Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Prambanan, iç içe üç avlulu bir Śiva yerleşkesidir. Batıda üç ana kule, doğuda onlara bakan binek tapınakları durur. Śiva kulesinin dört odasında Śiva, Agastya, Ganeşa ve halkın Loro Jonggrang dediği Durgā yer alır. Rāmāyaṇa Śiva ve Brahmā kulelerinin korkuluklarında, Krişna öyküleri Vişnu kulesinde anlatılır. Aynı ovada Sewu'nun mandala planı, Kalasan, Sari, Plaosan ve Ratu Boko durur. Onuncu yüzyılda merkez Doğu Cava'ya kaydı. Orada anıt tapınaklar, wayang üslubu kabartmalar ve tuğla kapılar öne çıktı. Bugünkü kuleler, anastiloz ilkesiyle yeniden kurulmuş yapılardır.
Açılış: taşa dönüşen prenses
Prambanan'ın en yüksek kulesine kuzey merdiveninden çıkan ziyaretçi, küçük ve loş bir odaya girer. Odanın ortasında, bir boğanın sırtında ayakta duran sekiz kollu bir kadın heykeli vardır. Yöre halkı ona yüzyıllardır bir prensesin adıyla seslenir.
İkonografi açık: bu, manda kılığındaki iblis Mahiṣa'yı yenen tanrıça Durgā'dır. Sanskritçe adı Mahiṣāsuramardinī, yani "manda iblisini ezen" anlamına gelir. Halk anlatısı ise heykele bambaşka bir öykü yükler.
Efsaneye göre Prens Bandung Bondowoso, Boko sarayının kralını öldürür ve kızı Loro Jonggrang'la evlenmek ister. Prenses tek bir koşul koyar: prens bir gecede bin tapınak yapmalıdır. Prens ruhları yardıma çağırır ve tapınaklar hızla yükselir. Sabaha az kala prenses köyün kadınlarını uyandırır. Kadınlar pirinç dövmeye başlar, horozlar sabah sanıp öter, ruhlar işi bırakıp kaçar. Dokuz yüz doksan dokuzuncu tapınakta kalan prens, prensesi lanetler ve onu bininci heykele dönüştürür.
Yapının adı da bu öyküden gelir: Cava dilinde "ince bakire" anlamına gelen Rara Jonggrang. Bir Hindu tanrıçası, yerel bir aşk ve hile öyküsünün kahramanı olmuş. Bu ders o heykelin durduğu kuleden başlayıp kulenin içini, çevresindeki avluları ve ovanın öbür yapılarını açıyor.
Dersin yolu
Önce Cava tapınağının temel terimlerini kuracağız. Sonra Prambanan'ın planını avlu avlu çözeceğiz: ana kulelerin odaları, karşılarındaki binek tapınakları, duvarlardaki kabartmalar. Oradan aynı ovanın Budist yapılarına geçeceğiz. Ardından siyasi merkezin Doğu Cava'ya kaymasını ve orada değişen tapınak dilini izleyeceğiz. Sonda yıkılan ve yeniden kurulan taşların tarihini açacağız.
Sıfır noktası: kutsal oda, binek ve çevre tapınakları
Cava'da taş tapınağa candi denir; KRO-313.4'te Borobudur'u da bu adla andık. Ancak Borobudur bir tepeyi saran, içine girilmeyen bir yapıydı. Prambanan'ın kuleleri ise içi boş birer kabuktur. Her kulenin kalbinde bir kutsal oda bulunur; Sanskritçe kaynaklar bu odaya garbhagṛha, yani "rahim evi" der. Oda küçük ve karanlıktır, içinde tek bir tanrı heykeli durur.
Hindu düşüncesinde her tanrının bir bineği, Sanskritçe adıyla vāhanası vardır. Śiva'nın bineği boğa Nandi, Brahmā'nınki kaz Haṃsa, Vişnu'nunki kartal-insan Garuḍa'dır. Cava ustaları bu binekleri ayrı tapınaklara yerleştirdi.
Perwara, büyük bir tapınağın çevresine sıra sıra dizilen küçük yan tapınaklardır. Ana yapıyı kuşatır, plana ritim verir ve çoğu zaman bağışçılarla ilişkilendirilir.
Tapınağın dikey düzeni de sabit bir sözlüğe sahiptir. Yüksek bir kaide, kutsal odayı taşıyan gövde ve basamak basamak daralan bir çatı. Bu üçlü, yerin, insan dünyasının ve göğün katmanları olarak yorumlanır. Kapı kemerlerindeki kala yüzlerini ve makara uçlarını Borobudur'un kapılarında tanıdık; aynı dil burada kulelerin her kapısında yinelenir.
Mekanizma — üç avlu, bir merkez
Prambanan'ın planı yukarıdan bakınca iç içe geçmiş üç kareye benzer. Her kare bir duvarla çevrilidir ve dört yönde birer kapı açılır. Ziyaretçi dıştan içe doğru yürüdükçe zemin yükselir ve yapılar sıklaşır.
En dıştaki avlu bugün geniş bir çimenliktir; içinde ayakta duran taş yapı kalmamıştır. Burada ahşap yapıların bulunduğu düşünülüyor, ama bunu doğrulayan bir kalıntı yok.
Orta avluda yüzlerce perwara tapınağı, dört sıra hâlinde iç avluyu kuşatır. Sıraların hepsi aynı biçimde tasarlanmış küçük kulelerden oluşur. İç avlu ise ötekilerden yüksek bir terasın üstündedir. Ana kuleler burada yükselir.
Bugün orta avlunun büyük bölümü bir taş tarlası gibi görünür. Ayakta duran birkaç perwara, bu tarlanın aslında düzenli bir şema olduğunu hatırlatır. Kalan tapınakların neden kurulmadığına dersin sonunda döneceğiz.
İç avluda on altı yapı vardır. Batıda, kuzeyden güneye üç büyük kule dizilir: ortada Śiva, kuzeyde Vişnu, güneyde Brahmā. Doğuda, onların karşısında, üç küçük binek tapınağı durur. İki sıranın uçlarında birer yardımcı tapınak, kapıların yanında da küçük nişli yapılar yer alır.
Ana kulelerin girişi doğuya bakar. Ziyaretçi doğudaki kapıdan girer, binek tapınaklarının arasından geçer ve batıya doğru yürüyerek kuleye ulaşır. Odadaki tanrı ise kapıdan dışarıya, doğan güneşe döner. Karanlık odaya gün ışığı, sabahları bu açık kapıdan girer.
Yerleşkenin kuruluşu, bir yazıtın anlattığı törenle ilişkilendirilir.
Yazıt yapıya "Śiva'nın evi" anlamında Śivagṛha adını verir. Betimlediği yüksek tapınak ve sıra sıra yan yapılar, araştırmacıların çoğuna göre Prambanan'ı anlatır. Irmak yatağının değiştirilmesi de yerleşkenin batısından akan Opak ırmağının yönüyle ilişkilendiriliyor. Bu özdeşleştirme yaygın kabul görse de yazıt tapınağın adını bugünkü biçimiyle vermez.
Mekanizma — Śiva kulesinin dört odası
Śiva tapınağı yerleşkenin en yüksek yapısıdır ve kare planlıdır. Dört yönde birer merdiven, kaidenin üstündeki galeriye çıkar. Galeri kuleyi bir korkulukla çevreler. Merdivenler oradan dört ayrı odaya ulaşır.
Doğu merdiveni ana odaya açılır. Bu oda, öbür üçünden büyüktür ve kulenin tam ortasına denk gelir.
Śiva burada Mahādeva, yani "büyük tanrı" kimliğiyle durur. Heykelin kaidesi, alttan kutsal odanın zeminine oturan bir yoni biçimiyle bağlanır. Lingayı taşıyan yoni kaidesi, burada insan biçimli bir heykelin altına yerleşmiş.
Öbür üç oda, Śiva'nın çevresindeki tanrıları taşır. Güney odasında bir bilge, batı odasında Śiva'nın oğlu, kuzey odasında açılışta tanıştığımız Durgā durur.
Agastya, Hint anlatılarında güneye öğreti götüren bilgedir. Cava'da Śiva'nın öğretmen biçimi olarak, Śiva Guru adıyla tapınım gördü. Śiva tapınaklarında güneye bakan nişte onu bulmak sık rastlanan bir düzendir.
Cava'da Ganeşa heykelleri çoğu zaman oturur ve hortumunu tatlı dolu bir kâseye daldırır. Agastya ile Ganeşa, Durgā'yla birlikte, Śiva'nın ailesini ve çevresini kulenin dört yönüne dağıtır. Ziyaretçi kuleyi dolaşırken her yönde başka bir yüzle karşılaşır.
Mekanizma — binekler ve kaidedeki aslanlar
Śiva kulesinin karşısında, doğu sırasının ortasında, Nandi tapınağı durur.
Boğa, kapısından karşıdaki Śiva kulesine bakar. İki yapı arasında görünmez bir çizgi kurulur: binek, tanrısının yüzüne döner. Brahmā ve Vişnu kulelerinin karşısındaki binek tapınaklarının odaları bugün boş; içlerinde neyin durduğu kesin bilinmiyor.
Ana kulelerin kaidesi de kendi süs düzenini taşır.
Ağaç, Hint anlatısındaki dilek ağacı kalpataru'dur. Kuş-insanlar, Candi Pawon'un duvarlarından tanıdık kinnara figürleridir. Pano kaideyi kat kat dolaşır ve bu kadar sık yinelendiği için araştırmacılar onu yerleşkenin adıyla anar. Kaidedeki bu bolluk, kutsal dağın eteklerindeki bereketli dünya olarak okunur.
Mekanizma — korkulukta yürüyen destan
Śiva kulesinin galerisini çevreleyen korkuluğun iç yüzü, kesintisiz bir kabartma şeridi taşır. Ziyaretçi doğu merdiveninden çıkıp galeride saat yönünde yürüdükçe, Rāmāyaṇa destanı panel panel açılır.
Lanka'nın kralı Rāvaṇa, prens Rāma'nın eşi Sītā'yı kaçırır. Akbaba kral Jaṭāyu onu durdurmaya çalışır ve yaralanıp düşer. Usta, sahneyi kalabalık bir ormanın içine kurmuş: ağaçlar, kayalar, kaçışan hayvanlar figürlerin arasını dolduruyor. Borobudur'un durgun, törensel panellerinin yanında burada hareket ve şiddet öne çıkar.
Destanın bir bölümü Śiva kulesinde kalmaz. Öykü güneydeki kuleye geçer ve orada sürer.
Maymun ordusu, denizin üstüne kurduğu köprüden Lanka'ya geçmiştir. Destanın son bölümleri, Rāma'nın zaferini ve Sītā'nın ateşle sınanmasını anlatır. Ziyaretçi Śiva kulesinden inip Brahmā kulesine çıkarak tek bir öyküyü iki yapıda izler. Kabartmaların okunma sırası, avludaki yürüyüşün sırasını da belirler.
Vişnu kulesinde, tanrının yeryüzündeki biçimlerinden Krişna'nın çocukluğu anlatılır. Kabartmaların hangi metne dayandığı tartışılıyor; Cava'da yerel bir anlatım izlenmiş olabilir. Vişnu'nun iki yeryüzü biçimi de kabartmalarda yer alır: Rāma'nın öyküsü Śiva ve Brahmā kulelerinde, Krişna'nınki Vişnu kulesinde.
Bu kabartmaları bugün başka bir biçimde de izlemek mümkün. Yerleşkenin yanındaki açık hava sahnesinde, Rāmāyaṇa'yı Cava dansıyla anlatan gösteriler yapılıyor. Taştaki destan, aynı ovada bir sahne sanatına dönüşmüş.
Mekanizma — aynı ovada Budist yapılar
Prambanan'ın kuzeyinde, yürüme mesafesinde, yerleşkeden daha eski bir Budist topluluk durur. Yöre halkı ona Sewu, yani "bin" der; efsanedeki bin tapınakla ilişkilendirilen ad buradan gelir.
Yazıt yirminci yüzyılın ikinci yarısında yerleşkede bulundu. Mañjuśrī, bilgeliği simgeleyen bodhisattvadır. Sewu'nun özgün adı ve adandığı varlık, bu yazıt sayesinde öneriliyor.
Sewu'nun planı Prambanan'ınkinden farklıdır. Merkezde haç biçimli büyük bir tapınak, çevresinde iç içe sıralar hâlinde küçük tapınaklar durur. Bütün düzen, merkezden dört yöne eşit açılan bir mandalaya benzer. Prambanan'da ana kuleler batıda bir sıra oluşturur; Sewu'da her şey tek bir merkezin çevresinde döner.
Bu bekçilere dvārapāla denir. Kutsal alanın girişini korur, ziyaretçiye eşiği hatırlatırlar.
Ovada başka Budist yapılar da var. KRO-313.3'te Kalasan yazıtını okumuştuk; yazıtın sözünü ettiği tapınak bugün hâlâ ayakta.
Bu sıvaya Cava'da vajralepa denir. Tapınağın bir zamanlar parlak beyaz bir kabukla kaplı olduğunu gösterir. Bugün gördüğümüz gri taş, yapının özgün görünüşü olmayabilir. Kazılar, bugünkü tapınağın daha eski bir çekirdeğin üstüne genişletildiğini ortaya koydu.
Pencereli ve katlı yapısı, Sari'nin bir manastır yapısı olarak kullanıldığı görüşünü doğurdu. Keşişler belki üst katta, ahşap bir döşemenin üstünde yaşıyordu. Bu bir yorum; yapının işlevini kesin söyleyen bir yazıt bilinmiyor.
Prambanan'ın doğusunda iki büyük ana tapınağıyla Plaosan topluluğu durur.
Duvardaki erkek ve kadın figürleri, tapınağı destekleyen bağışçılar olarak yorumlanır. İki ana tapınak da çok sayıda küçük tapınak ve stupayla çevrilidir. Bu küçük yapıların bir kısmı, kendi bağışçısının adını taşır.
Yazıtlardan birinde Rakai Pikatan adı geçer. Bu kral, Prambanan'ı yaptıranlar arasında anılan Śivacı bir hükümdar olarak tanınır. Adının bir Budist yapıda görünmesi, Śailendra ile Sañjaya hanedanları tartışmasına yeni bir kanıt ekledi. Bir Śiva kulesini destekleyen saray, aynı yıllarda Budist bir yerleşkeye de bağış yapabiliyordu.
Ovanın güneyindeki bir tepede ise tapınaktan çok bir saray kalıntısına benzeyen bir yerleşim durur.
Tepede bulunan bir yazıt, burada Abhayagiri adlı bir Budist manastırın kurulduğunu anlatır. Sonraki yüzyıllarda alanda Hindu heykelleri de kullanıldı. Halk anlatısı tepeyi, efsanedeki Boko kralının sarayı sayar. Yapıların bir saray mı, bir manastır mı, yoksa ikisinin birleşimi mi olduğu açık bir soru.
Mekanizma — merkez doğuya kayıyor
Onuncu yüzyılın ilk yarısında Orta Cava'daki büyük yapı etkinliği durdu. Saray, adanın doğusuna, Brantas ırmağının vadisine taşındı. Prambanan ve çevresindeki yerleşkelerin bakımı zamanla azaldı.
Bu kaymanın nedeni bilinmiyor. Bir açıklama, Merapi yanardağının büyük bir patlamasının ovayı yaşanmaz kıldığını öne sürer. Bu bir hipotez; patlamanın tarihi ile kaymanın tarihi arasında kesin bir bağ kurulamadı. Başka açıklamalar, Brantas vadisinin verimli pirinç ovalarına, kuzey kıyısındaki limanlara yakınlığa ve siyasi rekabete işaret eder. Nedenler birbirini dışlamıyor da olabilir.
Doğu Cava'da tapınağın görevi de değişti. Pek çok yapı, ölen bir hükümdarın anısına kuruldu; kral, ölümünden sonra bir tanrının biçiminde heykelleştirildi.
Tapınak, Singhasari krallarından Anūṣapati'nin anısına bağlanır. Panolar Garuḍa'nın annesini kurtarma öyküsünü anlatır. Garuḍa, annesini yılanların annesi Kadrū'nun boyunduruğundan kurtarmak için tanrıların ölümsüzlük içkisini getirir. Öykü, anısına tapınak yapılan kralın kurtuluşuyla ilişkilendirilerek okunur.
Figürler, Cava'nın gölge oyunu wayang kuklalarını andırır: gövde önden, baş ve ayaklar yandan, kollar ince ve uzun. Orta Cava'nın dolgun, yuvarlak figürlerinden çok farklı bir dil bu. Teraslarda hayvan masalları, Mahābhārata kahramanlarının öyküleri ve Krişna anlatıları sırayla açılır.
Doğu Cava'da süslemenin nasıl yapıldığını gösteren bir yapı da var.
Yarım kalmış yüzler, ustaların blokları önce yerine dizdiğini, süslemeyi sonra yukarıdan aşağı oyduğunu gösterir. Bitmiş bir tapınakta görünmeyen bir iş sırası, burada taşın kendisinde okunuyor. Aynı yöreden Doğu Cava heykelinin en tanınmış örneği geldi.
Prajñāpāramitā, "bilgeliğin yetkinliği" anlamına gelir ve bir Budist metnin kişileştirilmiş hâlidir. Heykel on dokuzuncu yüzyılda Hollanda'ya götürüldü, 1978'de Endonezya'ya geri verildi. Bir gelenek onu Singhasari hanedanının kurucusu Ken Arok'un eşi Ken Dedes'le özdeşleştirir. Bu özdeşleştirmeyi doğrulayan bir yazıt yok; başka bir kraliçeyle ilişkilendirenler de var.
Majapahit döneminde Doğu Cava'nın en büyük tapınak yerleşkesi Penataran oldu.
Prambanan'daki aynı destan burada başka bir dille anlatılır. Orta Cava'da Rāma öne çıkıyordu; Penataran'da maymun kahramanın eylemleri kaideyi doldurur. Penataran'ın yapıları tek bir avlu içinde simetrik dizilmez. Ziyaretçi, ardışık avlulardan geçerek en arkadaki ana tapınağa ulaşır. Kutsal olan, merkezden çok derinlikte durur.
Mekanizma — tuğla ve dağ yamacı
Majapahit'in başkenti Trowulan'da taşın yerini çoğunlukla pişmiş tuğla aldı.
Bu tür çatılı kapıya paduraksa denir. Trowulan'da ayrıca ortadan ikiye yarılmış gibi duran kapılar da var; bunlara candi bentar adı verilir. Bu kapı biçimleri sonraki yüzyıllarda Bali'nin tapınak avlularında yaşamayı sürdürdü. Bali'ye ve İslamlaşma dönemine uzanan bu çizgiyi KRO-313.10'da izleyeceğiz.
Majapahit'in son yüzyılında, Lawu dağının batı yamacında, öncekilerden çok farklı yapılar yükseldi.
Sukuh'ta ve yakınındaki Ceto'da kabartmalar bereket, arınma ve atalar üzerine kurulur. Biçim, dağ yamacına basamak basamak yerleşen eski yerel kutsal alanları hatırlatır. Ziyaretçi kuleye yaklaşmaz; yamacı tırmanarak terastan terasa çıkar.
Usta katmanı: yıkılan kuleler ve yeniden kurulan taşlar
Prambanan'ın kuleleri yüzyıllar içinde depremlerle çöktü; taşların bir bölümü yöredeki yapılara taşındı. On dokuzuncu yüzyılda Avrupalı gezginler ve sömürge görevlileri yerleşkeyi bir taş yığını olarak çizdi. Bazı heykeller ve kabartmalar o dönemde yerinden alındı.
Yirminci yüzyılın başında Hollandalı arkeologlar yeniden kuruluş çalışmalarına başladı. Yöntemleri anastilozdu: yapı, yalnız kendi özgün taşlarıyla, her taş eski yerine konarak kuruluyordu.
Kule, Endonezya'nın bağımsızlığından sonra tamamlandı ve törenle açıldı. Brahmā ve Vişnu kuleleri ancak sonraki on yıllarda kurulabildi. Kural sertti: özgün taşların büyük kısmı bulunamayan bir yapı yeniden kurulmaz. Orta avludaki perwaraların çoğu bu yüzden hâlâ yığın hâlinde bekliyor. Taş tarlası, bilinçli bir dürüstlük kararının izini taşır.
2006'da Yogyakarta yöresini sarsan deprem, kulelerde yeni hasara yol açtı. Yerleşke bir süre kapalı kaldı, düşen parçalar yeniden yerine kondu. 1991'den beri Dünya Mirası listesinde olan Prambanan, Sewu ve çevresindeki tapınaklarla birlikte korunuyor.
Kalıcı araçlar
Odayı bul. Bir kule tapınakta önce kutsal odanın yerini ve kapısının hangi yöne baktığını belirle.
Bineği izle. Tanrının heykeli ile karşısındaki binek ya da yardımcı yapı arasında kurulan çizgiyi plana işaret et.
Avluları say ve yürü. Dıştan içe geçerken zeminin, yapı sıklığının ve görünürlüğün nasıl değiştiğini not et.
Planı karşılaştır. Bir sıra hâlinde dizilen kuleleri, merkezin çevresinde dönen mandala planından ve derinliğe uzanan avlulardan ayıran şeyi söyle.
Üslubu figürden oku. Kabartmadaki figür dolgun ve yuvarlak mı, yoksa wayang kuklası gibi düz ve köşeli mi, belirle.
Yeniden kuruluşu gör. Ayakta duran bir yapıda özgün taşla dolgu taşını ayır; yığın hâlinde bekleyen yapıları da tarihin parçası say.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Prambanan'ı Loro Jonggrang efsanesi açıklar."
Efsane yerel bir anlatıdır. Heykelin ikonografisi, onun bir Durgā heykeli olduğunu gösterir.
Yaygın yanlış"Orta Cava'da Hindu ve Budist yapılar birbirine düşman iki sarayın eseriydi."
Plaosan yazıtları, aynı sarayın iki geleneğe birden bağış yapabildiğini gösteriyor.
Yaygın yanlış"Merkezin Doğu Cava'ya kaymasının nedeni Merapi'nin patlamasıdır."
Bu bir hipotezdir. Ticari, tarımsal ve siyasi açıklamalar da ciddiyetle savunuluyor.
Yaygın yanlış"Yığın hâlindeki perwaralar unutulmuş, ihmal edilmiş yapılardır."
Özgün taşları yeterli olmayan yapıların kurulmaması bilinçli bir onarım ilkesidir.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Prambanan, iç içe üç avlulu bir Śiva yerleşkesidir. Batıda üç ana kule, doğuda onlara bakan binek tapınakları durur. Śiva kulesinin dört odasında Śiva, Agastya, Ganeşa ve halkın Loro Jonggrang dediği Durgā yer alır. Rāmāyaṇa Śiva ve Brahmā kulelerinin korkuluklarında, Krişna öyküleri Vişnu kulesinde anlatılır. Aynı ovada Sewu'nun mandala planı, Kalasan, Sari, Plaosan ve Ratu Boko durur. Onuncu yüzyılda merkez Doğu Cava'ya kaydı. Orada anıt tapınaklar, wayang üslubu kabartmalar ve tuğla kapılar öne çıktı. Bugünkü kuleler, anastiloz ilkesiyle yeniden kurulmuş yapılardır.
Sonraki derse köprü
Kamboçya'da on birinci yüzyıldan kalan Sdok Kak Thom steli, Khmer krallığının kuruluşunu bir Cava bağıyla anlatır. Yazıta göre Kral II. Jayavarman, dokuzuncu yüzyılın başında Kulen tepelerinde bir tören yaptırdı. Tören, ülkenin artık "Java"ya bağlı olmadığını ilan ediyordu; bu adın gerçekten Cava'yı mı gösterdiği tartışmalı. Sonraki yüzyıllarda Angkor ovasında kule tapınaklar, tıpkı Prambanan'daki gibi, bir tanrıyı karanlık bir odada barındırdı. Ancak orada avlu duvarlarının yerini çoğu zaman geniş hendekler aldı ve kentin yanında baray denen dev su havuzları kazıldı. Angkor'da bir tapınağı anlamak, krallığın suyu nasıl topladığını, kente nasıl dağıttığını ve kralı tanrının dağına nasıl bağladığını izlemekle başlıyor.