Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Dong Son adı Mã ırmağı kıyısındaki bir köyden gelir ve Kızıl Irmak vadisinin bronz dökümcülerini anlatır. Davulların yüzü ortadaki yıldızın çevresinde halka halka düzenlenir; tüylü figürler, evler, kayıklar ve kuşlar ortak bir dağarcıktan seçilir. Heger'in sınıflaması biçime dayanır ve hâlâ kullanılır. Aynı atölyeler kaplar, hançerler ve baltalar döktü; Cổ Loa surları örgütlü bir emeği gösterir. Dian bronzları ve Çin kayıtları kuzeydeki bağı ve dış bakışı verir. Davullar adalara yayıldı; Bali'de yeniden döküldü, Alor'da aile hazinesi oldu. Sa Huỳnh küpleri, Ban Chiang çömlekleri ve Kavanozlar Ovası, erken maddi kültürün tek bir merkezden yayılmadığını hatırlatır.
Açılış: ırmak kıyısındaki yeşil metal
1920'lerin ortasında, kuzey Vietnam'ın Thanh Hóa bölgesinde, Mã ırmağının güney kıyısındaki Đông Sơn köyünde bir köylü toprağın içinde yeşile dönmüş metal eşyalar buldu. Haber Hanoi'deki Fransız araştırma kurumuna ulaştı. Kurum adına çalışan gümrük memuru Louis Pajot, sonraki yıllarda köyün çevresinde kazılar yaptı.
Köyün adı kısa sürede bütün bir kültürün adı oldu. Avusturyalı etnolog Robert Heine-Geldern, 1930'larda bu buluntu grubuna "Dong Son kültürü" dedi. Ad bir köyden geliyor ama aynı türden eşyalar Kızıl Irmak ve Mã ırmağı vadilerinin geniş bir bölümünde çıkıyor. Bu ders o eşyaların en ünlüsünü, bronz davulu merkeze alıyor ve çevresindeki erken maddi kültüre de bakıyor.
Dersin yolu
Önce davulun dökümünü ve sınıflandırılmasını, sonra en ünlü davulların yüzeyini konuşacağız. Davulun yanındaki silahlar, kaplar ve tabutlardan surlu bir merkeze, oradan Yunnan'daki Dian kültürüne ve Çin kayıtlarına geçeceğiz. Ardından davulları Endonezya adalarına kadar izleyip bölgenin başka erken kültürlerine kısaca bakacağız.
Sıfır noktası: davul neye benzer?
Dong Son davulu, altı açık bir metal silindire benzer. Üstte düz, yuvarlak bir yüz bulunur; bu yüze vurularak ses çıkarılır. Gövde üç bölümden oluşur: yüzün altında dışa doğru şişen bir omuz, ortada düz ve dik bir bel, altta hafifçe açılan bir etek. Omuz ile bel arasında genellikle dört kulp vardır; davul bu kulplardan asılabilir ya da taşınabilirdi.
Bu davullar bronzdan dökülür. Bronz, bakıra kalay katılarak elde edilen alaşımdır; bazı davulların alaşımında kurşun da bulunur. Bakır ve kalay yataklarının yakınlığı, Kızıl Irmak vadisinde güçlü bir döküm geleneğinin doğmasına zemin hazırladı.
Davul yüzü, ortadan dışa doğru açılan iç içe halkalardan oluşur. Ortada ışınlı bir yıldız ya da güneş biçimi durur. Çevresindeki halkalarda küçük geometrik desenler, figür sahneleri ve uçan kuşlar sıralanır. Gövdede ise yatay bantlar içinde kayıklar ve insanlar görülür. Davul hem ses çıkaran bir alet hem de üzerine resim dökülmüş bir yüzeydir.
Mekanizma — kalıp mı, mum mu?
Bir davulu dökmek için önce biçimini kalıba aktarmak gerekir. Bu konuda iki büyük yöntem tartışılıyor. Birincisinde, davulun biçimi önce mumdan yapılır, çevresi kille kaplanır, kil ısıtılınca mum erir ve akar; boşalan yere sıvı metal dökülür. Bu yönteme kayıp mum denir. İkincisinde, ayrı parçalardan oluşan bir kil kalıp kurulur ve metal parçaların arasındaki boşluğa akıtılır. KRO-311.2'de Shang bronzlarının böyle parçalı kalıplarla döküldüğünü görmüştük.
Dong Son davullarının çoğunda, gövdenin iki yanından yukarıdan aşağı inen ince birer çizgi seçilir. Araştırmacılar bu çizgileri iki parçalı bir dış kalıbın birleşme yeri olarak okuyor. Yüzdeki ince desenlerin kalıba nasıl işlendiği ise tartışmalı. Desenin kalıbın iç yüzüne damgayla mı basıldığı, mum bir modelin üstüne mi oyulduğu, davuldan davula değişmiş olabilir. Bu derste emin olunan yer şurası: büyük bir davulu tek seferde dökmek, büyük ocaklar, çok sayıda işçi ve uzun bir deneyim istiyordu.
Mekanizma — Heger'in sıralaması
Davulları ilk kez sistemli biçimde sınıflandıran, Viyana'daki etnografya müzesinde çalışan Franz Heger oldu.
Heger davulları dört ana tipe ayırdı ve aralarına geçiş grupları koydu. Birinci tip, Dong Son davullarını içine alan en eski grup. İkinci tip güney Çin ve kuzey Vietnam'da daha geç dönemde yapılmış iri davullar. Üçüncü tip Myanmar ve Tayland'ın dağlık bölgelerindeki Karen ve Shan topluluklarına bağlanıyor. Dördüncü tip ise güney Çin'de kullanılan daha küçük davullar.
Bu sınıflama bugün de kullanılıyor; Vietnamlı ve Çinli araştırmacılar kendi alt tiplerini eklediler. Heger'in çalıştığı nesnelerin çoğu Avrupa koleksiyonlarına satın alma ya da sömürge yönetimi yoluyla gelmişti. Bulundukları yer ve bağlam çoğu zaman kaydedilmemişti. Sınıflama biçime dayanıyordu, çünkü elde biçimden başka bilgi yoktu.
Mekanizma — bir davulun yüzünü okumak
Birinci tipin en ünlü örneği, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Hà Nam bölgesinde bir köyde toprağın altından çıkan davul.
İyi korunmuş ve sahne programı çok zengin olduğu için, hemen her kitapta ilk örnek olarak görülür.
Figürlerin başlıklarındaki tüyler, aynı halkadaki uçan kuşların tüylerine benziyor. Bu benzerlik, figürlerin bir kuş kılığında dans ettiği yorumunu doğurdu. Aynı halkada, yükseltilmiş tabanlı, eyer biçimli çatılı evler, havanda pirinç döven iki kişi ve sıra sıra dizilmiş davulları çalan bir kişi de var. Davulun yüzünde, davul çalan insanlar görüyoruz.
Bu sahneler bir festival, bir cenaze töreni ya da bir hasat kutlaması olarak yorumlandı. Bu yorumların hiçbiri yazılı bir kaynakla doğrulanamıyor. Kesin olan, sahnelerin günlük işi, müziği ve törensel giysiyi aynı halkada bir araya getirmesi.
Fransız araştırmacı Victor Goloubew, bu kayıkları Borneo'daki Dayak topluluklarının ölüleri öbür dünyaya taşıyan kayık imgeleriyle karşılaştırdı ve "ölü kayıkları" olarak okudu. Kimi araştırmacı ise kayıkları savaş seferi ya da ırmak yarışı olarak yorumluyor. Bölgenin ırmaklarla ve denizle iç içe yaşadığı açık; kayığın hangi anlamda çizildiği ise açık değil.
Kızıl Irmak havzasından başka bir davul, aynı programın biraz farklı bir çeşitlemesini sunuyor.
İki davul yan yana incelendiğinde, sahnelerin aynı dağarcıktan seçildiği ama sırası ve ayrıntısının değiştiği görülüyor. Bu, dökümcülerin her davulu tek tek tasarlamak yerine ortak bir imge dağarcığını yeniden düzenlediğini düşündürüyor.
1982'de, Hanoi'nin kuzeyinde, eski bir surlu merkezin yakınında bir davul daha bulundu.
Davulun içi bir depo olarak kullanılmıştı. Saban uçları tarımın, baltalar ise işin ve belki de savaşın aletleri. Bu toplu gömünün bir saklama mı, bir adak mı olduğu tartışılıyor. Bu davul toprağa, değerli metali bir arada tutan bir kap olarak girmişti; sesi o gün kimsenin aklında değildi.
Mekanizma — davulun yanındaki eşyalar
Davul, Dong Son dökümcülerinin ürettiği nesnelerin yalnız bir bölümü. Aynı atölyeler kaplar, silahlar ve süs eşyaları da döktü.
Bu tür kova biçimli kaplar Vietnamcada "thạp" diye anılıyor; içlerinde tahıl ya da ölü külü saklandığı düşünülüyor. Kapaktaki çiftler genellikle bereket ve türeyiş dileğiyle ilişkilendiriliyor. Aynı yıldız ve kayık dağarcığı burada bir kabın üstüne taşınmış.
Kabzadaki figürlerin bir kısmı kadın olarak tanımlanıyor. Kimi araştırmacı bunu toplumda kadınların gördüğü değere bağlıyor; kimi yalnızca bir süsleme geleneği görüyor. Hançeri tutan el, her seferinde küçük bir insan bedenini kavrıyordu.
Bu baltaların bir kısmı iş için fazla ince ve süslü. Bir bölümünün törenlerde taşınan ya da mezara konan statü nesneleri olduğu düşünülüyor. Bir balta, kesme işini bırakıp sahibinin yerini göstermeye başlayabiliyordu.
Dong Son toplumunun ölülerini nasıl gömdüğü de bu eşyaların değerini gösteriyor.
Ağaç gövdesi tabutlar Kızıl Irmak deltasının nemli toprağında korunabildi. Tabutun kayık biçimi, davullardaki kayık imgeleriyle birlikte, ölünün bir yolculuğa çıktığı inancının bir işareti olarak yorumlanıyor. Kayık, davulun yüzünden mezarın kendisine geçmiş gibi duruyor.
Mekanizma — surlu merkez ve kuzeyden gelenler
Hanoi'nin kuzeyinde, Cổ Loa davulunun bulunduğu yerde, bölgenin en büyük erken toprak yapısı duruyor.
Vietnam geleneği bu kaleyi An Dương Vương adlı bir krala ve sarmal biçimli bir kentin kuruluşuna bağlıyor. Kazılar surların aşamalar hâlinde yükseldiğini gösterdi. Yakınlarda binlerce bronz ok ucunun bir arada bulunması, kalenin bir savunma merkezi olduğu yorumunu güçlendirdi. Bu ölçekte toprak işi, emeği örgütleyebilen bir yönetimin varlığını gösteriyor.
Milattan önceki son yüzyılda Kızıl Irmak deltası Han imparatorluğunun yönetimine girdi. Bu dönemin mezarlarında Çin biçimi tuğla odalar ve Han tarzı eşyalar Dong Son geleneğinin yanında görülmeye başladı.
Kandil türü Han mezarlarındaki kandilleri hatırlatıyor. Figürün yüzü ve giysisi ise yerel ustalığı akla getiriyor. Kandil, iki geleneğin aynı mezar odasında karşılaştığı bir dönemin ürünü.
Mekanizma — Dian ve dışarıdan bakan kayıtlar
Davulların bir kısmı kuzeyde, bugünkü Çin'in Yunnan bölgesinde bulunuyor. Kunming yakınındaki Dian Gölü çevresinde, milattan önceki son yüzyıllarda Dian adıyla anılan bir krallık vardı. 1950'lerde Shizhaishan tepesindeki mezarların kazısı bu kültürü tanınır kıldı.
Han tarihçisi Sima Qian, imparator Wu'nun Dian kralına bir mühür verdiğini yazar. Mezardan çıkan mühür bu kaydı karşılıyor. Mühür, yerel bir kralın Han imparatorluğuna bağlandığını resmen gösteriyor. Ama aynı mezarlarda Dian kültürünün kendi zengin bronz dili de sürüyor.
Kauri kabukları Hint Okyanusu'ndan gelen ve para gibi kullanılan bir değer ölçüsüydü. Kap, hem davul biçimini hem de deniz yoluyla gelen bir değeri bir araya getiriyor. Kapaktaki sahneler bir kurban töreni, bir haraç sunumu ya da bir dokuma atölyesi olarak okunuyor. Dong Son dökümcüleri sahneyi yüzeye çizerken, Dian dökümcüleri onu kapağın üstünde üç boyutlu kurmayı seçmiş.
Çin kayıtları bu toplulukları dışarıdan görüyor.
Bölümde, Dian kralının bir Han elçisine "Han mı daha büyük, biz mi?" diye sorduğu anlatılır. Sima Qian bu soruyu, uzak bir kralın dünyayı tanımamasının işareti olarak aktarıyor. Bugün aynı satır, Han sarayının kendini merkez sayan bakışını da gösteriyor.
Daha sonraki bir Çin tarihi, milattan sonraki birinci yüzyılda Kızıl Irmak deltasındaki bir ayaklanmayı bastıran Han komutanı Ma Yuan'ın yerel bronz davulları toplattığını yazar. Kayda göre komutan bu davulların metalinden bir at modeli döktürdü. Bu kısa satır, davulun yerel güçle ne kadar özdeşleştiğini dolaylı biçimde gösteriyor. Fetheden, yenilenin davulunu eritip kendi imgesine çevirmişti.
Mekanizma — adalara giden davullar
Birinci tipten davullar Kızıl Irmak vadisinden çok uzakta da bulunuyor. Malay Yarımadası'nda, Sumatra'da, Cava'da, Bali'de ve doğuda Küçük Sunda Adaları'nın kıyılarında örnekler çıktı. Davulların bir bölümü büyük olasılıkla kuzeyden deniz yoluyla getirildi. Bir değer nesnesi olarak bir kıyıdan ötekine el değiştirdi.
Kimi araştırmacı figürlerin giysisini Han Çin'i ya da daha batıdaki saray giyimiyle karşılaştırıyor. Davulun nerede döküldüğü kesin değil. Uzak bir adada bulunan bir davul, yüzeyinde başka bir dünyanın insanlarını taşıyor olabilir.
Davullar adalara yalnız gelmekle kalmadı; adalarda yeniden döküldü. Bunun en çarpıcı kanıtı Bali'de.
Bu davul, tek parça dökülmüş bilinen en büyük metal davullardan biri sayılıyor. Biçimi Dong Son davulundan belirgin biçimde ayrılıyor: daha ince, daha uzun ve yüz maskeleriyle bezeli. Yerel anlatıya göre davul gökten düşmüş bir aydı; parlaklığı geceyi aydınlatıyordu. Bugün hâlâ bir tapınak avlusunda, yüksek bir köşkün içinde, kutsal bir emanet olarak saklanıyor.
Bu kalıp parçaları, Pejeng türü davulların Bali'de döküldüğünü gösteriyor. Dökümcüler, kuzeyden gelen bir nesne türünü alıp kendi kalıplarıyla, kendi biçim anlayışlarıyla yeniden üretmişti. Uzak adanın kendi döküm ocakları da yanıyordu artık.
Doğuda, Alor adasında, davullar bambaşka bir hayata geçti.
Alor'da moko denen bu davullar, evlilikte gelin ailesine verilen değerlerin başında gelir. Bir mokonun değeri yaşına, desenine ve el değiştirdiği ailelere göre belirlenir. Birçoğunun daha geç yüzyıllarda Cava atölyelerinde döküldüğü düşünülüyor. Davulun bir ses aletinden bir aile hazinesine ve bir değişim ölçüsüne dönüşmesi, nesnenin anlamını belirleyenin alıcı topluluk olduğunu gösteriyor.
Kuzeyde de davul geleneği yüzyıllarca sürdü.
Kurbağalar Dong Son geleneğinin geç davullarında da görülüyordu. Kurbağanın yağmurla birlikte ortaya çıkması, davulların yağmur çağırma törenlerinde kullanıldığı yorumunu doğurdu. Karen toplulukları davulları cenazelerde, evlilikte ve topluluk törenlerinde çaldı. Aynı nesne türü, iki bin yıla yakın bir süre boyunca farklı topluluklarda farklı törenlere hizmet etti.
Mekanizma — kıyının küpleri, ovanın taşları
Dong Son kuzeyde bronzu öne çıkarırken, orta Vietnam kıyısında başka bir gelenek yaşıyordu. KRO-313.1'de bu kültürün yeşim küpesini görmüştük; burada ölülerini nasıl gömdüğüne bakıyoruz.
Sa Huỳnh toplulukları ölülerini ya da yakılmış kalıntılarını bu küplere koydu. Kuzeyde ağaç gövdesi tabutlar ve bol bronz, kıyıda toprak küpler ve demir: iki komşu kültür ölümü farklı malzemelerle karşıladı.
Küp gömüsü bölgenin başka yerlerinde de var. Filipinler'de, Palawan adasındaki Tabon mağaralarında bulunan bir küp, kapağının üstünde bir kayık taşıyor.
Kavuşturulmuş kollar, ölülerin gömülme biçimini hatırlatıyor. Bu yüzden sahne, ölünün ruhunu öbür dünyaya taşıyan bir kayık olarak yorumlanıyor. Kayık imgesinin bölgenin birçok yerinde ölümle ilişkilendirilmesi dikkat çekici; ama her kayığa aynı anlamı yüklemek için kanıt yetmiyor.
Kıta içinde, Tayland'ın kuzeydoğusunda, erken metal çağının başka bir yüzü bulundu.
Ban Chiang 1960'larda dikkat çekti; ilk yayınlarda bronzun burada çok erken tarihlerde işlendiği öne sürüldü. Sonraki kazılar ve yeni tarihlendirmeler bu tarihleri daha geç dönemlere çekti. Boyalı kaplar ise piyasada çok aranınca alan kaçak kazıdan büyük zarar gördü. Bağlamından koparılan her çömlek, hangi mezardan çıktığı bilgisini de yanında götürdü.
Kavanozların çevresinde yapılan kazılar insan kalıntıları ve gömü izleri buldu; bu yüzden kavanozların ölü gömme törenleriyle ilişkili olduğu düşünülüyor. Alan, yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki savaş yıllarında yoğun biçimde bombalandı. Toprakta kalan patlamamış mühimmat, araştırmayı bugün de zorlaştırıyor.
Usta katmanı: davul kimin?
Heine-Geldern Dong Son'a ad verdiğinde, davulların süslemesini Avrupa'nın demir çağı kültürlerine bağlayan göç kuramları önerdi. Bu kuramlar, bölgenin kendi buluşlarını dışarıdan gelen bir dalgaya bağlama eğilimindeydi ve bugün terk edildi.
Sömürge sonrasında soru yön değiştirdi. Vietnamlı araştırmacılar davulları Kızıl Irmak vadisinin kendi buluşu olarak savundu. Çinli araştırmacılar ise Yunnan'da bulunan daha sade ve daha erken sayılan davullara dikkat çekti. Her görüş kanıta dayanıyordu; her biri davulu bugünkü bir ulusun geçmişine yerleştirmeye de istekliydi.
Bugün Vietnam'da davul yüzündeki yıldız ve halkalar, kamu binalarında, anıtlarda ve kurumsal amblemlerde sık görülen bir ulusal imge. Bu kullanım meşru bir tarihsel bağı dile getiriyor. Sanat tarihçisinin işi ise o bağı bir başka soruyla dengelemek: davul, kendi zamanında hangi toplulukların, hangi sınırlar içinde değeriydi? Dian'dan Alor'a uzanan dağılım, cevabın bugünkü haritaya sığmadığını gösteriyor.
Kalıcı araçlar
Döküm izini ara. Gövdedeki dikiş çizgisi, kalıp parçası ya da yarım kalmış döküm, nesnenin nerede yapıldığı sorusuna yaklaştırır.
Yüzeyi halka halka oku. Merkezden dışa doğru sırayı not et; aynı dağarcığın davuldan davula nasıl yeniden düzenlendiğine bak.
Yorumu gözlemden ayır. Tüylü figürü, kayığı ve kurbağayı önce betimle; bayram, ölüm ya da yağmur okumasını sonra ve yorum olarak ekle.
Alıcıyı sor. Aynı davul bir mezarda, bir tapınak avlusunda ya da bir evlilik pazarlığında başka bir şeydir.
Dış kaydı tart. Çin tarihçisinin satırını, yazanın merkezini ve beklentisini hesaba katarak oku.
Ulusal anlatıyı ayır. Bugünkü sınırların ve kimliklerin, nesnenin kendi dönemindeki dağılımını örtmesine izin verme.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Dong Son davullarının hepsi kuzey Vietnam'da yapılıp adalara taşındı."
Bali'deki kalıp parçaları, davul türlerinin adalarda yerel olarak da döküldüğünü gösteriyor.
Yaygın yanlış"Davul yüzündeki sahneler, belli bir festivalin kesin betimidir."
Sahneler zengin ama hiçbiri yazılı bir kaynakla doğrulanmış bir törene bağlanamıyor.
Yaygın yanlış"Kurbağalı davullar yağmur çağırmak için yapıldı."
Bu, kurbağa ile yağmur arasındaki bağdan ve sonraki törenlerden çıkarılmış bir yorum; davulların işlevi topluluğa ve döneme göre değişti.
Yaygın yanlış"Davulların kökeni sorusu çözülmüş, tek bir ulusa aittir."
Köken tartışması sürüyor ve geçmişte ulusal kimlik kaygılarıyla iç içe yürütüldü.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Dong Son adı Mã ırmağı kıyısındaki bir köyden gelir ve Kızıl Irmak vadisinin bronz dökümcülerini anlatır. Davulların yüzü ortadaki yıldızın çevresinde halka halka düzenlenir; tüylü figürler, evler, kayıklar ve kuşlar ortak bir dağarcıktan seçilir. Heger'in sınıflaması biçime dayanır ve hâlâ kullanılır. Aynı atölyeler kaplar, hançerler ve baltalar döktü; Cổ Loa surları örgütlü bir emeği gösterir. Dian bronzları ve Çin kayıtları kuzeydeki bağı ve dış bakışı verir. Davullar adalara yayıldı; Bali'de yeniden döküldü, Alor'da aile hazinesi oldu. Sa Huỳnh küpleri, Ban Chiang çömlekleri ve Kavanozlar Ovası, erken maddi kültürün tek bir merkezden yayılmadığını hatırlatır.
Sonraki derse köprü
Pejeng'deki davul bugün bir tapınak köşkünde duruyor ve yerel anlatı onu gökten düşen bir ay olarak tanıyor. Kuzeyden gelen bir döküm türü, Bali'de kendi kalıplarına, kendi yüzlerine ve kendi efsanesine kavuştu. Birkaç yüzyıl sonra Hindistan'dan gelen tanrı adları ve Buda imgeleri de aynı kıyılarda böyle bir süzgeçten geçecek. Hangi kavram alındı, hangisi eski bir dağın, bir atanın ya da bir yerel ruhun yanına yerleştirildi; Cava ve Kamboçya yazıtlarıyla tapınak heykelleri bu seçimin izlerini taşıyor.