Ders KRO-313.10 · Güneydoğu Asya Sanatları

İslamlaşma, liman kentleri ve el yazmaları

3.383 kelime · 21 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Güneydoğu Asya'da İslamlaşma on üçüncü yüzyılın sonundan itibaren liman kentlerinden yayılan, yüzyıllar süren bir süreçti. Leran'daki taş tartışmalı; Pasai'deki taş bir sultanın adını veriyor; Tralaya'daki taşlar Majapahit başkentinde Müslümanların yaşadığını gösteriyor. Terengganu yazıtı Malaycayı Arap harfleriyle yazan Jawi geleneğinin erken bir örneği. Malaka ve Pasai kronikleri sultanların İslam'ı kabulünü rüyayla anlatarak meşruiyet kurdu. Cava'nın kuzey kıyısında camiler kat kat damlar, tuğla minareler, kanatlı kapılar ve hayvan biçimini bitkiye saklayan kabartmalarla eski yapı dilini sürdürdü. Aceh taş, Kur'an tezhibi, mühür ve diplomatik mektupla kendi görsel dilini kurdu. İslamlaşmanın açıklamaları farklı kanıt türlerine dayanıyor.

Açılış: kıyıda bir minare, içinde bir davul

Cava Adası'nın kuzey kıyısında, Kudus kasabasının eski mahallesinde, kırmızı tuğladan yükselen bir kule duruyor. Kademeli bir kaidesi, düz yüzeyleri bölen yatay silmeleri ve tepesinde dört direğe oturan, kat kat örtülü küçük bir köşkü var. Tuğlaların arasına yer yer sırlı seramik tabaklar gömülmüş.

Doğu Cava'nın eski tapınaklarını gören biri bu biçimleri hemen tanır. Kule, Bali'nin köy meydanlarında toplanma çağrısı için davul çalınan kulelere de benziyor. Tepesindeki köşkte de büyük bir deri davul asılı.

Kule bir caminin minaresi. Yanındaki cami geleneğe göre Sunan Kudus adıyla anılan bir din bilgini tarafından kuruldu ve kubbesi yerine kat kat yükselen bir dam taşıyor. Bu derste liman kentlerinde İslam'ın nasıl yerleştiğini, hangi eski biçimleri kendine kattığını ve yeni bir yazının hükümdarlara ne kazandırdığını izleyeceğiz.

Dersin yolu

Mezar taşları ve erken bir yazıtla başlayıp Malaka'nın kroniğine, oradan Cava kıyısının camilerine ve türbe kapılarına gideceğiz. Aceh'te el yazması, mühür ve sultan mektubu üzerinde durup doğu adalarına kısaca uğrayacağız. Karşılaştırma bölümü İslamlaşmanın açıklamalarını tartıyor, usta katmanı bir kâtibin sayfasına dönüyor.

Sıfır noktası: limandan limana bir süreç

Arap, Fars ve Hintli Müslüman tüccarlar bu sulara çok erken yüzyıllardan beri geliyordu. Güney Çin'in liman kentlerinde onların mahalleleri, camileri ve mezarlıkları vardı. Yabancı tüccarların varlığı, limanın halkının yeni dini benimsediği anlamına gelmiyordu.

Yerel hükümdarların İslam'ı kabul ettiğini gösteren sağlam izler on üçüncü yüzyılın sonundan itibaren çoğalıyor. Yayılma Sumatra'nın kuzey ucundan başladı. Malay Yarımadası'na, Cava kıyısına, doğu adalarına ve Filipinlerin güneyine ulaşması birkaç yüzyıl sürdü. Bir liman sultanlığa dönüşürken komşusu eski inancını yüzyıllarca koruyabildi. Saray İslam'ı kabul ettikten sonra iç bölgelerdeki köylerin yaşamı uzun süre eski ritmiyle sürdü.

Bir sarayın kararıyla önce hükümdarın adı, unvanı ve mezarı değişti. Mahkemeler, okullar ve tarikatlar kuşaklar içinde kuruldu; halkın gündelik ibadeti ve yaşam döngüsü törenleri daha da yavaş biçimlendi.

Mekanizma — taşa yazılan adlar

Bölgede İslam'ın en erken tarihli izleri mezar taşları. Ama her mezar taşı aynı şeyi kanıtlamıyor.

Taş Cava'daki en eski tarihli Müslüman mezar taşı olarak anılıyor. Yine de bazı araştırmacılar onun başka bir yerde yazılıp bir gemiyle, belki de safra taşı olarak buraya geldiğini düşünüyor. Taş bir Müslüman kadının bu kıyıda öldüğünü gösteriyor olabilir. Kıyıda yerleşik bir Müslüman topluluğun ya da bir İslami yönetimin varlığı için başka kanıtlar gerekiyor.

Sumatra'nın kuzey kıyısındaki Samudra-Pasai'de durum farklı. Burada bir hükümdar yatıyor.

Malik es-Salih adını taşıyan bu hükümdar, Pasai'nin ilk Müslüman sultanı olarak anılıyor. Sultanların İslam'ı kabul ettiğini gösteren bölgedeki en erken sağlam kanıtlardan biri bu. Venedikli gezgin Marco Polo da aynı yıllarda Sumatra'nın kuzeyinden geçti ve buradaki kentlerden birinin halkının tüccarlar aracılığıyla Müslüman olduğunu yazdı.

Yarım yüzyıl sonra Faslı gezgin İbn Battuta Pasai'ye uğradı. Sultanı bilginlerle tartışmayı seven, Şafii mezhebine bağlı bir hükümdar olarak anlattı. Pasai'nin sultanları kendi adlarına küçük altın sikkeler de bastırdı.

Sultanın adı Arap harfleriyle pazarda elden ele dolaşıyordu. Yeni kimlik limanın gündelik yaşamına böyle girdi.

Pasai'nin daha geç mezar taşları uzak bir atölyenin işi.

Yirminci yüzyılın başında Hollandalı araştırmacı J. P. Moquette bu taşları Gucerat'ın Kambay limanında üretilen taşlarla karşılaştırdı. Pasai ve Cava'daki bazı mermer taşların onlarla neredeyse aynı olduğunu gösterdi. Benzerlik, İslam'ın bölgeye Hindistan'ın batı kıyısından geldiği yönündeki bir açıklamayı uzun süre besledi. Oysa bir mezar taşının üretildiği yer, onu taşıyan kişinin inancını nereden öğrendiğini söylemez. Kambay taşı almak bir moda ya da saygınlık meselesi de olabilirdi.

Cava'nın kuzey kıyısında aynı türden bir taş bir din bilgininin mezarını örtüyor.

Mevlana Malik İbrahim, Cava'da İslam'ı yaydığı anlatılan dokuz evliyanın, Wali Songo'nun ilki olarak anılıyor. Wali Songo anlatıları sonraki yüzyıllarda yazılmış kroniklerden ve sözlü gelenekten geliyor. Bu kişilerin bir kısmının tarihî varlığı mezarlarıyla destekleniyor. Öykülerinin ayrıntıları ise bir topluluğun kendi başlangıcını nasıl hatırladığını anlatıyor.

Mekanizma — başkentin içindeki mezarlık

Cava'da İslam'ın en şaşırtıcı erken izi bir liman kentinde bulunmadı. Majapahit krallığının iç bölgedeki başkentinin hemen yanında ortaya çıktı.

Majapahit on dördüncü yüzyılda adaların büyük bölümünü etkisi altına alan bir Hindu-Budist krallıktı. Bu mezarlar onun en parlak döneminde, sarayın birkaç kilometre ötesinde kazıldı. Taşların bir kısmı tarihlerini Cava'nın Hint kökenli Saka takvimiyle ve yerel rakamlarla veriyor. Bazı araştırmacılar bazı taşlarda Majapahit sarayıyla ilişkilendirilen güneş biçimli bir amblemi de tanıyor. Burada yatanların saray çevresinden Cavalı kişiler olduğu düşünülüyor.

Bu mezarlık bir sarayın içinde iki inancın aynı anda yaşayabildiğini gösteriyor. Yeni din Cava'ya ilk kez kıyıdan girmiş olsa bile, onun bazı ilk mensupları başkentin soylularıydı. Arapça dua ile Saka yılı aynı taşın iki yüzünde birbirini tamamlıyor.

Mekanizma — Malay harfleriyle bir yasa

Malay Yarımadası'nın doğu kıyısında, Terengganu'da bir ırmak kıyısında bulunan bir taş, Malaycanın Arap harfleriyle yazılmış bilinen en erken örneklerinden birini taşıyor.

Metin Allah'tan söz ederken Sanskritçeden gelen bir deyim kullanıyor: "Dewata Mulia Raya", yani yüce ve ulu tanrı. Yeni dinin yasası, yüzyıllardır bu dilde dua edenlerin tanıdığı sözcüklerle duyuruluyor. Yazının kendisi de uyarlanmış. Malaycada bulunup Arapçada bulunmayan sesler için Arap harflerine noktalar eklenerek yeni harfler türetildi. Malaycanın bu Arap harfli yazısına Jawi deniyor.

Jawi yüzyıllar boyunca sarayın, ticaretin ve dinî öğrenimin ortak yazısı oldu. Malaka'da yazılan bir mektup Brunei'de ya da Banten'de okunabiliyordu. Cavaca da benzer bir yolla Arap harfleriyle yazıldı ve bu yazıya pegon dendi. Kutsal kitabın harfleriyle yazmak bir metne saygınlık kazandırıyordu.

Mekanizma — Malaka ve kendi geçmişini yazan saray

On beşinci yüzyılın başında Malaka Boğazı'nın kıyısında, küçük bir balıkçı yerleşiminin bulunduğu yerde yeni bir liman kuruldu. Kroniklere göre kurucusu Palembang'ın eski krallık soyundan geldiğini söyleyen bir prensti. Malaka kısa sürede Gucerat, Bengal, Çin, Cava ve baharat adalarından gelen tüccarların buluştuğu bir pazar oldu. Ming hanedanının büyük filoları da bu limana uğradı.

Kentin hükümdarları yüzyılın ilk yarısında İslam'ı kabul etti. On altıncı yüzyılın başında burada bir süre yaşayan Portekizli Tomé Pires, kenti ayrıntılı olarak anlattı. Ona göre Malaka'nın efendisi olan, Venedik'in boğazına elini koymuş sayılırdı. Kısa süre sonra Portekiz donanması kenti ele geçirdi. Sultanın soyu güneye çekildi ve Johor'da yeni bir saray kurdu.

Malaka'dan bugüne en çok okunan eser, bu kayıptan sonra yazılan bir metin.

Sejarah Melayu, Malay Tarihi demek. Metin sultanların soyunu Büyük İskender'e ve bir dağın tepesine inen göksel prenslere bağlıyor. Kuruluşu, saray törenlerini ve sultanla halkı arasındaki ahdi anlatıyor. Bir bölümde Malaka hükümdarının İslam'ı nasıl kabul ettiği bir rüyayla anlatılıyor. Hükümdar rüyasında Hz. Muhammed'i görüyor, ondan inanç sözlerini öğreniyor ve ertesi gün Cidde'den gelen bir geminin limana yanaştığını görüyor.

Pasai'nin de kendi kroniği var.

Bu kroniklerde rüya, din değiştirmenin tarihini kaydetmekten çok onun meşruiyetini kuruyor. Hükümdar yeni inancı araya hiçbir tüccar ya da komşu girmeden doğrudan Peygamber'den alıyor. Kronikler gerçek olayları, soy iddialarını ve ahlaki dersleri aynı anlatıda örüyor.

Mekanizma — Cava kıyısında kat kat damlar

On beşinci yüzyılın sonlarında Cava'nın kuzey kıyısındaki liman kentleri güçlendi. Cava'da bu kıyı şeridine pasisir deniyor. Demak, Jepara, Tuban, Gresik ve Cirebon gibi kentlerin hükümdarları İslam'ı kabul etti. Zamanla iç bölgedeki Majapahit'ten bağımsızlaştılar. Majapahit on altıncı yüzyılın başlarında dağıldı. Kıyıdaki yeni sultanlıklar onun saray dilini, unvanlarını ve sanat biçimlerinin önemli bir bölümünü devraldı.

Bu sultanlıkların ilki Demak'tı. Kentin büyük camisi Cava'nın en saygın kutsal yerlerinden biri.

Kare salonun üzerinde, aralarında boşluk bırakarak birbirinin üstüne oturan üç dam katı yükseliyor. Bu katları ortadaki dört büyük direk taşıyor. Cava dilinde bu direklere soko guru deniyor. Gelenek direklerden her birini Wali Songo'dan birine bağlar. Bunlardan birinin, Sunan Kalijaga'nın tahta yongalarını birbirine bağlayarak yaptığı direk olduğu anlatılır.

Kat kat yükselen dam Cava ve Bali'nin eski bir yapı biçimini sürdürüyor. Bali tapınaklarında tanrılara ayrılan ve meru adı verilen kuleler de kat kat yükselen damlar taşıyor. Demak'ın ustaları cami için en saygın yerel yapı biçimini seçti ve ona yeni bir yön verdi: salon kıbleye bakıyordu.

Caminin kapısı da bir öykü taşıyor.

Lawang Bledeg, Cava dilinde yıldırım kapısı demek. Gelenek, kapıyı oyan ustanın bir yıldırımı yakalayıp tahtaya hapsettiğini anlatır. Kapıdaki iri başlar, Cava tapınaklarının kapı üstlerinde gördüğümüz koruyucu canavar başlarının yakın bir akrabası. Kanatlarda kapının yapım yılını sözcüklerle şifreleyen bir kronogram da var. Bu tarih yazma yolu Cava'da İslam öncesinden beri kullanılıyordu.

Jepara yakınındaki küçük bir camide süsleme başka bir sorunu çözüyor.

Levhaların bazılarına yakından bakınca sarmal yaprakların bir maymun, bir fil ya da bir yengeç biçimini oluşturduğu görülüyor. Hayvan, bitkisel sarmalın içinden ancak dikkatli bakana beliriyor. Bu çözüm cami duvarında canlı figürden kaçınma eğilimiyle Cava ustalarının hayvan betimleme geleneğini aynı yüzeyde buluşturuyor. Gelenek levhaları Çin kökenli bir ustaya bağlar. Cami, Jepara'yı yöneten kraliçe Kalinyamat'ın kocasının türbesiyle birlikte kurulmuştu.

Doğu Cava kıyısında bir tepe üzerindeki türbe kapıları ise göğe açılıyor.

Kapılar türbeye giden yolu avlu avlu yukarı taşıyor. Kanatlar ve kayalar, Majapahit dönemi tapınak kabartmalarının dağ ve kuş imgelerini sürdürüyor. Ziyaretçi bir evliyanın mezarına, tapınak dağına çıkan eski bir hacıyı andıran adımlarla yükseliyor.

Batı Cava'da Cirebon'un kurucusu sayılan evliya Sunan Gunung Jati'nin türbesi de bir tepeye kurulmuş.

Duvarlardaki tabaklar türbenin ne kadar uzak limanlarla bağlı olduğunu herkesin göreceği biçimde sergiliyor. Gelenek bunların bir kısmını evliyanın Çinli bir prensesle evliliğine bağlar. Hollanda çinileri ise türbe ziyaretinin sonraki yüzyıllarda da süren saygınlığının izi.

Cava'nın batı ucundaki Banten, on altıncı yüzyılda biber ticaretiyle zenginleşen bir sultanlık oldu.

Gelenek minareyi Çinli bir ustaya, ek yapıyı ise sultanın hizmetine girmiş ve Müslüman olmuş Hollandalı bir mimara bağlar. Kat kat yükselen Cava damı, Çin ve Avrupa elinden çıkmış eklerle aynı avluyu paylaşıyor. Bir liman sultanlığının camisi limanın kendisi gibi çok dilli.

Mekanizma — Aceh: taş, kâğıt ve mühür

Malaka Portekiz'e geçtikten sonra Müslüman tüccarlar başka limanlara yöneldi. Sumatra'nın kuzey ucundaki Aceh sultanlığı bu fırsatı kullanıp Pasai'yi topraklarına kattı. On yedinci yüzyılın başında, Sultan İskender Muda döneminde en güçlü günlerini yaşadı.

Aceh'in taş ustaları kendine özgü bir mezar taşı tipi geliştirdi.

Bu taşlar Pahang'dan Johor'a kadar yarımadanın saraylarına gönderildi. Bir sultanın mezarına Aceh taşı dikilmesi, iki saray arasındaki ittifakın ya da akrabalığın kalıcı bir işaretiydi. Kambay'dan taş getiren yüzyıllar geride kalmış, bölge kendi taş ihracatçısını çıkarmıştı.

Aceh aynı zamanda bir öğrenim merkeziydi. Şair ve sufi Hamzah Fansuri Malayca şiirlerinde tasavvufi düşünceyi anlattı. Gucerat doğumlu bilgin Nureddin er-Raniri ise sarayda görev aldığı yıllarda bu düşünceyi sapkınlık saydı. Kaynaklar onun döneminde bazı kitapların yakıldığını aktarır.

Malay dünyasının Kur'an nüshaları bölgeden bölgeye ayrı tezhip üslupları geliştirdi. Aceh nüshalarının canlı renkli, kanatlı çerçeveleri bunların en kolay tanınanlarından. Yarımadanın doğu kıyısında Terengganu ve Patani atölyeleri daha ince, altın ve laciverdi bol kullanan bir üslup geliştirdi. Kâtip ve müzehhip kutsal metni değiştirmiyordu. Ama metnin bölümlerini ve okurun gözünü yönlendiren çerçeve, sayfanın nereden geldiğini bir imza gibi söylüyordu.

Sultanın sesi de kâğıt üzerinden uzaklara gidiyordu.

Mektubun başındaki süslü bölüm, metni okumadan önce gönderenin rütbesini gösteriyordu. Kâğıdın boyutu, altın varak ve sultanın uzun unvanları bir diplomatik dil oluşturuyordu.

Cap sikureung Aceh dilinde dokuzlu mühür demek. Sultan her belgeyi kendi adı ve sekiz atasının adıyla birlikte mühürlüyordu. Mühür bir soy ağacını tek bir baskıya sığdırıyordu ve onu taşıyan kâğıdı bir soy belgesine çeviriyordu.

Aceh'in Hint Okyanusu'nun öbür ucundaki bir müttefiki de vardı. On altıncı yüzyılın ortasında Aceh sultanı Portekiz'e karşı yardım istemek için Osmanlı sarayına elçi ve mektup gönderdi. Osmanlı belgeleri topçu ustalarının ve silahların gönderilmesinden söz ediyor. Ne kadar yardımın gerçekten ulaştığı tartışmalı. Aceh'te ise bu ilişki bir top adının ve bir sancağın öyküsü olarak yüzyıllarca anlatıldı.

Mekanizma — doğu adaları ve güney sultanlıkları

Karanfilin anavatanı olan Ternate ve Tidore adalarının hükümdarları on beşinci yüzyılın sonlarında İslam'ı kabul etti.

Gelenek taçtaki saçın kendiliğinden uzadığını ve belirli aralıklarla törenle kesildiğini anlatır. Taç, sultanlığın kutsal bir emanet olarak saklanan güç nesnesi. Daha kuzeyde, Mindanao ve Sulu adalarında da on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda sultanlıklar kuruldu. Bu sultanlıkların soy kütükleri, sultanları Arap soylu din bilginlerine bağlayan ve Arap harfleriyle yazılan belgelerde korundu.

Karşılaştırma: İslamlaşmanın açıklamaları

İslam'ın bu adalara kimin eliyle geldiği uzun süre tartışıldı. Hollandalı bilginler Kambay taşlarına dayanarak Gucerat'ı savundu. Başkaları Arabistan'ı ve Hadramut'tan gelen din bilginlerini, bir grup da İran'la bağları öne çıkardı. Cava'daki bazı gelenekler Çinli Müslümanlara pay verdi.

Bu açıklamaların her biri farklı bir kanıt türüne yaslanıyor. Mezar taşı Gucerat'ı, kronikteki Cidde gemisi Arabistan'ı, mermerdeki Farsça dizeler İran'ı, türbe duvarındaki porselen Çin'i işaret ediyor. Kanıt bir taşın, bir öykünün ya da bir tabağın yolculuğunu gösteriyor; inancın yolculuğu ise bunlardan çıkarılan bir yorum.

Sorunun kendisi de değişti. A. H. Johns gibi araştırmacılar, sufi önderlerin ve tarikatların yerel inançlarla kolay konuşabilen öğretilerinin halk arasında belirleyici olduğunu öne sürdü. Başkaları tüccar aileleriyle yerel soylular arasındaki evliliklere ya da sarayların bilinçli kararlarına ağırlık verdi. Bugün çoğu araştırmacı birden fazla yolun birlikte işlediğini kabul ediyor; hangisinin ağır bastığı limandan limana değişiyor.

Usta katmanı: kâtibin sayfası

Sejarah Melayu'nun bir nüshasını açtığımızı düşünelim. Satırların çoğu siyah mürekkeple yazılmış. Yeni bir bölümü açan "alkisah" ya da "sebermula" gibi sözcükler kırmızıyla öne çıkıyor. Bu sözcükler yüksek sesle okuyana nerede duracağını gösteriyor.

Önsöz metnin bir saray büyüğünün isteğiyle, sultanların töresi sonraki kuşaklarca bilinsin diye yazıldığını söylüyor. Kitabın sonundaki kolofonda ise kâtip çoğu zaman adını, kopyalamayı bitirdiği günü ve yeri yazıyor. Kendinden aciz bir kul diye söz ediyor ve hatalarının bağışlanmasını diliyor. Kenarlarda sonraki okurların düştüğü notlar, düzeltmeler ve sahiplik kayıtları birikiyor.

Malay kâtipleri kopyaladıkları metne sık sık bölüm ekledi, dilini güncelledi ya da bir soy iddiasını yeni hükümdarın işine yarayacak biçimde değiştirdi. Bu yüzden Sejarah Melayu'nun birbirinden belirgin biçimde ayrılan nüshaları var. El yazması, kendi geçmişini yeniden yazan bir sarayın aracıydı.

Kalıcı araçlar

Tarihi kim veriyor, sor. Bir mezar taşının ya da yazıtın tarihinin hangi takvimle, hangi rakamla yazıldığını ve okumasının tartışmalı olup olmadığını kaydet.

Taşın yolunu inancın yolundan ayır. Bir nesnenin üretildiği atölye ile onu kullananın inancının kaynağını ayrı sorular olarak tut.

Eski biçimi bul. Kat kat dam, tuğla kule, kanatlı kapı ya da koruyucu baş gibi biçimlerin daha eski bir yapı dilinden gelip gelmediğini araştır.

Gizlenmiş figürü ara. Bitkisel süslemenin içinde beliren bir hayvanı, figürden kaçınma eğilimiyle yerel geleneğin bir buluşması olarak oku.

Kroniği saray belgesi olarak oku. Bir din değiştirme anlatısının olayı mı kaydettiğini, yoksa bir meşruiyeti mi kurduğunu birlikte düşün.

Sayfanın çerçevesini oku. Bir el yazmasında tezhibi, kırmızı mürekkebi, kolofonu ve kenar notlarını metin kadar önemli kanıtlar olarak incele.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"İslam bölgeye tek bir dalga hâlinde, kısa sürede yayıldı."
Doğrusu

Hükümdarların İslam'ı kabulü on üçüncü yüzyılın sonundan on altıncı yüzyıla uzanan bir süreçte, limandan limana gerçekleşti ve halkın içinde daha da uzun sürdü.

Yaygın yanlış"En eski tarihli mezar taşı, o yerde bir Müslüman topluluğun bulunduğunu kanıtlar."
Doğrusu

Leran'daki taş gibi bazı erken taşlar başka yerden taşınmış olabilir ve tarihleri tartışmalı.

Yaygın yanlış"Kambay'da oyulmuş mezar taşları, İslam'ın Gucerat'tan geldiğini kanıtlar."
Doğrusu

Benzerlik taşın atölyesini gösteriyor; inancın hangi yoldan geldiği ayrı bir soru.

Yaygın yanlış"Kubbesiz, kat kat damlı camiler İslam'ın yüzeysel kaldığının göstergesidir."
Doğrusu

Demak ve Kudus'taki camiler Cava'nın en saygın kutsal yerleri arasında ve yerel yapı dilini bilinçle sürdürüyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Güneydoğu Asya'da İslamlaşma on üçüncü yüzyılın sonundan itibaren liman kentlerinden yayılan, yüzyıllar süren bir süreçti. Leran'daki taş tartışmalı; Pasai'deki taş bir sultanın adını veriyor; Tralaya'daki taşlar Majapahit başkentinde Müslümanların yaşadığını gösteriyor. Terengganu yazıtı Malaycayı Arap harfleriyle yazan Jawi geleneğinin erken bir örneği. Malaka ve Pasai kronikleri sultanların İslam'ı kabulünü rüyayla anlatarak meşruiyet kurdu. Cava'nın kuzey kıyısında camiler kat kat damlar, tuğla minareler, kanatlı kapılar ve hayvan biçimini bitkiye saklayan kabartmalarla eski yapı dilini sürdürdü. Aceh taş, Kur'an tezhibi, mühür ve diplomatik mektupla kendi görsel dilini kurdu. İslamlaşmanın açıklamaları farklı kanıt türlerine dayanıyor.

Sonraki derse köprü

Bu dersin tanıkları dayanıklı malzemelerdi: mermer, tuğla, mühür mürekkebi ve yüzyıllarca bir sandıkta saklanan kâğıt. Kıyı saraylarının sanatının büyük bölümü ise yıpranıp eskiyen ya da yalnız bir gece süren işlerden oluşuyordu. Cava geleneği Sunan Kalijaga'yı Demak'ın direğini yapan evliya olarak andığı gibi, deriden oyulmuş gölge kuklalarıyla eski destanları anlatan bir dâvetçi olarak da hatırlıyor. Kandil ışığında beyaz bir perdeye düşen gölge, bir düğünde giyilen altın iplikli kumaş ve bir tören için hazırlanıp ertesi gün solan bir sunu müzeye ancak parça parça ulaştı. Böyle bir işin tarihini yazmak, nesnenin yanında onu oynatan eli, eşlik eden müziği ve kullanıldığı anı da kayda geçirmeyi gerektiriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-313 — Güneydoğu Asya Sanatları →

12 bölümden 10. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga