Ders KRO-311.4 · Çin Sanatları

Qin imparatorluğu ve Terracotta Ordusu

2.900 kelime · 16 eser örneği · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: MÖ 221 yılında yarışan devletleri birleştiren Qin devletinin ilk imparatoru, ağırlıkları, ölçüleri, parayı ve yazıyı tek bir standarda bağladı. Onun mezarı, bir imparatorluğun bütününü, ordusunu, arabalarını, bahçelerini ve zırhlarını yeraltında yeniden kuran bir yapı olarak düşünüldü. Binlerce pişmiş toprak asker, kalıplardan çıkan parçaların birleştirilmesi ve elle bitirilmesiyle, adları kaydedilen usta başlarının yönettiği ekiplerce, bir modül sistemiyle yapıldı; bu sistem, seri üretimle birbirinden farklı yüzleri bir arada üretti. Figürler yapıldıklarında parlak renklerle boyanmıştı. Mezarı anlatan en önemli yazılı kaynak, imparatorluğu deviren hanedanın döneminde yazıldı; arkeoloji onun bazı anlatılarını doğruluyor, bazılarını sorguluyor. İşçilerin adları, mezar alanının kenarındaki kiremit parçalarında kaldı.

Açılış: bir kuyunun dibindeki baş

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, Kuzeybatı Çin'de, kuraklık yaşayan bir köyün çiftçileri bir kuyu kazıyordu. Birkaç metre derinlikte küreklerine sert bir şey takıldı. Topraktan, pişmiş kilden yapılmış, insan boyunda bir başın parçaları çıktı.

Arkeologlar geldiğinde, bu başın tek olmadığı anlaşıldı. Yerin altında, uzun hendeklerin içinde, sıra sıra dizilmiş, insan boyunda pişmiş toprak askerler duruyordu. Binlercesi.

Askerlere yakından bakınca şaşırtıcı bir şey görülüyor. Hepsi aynı boyda, aynı duruşta, aynı biçimde giyinmiş gibi görünüyor. Ama yüzleri birbirinden farklı. Birinin bıyığı var, birinin sakalı. Birinin yüzü geniş, birininki ince. Saç örgüleri, kaşları, dudakları farklı.

Bu ordu, ilk birleşik Çin imparatorluğunun kurucusunun mezarının bir parçası. Mezarın kendisi, bu hendeklerin birkaç kilometre ötesindeki büyük bir toprak tepenin altında duruyor ve hâlâ açılmadı.

KRO-311.3'te yarışan devletlerin mezarlarını, sarayların kopyaları olarak görmüştük. Burada bir mezar, bütün bir imparatorluğun, ordusuyla, arabalarıyla, bürokratlarıyla ve eğlenceleriyle birlikte bir kopyası.

Soru şu: binlerce askerden oluşan bir ordu, bu kadar kısa sürede nasıl yapıldı? Ve seri üretimle yapılmış bedenler ile birbirinden farklı yüzler, aynı ordunun içinde nasıl bir arada var olabildi?

Bu derste ne olacak

Önce yarışan devletleri yenen ve ilk birleşik imparatorluğu kuran devleti ve onun birleştirme politikalarını kuracağız.

Ardından ordunun nasıl yapıldığına geçeceğiz: kalıplara, parçalara, atölyelere ve ustaların adlarına.

Sonra askerlerin yüzlerine bakacağız: bunlar gerçek insanların portreleri mi, yoksa bir sistemin ürettiği çeşitlilik mi?

Ardından ordunun ötesine, mezar alanının başka çukurlarına ve hâlâ açılmamış mezar tepesine geçeceğiz.

Karşılaştırma bölümünde bu imparatorluğu anlatan en önemli yazılı kaynağı, arkeolojinin buluntularıyla karşılaştıracağız. Usta katmanında da bu devasa yapıyı kuran insanları, yani işçileri ve mahkûmları, ve ordunun bugünkü hayatını ele alacağız.

Sıfır noktası: bir devlet, bir sistem

KRO-311.3'te yarışan devletlerin yüzyıllarını gördük. Bu devletlerden en batıdaki, MÖ üçüncü yüzyılın ikinci yarısında ötekilerin hepsini birer birer yendi. MÖ 221 yılında bu devletin kralı, bütün bu toprakları tek bir yönetim altında birleştirdi ve kendine yeni bir unvan verdi: ilk imparator. Bu devlete ve onun kurduğu imparatorluğa Qin diyoruz.

Qin devleti, yarışan devletler döneminin en katı ve en merkezi yönetimlerinden birini kurmuştu. Yasalar sertti, bürokrasi ayrıntılıydı, ordu büyük ve düzenliydi. Birleşmeden sonra ilk imparator, bu sistemi bütün imparatorluğa yaydı.

Bu sistemin en önemli araçlarından biri birleştirme, yani farklı devletlerin farklı uygulamalarını tek bir standarda bağlamaktı. Ağırlıklar ve ölçüler tek bir sisteme bağlandı.

Bu ağırlıklar imparatorluğun her yerine gönderildi ve üzerlerindeki ferman, onları kullanan herkese kuralın kaynağını hatırlattı. Nesne, hem bir ölçü aracı hem de bir hükümdarın sesi. KRO-310.2'de bir imparatorun sözlerinin taşlara kazınarak imparatorluğa yayıldığını görmüştük. Burada imparatorun sesi, gündelik bir ticaret aracının üzerinde dolaşıyor.

Para da birleştirildi.

Bu sikkenin biçimi, sonraki iki bin yıl boyunca Çin parasının temel biçimi olarak kaldı. Yuvarlak dış ve kare delik, KRO-311.1'de gördüğümüz disk ve kare borunun biçimlerini hatırlatıyor. Bazı yazarlar bunu gök ve yer simgeciliğiyle açıklar; ama bu açıklama, KRO-311.1'deki uyarıyı taşıyor: sonraki bir yorumun, bir nesnenin yapılış nedenini açıkladığını varsaymamak gerekir. Kare delik, sikkeleri bir çubuğa ya da ipe dizmeyi kolaylaştıran pratik bir çözüm de olabilir.

Yazı da birleştirildi. Farklı devletler aynı yazının farklı biçimlerini kullanıyordu. İlk imparator, bu biçimleri tek bir standart yazıya bağladı ve bu yazıyla imparatorluğun dağlarına zafer yazıtları diktirdi.

Bu yazıtın özgünü kayboldu. Bugün bildiğimiz biçimi, bin yıldan fazla sonra yapılmış bir kopyadan geliyor. KRO-305.13'te kopya sorununu görmüştük: elimizdeki eser çoğu zaman bir çeviri ya da bir kopya. Burada da imparatorun kendi yazısını, ancak sonraki bir dönemin kopyacısının elinden okuyabiliyoruz.

Mekanizma — parçalardan bir ordu

Binlerce insan boyunda figürü, bir imparatorun ömrü içinde yapmak nasıl mümkün oldu? Cevap, figürlerin kendisinde, yüzeylerinde kalan izlerde okunuyor.

Figürler tek parça hâlinde yapılmadı. Ayaklar, bacaklar, gövde, kollar, eller ve baş ayrı ayrı yapıldı ve sonra birleştirildi. Bu parçaların bir kısmı kalıplarda biçimlendirildi. Örneğin eller ve başların temel biçimi, sınırlı sayıda kalıptan çıkıyordu. Gövdeler ise çoğunlukla kil şeritlerin üst üste sarılmasıyla yapıldı.

Parçalar birleştirildikten sonra, figürün yüzeyi elle yeniden işlendi. Saçlar, bıyıklar, kaşlar, giysinin kıvrımları, zırhın plakaları, ayakkabının bağcıkları, kalıptan çıkan temel biçimin üzerine ek kil ile ve aletlerle eklendi.

Lothar Ledderose, bu yöntemi bir modül sistemi olarak tanımladı. Sınırlı sayıda temel parça, farklı biçimlerde birleştirilerek ve elle farklı ayrıntılarla bitirilerek çok büyük bir çeşitlilik üretiyordu. Birkaç temel baş biçimi, birkaç temel bıyık biçimi ve birkaç temel saç biçimi, birbiriyle birleştiğinde yüzlerce farklı yüz ortaya çıkıyordu.

KRO-311.2'de parçalı kalıplarla dökülen bronz kapları görmüştük. Burada benzer bir parça mantığı, bu kez bir insan bedeninin üretimine uygulanıyor. Parçalara ayırma, hem hızı hem de çeşitliliği mümkün kılıyor.

Figürlerin yüzeyinde, bu üretimin örgütlenmesini gösteren başka izler de var.

Bu damgalar, figürleri yapanların adsız bir kalabalık olmadığını gösteriyor. Figürler, adları kaydedilen usta başlarının yönettiği ekipler tarafından yapıldı. Bu adların bir kısmı saray atölyelerine, bir kısmı ise yerel çömlekçi atölyelerine ait.

Bu damgaların amacı neydi? Muhtemelen bir sorumluluk ve kalite denetimi sistemiydi. Qin yasaları, bir ürünün kusurlu çıkması durumunda onu yapanın cezalandırılmasını öngörüyordu. Ad, bir hesap verme işareti olarak basılmıştı; bugünkü anlamda bir imzaya benzemiyor. TEM-202.3'te atölye iş bölümünü görmüştük; burada iş bölümü, devletin yasalarıyla denetlenen bir sisteme dönüşmüş.

Aynı sistem, askerlerin ellerindeki gerçek silahlarda da görülüyor.

Silahların parçaları standart ölçülerde yapılmıştı; bir parça, başka bir silahın aynı parçasının yerine geçebiliyordu. Bu, savaş alanında kırılan bir silahın hızla onarılabilmesini sağlıyordu. Kil ordu, gerçek bir imparatorluk ordusunun standartlaşmış silahlarıyla donatılmıştı.

Figürlerin bugünkü görünüşü de onların yapıldığı günden çok farklı.

Bugün bu figürleri gri, kil renginde görüyoruz. Ama yapıldıklarında renkli giysiler, farklı ten tonları ve boyanmış gözlerle, çok canlı bir görünüşleri vardı. Boya, önce sürülen bir vernik tabakasının üzerine uygulanmıştı. Bu tabaka, toprağın nemi içinde korunuyor, ama havayla temas ettiği anda kuruyup büzülüyor ve boyayı da yüzeyden koparıyor.

KRO-304.12'de antik renk sorununu görmüştük: beyaz sandığımız heykeller aslında boyalıydı. Burada aynı sorun çok daha keskin: renk, kazının kendisi sırasında, gözlerimizin önünde kayboluyor. Bu yüzden bazı çukurların kazısı, rengi korumanın bir yolu bulunana kadar bilinçli olarak yavaşlatıldı.

Mekanizma — yüzler: portre mi, sistem mi?

Açılıştaki soruya dönelim. Askerlerin yüzleri birbirinden farklı. Bu yüzler, ordudaki gerçek askerlerin portreleri mi?

Bu okçu, ordunun en iyi korunan figürlerinden biri. Ayakkabısının tabanındaki desen, saçının örgüsü, zırhının küçük plakaları çok ayrıntılı. Yüzü genç ve dikkatli. İlk bakışta bir portre gibi görünüyor.

Bu yüzlerin gerçek askerlerin portreleri olduğu yaygın bir düşünce. Ama modül sistemini hatırla. Yüzlerin temel biçimleri sınırlı sayıda kalıptan çıkıyor ve farklılıklar, sınırlı sayıda ek öğenin, yani bıyıkların, sakalların, kaşların ve saç biçimlerinin farklı birleşimlerinden doğuyor.

Bu yüzden birçok araştırmacı, yüzlerin bireysel portreler olmadığını, bir sistemin ürettiği bir çeşitlilik olduğunu düşünüyor. Yüzler, gerçek bir ordunun kalabalık ve çeşitli görünüşünü yansıtmak için tasarlanmış olabilir, ama belirli bir kişiyi göstermek için değil.

Bazı araştırmacılar ise bir ara yol öneriyor: ustalar, kendi çevrelerindeki insanların yüzlerinden izlenimlerle çalışmış olabilir ve bazı figürler, belirli ustaların eğilimlerini ya da çevrelerindeki yüzleri yansıtıyor olabilir. Son yıllarda yüz biçimlerini ölçerek karşılaştıran çalışmalar da yapıldı; bu çalışmalar yüzlerin, bir kalıbın basit tekrarından daha fazla çeşitlilik taşıdığını gösteriyor.

KRO-305.8'de Roma portresinde tip ile birey arasındaki gerilimi görmüştük. Burada aynı gerilim, çok farklı bir ölçekte ve çok farklı bir amaçla karşımıza çıkıyor. Roma portresi bir kişiyi anmak için yapılıyordu. Bu figürler ise bir orduyu göstermek için yapıldı.

Mekanizma — ordunun ötesinde bir imparatorluk

Ordu, mezar alanının yalnızca bir parçası. Mezar tepesinin çevresinde, onlarca başka çukur bulundu ve her biri imparatorluğun başka bir yüzünü gösteriyor.

Bu arabalar, imparatorun kendi arabalarının kopyaları olarak düşünülüyor. İmparator, öbür dünyada da imparatorluğunu dolaşacaktı.

Bu çukur, bir saray bahçesinin ya da bir eğlencenin kopyası gibi görünüyor. Kuşlar, bir su kanalının kıyısında, müzisyenler eşliğinde. Burada ordu yok; burada imparatorun zevki ve dinlencesi var.

Bu zırhlar, gerçek zırhların taştan kopyaları. Savaşta işe yaramazlar; ama bir mezarda, taşın kalıcılığı onlara sonsuz bir koruma işlevi yüklüyor. Her plakanın taştan kesilmesi ve delinmesi, olağanüstü bir emek gerektiriyordu.

Bu çukurların hepsi, ortadaki büyük tepenin çevresinde duruyor.

Bu tepenin altındaki mezar odası hiç açılmadı. Bunun birkaç nedeni var: içerideki kırılgan malzemeleri, özellikle boyaları ve ahşabı korumanın bir yolunun henüz bulunmaması, ve bir imparatorun mezarına saygı. Açılıştaki askerlerin boyalarının havayla nasıl kaybolduğunu hatırla. Mezar odasının içindekiler de aynı tehlikeyle karşı karşıya.

Karşılaştırma: tarihçinin anlatısı ve toprağın kanıtı

Bu imparatorluğu ve onun mezarını anlatan en önemli yazılı kaynak, imparatorun ölümünden yaklaşık bir yüzyıl sonra yazılmış büyük bir tarih kitabı.

Bu anlatı çok çarpıcı. Mezar, bir imparatorun sonsuza kadar hükmedeceği bir evren olarak tarif ediliyor: yerde cıvadan nehirler, tavanda yıldızlar. Tarihçi, mezarı yapan işçilerin sırrı saklamak için içeride bırakıldığını da yazıyor.

Bu anlatı ne kadar güvenilir? Mezar odası açılmadığı için doğrudan kontrol edemiyoruz. Ama dolaylı bir sınama yapıldı. Mezar tepesinin toprağından alınan örneklerde, çevredeki topraktan çok daha yüksek cıva düzeyleri ölçüldü. Bu ölçüm, tarihçinin cıva nehirleri anlatısının bir gerçek zemine dayanabileceğini düşündürüyor.

Ama aynı tarihçinin başka bir anlatısı, arkeoloji tarafından sorgulandı.

Sonraki anlatılar, bu sarayın muhteşem bir yapı olduğunu ve imparatorluğun çöküşü sırasında aylarca yanarak yok edildiğini anlatır. Ama kazılar, sarayın büyük temel platformunu buldu, ama üzerinde tamamlanmış yapılara ve büyük bir yangına dair iz bulamadı. Saray, büyük olasılıkla hiç tamamlanmadı.

Bu çelişki önemli bir şey söylüyor. Tarihçi, imparatorluğu deviren hanedanın döneminde yazıyordu. Bu yeni hanedan, kendini meşrulaştırmak için önceki imparatorluğu zalim, savurgan ve aşırı olarak göstermeye eğilimliydi. Muhteşem ama yakılan bir saray, bu anlatıya çok uyuyordu. KRO-311.3'te yeni bir hanedanın önceki hanedanı içkiye düşkünlükle suçladığını görmüştük. Burada benzer bir mekanizma, bir sonraki hanedan değişiminde tekrar ediyor.

Aynı tarihçinin anlattığı kitapların yakılması ve bilginlerin öldürülmesi olayları da bu yüzden tartışmalı. Bu olayların bir tarihsel zemini olabilir, ama ölçeği ve ayrıntıları, sonraki hanedanın anlatısı tarafından büyütülmüş olabilir.

Bu karşılaştırmanın ilkesi şu: bir dönemi anlatan en önemli kaynak, o dönemi deviren bir gücün döneminde yazıldıysa, onun anlatısını bir taraf olarak oku. Arkeoloji bazen onu doğruluyor, cıvada olduğu gibi; bazen de onunla çelişiyor, sarayda olduğu gibi. İkisini birlikte okumak gerekiyor.

Usta katmanı: yapanlar, mitler ve bugün

Bu devasa yapıyı kimler kurdu? Tarih kitabı, mezarın yapımında yüz binlerce insanın çalıştığını yazıyor. Bu sayı muhtemelen abartılı, ama iş gücünün çok büyük olduğu açık.

Mezar alanının yakınında, bu işçilerin bir kısmının gömüldüğü bir mezarlık bulundu.

Bu kiremitler, mezarın yapımında çalışanların önemli bir kısmının mahkûmlar ve borçlular olduğunu gösteriyor. İmparatorluğun farklı bölgelerinden getirilmişlerdi ve çalışırken ölenler, mezar alanının kenarında, basit çukurlara gömüldü. Kiremitlerin üzerindeki adlar, bu insanların bize ulaşan tek izi.

KRO-303.4'te Gize piramitlerinin yakınında, piramitleri yapan işçilerin yerleşimini ve mezarlarını görmüştük. Orada da bir kraliyet anıtının arkasındaki emek, işçilerin kendi mezarları aracılığıyla görünür hâle gelmişti. Burada kiremitlerin üzerindeki kısa yazılar, aynı görünürlüğü, çok daha acı bir biçimde sağlıyor.

Açılıştaki askerlerin yüzlerini hatırla. Belki de bu yüzler gerçek askerlerin portreleri değildi. Ama bu figürleri yapan ellerin sahipleri gerçekti ve bazılarının adları, bu kiremitlerin üzerinde kalmış.

Bu ordunun bir de modern mitleri var. Uzun süre, askerlerin bronz kılıçlarının üzerinde, paslanmayı önlemek için bilinçli olarak uygulanmış bir kaplama bulunduğu, ve bunun modern bir tekniğin çok erken bir örneği olduğu anlatıldı. Sonraki laboratuvar çalışmaları, bu izlerin büyük olasılıkla silahların yanındaki cilalı ahşap parçalardan geldiğini ve bilinçli bir kaplama olmadığını gösterdi. Bir mit, dikkatli bir ölçümle düzeltildi.

Bugün bu ordu, dünyanın en çok ziyaret edilen arkeolojik alanlarından biri. Figürlerin bir kısmı dünya çapında sergilere gönderiliyor ve kopyaları çok geniş bir alanda satılıyor. Bir mezarın gizli kalmak için yapılmış bekçileri, bir ülkenin en tanınan imgelerinden birine dönüştü. KRO-310.9'da bir tapınak figürünün müzede ve tapınakta iki farklı hayatı olduğunu görmüştük. Burada, yer altında görülmemek için yapılmış figürler, milyonlarca insanın gözü önünde ikinci bir hayat yaşıyor.

Kalıcı araçlar

Bu ders sana altı yeni araç veriyor.

Modül okuması: çok sayıda benzer figürü incelerken, onların sınırlı sayıda temel parçanın farklı birleşimlerinden oluşup oluşmadığına bak. Çeşitlilik, bir sistemin ürünü olabilir.

Kalıp ve el ayrımı: bir figürün hangi bölümlerinin kalıptan çıktığını, hangilerinin elle eklendiğini ayır. Kalıp hızı, el çeşitliliği verir.

Damga ve hesap: bir üretim işaretini, bir imza olarak mı, yoksa bir sorumluluk ve denetim işareti olarak mı okuyacağını sor.

Portre sınaması: bir yüzün belirli bir kişiyi gösterdiğini varsaymadan önce, onun bir sistemin ürettiği bir çeşitlilik olup olmadığını düşün.

Devirenin anlatısı: bir dönemi anlatan kaynak, o dönemi deviren bir gücün döneminde yazıldıysa, onu bir taraf olarak oku ve arkeolojiyle sına.

Görünmeyen emek: büyük bir anıtın arkasındaki işçileri, onların mezarlarında, yazıtlarında ve kalıntılarında ara.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Her askerin yüzü gerçek bir askerin portresidir."
Doğrusu

Yüzler, sınırlı sayıda temel kalıbın ve ek öğenin farklı birleşimlerinden doğan bir çeşitlilik gösteriyor. Belirli kişilerin portresi oldukları kanıtlanmış değil.

Yaygın yanlış"Figürler bugünkü gibi gri kil rengindeydi."
Doğrusu

Figürler yapıldıklarında parlak renklerle boyanmıştı. Boya, kazı sırasında havayla temas edince hızla dökülüyor.

Yaygın yanlış"Figürler tek tek, bir sanatçı tarafından yapıldı."
Doğrusu

Figürler ayrı parçalar hâlinde, kalıplarla ve elle, adları kaydedilen usta başlarının yönettiği ekipler tarafından, bir modül sistemiyle yapıldı.

Yaygın yanlış"Tarih kitabının imparatorluk hakkında anlattıkları tarafsız bir kayıttır."
Doğrusu

Kitap, imparatorluğu deviren hanedanın döneminde yazıldı. Bazı anlatıları arkeolojiyle doğrulanırken, bazıları onunla çelişiyor.

Yaygın yanlış"Kılıçlardaki paslanmaz kaplama, modern bir tekniğin antik bir örneğidir."
Doğrusu

Laboratuvar çalışmaları, bu izlerin büyük olasılıkla çevredeki cilalı ahşaptan geldiğini ve bilinçli bir kaplama olmadığını gösterdi.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: MÖ 221 yılında yarışan devletleri birleştiren Qin devletinin ilk imparatoru, ağırlıkları, ölçüleri, parayı ve yazıyı tek bir standarda bağladı. Onun mezarı, bir imparatorluğun bütününü, ordusunu, arabalarını, bahçelerini ve zırhlarını yeraltında yeniden kuran bir yapı olarak düşünüldü. Binlerce pişmiş toprak asker, kalıplardan çıkan parçaların birleştirilmesi ve elle bitirilmesiyle, adları kaydedilen usta başlarının yönettiği ekiplerce, bir modül sistemiyle yapıldı; bu sistem, seri üretimle birbirinden farklı yüzleri bir arada üretti. Figürler yapıldıklarında parlak renklerle boyanmıştı. Mezarı anlatan en önemli yazılı kaynak, imparatorluğu deviren hanedanın döneminde yazıldı; arkeoloji onun bazı anlatılarını doğruluyor, bazılarını sorguluyor. İşçilerin adları, mezar alanının kenarındaki kiremit parçalarında kaldı.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir imparatorun mezarını, yeraltında yeniden kurulmuş bir imparatorluk olarak gördük. Sıradaki derste ilk imparatorluğu deviren hanedanın mezarlarına geçiyoruz. Bu hanedanın soylularının mezarlarında, bir ölünün ruhunun yeryüzünden göğe yolculuğunu katman katman resmeden ipek bir sancak, bedeni binlerce yeşim plakayla örten giysiler ve dağ biçimli buhurdanlar bulundu. Bir mezar, bir evrenin haritası olarak nasıl düzenlenebilir? Han mezarları, ipek ve kozmoloji konusuna geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-311 — Çin Sanatları →

15 bölümden 4. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga