Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Bugünkü Çin topraklarındaki neolitik dönem, birbirine bağlı birçok bölgesel kültürün dönemiydi. Seramik, güneyde bir mağarada tarımdan binlerce yıl önce ortaya çıktı; kuzeyin köylerinde boyalı çanaklara, doğu kıyısında ise hızlı çarkta biçimlendirilmiş, yumurta kabuğu inceliğinde siyah tören kaplarına dönüştü. Yeşim, o dönemin aletleriyle kesilemeyecek kadar sert olduğu için kum ve suyla aşındırılarak biçimlendirildi; bu olağanüstü emek, yeşim nesneleri güç ve statü işaretlerine dönüştürdü. Güneydoğudaki delta kültürü, yuvarlak diskler ve kare borular üretti ve güçlü kişileri yüzlerce yeşimle gömdü. Diskin göğü, borunun yeri simgelediği açıklaması yaklaşık iki bin yıl sonraki bir metinden geliyor ve dikkatle okunmalı. Bu nesneler sonraki yüzyıllarda toplandı, üzerlerine şiir kazındı, vazoya dönüştürüldü ve taklit edildi.
Açılış: bir mezardaki yüzlerce taş
Çin'in doğusunda, büyük bir nehrin deltasında, yapay bir toprak tepenin içinde bir mezar açıldı. Mezarda yatan kişinin bedeni çoktan yok olmuştu. Ama bedenin çevresinde, yüzlerce taş nesne duruyordu.
Nesnelerin çoğu yeşil ve beyaz tonlarında, cilalı, yumuşak bir parıltısı olan bir taştan yapılmış. Aralarında düz, yuvarlak, ortası delik diskler var. Kare kesitli, içi yuvarlak delikli, kısa borular var. Boncuklar, küçük süs plakaları, bir tören baltası var.
Kare borulardan biri ötekilerden çok daha iri ve ağır. Köşelerinde, bir insan ile bir canavarın iç içe geçtiği bir yüz oyulmuş. Yüzün çizgileri o kadar ince ki bazıları çıplak gözle zor seçiliyor: bir milimetreye birkaç çizgi sığdırılmış.
Bu taşın adı yeşim. Çok sert bir taş; o dönemin hiçbir aletiyle oyulamıyor. Bu nesneleri yapanların elinde metal yoktu. Yeşim, ancak kum, su ve deri ya da bambu gibi araçlarla, saatler, günler ve belki aylar boyunca sürtülerek aşındırılabiliyordu.
Soru şu: bir toplum, bu kadar emek isteyen, pratik hiçbir işi olmayan bir nesneye neden bu kadar değer verdi? Ve onu yapanlar hiçbir yazı bırakmadıysa, bu nesneyi çok daha sonraki bir metnin sözleriyle anlamak ne kadar doğru?
Bu derste ne olacak
Önce bir adı açacağız: "Çin" diye andığımız bölgenin neolitik döneminde birbirine bağlı birçok bölgesel kültür vardı.
Ardından seramiğe geçeceğiz: tarımdan bile önce yapılan ilk kaplardan, boyalı köy çanaklarına ve bir yumurta kabuğu kadar ince siyah kaplara.
Sonra yeşime bakacağız: onun nasıl işlendiğine, kuzeydoğudaki kıvrık hayvan biçimlerinden güneydoğudaki disklere ve borulara.
Ardından bu nesnelerin mezarlarda nasıl bulunduğunu ve toplumsal farkları nasıl gösterdiğini göreceğiz.
Karşılaştırma bölümünde bu nesneleri, yüzyıllar sonra yazılmış bir tören kitabının onlara verdiği anlamla karşılaştıracağız. Usta katmanında da bu nesnelerin sonraki hayatını, toplayıcılarını ve taklitlerini ele alacağız.
Sıfır noktası: bir ad, birçok kültür
Geçen kursun son dersinde bir coğrafi adın, çok farklı eserleri tek bir çatı altında nasıl topladığını sorduk. Aynı soru burada da geçerli. "Çin" adı, bu dersin nesnelerinin yapıldığı dönemde yoktu. Bu nesneleri yapan topluluklar yazıyı henüz kullanmıyordu; kendilerine ne ad verdiklerini bilmiyoruz.
Bugünkü Çin'in topraklarında, MÖ yedinci binyıldan ikinci binyıla uzanan dönemde, birçok farklı neolitik kültür yaşadı. Kuzeyde, büyük sarı nehrin çevresinde darı eken köyler; güneyde, büyük Yangtze nehrinin çevresinde pirinç eken köyler; kuzeydoğuda, doğuda ve batıda başka kültürler.
Arkeologlar bu kültürlere, çoğu zaman ilk kazıldıkları köyün adını veriyor. Bu adlar yirminci yüzyıl arkeolojisinin sınıflandırmasını söylüyor; kültürlerin kendi adları kayıp.
Kwang-chih Chang, bu kültürlerin birbirinden ayrı gelişmediğini, zamanla birbirine bağlanan bir etkileşim alanı oluşturduğunu savundu. Kaplar, yeşim nesneler ve fikirler bu kültürler arasında dolaştı. Sonraki Çin uygarlığı, tek bir merkezden yayılarak değil, bu farklı bölgelerin karşılaşmasından doğdu.
KRO-310.13'te "Hint sanatı" etiketinin altındaki çoğulluğu görmüştük. Burada da "Çin sanatı" etiketinin altında, başlangıçtan itibaren bir çoğulluk var.
Mekanizma — tarımdan önce gelen kap
Seramiğin tarımla birlikte doğduğu uzun süre varsayıldı. İnsanlar yerleşip tahıl ekmeye başlayınca, tahılı saklamak ve pişirmek için kaplara ihtiyaç duydular.
Ama Çin'in güneyinde bir mağarada bulunan kap parçaları bu varsayımı sarstı.
Bu parçaların tarihi, çevrelerindeki katmanlardan alınan örneklerin karbon ölçümüyle belirlendi. Sonuç, bu kapların son buzul çağının en soğuk döneminde, tarımdan çok önce yapıldığını gösterdi. Kap, tarımdan önce gelen bir buluş.
Bu, KRO-301.1'de gördüğümüz bir ilkeyi hatırlatıyor: tarih öncesini kanıttan kurmak, bazen yerleşik bir hikâyeyi bozmak demek. "Önce tarım, sonra kap" hikâyesi mantıklı görünüyordu, ama kanıt başka bir sıra gösterdi.
Birkaç bin yıl sonra, kuzeyde, tarım köylerinde çok farklı nesneler ortaya çıktı.
Bu flütler bu köylerin nesne dünyasının ne kadar zengin olduğunu gösteriyor. Delikler, belirli sesleri üretecek biçimde ölçülerek açılmış. KRO-301.10'da görünmeyen malzemelerin ve korunma yanlılığının sorununu konuşmuştuk; burada kemik korunmuş, ama bu flütlerle çalınan müzik kaybolmuş.
Mekanizma — boyalı köy çanakları
MÖ beşinci binyıldan itibaren, sarı nehrin çevresindeki köylerde, kırmızı kilden yapılmış, siyah boyayla desenlenmiş kaplar yaygınlaştı.
Bu köylerden biri, bir kentin kenarında kazıldı ve bugün yerinde bir müze olarak korunuyor. Köyün evleri, çevresindeki hendek, mezarlığı ve çömlekçilerin fırınları bir arada görülebiliyor.
Fırınların köyün kenarında durması bir şey söylüyor. Ateş, duman ve yangın tehlikesi, fırınları evlerden uzaklaştırıyor. Kap yapımı, köyün içinde ayrı bir yeri olan, düzenli bir üretim.
KRO-301.8'de seramiğin tekniğini, yani kilin seçimini, şerit yöntemiyle biçimlendirmeyi, yüzeyin açkılanmasını ve pişirme koşullarının izlerini görmüştük. Bu köyün kapları o tekniklerin hepsini taşıyor. Ama bir şey daha ekliyor: boyalı imge.
Bu çanak ilginç bir yerde bulundu. Köyde ölen çocuklar, toprak kaplar içinde gömülüyordu ve bu çanak gibi kaplar, bu gömü kaplarının kapakları olarak kullanıldı. Çanağın ortasındaki delik de bu kullanımla ilişkilendiriliyor.
Bu imgenin ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Yüz bir maske mi, bir şaman mı, bir balık tanrısı mı? KRO-310.1'de yazısız imgelerin yorumunun sınırlarını görmüştük. Burada da yazı yok. Ama imgenin bir çocuk mezarının kapağında bulunması, ona bir bağlam veriyor: yaşam, ölüm ve belki de koruma ile ilgili bir imge olabilir.
Batıda, daha sonraki bir kültürde, boyalı kaplar çok daha karmaşık desenlere ulaştı.
Bu desenler kabın biçimiyle birlikte düşünülmüş. Sarmallar, gövdenin en geniş yerinde büyüyor, omza doğru daralıyor. Kaba üstten bakıldığında desen bir dönme hareketi gibi görünüyor. GOR-102.5'te tekrarı ve ritmi görmüştük; burada ritim, bir kabın çevresinde dönüyor.
Aynı kültürden bir çanak, çok nadir bir figürlü sahne taşıyor.
Bu figürler çoğunlukla bir dans olarak okunuyor. Çanağa su doldurulduğunda, figürlerin suyun yüzeyinde yansıyarak bir havuzun kıyısında dans ediyor gibi görüneceği de öne sürüldü. Bu okuma çekici, ama bir çıkarım; figürlerin ne yaptığını kesin olarak bilmiyoruz.
Mekanizma — yumurta kabuğu inceliği
MÖ üçüncü binyılın ikinci yarısında, doğu kıyısındaki kültürlerde, çok farklı bir seramik ortaya çıktı. Bu kaplar siyah ve olağanüstü ince.
Bu kadar ince bir cidar, hızla dönen bir çark olmadan yapılamaz. Kadeh, çarkın merkezkaç kuvvetinden yararlanarak, kilin çok ince bir tabaka hâlinde yukarı çekilmesiyle biçimlendirilmiş. Siyah renk de bilinçli: fırının sonunda hava kesilerek, dumanlı bir ortamda pişirilmiş.
Bu kadeh gündelik bir kap olamaz. O kadar ince ve kırılgan ki gündelik kullanımda hemen kırılırdı. Bu kaplar çoğunlukla mezarlarda bulunuyor. Burada seramik, bir kullanım nesnesinden bir tören ve gösteriş nesnesine dönüşmüş. Değeri, yapımındaki olağanüstü ustalıktan geliyor.
Aynı bölgenin başka bir kap tipi, bir hayvanın bedenini hatırlatıyor.
Bu ibriğin üç içi boş ayağı hem sıvıyı ısıtmak için ateşin üzerine oturtulabiliyor, hem de kabın hacmini artırıyor. Bu üç ayaklı biçim çok önemli, çünkü bir sonraki derste göreceğimiz metal tören kaplarının bazılarının biçimini önceden haber veriyor. Seramik, metalin biçimlerini hazırladı.
Mekanizma — sert taşı aşındırmak
Şimdi açılıştaki taşa, yeşime dönelim.
Bu derste yeşim dediğimiz taş, bilimsel olarak birkaç farklı mineral grubunu kapsıyor. Neolitik dönemde kullanılan çoğu, lifli bir yapısı olan, çok sert ve kırılmaya çok dayanıklı bir taş. Bu yapı, taşı hem çok dayanıklı hem de işlemesi çok zor kılıyor.
O dönemin aletleri taştan, kemikten ve ahşaptan yapılıyordu. Bunların hiçbiri yeşimi kesemezdi. Yeşim, ancak ondan daha sert taneciklerle, yani kum ve kuvars tozuyla, aşındırılarak biçimlendirilebiliyordu.
İşlem şöyle yürüyordu. Taş, bir ip ya da ince bir plaka ile, arada su ve kum olarak, ileri geri sürtülerek kesiliyordu. Delik açmak için, içi boş bir bambu ya da kemik boru, kumla birlikte taşın üzerinde döndürülüyordu. Bu boru, taşın içinden bir silindir çıkararak delik açıyordu. Yüzey, giderek incelen kumlarla ve en sonunda deriyle saatlerce parlatılıyordu.
TEM-202.1'de hammadde ve emek ilişkisini görmüştük. Burada emek, nesnenin değerinin çekirdeği. Bir yeşim nesnenin değeri, taşın kendisinin nadirliğinden olduğu kadar, onu biçimlendirmek için harcanan olağanüstü zamandan geliyor. Bir yeşim disk, onu yapan ya da yaptıran kişinin bu zamanı harcayabilecek bir konumda olduğunu gösteriyordu.
Kuzeydoğudaki bir kültür, yeşimi kıvrık hayvan biçimlerine dönüştürdü.
Bu biçimin hangi hayvanı gösterdiği tartışmalı. Bazı araştırmacılar onu bir domuz ya da bir ayı ile bir yılanın birleşimi olarak, bazıları ise bir hayvanın döl yatağındaki kıvrık hâli olarak okuyor. Sonraki Çin geleneğinin ejderhasıyla bağlantısı da öne sürülüyor, ama bu bağlantı binlerce yıl sonraki bir imgeyi geriye doğru okuma riski taşıyor.
Aynı kültürün bir tapınak alanında, çok sıra dışı bir buluntu var.
Bu başın gözleri, KRO-310.10'da gördüğümüz kakma gözlü figürü hatırlatıyor. Ama aradaki mesafe binlerce yıl ve binlerce kilometre. İki gelenek, bir imgeyi canlandırmak için aynı çözüme, parlak bir taşı göz yuvasına yerleştirmeye birbirinden bağımsız olarak ulaşmış.
Yeşim işçiliğinin doruğu ise güneydoğuda, büyük nehrin deltasında.
Açılıştaki kare boru ile bu disk, bu kültürün en önemli iki yeşim biçimi. Boru, kare bir dış yüzün içine yuvarlak bir delik yerleştiriyor; disk ise tamamen yuvarlak. İkisi de pratik bir iş görmüyor.
Açılıştaki borunun yüzeyine yakından bakalım.
Bu yüzün çizgileri çıplak gözle zor seçiliyor. Bu da bir soru soruyor: bu yüz, kim için yapıldı? Bir insanın göremeyeceği kadar ince bir işçilik, belki de ölülerin ya da tanrıların dünyası için yapılmıştı. Belki de onu yapan ustanın becerisinin kendisi bir adak sayılıyordu.
Bu nesneleri yapan toplumun ölçeği, yakın zamanda kazılan bir kent tarafından gösterildi.
Bu setler, yeşim nesnelerin arkasında büyük ve örgütlü bir toplum olduğunu gösteriyor. Aynı toplum, hem binlerce kişinin emeğini gerektiren setler kurabiliyor, hem de tek bir ustanın aylarını alan yeşim nesneleri üretebiliyordu. İki ölçek, aynı güç yapısının iki yüzü.
Mekanizma — mezar ve fark
Bu nesnelerin çoğu mezarlarda bulundu. Mezarlar, bu toplumların nasıl bir iç düzeni olduğunu da gösteriyor.
Bu farklılık, toplumun eşit olmadığını gösteriyor. Bazı kişiler, ölümlerinden sonra bile çok sayıda değerli nesneyle gömülecek kadar güçlü ve zengindi. Açılıştaki mezar, bu farkın en uç noktasında duruyor: yüzlerce yeşim nesne, tek bir kişinin çevresinde.
Mezar armağanları, bu dönemin sanatının büyük bir kısmının bize ulaşma nedeni. KRO-301.10'daki korunma yanlılığını hatırla: mezara konan nesneler korunuyor, gündelik hayatta kullanılanlar ise kırılıp kayboluyor. Elimizdeki tablo, büyük ölçüde güçlülerin mezarlarının tablosu.
Dönemin sonunda, kuzeyde, büyük bir yerleşimin mezarlarında boyalı bir tabak bulundu.
Bu tabağın yalnızca büyük mezarlarda bulunması, onun bir yönetici sınıfa ait bir işaret olduğunu düşündürüyor. İmge ile toplumsal statü arasındaki bağ, bu dönemin sonunda giderek güçleniyor. Bu bağ, bir sonraki derste göreceğimiz metal tören kaplarının dünyasına zemin hazırlıyor.
Karşılaştırma: taşın kendi sesi ile sonraki bir kitabın sesi
Açılıştaki soruya dönelim: bu disk ve bu boru ne anlama geliyordu?
Bu soruya çok sık verilen bir cevap var ve bu cevap, bu nesnelerden yaklaşık iki bin yıl sonra derlenmiş bir metinden geliyor.
Bu metne göre, yuvarlak disk göğe, kare boru ise yere sunuluyordu. Disk yuvarlak olduğu için göğün, boru kare olduğu için yerin simgesiydi. Bu açıklama çok zarif ve çok yaygın; müze etiketlerinde ve kitaplarda sık sık tekrarlanıyor.
Ama bu açıklamayı açılıştaki mezara uygulamadan önce durmak gerekiyor. KRO-310.5'te ve KRO-310.9'da aynı ilkeyi iki kez kullandık: bir metin anlattığı eserden çok sonra yazıldıysa, onu o eserin açıklaması olarak değil, ona sonradan verilmiş bir yorum olarak da okumak gerekir.
Burada aradaki mesafe olağanüstü büyük: yaklaşık iki bin yıl. Metnin yazıldığı dönemde, bu nesneleri yapan toplumlar çoktan yok olmuştu. Metnin yazarları, eski yeşim nesneleri görmüş ve onlara kendi dönemlerinin kozmolojisine uyan bir anlam vermiş olabilirler.
Buluntuların kendisi de bu açıklamayı tam olarak desteklemiyor. Açılıştaki mezarda diskler ve borular, ölünün bedeninin çevresine, göğsüne ve karnına yerleştirilmiş. Bazı araştırmacılar, bu yerleşimin bir koruma işlevi taşıdığını, bazıları ise bir zenginlik ve statü gösterisi olduğunu düşünüyor. Göğe ve yere sunulan tören nesneleri olarak kullanıldıklarına dair buluntularda açık bir iz yok.
Burada iki ses var: taşın kendi sesi, yani buluntunun yeri, biçimi ve işçiliği; ve iki bin yıl sonra yazılmış bir kitabın sesi. İkisi aynı şeyi söylemek zorunda değil. Kitabın sesi çok daha yüksek, çünkü o bir yazı. Taşın sesi ise ancak kazının dikkatli kaydıyla duyulabiliyor.
Bu karşılaştırmanın ilkesi şu: yazısız bir dönemin nesnesini, sonraki bir yazılı geleneğin sözleriyle açıklamak çok çekici, çünkü yazı bir cevap veriyor. Ama bu cevap, o nesneyi yapanların cevabı olmayabilir. Önce nesnenin kendi bağlamını oku, sonra metni bir sonraki dönemin bir yorumu olarak ekle.
Usta katmanı: toplayıcılar ve yeniden anlamlandırma
Bu nesnelerin mezarlardan çıkması yalnızca yirminci yüzyıl kazılarıyla olmadı. Yüzyıllar boyunca, tarlalarda, inşaatlarda ve mezar soygunlarında eski yeşim nesneler bulundu ve toplayıcıların eline geçti.
Sonraki dönemlerin bilginleri ve toplayıcıları, bu nesneleri çok değerli antikalar olarak topladı, katalogladı ve onlara anlamlar verdi. Bu anlamların çoğu, az önce gördüğümüz tören kitabına dayanıyordu.
On sekizinci yüzyılda, bir imparator bu toplayıcılığın en büyük temsilcilerinden biri oldu. Sarayında binlerce eski nesne topladı ve bazılarının yüzeyine kendi şiirlerini kazıttı.
Bu disk, KRO-310.2'de gördüğümüz bir durumu hatırlatıyor. Orada eski bir imparatorun sütununa, sonraki hükümdarlar kendi yazılarını eklemişti. Burada da bir imparator, eski bir nesneye kendi sesini ekliyor ve onu kendi koleksiyonunun, kendi bilgisinin ve kendi gücünün bir parçasına dönüştürüyor.
İmparatorun şiirleri bazen nesneyi yanlış anlıyordu. Bazı eski kare borular, sarayda başka bir nesne sanılarak yeniden kullanıldı.
Bu yeniden kullanım, KRO-310.11'de gördüğümüz devşirmenin küçük ölçekli bir benzeri. Eski bir nesne, anlamı bilinmediği için yeni bir işleve kavuşuyor. Bu yanlış anlamayı bir hata olarak görmek kolay. Ama o da bu nesnenin biyografisinin bir parçası: bir mezar armağanı, binlerce yıl sonra bir saray odasında bir vazo oldu.
KRO-310.12'de bir nesnenin anlamının yolculuğunun her durağında değiştiğini görmüştük. Buradaki yolculuk zamanda geçiyor: aynı taş, binlerce yıl içinde farklı sahiplerin elinde farklı anlamlar kazandı.
Bu toplayıcılığın bir de karanlık bir yüzü var. Eski yeşimlere duyulan büyük ilgi, yüzyıllar boyunca taklitlerin üretilmesine yol açtı. Bazı taklitler, eski görünmesi için yakılıyor, boyanıyor ya da toprağa gömülüyordu. Bugün koleksiyonlardaki bazı "neolitik" yeşimlerin gerçekten ne zaman yapıldığı tartışmalı. Bu yüzden, bir kazıdan, bilinen bir mezardan çıkan nesneler, buluntu yeri bilinmeyen nesnelerden çok daha güvenilir bir kanıt.
KRO-310.4'te buluntu yeri bilinmeyen bir heykelin tarih tartışmasına katkı veremediğini görmüştük. Aynı ilke burada da geçerli. Açılıştaki mezar, bütün yeşimleri yerinde, ölünün bedeninin çevresinde kaydedildiği için, bu dönemin en değerli kanıtlarından biri.
Kalıcı araçlar
Bu ders sana altı yeni araç veriyor.
Arkeolojik ad uyarısı: bir neolitik kültürün adının, çoğu zaman ilk kazılan köyün adı olduğunu ve o topluluğun kendi adını söylemediğini hatırla.
Sıra sınaması: "önce bu, sonra şu" diye kurulan bir gelişme hikâyesini, tarihlenmiş kanıtla sına. Kap tarımdan önce gelebilir.
Emek okuması: bir nesnenin değerini, harcanan zaman ve beceriyle birlikte ölç. Yapması çok zor olan bir nesne, onu yaptıranın gücünü de gösterir.
Görülmeyen işçilik sorusu: çıplak gözle zor seçilen bir işçilik gördüğünde, bu işçiliğin kim için, hangi izleyici için yapıldığını sor.
Sonraki metin uyarısı: yazısız bir dönemin nesnesini, çok sonraki bir metnin açıklamasıyla anlamadan önce, nesnenin kendi buluntu bağlamını oku.
Zamanda biyografi: bir nesnenin anlamının, binlerce yıl içinde farklı sahiplerin elinde nasıl değiştiğini izle: mezar armağanı, antika, imparatorluk koleksiyonu, müze nesnesi.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Çin sanatı tek bir merkezden, sarı nehrin çevresinden yayıldı."
Neolitik dönemde birçok bölgesel kültür vardı ve bunlar birbiriyle etkileşerek gelişti. En gelişmiş yeşim işçiliği güneydoğudaki bir delta kültüründen geliyor.
Yaygın yanlış"Seramik tarımın bir sonucu olarak doğdu."
Güneydoğudaki bir mağarada bulunan kap parçaları, tarımdan binlerce yıl önce, avcı ve toplayıcılar tarafından yapıldı.
Yaygın yanlış"Yeşim oyularak biçimlendirildi."
Yeşim o dönemin aletleriyle kesilemeyecek kadar sertti. Kum, su ve iplerle, borularla, saatler ve günler boyunca aşındırılarak biçimlendirildi.
Yaygın yanlış"Disk göğü, kare boru yeri simgeliyordu ve bu, onları yapanların inancıydı."
Bu açıklama, nesnelerden yaklaşık iki bin yıl sonra derlenmiş bir metinden geliyor. Nesneleri yapan toplumun onlara ne anlam verdiğini kesin olarak bilmiyoruz.
Yaygın yanlış"Koleksiyonlardaki bütün eski yeşimler neolitik döneme aittir."
Yüzyıllar boyunca eski yeşimlerin taklitleri üretildi. Buluntu yeri bilinmeyen nesnelerin bir kısmının tarihi tartışmalı.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Bugünkü Çin topraklarındaki neolitik dönem, birbirine bağlı birçok bölgesel kültürün dönemiydi. Seramik, güneyde bir mağarada tarımdan binlerce yıl önce ortaya çıktı; kuzeyin köylerinde boyalı çanaklara, doğu kıyısında ise hızlı çarkta biçimlendirilmiş, yumurta kabuğu inceliğinde siyah tören kaplarına dönüştü. Yeşim, o dönemin aletleriyle kesilemeyecek kadar sert olduğu için kum ve suyla aşındırılarak biçimlendirildi; bu olağanüstü emek, yeşim nesneleri güç ve statü işaretlerine dönüştürdü. Güneydoğudaki delta kültürü, yuvarlak diskler ve kare borular üretti ve güçlü kişileri yüzlerce yeşimle gömdü. Diskin göğü, borunun yeri simgelediği açıklaması yaklaşık iki bin yıl sonraki bir metinden geliyor ve dikkatle okunmalı. Bu nesneler sonraki yüzyıllarda toplandı, üzerlerine şiir kazındı, vazoya dönüştürüldü ve taklit edildi.
Sonraki derse köprü
Bu derste taşın ve toprağın dünyasını gördük; kare borunun üzerindeki iri gözlü canavar yüzünü ve üç ayaklı toprak ibriği de. Sıradaki derste yeni bir malzeme ortaya çıkıyor: bronz. İlk hanedanın atölyeleri, tören kaplarını, KRO-310.9'daki balmumu modelden farklı olarak, birbirine geçen parçalı kil kalıplarla döktü ve bu kapların yüzeyine iri gözlü, simetrik bir canavar yüzü yerleştirdi. Aynı dönemde, kehanet için kullanılan kemiklerin üzerine, bugün okunabilen ilk yazılar kazındı. Bir tören kabı, bir kehanet ve bir yazı, bir hükümdarın gücünü nasıl birlikte kurdu? Shang bronzları, ritüel ve yazı konusuna geçiyoruz.