Ders KRO-313.12 · Güneydoğu Asya Sanatları

Sömürge haritalandırmasının bölgeye etkisi

3.200 kelime · 25 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Sömürge yönetimi Güneydoğu Asya'yı haritalarla, envanterlerle ve üslup adlarıyla kâğıda geçirdi. Raffles'ın kitabı, Batavia topluluğu, Hollanda'nın arkeoloji servisi ve EFEO anıtları ölçtü, fotoğrafladı ve onardı; heykelleri ve el yazmalarını Avrupa'ya da taşıdı. 1824 antlaşması Malay dünyasını böldü, 1907 antlaşması Angkor'u Fransız Kamboçya'sına geçirdi. Siyam kendi haritasını ve sanat tarihini aynı araçlarla yazdı. Sergiler bölgeyi Avrupa'ya bir vitrin olarak sundu. Bağımsız devletler sömürge müzelerini devraldı, anıtları ulusal simgelere çevirdi ve iade için müzakere etti. Preah Vihear, bir haritanın yüzyıl sonra bile sonuç doğurabildiğini gösteriyor.

Açılış: iki yüzyıl sonra açılan sandık

Leiden'deki etnografya müzesinin bir salonunda taş bir tanrıça, ayağının altındaki manda iblisini öldürüyordu. Etiketinde bir köy adı, bir dönem adı ve bir envanter numarası yazıyordu. Heykel Doğu Cava'daki bir tapınaktan söküldü, önce bir yöneticinin bahçesine, sonra gemiyle Hollanda'ya gitti. İki yüzyıla yakın bir süre Hollanda'da kaldı.

2023'te Hollanda bu heykeli, aynı tapınaktan götürülmüş birkaç heykelle birlikte Endonezya'ya geri verdi. Taş değişmedi. Değişen, onu saran kâğıtlardı: hangi ülkenin toprağında bulunduğunu söyleyen harita, hangi müzeye ait olduğunu söyleyen envanter fişi, hangi "üslup"a girdiğini söyleyen etiket. Bu ders o kâğıtların sanatı nasıl biçimlendirdiğini izliyor.

Dersin yolu

Raffles'ın Cava kitabından ve Batavia'daki bilim topluluğundan başlayacağız. Hollanda Doğu Hint arkeoloji servisinin fotoğraflarına ve 1894 Lombok seferine uğrayacağız. Ardından Fransız Çinhindi'nin envanterlerine, Siyam'ın haritalandırılmasına ve Angkor'un el değiştirmesine geçip sergilere, bağımsızlık sonrası müzelere ve iade tartışmalarına varacağız. Kursun araçları sonda bir araya geliyor.

Sıfır noktası: harita, envanter, ad

Sömürge yönetimi bir yeri önce kâğıda geçirdi. Haritacı sınırı çizdi, arkeolog anıtları numaraladı, bilgin onlara dönem ve üslup adları verdi. Bu kâğıtların her biri bir karar taşıyordu. Harita bir tapınağın hangi devletin olduğunu söylüyordu. Envanter hangi eserin korunacağını, hangisinin taşınacağını belirliyordu. Üslup adı ise eseri bir zaman çizelgesine ve çoğu zaman bir ulusa bağlıyordu.

Bu dönemin bilgisini yalnız yağma ya da yalnız kurtarma diye okumak işimizi kolaylaştırır, ama kanıtlarla uyuşmaz. Aynı subay bir sarayı ateşe verirken onun kitaplığından el yazmalarını toplayabiliyordu. Aynı envanter bir tapınağı yıkılmaktan koruyup heykelini bir Avrupa başkentine yollayabiliyordu. Bu derste her belgeye iki soru soracağız: bu kâğıt neyi korudu, neyi kopardı?

Mekanizma — bir valinin kitabı

İngiltere, Napolyon savaşları sırasında Cava'yı birkaç yıl yönetti. Vali yardımcısı Thomas Stamford Raffles adanın tapınaklarını araştırtmaya girişti. Borobudur'u temizleyen mühendisin raporunu ve tapınak çizimlerini önceki derslerde görmüştük.

Kitap Cava'yı bir bütün olarak tanıtan ilk büyük İngilizce eserlerden biriydi. Levhalarda tapınaklar Avrupa gravür geleneğiyle, düzgün cepheler ve tamamlanmış hatlar olarak çizildi. Raffles kitapta adanın eski uygarlığını övdü, onu çöküşte bir mirasın sahibi olarak sundu. Bu övgü bir yönetim iddiasını da taşıyordu: mirası tanıyan, onu yönetmeye de hak kazanır.

İngiliz yönetimi kısa sürdü ve ada Hollanda'ya geri verildi. 1824'te İngiltere ile Hollanda bölgedeki etki alanlarını bir antlaşmayla ayırdı. Malakka Boğazı bir çizgiye dönüştü. Kuzeydeki yarımada ve Singapur İngiliz, güneydeki adalar Hollanda tarafında kaldı.

Bu metnin anlattığı dünya, Johor'dan Riau'ya, Sumatra kıyısından yarımadaya uzanan tek bir saray ağıydı. Yazıldığı sırada bu ağın ortasından bir sınır geçiyordu. Riau'daki saray Hollanda'nın, Johor'daki saray İngiltere'nin etkisine girdi. Aynı ailenin el yazmaları bugün iki ayrı ülkenin kütüphanelerinde, iki ayrı "ulusal edebiyat" başlığı altında okunuyor.

Mekanizma — Batavia'da bir müze

Hollandalı yöneticiler ve bilginler 1778'de Batavia'da bir sanat ve bilim topluluğu kurmuştu. Topluluk yazıtları, heykelleri, el yazmalarını ve sikkeleri topladı. Cava'nın dört bir yanından taşınan taşlar onun bahçesinde ve depolarında birikti.

Fili Siyam kralı Chulalongkorn, 1871'deki ilk Cava gezisinin anısına armağan etti. Bina halk arasında bu yüzden "Fil Evi" anlamına gelen Gedung Gajah adıyla anılıyor. Kral çeyrek yüzyıl sonra adaya yeniden geldiğinde, sömürge yönetimi ona Borobudur'dan parçalar sunmuştu; onları kursun başlarında görmüştük. Armağan iki yöne de akıyordu, ama yalnız birinde verilen şey bir anıttan sökülüyordu.

Topluluğun koleksiyonu bağımsızlıktan sonra doğrudan Endonezya'nın ulusal müzesinin çekirdeği oldu. Sömürge biliminin kurduğu bir depo, ulusun kendi geçmişine baktığı vitrine dönüştü.

Hollanda yönetimi on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında anıtları fotoğraflatmaya başladı.

Van Kinsbergen çekimden önce bitkileri ve molozu temizletti, ışığı ve kadrajı özenle seçti. Fotoğraf bir belgeydi, ama aynı zamanda düzenlenmiş bir sahneydi. Yıkıntı fotoğrafları Avrupa'da "unutulmuş bir uygarlık" anlatısını besledi.

1913'te Hollanda Doğu Hint yönetimi bir arkeoloji servisi kurdu. Oudheidkundige Dienst, yani Eski Eserler Servisi, ilk yıllarında N. J. Krom'un yönetiminde çalıştı.

Servisin yöntemi, bir tapınağın düşmüş taşlarını tek tek numaralayıp yerlerini bulmaktı. Prambanan'daki Śiva tapınağının yeniden kuruluşunu bu yöntemle izlemiştik. Arşiv, anıtları kurtaran bir emeğin kaydıdır. Aynı arşiv hangi tapınağın önce onarılacağına da karar veriyordu ve bu karar çoğunlukla Hindu-Budist taş anıtlardan yanaydı. Ahşap camiler, saraylar ve köy tapınakları envanterde çok daha az yer tuttu.

Mekanizma — 1894'te Lombok

Lombok adasını on dokuzuncu yüzyılda Bali kökenli bir hanedan yönetiyordu. Adanın doğusundaki Sasak soyluları bu yönetime karşı ayaklanmış, Hollanda'dan yardım istemişti. 1894'te Hollanda ordusu adaya çıktı. Seferin ilk haftalarında ağır kayıplar verdi, sonra Cakranegara'daki sarayı kuşatıp ele geçirdi. Çarpışmalarda ve sarayın düşüşünde çok sayıda insan öldü; hanedanın bir bölümü teslim olmak yerine ölüme yürüdü.

Hazine Batavia'ya, oradan Hollanda'ya taşındı ve bir bölümü sergilendi. Sergi, kanlı bir seferi Hollanda kamuoyuna bir zafer tablosu olarak sunuyordu.

Aynı saraydan bir başka nesne bambaşka bir öyküyle anılıyor.

Şiiri Majapahit sarayında Prapañca adlı bir keşiş yazmıştı. Metin kralın gezilerini, sarayın törenlerini ve krallığa bağlı sayılan toprakların uzun bir listesini anlatıyor. Anlatıya göre yazmayı, yanan sarayın kitaplığından Hollandalı filolog J. L. A. Brandes çıkardı. Yazma Leiden'de incelendi, çevrildi ve Majapahit tarihinin temel kaynağı oldu. 1970'lerde Endonezya'ya geri verildi; hazinenin bir bölümü de aynı on yılda döndü.

Bu iki nesne aynı günün ürünü. Biri yağmanın, öteki kurtarmanın kanıtı gibi duruyor, ama ikisini de aynı ordu taşıdı. Nāgarakṛtāgama'daki toprak listesi daha sonra başka bir iş gördü. Bağımsız Endonezya'da bazı yazarlar bu listeyi, Majapahit'in bugünkü sınırlara yakın bir alanı yönettiğinin kanıtı olarak okudu. Bir saray şiirinin haraç ve bağlılık listesi, ulusal haritanın tarihî gerekçesine dönüştü.

Mekanizma — Fransız Çinhindi'nin envanterleri

Fransa Mekong havzasında ilerlerken anıtları da kayda geçirdi. Mouhot'nun çizimlerini ve Delaporte'un alçı kalıplarını Angkor dersinde görmüştük. Fotoğraf kısa süre sonra geldi.

Thomson'ın fotoğrafları Angkor'u Avrupa'ya "ormanda kaybolmuş kent" olarak tanıttı. Oysa tapınakta o yıllarda da Budist keşişler yaşıyordu ve Angkor Wat bir hac yeriydi. "Kayıp" sözcüğü, Avrupalı bakışın bu yaşayan hafızadan habersizliğini anlatıyordu.

1898'de Fransız yönetimi kalıcı bir arkeoloji heyeti kurdu; heyet kısa süre sonra Fransız Uzakdoğu Okulu, yani EFEO adını aldı ve merkezi Hanoi'ye taşındı. Okulun ilk büyük işi anıtları saymaktı.

Envanterin dikkat çeken yanı sınırları dinlememesiydi. Lajonquière, o sırada Siyam'ın elinde olan illerdeki tapınakları da Kamboçya anıtları arasında kataloğa aldı. Katalog, haritadan önce bir iddia kuruyordu.

Parmentier toplayabildiği Cham heykellerini Đà Nẵng'daki müzeye taşıttı; o müzeyi Champa dersinde görmüştük. Kıyıdaki pek çok heykel bu sayede savaşlardan kurtuldu. Ama yerlerinden de koptular; bugün çoğunun hangi kulenin hangi nişinde durduğunu yalnız envanterin satırları söylüyor.

EFEO'nun koleksiyonu bu binada sergilendi. Hébrard'ın "Çinhindi üslubu" sömürge yönetiminin bölge geleneklerine saygı gösterdiğini anlatmak istiyordu. Bina bugün Vietnam Ulusal Tarih Müzesi'nin bir bölümü.

Mekanizma — Mekong'da çizilen çizgi

Fransız diplomat Auguste Pavie yirmi yılı aşkın bir süre Laos ve Kamboçya'da dolaştı. Yanındaki subaylar ve bilginler ırmakları, köyleri ve patikaları haritaya geçirdi.

Pavie'nin haritaları 1893'te Fransa ile Siyam arasındaki krizde kullanıldı. Kriz sonunda Siyam, Mekong'un doğu yakasındaki toprakları bıraktı. Lao prenslikleri Fransız Laos'u oldu. Pavie'nin topladığı Lao öyküleri ve Budist el yazmaları da Paris'e ulaştı. Aynı heyet bölgenin yazılı kültürünü kaydetti ve onun siyasi geleceğini çizdi.

Mekanizma — Siyam kendini haritaya geçiriyor

Siyam hiçbir zaman sömürge olmadı. Ama iki sömürge imparatorluğunun arasında kalmak için kendi sınırını çizmek zorunda kaldı. Eski Siyam saraylarının dünyayı gösterme biçimi bambaşkaydı.

Bu tür resimlerde yer, kutsallığa ve ahlaka göre diziliyordu. Bir kentin önemini çoğu zaman bir tapınak ya da bir kutsal kalıntı belirliyordu. Sınır da çoğu zaman bir çizgi olmaktan çok geçirgen bir kuşaktı. Küçük prenslikler aynı anda Siyam'a ve komşu bir krala bağlılık sunabiliyordu.

Tarihçi Thongchai Winichakul 1994'te yayımlanan "Siam Mapped" kitabında bu geçişi inceledi. Onun yorumuna göre modern Tay ulusunun toprak bedeni, kendi deyişiyle "geo-body", bu haritalarla birlikte doğdu. Ülkeyi sınırları belli, tek renge boyanmış bir şekil olarak düşünmek, Avrupa haritacılığının getirdiği yeni bir alışkanlıktı. Siyam bu aracı benimseyip Fransız ve İngiliz iddialarına karşı kendi haritalarını koydu.

Thongchai aynı kitapta bir anlatının doğuşunu da izliyor. Yirminci yüzyılda Tay okul kitapları, Fransa'ya bırakılan toprakları "kaybedilmiş topraklar" diye anlatmaya başladı. Oysa bu toprakların çoğu, haritadan önce birden fazla krala bağlılık sunan prensliklerdi. Haritanın çizdiği beden, geçmişe doğru da uzatılmıştı.

Siyam sarayı kendi müzesini de kurdu.

Prens Damrong Rajanubhab Siyam'ın eski eserlerini toplattı ve sınıflandırdı. Yirminci yüzyılın başlarında Bangkok'ta çalışan Fransız bilgin George Cœdès ile birlikte Tay sanatını dönemlere ayırdı. Sukhothai bu sınıflamada ulusun klasik çağı olarak öne çıktı. Siyam sömürge biliminin araçlarını kullanarak kendi ulusal sanat tarihini yazdı.

Mekanizma — 1907'de Angkor el değiştiriyor

Angkor, Batı Kamboçya'nın Siyam yönetimindeki illerinden biri olan Siem Reap'teydi. 1907'de Fransa ile Siyam bir antlaşma imzaladı. Siyam, Battambang ve Siem Reap illerini Fransız Kamboçya'sına bıraktı. Ertesi yıl EFEO, Angkor'da kalıcı bir koruma birimi kurdu. Ağaçları temizledi, taşları numaraladı ve tapınakları tek tek onardı.

Angkor'un hangi sırayla yapıldığı da bu çalışmalarla netleşti.

Bayon uzun süre Angkor Wat'tan önce yapılmış sayılıyordu. Stern süslemelerin gelişimini izleyerek onu daha geç bir döneme yerleştirdi. Kısa süre sonra yazıtlar onu doğruladı: Bayon, Angkor Wat'tan sonra, VII. Jayavarman döneminde yapılmıştı. Sömürge biliminin yöntemi burada bir yanlışı düzeltti.

Stern'in çizdiği çizelgede Khmer üslupları bir tapınağın adını taşıdı: Preah Ko üslubu, Banteay Srei üslubu, Bayon üslubu. Benzer adlar bütün bölgeye yayıldı. "Dvaravati" adı Çinli bir hacının metinlerinden alınıp Orta Tayland'ın eski kentlerine verildi. Kursun başlarında gördüğümüz yazıtlı sikkeler bu adı ancak çok sonra doğruladı. Üslup adı eseri bir yere bağlar; ama o yerin bugün hangi devletin içinde kaldığını da sessizce taşır.

Mekanizma — sergideki tapınak

Sömürge imparatorlukları bölgeyi Avrupa'ya sergiler aracılığıyla da tanıttı.

Besteci Claude Debussy bu sergide gamelanı dinledi ve etkisi sonraki müziğinde izlendi. Dansçılar ise sergi boyunca o yapay köyde, ziyaretçilerin gözü önünde yaşadı.

Kopya Çinhindi bölümünün merkeziydi ve Fransa'yı Angkor'un koruyucusu olarak gösteriyordu. Sergi kapanınca yapı yıkıldı. Hollanda'nın Sömürge Enstitüsü ise kalıcı bir bina yaptırmıştı.

Mekanizma — Mandalay'dan Londra'ya

Burma'da kâğıt bir sarayı da değiştirdi. 1885'te İngiltere Yukarı Burma'yı ilhak etti, Kral Thibaw sürgüne gönderildi ve Mandalay sarayı bir askerî karargâha çevrildi.

Takımın bir bölümü 1964'te Burma'ya geri verildi. Böylece bir saray takımı, kendisini kullanan krallıktan sonra kurulan bir cumhuriyetin elinde ulusal miras oldu.

Mekanizma — bağımsızlıktan sonra

Bağımsız devletler sömürge kurumlarının çoğunu devraldı.

Groslier bir sömürge memuruydu, ama Khmer ustalarının zanaatını yaşatmak için bir sanat okulu da kurdu. Bina bugün Kamboçya'nın ulusal müzesi.

Angkor bayrakta bir tapınak olmaktan çıkıp ulusun simgesi oldu. Endonezya'da Borobudur benzer bir yer kazandı. 1973 ile 1983 arasında Endonezya hükümeti UNESCO ile birlikte anıtın kare teraslarını söküp yeniden kurdu.

Bir harita ise yüzyıl sonra kan dökülmesine yol açtı.

Antlaşma sınırın su bölümü çizgisini izleyeceğini söylüyordu. Harita ise tapınağı çizginin Kamboçya yanına koyuyordu. Uluslararası Adalet Divanı 1962'de, Siyam'ın haritayı uzun süre itiraz etmeden kabul ettiğine dayanarak tapınağı Kamboçya'ya verdi. 2008'de tapınak Kamboçya'nın başvurusuyla UNESCO Dünya Mirası listesine alındı. Ardından sınırda silahlı çatışmalar yaşandı ve insanlar öldü.

Karşılaştırma: düzelten bilgi, bölen bilgi

Stern'in kitabı ile Ek I haritası aynı kurumsal dünyadan çıktı. Biri Bayon'un tarihini düzeltti ve bugün de geçerli. Öteki bir tapınağın çevresine bir çizgi çekti ve o çizgi iki ulusu karşı karşıya getirdi. Sömürge bilgisini değerlendirirken her belgeyi kendi sonucuyla tartmak gerekiyor.

İade tartışmaları da bu karmaşıklığı taşıyor. Prambanan dersindeki Prajñāpāramitā ve Angkor dersindeki güreşçi heykeller ülkelerine döndü. Cakranegara hazinesi ise Lombok'taki Bali hanedanının sarayından alınmıştı; bir bölümü Cakarta'daki ulusal müzeye geri geldi. Geri veren de alan da bir devletti. Eseri yapan topluluğun sesi bu konuşmada çoğu zaman en az duyulan sesti.

Usta katmanı: bir etiketin katmanları

Singhasari Durgası'nın yolculuğunu kâğıtlarıyla yeniden kuralım. Tapınakta onun bir yeri ve bir töreni vardı. Hollandalı bir yönetici onu Semarang'daki bahçesine taşıdığında heykel bir süs eşyasına dönüştü. Leiden'de bir envanter numarası ve "Hindu-Cava" gibi bir dönem etiketi aldı. Cakarta'da ise Endonezya'nın ulusal mirasının bir parçası oldu.

Her istasyon heykele bir ad ekledi, bir bağı kopardı. Etiketin her satırını bu istasyonlardan biriyle eşleştirmeyi dene. Hangi satır tapınaktan, hangisi depodan, hangisi bir antlaşmadan geliyor?

Kalıcı araçlar: bir Güneydoğu Asya eserini baştan sona okumak

Güneydoğu Asya kursunun son durağında, on iki dersin bakış araçlarını bir müze salonunda kullanılacak kısa buyruklara topluyoruz.

Ağı bul. Eserin malzemesinin, tekniğinin ya da imgesinin hangi deniz ve kara yollarıyla geldiğini sor; ithal nesne ile yerel atölyeyi ayır.

Süzgeci ara. Hint ya da Çin kökenli bir tanrının, bir Buda imgesinin yerel bir dağa, ataya ya da ruha nasıl yerleştiğini izle.

Yürüyerek oku. Bir tapınağın kabartmalarını hacının izlediği yönde, kat kat ve sırayla takip et.

Merkezi ve çevreyi ayır. Ana tapınağın etrafındaki küçük yapıları, bağış yazıtlarını ve onları yaptıranları kaydet.

Suyu izle. Hendeklerin, havuzların ve kanalların tapınağı krallığa ve tarlalara nasıl bağladığını çıkar.

Bağışçıyı ara. Bir duvar resminin ya da tapınağın kimin liyakat umuduyla yapıldığını yazıtlardan oku.

Aynı kıyıdaki komşuyu gör. Bir eseri komşu bir sarayın imgeleriyle birlikte düşün; iki görsel kültür nerede ayrılıyor, nerede kesişiyor?

Heykelin yolculuğunu sor. Bir Buda imgesinin savaşla, armağanla ya da hacla hangi kentlere taşındığını ve hangi krallığın kimliğini üstlendiğini izle.

Harfi ve damı oku. Yeni bir inancın eski bir dam biçimine, eski bir süsleme diline nasıl yerleştiğini ara.

Olayı geri koy. Kuklanın, maskenin ya da kumaşın hangi gece, hangi sesle ve hangi bedenle birlikte görüldüğünü sor.

Kâğıdı çıkar. Eserin adını, tarihini, üslubunu ve bulunduğu ülkeyi hangi haritanın, hangi envanterin, hangi antlaşmanın verdiğini bul.

Her eser her soruya cevap vermez; sessiz kalan soru da eserin geçmişi hakkında bir şey söyler.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Angkor'u Avrupalılar keşfetti."
Doğrusu

Angkor Wat sömürge döneminde de keşişlerin yaşadığı ve hacıların geldiği bir tapınaktı; Avrupalılar onu kendi okurlarına tanıttı.

Yaygın yanlış"Sömürge arkeolojisi yalnız yağmaydı."
Doğrusu

Aynı servisler anıtları ölçtü, onardı ve belgeledi; aynı servisler heykelleri Avrupa'ya da taşıdı. İki yanı da kanıtlarla görülüyor.

Yaygın yanlış"Khmer, Dvaravati ya da Hindu-Cava gibi üslup adları eserin yapıldığı dönemden gelir."
Doğrusu

Bu adların çoğu on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl bilginlerinin koyduğu sınıflandırma adlarıdır.

Yaygın yanlış"Siyam sömürge olmadığı için haritalandırmadan etkilenmedi."
Doğrusu

Siyam kendi sınırlarını Avrupa haritacılığının araçlarıyla çizdi ve Mekong'un doğusundaki toprakları ile batı Kamboçya illerini bu süreçte bıraktı.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Sömürge yönetimi Güneydoğu Asya'yı haritalarla, envanterlerle ve üslup adlarıyla kâğıda geçirdi. Raffles'ın kitabı, Batavia topluluğu, Hollanda'nın arkeoloji servisi ve EFEO anıtları ölçtü, fotoğrafladı ve onardı; heykelleri ve el yazmalarını Avrupa'ya da taşıdı. 1824 antlaşması Malay dünyasını böldü, 1907 antlaşması Angkor'u Fransız Kamboçya'sına geçirdi. Siyam kendi haritasını ve sanat tarihini aynı araçlarla yazdı. Sergiler bölgeyi Avrupa'ya bir vitrin olarak sundu. Bağımsız devletler sömürge müzelerini devraldı, anıtları ulusal simgelere çevirdi ve iade için müzakere etti. Preah Vihear, bir haritanın yüzyıl sonra bile sonuç doğurabildiğini gösteriyor.

Sonraki derse köprü

Vincennes'teki sergide Angkor kopyasının yakınında Fransız Batı Afrikası'nın köşkü duruyordu; duvarları Sahel'in kerpiç mimarisini andırıyordu. Aynı kentin etnografya salonlarında Dahomey sarayından, Kongo havzasından ve Sahel'den gelen nesneler, çoğu zaman tek bir "zenci sanatı" ya da "ilkel sanat" etiketiyle birlikte sergileniyordu. Güneydoğu Asya'nın eserleri hiç değilse krallık ve tapınak adlarıyla anılmıştı. Afrika'dan gelenlere ise çoğu kez bir kıtanın adı yetmişti. Yeni kurs, bu tek kalıbın altında kalan saraylara, atölyelere ve yüzyıllara ayrı ayrı bakmanın yolunu arıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-313 — Güneydoğu Asya Sanatları →

12 bölümden 12. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga