Ders KRO-312.4 · Kore ve Japonya Sanatları

Joseon Konfüçyüsçülüğü, beyaz porselen ve resim

3.382 kelime · 18 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Joseon, Yeni Konfüçyüsçü bilginlerin yönettiği bir devletti. Başkentin planı, taht salonunun rütbe taşları ve Jongmyo'nun uzayan salonu bu düşünceyi mekâna çevirdi. Sejong'un yeni alfabesi, harfleri sesin ve evrenin bir çizimi olarak tasarladı. Buncheong, Goryeo'nun kakma dilini beyaz astarla sürdürdü ve on altıncı yüzyılın sonunda büyük ölçüde sona erdi. Saray fırınları Gwangju'da beyaz porselen üretti; kobalt kıt olduğunda demir kahverengisine yöneldi. İmjin savaşı atölyeleri dağıttı ve birçok çömlekçiyi Japonya'ya taşıdı. Resimde An Gyeon'un rüya manzarası, Jeong Seon'un gerçek manzarası, Kim Hong-do ile Sin Yun-bok'un tür resimleri ve kitap rafı paravanları bilginin dünyasını farklı biçimlerde gösterdi.

Açılış: ortasından birleştirilmiş bir kavanoz

Londra'daki bir müze salonunda, iri ve yuvarlak bir beyaz kavanoz duruyor. Yüzeyinde ne bir çizgi var ne bir çiçek. Yine de ona uzun süre bakan biri, yuvarlağın kusursuz olmadığını fark eder. Bir yanı hafifçe basık, öbür yanı biraz daha dolgun.

O ek yeri, kabın nasıl yapıldığını anlatıyor. Bu boyda bir küre çarkta tek parça çekilemiyordu. Çömlekçi iki ayrı yarım küre biçimlendirdi ve onları ağız ağıza yapıştırdı. Fırında kil biraz çöktü ya da eğildi. Kavanozun hafif asimetrisi bu işlemin izidir.

Yirminci yüzyılın otuzlu yıllarında İngiliz çömlekçi Bernard Leach bu kavanozu Seul'de satın aldı. Daha sonra kavanoz, Londra'da çalışan çömlekçi Lucie Rie'nin atölyesine geçti ve yıllarca orada durdu. Rie'nin ölümünden sonra müzeye girdi. İki modern çömlekçi, süslemesiz bir saray kabında kendi işlerinin ölçüsünü buldu.

Dersin yolu

Yeni hanedanın kuruluşu ve onu biçimlendiren düşünceyle başlayacağız. Başkentin sarayına, atalar tapınağına ve yeni bir yazının kitabına bakacağız. Seramikte Goryeo'dan kalan kakma dilin buncheong adıyla nasıl dönüştüğünü, ardından saray fırınlarının beyaz porselenini izleyeceğiz. Resimde bir prensin rüyasından, dağları kendi gözüyle çizen ressama ve sokaktaki insanı resme sokan ustalara uzanacağız. Usta katmanında "beyazın ahlakı" anlatısının ne kadarının Joseon'a, ne kadarının yirminci yüzyıla ait olduğunu soracağız.

Sıfır noktası: kılıçla kurulan, kitapla yönetilen devlet

On dördüncü yüzyılın sonunda Goryeo sarayı bölünmüştü. Komutan Yi Seong-gye, kuzeye gönderildiği seferden ordusuyla geri döndü ve birkaç yıl içinde tahta çıktı. Kurduğu hanedanın adı Joseon oldu. Hanedan, yirminci yüzyılın başına kadar beş yüz yılı aşan bir süre yaşadı.

Yeni kralın çevresindeki bilginler, KRO-311.12'deki Ming sarayının da benimsediği bir düşünce akımını izliyordu. Batı dillerinde Yeni Konfüçyüsçülük denen bu akım, Song döneminde yaşamış Zhu Xi'nin yorumlarına dayanıyordu. Ona göre evrende bir düzen ilkesi vardı. İnsan bu ilkeyi okuyarak, kendini denetleyerek ve törenleri doğru yerine getirerek yakalayabilirdi.

Bu düşünce devlete somut kurallar verdi. Kral, atalarına karşı görevlerini eksiksiz yerine getiren bir oğul gibi davranmalıydı. Memurlar sınavla seçilmeli, klasik metinleri ezbere bilmeliydi. Goryeo'nun zenginleşmiş Budist manastırları ise eleştirildi; toprakları ve ayrıcalıkları zamanla daraltıldı. Budizm halk arasında ve saray kadınlarının çevresinde yaşamayı sürdürdü, ama devletin resmî dili Konfüçyüsçü oldu.

Bilgin-memurlar, "yangban" denen bir soylu sınıfın içinden çıkıyordu. Joseon sanatının büyük kısmı bu sınıfın beğenisini, kaygılarını ve evlerini yansıtıyor.

Mekanizma — başkentin düzeni: taht, ata ve toprak

Yeni hanedan başkentini Hanyang'a, bugünkü Seul'e taşıdı. Kentin planı, Çin'in eski tören kitaplarındaki bir ilkeyi izliyordu. Saraya güneyden bakan birinin solunda atalar tapınağı, sağında toprak ve tahıl sunağı yer almalıydı. Planı ve sarayın salonlarına verilen adları çizen kişi, hanedanın kurucu düşünürü Jeong Do-jeon'du.

Ana sarayın adı Gyeongbokgung'du. Ad, Çin şiir klasiğindeki bir dizeden alınmış ve "büyük mutluluk" anlamını taşıyordu.

Taş levhalar memurların rütbelerini gösteriyor. Büyük törenlerde sivil memurlar bir yanda, askerî memurlar öbür yanda kendi rütbe taşlarının arkasında dururdu. Avlu, bir devlet hiyerarşisinin yere çizilmiş planıydı. Kral salonun içinde, yükseltilmiş bir tahtta otururdu.

Paravan tahtın ayrılmaz parçasıydı; kralın bulunduğu törensel mekânlara, geçici bir taht kurulduğunda bile, böyle bir paravan konurdu. Güneş ve ay, evrenin iki karşıt gücünün dengesini, beş tepe ise ülkenin dağlarını temsil ediyordu. Tahta oturan kişi, bu evren resminin tam ortasına yerleşiyordu.

Sarayın solunda ise hanedanın en kutsal yapısı duruyordu.

Salonun her bölmesinde ölmüş bir kralın ve kraliçesinin ruh tabletleri saklanıyordu. Yeni krallar öldükçe yeni bölmeler gerekti ve salon yan yana eklenerek uzadı. Mimarinin uzunluğu, hanedanın süresini ölçüyordu.

Burada süsleme kasıtlı olarak azaltılmış. Kırmızı direkler, gri çatı ve boş taş avlu, ziyaretçiyi sessizliğe ve ağır bir yürüyüşe çağırıyor. Jongmyo'daki atalar töreni, müziği ve dansıyla birlikte bugün de yılda bir kez yapılıyor.

Mekanizma — yazının yeni biçimi

On beşinci yüzyılın ortasında Kral Sejong, sarayındaki bilginlerle birlikte yeni bir alfabe hazırladı. Kore dili o güne kadar Çin karakterleriyle yazılıyordu. Bu karakterleri öğrenmek yıllar alıyordu ve okuma, yangban sınıfının ayrıcalığıydı.

Kitap, harflerin nasıl tasarlandığını açıklıyor. Ünsüzlerin temel biçimleri, sesi çıkarırken dilin, dudakların ve boğazın aldığı biçimden türetilmiş. Ünlüler ise göğü simgeleyen bir nokta, yeri simgeleyen yatay bir çizgi ve insanı simgeleyen dikey bir çizgiden kuruluyor. Yazı, hem sesin hem evren düzeninin bir çizimi olarak düşünülmüş.

Bu açıklama kitabının bir nüshası, yirminci yüzyılın kırklı yıllarında Andong yakınlarındaki eski bir evde ortaya çıktı. Sömürge döneminde Kore eserlerini toplayan koleksiyoncu Jeon Hyeong-pil kitabı satın alıp sakladı. Sejong'un önsözü, yeni yazıyı halkın kendi derdini kolayca yazabilmesi için hazırladığını söylüyor. Bilginlerin bir kısmı ise yeni yazıya karşı çıktı ve Çin karakterleri yüzyıllar boyunca resmî yazının dili olarak kaldı.

Mekanizma — buncheong: Goryeo'nun mirasından beyaz bir yüzeye

Goryeo'nun son yüzyılında güneybatıdaki seladon fırınları korsan akınlarıyla dağılmıştı. KRO-312.3'ün sonunda bu dağılmayı ve çömlekçilerin iç bölgelere çekilişini izlemiştik. Joseon'un ilk yüzyılında bu çömlekçilerin atölyelerinde yeni bir seramik ortaya çıktı.

Yeni kapların gövdesi grimsi, demirli bir kildi. Çömlekçi bu koyu yüzeyi beyaz bir astar kille kaplıyordu. Astar, kabın üstüne sürülen ince ve sulu bir kil tabakası. Sonra kap şeffaf, hafif yeşilimsi bir sırla örtülüp pişiriliyordu. Bu seramik türüne bugün "buncheong" deniyor.

Desen, beyaz astar ile koyu gövde arasındaki karşıtlıktan doğuyordu. Usta deseni kile damgalayıp beyazla doldurabilir, astarı kazıyarak koyu zemini açabilir ya da astarın üstüne demirli boyayla resim yapabilirdi. Kabı beyaz astara batırmak ya da astarı kaba bir fırçayla hızlıca sürmek de mümkündü. Fırçanın bıraktığı izler, kabın üzerinde bir hareketin kaydı gibi duruyordu.

Karakterler, kâsenin gönderileceği devlet dairesinin adını veriyor. Joseon'un resmî yıllıkları, on beşinci yüzyılın başında devlet dairelerine teslim edilen kapların sık sık kaybolduğunu kaydeder. Saray, kapların üstüne dairenin adının yazılmasını emretti. Bir kâse böylece kendi sahibini ilan eden bir belgeye dönüştü. Bazı kaplarda yapıldığı bölgenin ya da ustanın adı da görülüyor.

Gyeryong Dağı fırınlarının ressamı uzun bir hazırlık yapmamış. Balık, fırçanın hızıyla ve ustalıklı bir özensizlikle çizilmiş. Bu atölyelerin kapları yerel kullanım içindi ve sarayın sıkı ölçülerine bağlı değildi.

Buncheong on altıncı yüzyılın sonuna doğru büyük ölçüde ortadan kalktı. Saray beyaz porselene yöneldikçe, taşra fırınları da beyaz kabı taklit etmeye başladı. Yüzyılın sonundaki savaş ise kalan atölyelerin önemli bir kısmını dağıttı.

Mekanizma — saray mutfağının fırınları

Beyaz porselen, kaolin denen beyaz ve ince bir kilden yapılır. Buncheong'un koyu gövdesini örten beyaz astar, zamanla bu beyazı daha ucuza yakalamanın yoluna dönüştü. Porselende ise beyazlık kilin kendisinden geliyordu ve kabın içi ile dışı aynı malzemedendi. Bunun için hem iyi bir kil yatağı hem de buncheong'dan çok daha yüksek bir fırın ısısı gerekiyordu.

On beşinci yüzyılın sonunda yazan bilgin Seong Hyeon, Sejong döneminde saray sofrasında yalnızca beyaz porselen kullanıldığını kaydeder. Saray, KRO-311.12'de gördüğümüz Ming imparatorlarının beyaz kaplarını armağan olarak alıyor ve tanıyordu. Kısa süre içinde kendi fırınlarını kurdu.

Saray mutfağından sorumlu dairenin adı Saongwon'du. Bu daire, başkentin güneydoğusundaki Gwangju bölgesinde kendi fırınlarını işletti. Bu fırınlara "bunwon", yani "şube atölyesi" deniyordu. Bölgenin dağları hem kaolin hem de bol yakacak odun sağlıyordu. Fırınlar, çevredeki ormanlar tükendikçe birkaç yılda bir yer değiştirdi. On sekizinci yüzyılın ortasında ise ırmak kıyısındaki bir köyde, bugün Bunwon-ri denen yerde sabitlendi. Odun artık ırmak yoluyla getiriliyordu.

On beşinci yüzyıl beyazı, hafif mavimsi ve soğuk bir tondaydı. Sonraki yüzyıllarda ton, ay kavanozunda gördüğümüz süt beyazına ve fildişine doğru kaydı. Ton farkı, kilin bileşimine ve fırın havasına bağlıydı. Uzmanlar bir beyaz porselenin yüzyılını, çoğu zaman ilk olarak bu tondan tahmin eder.

Beyaz yüzey, üzerine çizilen her şeyi öne çıkarıyordu. Bu çizimin en pahalı malzemesi kobalttı.

Kobalt yarımadada çıkmıyordu; Çin üzerinden pahalı bir ithal malı olarak geliyordu. Bu yüzden erken mavi-beyaz, büyük ölçüde sarayın ve onun çevresinin işiydi. Kayıtlar, saray ressamlarının bu kapların desenlerini çizmek için fırınlara gönderildiğini gösteriyor. Erik ve bambu, kışın soğuğuna dayanan bitkiler olarak bilgin-memurun sabrını ve dürüstlüğünü simgeliyordu.

Ejderha, kralın kişiliğiyle özdeşleşen bir imgeydi. Bu tür kavanozların saray şölenlerinde ve törenlerinde kullanıldığı düşünülüyor. Ejderhalı kap, beyaz porselenin de sarayın görkemini taşıyabildiğini gösteriyor. Sadelik, her zaman tek seçenek olmamıştı.

Mekanizma — İmjin savaşları ve dağılan atölyeler

On altıncı yüzyılın son on yılında, Japonya'yı birleştiren Toyotomi Hideyoshi'nin orduları yarımadaya çıktı. Kore'de İmjin savaşı adıyla anılan istila, kısa bir arayla iki dalga hâlinde, yıllarca sürdü. Gyeongbokgung savaşın ilk aylarında yandı ve iki yüzyılı aşkın bir süre harabe olarak kaldı. Jongmyo da yandı; ruh tabletleri kaçırılarak kurtarıldı.

Yarımadada fırınlar yıkıldı, çömlekçiler dağıldı ve buncheong üretiminin kalan kısmı büyük ölçüde sona erdi. Savaşın izi denizin öbür yakasına da uzandı. Çekilen Japon orduları, aralarında çömlekçilerin de bulunduğu çok sayıda Koreliyi Japonya'ya götürdü. Bu ustaların bir kısmı Kyushu'da ve batı Japonya'da yeni fırınlar kurdu.

Japonya'daki seramiğin bu göçle nasıl değiştiği, kursun ilerideki derslerinin konusu. Yarımadada ise savaştan sonra kobalt neredeyse bulunamaz hâle geldi. On yedinci yüzyılın başında kuzeyden gelen Mançu akınları ülkeyi yeniden sarstı. Saray fırınları bu yokluk yıllarında yerli bir boyaya yöneldi.

Demir boya, yarımadada kolayca bulunuyordu. Ama fırında kahverengiden siyaha kadar değişen, denetlemesi zor bir renk veriyordu. Bu kavanozun ressamı, rengin dalgalanmasını yaprakların gölgesine çevirmiş. Üzüm, bol meyvesiyle soyun sürekliliğini dileyen bir imgeydi.

On sekizinci yüzyılda kobalt yeniden bulununca mavi-beyaz geri döndü ve bu kez daha geniş bir çevreye yayıldı. Bilgin odalarında kalemlikler, su damlatıcıları ve mürekkep kapları mavi çizgili porselenden yapılıyordu. Ay kavanozu da bu yüzyılın atölyelerinden çıktı. Onu yapan çömlekçi bir ad bırakmadı.

Mekanizma — bir prensin rüyası

Joseon sarayında resim iki ayrı elde yürüyordu. Bir yanda saray resim dairesinde çalışan, ücretli ve rütbeli ressamlar vardı. Portreleri, tören belgelerini ve paravanları onlar yapıyordu. Öbür yanda, resmi kendi iç dünyasının bir uzantısı sayan yangban bilginler duruyordu.

On beşinci yüzyılın ortasında Sejong'un oğullarından Prens Anpyeong, bir gece rüyasında bir dostuyla birlikte dağların arasında şeftali ağaçlarıyla dolu bir vadiye vardığını gördü. Saray ressamı An Gyeon'u çağırıp rüyayı anlattı.

Rulo soldan sağa doğru okunuyor; Doğu Asya'daki yatay ruloların çoğu ise sağdan sola açılır. Resmin ardına prensin kendi yazısı ve yirmiyi aşkın bilginin şiirleri eklenmiş. Bu adlar birkaç yıl sonra birbirine düşman oldu. Anpyeong'un ağabeyi tahtı zorla ele geçirdi, Anpyeong öldürüldü. Rulodaki şairlerin bir kısmı yeni kralın yanında yer aldı, bir kısmı ona karşı çıktığı için idam edildi.

Rulonun Japonya'ya nasıl ve ne zaman gittiği kesin olarak bilinmiyor. Bir görüş onu İmjin savaşıyla ilişkilendiriyor, ama bunu belgeleyen bir kayıt yok.

Bilgin resmi ise bu düzenden çekilip doğaya dönen kişiyi gösterebiliyordu.

Ressam Kang Hui-an saray memuru olan bir bilgindi. Resmindeki adam hiçbir şey yapmıyor; yalnızca bakıyor. Yeni Konfüçyüsçü düşüncede doğayı izlemek, ilkeyi kavramanın yollarından biriydi.

Mekanizma — gerçek manzara ve sokaktaki insan

On sekizinci yüzyılda Kore resmi, kendi topraklarına daha dikkatle bakmaya başladı. Bu yönelişin öncüsü Jeong Seon'du. Yangban kökenliydi, ama yaşamını büyük ölçüde resimle kazandı. Onun ve çevresinin resimlerine bugün "jingyeong", yani "gerçek manzara" resmi deniyor.

Jeong Seon, Geumgang'a birçok kez gitti. Yine de resim, bir yerden görülen bir manzarayı kopyalamıyor. Ressam dağın bütününü, oradan dönen birinin aklında kalan biçimde yeniden kurmuş.

Ressam bu resmi yetmişli yaşlarında yaptı. Bir yoruma göre, ağır hasta olan şair dostunun iyileşmesi umuduyla yapılmıştı; bu yorum yazıtla kesinleşmiyor. Resimdeki dağ, ressamın evinden görülebilen dağdı.

Aynı yüzyılda, saray ressamlarından bazıları sıradan insanların gündelik yaşamını konu aldı.

Kim Hong-do arka planı boş bırakmış. Gözü yönlendiren tek şey izleyicilerin halkası. Albümün öteki yapraklarında bir köy okulu, demirciler ve çamaşır yıkayan kadınlar var.

Sin Yun-bok, kentin eğlence dünyasını, kadınları ve yangban erkeklerin gizli buluşmalarını parlak renklerle çizdi. Albüm yirminci yüzyılın otuzlu yıllarında Japonya'da satışa çıktı. Jeon Hyeong-pil onu satın alıp yarımadaya geri getirdi.

Mekanizma — kitaplar, raflar ve kış çamı

Joseon'un son yüzyıllarında kitap, bilgin kimliğinin en güçlü simgesiydi. Bu simge, kendi başına bir resim türüne dönüştü.

Kral Jeongjo'nun yazılarına girmiş bir anlatıya göre, kral tahtının arkasına bir kitap rafı resmi koydurmuştu. Ona göre kitap okumaya vakit bulamayan biri, bu resme bakarak da bir yarar görebilirdi. Sonraki yüzyılda kitap rafı paravanları yangban evlerine, oradan da daha geniş çevrelere yayıldı. Raflardaki kapların bir kısmı, Çin'den gelen pahalı eşyalardı.

On dokuzuncu yüzyılın ortasında bilgin Kim Jeong-hui, siyasi bir suçlamayla güneydeki Jeju adasına sürgün edildi. Eski dostlarının çoğu ondan uzaklaştı.

Yazıt, resmin öğrencisi Yi Sang-jeok'a armağan edildiğini söylüyor. Yi, ressamın sürgüne düştüğü yıllarda ona Pekin'den kitaplar getirmişti. Kim Jeong-hui, Konfüçyüs'ün çam ve servinin ancak yıl soğuyunca en son solduğunun anlaşıldığını söyleyen sözünü anıyor. Yi Sang-jeok resmi Pekin'e götürdü ve oradaki bilginler ruloya kendi yazılarını ekledi. Resim yirminci yüzyılda Japonya'ya gitti, savaş yıllarında Kore'ye geri getirildi ve sonunda bir aile tarafından müzeye bağışlandı.

Usta katmanı: beyazın ahlakını kim okudu?

Joseon beyaz porselenini Konfüçyüsçü ölçülülüğün görünür biçimi sayan anlatı yaygın. Seong Hyeon'un kaydı ve sarayın Budist lüksüne karşı sözleri bu anlatıya dayanak veriyor. Ama beyazın seçimini yalnız ahlakla açıklamak, öteki etkenleri gölgede bırakır. Ming sarayının beyaz kapları bölgenin en saygın modeliydi. Kobalt pahalıydı ve savaştan sonra bulunamıyordu. Sade yüzey, kıtlığın da sonucu olabilirdi.

Yorumun bir kısmı ise yirminci yüzyıla ait. Sömürge döneminde Japon düşünür Yanagi Sōetsu, Kore seramiğini Japon okurlara sevgiyle tanıttı. Ama Joseon beyazını, acı çekmiş bir halkın "hüznünün" rengi olarak yorumladı. Sonraki Koreli araştırmacılar bu yorumu, bir halkı edilgen ve kederli gösteren sömürgeci bir bakış olarak eleştirdi. "Buncheong" adını da bu yıllarda Koreli sanat tarihçisi Go Yu-seop koydu. "Ay kavanozu" adı ise yüzyılın ortasında ressamlar ve koleksiyoncular arasında yerleşti.

Bir kabın rengine ahlak okumak meşru bir soru. Yine de o okumanın kime ait olduğunu, kaynağıyla birlikte sormak gerekir.

Kalıcı araçlar

Mekân okuması: bir sarayın avlusunda kimin nerede durduğunu sor; plan, bir yönetim düşüncesini yere çizebilir.

Uzayan yapı: bir yapının biçimini, zaman içinde eklenen bölmelerle birlikte düşün; uzunluk bir soyu ölçebilir.

Astar ve gövde: bir kabın yüzeyi ile içinin aynı malzemeden olup olmadığını ayır; beyaz bir yüzey, daha pahalı bir malzemenin taklidi olabilir.

Kıtlık sorusu: bir rengin ya da sadeliğin seçimini, malzemeye erişimle birlikte değerlendir.

Kolofon okuması: bir rulonun ardına eklenen yazılarda kimlerin adının geçtiğini ve onlara sonra ne olduğunu araştır.

Yorumun tarihi: bir esere yüklenen anlamın hangi yüzyılda ve kim tarafından kurulduğunu sor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Buncheong, Joseon'da kullanılan bir addır."
Doğrusu

Ad yirminci yüzyılda bir sanat tarihçisi tarafından konmuştur; dönemin kayıtları bu kaplar için başka adlar kullanır.

Yaygın yanlış"Joseon beyaz porseleni hep süslemesizdi."
Doğrusu

Saray fırınları kobalt mavisi, demir kahverengisi ve ejderhalı tören kapları da üretti; sadelik birçok seçenekten biriydi.

Yaygın yanlış"Ay kavanozu çarkta tek parça çekilmiştir."
Doğrusu

Kavanoz iki yarım kürenin birleştirilmesiyle yapılır; ortadaki ek yeri ve hafif asimetri bu işlemin izidir.

Yaygın yanlış"Jeong Seon manzaraları yerinde bakarak birebir kopyaladı."
Doğrusu

Geumgang resminde dağlar tek bir bakış noktasından görülemeyecek biçimde, bir daire içinde yeniden düzenlenmiştir.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Joseon, Yeni Konfüçyüsçü bilginlerin yönettiği bir devletti. Başkentin planı, taht salonunun rütbe taşları ve Jongmyo'nun uzayan salonu bu düşünceyi mekâna çevirdi. Sejong'un yeni alfabesi, harfleri sesin ve evrenin bir çizimi olarak tasarladı. Buncheong, Goryeo'nun kakma dilini beyaz astarla sürdürdü ve on altıncı yüzyılın sonunda büyük ölçüde sona erdi. Saray fırınları Gwangju'da beyaz porselen üretti; kobalt kıt olduğunda demir kahverengisine yöneldi. İmjin savaşı atölyeleri dağıttı ve birçok çömlekçiyi Japonya'ya taşıdı. Resimde An Gyeon'un rüya manzarası, Jeong Seon'un gerçek manzarası, Kim Hong-do ile Sin Yun-bok'un tür resimleri ve kitap rafı paravanları bilginin dünyasını farklı biçimlerde gösterdi.

Sonraki derse köprü

İmjin'den sonra Japonya'ya götürülen Koreli çömlekçiler, kil işçiliğinin kendilerinden çok daha eski olduğu adalara ayak bastılar. O adalarda, binlerce yıl önce ip baskısıyla bezenmiş çömlekler yapılmıştı. Sonra pirinç tarlalarıyla birlikte bronz çanlar ve demir aletler geldi. Daha sonra da ovalara anahtar deliği biçimli dev höyükler yükseldi; çevrelerine pişmiş topraktan insan, ev ve at figürleri dizildi. Takımadaların görsel kültürü, bu üç uzun dönemin toprağından filizlendi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-312 — Kore ve Japonya Sanatları →

15 bölümden 4. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga