Ders KRO-312.9 · Kore ve Japonya Sanatları

Zen, mürekkep resmi, bahçe ve çay kültürü

3.266 kelime · 19 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Zen manastırları Çin'den meditasyon öğretisiyle birlikte mürekkep resmini, şiiri ve eşya zevkini de getirdi. Chinsō portreleri ve şiirli resimler, ustalığın aktarılmasında belge işi gördü. Sesshū, Çin yolculuğundan sonra mürekkebin hem lekeli hem keskin dilini kurdu. Ashikaga koleksiyonu, karamono'yu kurallara bağlı bir sergileme sanatına çevirdi. Kuru bahçeler, yorumları çoğaltan belirsiz düzenler sundu. Rikyū'nun çayı, küçük oda ve elde yapılan kâseyle yıpranmış olana değer verdi.

Açılış: ayrılan öğrenciye verilen manzara

1495'te, yetmişlerinin ortasındaki bir keşiş ressam, batı Japonya'daki Yamaguchi kentinde küçük bir manzara resmi bitirdi. Resim, birkaç ıslak mürekkep lekesinden ibaretti. Ressam, resmin üstünde kalan geniş boşluğa uzun bir yazı ekledi.

Yazıda gençliğinde Çin'e gittiğini, orada ustalar aradığını ve aradığını pek bulamadığını anlatıyordu. Asıl dersi, kendi ülkesindeki iki eski ustadan aldığını söylüyordu. Resmi, Kamakura'ya dönmek üzere yanından ayrılan öğrencisine verdi. Bu kâğıt bir veda armağanıydı; aynı zamanda öğrencinin kimden ders aldığını gösteren bir belge işi de görüyordu.

Ressamın adı Sesshū Tōyō. Resim, yazı ve armağan bir arada, bu dersin konusunu tek bir nesnede topluyor: mürekkep resmi Zen manastırlarında bir öğrenme ve aktarma aracıydı, aynı zamanda değerli bir eşya olarak elden ele geçiyordu.

Dersin yolu

Önce Zen manastırlarının Japonya'ya nasıl yerleştiğini ve mürekkep resminin orada hangi işi gördüğünü kuracağız. Ardından bir ustanın portresinin neden öğrenciye verildiğini, keşiş ressamların resim üstüne şiir yazma alışkanlığını ve Sesshū'nün Çin yolculuğunu izleyeceğiz. Sonra Ashikaga şogunlarının Çin malı eşya koleksiyonuna ve bu eşyaların sergilendiği odalara geçeceğiz. Kum ve taştan kurulan bahçeleri, bugün onlara yüklenen yorumlarla birlikte inceleyeceğiz. Son olarak küçük bir odada hazırlanan çayın bir zevk sistemine nasıl dönüştüğünü göreceğiz. Usta katmanında, "Zen estetiği" denen şeyin ne kadarının o yüzyıllara, ne kadarının modern yorumculara ait olduğunu tartışacağız.

Sıfır noktası: manastır, mürekkep ve boş kâğıt

Zen, Budizmin oturarak yapılan meditasyonu ve usta ile öğrenci arasındaki doğrudan aktarımı öne çıkaran bir koludur. Çin'de "Chan" adıyla gelişti; Japonca okunuşu "Zen". On ikinci yüzyılın sonundan itibaren Çin'e giden Japon keşişler bu öğretiyi getirdi. On üçüncü yüzyılda Song Çin'inden gelen keşişler de Kamakura'ya yerleşti.

Kamakura'nın askerî yöneticileri bu keşişlere büyük manastırlar kurdurdu. Sonraki yüzyılda Kyoto'daki Ashikaga şogunları, Kamakura ve Kyoto'daki önde gelen Zen manastırlarını bir sıralamaya bağladı. Bu düzene "Gozan", yani "Beş Dağ" deniyor. Gozan manastırları yalnızca dinî merkezler olmadı; Çince şiirin, hat sanatının ve Çin kitaplarının öğrenildiği okullar, şogunlara yazışma ve diplomasi uzmanı yetiştiren kurumlar da oldular.

Keşişler Çin'den kitaplarla birlikte resimler de getirdi. Bunların önemli bir bölümü yalnızca siyah mürekkeple yapılmıştı. KRO-311.9'da Song döneminin güney sarayında ve manastırlarında gelişen bu resmi gördük; Muqi'nin hurmaları ve sekiz manzarası da o derste geçti. Muqi, Çin'deki eleştirmenlerden pek övgü görmedi; ama resimleri Japonya'daki koleksiyonlarda en çok aranan eserler arasına girdi.

Mürekkep resminde ressam, aynı çubuk mürekkebi suyla farklı oranlarda inceltir. Koyu ve kuru bir darbe kayanın sertliğini verir. Islak ve açık bir leke sisi ya da uzaklığı taşır. Kâğıdın boyanmamış kısmı da resme katılır: su, gök, sis ya da yalnızca nefes alan bir alan olabilir. Japonca'da bu boşluğa bazen "yohaku", yani "artakalan beyaz" deniyor.

Mekanizma — ustanın yüzü ve keşişin şiiri

Kamakura'daki Kenchōji, on üçüncü yüzyılın ortasında Çin'den gelen bir keşiş için kurulan büyük bir Zen manastırıydı. Bu keşişin Japonca okunan adı Rankei Dōryū.

Zen manastırlarında böyle portrelere "chinsō" deniyor. Usta, bir öğrencinin öğretiyi kavradığını onayladığında, ona kendi portresini verebiliyordu. Portrenin üstüne kendi eliyle bir yazı yazıyor, böylece resim bir onay belgesine dönüşüyordu. Bu yüzden yüz, kalıp bir yüz olarak bırakılmıyor; tanınabilir bir kişinin yüzü olarak çiziliyor.

Bir sonraki yüzyılda aynı tür çok farklı bir yüz de üretebildi.

Ikkyū, kurallara uymayan davranışları ve sert şiirleriyle tanınan bir keşişti; ömrünün sonuna doğru Kyoto'daki Daitokuji manastırının başına getirildi. Portrenin, onun yakınındaki öğrencilerinden birine atfedildiği yaygın. Resim, chinsō'nun resmî sandalyesini ve görkemli cübbesini bir kenara bırakıyor. Ustanın kişiliği, düzenin yerini alıyor.

Kyoto'daki Shōkokuji manastırı, on beşinci yüzyılda mürekkep resminin merkezlerinden biri oldu. Burada resim yapan keşişlerin ilki olarak Josetsu anılıyor.

Resmi dönemin şogunu Ashikaga Yoshimochi istetmişti. Konusu bir bilmeceydi: ağzı dar, yuvarlak bir su kabağıyla kaygan bir balık nasıl yakalanır? Bu, Zen ustalarının öğrencilere verdiği, mantıkla çözülemeyen sorulara benziyor. Resmin üstünde otuzu aşkın keşişin bu soruya şiirle verdiği yanıtlar yazılı. Bir resmin üstüne birden çok keşişin şiir yazdığı bu tür eserlere "shigajiku", yani "şiir ve resim rulosu" deniyor. Bakan, resmi şiirleri okuyarak tamamlıyor.

Josetsu'nun ardından gelen Shūbun da Shōkokuji'nin keşişlerinden biriydi. Manastırda yönetim görevleri üstlendiği, şogunluğa da ressam olarak hizmet ettiği biliniyor. Ama ona kesin olarak bağlanabilen tek bir resim yok.

Resim geleneksel olarak Shūbun'a atfediliyor; bu atıf, resmin üslubuna ve geleneğe dayanıyor. Konu, kentten uzakta, doğanın içinde okuyan bir bilginin düşlenen hayatı. Bu düşü kuranlar ise şehrin göbeğindeki büyük manastırlarda yaşayan, şogunlara hizmet eden keşişlerdi. Resim onlara çekilmenin hayalini sunuyordu.

Mekanizma — Sesshū: Çin'e gidiş ve dönüş

Sesshū, gençliğinde Shōkokuji'de keşiş olarak yetişti ve resmi orada öğrendi. Sonra Kyoto'dan ayrılıp batıdaki Yamaguchi'ye, güçlü bir savaşçı ailesi olan Ōuchi'lerin yanına yerleşti. Ōuchi'lerin Çin'le ticareti, ona hayatının büyük fırsatını verdi: 1460'ların sonunda Ming Çin'ine giden bir gemiye katıldı.

Çin'de liman kenti Ningbo yakınındaki büyük bir Zen manastırında kaldı ve ona onursal bir unvan verildi. Sonraki resimlerinin bazılarını bu unvanla imzaladı. Başkente kadar gidip yolculuk boyunca dağları, ırmakları ve kentleri gözlemledi. Japonya'ya döndüğünde artık Çin'i yalnızca resimlerden tanıyan bir ressam değildi.

"Haboku", yani "kırık mürekkep", mürekkebin hızla, birbiri üstüne bindirilerek sürüldüğü bir tekniğin adı. Biçim, çizgiyle çevrelenmek yerine lekenin kendisinden doğuyor. Sesshū, dersin açılışındaki yazıyı bu resmin üstüne yazdı ve resmi öğrencisi Josui Sōen'e verdi. Sōen Kyoto'ya uğradığında, oradaki keşişlerden resmin üstüne şiir eklemelerini istedi. Böylece armağan, bir çevrenin ortak tanıklığını taşıyan bir nesneye dönüştü.

Sesshū'nün çizgisi burada keskin ve köşeli. Kayaların kenarları kalın, kuru darbelerle çizilmiş. Ortadaki dikey çizgi, ne bir yamaç olarak ne de bir dağ sırtı olarak kolayca okunabiliyor. Bu belirsizlik, resmin yüzeyini bir manzara görüntüsünden çok bir fırça hareketinin izine yaklaştırıyor. Haboku'nun yumuşak lekeleriyle karşılaştırıldığında, aynı ressamın iki ayrı mürekkep dili kullandığı görülüyor.

Sesshū bu ruloyu altmışlı yaşlarında yaptı. Rulo, mevsimlerin akışını bir yolculuğun akışıyla birleştiriyor: bakan, bir yıl boyunca yürüyormuş gibi ilerliyor. Bazı araştırmacılar, Çin'de gördüğü kentlerin ve gemilerin izlenimlerinin bu ruloya karıştığını düşünüyor. Rulo, bugün de yılın kısa bir döneminde sergileniyor.

Duvara dönük oturan, Zen geleneğinin kurucusu sayılan Bodhidharma. Japoncada "Daruma" diye anılıyor. Öyküye göre bir keşiş, ondan öğrenci olarak kabul edilmek için kendi kolunu kesip sundu. Sesshū bu resmi yetmişlerinin ikinci yarısında yaptı. Bodhidharma'nın yüzü sakin ve kapalı; öğrencinin yüzü ise gergin. Ustanın onayı uğruna verilen bedel, portrenin onay belgesi olduğu bir dünyada sert bir imgeye dönüşüyor.

Sesshū'nün son dönem eserlerinden biri ise bir yeri doğrudan gözlemliyor.

Ama-no-Hashidate, Japonya'nın kuzey kıyısında bir koyu ikiye bölen kum dilidir ve eskiden beri ünlü bir manzara yeri sayılır. Sesshū, onu yukarıdan, kuş bakışı bir açıdan çizmiş. Tapınakların adlarının yazılmış olması, resmin gerçek bir yeri kaydetme isteğini gösteriyor. Ressamın bu resmi yerinde gözlem yaparak hazırladığı düşünülüyor; çizgilerin bazı yerlerde bir taslak serbestliği taşıdığı da söyleniyor.

Mekanizma — şogunun Çin eşyası ve onu gösteren oda

Ashikaga şogunları, Çin'den gelen resimleri, seramikleri, lake kutuları ve bronz kapları büyük bir tutkuyla topladı. Bu eşyalara Japoncada "karamono", yani "Çin malı" deniyordu. Koleksiyonun bakımını ve düzenini, şogunun yanında çalışan sanat danışmanları üstlendi. Bunların en tanınmışları, babadan oğula üç kuşak boyunca hizmet eden Nōami, Geiami ve Sōami.

Bu kitap, karamono'nun toplanmasıyla birlikte bir odada gösterilmesinin de kurallara bağlandığını kanıtlıyor. Hangi resmin hangi vazoyla, hangi kâsenin hangi rafta duracağı belirleniyordu. Bir eşyanın değeri, adını ve geçmişini bilen konuklar önünde sergilendiğinde tamamlanıyordu.

Japonlar, Jian fırınlarının siyah sırlı kâselerine "tenmoku" adını verdi. Bu ad, Japon keşişlerin ziyaret ettiği bir Çin dağından geliyor. Lekelerin çevresi ışıkla renk değiştiren türe "yōhen", yani "fırında dönüşen" deniyor. El kitabı, bu türü tenmoku kâseleri arasında en yüksek dereceye koyuyor. Çin'de pek az örneği kalmış bu kâselerin en ünlüleri bugün Japonya'da.

Şogunların bu eşyaları sergilediği yapılar da onların zevkini taşıyordu. Üçüncü şogun Ashikaga Yoshimitsu, Kyoto'nun kuzeyinde bir köşk yaptırdı.

Köşk, Yoshimitsu'nun ölümünden sonra bir Zen tapınağına dönüştürüldü. Bugünkü yapı, 1950'de bir keşişin çıkardığı yangından sonra yeniden yapıldı. Havuz ve adacıkları ise özgün düzenin izlerini taşıyor. Bir Zen tapınağı burada, altınla ve suyla kurulmuş bir güç gösterisinin ortasında yer alıyor.

Yaklaşık bir yüzyıl sonra, sekizinci şogun Ashikaga Yoshimasa, Kyoto'nun doğusundaki tepelerin eteğinde kendine bir emeklilik konutu yaptırdı. Bu konut da sonradan bir Zen tapınağına, Ginkakuji'ye dönüştü.

Dōjinsai, Yoshimasa'nın okuma ve eşya seyretme odasıydı. Sabit yazı masası ve kademeli raflar, sonraki yüzyıllarda Japon konut mimarisinin "shoin" denen düzeninin temel öğeleri oldu. Oda, bu düzenin bugüne kalan en eski örneklerinden biri sayılıyor. Dört buçuk hasırlık ölçü de sonradan çay odalarının temel ölçüsü olacaktı. Ginkakuji bahçesindeki beyaz kum yığınlarının ise Yoshimasa'dan sonraki yüzyıllarda eklendiği düşünülüyor.

Mekanizma — kum, taş ve yorum

On dördüncü yüzyılda Zen keşişi Musō Soseki, Kyoto'daki birkaç tapınağın bahçesini düzenledi ve bahçe yapımı bir keşiş uğraşı olarak saygınlık kazandı. On beşinci yüzyılın sonundan itibaren, su kullanmadan, yalnızca kum, çakıl ve taşla kurulan bahçeler yaygınlaştı. Bunlara "karesansui", yani "kuru dağ ve su" deniyor.

Bahçeyi kimin, ne zaman yaptığı bilinmiyor. Gelenek onu şogunların danışmanı Sōami'ye bağlıyor, ama bunu destekleyen belge yok. Taşlardan birinin arka yüzüne iki işçi adı oyulmuş; adlardan biri tam okunamıyor. Bu adların, toplumda düşük konumdaki taş ve bahçe işçilerine ait olduğu düşünülüyor.

Bahçenin anlamı da açık değil. Kimine göre taşlar denizdeki adalar, kimine göre bulutların üstünden yükselen dağ dorukları. Bir başka yoruma göre ırmağı geçen bir kaplan anneyle yavrularını gösteriyor. Verandanın herhangi bir noktasından on beş taşın hepsini aynı anda görmenin zor olduğu da sıkça vurgulanıyor. 2002'de yayımlanan bir görme araştırması, taşların arasındaki boş alanların verandadaki asıl seyir noktasına doğru dallanan bir düzen kurduğunu öne sürdü. Bu yorumların her biri bahçeye bir şey söyletiyor; hiçbiri yapanın niyetini belgelemiyor.

Ryōan-ji'nin soyut düzeninin aksine Daisen-in bir öyküyü izlenebilir kılıyor. Çakıl, dağdan inen bir ırmak gibi daralıp genişliyor; tekne biçimli taş, akıntıyla ilerliyormuş gibi duruyor. Bahçenin, alt bölümün kurucusu olan keşiş ile çevresi tarafından düzenlendiği düşünülüyor. Burada mürekkep resminin bir manzarası, kâğıttan alınıp taşla verandanın önüne yerleştirilmiş gibi.

Mekanizma — iki hasırlık oda ve elde yapılan kâse

Çay, Zen keşişlerinin uyanık kalmak için içtiği bir içecek olarak manastırlara yerleşmişti. On beşinci yüzyılda şogunların salonlarında karamono kâselerle sunulan görkemli çay toplantıları yapılıyordu. Aynı yüzyılın ikinci yarısında Murata Jukō adlı bir çay ustası, çayı dört buçuk hasırlık küçük bir odaya taşıdı. Öğrencisine yazdığı bilinen bir mektupta, Çin eşyasıyla yerli eşyayı ayıran sınırın bulanıklaştırılması gerektiğini öğütledi.

Bu yaklaşım, liman kenti Sakai'nin varlıklı tüccarları arasında gelişti. Sakai'li tüccar Takeno Jōō'nun ardından, yine Sakai'den gelen Sen no Rikyū, on altıncı yüzyılın ikinci yarısında bu çay anlayışını en uç noktasına taşıdı. Sonradan "wabi" diye adlandırılan bu zevk, gösterişsiz, yıpranmış, eksik görünen şeylerde bir değer arıyordu. Rikyū, ülkeyi birleştiren savaşçı önderlerin çay ustası oldu.

Gelenek, Taian'ı Rikyū'ya bağlıyor; ona atfedilen ve bugüne kalan tek çay odası bu. Alçak giriş, kim olursa olsun her konuğu eğilmeye zorluyor. Oda o kadar küçük ki ev sahibi ile konuk arasındaki mesafe birkaç kol boyuna iniyor. Duvarın kaba sıvası, karamono kâselerin parlaklığına karşı bilinçli olarak seçilmiş bir yüzey gibi duruyor.

Kâse, Rikyū'yla birlikte çalışan çömlekçi Chōjirō'ya atfediliyor. Raku kâseleri çömlekçi çarkında döndürülmeden, elle ve bıçakla biçimlendiriliyordu. Düşük ısıda pişiriliyor ve fırından sıcakken çıkarılıyordu. Bu kâse, avuçta tutulmak ve dudakla temas etmek için yapılmış bir nesne. Yaygın anlatıya göre "raku" adı, dönemin en güçlü savaşçı önderinin sarayıyla ilgili bir mühürden geliyor; bu anlatı, aile geleneğine dayanıyor.

Wabi zevki, yerli olanla birlikte başka ülkelerden gelen gösterişsiz kapları da yüceltti.

KRO-312.4'te Joseon'un buncheong kaplarını gördük. Ido denen kâseler de Kore'de yapıldı ve Japonya'ya getirildikten sonra en saygın çay kâseleri arasına girdi. Bu kâsenin adı, bir zamanlar onun sahibi olan bir tüccardan geliyor. Kore'de gündelik bir pirinç kâsesi olarak yapıldığı uzun süre söylendi; yirminci yüzyılda bu görüşü yaygınlaştıran yazarlar oldu. Kâsenin asıl işlevi araştırmacılar arasında hâlâ tartışılıyor. Çay çevrelerinde kırılan değerli kâselerin altın tozlu lake ile onarılması da bu dönemde başladığı düşünülen bir uygulama; bu onarım estetiği KRO-312.14'ün konusu.

Rikyū'nun bu çiçekliği bir askerî sefer sırasında kendi eliyle kestiği anlatılıyor. Çatlak saklanmamış, öne çıkarılmış; nesnenin adı da onu çağrıştıran çatlak bir tapınak çanından geliyor. Bir yıl sonra Rikyū, savaşçı önder Toyotomi Hideyoshi'nin emriyle kendi canına kıymak zorunda bırakıldı. Bu emrin nedeni kaynaklarda açıkça yazmıyor; Daitokuji'nin kapısına konan Rikyū heykeli, çay eşyalarının fiyatları ve saray içi siyaset, öne sürülen açıklamalar arasında.

Usta katmanı: "Zen estetiği" kimin sözü?

Bugün sadelik, boşluk ve asimetri çoğu zaman doğrudan Zen'in ifadesi olarak anlatılıyor. Bu anlatının önemli bir kısmı yirminci yüzyılda kuruldu. D. T. Suzuki, İngilizce yazdığı kitaplarla Zen'i Japon kültürünün özü olarak Batılı okura tanıttı. Filozof Hisamatsu Shin'ichi, Zen sanatının ortak niteliklerini bir listeye bağladı. Bunlar etkili yorumlar; ama on beşinci yüzyılın keşişlerinin kendi sözleri sayılmaz.

Bu dersin eserleri başka bir hikâye de anlatıyor. Mürekkep resmi, Çin kültürüne hâkimiyetin işaretiydi. Karamono, şogunun zenginliğini ve Çin'le bağını gösteriyordu. Altın Köşk bir güç gösterisiydi. Çay odasına girmek için eğilen konuk, dışarıda yine bir rütbe taşıyordu. Boş kâğıt ve kuru bahçe dinî bir arayışı yansıtabilir; aynı anda koleksiyonun, diplomasinin ve toplumsal ayrımın da bir parçası olabilir.

Kalıcı araçlar

Ton basamağı: bir mürekkep resminde en koyu ve en açık alanı bul; aradaki geçişleri say ve boyanmamış kâğıdın neyi temsil ettiğini yaz.

Yazıt katmanı: resmin üstündeki yazının kime ait olduğunu, resimle aynı anda mı sonradan mı eklendiğini araştır.

Atıf zinciri: bir eserin bir ustaya hangi dayanakla bağlandığını sor: imza, belge, gelenek ya da üslup benzerliği.

Seyir noktası: bir bahçenin ya da odanın nereden görülmek üzere kurulduğunu belirle; başka bir noktadan neyin değiştiğine bak.

Eşya biyografisi: bir çay kâsesinin yapıldığı yeri, ilk işlevini, sonraki sahiplerini ve aldığı adı ayrı ayrı yaz.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Ryōan-ji bahçesinin anlamı bellidir."
Doğrusu

Bahçenin yapanı da tarihi de belgelenmemiş; adalar, dağ dorukları, kaplan ve yavruları gibi okumaların hepsi sonradan kurulmuş yorumlardır.

Yaygın yanlış"Mürekkep resmi renk kullanmayan keşişlerin yoksul sanatıydı."
Doğrusu

Bu resimler şogunların koleksiyonlarında en yüksek değeri taşıyan eşyalar arasındaydı ve Çin kültürüne hâkimiyetin işaretiydi.

Yaygın yanlış"Rikyū'nun neden ölüme mahkûm edildiği bilinir."
Doğrusu

Kaynaklar bu konuda açık değil; öne sürülen nedenler sonraki anlatılara ve tahminlere dayanıyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Zen manastırları Çin'den meditasyon öğretisiyle birlikte mürekkep resmini, şiiri ve eşya zevkini de getirdi. Chinsō portreleri ve şiirli resimler, ustalığın aktarılmasında belge işi gördü. Sesshū, Çin yolculuğundan sonra mürekkebin hem lekeli hem keskin dilini kurdu. Ashikaga koleksiyonu, karamono'yu kurallara bağlı bir sergileme sanatına çevirdi. Kuru bahçeler, yorumları çoğaltan belirsiz düzenler sundu. Rikyū'nun çayı, küçük oda ve elde yapılan kâseyle yıpranmış olana değer verdi.

Sonraki derse köprü

Ashikaga sarayında mürekkep resmi yapan Kanō Masanobu, resmi manastırın dışında, bir meslek olarak yürüten bir saray ressamıydı. Oğlu Motonobu, Çin mürekkep geleneğini yerli renkli resimle birleştirerek bir aile atölyesi kurdu. Rikyū'ya iki hasırlık odada çay hazırlatan savaşçı önderler, aynı yıllarda taş kaidelere oturan yüksek kaleler yaptırıyordu. O kalelerin geniş salonlarını, altın zeminli kayar kapılar üstünde Kanō ailesinin fırçası doldurdu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-312 — Kore ve Japonya Sanatları →

15 bölümden 9. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga