Ders KRO-312.7 · Kore ve Japonya Sanatları

Nara ve Heian’da Budist sanat

3.391 kelime · 19 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Asuka döneminde Hōryūji'nin yapıları ve Tori üslubunun önden bakılan bronzları, Kore ve Çin örneklerinden doğdu. Nara'da Tang üslubu dolgun yüzler ve hacimli bedenler getirdi; devlet, Tōdaiji'nin dev Birushana'sıyla ülke çapında bir manastır ağı kurdu. Kuru lake, Ashura'nın düşünceli yüzünü ve Ganjin'in portresini mümkün kıldı. Heian'da Shingon mandalaları öğretiyi imgeyle aktardı, tek kütükten oyulan heykeller ağırlaştı. Jōchō'nun birleştirme tekniği ve Byōdōin'in Anka Salonu, Saf Ülke inancını müzik, ışık ve manzarayla bir salona taşıdı.

Açılış: bir fırça ve uzun bir ip

Sekizinci yüzyılın ortasında, Nara'daki Tōdaiji manastırında yüzlerce rahip, saray mensubu ve yabancı konuk dev bir bronz heykelin önünde toplanıyor. Heykelin yaldızı kayıtlara göre henüz tamamlanmamış. İskeleye çıkan Hindistan doğumlu bir keşiş, Bodhisena, elinde iri bir fırça tutuyor.

Fırçanın sapına uzun, mavi renkli bir ip bağlı. İp aşağıya, kalabalığın arasına sarkıyor ve orada bulunanlar onu ellerinde tutuyor. Keşiş, heykelin gözlerine boyayı sürdüğü anda ipi tutan herkes o hareketin bir parçası oluyor.

Bu törene "göz açma" deniyor. Gözleri boyanan heykel, inanca göre o andan itibaren canlı bir varlık olarak karşısındakine bakıyor. Fırça ve ipin parçaları bugün de, imparatorluk ailesinin Tōdaiji'ye bağışladığı eşyaları saklayan Shōsōin hazine evinde korunuyor.

Dersin yolu

Bu derste, Budizmin Japon adalarına ulaşmasından sonraki beş yüz yıl boyunca heykelin ve tapınağın nasıl değiştiğine bakacağız. Asuka döneminde kurulan Hōryūji'nin yapılarından ve ilk bronz heykellerinden başlayacağız. Ardından Nara'nın devlet destekli dev projesine, Tōdaiji'ye ve kuru lake tekniğiyle yapılmış heykellere geçeceğiz. Heian başkentinde Çin'den getirilen ezoterik öğretinin mandalalarını, tek kütükten oyulmuş ağır heykelleri izleyeceğiz. Sonra parçaları birleştirilen ahşap tekniğine ve Saf Ülke inancının salonlarına geleceğiz. Usta katmanında, tapınılmak için yapılmış bir heykelin müze salonuna girdiğinde neyin değiştiğini tartışacağız.

Sıfır noktası: Buda, bodhisattva ve salon

Budist heykelde en sık karşılaşılan iki figür türü var. "Buda", aydınlanmaya ulaşmış varlık. Japon heykelinde Buda çoğunlukla sade bir rahip giysisiyle, başının üstünde bir çıkıntı ve kıvrık saçlarla gösteriliyor. "Bodhisattva" ise aydınlanmaya ulaşabilecekken başkalarına yardım etmek için dünyada kalan varlık. Bodhisattva figürleri taç, mücevher ve şallarla, bir prens gibi süslü yapılıyor.

Japonya'da tapınılan Budalar birden fazlaydı. Tarihsel Buda Shaka, şifa veren Yakushi, batıdaki cennetin efendisi Amida ve evrenin kendisini temsil eden kozmik Buda Birushana, ayrı ayrı tapınılan figürlerdi. Kannon ise merhametin bodhisattvası.

Bir Budist manastırının çekirdeğinde birkaç yapı bulunuyor. "Kondō", yani altın salon, ana heykellerin konduğu ibadet salonu. Pagoda, Buda'ya ait kutsal kalıntıların saklandığı çok katlı kule. Kōdō ise rahiplerin toplanıp öğretim yaptığı salon. Heykellerin malzemesi de dönemden döneme değişti: yaldızlı bronz, kil, kuru lake ve ahşap. Her malzeme ustadan farklı bir beceri istiyordu.

Mekanizma — Hōryūji: dünyanın en eski ahşap yapılarından

KRO-312.1'de, Budizmin Japon adalarına Baekje sarayı aracılığıyla geldiğini gördük. Yedinci yüzyılın başında Nara havzasının güneyindeki Asuka bölgesinde ilk büyük manastırlar kuruldu. Bunlar arasında, İmparatoriçe Suiko'nun naibi Prens Shōtoku ile ilişkilendirilen Hōryūji'nin yapıları bugüne ulaştı.

Japon kayıtları, Hōryūji'nin yedinci yüzyılın ortasından sonra bir yangında tamamen yandığını yazıyor. Bugünkü yapıların özgün yapı mı, yangından sonraki yeniden yapım mı olduğu yüzyılın ilk yarısında uzun bir tartışmaya yol açtı. 1939'da yapılan bir kazı, avlunun güneydoğusunda başka bir eksen üzerinde duran daha eski bir manastırın temellerini ortaya çıkardı. Bugünkü yapıların yangından sonra yeniden kurulduğu görüşü böylece güç kazandı.

Pagodanın kalp direği yeni bir soru doğurdu. Ağaç halkalarıyla yapılan tarihleme, direğin ağacının altıncı yüzyılın son yıllarında kesildiğini gösterdi. Bu tarih yangından çok önceye düşüyor. Ağaç uzun süre saklanmış ya da eski bir yapıdan alınmış olabilir; soru kapanmadı.

Kondō'nun içinde, Hōryūji'nin en eski heykel topluluğu duruyor.

Yazıt, heykelin Prens Shōtoku'nun hastalığı ve ölümü üzerine yapıldığını ve ustanın Tori adında biri olduğunu söylüyor. Tori, yarımadadan gelmiş göçmen kökenli bir aileden geliyordu. Yazıtın ne zaman kazındığı tartışılmış, ama heykelin bu çevrede yapıldığından kuşku duyulmuyor.

Bu üslup "Tori üslubu" diye anılıyor. Figür önden bakılmak için yapılmış; yandan neredeyse bir kabartma gibi. Simetri sıkı. Bu düzen, Çin'in Kuzey Wei dönemi mağara heykelleriyle ve Baekje heykelleriyle karşılaştırılıyor.

Hōryūji'nin hazine salonunda bambaşka oranlarda bir figür daha var.

Heykelin adı "Baekje Kannon'u" anlamına geliyor. Ama bu ad ancak çok sonraki kayıtlarda geçiyor; heykelin kâfur ağacından yapılmış olması, Japonya'da yapıldığını düşündürüyor. Tori üslubunun katı önden görünüşüyle karşılaştırıldığında, bu figür yandan da bakılmak için yapılmış gibi.

Bu sahne, Buda'nın önceki yaşamlarından birini anlatıyor: prens, aç kalmış bir dişi kaplan ile yavrularını beslemek için bedenini sunuyor. Ressam tek bir yüzeyde aynı figürü üç kez gösteriyor: giysisini ağaca asarken, düşerken ve kaplanların arasında yatarken. Göz, olayın akışını yukarıdan aşağıya izliyor. Tapınağın adı, kaplamada kullanılan bu böceğin Japonca adından geliyor.

Bu resimler uzun süre Hindistan'daki Ajanta mağaralarıyla ve Çin'in Dunhuang mağaralarıyla karşılaştırıldı. Ocak 1949'da, kopyalama çalışmaları sürerken salonda bir yangın çıktı ve resimlerin büyük kısmı tahrip oldu. Bu kayıp, ertesi yıl Japonya'da kültür varlıklarını korumaya yönelik kapsamlı bir yasanın çıkarılmasında etkili oldu. Yangının yıldönümü bugün kültür varlıklarını yangından koruma günü olarak anılıyor.

Mekanizma — gizli heykel ve bronzun yeni yüzü

Hōryūji'nin doğu avlusunda, sekizgen planlı küçük bir salon olan Yumedono duruyor. İçindeki heykel yüzyıllar boyunca kimseye gösterilmedi.

Heykel, Prens Shōtoku'nun beden ölçüleriyle yapıldığı söylenen bir gizli imge olarak uzun bezlere sarılı tutuluyordu. 1880'lerde Amerikalı Ernest Fenollosa ve Japon Okakura Kakuzō, hükümetin desteğiyle yürüttükleri bir sayım sırasında, rahiplerin itirazına rağmen bezleri açtırdı. Yaldızın parlaklığı, heykelin bu uzun saklanma sayesinde korunduğunu gösteriyor. Bugün heykel yılda iki dönem kısa süreyle gösteriliyor.

Önceki derste kutsal nesnenin hiç gösterilmediğini gördük. Burada görülmesi için yapılmış bir heykel, yüzyıllar boyunca gizlenerek kutsallaşıyor. İki yol aynı alanda yan yana yaşadı.

Yedinci yüzyılın son çeyreğinde, Tang hanedanı Çin'inin heykeli Japon atölyelerine yeni bir yüz getirdi.

Baş, Asuka'daki Yamadadera manastırı için dökülen bir Yakushi heykelinden kaldı. On ikinci yüzyılın sonunda Kōfukuji'nin keşişleri heykeli kendi manastırlarına götürdü. On beşinci yüzyılda çıkan bir yangında gövde yok oldu, baş da unutuldu. 1937'de, bir onarım sırasında başka bir heykelin kaidesinin altından çıkarıldı. Yüzün dolgunluğu, Tori'nin uzun yüzlerinden ayrılıyor.

Mekanizma — Nara: ızgara başkent ve devletin manastırları

Sekizinci yüzyılın başında saray, Çin başkenti Chang'an örnek alınarak ızgara planıyla kurulan yeni bir kente, Heijō'ya taşındı. Bugün Nara diye bildiğimiz kent budur. Eski başkentin büyük manastırlarının bir kısmı da yeni kente taşındı.

Heykelin hangi yılda döküldüğü tartışılıyor. Bir görüşe göre üçlü, Yakushiji'nin eski başkentteki yapısı için yapıldı ve yeni kente taşındı. Öteki görüşe göre Nara'da yeniden döküldü. Tartışma, Tang üslubunun Japon atölyelerine ne zaman ulaştığı sorusuna da bağlanıyor. Kaidedeki üzüm asmaları, Orta Asya üzerinden Çin'e gelen bir süsleme dilini gösteriyor; çömelmiş figürlerin uzak güney halklarını temsil ettiği düşünülüyor.

Bodhisattvaların bedeni Tori üslubuna göre bambaşka. Figürler artık yanlardan da hacimli, giysi bedene yapışıp altındaki kıvrımı gösteriyor. Yüz dolgun, gözler yarı kapalı ve ifade sakin.

Sekizinci yüzyılın ortasında İmparator Shōmu, ülkenin her bölgesinde devlete bağlı birer manastır ile birer rahibe manastırı kurulmasını emretti. Bu ağın merkezinde, başkentteki Tōdaiji olacaktı. Salgınların, kıtlığın ve bir isyanın ardından gelen bu kararda, Budist öğretinin ülkeyi koruyacağı inancı belirleyiciydi.

Heykel, Kegon sutrasının kozmik Budası Birushana'yı gösteriyor. Bu sutrada sayısız dünyadaki sayısız Buda, Birushana'nın parçaları. Döküm için ülkenin dört bir yanından bronz toplandı. Halk arasında köprü ve kanal yaptıran keşiş Gyōki, bağış toplamak için seferber edildi. Kuzeydoğudaki Mutsu bölgesinde altın bulunması uğurlu sayıldı ve yaldızlamada kullanıldı.

Kayıtlara göre Kyushu'daki Usa'da bulunan Hachiman tapınağından gelen bir kehanet, kaminin dökümü destekleyeceğini bildirdi. Döküm sürerken Hachiman'ın rahibesi alayla başkente getirildi ve Tōdaiji'yi ziyaret etti. Manastırın yanında, Hachiman'a adanmış bir koruyucu tapınak kuruldu. Kami, Buda'nın yapılmasına bir koruyucu olarak katıldı.

Manastır on ikinci yüzyılın sonundaki iç savaşta ve on altıncı yüzyılda yandı; heykel sekizinci yüzyıldan pek az parça taşıyor. Bugünkü baş on yedinci yüzyıldan, salon ise on sekizinci yüzyılın başından; salon özgün yapıdan daha dar kuruldu.

Bu yapraklar, heykelin sekizinci yüzyıldan kalan en iyi korunmuş parçaları arasında. Kazınmış evren şeması, Kegon öğretisindeki iç içe dünyaları görselleştiriyor. Heykelin anlamı, çoğu ziyaretçinin fark etmediği bu çizgilerde yazılı.

Shōmu'nun ölümünün ardından eşi İmparatoriçe Kōmyō, onun kişisel eşyalarını Büyük Buda'ya bağışladı. Bu eşyalar Shōsōin hazine evinde yüzyıllar boyunca saklandı. Göz açma töreninin fırçası da sonradan aynı hazine evine konan nesneler arasında.

Mekanizma — kuru lake: hafif beden, canlı yüz

Nara döneminde ustalar, bronzun yanında daha hafif bir teknik geliştirdi. Bu teknikte önce kilden bir çekirdek biçimleniyor. Çekirdeğin üstüne, lakeye batırılmış kenevir bezi katman katman sarılıyor. Lake kuruyunca çekirdek çıkarılıyor ve içi boş, hafif bir kabuk kalıyor. Yüzün ve ellerin ince ayrıntıları, lakeyle karıştırılmış talaş macunuyla şekillendiriliyor. Bu tekniğe "kuru lake" deniyor; lake pahalı olduğu için yöntem sarayın ve büyük manastırların işi oldu.

Ashura, Hint geleneğinde savaşçı bir varlık. Burada ise Buda'nın öğretisini koruyan sekiz varlıktan biri olarak gösteriliyor. Kōmyō, annesinin anısına Kōfukuji'de bir salon yaptırdı; Ashura, o salonda Shaka'nın çevresine dizilen koruyucular arasındaydı. Figürde öfkeden çok bir çocuğun düşünceli ciddiyeti görülüyor.

Kuru lake bir adım daha atmaya izin verdi: belirli bir kişinin yüzünü kalıcı kılmak.

Ganjin, Çin'den gelen bir keşişti. Japon sarayının keşişlere usulüne göre manastır yemini verecek bir öğretmen arayışı üzerine yola çıktı. Kayıtlara göre birkaç denizaşırı girişimi başarısız oldu ve Japonya'ya ulaştığında görme yetisini kaybetmişti. Nara'da Tōshōdaiji'yi kurdu. Heykelin onun yaşamının sonunda ya da ölümünün hemen ardından yapıldığı düşünülüyor.

Heykel bugün yılın yalnızca birkaç günü gösteriliyor. On yedinci yüzyılda şair Bashō, bu yüzün önünde, keşişin kapalı gözlerindeki damlayı taze yapraklarla silmek istediğini söyleyen bir haiku yazdı. Japonya'da kişisel portre heykelinin en erken örneklerinden biri, bir şiirin de konusu oldu.

Mekanizma — Heian: mandala ve tek kütük

Sekizinci yüzyılın sonunda saray, Nara'nın güçlü manastırlarından uzaklaşarak Heian'a, bugünkü Kyoto'ya taşındı. Dokuzuncu yüzyılın başında Çin'e giden iki keşiş yeni öğretilerle döndü. Saichō, Hiei Dağı'nda Tendai okulunu kurdu. Kūkai ise Shingon okulunu getirdi; ona göre en derin öğreti sözle aktarılamıyor, imge, ses ve el hareketleriyle aktarılıyordu. Bu ezoterik öğretide sanat, öğretinin kendisini taşıyan bir araçtı.

Kūkai, mandalaları Çin'deki öğretmeninden aldı. Ritüelde iki resim, sunağın iki yanına karşılıklı asılıyordu. Geleneğe göre biri her şeyi kucaklayan merhameti, öteki sarsılmaz bilgeliği temsil ediyordu. Kabul törenine giren öğrencinin gözleri bağlanıyor, mandalanın üstüne bir çiçek atıyordu; çiçeğin düştüğü figür onun koruyucusu sayılıyordu. Gelenek, Kūkai'nin çiçeğinin Dainichi'nin üstüne düştüğünü anlatır.

Aynı yıllarda heykelin yüzeyi ağırlaştı. Ustalar bir figürün baş ve gövdesini bir ağaç kütüğünden oyuyordu. Bu tekniğe "ichiboku", yani tek ağaç deniyor.

Nara'nın sakin yüzlerinden sonra bu yüz, karşısındakine yaklaşmaktan çok mesafe koyuyor. Ağırlığı ve sertliği, dağ manastırlarında uygulanan sıkı inzivayla ve heykele yüklenen koruyucu güçle ilişkilendiriliyor. Tek kütük, kurudukça çatlamaya yatkındı; ustalar gövdenin arkasını oyup içini boşaltarak bunu sınırlamaya çalıştı.

Mekanizma — Saf Ülke: cennetin bir salona inmesi

Onuncu yüzyıldan itibaren saray çevresinde Amida'ya bağlılık hızla yayıldı. Amida'nın batıdaki cenneti, "Saf Ülke", inananın ölümden sonra yeniden doğacağı bir yer olarak düşünülüyordu. Keşiş Genshin onuncu yüzyılın sonunda yazdığı bir metinde cehennemleri ve cenneti ayrıntıyla anlattı. Ölmekte olan kişinin bir Amida imgesine bakması ve onun eline bağlı renkli iplerden tutması öğütleniyordu.

Bu dönemde, Buda'nın öğretisinin gücünü yitireceği son çağın 1052'de başlayacağına inanılıyordu. Tam o yıl, sarayı yöneten Fujiwara ailesinin başı Yorimichi, Uji'deki köşkünü bir manastıra, Byōdōin'e çevirdi. Ertesi yıl göletin kıyısında, kanatlarını açmış bir kuşa benzeyen Anka Salonu tamamlandı.

Heykeli yapan Jōchō, sarayın en saygın heykeltıraşıydı ve Budist rütbesi verilen ilk heykeltıraş olarak anılır. Ondan kaldığı kesin bilinen tek eser bu Amida. Jōchō, "yosegi" denen birleştirme tekniğini olgunlaştırdı. Bu teknikte figür birkaç ayrı bloktan oyuluyor, blokların içi boşaltılıyor ve parçalar birleştiriliyor. Heykel hafifliyor, çatlama azalıyor ve iş bir atölyede ustalar arasında bölünebiliyor. Jōchō'nun oranları ve yüz tipi, sonraki kuşakların ölçüsü haline geldi.

Bu figürler, Amida'nın cennetinden müzikle inen topluluğu gösteriyor. Salondaki kişi, Amida'nın karşısında, müzisyenlerle çevrili bir cennetin içinde buluyor kendini. Dönemin bir sözü, cennetten kuşku duyanın Uji'deki tapınağa saygı göstermesini öğütlüyordu.

Bu sahnelere "raigō", yani Amida'nın karşılamaya gelişi deniyor. Panolar, inananların dokuz ayrı derecede yeniden doğuşunu anlatan bir şemaya göre düzenlenmiş. Asıl yenilik arka planda: Amida, Japon mevsimlerinin tanıdık manzaralarına iniyor. Bu yumuşak tepeler, saray resminin yerli manzara dilinin en erken örnekleri arasında sayılıyor.

Cenneti bir salona taşıma isteği başkentin çok uzağına da ulaştı.

Salonu, kuzeyde bağımsız bir güç kuran Ōshū Fujiwara ailesinin kurucusu Kiyohira yaptırdı. Sunakların altında, onun ve ardıllarının kalıntıları saklanıyor. Amida'nın cenneti burada bir ailenin mezarıyla birleşiyor.

Usta katmanı: tapınılan heykel, sergilenen heykel

Bu heykellerin çoğu karşısında dua edilmek için yapıldı. Göz açma töreni, gizli imgenin yılda birkaç gün gösterilmesi, mandalanın üstüne atılan çiçek, hepsi bakışın bir ritüel olduğunu gösteriyor. Ustadan beklenen de bu bakışa karşılık veren bir yüzdü. Jōchō'ya rütbe verilmesi, yüzü doğru kuran ustanın saray gözünde ne kadar yükseldiğini gösteriyor.

On dokuzuncu yüzyılın sonunda bu ilişki değişti. Önceki derste anlatılan ayrım kararlarının ardından pek çok manastır gelirini yitirdi ve heykeller satıldı ya da zarar gördü. Fenollosa ile Okakura'nın katıldığı sayımlar, heykelleri ilk kez sistemli biçimde "ulusal sanat" olarak kayda geçirdi. Ardından eski tapınakları ve hazinelerini koruyan bir yasa çıkarıldı. Hōryūji yangını da korumanın kapsamını genişletti.

Bugün Ashura ile Kudara Kannon manastırların içindeki müze salonlarında, camın ardında, ışıkla aydınlatılmış duruyor. Ziyaretçi heykelin çevresinde dolaşabiliyor; özgün yerinde bu çoğu zaman mümkün değildi. Kimi ziyaretçi heykelin önünde hâlâ ellerini birleştiriyor. Bir heykelin sanat eseri mi, ibadet nesnesi mi olduğu sorusu, Japonya'da bugün de aynı salonda iki ayrı cevapla yaşıyor.

Kalıcı araçlar

Malzeme sorusu: bir heykelin bronz mu, kuru lake mi, tek kütük mü, birleştirilmiş ahşap mı olduğunu öğren; teknik, ağırlığı, maliyeti ve atölye düzenini belirler.

Önden ve yandan: figürün etrafında dolaş ya da yan görünüşünü bul; yalnızca önden bakılmak için yapılmış bir heykel ile her yönden hacimli bir heykel farklı dönemlerin işaretidir.

Yüz okuması: gözlerin, dudakların ve yanakların biçimini not et; yüz, heykelin karşısındakiyle nasıl bir ilişki kurduğunu en açık gösteren yerdir.

Yerinde ve müzede: heykelin özgün olarak hangi salonda, hangi ışıkta, kimin karşısında durduğunu araştır ve bugünkü sergilenişiyle karşılaştır.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Tōdaiji'deki Büyük Buda sekizinci yüzyıldan bu yana olduğu gibi duruyor."
Doğrusu

Heykel iki büyük yangından sonra onarıldı; başı on yedinci yüzyıldan, salonu on sekizinci yüzyıldan.

Yaygın yanlış"Japon Budist heykelleri Çin heykellerinin kopyasıdır."
Doğrusu

Atölyeler Kore ve Çin örneklerinden yola çıktı, ama kuru lake portre, tek kütük ve birleştirilmiş ahşap gibi tekniklerle kendi biçimlerini kurdu.

Yaygın yanlış"Mandala süs amaçlı bir desendir."
Doğrusu

Ezoterik Budizmde mandala, kabul töreninde ve meditasyonda kullanılan, figürleri belirli bir düzene göre yerleştirilmiş bir ritüel aracıydı.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Asuka döneminde Hōryūji'nin yapıları ve Tori üslubunun önden bakılan bronzları, Kore ve Çin örneklerinden doğdu. Nara'da Tang üslubu dolgun yüzler ve hacimli bedenler getirdi; devlet, Tōdaiji'nin dev Birushana'sıyla ülke çapında bir manastır ağı kurdu. Kuru lake, Ashura'nın düşünceli yüzünü ve Ganjin'in portresini mümkün kıldı. Heian'da Shingon mandalaları öğretiyi imgeyle aktardı, tek kütükten oyulan heykeller ağırlaştı. Jōchō'nun birleştirme tekniği ve Byōdōin'in Anka Salonu, Saf Ülke inancını müzik, ışık ve manzarayla bir salona taşıdı.

Sonraki derse köprü

Anka Salonu'nun kapılarında Amida, Japon kırlarına, çiçekli ağaçlara ve kar altındaki tepelere iniyordu. Salonu yaptıran Yorimichi'nin kız kardeşi İmparatoriçe Shōshi'nin hizmetindeki bir kadın, Murasaki Shikibu, yerli yazıyla uzun bir öykü yazmıştı. Bir yüzyıl sonra bu öykü, sağdan sola açılan yatay rulolara resimlendi. Ressam, tek bir sahnenin yerine zamanla akan bir öyküyü göstermek isteyince neyi değiştirir? Emaki rulolarının ve Genji'nin dünyası, resmin bir heykel gibi karşıdan bakılmaktan çıkıp elde açılarak okunduğu bir alan.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-312 — Kore ve Japonya Sanatları →

15 bölümden 7. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga