Ders KRO-312.15 · Kore ve Japonya Sanatları

Japonizm öncesinde bölgesel ve küresel bağlantılar

3.394 kelime · 25 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Portekizliler ve Cizvitler on altıncı yüzyılda Avrupa resmini, haritasını ve inancını getirdi; dönem sert bir baskıyla kapandı. Tokugawa düzeni teması kesmedi, dört kapıdan denetledi: Nagasaki'de Hollandalılar ve Çinliler, Tsushima'da Kore, Satsuma'da Ryūkyū, Matsumae'de Ainu. Arita porseleni Avrupa saraylarında toplandı, Meissen'de ve Çin'de kopyalandı. Hollandaca kitaplar yeni bir bilim ve yeni bir bakış getirdi. Kore ise Pekin yolundan kitap, harita ve resim aldı. "Kapalı ülke" adı, bu düzenden çok sonra bir çeviride doğdu.

Açılış: kuşaklarca açılmayan kutu

1920'de Osaka'nın kuzeyindeki dağ köylerinden birinde, bir ailenin evinde kuşaklardır saklanan bir kutu açıldı. İçinden, kâğıda boyanmış küçük bir portre çıktı. Resimde siyah cüppeli, sakallı bir adam göğsünü tutuyor, gözlerini yukarıya, bir haça çeviriyordu. Altında Latince ve Japonca birer yazı vardı.

Adam, on altıncı yüzyılın ortasında Japonya'ya gelen Cizvit misyoner Francis Xavier'di. Portrenin, Hıristiyanlığın yasaklandığı yıllar boyunca o evde gizlendiği anlaşılıyor. Böyle bir resim, Japonya'nın dünyaya kapandığı söylenen iki buçuk yüzyıl boyunca bile içerideki insanların dışarıdan gelmiş imgeleri sakladığını gösteriyor.

Kursun son dersi şu soruların peşine düşüyor. Kore ve Japonya on altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyılın başına kadar kimlerle, hangi limanlardan, hangi kurallarla temas etti? Bu temastan hangi nesneler doğdu, hangileri uzaklarda toplandı ve kopyalandı?

Dersin yolu

Önce Portekizlilerin ve Cizvitlerin "Nanban" yüzyılına bakacağız. Sonra Nagasaki'de Hollandalıların adasını ve Çinli tüccarların mahallesini gezip Tsushima'dan Kore'ye, güneyde Ryūkyū'ya, kuzeyde Ainu topraklarına uzanacağız. Ardından Avrupa'da kopyalanan Japon porseleni, Hollandaca kitaplardan öğrenilen bakış ve Seul'den Pekin'e giden yol geliyor. Usta katmanında "kapalı ülke" adını tartışıp kursun araçlarını tek bir okuma sırasında toplayacağız.

Sıfır noktası: kapı, kilit ve süzgeç

Bir ülkenin kapalı olduğunu söylemek kolaydır; kapının kimin elinde olduğunu sormak daha zordur. On yedinci yüzyılın başından itibaren Tokugawa yönetimi yabancı temaslarını sıkı bir denetime aldı. Japonların yurt dışına çıkması yasaklandı; Hıristiyanlık yasaklandı ve kovuşturuldu. Avrupalılardan yalnız Hollandalılara, Nagasaki'deki küçük bir adada ticaret izni kaldı.

Aynı düzen içinde Çinli tüccarlar Nagasaki'ye gelmeyi sürdürdü. Kore ile ilişki Tsushima adasını yöneten aile eliyle yürüdü. Ryūkyū krallığı güneydeki Satsuma bölgesinin denetimine girdi. Kuzeyde Matsumae ailesi Ainu halkıyla ticareti tekelinde tuttu. Düzen bir duvardan çok, neyin geçeceğine yönetimin karar verdiği bir süzgece benziyordu.

Mekanizma — güneyden gelen gemiler

Portekizli tüccarlar 1540'larda Japonya'nın güneyindeki adalara ulaştı. Onlarla birlikte ateşli silah ve Hıristiyanlık geldi. Cizvit tarikatının kurucularından Francis Xavier 1549'da Kagoshima'ya vardı. Japonlar bu yabancılara "Nanban", yani güneyli barbarlar dedi; çünkü gemileri güneydeki Portekiz üslerinden geliyordu. KRO-312.10'da Kanō Naizen'in mührünü taşıyan paravanda bu gemilerin limana yanaşmasını görmüştük.

Yüzün gölgelendirilmesi ve yukarı kalkan bakış Avrupa baskılarından öğrenilmiş. Kâğıt ve boyalar ise Japon atölyesinin malzemeleri. Resim, aile içinde saklanan ve yasak bittikten sonra ortaya çıkan Hıristiyan eşyaları arasında bulundu.

Cizvitler kiliseleri için Avrupa'dan getirdikleri resimler yetmeyince Japon gençlere resim öğretmeye karar verdi. 1583'te Japonya'ya gelen İtalyan Cizvit ressam Giovanni Niccolò, Cizvit okulları içinde bir resim atölyesi kurdu. Öğrenciler yağlıboya, gravür ve Avrupa usulü gölgelemeyi orada öğrendi.

Temas tek yönlü değildi. 1582'de Kyushu'nun Hıristiyan beylerinin dört genç temsilcisi Avrupa'ya yola çıktı. Lizbon'da, Madrid'de ve Roma'da kabul gördüler; papayla görüştüler ve yıllar sonra geri döndüler.

Itō Mancio heyetin başındaki gençti. Uzun süre kayıp sayılan portre, yakın yıllarda yeniden tanındı.

Niccolò'nun öğrencileri yalnız kutsal imge yapmadı. Avrupa baskılarından yola çıkarak savaşçı önderlerin zevkine uygun büyük paravanlar da boyadılar.

Kralların duruşları, Avrupa'da basılan haritaların kenar süslerindeki gravürlerden alınmış görünüyor. Ressam bu küçük siyah beyaz figürleri dev boyutta, Japon paravanının yüzeyine renkli olarak taşımış. Atların kaslarındaki gölgeler, gravürün taramasını boyaya çeviriyor.

Bu paravanlar Avrupa haritalarını kaynak alıyordu. Bir savaşçı önderin salonunda Japonya'yı dünyanın küçük bir parçası olarak gösteren bir yüzey duruyordu.

Ticaretin karanlık bir yüzü de vardı. Afrika ve Güney Asya'dan getirilen köleleştirilmiş kişiler Japonya'ya ulaştı; Japonlar da yurt dışına satıldı. 1587'de Toyotomi Hideyoshi, misyonerleri kovan buyruğuyla birlikte Japonların satılmasına da karşı çıktı.

Sonraki yıllarda Hıristiyanlara yönelik baskı sertleşti. Tokugawa yönetimi 1614'te dini yasakladı. Kyushu'daki Shimabara isyanının bastırılmasından sonra, 1639'da Portekiz gemilerinin gelişine son verildi. Gizlice inanmayı sürdürenler yeraltında yaşadı.

"Fumi-e" basılacak resim demek. Halk, inancını sınamak için bu plakanın üstüne basmaya zorlanıyordu. Aşınma, çok sayıda ayağın izini taşıyor. İmge burada bir sorgu aracına dönüşmüş.

Mekanizma — Nagasaki'de iki yabancı mahalle

Nagasaki limanında, kıyıya bir köprüyle bağlanan yelpaze biçimli yapay bir ada vardı: Dejima. Ada başlangıçta Portekizlileri kentten ayırmak için yapılmıştı. Portekizliler gidince Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası, kısa adıyla VOC, 1641'de Hirado'daki ticaret evini buraya taşıdı. Hollandalılar adadan izinsiz çıkamıyordu. Adaya Japonlardan da yalnız görevliler, tercümanlar ve izinliler girebiliyordu.

Keiga, adadaki Alman hekim Philipp Franz von Siebold için bitkiler, hayvanlar ve gündelik sahneler çizen bir Nagasaki ressamıydı. Siebold'un topladığı resimler ve nesneler bugün büyük ölçüde Leiden'da.

KRO-312.14'te Arita porseleninin Çin'in iç savaşı sırasında uzak pazarlara açıldığını gördük. VOC, on yedinci yüzyılın ortasından itibaren Arita'dan büyük siparişler verdi. Kumpanya kapların biçimini ve desenini de kendisi belirleyebiliyordu.

Tabak, Hollandalı bir şirketin işaretini, Çin porseleninin düzenini ve Japon çömlekçinin elini aynı yüzeyde birleştiriyor. Kumpanyanın Asya'daki merkezi Batavia'ydı, bugünkü Cakarta. Arita kapları oradan hem Avrupa'ya hem de Asya'nın öteki limanlarına dağıldı.

Kumpanya Avrupa'ya lake eşya da taşıdı.

Sandığın adı, Avrupa'daki eski sahiplerinden birine dayanan bir gelenekten geliyor. Sahneler Japon edebiyatından geliyor, biçimi ise Avrupa'nın sandığı. Önceki dersteki Nanban sandığının her yeri dolu yüzeyinden farklı olarak, burada boşluk ve ince maki-e öne çıkıyor.

Hollanda ticaret evinin başı, düzenli aralıklarla Edo'ya giderek şoguna saygı sunmak zorundaydı. Bu yolculuklarda Hollandalılara karşılık olarak ipek giysiler armağan edildi.

Edo'da armağan edilen giysi, Amsterdam'da bir bilgin ya da varlıklı tüccar kimliğine dönüştü. Talep arttıkça Hindistan'daki atölyeler benzerlerini üretti.

Nagasaki'nin asıl kalabalık yabancıları Çinlilerdi. Çin gemileri ipek, şeker, ilaç, kitap ve resim getiriyordu. On yedinci yüzyılın sonunda yönetim Çinli tüccarları da duvarlı bir mahallede topladı.

Çinli topluluk Nagasaki'de kendi tapınaklarını kurmuştu. Bu tapınakların çağırdığı keşişlerden Yinyuan Longqi, Japonca okunuşuyla Ingen Ryūki, 1654'te Nagasaki'ye vardı. Yönetimin izniyle Kyoto yakınındaki Uji'de yeni bir manastır kurdu.

Manastır, Ming dönemi güney Çin tapınaklarının düzenini izliyordu. Keşişler Çince ilahi okuyor, Çin usulü yemek yiyordu. Nanga ressamlarına ulaşan Ming hat ve resminin bir kaynağı buydu.

Bu tür keşiş portrelerinde yüzler, Japon portre geleneğinden belirgin biçimde daha hacimli. Gölgeleme, Çin'deki portre atölyelerinin Avrupa resminden aldığı dersleri de taşıyor olabilir. Avrupa bakışı Japonya'ya burada Çin üzerinden ulaşıyordu.

On sekizinci yüzyılın başlarında Çinli ressam Shen Nanpin, Nagasaki'ye gelip iki yıl kadar kaldı. Etkisi, kaldığı süreden çok daha uzun sürdü.

Nanpin'in öğrencileri bu ayrıntılı, renkli üslubu Japonya'nın içlerine taşıdı.

Mekanizma — Tsushima ve Kore'nin elçileri

Imjin savaşlarından sonra Kore ile Japonya arasındaki ilişkinin onarılması zaman aldı. Arabuluculuğu, iki ülke arasındaki boğazda yer alan Tsushima adasının beyleri yaptı. Joseon yönetimi Japon tüccarların ülkenin içine girmesine izin vermedi; Busan'da duvarlarla çevrili bir Japon mahallesi kuruldu. Ticaret orada yapılıyordu.

On yedinci yüzyılın başından on dokuzuncu yüzyılın başına kadar Joseon sarayı Japonya'ya on iki kez büyük elçi heyeti gönderdi. Koreliler bu heyetlere "Tongsinsa", güven heyeti dedi. Heyetlerde diplomatların yanında bilginler, hattatlar, ressamlar, hekimler ve müzisyenler vardı.

Yolculuk, Japon kentleri için büyük bir gösteriydi; halk Koreli bilginlerden hat ya da şiir istiyordu. Elçilerin kaldığı tapınaklarda Japon bilginlerle Koreliler Çince yazarak sohbet ediyordu; ortak dil yazıydı.

Kim Myeong-guk elçi heyetleriyle Japonya'ya gitti ve orada resimleri çok rağbet gördü. Japon alıcılar ondan özellikle Zen konulu, hızlı fırçalı resimler istiyordu. Elçi heyeti, sanatın da yolculuk ettiği bir kanaldı.

Busan'daki Japon mahallesinin içinde bir fırın da vardı. Japon çay ustaları buraya kendi istedikleri biçimlerde kâse siparişi veriyordu.

"Gohon" örnek, model demek. Japonya'dan gönderilen bir model ya da çizim, Kore toprağında, Koreli ellerle, Japon zevki için yeniden yapılıyordu. Çay ustalarının Kore'de bulup seçtiği eski Ido kâselerinin tersine, burada Japon alıcı kâseyi baştan istiyordu.

Mekanizma — güneyde ve kuzeyde iki kapı

Ryūkyū krallığı, bugünkü Okinawa adalarında kurulmuş bir deniz krallığıydı. Çin'e haraç heyetleri gönderiyor, Güneydoğu Asya limanlarıyla ticaret yapıyordu. 1609'da Satsuma bölgesinin orduları krallığı işgal etti. Ryūkyū bundan sonra hem Çin'e bağlılığını sürdürdü hem de Satsuma'nın denetiminde kaldı. Satsuma, bu ikili konum sayesinde Çin mallarına dolaylı yoldan ulaşıyordu.

Bingata, kalıp kâğıdı ve pirinç ezmesiyle yapılan bir boyamaydı. Konular Çin ve Japon kumaşlarından tanıdık; renk düzeni adalara özgü.

Kuzeyde, bugünkü Hokkaido'da Ainu halkı yaşıyordu. Matsumae ailesi, Ainu ile ticareti tekelinde tutuyor ve ticaret koşullarını giderek ağırlaştırıyordu. Bu koşullar, on yedinci yüzyılın ikinci yarısında Shakushain'in önderliğindeki büyük bir ayaklanmaya yol açtı; ayaklanma bastırıldı.

Hakyō, Matsumae ailesine bağlı bir savaşçı ve ressamdı. Portreler, bir başka ayaklanmanın bastırılmasında yönetime yardım eden Ainu önderlerini gösteriyor. Bakış dışarıdan ve bir yönetici gözünden; Ainu'yu heybetli ama yabancı gösteriyor. Dizinin nasıl Fransa'ya ulaştığı tam bilinmiyor.

Bu ipekler Pekin'den Amur ırmağının ağzına, oradan Sahalin üzerinden Ainu topraklarına ve Japon tüccarlara ulaşıyordu. Bir Qing giysisi, birkaç halkın elinden geçerek Edo'ya varabiliyordu. Hakyō'nun portrelerindeki ejderhalı cüppeler bu yolun izini taşıyor.

Mekanizma — Avrupa'nın Japonya'sı

Avrupa'ya ulaşan Arita porseleni, saray koleksiyonlarının gözdesi oldu. Saksonya'nın hükümdarı Güçlü August, Dresden'de binlerce Çin ve Japon kabı topladı. Avrupa porselenin sırrını henüz çözememişti. August'un desteklediği deneyler, on sekizinci yüzyılın başında Meissen'de sert hamurlu porselenin üretilmesiyle sonuçlandı.

Meissen'in ressamları, koleksiyondaki Kakiemon kaplarını neredeyse çizgi çizgi kopyaladı. Chantilly'de, Delft'te ve başka atölyelerde de Japon kaplarının taklitleri yapıldı.

Döngü burada bitmedi. Çin hanedan değişikliğinin ardından toparlanınca, Jingdezhen'in fırınları Avrupa pazarını geri almak için Japon kaplarını taklit etti.

Arita, Çin mavi-beyazını örnek alarak başlamıştı; şimdi Çin, Arita'nın renkli Imari üslubunu kopyalıyordu. "Kim kimi taklit etti?" sorusu, bu kaplarda tek bir yöne bakmıyor.

Mekanizma — Hollandaca kitaplar ve yeni bir göz

On sekizinci yüzyılın başında şogun Tokugawa Yoshimune, din dışı Avrupa kitaplarının ülkeye girişini gevşetti. Nagasaki tercümanları ve meraklı hekimler Hollandaca öğrenmeye başladı. Bu bilgi alanına "rangaku", Hollanda bilgisi denildi.

Genpaku'nun anlattığına göre çevirmenler bir idam edilmişin bedeninin açılmasını izledi. Gördükleri, Çin tıp kitaplarından çok Hollanda kitabındaki resimlere uyuyordu. Resim burada bilginin tanığı oldu.

Kitabın resimlerini çizen Odano Naotake, kuzeydeki Akita bölgesinin bir savaşçısıydı. Bilgin ve mucit Hiraga Gennai Akita'ya geldiğinde ona Avrupa resminin kurallarını tanıttı. Bölgenin beyi Satake Shozan da bu yolu izledi. Bu küçük çevreye "Akita ranga", Akita'nın Hollanda resmi deniyor.

Ön plandaki çiçek, Nanpin üslubunun ayrıntılı renkli resmini hatırlatıyor. Arka plan, Avrupa'nın hava perspektifiyle soluklaşıyor. İki öğretmenin dersi aynı yüzeyde buluşuyor.

KRO-312.12'de Shiba Kōkan'ın Japonya'daki ilk bakır asitle kazıma baskıyı yaptığını gördük. Kōkan bununla kalmadı; Hollanda kitaplarında okuduğu tarifelerle yağlıboya da yaptı.

Kōkan, yazılarında Avrupa resmini Çin ve Japon resminden daha doğru bulduğunu açıkça söyledi. Bu iddia, bir tekniği bir dünya görüşüyle birleştiriyordu.

Mekanizma — Seul'den Pekin'e

Kore'nin kendi büyük temas yolu kuzeydeydi. Joseon sarayı her yıl Pekin'e elçi heyetleri gönderiyordu. Mançu Qing hanedanına karşı Kore'de uzun süre küçümseme vardı. On sekizinci yüzyılda bir grup bilgin, bu tavrı sorguladı; pratik bilgiye dayalı bu yönelime "silhak", gerçek bilgi deniyor.

Bak Ji-won, Pekin'deki Katolik kilisesinde gördüğü resimlerin derinliğine şaşırdığını yazdı. Bu yoldan Seul'e kitaplar, haritalar ve gravürler taşındı. Kore'de kitap raflarını gösteren paravanlardaki derinlik etkisinin kaynaklarından biri olarak bu yol gösteriliyor.

Usta katmanı: "kapalı ülke" sözcüğü nereden çıktı?

On yedinci yüzyılın sonunda Dejima'da iki yıl kadar hekimlik yapan Alman bilgin Engelbert Kaempfer, Japonya üzerine kapsamlı notlar tuttu.

1801'de Nagasaki tercümanı Shizuki Tadao, bu denemeyi Japoncaya çevirdi ve başlık için "sakoku", ülkeyi kilitlemek sözcüğünü kurdu. Yani düzenin kendisinden yaklaşık iki yüzyıl sonra, bir Avrupa kitabının çevirisinde doğan bir ad.

Yirminci yüzyılın sonunda Japon tarihçi Arano Yasunori ve Amerikalı tarihçi Ronald Toby bu adı sorguladı. Onlara göre Tokugawa Japonya'sı dört kapıdan dünyayla bağlantıdaydı: Nagasaki, Tsushima, Satsuma ve Matsumae. Bu "dört kapı" yorumu bugün geniş kabul görüyor. Yine de bazı tarihçiler, temasın hacminin dönemden döneme çok değiştiğini ve tek bir modelin düzeni donduracağını hatırlatıyor.

"Kapalı" sözcüğü, içerideki insanların neyi görebildiğini anlatmaya yetmiyor; hangi kapıdan hangi nesnenin geçtiğine bakmak gerekiyor.

Kalıcı araçlar: bir Kore ya da Japon eserini baştan sona okumak

Kurs burada kapanıyor. Bu bölüm on beş dersin araçlarını, bir müzede karşılaştığın Kore ya da Japon eserine sırayla soracağın sorulara çeviriyor.

Önce adı sorgula. Bir dönemin, bir üslubun ya da bir eserin adının kimden ve ne zaman geldiğini sor. Kore krallıklarından Jōmon çömleklerine, Nanga'dan "sakoku"ya kadar adların çoğu sonradan konmuştu.

İkinci adımda malzemeyi ve ateşi oku. Taşı, bronzu, kili, sırrı, ağaç özünü ve ipliği ayır; fırının ve elin izini yüzeyde ara.

Üçüncü olarak, bulunduğu yeri yapıldığı yerden ayır: mezar mı, tapınak mı, batık mı, saray koleksiyonu mu?

Dördüncü olarak, mekânda yürü. Bir tapınağın setlerinde ya da bir kalenin odalarında bakışın hangi sırayla ilerlediğini izle.

Beşinci olarak, döngüyü ve onarımı ara. Belli aralıklarla yeniden yapılan bir Shinto tapınağının, onarılmış bir kâsenin ya da sökülüp yeniden dikilen bir giysinin kaç hayat yaşadığını say.

Altıncı olarak, rulonun ya da paravanın yönünü izle. Metin ile resmin nasıl sırayla açıldığını, panelden panele nasıl geçildiğini oku.

Yedinci olarak, elleri say. Bir baskıda yayıncıyı, ressamı, oymacıyı ve basıcıyı; bir porselende çömlekçiyi ve boyacıyı ayır. Kimin adının kaldığını sor.

Sekizinci olarak, öğrenme yolunu çıkar: üslup bir hocadan mı, bir kitaptan mı, bir kopyadan mı geldi?

Dokuzuncu olarak, anlatıyı ayıkla. Bir öykünün ne zaman yazıldığını, eserin tarihinden ayrı tut.

Onuncu olarak, kapıyı bul. Bir eserin malzemesi, deseni ya da tekniği hangi limandan, hangi izinle, kimlerin eliyle geldi?

Bu sıra bir düşünme yolu; her eser her adıma aynı ölçüde cevap vermeyecek.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Edo Japonya'sı iki yüzyıldan uzun bir süre dünyaya tümüyle kapalıydı."
Doğrusu

Çin, Kore, Ryūkyū, Ainu ve Hollanda ile temas sürdü; düzen kapıları kapatmaktan çok denetliyordu.

Yaygın yanlış"Japonya'da Avrupa resmi ilk kez on dokuzuncu yüzyılda tanındı."
Doğrusu

Cizvit atölyeleri on altıncı yüzyılın sonunda yağlıboya ve gravür öğretti; on sekizinci yüzyılda rangaku çevresi Avrupa perspektifini yeniden ele aldı.

Yaygın yanlış"Avrupa porseleni Çin'i taklit ederek doğdu."
Doğrusu

Meissen ve öteki atölyeler Japon kaplarını da yakından kopyaladı; Çin fırınları da Japon Imari'sini taklit etti.

Yaygın yanlış"Kore elçileri Japonya'ya yalnız siyasi görevle gitti."
Doğrusu

Heyetlerdeki bilginler, ressamlar ve hattatlar Japon kentlerinde yoğun bir kültür alışverişi yürüttü.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Portekizliler ve Cizvitler on altıncı yüzyılda Avrupa resmini, haritasını ve inancını getirdi; dönem sert bir baskıyla kapandı. Tokugawa düzeni teması kesmedi, dört kapıdan denetledi: Nagasaki'de Hollandalılar ve Çinliler, Tsushima'da Kore, Satsuma'da Ryūkyū, Matsumae'de Ainu. Arita porseleni Avrupa saraylarında toplandı, Meissen'de ve Çin'de kopyalandı. Hollandaca kitaplar yeni bir bilim ve yeni bir bakış getirdi. Kore ise Pekin yolundan kitap, harita ve resim aldı. "Kapalı ülke" adı, bu düzenden çok sonra bir çeviride doğdu.

Sonraki derse köprü

Hollanda kumpanyasının Asya merkezi Batavia'ydı; Ryūkyū gemileri daha on beşinci yüzyılda Siyam ve Malakka limanlarına gidip geliyordu. Yasaklardan önce, on yedinci yüzyılın başında, Japon tüccarlar Ayutthaya'da ve Hội An'da kendi mahallelerini kurmuştu. Bu limanlar, Avrupalı gemiler gelmeden yüzyıllar önce de Hint ve Çin ticaretinin buluşma yerleriydi. Muson rüzgârlarının takvimine göre açılan deniz yolları ile ırmak vadilerinden içeri uzanan kara yolları, bu limanları birbirine ve arka ülkelerine bağlıyordu. Güneydoğu Asya sanatının ilk durağı, tek tek eserlerden önce bu ağın kendisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-312 — Kore ve Japonya Sanatları →

15 bölümden 15. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga