Ders KRO-311.10 · Çin Sanatları

Fan Kuan, Guo Xi ve hareketli bakış

3.299 kelime · 18 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Onuncu yüzyılın kargaşasında dağlara çekilen ressamlar, dağı resmin ana konusu yaptı. On birinci yüzyılda bir yazar, Li Cheng, Guan Tong ve Fan Kuan'ı manzaranın üç büyük ustası saydı. Fan Kuan'a atfedilen dev dikey rulo, yakın, orta ve uzak kuşakları ayrı yerlerden gösteriyor. Onları sisle birleştirerek izleyiciyi patikadan zirveye yürütüyor. Guo Xi'nin tarihli erken bahar rulosu, kıvrılan bulut dokusuyla mevsimin eşiğini resmediyor. Oğlunun derlediği metin, içinde yürünebilen ve yaşanabilen manzarayı, adımla ve mevsimle değişen dağı ve uzaklığın üç türünü tanımlıyor. Yatay rulolarda bu bakış zamana yayılıyor. Shen Kuo'nun eleştirisi, tek noktalı bakışın bilinçli olarak reddedildiğini gösteriyor. Bu dönemin resimlerinin çoğu atıfla bize ulaştığı için, tarihli birkaç eser bütün zincirin ölçütü oluyor.

Açılış: dağın eteğindeki küçük kervan

Taipei'deki saray müzesinin depolarında, insan boyunu aşan bir ipek rulo saklanıyor. Rulonun neredeyse tamamını tek bir dağ dolduruyor. Dağ, resmin üst üçte ikisini kaplayan, dümdüz yükselen, koyu, ağır bir kaya duvarı.

Bu duvarın karşısında insan önce küçüldüğünü hissediyor. Sonra gözü aşağı iniyor ve resmin alt kenarında, neredeyse görünmeyecek kadar küçük bir şey buluyor.

Kervan kayaların arasından çıkıp patika boyunca ilerliyor. Patika, bir kayanın arkasında kayboluyor; az ileride bir dere, onun üstünde bir köprü ve ağaçlar arasında birkaç çatı beliriyor. Gözün yolu, kervanın yolunu izliyor.

Bu iki ölçeğin arası resmin asıl konusu. Yukarıdaki dağa aşağıdan bakıyoruz, sanki eteğinde duruyormuşuz gibi. Kervanı ise biraz yukarıdan, karşıdaki bir tepeden görüyoruz. Arada, ikisini birbirinden ayıran beyaz bir sis kuşağı var.

Soru şu: tek bir resim, iki ayrı yerden görülen iki manzarayı nasıl birleştiriyor? Ve izleyiciyi, resmin önünde durduğu hâlde, bu dağın içinde nasıl yürütüyor?

Bu derste ne olacak

Önce on ve on birinci yüzyıllarda kuzeyde gelişen anıtsal manzaranın kökenine ve onun ilk ustalarına bakacağız.

Ardından açılıştaki rulonun içine gireceğiz: kayaların dokusuna, suya, tapınağa ve gözün bu dağda izlediği yola.

Sonra bir saray ressamına ve onun sözlerinden derlenen metne geçeceğiz. Bu metin, adım adım biçim değiştiren bir dağı ve mevsimlerin onu nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.

Ardından yatay ruloda bakışın nasıl yürüdüğünü göreceğiz. Karşılaştırma bölümünde bu bakışı tek noktalı perspektifle ölçeceğiz. Usta katmanı ise bu dağların kime ait olduğu sorusunu, yani atıf ve sahtecilik tartışmalarını ele alacak.

Sıfır noktası: dağın neden bu kadar büyüdüğü

KRO-311.9'da Song hanedanının bilgin memurlarını, saray akademisini ve güneye çekildikten sonraki küçük, boşluklu resimleri gördük. Bu derste o güneye çekilmeden önceki kuzeye dönüyoruz.

Onuncu yüzyılın ilk yarısında, eski imparatorluk çöktükten sonra kuzey, birbiri ardına kurulup yıkılan kısa ömürlü hanedanlar arasında bölündü. Bu kargaşa yıllarında bazı ressamlar şehirlerden uzaklaşıp dağlara çekildi. Dağ, onların resminde bir arka plan olmaktan çıktı ve resmin bütününü kaplayan ana konu oldu.

Bu ilk ressamlardan biri, bir dağda yaşadığı ve fırça üzerine bir metin yazdığı anlatılan bir bilgindi.

Bu rulo, onun adıyla bilinen en ünlü resim; ama onun elinden çıktığı kesin değil. Önemli olan, resmin kurduğu düzen. Tepeler birbirinin üstüne binerek kat kat yükseliyor ve büyük, kapalı bir kütle oluşturuyor.

Bir kuşak sonra, bir başka ressam bu dağlara ayrı bir nitelik kattı: soğuk, seyrek, kış ışığında duran bir manzara.

Bu ressam, dağlık bir kuzey eyaletinde yaşayan, resmini satmayan, yalnızca dostları için çalışan bir bilgin olarak anlatılır. Resimlerindeki çıplak, kıvrılan dallar ve soluk, uzak tepeler sonraki yüzyıllarda bir okul oldu. Bu okul o kadar sevildi ki taklitleri gerçek eserlerin sayısını kat kat aştı. KRO-311.9'da sisli dağlarını gördüğümüz bilgin, bu ressamın yalnızca iki gerçek eserini gördüğünü söyler ve onun yokluğu üzerine bir yazı yazmak ister.

On birinci yüzyılın ikinci yarısında yazılmış bir resim kitabı, bu ilk ustaları bir sıralamaya koydu.

Bu kitaba göre, o güne kadar manzarada öne çıkan ustalar şunlardı: Li Cheng, ondan önceki kuşaktan Jing Hao'nun öğrencisi Guan Tong ve açılıştaki rulonun ressamı Fan Kuan. Üç ayaklı bir kazan gibi, bu üç usta manzara resmini birlikte taşıyordu. Bu benzetme, sonraki yazarların tekrarladığı bir kanon oldu.

Bu dağların neden bu kadar büyük olduğuna dair farklı açıklamalar var. Bir açıklama, dağı bir evren düzeninin imgesi olarak okur: ortada yükselen ana dağ, çevresindeki küçük tepeleri ve ağaçları bir hükümdar gibi düzenler. Bir başka açıklama, kargaşa döneminden sonra kurulan düzenin ve yeniden birleşen devletin güvenini bu sağlam, merkezli kompozisyonlarda görür. Bu yorumlar resimlerle uyumlu. Ama ressamların kendi ağzından doğrulanmıyor; bu yüzden birer okuma olarak kalmalı.

Mekanizma — Fan Kuan'ın dağının içinde

Açılıştaki ruloya geri dönelim. Ressamı hakkında bildiklerimiz azdır ve çoğu sonraki kaynaklardan gelir. Bu kaynaklara göre, onuncu yüzyılın sonunda ve on birinci yüzyılın başında kuzeydeki dağlarda yaşadı. Sert ve yalın bir mizacı vardı; adı da bu mizaçtan gelen bir lakaptı.

Sonraki kaynaklar ona bir söz de yükler. Bu söze göre önce eski ustalardan öğrenmiş, sonra doğadaki nesnelerden öğrenmenin daha iyi olduğunu anlamış. En sonunda, kendi zihninden öğrenmenin hepsinden üstün olduğuna varmış. Söz onun ağzından mı çıktı, bilinmiyor. Ama manzara resminin bu dönemde nasıl bir iddia taşıdığını gösteriyor: resim, gözlemle zihin arasında kurulan bir şey.

Resmin büyük kaya duvarına yaklaşınca, yüzeyinin nasıl yapıldığı görülüyor.

Sonraki el kitapları bu tür fırça darbelerine yağmur damlası dokusu adını verdi. Ressam, dağı bir dış çizgiyle sınırlayıp içini boyamıyor. Kayayı, binlerce küçük darbenin birikimiyle, adeta zamanla aşınmış bir yüzey gibi kuruyor. Bu darbelerin ritmi, KRO-311.7'de gördüğümüz yazının fırça disiplinine çok yakın.

Duvarın sağ tarafında, ince bir beyaz çizgi yukarıdan aşağı iniyor.

Şelale, dağın boyunu ölçen tek şey. Karşısındaki kaya duvarı o kadar büyük ki su, bir iplik gibi kalıyor. Ama aynı su, gözü yukarıdan aşağıya da taşıyor. Göz, zirveden suyun izini sürerek sise iniyor, sisten dereye, dereden de patikadaki kervana varıyor.

Bu yolun bir durağı da ağaçların arasında saklanmış.

Tapınak, patikanın vardığı yer gibi duruyor. Kervanın yolcuları belki oraya gidiyor; belki yalnızca yanından geçecekler. Resim bunu söylemiyor. Ama izleyicinin gözü, kervandan tapınağa ve tapınaktan dağa uzanan bir yolculuk öyküsü kuruyor.

Şimdi bu yolculuğun nasıl kurulduğuna bakalım. Resim, yatay olarak üç kuşağa bölünmüş gibi duruyor. En altta, izleyiciye en yakın, büyük kayalar var. Ortada ağaçlar, tapınak, patika ve kervan. En üstte, sisin ardında, ana dağ.

Bu kuşakların her biri, kendi uzaklığından görülüyor. Alttaki kayalara neredeyse onların yanından bakıyoruz. Ortadaki kervanı karşı bir yamaçtan görüyoruz. Ana dağa ise eteğinden, başımızı kaldırarak bakıyoruz. Bu üç bakış, tek bir yerde duran bir göze ait olamaz.

Kuşakları birbirine bağlayan şey, aralarındaki sis. Sis, bir yerden ötekine geçişi gizliyor. Göz, sisi geçerken kendi konumunu değiştirdiğini fark etmiyor; yalnızca dağın birden ne kadar büyüdüğünü hissediyor.

Mekanizma — Guo Xi ve dağın mevsimleri

Fan Kuan'dan yarım yüzyıl kadar sonra, bir başka manzara ressamı sarayın gözdesi oldu. On birinci yüzyılın ikinci yarısında tahta çıkan bir imparator, onun resimlerini çok sevdi ve sarayın salonlarını, paravanlarını onun manzaralarıyla donattı.

Bu ressamın en ünlü eseri, tarihli ve imzalı bir dikey rulo.

Bu satır, resmi kesin olarak bir ressama ve bir yıla bağlayan nadir belgelerden biri. Bu dönemin büyük manzaralarının çoğu, sonraki kuşakların atıflarıyla bize ulaştı. Bu yüzden bu yazıt, ressamın üslubunu ölçmek için bir mihenk taşı oldu: ona atfedilen öteki resimler, önce bu ruloyla karşılaştırılıyor.

Ruloya yaklaşınca, Fan Kuan'ın sert kaya duvarından çok farklı bir dağ görüyoruz.

Bu dağ, hareket ediyormuş gibi duruyor. Kayalar kıvrılıyor, şişiyor, birbirinin içine akıyor. Sonraki el kitapları bu dokuya kıvrılan bulut dokusu adını verdi. Erken baharın ilk sıcağıyla buğulanan bir dağ, donmuş bir kış dağından daha canlı.

Kayaların önünde, kışın henüz yapraksız bıraktığı ağaçlar var.

Bu dallar, Li Cheng'e bağlanan okuldan gelen bir biçim. Sonraki el kitapları, uçları kıvrılan bu dallara yengeç pençesi adını verdi. Ağaçlar henüz kışta; ama dağın buğusu ve aşağıdaki suyun canlılığı, mevsimin değişmek üzere olduğunu söylüyor. Resmin konusu, bir yerden çok bir an: kıştan bahara geçilen eşik.

Resmin alt kenarında, suyun kıyısında küçük figürler ve tekneler görülüyor; yamaçların kıvrımında ise patikada yürüyen yolcular var. Göz, bu figürlerden yukarıya, bir tapınağın çatısına ve oradan sisin içindeki zirveye tırmanıyor. Fan Kuan'ın rulosundaki gibi, bu resim de bir yürüyüş öneriyor.

Bu ressamın düşünceleri, oğlunun derlediği bir metinde toplandı.

Metin, bir sorudan başlar: bir bilgin manzarayı neden sever? Cevap, bilginin görevinden gelir. Devlet hizmetindeki bir memur, ormanlara ve pınarlara çekilip yaşayamaz. İyi bir manzara resmi, ona odasından çıkmadan dağlarda dolaşma imkânı verir.

Bu yüzden metne göre iyi bir manzara, içinde yürünebilen, uzaktan seyredilebilen, gezilebilen ve yaşanabilen bir manzaradır. Metin, son ikisinin daha değerli olduğunu söyler. İzleyici resme bakmakla kalmamalı; onun içinde dolaşabileceğini ve orada yaşayabileceğini hissetmelidir.

Metin, dağa bakmanın tek bir yolu olmadığını da söyler. Bir dağ, yakından bir biçimde, birkaç fersah uzaktan başka bir biçimde görünür. Önden, yandan ve arkadan bakınca her seferinde başka bir yüz gösterir. Atılan her adımla biçimi değişir. Mevsimler de dağı değiştirir. Metindeki ünlü bir pasaja göre bahar dağı gülümser, yaz dağı yemyeşil damlar, sonbahar dağı süslenmiş gibi parlar, kış dağı ise uyur.

Metnin en çok alıntılanan bölümü, uzaklığın üç türünü tanımlar. Dağın eteğinden zirvesine bakmak yüksek uzaklıktır. Dağın önünden onun arkasına, kıvrımların içine doğru bakmak derin uzaklıktır. Yakındaki bir dağdan uzaktaki dağlara doğru bakmak ise düz uzaklıktır.

Bu son tür bazen yukarıdan aşağıya bakış diye özetleniyor. Oysa metindeki tanım, yatay bir genişlemeyi anlatıyor: göz, yakın bir tepeden uzaktaki sıradağlara doğru, ufuk boyunca kayıyor. Açılıştaki rulo, yüksek uzaklığın en saf örneği. Bu ressama atfedilen bir başka resim ise düz uzaklığı konu ediniyor.

Bu yatay ruloda dağ, yükselmiyor; yayılıyor. Göz, yakındaki ağaçlardan suyun üzerinden kayarak uzaktaki tepelere ulaşıyor. Burada büyüklük duygusunu genişlik veriyor. Metnin düz uzaklık için söylediği gibi, sahnenin havası berrak ve uçsuz bucaksız.

Bu ressamın sarayda gördüğü itibar uzun sürmedi. On ikinci yüzyılın ikinci yarısında yazılmış bir resim kaydı, şaşırtıcı bir hikâye aktarır.

Bu kitabın aktardığına göre, KRO-311.9'da gördüğümüz sanatsever imparatorun döneminde saray salonlarındaki bu ressamın paravanları indirilip yerlerine eski ustaların resimleri asıldı. İndirilen resimlerin bir kısmının depoya atıldığı, hatta toz bezi olarak kullanıldığı anlatılır. Hikâyenin ayrıntıları doğrulanamıyor. Ama bir dönemin gözdesinin bir sonraki dönemde nasıl modası geçmiş sayılabileceğini gösteriyor.

Mekanizma — yatay ruloda yürüyen göz

Dikey ruloda göz tırmanıyor. Yatay ruloda ise yolculuk zamana yayılıyor. Bu rulolar duvara asılmıyordu; bir masanın üzerinde, sağdan sola doğru, bir kol boyu kadar açılıyor ve bakılan bölüm sardırılarak ilerleniyordu. İzleyici, aynı anda resmin yalnızca bir parçasını görüyordu.

Bu dönemin bir başka ustası, bu biçimi uzun bir ırmak yolculuğuna dönüştürdü.

Rulo açıldıkça tepeler yükselip alçalıyor ve ırmak bir görünüp bir kayboluyor. Bir bölümde göz, sivri bir zirvenin dibinden yukarı bakıyor. Bir sonraki bölümde, geniş bir su yüzeyinin üzerinden uzaktaki tepelere kayıyor. Metinde tanımlanan uzaklık türleri burada art arda gelen bölümlerde, sırayla beliriyor. Bakış, rulonun açılma hızıyla birlikte yürüyor.

Bu bakışı en açık biçimde savunan kişi ise dönemin bir devlet adamı ve bilim insanıydı.

Bu notlardan birinde yazar, Li Cheng'i eleştirir. Ona göre bu ressam, dağdaki köşklerin saçaklarını aşağıdan görülüyormuş gibi, yukarı kalkık çizmişti. Yazara göre bu yanlıştı. Dağa eteğinden bakan biri, yalnızca önündeki tek bir sırtı görür; arkasındaki vadiler ve tepeler ondan saklı kalır. Doğru yol, büyük olanı küçük gibi görmektir: bir bahçedeki yapay bir kaya tepesine bakar gibi, bütün dağı bir anda kavramak.

Bu eleştiri önemli bir şeyi açığa çıkarıyor. Bu dönemin ressamları ve yazarları, tek bir noktadan görmenin neyi sağladığını biliyordu. Onlara göre o bakış, dağın büyük bölümünü gizliyordu. Çok yerden bakmak, bilinçli bir seçimdi.

Bu anıtsal geleneğin kuzeydeki son büyük örneklerinden biri, başkentin düşüşünden birkaç yıl önce yapıldı.

Rulonun kompozisyonu, Fan Kuan'ın büyük duvarını hatırlatıyor. Ama fırça daha köşeli ve daha keskin; kayalar baltayla yarılmış gibi kesik yüzeylerle kurulmuş. Bu ressam, başkentin düşüşünden sonra güneye geçti ve yeniden kurulan akademide çalıştı. KRO-311.9'da gördüğümüz tek köşe ve yarım kenar ustaları, onun köşeli fırçasını devraldı. Kuzeyin anıtsal dağı, güneyde küçülüp bir köşeye çekildi.

Karşılaştırma: tek nokta ve çok nokta

Açılıştaki soruya dönelim. Fan Kuan'ın rulosu, iki ayrı yerden görülen iki manzarayı bir sis kuşağıyla birleştiriyordu. Şimdi bunun nedenini daha iyi görüyoruz.

On beşinci yüzyılda İtalya'da geliştirilen tek kaçışlı doğrusal perspektif, resmi bir pencereye benzetir. İzleyici, tek bir gözle, tek bir noktadan ve tek bir anda bakar. Bütün çizgiler bu göze göre düzenlenir. GOR-104.2'de bu sistemin nasıl kurulduğunu gördük.

Kuzey Song manzarası başka bir şeyi kaydediyor: bir yürüyüşü. İzleyici, dağın eteğinden başlayıp patikada ilerliyor, bir tapınağa varıyor, sisi geçiyor ve zirveye bakıyor. Her durakta başka bir yerde duruyor. Resim, bu durakların toplamı.

Bu farkı bir gelişmişlik sıralamasına çevirmek yanıltıcı olur. Avrupa'daki sistem, bir anın ve bir konumun kesin kaydını veriyor. Song ressamları ise bir yeri tanımanın, onu bir kez görmekten çok içinde dolaşmakla gerçekleştiğini savunuyordu. Shen Kuo'nun eleştirisi gösteriyor ki bu seçim, tek nokta bilinmediği için yapılmadı.

Buradan çıkan ilke: bir resmin uzay sistemini değerlendirmeden önce, onun neyi kaydetmeye çalıştığını sor. Bir anı mı, bir konumu mu, yoksa bir yürüyüşü mü?

Usta katmanı: bu dağlar kimin?

Bu dersteki resimlerin çoğunda "atfedilen" sözcüğünü kullandık. Bunun nedeni, bu dönemin resimlerinin büyük bölümünün imzasız olması ve sonraki koleksiyoncuların onları ünlü adlara bağlamasıydı. Li Cheng'in yokluğundan yakınan bilgin, bu sorunun on birinci yüzyılda bile var olduğunu gösteriyor.

Bazen bir imza, beklenmedik bir yerde bulunur.

Bu imza, yüzyıllar boyunca fark edilmedi. Yirminci yüzyılın ortasında bir müze araştırmacısı, yaprakların arasında onu buldu. Bu buluş, rulonun Fan Kuan'a atfını güçlendirdi. Yine de bazı araştırmacılar, imzanın ressamın kendi elinden mi çıktığını, yoksa sonradan mı eklendiğini soruyor.

Atıf tartışması, bazen bir sahtecilik suçlamasına dönüşür.

Bu rulo, güneyde yaşamış ve yumuşak, nemli manzaralarıyla kuzeyin sert dağlarından ayrılan bir ressama atfediliyor. Yirminci yüzyılın sonunda Batılı bir Çin resmi tarihçisi, James Cahill, bu rulonun bir sahte olabileceğini öne sürdü. Ona göre ruloyu, yirminci yüzyılın usta ressamı ve koleksiyoncusu Zhang Daqian yapmıştı. Zhang Daqian, eski ustaları taklit etmekteki ustalığıyla tanınıyordu. Rulonun korunduğu müze, bu soru üzerine bir sempozyum düzenledi. Uzmanlar ikiye bölündü ve tartışma kesin bir sonuca ulaşmadı.

Bu tartışma önemli bir şey gösteriyor. Bir resmi tarihlemek, onun üslubunu bir ölçüte göre karşılaştırmayı gerektirir. Ama ölçütlerin kendisi de çoğu zaman atıfla bize gelmiş resimlerden oluşur. Erken bahar rulosu gibi tarihli birkaç eser bu yüzden bu kadar değerli: zincirin sağlam halkaları onlar.

Kalıcı araçlar

Bu ders sana altı yeni araç veriyor.

Kuşak okuması: dikey bir manzarayı yakın, orta ve uzak kuşaklara ayır ve her kuşağa hangi yerden bakıldığını sor.

Sisin işi: iki kuşak arasındaki sis ya da boşluğun, bakış konumunu değiştiren bir geçiş olup olmadığını ara.

Gözün patikası: bir manzarada patikayı, köprüyü, suyu ve küçük figürleri izle; gözün hangi sırayla ve nereye yürütüldüğünü çıkar.

Uzaklık türü: bir manzaranın büyüklüğünü yükseklikle mi, kıvrımların derinliğiyle mi, ufka yayılan genişlikle mi kurduğunu adlandır.

Dokunun adı: kaya ve dal biçimlerini, sonraki el kitaplarının verdiği adlarla bir okula bağla; ama bu adların resimden sonra konduğunu unutma.

Atıfın zinciri: "atfedilen" sözcüğünü gördüğünde, atfın hangi tarihli esere ve hangi kaynağa dayandığını sor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Çinli ressamlar perspektifi bilmediği için manzaraları çok noktalı yaptı."
Doğrusu

Shen Kuo'nun eleştirisi, tek noktadan görmenin bilindiğini ve dağın büyük bölümünü gizlediği için reddedildiğini gösteriyor.

Yaygın yanlış"Düz uzaklık, yukarıdan aşağıya bakış demektir."
Doğrusu

Guo Si'nin derlediği metinde düz uzaklık, yakındaki bir dağdan ufka doğru uzanan yatay bir bakış olarak tanımlanıyor.

Yaygın yanlış"Bu anıtsal manzaralar belirli yerlerin gerçek görüntüleridir."
Doğrusu

Bazı resimler gerçek bir dağın adını taşısa da bu ressamlar, gözlemi zihinde birleştirilen ideal bir dağa dönüştürüyordu.

Yaygın yanlış"Ünlü bir ustaya atfedilen her resim onun elinden çıkmıştır."
Doğrusu

Bu dönemin resimlerinin çoğu imzasız; atıflar sonraki koleksiyonculardan geliyor ve bazıları sahtecilik tartışmasına konu oluyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Onuncu yüzyılın kargaşasında dağlara çekilen ressamlar, dağı resmin ana konusu yaptı. On birinci yüzyılda bir yazar, Li Cheng, Guan Tong ve Fan Kuan'ı manzaranın üç büyük ustası saydı. Fan Kuan'a atfedilen dev dikey rulo, yakın, orta ve uzak kuşakları ayrı yerlerden gösteriyor. Onları sisle birleştirerek izleyiciyi patikadan zirveye yürütüyor. Guo Xi'nin tarihli erken bahar rulosu, kıvrılan bulut dokusuyla mevsimin eşiğini resmediyor. Oğlunun derlediği metin, içinde yürünebilen ve yaşanabilen manzarayı, adımla ve mevsimle değişen dağı ve uzaklığın üç türünü tanımlıyor. Yatay rulolarda bu bakış zamana yayılıyor. Shen Kuo'nun eleştirisi, tek noktalı bakışın bilinçli olarak reddedildiğini gösteriyor. Bu dönemin resimlerinin çoğu atıfla bize ulaştığı için, tarihli birkaç eser bütün zincirin ölçütü oluyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste kuzeyin anıtsal dağlarını ve onların güneyde küçülüşünü gördük. On üçüncü yüzyılın sonunda güneydeki saray da düştü ve Çin'in tamamı, bozkırdan gelen Moğol hükümdarlarının yönetimine girdi. Sınavla memur olmayı hayatının amacı sayan bilginler için bu, bir kimlik sorusuydu: yabancı bir hanedana hizmet etmek mi, yoksa ondan çekilmek mi? Bu bilginlerin bir kısmı, resimlerinde bu derste gördüğümüz eski ustalara ve daha da eskilere döndü. Eski bir ustanın üslubunu seçmek, yeni bir yönetim altında kim olduğunu söylemenin bir yolu olabilir mi? Yuan döneminde Moğol yönetimi ve kimlik konusuna geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-311 — Çin Sanatları →

15 bölümden 10. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga