Ders KRO-312.2 · Kore ve Japonya Sanatları

Birleşik Silla heykeli ve tapınak mimarisi

3.400 kelime · 19 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Silla, Tang ile birlikte iki komşusunu yendi, sonra Tang'ı yarımadanın güneyinden çıkardı; kuzeyde Balhae kuruldu. Izgara planlı Gyeongju'nun ölçeğini saray havuzu ve yalnızca temeli kalan Hwangnyongsa kulesi gösteriyor. Bulguksa'nın iki merdiveni iki Buda dünyasına çıkıyor; Seokgatap ile Dabotap Lotus Sutrası'nın bir anını sahneliyor. Seokguram, granit oyulamadığı için örülen ve tek bir plana bağlı bir mağara. Silla heykeli Tang'ın dolgun beden dilini sert taşın sadeliğiyle yeniden kurdu. Çan, deniz kayası ve kral mezarları Budizmin ve uzak dünyaların tören düzenine girişini; Hyecho'nun notları ve Shōsōin kayıtları Silla'nın Hindistan'dan Nara'ya uzanan ağını belgeliyor.

Açılış: kubbenin altındaki karanlıkta oturan figür

Gyeongju'nun doğusunda, Toham Dağı'nın sırtına yakın bir yerde, yamaçtan çıkan küçük bir tümsek var. Dışarıdan bakan biri onu çimenle örtülü bir tepecik sanabilir. Önündeki ahşap bir yapının kapısından girildiğinde ise taş bir koridor başlıyor. Koridorun sonunda, yuvarlak bir odanın ortasında, büyük bir figür oturuyor.

Sağ elin yere uzanması, Buda'nın aydınlanma anını anlatan bir el hareketi. Anlatıya göre Buda, aydınlanmaya engel olmak isteyen güçlere karşı yeryüzünü tanık olarak çağırdı. Heykeli yapanlar bu anı seçmiş ve figürü odanın merkezinden biraz geriye, arka duvara doğru yerleştirmiş.

Figürün başının arkasında bir hale var. Hale, lotus biçimli yuvarlak bir taş levha olarak arka duvara oyulmuş. Girişten bakıldığında hale başın tam çevresine oturuyor. Odanın içine yürüdükçe ikisi birbirinden ayrılıyor. Heykel ile duvar, ancak belirli bir noktadan bakınca tek bir imge oluşturuyor.

Bu yapı, KRO-312.1'in sonunda andığımız taş mağara. Birleşik Silla sanatına sorulacak soruların çoğu burada bir cevap buluyor.

Bu derste ne olacak

Önce yeni haritayı ve başkent Gyeongju'yu kuracağız; sarayın havuzuna ve yalnızca temeli kalan dev bir ahşap kuleye bakacağız. Sonra Toham Dağı'nda Bulguksa'yı ve Seokguram'ı ele alacağız. Ardından Tang heykelinin dilinin yarımadada nasıl yorumlandığını, bir çanın sesini, denize dönen mezarları ve Silla'yı uzak dünyalara bağlayan belgeleri göreceğiz. Usta katmanında yüz yıldır onarılan bir anıtın "özgün" hâlini tartışacağız.

Sıfır noktası: savaştan çıkan tek bir saray

Yedinci yüzyılın ikinci yarısında Silla, Tang imparatorluğuyla birlikte önce Baekje'yi, ardından Goguryeo'yu yendi. İttifak savaştan sonra dağıldı. Tang, yenilen toprakları kendi yönetimine bağlamak istedi. Silla bu kez eski müttefikine karşı savaştı ve yüzyılın son çeyreğinde Tang ordularını yarımadanın güneyinden çıkardı.

"Birleşik Silla" adı bu sonucu anlatır, ama birleşme yarımadanın tamamını kapsamıyordu. Silla'nın sınırı, aşağı yukarı bugünkü Pyongyang'ın güneyinde kaldı. Goguryeo'nun eski topraklarının kuzeyinde, yüzyılın sonunda Balhae adlı yeni bir devlet kuruldu. Balhae'nin kimin tarihine ait sayılacağı bugün Kore ve Çin tarih yazımında tartışılıyor. Bu yüzden bazı araştırmacılar bu dönem için "Kuzey ve Güney Devletleri" adını tercih ediyor.

Başkent yerinden kımıldamadı. Gyeongju, dağlarla çevrili vadisinde kalırken yarımadanın güneyini yöneten bir sarayın merkezi oldu. Yenilen krallıkların zanaatkârları ve rahipleri bu düzene katıldı; üç krallığa dağılmış bilgi tek bir sarayın elinde toplandı. Sekizinci yüzyılda ustalar bu birikimle bir dağın yamacını yeniden biçimlendirdi.

Mekanizma — Gyeongju: ızgara, havuz ve kule

Gyeongju'nun içinde yapılan kazılar, kentin sekizinci yüzyılda düzenli bloklara bölündüğünü gösteriyor. Dik açıyla kesişen yollar, kenti dörtgen mahallelere ayırıyordu. Bu düzen, KRO-311.8'de gördüğümüz Tang başkenti Chang'an'ın ızgara planına benzetiliyor. Ama Gyeongju'da eski höyükler, saray ve tapınaklar zaten yerindeydi; ızgara bu yapıların arasına sonradan yerleştirildi.

Sarayın merkezi, kentin güneyinde, yarım ay biçimli bir surun içindeydi. Surun yakınında, yedinci yüzyılın son çeyreğinde yapay bir havuz kazıldı. Havuzun kıyısı girinti ve çıkıntılarla kıvrılarak ilerliyor. Ortasındaki üç küçük adacık da suyun her köşeden birden görülmesini engelliyor. Havuzun yanında bir veliaht sarayı olduğu düşünülüyor.

Havuz sonraki yüzyıllarda sazlarla doldu ve unutuldu. Yetmişli yıllarda havuz boşaltılıp kazıldığında, çamurun içinden binlerce nesne çıktı. Bazı çanak çömlek parçalarının üzerindeki yazılar, havuzun Silla döneminde "ay havuzu" anlamına gelen Wolji adıyla anıldığını düşündürdü.

Bu zar, sarayın kıyısındaki ziyafetlerin bir kurallar oyunuyla yürüdüğünü gösteriyor. Asıl zar kazıdan sonra, kurutma sırasında bir kazayla yandı. Bugün müzede sergilenen bir kopya.

Kentin ortasında bir de, yarımadanın gelmiş geçmiş en yüksek yapılarından biri sayılan bir kule yükseliyordu. Hwangnyongsa tapınağının dokuz katlı ahşap pagodası, birleşmeden önce, yedinci yüzyılın ilk yarısında yapılmıştı. Kule on üçüncü yüzyılda Moğol akınları sırasında yandı ve bir daha kurulmadı.

Kuleden bize kalan kanıt bu taşlar, taşların dizilişinin verdiği taban alanı ve bir dizi yazılı kayıt. On üçüncü yüzyılda bir rahibin derlediği Samguk Yusa, kulenin dokuz katının Silla'yı tehdit eden dokuz komşu halkı temsil ettiğini anlatır. Aynı kitaba göre kuleyi kuran usta, Baekje'den çağrılmış bir mimardı.

Bu anlatılar sonraki bir kitaptan geliyor. Merkez taşının altındaki emanet yuvasından ise dönemin kendi belgesi çıktı. Yuvadaki levhalar, dokuzuncu yüzyılda kulenin onarıldığını kaydediyor ve yapılış öyküsünü de kısaca aktarıyor. Kulenin yüksekliğini veren sayıların hangi ölçü birimiyle okunacağı ise tartışmalı.

Yapının ölçeği hakkında başka bir ipucu, tapınağın ana salonunun çatısından düşen bir parça.

Bu boyda bir süsü taşıyan salonun büyüklüğü kolayca tahmin ediliyor. Kule ve salon yok oldu; bir çatı parçası, onların ölçeğini kendi bedeniyle taşıyor.

Mekanizma — Bulguksa: taş setler ve iki yol

Seokguram'ın aşağısında, Toham Dağı'nın batı eteğinde Bulguksa tapınağı duruyor. Samguk Yusa, iki yapıyı da sekizinci yüzyılın ortasında yaşamış Kim Daeseong adlı bir bakana bağlar. Anlatıya göre Kim Daeseong, Bulguksa'yı bu hayattaki anne babası için, mağarayı ise önceki hayatındaki anne babası için yaptırdı. Kendisi işler bitmeden öldü ve yapımı saray tamamladı; kişisel bir adak, bir devlet işine dönüştü.

Bulguksa'ya yaklaşan ziyaretçi önce yüksek bir taş setle karşılaşıyor; salonlar bu setin üzerinde.

Alttaki kayalarla üstteki kesme taşın birleştiği yerde, ustaların doğal taşı düzeltmek yerine yontulmuş taşı ona uydurduğu görülüyor. Set, dağın kendisinden yükseliyormuş gibi duruyor.

Merdivenler ayrı dünyalara çıkıyor. Doğudaki "Mavi Bulut" ve "Beyaz Bulut" köprüleri, Buda Şakyamuni'ye adanmış ana salona açılan kapıya ulaşıyor. Batıdaki "Yedi Hazine" ve "Lotus" köprüleri ise Amitabha Buda'nın salonuna, yani batıdaki Saf Toprak'ı temsil eden avluya çıkıyor. Yukarı tırmanmak, insanların dünyasından bir Buda'nın dünyasına geçmek olarak düşünülmüş.

Setin üzerindeki ahşap salonlar ise çok daha genç. Tapınak, on altıncı yüzyılın sonunda Japon ordularının yarımadayı işgali sırasında yandı. Salonlar sonraki yüzyıllarda yeniden yapıldı ve yetmişli yıllarda büyük bir onarım geçirdi. Taş setler, köprüler ve pagodalar sekizinci yüzyılın; ahşabın çoğu çok daha sonraki dönemlerin.

Ana salonun avlusunda, birbirine hiç benzemeyen iki taş pagoda karşılıklı duruyor.

Seokgatap'ın sadeliği ile Dabotap'ın karmaşıklığı bilinçli bir karşıtlık. İki ad, Lotus Sutrası'nın bir bölümüne gönderme yapıyor. Sutraya göre Buda Şakyamuni vaaz verirken yerden, çok eski bir Buda olan Prabhutaratna'nın kulesi yükseldi. Kulenin içinden gelen ses vaazın doğruluğuna tanıklık etti. Seokgatap Şakyamuni'nin vaazını, Dabotap ise yerden çıkan bu kuleyi temsil ediyor. Avlu, bir metindeki tek bir anı iki taş yapıyla sahneliyor.

Dabotap'ın kaidesindeki dört aslandan üçünün yirminci yüzyılın başında kaybolduğu aktarılıyor.

Seokgatap'ın içi ise yirminci yüzyılın ikinci yarısına kadar kapalı kaldı. Altmışlı yıllarda pagoda, bir hırsızlık girişiminde zarar görünce onarım için söküldü. İkinci katın içindeki emanet yuvasından bir dizi nesne çıktı.

Bu rulo, tarihi belirlenebilen en eski baskı metinlerden biri sayılıyor. Pagoda sekizinci yüzyılın ortasında tamamlandıysa metin en geç o dönemden. Metinde, Tang'da kısa bir süre için kullanılmış bazı özel yazı karakterleri var. Bu ayrıntı, rulonun Çin'de basılıp Silla'ya getirildiğini savunanların başlıca kanıtı oldu. Kore'deki araştırmacıların çoğu ise rulonun Silla'da basıldığını düşünüyor.

Pagodadan çıkan başka belgeler, yapının Goryeo döneminde bir depremden sonra onarıldığını kaydediyor. Rulonun pagodaya ilk yapımda mı, bu onarımda mı konduğu da bu yüzden tartışılıyor. Nesnenin bulunduğu yer, yapıldığı yeri ve tarihi kendiliğinden söylemiyor.

Mekanizma — Seokguram: dağın içine örülen mağara

Hindistan'da ve Çin'de, KRO-311.6'da gördüğümüz gibi, Budist mağara tapınakları kayalara oyuldu. Bu kayaların çoğu kumtaşı ya da kireçtaşı gibi yontulması görece kolay taşlardı. Yarımadanın güneydoğusunda ise en yaygın sert taş granit. Granite büyük bir oda oymak neredeyse imkânsız; Seokguram'ı yapanlar mağarayı örmeyi seçti.

Yamaçta açılan düz bir alanda kesilmiş granit bloklar bir oda biçiminde dizildi; sonra bütün yapı toprakla örtülüp bir tepeye dönüştü.

Samguk Yusa bu çatlaklar için de bir öykü anlatır. Kilit taşı yerleştirilirken üçe bölündü. Anlatıya göre taşı, gece inen tanrılar onarıp yerine oturttu. Mucize öyküsü, taşın gerçekten çatlak olduğunu da kaydediyor.

Ana odanın duvarlarında Brahma ve Indra gibi Hint kökenli tanrılar, iki bodhisattva ve her biri farklı bir yüz ifadesiyle yontulmuş on öğrenci sıralanıyor. Sıranın ortasında, ana Buda'nın arkasında, odanın en ince işçiliğine sahip figür duruyor.

Merhametin bodhisattvası Avalokiteşvara, burada her yöne aynı anda bakan bir varlık olarak tasvir edilmiş. Ana Buda'nın tam arkasında kaldığı için girişten neredeyse görünmüyor; onu görmek için heykelin çevresinde dolaşmak gerekiyordu.

Ön odadan ana odaya giden yol ise bir bekçiler dizisinden geçiyor.

Dışarıda öfkeli ve hareketli bekçiler, içeride sakin yüzlü öğrenciler ve bodhisattvalar, merkezde de hiç kıpırdamayan bir Buda var. Yürümek, hareketten sükûnete geçmek olarak kurgulanmış. Bulguksa'nın merdivenlerinin yaptığını, Seokguram bir koridorla yapıyor.

Karşılaştırma: doğal mağara, örülmüş mağara

Seokguram'dan yarım yüzyıl kadar önce, yarımadanın iç kesimlerinde başka bir mağara tapınağı yapıldı.

Gunwi'deki ustalar hazır bir oyuğa ayrı yontulmuş heykeller taşıdı. Seokguram'da ise mağara da heykel kadar tasarlanmış.

Aradaki fark, bir iddianın büyümesini de gösteriyor. Seokguram'ı yaptıranlar, Hindistan'daki ve Çin'deki büyük mağara tapınaklarının dengi olan bir mekânı dağın içine kurmak istedi.

Mekanizma — Tang'ın dili, Silla'nın yorumu

Birleşik Silla heykelinde göğüsler dolgunlaşıyor, bel inceliyor, giysi bedenin üzerine yapışarak kıvrımlanıyor. Bu değişim, Tang atölyelerindeki değişimle örtüşüyor. Longmen'deki büyük Vairocana'nın dolgun yüzü ve sakin bakışı bu dilin en ünlü örneklerinden biriydi.

Bu dilin yarımadaya nasıl ulaştığını, adı ve tarihi bilinen bir çift heykel gösteriyor.

Yazıtlar, iki heykeli Kim Jiseong adlı bir saray görevlisinin yaptırdığını söylüyor. Maitreya'yı annesi için, Amitabha'yı babası için adamış. Bir Silla soylusunun dinî adağı, burada kendi sözleriyle duruyor.

Gamsansa figürlerinin dolgun bedeni ve beden kıvrımı Tang heykeline yakın. Ama taş yine granit ve yüzeyler, yumuşak taştan yontulmuş Çin heykellerindeki ince ayrıntıları taşımıyor. Silla ustaları sert bir malzemeyle çalıştıkları için ayrıntıyı azaltıp hacmi öne çıkardı.

Seokguram'ın ana Budası için ise bazı araştırmacılar daha uzak bir model öneriyor. Yedinci yüzyılda Hindistan'a giden Çinli hacı Xuanzang, Bodh Gaya'daki aydınlanma tapınağında yer tanıklığı hareketi yapan bir Buda heykelini tarif etmişti. Seokguram'ın Budası da aynı el hareketini yapıyor ve doğuya dönük. Silla'nın bir Tang modelini mi, Tang üzerinden Hindistan'daki kutsal bir imgeyi mi örnek aldığı kesin değil. İki okumada da Silla kendini Budist dünyanın merkezine bağlıyor.

Mekanizma — bir çanın sesi

Gyeongju Ulusal Müzesi'nin bahçesinde asılı bir çan, dönemin bronz dökümünün en büyük örneklerinden biri.

Yazıt, çanın Kral Gyeongdeok tarafından babası Kral Seongdeok'un anısına başlatıldığını ve oğlu döneminde tamamlandığını kaydediyor. Yazıt kralları övmenin yanında, çanın sesini Buda'nın öğretisinin duyulur hâle gelmesine benzetir.

Çanın içinde bir dil yok. Dışarıdan, yatay asılmış kalın bir kütükle vuruluyor. Vurulan yer de gövdedeki lotus biçimli yuvarlak bir kabartma. Tepedeki boru biçimli çıkıntı Kore çanlarına özgü ve sesin titreşimini etkilediği düşünülüyor.

Sonradan yayılan bir söylenceye göre çan, ancak bir çocuk erimiş metale atıldığında ses vermiş; uzun yankısı da çocuğun annesine seslenişine benzetilmiş. Söylence, bir sesin insanların kayıp korkusuna nasıl bağlandığını gösteriyor.

Mekanizma — denize dönen mezarlar

Budizmle birlikte altınla dolu höyükler yerini daha küçük mezarlara bıraktı, ölü yakma yaygınlaştı. En çarpıcı örnek, birleşmeyi tamamlayan kralın kendisi.

Samguk Sagi'ye göre Kral Munmu ölünce vasiyeti üzerine yakıldı ve külleri Doğu Denizi'nin kıyısındaki büyük bir kayaya gömüldü. Aynı kitap, halk arasında kralın bir ejderhaya dönüşüp ülkeyi denizden koruduğunun anlatıldığını da ekler.

Ortadaki taşın altında bir mezar olup olmadığı tartışılıyor; kaya bir anma yeri de olabilir.

Kıyıya yakın bir tepede, Munmu'nun başlattığı ve oğlunun tamamladığı Gameunsa tapınağı var. Tapınaktan bugün yalnızca iki taş pagoda kalmış.

Köşk, Buda'nın kalıntısına bir saray kuruyor; göksel krallar da Seokguram'ın geçidindeki gibi dışarıda bekliyor.

Kralların mezarlarının çevresinde ise yeni bir düzen kuruldu. Taş korkuluklar, burç hayvanlarının kabartmaları ve mezar yoluna dizilmiş taş heykeller, Tang imparatorluk mezarlarının düzenini andırıyor.

Araştırmacılar figürün Orta Asya'dan, belki Soğd dünyasından gelen yabancıları temsil ettiğini düşünüyor. Bu yabancıların Gyeongju'da yaşayıp yaşamadığı ya da figürün bir Tang kalıbından mı geldiği tartışmalı.

Mekanizma — Silla'yı dünyaya bağlayan belgeler

Silla'nın rahipleri Tang'a, bazıları Hindistan'a kadar gitti.

Hyecho, Silla'dan gelip Tang'da yaşayan bir rahipti. Deniz yoluyla Hindistan'a gitti, Budist kutsal yerleri dolaştı ve Orta Asya üzerinden kara yoluyla Tang'a döndü. Notlarında geçtiği krallıkların dinlerini ve geleneklerini anlatıyor. Metin, yirminci yüzyılın başında Dunhuang'dan Paris'e taşındı.

Silla'nın doğu komşusuyla bağı da bir belgede korunuyor.

Bu sayfalar, bir Silla taşra memurunun vergi için tuttuğu kayıtlar. Japonya'ya bir metin kılıfının dolgusu olarak ulaşmışlar. Nara'nın hazinesindeki başka Silla nesneleri de iki saray arasındaki alışverişin yoğunluğunu gösteriyor.

Silla'nın adı daha batıya da ulaştı. Dokuzuncu yüzyılda yazan Müslüman coğrafyacı İbn Hurdazbih, Çin'in ötesinde altını bol, Sila adlı bir ülkeden söz eder. Bilgi muhtemelen tüccarlardan geliyordu.

Usta katmanı: hangi Seokguram özgün?

Bugün Seokguram'ın ana Budası, geçidin sonundaki bir cam duvarın arkasından görülüyor. Bu cam, yüz yılı aşan bir onarım öyküsünün son halkası.

Yirminci yüzyılın başında, sömürge yönetimi döneminde, yapı tümüyle söküldü ve yeniden kuruldu. Taş kubbenin dışı betonla kaplandı ve iç duvarlarda nem, yosun ve sızıntı başladı. Bağımsızlıktan sonraki büyük onarımda kubbenin dışına ikinci bir örtü eklendi, önüne ahşap bir giriş yapısı kuruldu ve iç hava makinelerle denetlenmeye başlandı.

Her onarım, yapının nasıl olması gerektiğine dair bir kararı da içeriyordu. Ön odanın üstünün açık mı yoksa ahşap bir çatıyla mı örtülü olduğu hâlâ tartışılıyor. Ön odadaki bekçi kabartmalarının duvara hangi açıyla dizildiği de öyle. Bazı araştırmacılar, Silla ustalarının yapının altından geçen bir su yoluyla nemi denetlediğini öne sürüyor; bu görüş de kanıtı tartışılan bir varsayım.

Seokguram'ı okurken sekizinci yüzyıl ustalarının tasarladığını, bugünkü düzeni üreten onarım kararlarından ayırmak gerekiyor. Doksanlı yıllarda dünya mirası listesine giren de Silla'nın taşı ile yirminci yüzyılın betonu ve camından oluşan bir bütün.

Kalıcı araçlar

Malzeme sorusu: bir yapının biçimini, kullanılabilen taşın sertliğiyle birlikte düşün. Granit oyulamıyorsa mağara örülür.

Yürüyüş okuması: bir tapınağı merdiven, köprü, kapı ve geçit sırasıyla oku. Ziyaretçinin hangi sırayla neyi gördüğü, yapının anlattığı öykünün kendisi olabilir.

Metin eşleştirme: birbirine benzemeyen iki yapı yan yana duruyorsa, ardında aynı metnin iki karakterini ara.

Kayıp yapı muhasebesi: yok olmuş bir yapıyı temel taşlarıyla, çatı parçalarının ölçeğiyle ve dönemin belgeleriyle kur. Sonraki kitapların anlattıklarını bu kanıttan ayrı tut.

Bulunduğu yer ile yapıldığı yer: bir nesnenin bulunduğu pagoda, mağara ya da hazine, onun nerede ve ne zaman yapıldığını tek başına kanıtlamaz.

Onarım katmanı: bir anıtta gördüğün her parçanın hangi döneme ait olduğunu sor; taş, ahşap, beton ve cam farklı yüzyıllardan gelebilir.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Seokguram, kayaya oyulmuş bir mağaradır."
Doğrusu

Mağara, kesilmiş granit bloklarla örülüp sonradan toprakla örtülmüş yapay bir yapı; doğal kayaya oyulan Hint ve Çin mağaralarından tekniğiyle ayrılıyor.

Yaygın yanlış"Bulguksa'nın bugünkü ahşap salonları Silla'dan kalmadır."
Doğrusu

Silla'dan kalanlar taş setler, köprüler ve pagodalar; ahşap salonlar on altıncı yüzyıldaki yangından sonra yeniden yapıldı ve yetmişli yıllarda kapsamlı bir onarım geçirdi.

Yaygın yanlış"Hwangnyongsa'nın dokuz katlı kulesinin görünüşü biliniyor."
Doğrusu

Kuleden temel taşları ve yazılı kayıtlar kaldı; bugün gösterilen maketler ve çizimler bu kanıta dayanan yeniden kurgular.

Yaygın yanlış"Kral Seongdeok çanının sesi bir çocuk kurbanından gelir."
Doğrusu

Bu öykü sonradan yayılmış bir söylence; dökümle ilgili bir kanıtı yok.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Silla, Tang ile birlikte iki komşusunu yendi, sonra Tang'ı yarımadanın güneyinden çıkardı; kuzeyde Balhae kuruldu. Izgara planlı Gyeongju'nun ölçeğini saray havuzu ve yalnızca temeli kalan Hwangnyongsa kulesi gösteriyor. Bulguksa'nın iki merdiveni iki Buda dünyasına çıkıyor; Seokgatap ile Dabotap Lotus Sutrası'nın bir anını sahneliyor. Seokguram, granit oyulamadığı için örülen ve tek bir plana bağlı bir mağara. Silla heykeli Tang'ın dolgun beden dilini sert taşın sadeliğiyle yeniden kurdu. Çan, deniz kayası ve kral mezarları Budizmin ve uzak dünyaların tören düzenine girişini; Hyecho'nun notları ve Shōsōin kayıtları Silla'nın Hindistan'dan Nara'ya uzanan ağını belgeliyor.

Sonraki derse köprü

Dokuzuncu yüzyılda Silla sarayı taht kavgalarıyla zayıfladı; taşrada yerel güçler kendi ordularını kurdu. Onuncu yüzyılın başında bu güçlerden biri Goryeo adlı yeni bir krallık ilan etti ve Silla'nın son kralı tahtını bu yeni saraya teslim etti. Goryeo'nun ustaları da Çin'e baktı, ama en çok övülen işlerini kilden yaptılar. Yeşile çalan bir sırın tonu, yüzeyin altına gömülen beyaz ve siyah kil desenleri, sarayın zevkini elde tutulan küçük kaplara taşıdı. Bir sonraki derste, bir kabın sırrına ve yüzeyine bakarak bir sarayın inceliğinin nasıl ölçüldüğünü göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-312 — Kore ve Japonya Sanatları →

15 bölümden 2. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga