Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Çin'de şiir, hat ve resim "üç mükemmellik" adıyla aynı eğitimli zihnin işi sayıldı. Güney Song sarayında şiir resme eklenmeye başladı; Yuan ve Ming bilgin ressamları onu kendi elleriyle resmin içine yazdı. Bilgin-amatör ideali güçlüydü, ama pazarla birlikte yaşadı. Lake, porselen ve baskı ustalarının adı çoğunlukla silindi ya da bir denetim kaydında kaldı. Avrupa'da sanatçı, lonca zanaatkârından ayrılıp eserine adını yazarak yükseldi. Çin'de ise yüzeydeki yazı, ressamın, dostlarının ve bakanların seslerini taşıyan bir birikime açıldı.
Açılış: satılamayan inciler
Pekin'deki saray müzesinde, uzun ve dar bir kâğıt üzerinde bir asma dalı sarkıyor. Yapraklar ıslak, dağılmış mürekkep lekeleri hâlinde duruyor. Üzüm taneleri ise koyu, yuvarlak damlalar gibi dalın ucunda kümelenmiş.
Şiirin anlamı kabaca şöyle: "Yarım ömür sürüklendim, şimdi ihtiyarım; çalışma odamda tek başıma akşam rüzgârına ıslık çalıyorum. Fırçamın altındaki parlak incileri satacak yer yok; onları boş yere yaban sarmaşıklarının arasına savuruyorum."
İnciler, resimdeki üzüm taneleri. Aynı zamanda ressamın kendi yetenekleri. Xu Wei sınavlarda defalarca başarısız olmuş, bir generalin yanında kâtiplik yapmış, ağır ruhsal bunalımlar geçirmiş ve yıllarca hapis yatmıştı. Şiir, bu hayatın acısını üzüm salkımının içine yerleştiriyor.
Burada dikkat edilecek bir şey var. Yazı, resmin dışında bir etiket gibi durmuyor. Dizelerin eğik çizgileri, asma dallarının savruluşunu sürdürüyor. Aynı fırça, aynı mürekkep ve aynı hızla yapılmışlar. Resmi okuyan, şiiri de okumak zorunda kalıyor.
Bu kursun son dersi bu yüzeyden doğan iki soruyu soruyor. Bir resim, şiir ve yazıyla aynı yüzeyi paylaştığında ne olur? Ve bu yüzeyi yapan kişi, Çin'de ve Avrupa'da hangi adla, hangi değerle anılırdı?
Bu derste ne olacak
Önce "üç mükemmellik" denen ideali ve onun resmin yüzeyine nasıl yerleştiğini izleyeceğiz. Sonra bilgin-amatör idealinin pazarla nasıl yaşadığına bakacağız. Ardından adı bilinen ressamların yanında, adı silinen ya da yalnızca bir hesap kaydında kalan ustalara geçeceğiz.
Karşılaştırma bölümünde, Avrupa'da "sanatçı" kategorisinin nasıl kurulduğunu bu tablonun karşısına koyacağız. Son olarak, kurs boyunca kurduğumuz okuma araçlarını tek bir çalışma sırasına çevireceğiz.
Sıfır noktası: dört uğraş ve üç mükemmellik
Çin'de eğitimli bir beyefendiden dört uğraşta yetkin olması beklenirdi: çalgı çalmak, strateji oyunu oynamak, yazı yazmak ve resim yapmak. Bu sıralamada yazı resimden önce geliyordu. Şiir ise bunların hepsinin üstünde, eğitimin kendisi sayılıyordu.
Tang döneminden aktarılan bir anlatı bu ideale bir ad verdi. Zheng Qian adlı bir bilgin, kendi yazdığı bir şiiri kendi eliyle bir resminin üzerine yazıp imparatora sundu. İmparatorun resmin üzerine "Zheng Qian'ın üç mükemmelliği" diye yazdığı aktarılır. Bu üç mükemmellik şiir, hat ve resimdi.
Song döneminde Su Shi, Tang şairi ve ressamı Wang Wei için ünlü bir söz yazdı. Onun şiirlerinde bir resim, resimlerinde bir şiir bulunduğunu söyledi. Bu söz sonraki yüzyıllarda, iki sanatın aynı zihinden çıktığı fikrinin formülü oldu.
KRO-311.9'da Su Shi'nin çevresinin resmi bir kişisel ifade aracı olarak tanımladığını görmüştük. Bu dersin sorusu biraz farklı. Fikir bir yüzeye nasıl dönüştü? Şiir resmin yanında durmaktan çıkıp resmin içine ne zaman girdi?
Mekanizma — yazı resmin içine giriyor
Kuzey Song'un büyük dikey manzaralarında ressamın adı çoğu zaman gizlenirdi. Bir ağacın gövdesine ya da kayaların arasına küçük harflerle yazılır, bazen yüzyıllarca fark edilmezdi. Yüzeyin boşluğu, sise ve gökyüzüne aitti.
Güney Song sarayında bu düzen değişmeye başladı. Saray ressamının resmine, sarayın bir üyesi şiir ekliyordu.
Burada üç mükemmellik iki kişi arasında paylaşılmış. Ressam çiçekleri yapıyor; imparatoriçe şiiri yazıyor ve kendi eliyle resmin üstüne geçiriyor. Bir kadın yazıcının ve şairin sesi, saray resminin yüzeyinde duruyor. Ressamın adı ise yine küçük ve kenarda.
Yuan döneminde bilgin ressamlar şiiri ve yazıyı kendileri yazmaya başladı. Resmin boş alanı artık ressamın kendi sözünün yeri oldu. Bu değişimin en açık örneklerinden biri Ni Zan'ın resimleri.
Yazıt, resmin iki ayrı anının kaydı. Ressam resmi bir tarihte yaptığını yazıyor. İki yıl sonra bir tanıdığı resmi ona geri getirip bir şiir istemiş. Ni Zan da resmi, memleketindeki bir hekim dostuna adamış ve boş köşkü onun çalışma odası olarak adlandırmış.
Aynı manzara, bir yazıtla başka bir yerin ve başka bir dostluğun resmine dönüşüyor. Resim değişmedi, ama ne gösterdiği değişti. Şiir ve yazı burada resmin anlamını kuran parça.
KRO-311.11'de, Zhao Mengfu'nun kayayı yazının bir biçimiyle, ağacı başka bir biçimiyle çizmeyi öğütleyen dizelerini görmüştük. Ming döneminde Suzhou'nun bilgin ressamları bu birliği bir gündelik pratiğe çevirdi.
Shen Zhou bu resmi, öğretmeninin yaşlılık günlerinden birini kutlamak için yaptı. Şiir, öğretmenini dağın yüceliğine benzetiyor. Resim bir armağan, şiir bir övgü, yazı ise ikisini bir arada sunan ses. Bakan, dağı okurken bir öğrencinin saygısını da okuyor.
Mekanizma — amatör ideal ve pazar
KRO-311.9'da bilgin ressamların kendini para için çalışmayan biri olarak tanımladığını görmüştük. İdeal güçlüydü. Ama Ming döneminin zengin kentlerinde resim, aynı zamanda alınıp satılan bir maldı.
Suzhou'da Tang Yin bu gerilimin içinde yaşadı. Genç yaşta sınavlarda parlak bir başarı kazandı. Sonra bir sınav skandalına karıştırıldı ve memurluk yolu kapandı. Hayatını resim yaparak kazandı.
Konu, Güney Tang sarayına gönderilen bir Song elçisini anlatan bir hikâyeden geliyor. Elçi kendini ciddi ve katı biri olarak gösteriyormuş; saray onu bir şarkıcıyla tuzağa düşürmüş. Tang Yin'in şiiri bu küçük ikiyüzlülüğe gülüyor. Usta bir figür resmi ile alaycı bir bilgin şiiri aynı yüzeyde duruyor.
Tang Yin'e atfedilen bir başka şiir, bu ikili konumu açıkça söylüyor. Şair ne iksir peşinde olduğunu ne de meditasyona oturduğunu, ne ticaret ne de çiftçilik yaptığını anlatıyor. Boş vakitlerinde yeşil dağlar çizip sattığını, dünyadan kirli para almadığını söylüyor. Satmak burada bir onur meselesine dönüştürülüyor.
Aynı kentte Qiu Ying bambaşka bir yerden geldi. Kaynaklar onun bir zanaatkâr ailesinden geldiğini ve gençliğinde boya ustası olarak çalıştığını aktarıyor. Sınava girmedi, şiir yazmadı. Uzun süre, dönemin büyük koleksiyoncularına eski resimleri kopyalayarak çalıştı.
Rulonun ustalığı tartışmasız. Ama üzerinde ressamın kendi şiiri yok; yalnızca kısa bir imza var. Qiu Ying, Suzhou'nun dört büyük ressamından biri sayıldı. Yine de sonraki bilgin yazarlar onu çoğu zaman öteki üçünün biraz altına koydu. Bunun nedeni fırçasında aranmadı; şiir ve yazı ondan beklenmiyordu.
On sekizinci yüzyılda Yangzhou'da bir ressam, ideal ile pazar arasındaki örtüyü tamamen kaldırdı.
Zheng Xie, memurluktan ayrıldıktan sonra Yangzhou'da bambu, orkide ve kaya resimleri satarak yaşadı. Listesinde armağan ya da yiyecek yerine gümüş tercih ettiğini açıkça yazıyor. Eski dostluktan söz ederek indirim isteyenlere de alaycı bir dizeyle cevap veriyor: böyle sözler ona kulağının yanından geçen güz rüzgârı gibi geliyor.
Bambularında ise yazı, yaprakların arasına karışır. Dizeler sapların arasından akar; hattı bile resmin dokusuna benzer. Üç mükemmellik idealinin en saf biçimi ile en açık fiyat listesi, aynı elden çıkıyor.
Mekanizma — adı kalan ve adı silinen eller
Bilgin ressamın adı resmin yüzeyinde, kendi sesiyle duruyor. Çin'in nesne üretiminin büyük kısmında ise durum farklıydı. Bronz kaplarda, porselenlerde ve lakelerde yazı çoğunlukla hükümdarı, hamiyi ya da dönemi anar. Kabı yapan el, ya hiç anılmaz ya da bir denetim kaydı olarak anılır.
Yazıt, kadehin yapıldığı atölyeyi ve yılı veriyor. Ardından gövdeyi hazırlayan, cilayı süren, kulpları yaldızlayan, resmi yapan ve son denetimi yapan ustaları sırayla sayıyor. En sonda, işi gözeten memurların unvanları ve adları geliyor. Burada her el kayıtlı. Kayıt, bir hata olursa kimin sorumlu tutulacağını gösteren bir hesap defteri gibi çalışıyor.
Bu kadehlerin Çin'in kuzeydoğu sınırının ötesinde, bir Han yönetim bölgesinin mezarlarında bulunması da önemli. Saray atölyesinin ürünleri, imparatorluğun en uzak kenarına kadar ulaşıyordu.
Yuan döneminde ise lake ustaları arasında kendi adını esere yazan biri çıktı.
Yüzlerce kat lakenin her biri kuruduktan sonra bir sonraki sürülür. Oymacı, çiçeği bu kalın katmanın içinden çıkarır. Zhang Cheng'in imzası küçük ve dipte gizli. Yine de bir zanaatkârın adı, bir eserin değerini taşımaya başlamış. Sonraki yüzyıllarda koleksiyoncular onun adını arayacaktı.
Qing döneminde bilgin ile zanaatkâr arasındaki sınır, bir çaydanlığın üzerinde buluştu.
Chen Mansheng, Yixing yakınındaki bir ilçede memur olarak görev yaptı. Çaydanlıkların biçimlerini o tasarladı ve gövdelerine kendi yazdığı kısa sözleri kazıttı. Kili biçimlendiren ise Yang Pengnian'dı. Dipteki mühür bilginin çalışma odasının adını, kulpun altındaki küçük mühür ise çömlekçinin adını taşır.
Burada iki adın da kaydı var, ama yerleri farklı. Bilgin gövdede ve dipte, çömlekçi ise kulpun altında. Aynı dönemde Suzhou'da Gu Erniang adlı bir kadın mürekkep taşı oymacısının adı, bilgin koleksiyoncular arasında büyük bir değer kazanmıştı. Bilgin dünyası bazı zanaatkârları içeri aldı; ama onları kendi ölçütleriyle tanıdı.
Baskı resimde ise tasarımcı ile oymacının adı bazen yan yana anıldı.
Chen Hongshou'nun çizgisi, oymacının bıçağıyla tahtaya geçti. Kitapta iki adın birlikte anılması, baskının bir ortak eser olduğunun kabulü. Yine de sonraki yüzyıllarda ün çoğunlukla çizen ressama kaldı.
Kimi zaman bir zanaatkârın kabına kendi sözünü yazan ise bir imparatordu.
Kabı yapan çömlekçinin adını bilmiyoruz. Altı yüzyıl sonra Qianlong onun güzelliğini öven bir şiir yazdı ve dibine kazıttı. Yüzeyde artık bir yazar var, ama o yazar kabı yapan kişi olmadı. Kabın değerini, ona bakan ve onu öven hükümdarın sesi taşıyor.
Karşılaştırma: Avrupa'da sanatçının adı
Avrupa'da da resim ile şiir uzun süre birlikte düşünüldü. Plutarkhos, şair Simonides'e resmin sessiz bir şiir, şiirin konuşan bir resim olduğu sözünü atfeder. Horatius da şiiri resme benzeten bir dize yazmıştı. Su Shi'nin Wang Wei hakkındaki sözü, bu düşüncelerin şaşırtıcı bir akrabası gibi duruyor.
Ama bu akrabalık yüzeyde bitiyor. Avrupa'da ressam, şiiri resmin üzerine yazmadı. Ortaçağ boyunca ressamlar ve heykeltıraşlar loncalara bağlı zanaatkârlardı. Elle çalışan bir iş, eğitimli insanın uğraşlarından aşağı sayılıyordu.
Rönesans'ta bazı ustalar bu sıralamaya itiraz etti. İtirazın biçimi, yüzeye bir şiir yazmak olmadı. Yüzeye kendi adlarını ve kendi kişiliklerini yazdılar.
Vasari'nin aktardığına göre Michelangelo, ziyaretçilerin heykeli başka bir heykeltıraşa bağladığını duyunca adını bu kuşağa kazıdı. Hikâye doğru olsun ya da olmasın, yazının işlevi açık. Yazının taşıdığı şey bir iddia: bu eseri ben yaptım.
Yazıt, ressamın kendini yirmi sekiz yaşında, kalıcı renklerle böyle resmettiğini söylüyor. Yüz, dönemin İsa tasvirlerini hatırlatan bir ciddiyetle kurulmuş. Ressam burada elinin ustalığından çok yaratıcı zihnini öne çıkarıyor.
TEM-204.2'de Vasari'nin bu iddiayı bir yaşam öyküleri kitabına ve bir akademiye çevirdiğini görmüştük. On sekizinci yüzyılda resim, heykel, mimarlık, müzik ve şiir "güzel sanatlar" adıyla tek bir aileye toplandı. Bu ailenin dışında kalan seramik, dokuma ve kuyumculuk ise "zanaat" oldu.
İki geleneğin ayrıldığı yer burası. Avrupa'da sanatçı, zanaatkârdan ayrılarak ve eserine adını yazarak yükseldi. Çin'de bilgin ressam, zaten yüksek bir sınıfa aitti; resim onun şiirinin ve yazısının bir uzantısıydı. Avrupa'da imza bir dâhinin damgası oldu. Çin'de yüzeydeki yazı, bir sohbetin, bir dostluğun ve bakanların sözlerinin birikimine açıldı.
Usta katmanı: kategoriyi kimler kurdu?
Paul Oskar Kristeller, ellili yılların başında yayımlanan bir makalesinde, "güzel sanatlar" sisteminin on sekizinci yüzyıldan önce bugünkü biçimiyle var olmadığını savundu. Avrupa'nın sanatçı kategorisi, tarihî bir kuruluş.
James Cahill ise doksanlarda, Çin ressamlarının nasıl geçindiğini anlatan bir kitap yazdı. Ona göre bilgin-amatör ideali, birçok ressamın gerçekte armağan, karşılık ve ödeme ağları içinde çalıştığını örtüyordu. Ressamların bazı işleri öğrencilerine ya da başkalarına yaptırdığı da çağdaş kaynaklarda aktarılıyor.
Kategorinin kenarında kalanlar da var. Zhao Mengfu'nun eşi Guan Daosheng, bambu resmi ve hattıyla tanınan bir kadındı.
Sonraki yüzyıllarda kadın ressamlar çoğunlukla bir babanın, bir eşin ya da bir saray çevresinin adıyla anıldı. Ming sonunda Nanjing'in eğlence mahallesinden Ma Shouzhen gibi kadınlar da orkide ve bambu resimleriyle tanındı. Onların adı, bilgin dünyasının kenarında kaldı.
Kalıcı araçlar: bir Çin eserini baştan sona okumak
Kurs burada kapanıyor. Bu bölüm yeni bir araç getirmiyor; on beş dersin araçlarını, bir müzede karşılaştığın bir Çin eserine sırayla soracağın sorulara çeviriyor.
Önce adı sorgula. Bir kültürün, motifin ya da üslubun adının kimden geldiğini sor. Bunu KRO-311.1 arkeolojik adlarla, KRO-311.2 katalog adlarıyla, KRO-311.8 yol adıyla kurdu.
Sonra malzemeyi ve tekniği oku. Döküm dikişini, kalıp ile eli, sırrın akışını yüzeyde ara. Bu okumayı KRO-311.2, KRO-311.4 ve KRO-311.8 kurdu; KRO-311.12 reddedilen parçalarla genişletti.
Üçüncü olarak, takımı ve bağlamı kur. Bir nesnenin bir mezardaki, bir takımdaki ya da bir definedeki yerini sor. Bu soruyu KRO-311.3 ve KRO-311.5 kurdu.
Dördüncü olarak, yazıyı bir iddia olarak oku. Kap yazısını, dönem işaretini ve hükümdar mührünü kimin, hangi okura söylediğini sor. Bu okumayı KRO-311.3 kurdu, KRO-311.12 ve KRO-311.13 dipteki işaretlerle sürdürdü.
Beşinci olarak, yolu çiz. Bir imgenin hangi duraklardan geçtiğini ve her durakta nasıl çevrildiğini izle. Bu soruyu KRO-311.6 kurdu, KRO-311.12 ile KRO-311.13 iki yönlü ticaretle tamamladı.
Altıncı olarak, fırçanın hareketini izle. Çizginin nerede başladığını, hızlandığını ve kuruduğunu oku; kopyanın kaç aşamadan geldiğini sor. Bunu KRO-311.7 kurdu.
Yedinci olarak, bakışın yolunu çıkar. Kuşakları, sisi ve patikayı izle; resmin hangi ölçütle yapıldığını sor. Bu okumayı KRO-311.9 ve KRO-311.10 kurdu.
Sekizinci olarak, seçimin siyasetini sor. Eski bir üslubun ya da bir simgenin hangi yönetim altında, hangi tarafça seçildiğini bul. Bu soruyu KRO-311.11 kurdu, KRO-311.13 karşı seslerle derinleştirdi.
Dokuzuncu olarak, yüzeyin katmanlarını ayır. Biçimi, mühürleri, kolofonları ve dağılma yolunu sırayla oku. Bu okumayı KRO-311.14 kurdu.
Onuncu olarak, yazanı ve yapanı ayır. Yüzeydeki şiiri kimin yazdığını, nesneyi kimin yaptığını ve hangisinin adının kaldığını sor. Bu soruyu bu ders kurdu; KRO-311.4 usta damgalarıyla ona zemin hazırladı.
Bu sıra bir düşünme yolu olarak kullanılmalı; her eser her adıma aynı ölçüde cevap vermeyecek.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Çin resmindeki yazı sonradan eklenmiş bir açıklamadır."
Yuan döneminden itibaren birçok ressam şiiri ve yazıyı resmin düzeninin bir parçası olarak kendi eliyle yazdı; yazıt resmin anlamını değiştirebildi.
Yaygın yanlış"Bilgin ressamlar resimlerini hiç satmazdı."
Armağan ve karşılık ağları yaygındı; Tang Yin resimlerinden geçindi, Zheng Xie açık bir fiyat listesi yazdı.
Yaygın yanlış"Çin'de zanaatkârların adı hiç bilinmez."
Han lakelerinde ustalar sorumluluk kaydı olarak yazıldı; Zhang Cheng ve Yang Pengnian gibi bazı ustaların adı da eserle birlikte değer kazandı.
Yaygın yanlış"Sanatçı kavramı her kültürde aynıdır."
Avrupa'da sanatçı lonca zanaatkârından ayrılarak yükseldi; Çin'de en yüksek değer şiir, yazı ve resmi birleştiren bilgine verildi.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Çin'de şiir, hat ve resim "üç mükemmellik" adıyla aynı eğitimli zihnin işi sayıldı. Güney Song sarayında şiir resme eklenmeye başladı; Yuan ve Ming bilgin ressamları onu kendi elleriyle resmin içine yazdı. Bilgin-amatör ideali güçlüydü, ama pazarla birlikte yaşadı. Lake, porselen ve baskı ustalarının adı çoğunlukla silindi ya da bir denetim kaydında kaldı. Avrupa'da sanatçı, lonca zanaatkârından ayrılıp eserine adını yazarak yükseldi. Çin'de ise yüzeydeki yazı, ressamın, dostlarının ve bakanların seslerini taşıyan bir birikime açıldı.
Sonraki derse köprü
Bu derste Han atölyelerinde yapılmış lake kadehlerin, Kore yarımadasının kuzeyindeki mezarlarda bulunduğunu gördük. Yarımadada sonraki yüzyıllarda kurulan krallıklar, Çin'den gelen yazıyı, mezar resmini ve Budist imgeyi kendi saraylarına ve kendi tanrılarına göre biçimlendirdi. Mezar duvarlarına boyanan avcılar, dansçılar ve gök varlıkları, komşu imparatorluğun dilini bilen ama onu tekrar etmeyen bir ses taşıyor. Budizm de yarımadaya kendi yolunu çizerek, krallıkların her birine farklı zamanlarda ulaştı. Yeni kurs, Kore'nin Üç Krallık dönemindeki bu mezarlarla ve Budist aktarımla açılıyor.