarlar çoğu zaman resimlerle kaplıdır.
İki türün arkasında aynı düşünce yatar: sevap. Theravada öğretisinde iyi bir işin karşılığı bu hayatta ya da sonraki hayatlarda geri döner. Bir tapınak yaptırmak en büyük sevaplardan biri sayılıyordu. Kral da, kraliçe de, bir köy ailesi de bu yüzden bağış yapıyordu. Bagan'ı dolduran yapılar, bu sevap ekonomisinin taşa ve tuğlaya dönüşmüş birikimidir.
Mekanizma — Pyu kentleri ve öncül tuğla
Bagan'ın tuğla geleneği, Irrawaddy vadisinde çok daha eskiye uzanır. Birinci binyılda Pyu halkı vadinin farklı yerlerinde surlarla çevrili kentler kurdu. Halin, Beikthano ve Śrī Kṣetra bu kentlerin en iyi tanınanlarıdır. Üçü 2014'te birlikte Dünya Mirası listesine alındı.
Bawbawgyi, Bagan'daki çan biçimli stupalardan farklıdır. Gövdesi uzun ve neredeyse dik yükselir. Yine de içine girilmeyen tuğla kütle düşüncesi burada kurulmuştu. Śrī Kṣetra'da Pali metinleri altın yapraklara yazılmış olarak bulundu. Theravada metinleri bu vadide Bagan'dan yüzyıllar önce okunuyordu.
Çin kaynakları dokuzuncu yüzyılın başında bir Pyu müzik heyetinin Tang sarayına geldiğini anlatır. Kısa süre sonra Pyu kentleri siyasal önemini yitirdi. Kuzeyden inen Burmaca konuşan topluluklar Bagan'da yeni bir merkez kurdu. Myazedi'nin Pyu yüzü, bu eski dilin hâlâ saygı gördüğünü gösteriyor.
Mekanizma — Thaton anlatısı ve onun sorunları
Bagan'ın büyük çağı, kroniklere göre on birinci yüzyılın ortasında tahta çıkan Anawrahta ile başlar. Burma kroniklerinin en ünlüsü olan Cam Saray Kroniği, öyküyü şöyle anlatır. Shin Arahan adlı bir Mon keşişi Bagan'a gelir ve kralı Theravada'ya döndürür. Kral, güneydeki Mon kenti Thaton'un kralı Manuha'dan kutsal metinlerin kopyasını ister. Manuha reddedince Anawrahta Thaton'u kuşatıp alır; metinleri, keşişleri, ustaları ve tutsak kralı Bagan'a getirir.
Bu anlatıda Bagan sanatının kaynağı tek bir fetihtir. Oysa kroniğin derlendiği tarih çok sonraki bir döneme aittir. Cam Saray Kroniği on dokuzuncu yüzyılın başında, Konbaung sarayının emriyle derlendi. Saray o dönemde Mon topraklarını kendine bağlamıştı. Mon kültürünün Bagan'a bir savaş ganimeti olarak geldiğini söyleyen öykü, bu sarayın işine geliyordu.
Tarihçi Michael Aung-Thwin, 2005'te yayımlanan The Mists of Rāmañña adlı kitabında daha ileri gitti. Ona göre on birinci yüzyılda güneyde Bagan'ı biçimlendirecek güçte bir Mon krallığının varlığı çağdaş yazıtlarla kanıtlanamaz. Thaton fethi, sonraki yüzyılların kurduğu bir köken öyküsüdür. Bu görüşe karşı çıkan araştırmacılar da var. Mon dilinin Bagan'daki erken yazıtlarda ve resim açıklamalarında yoğun biçimde kullanıldığını hatırlatıyorlar. Tartışmanın vardığı ortak nokta şu: Mon etkisi gerçekti, ama onun tek bir fetihle geldiği kroniğin yorumudur.
Kronik geleneği, fethin izini taşları üstünde de gösterir.
Yerel gelenek tapınağı tutsak Manuha'nın, mücevherlerini satarak yaptırdığını anlatır. Heykellerin odaya sığmayan bedenleri, tutsak kralın sıkıntısının ifadesi olarak yorumlanır. Bu güzel bir okumadır ama bir anlatıya dayanır. Dar oda ile iri heykel arasındaki gerilim, başka Bagan tapınaklarında da görülür.
Bagan'da yapıların neredeyse hepsi tuğladır; Nanpaya kesme taş kaplamasıyla ayrılır. Geleneğe göre burası Manuha'nın konutuydu. Payelerdeki figür Brahmā'dır ve Budist bir mekânda Buda'yı koruyan ve onu onurlandıran bir tanrı olarak durur. Hindu tanrıları Theravada Bagan'ında da yer buldu; bunu duvar resimlerinde yeniden göreceğiz.
Mekanizma — Anawrahta'nın stupaları ve Sri Lanka
Anawrahta'nın adı en çok büyük stupalarla anılır. Bunların ilki, kroniğe göre Thaton'dan getirilen kutsal saçları saklamak için kuruldu.
Teraslar, ziyaretçinin hem dolaştığı hem tırmandığı bir dağ gibi düzenlenmişti. Teras köşelerinde bir zamanlar sırlı levhalar vardı. Kare teraslar üstünde çan biçimli gövde, Bagan'da yüzyıllar boyunca yinelenen bir kalıp oldu.
Aynı yıllarda Sri Lanka'dan bir çağrı geldi. Uzun bir Çola işgalinden yeni kurtulan adanın kralı I. Vijayabāhu, keşiş topluluğunun yeniden kurulması için Bagan'dan keşiş istedi. Bu istek Sri Lanka'nın kendi kroniği Cūlavaṃsa'da anlatılır. Theravada'da bir kişiyi keşiş yapmak için yeterli sayıda geçerli keşişin bulunması gerekir. Bagan'dan giden keşişler, adadaki ordinasyon zincirini yeniden bağladı.
Burma kronikleri karşılık olarak bir armağandan söz eder. Anawrahta, Sri Lanka'daki Buda'nın diş emanetini istemiş, adadan onun bir kopyası gönderilmiş. Kopya mucizevi biçimde çoğalmış ve birkaç stupaya dağıtılmış. Bu anlatının ayrıntıları kronik geleneğine aittir; çağdaş bir yazıtla doğrulanmıyor. Ama iki adanın keşiş ve emanet alışverişiyle birbirine bağlandığı kesindir.
Kronik, diş emanetinin kopyalarından birinin burada saklandığını söyler. Teraslardaki levhalar, Jātaka öykülerini sırayla gösterir. Jātaka, Buda'nın bu hayatından önce hayvan, prens ya da tüccar olarak yaşadığı hayatlarının öyküleridir. Pali kanonu beş yüzü aşkın Jātaka sayar ve her biri bir erdemi öğretir. Stupanın çevresinde dolaşan ziyaretçi, öyküleri sırayla izleyerek Buda'nın erdemleri nasıl biriktirdiğini görürdü.
Shwezigon'un avlusunda Kyansittha'nın Mon dilinde yazıtları da bulundu. Yazıtlar kralın tahta çıkışını ve sarayın kuruluş törenlerini anlatır.
Mekanizma — tuğla, kemer ve sıva
Bagan tapınaklarının malzemesi, ovanın kendi toprağından pişirilen tuğladır. Tuğlalar ince bir çamur harcıyla örüldü. Duvarların dış yüzü, sonra kireçli bir sıvayla kaplandı.
Angkor ustaları iç mekânı çoğunlukla taşları birbirinin üstüne çıkıntılı dizerek örttü. Bu bindirme tekniği geniş bir açıklığı kapatamaz ve iç odaları dar tutar. Bagan ustaları ise gerçek kemer kurdu: kama biçimli tuğlalar yay boyunca dizilir ve yük yana doğru dağılır. Güneydoğu Asya'da bu teknik seyrektir. Bagan'ın geniş koridorları ve yüksek iç odaları bu bilgiye dayanır.
Sıva, Bagan'ın süsleme dilidir. Ustalar ıslak kireç sıvaya çiçek dalları, kıvrılan sarmaşıklar, makaralar ve kala yüzleri işledi. Kapı çerçevelerinin üstünde alev biçimli kemerler yükselir. Bu süslemelerin çoğu yüzyıllar içinde döküldü. Kalanlar, yapının bir zamanlar beyaz ve ince oymalı bir kabukla örtülü olduğunu gösteriyor.
Mekanizma — Kyansittha ve Ananda
Anawrahta'nın oğullarından sonra tahta Kyansittha geçti. Saltanatı on birinci yüzyılın sonundan on ikinci yüzyılın başına uzanır. Myazedi yazıtındaki ölmekte olan kral odur. Kyansittha yazıtlarında kendini hem bir Budist hükümdar hem Vişnu'nun bir yeniden doğuşu olarak tanıtır.
Kroniğe göre bir gün sarayına sekiz keşiş gelir. Himalaya'daki bir mağaradan geldiklerini söyler ve kralın gözleri önünde o mağaranın görüntüsünü canlandırırlar. Kral bu mağarayı Bagan'da yeniden kurmak ister. Bu bir efsanedir, ama ortaya çıkan yapı Bagan'ın en tanınmış tapınağıdır.
Ananda haç biçimli bir plana sahiptir. Merkezde, dört yüzünde derin nişler açılmış dolu bir tuğla küp durur. Çevresini iki eş merkezli koridor sarar ve dört yönden birer giriş holü bu koridorlara açılır.
Dört heykel, bu çağın dört Budası olarak yorumlanır: Gotama Buda ve ondan önceki üç Buda. Kuzey ve güney heykelleri özgün kabul edilir. Doğu ve batıdakiler, sonraki bir yangından sonra yeniden yapıldı. Işık, nişlerin üstündeki gizli açıklıklardan gelir. Karanlık koridordan yürüyen ziyaretçi, birden aydınlık bir yüzle karşılaşır.
Gelenek bu figürleri Kyansittha ile keşiş Shin Arahan olarak tanır. Figürlerin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Yine de karşılıklı durmaları, kral ile keşiş topluluğu arasındaki ilişkiyi özetler. Kral bağışlar; keşiş öğretir ve bağışı anlamlı kılar.
Ziyaretçi koridorda yürüdükçe Buda'nın hayatını sırayla okur; dış kaidede ve teraslarda ise başka bir anlatı akar.
Māra, Buda'yı aydınlanmadan alıkoymaya çalışan baştan çıkarıcı güçtür. Levhalar onun ordusunu bir yanda, yenilgisini öbür yanda gösterir. Her levhanın altındaki yazı, sahnenin adını ve sırasını verir. Sırlı yüzey, tuğlanın kırmızısı ile sıvanın beyazı arasında parlak bir renk şeridi oluşturur. Yazının dili, bu öykü dizisinin Mon keşişlerinin bilgisine dayandığını düşündürür.
Mekanizma — duvar resimleri ve yazılı açıklamalar
Kyansittha döneminde gu tapınaklarının iç duvarları resimle doldu. Ressamlar kuru kireç sıvanın üstüne mineral boyalarla çalıştı. Kırmızı ve sarı toprak boyalar, siyah ve yeşil, sınırlı ama sıcak bir renk dizisi kurdu.
Gelenek, Kyansittha'nın kardeşinden kaçarken burada uyuduğunu ve yılan biçimli bir su varlığının, nāganın onu koruduğunu anlatır. Buda'yı fırtınada başlığıyla koruyan nāga, Budist sanatın bilinen bir sahnesidir. Kral, kendi kurtuluş öyküsünü bu sahnenin üstüne bindirmiş görünür.
Tapınak, geleneğe göre Kyansittha'nın kraliçesi Abeyadana'nın bağışıdır. Resimlerde Mahāyāna Budizminin bodhisattvaları ve tantrik figürler de yer alır. Saray Theravada'yı desteklerken başka öğretiler de Bagan'da yaşıyordu. Kraliçenin tapınağı, bu çoğulluğun en açık tanığıdır.
Bu tapınak, Myazedi yazıtında adı geçen Rājakumāra'nın bağışıdır. Resimler Jātaka öykülerini bir dizi hâlinde anlatır ve her sahnenin altındaki açıklama eski Mon dilindedir. Mürekkep yazılar ressamın hangi metni izlediğini gösterir; on ikinci yüzyılın ilerleyen yıllarında başka tapınaklarda bu açıklamalar giderek Burmacaya döner. Resim altı yazılarının dili, sarayın yazı diline geçişinin de bir kaydıdır.
Mekanizma — büyük tapınaklar çağı
On ikinci yüzyılın ortasında, Alaungsithu'nun saltanatında gu planı yukarı doğru büyüdü.
Adı "her şeyi bilen", yani Buda'nın bilgisi anlamına gelir ve yapı ovanın en yüksek tapınaklarından biridir. Tapınak ile manastırın aynı kütlede üst üste binmesi, Bagan'da yeni bir düzendi.
Alaungsithu'nun ardılı Narathu'nun saltanatı kısa sürdü. Kronikler onu babasını ve kardeşini öldürmüş bir kral olarak anlatır.
Gelenek, kralın tuğlalar arasında boşluk bulduğu ustaları cezalandırdığını anlatır. Bu öykü kroniğin Narathu'yu kötü kral olarak çizmesine uyar. Tuğla işçiliğinin gerçek inceliği ise duvarlarda görülür. İç koridorun neden kapatıldığı bilinmiyor.
Narapatisithu, on ikinci yüzyılın son çeyreğinde uzun bir saltanat sürdü. Dönemi Bagan'ın en zengin yapı çağlarından biridir.
Sulamani'nin özgün resimleri, sonraki yüzyıllarda üstlerine yapılan resimlerle örtüldü; bu katmanlar tapınağın yeniden boyanarak kullanılmayı sürdürdüğünü gösterir.
Bu resimler, ovanın Bagan sarayından yüzyıllar sonra da boyanıp kullanıldığını açıkça gösterir.
Narapatisithu'nun başlattığı yapıyı oğlu Htilominlo tamamladı; 1975 depremi kulesini yıktı ve yapı sonraki yıllarda yeniden kuruldu.
Htilominlo'nun adı, bir efsaneye dayanır. Babası oğullarının ortasına bir beyaz şemsiye koymuş ve şemsiye ona eğilmiş. Kral olunca, şemsiyenin eğildiği yere bir tapınak yaptırdı.
Bagan'daki sıva işçiliğinin en iyi korunmuş örneklerinden biri burada. Yakından bakan, ustanın ıslak sıvayı nasıl hızla oyduğunu kıvrımların yumuşaklığından okuyabilir.
Mekanizma — Bodh Gaya'nın kopyası
Theravada ağı yalnız Sri Lanka'ya uzanmıyordu. Buda'nın aydınlandığı yer olan Bodh Gaya, Hindistan'da bütün Budistlerin hac merkeziydi. Kyansittha'nın bir yazıtı, oradaki tapınağın onarımı için bir heyet gönderildiğini anlatır.
Yapı, Bodh Gaya'daki Mahābodhi tapınağının biçimini izler. Hac yolculuğu yapamayan bağışçılar için kutsal yer Bagan'a taşınmış oldu. 1975 depremi kuleyi büyük ölçüde yıktı ve sonra yeniden kuruldu.
On ikinci yüzyılın sonunda keşiş ağında bir ayrılık da yaşandı. Chapaṭa adlı bir keşiş Sri Lanka'da yıllarca eğitim gördü ve oranın Mahāvihāra geleneğinden ordinasyon alarak döndü. Onun çevresi, Bagan'daki eski keşiş zincirinin geçerliliğini tartışmaya açtı. Keşiş topluluğu bir süre ikiye bölündü. Sri Lanka, artık doğru öğretinin ölçüsü olarak görülmeye başlamıştı.
Mekanizma — bağışçılar ve son yüzyıl
On üçüncü yüzyılda bağışçıların arasında kraliçeler, bakanlar ve daha az varlıklı aileler giderek çoğaldı.
Bu yüzyılın bağış yazıtları belli bir düzen izler. Bağışçı adını ve armağanlarını sayar: pirinç tarlaları, hayvanlar, tapınağa hizmet edecek insanlar. Bu hizmetliler kyun diye anılır ve tapınağa bağlı, kuşaktan kuşağa geçen bir emek düzenine aittir. Yazıt bir dilekle biter: bağışçı gelecekte Buda olmayı ya da Maitreya'nın çağında doğmayı diler. Sonunda bağışa dokunacak olanlara ağır lanetler okunur.
Sevap paylaşılabilir bir şeydi. Bağışçı, sevabını anne babasına, eşine ya da bütün canlılara adayabilirdi. Bu yüzden küçük bir tapınak bile bir aileyi kuşaklar boyunca birbirine bağlıyordu.
Resimler, on üçüncü yüzyılın sonunda Mahāyāna ve tantrik imgelerin Bagan'da hâlâ boyandığını gösteriyor. Yarım duvarlar, işin bir anda kesildiğini düşündürür.
On dokuzuncu yüzyılın sonunda bir Alman gezgin bu resimlerden parçaları duvardan söktürüp götürdü. Parçalar Avrupa'daki koleksiyonlara dağıldı. Bugün tapınağın duvarlarında yalnız onların bıraktığı boşluk okunuyor.
On üçüncü yüzyılın ikinci yarısında tahtta Narathihapate vardı.
Bu, Bagan'da yapılan son büyük stupalardan biridir. Kronik, stupa bitince "ülkenin yıkılacağı" kehanetini anlatır. Bu cümle sonradan yazılmış bir ibret öyküsüdür.
Usta katmanı: Moğollar, "çöküş" ve onarım
On üçüncü yüzyılın son çeyreğinde Yuan ordusu kuzeyden Bagan topraklarına girdi. Narathihapate güneye kaçtı ve sonraki kuşaklar ona "Çinlilerden kaçan kral" dedi. Eski anlatı, Bagan'ın Moğollar tarafından yakılıp yıkıldığını söyler. Kanıtlar daha karmaşık bir tablo çiziyor. Merkezî saray zayıfladı ve güç, Irrawaddy'nin yukarısındaki yeni merkezlere kaydı. Ova ise boşalmadı: on dördüncü yüzyılda da tapınak bağışlandığını gösteren yazıtlar var. Moğol saldırısı uzun süren bir dağılmanın bir halkasıydı.
Theravada ağı da Bagan ile bitmedi. Güneyde Mon kenti Pegu, yani bugünkü Bago, ağın yeni düğümü oldu.
Yazıt, Chapaṭa'nın açtığı soruyu iki yüzyıl sonra yeniden sorar: geçerli keşiş zinciri nerededir? Dhammazedi'nin cevabı yine Sri Lanka'dır.
Bagan ovası yirminci yüzyılda yeni sınavlarla karşılaştı. 1975'te büyük bir deprem pek çok tapınağın kulesini yıktı ve 1990'larda askerî yönetim geniş bir onarım programı başlattı. Yıkık yapılar yeni tuğlalarla, özgün biçimleri belgelenmeden yeniden kuruldu. Uzmanlar, bazı kulelerin hiç bilinmeyen bir biçimde tamamlandığını eleştirdi. Ovanın ortasına bir gözetleme kulesi, otel ve yol yapıldı.
Bu eleştiriler Bagan'ın Dünya Mirası listesine girişini uzun yıllar geciktirdi. 2016'daki bir deprem Sulamani'yi ve başka tapınakları yeniden hasara uğrattı; Bagan ancak 2019'da listeye alındı. Bugün yerel halk ve keşişler tapınakları yeniden yaldızlamak ve onarmak ister; bu da sevap kazanmanın bir yoludur. Korumacılar ise özgün dokuyu saklamaya çalışır. Bagan'da yaşayan bir dinî geleneğin bakışı ile bir müzenin bakışı her gün karşılaşıyor.
Kalıcı araçlar
Yapının türünü belirle. İçine girilmeyen bir zedi mi, koridorlu bir gu mu olduğunu kapısından ve planından oku.
Bağışçıyı yazıttan bul. Kral mı, kraliçe mi, bir aile mi yaptırdığını ve sevabı kime adadığını sor.
Kroniğin ne zaman yazıldığını sor. Bir köken öyküsünü, onu derleyen sarayın çıkarıyla birlikte değerlendir.
Açıklamanın dilini oku. Resim altı yazılarının Mon mu, Burmaca mı olduğu, tapınağın hangi çevreye konuştuğunu gösterir.
Katmanları ayır. Bir duvar resminin hangi bölümünün özgün, hangisinin sonraki bir yenilemeye ait olduğunu araştır.
Onarımı da belge say. Bir kulenin bugünkü biçiminin ne zaman ve hangi bilgiyle kurulduğunu öğren.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Bagan'ın Budizmi ve sanatı Thaton fethiyle bir anda geldi."
Bu, sonraki kroniklerin anlatısıdır; Pyu kentleri ve Mon çevresiyle bağlar çok daha uzun bir süreçti.
Yaygın yanlış"Bagan tapınaklarını yalnız krallar yaptırdı."
Bağış yazıtları kraliçeleri, bakanları, keşişleri ve sıradan aileleri de bağışçı olarak anar.
Yaygın yanlış"Moğollar Bagan'ı yakıp yıktı ve kent terk edildi."
Saray zayıfladı ve güç başka merkezlere kaydı; ovada bağış ve ibadet sürdü.
Yaygın yanlış"Bagan'da yalnız Theravada vardı."
Abeyadana ve Payathonzu resimleri, Mahāyāna ve Hindu imgelerin de bu tapınaklarda yaşadığını gösterir.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Bagan, on birinci ile on üçüncü yüzyıllar arasında Irrawaddy vadisinde binlerce tuğla tapınağın kurulduğu ovadır. Tapınaklar sevap kazanmak için yapıldı ve bağışçılar kraldan köylüye uzanır. Zedi ile gu ayrımı, gerçek kemer, sıva süsleme, sırlı Jātaka levhaları ve Mon ya da Burmaca açıklamalı duvar resimleri bu mimarinin temel öğeleridir. Thaton fethi ve Moğol yıkımı anlatıları sorgulanmalıdır; Sri Lanka ile keşiş ve emanet alışverişi ise ağın omurgasıdır.
Sonraki derse köprü
Bagan'ın tuğla ustaları, kıyıdan uzak bir ovada çalışıyordu. Orta Vietnam'ın dar kıyı şeridinde ise Çamlar, Śiva'ya adadıkları tuğla kuleleri ırmak ağızlarına ve tepelere yerleştirdi. Kuzeylerinde Đại Việt sarayı, Çin'le paylaştığı yazıyla ve sırlı seramikle kendine başka bir görsel dil kurdu. Bu iki komşu sık sık savaştı; tapınakları, heykelleri ve kapları ise birbirinden çok farklı iki görsel kültürü aynı kıyı şeridine sığdırır.