Ders KRO-309.11 · İslam Sanatının Kuruluşu ve Ortaçağ Dünyaları

Eyyubi ve Memlük dönemlerinde kent, medrese ve lüks nesne

2.854 kelime · 22 eser örneği · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Fatımilerin yerine geçen Eyyubiler, Mısır'ı ve Suriye'yi birleştirdi, yönetimi kalelere taşıdı ve yeni mezhebin medreselerini yaydı. Onların ordusundan çıkan, çocukken köleleştirilip yetiştirilen Memlükler iktidarı aldı ve mülkün kuşaktan kuşağa geçmemesi her kuşağı kendi yapısını yaptırmaya itti. Hastane, medrese ve türbeyi birleştiren külliyeler, sokağa hizalanıp içeride yönelime dönen cepheler, çeşmeli küçük okullar ve iki renkli taş örgü kentin yeni dilini kurdu. Emaye cam kandiller, kakma metaller ve emir armaları, bağışçının kimliğini nesnenin üzerine yerleştirdi. Bağdat'ın yıkımıyla Kahire bölgenin en büyük merkezlerinden biri oldu; vakıf belgeleri ise bu kentin yapılarını ayakta tutan ekonomiyi ayrıntılı biçimde gösteriyor.

Açılış: sokağa dönen cephe, içeride dönen oda

Kahire'nin eski bir caddesinde yürüyorsun. Sağında ve solunda yüksek taş cepheler var. Cepheler caddeye tam paralel, dükkânların ve evlerin hizasını bozmadan uzanıyor.

Bir kapıdan içeri giriyorsun. Önce dar bir koridor, sonra bir dönemeç. Bir avluya çıktığında bir şey fark ediyorsun: avlu caddeye paralel değil. Eğik duruyor.

İçerideki mekân, dışarıdaki caddenin değil, başka bir yönün düzenine uyuyor. KRO-309.2'de gördüğümüz yönelim, burada bina ile kent arasında bir pazarlığa dönüşmüş: dış cephe sokağa, iç mekân yönelime bakıyor.

Geçen derste doğuda bir hanedanın kurumlarını ve kentli müşterisini gördük. Bu derste batıya, Suriye'ye ve Mısır'a dönüyoruz. Buradaki kentler art arda gelen savaşların ve istilaların ortasında yeniden kuruldu.

Soru şu: bir kent kalabalıklaştığında ve yönetenler kendilerini o kalabalığa göstermek istediğinde, mimari nasıl değişir, ve bu değişim hangi nesnelerle devam eder?

Bu derste ne olacak

Önce iki hanedanı ve aralarındaki geçişi kısaca kuracağız.

Ardından kalelere ve medreselere bakacak ve bir önceki hanedanın mirasının nasıl yeniden düzenlendiğini göreceğiz.

Sonra büyük külliyelere geçecek ve bir yapının hastane, okul ve mezar işlevlerini nasıl bir arada taşıdığını okuyacağız.

Ardından kentin sokak düzeyine ineceğiz: çeşmeler, küçük okullar ve cephe dili.

Sonra lüks nesnelere, yani cam kandillere, kakma metallere ve arma sistemine geçeceğiz.

Usta katmanında bu nesnelerin Avrupa'daki izlerini ve bir etiketin güvenini yeniden tartışacağız.

Sıfır noktası: iki hanedan ve bir asker sınıfı

On ikinci yüzyılın ikinci yarısında, KRO-309.9'daki Fatımi hanedanı sona erdi. Mısır'ı ve Suriye'yi birleştiren yeni bir hanedan, Eyyubiler, iktidarı aldı.

Yeni hanedan, bir önceki hanedandan farklı bir mezhebe bağlıydı. Bu fark, kentin kurumlarını doğrudan etkiledi: eski kurumların yerine, yeni hanedanın öğretisini yayan medreseler açıldı. KRO-309.10'da doğuda gördüğümüz medrese modeli, bu kez batıda aynı işlevle yayıldı.

Bu hanedanın ordusunun önemli bir bölümü, özel bir yolla yetiştirilen askerlerden oluşuyordu. Bu askerler çocukken genellikle Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlardan ve Kafkasya'dan satın alınmış, köleleştirilmiş kişilerdi. Sarayda askerî ve dinî eğitimle yetiştiriliyor, eğitim bitince azat ediliyor ve bir komutana bağlı bir asker sınıfına katılıyorlardı. Onlara "memlük" deniyordu.

On üçüncü yüzyılın ortasında bu asker sınıfı iktidarı doğrudan ele aldı. Memlük sultanlığı iki buçuk yüzyıldan uzun süre Mısır'ı ve Suriye'yi yönetti.

Bu sistemin bir sonucu, mimari için çok önemliydi. Memlüklerin mülkü ve unvanı çoğunlukla çocuklarına geçmiyordu. Her yeni kuşak, kendi gücünü ve adını kalıcı kılmak için kendi yapılarını yaptırmak zorundaydı.

Mekanizma — kale ve medrese: yeni bir düzen

Eyyubi hanedanının ilk büyük işlerinden biri, Kahire'nin güneyindeki bir tepede bir kale kurmaktı. Kale, KRO-309.9'daki kapalı saray kentinin yerine geçen yeni yönetim merkezi oldu.

Suriye'de de kentlerin kaleleri yeniden kuruldu ve güçlendirildi. Halep'te, kentin ortasında yükselen bir tepe üzerindeki kale, anıtsal bir giriş kulesi ve bir köprüyle donatıldı.

Bu kaleler, KRO-309.9'daki sur kapılarının geleneğini sürdürüyordu. Ama bu kez savaş gerçek bir tehditti: Haçlı devletleri kıyılarda, doğudan gelen istila ise kapıdaydı.

Savaşın bir izi, Kahire'nin ana caddesinde bugün de görülebiliyor. On üçüncü yüzyılın sonunda, Haçlıların kıyıdaki son büyük kenti alındığında, oradaki bir kilisenin Gotik mermer kapısı sökülüp Kahire'ye getirildi ve bir sultanın medresesinin girişine yerleştirildi.

KRO-309.4'te Şam'da eski yapıların parçalarının bir süreklilik iddiasıyla kullanıldığını görmüştük. Burada devşirmenin anlamı farklı: parça, yenilen bir düşmanın yapısından alınıp galibin yapısına takılıyor.

Kentlerin içinde ise medreseler yayıldı. Bu medreseler çoğu zaman bir eyvanlı avlunun çevresine kurulmuş, taş bezemeli, zarif yapılardı. Bazılarını hükümdar ailesinin kadınları yaptırdı.

Bu medrese, KRO-308.12'de Avrupa'da gördüğümüz kadın hamiler konusunun bu bölgedeki karşılığını gösteriyor. Hükümdar ailesinin kadınları, kendi servetleriyle vakıflar kurup yapılar yaptırabiliyordu.

Suriye'de bir başka yapı türü de dikkat çekiyor: hastane. On ikinci yüzyılda Şam'da kurulan bir hastanenin kapısı, KRO-309.10'da gördüğümüz hücreli sistemle, mukarnasla taçlandırılmıştı.

Burada mukarnas, bir kubbenin içinden çıkıp bir cephenin öğesine dönüşüyor. KRO-309.8'de Elhamra'da tavanda gördüğümüz sistem, bu bölgede kapıların üstünde kentin sokağına açılıyor.

Mekanizma — külliye: bir yapı, birçok işlev

Memlük döneminin en önemli mimari yeniliği, birçok işlevi tek bir yapıda birleştiren büyük külliyelerdi.

On üçüncü yüzyılın sonunda, bir sultan Kahire'nin ana caddesinde bir külliye yaptırdı. Külliye bir hastane, bir medrese ve sultanın kendi türbesini aynı yapı grubunda topluyordu.

KRO-309.9'da Fatımi sarayının ahşap panellerinin bir hastane yapısında yeniden kullanıldığını söylemiştik. O yapı bu külliyeydi. Yeni yönetim, eski sarayın parçalarını kendi hayır kurumunun içine yerleştirmişti.

Türbenin bir külliyenin içinde olması önemliydi. Sultanın mezarı, öğrencilerin okuduğu, hastaların tedavi edildiği bir yapının parçasıydı. Bu yakınlık, ziyaretçilerin ve kurum sakinlerinin sultan için dua etmesini sağlıyordu.

Bir sonraki yüzyılda başka bir sultan, çok daha büyük bir külliye yaptırdı. Yapı dev bir kapı, dört eyvanlı bir avlu ve dört ayrı hukuk okulunu barındıran medreselerle donatılmıştı.

Bu yapının dört eyvanı, dört farklı hukuk okuluna ayrılmıştı. KRO-309.10'da doğuda bir düşünce sisteminin mekânı olan medrese, burada farklı düşünce sistemlerini aynı çatı altında toplayan bir yapıya dönüşüyor.

On beşinci yüzyılda ise külliyeler, kentin dışındaki mezarlık alanına da yayıldı. Oradaki türbelerin kubbeleri, dışarıdan taşa oyulmuş geometrik ve bitkisel desenlerle kaplandı.

Mekanizma — sokak düzeyinde kent

Büyük külliyeler kentin yalnızca bir yüzüydü. Memlük döneminde yapılar, sokağın gündelik yaşamına da doğrudan seslendi.

Birçok yapının köşesine, yoldan geçenlerin su içebileceği bir çeşme yerleştirildi. Çeşmenin üstünde ise çocukların okuma yazma öğrendiği küçük bir okul odası bulunuyordu.

Bu yapılar, yaptıranın adını her gün kentin gözü önünde tutuyordu. Su içen her yolcu, okula giden her çocuk, bağışçının hayrından yararlanıyor ve onun adını anıyordu.

Cephelerin kendisi de bir dil geliştirdi. Suriye'de ve sonra Mısır'da, açık ve koyu renkli taşlar sırayla dizilerek cepheye ve kapılara çizgili bir ritim verildi.

Kentin silüeti de bu dönemde değişti. Minareler kare bir gövdeyle başlayıp sekizgene, sonra yuvarlağa geçen katlı kuleler hâlinde yükseldi ve her katın kendi balkonu ve bezemesi oldu.

KRO-309.8'de Kurtuba'daki iki renkli kemerleri görmüştük. Burada benzer bir iki renkli ritim, kemerden çıkıp bir cephenin tamamına yayılıyor.

Emirlerin kendi evleri de bu kent dokusunun parçasıydı. Bazı büyük konutların kabul salonları, yüksek tavanları, renkli mermer döşemeleri ve ahşap kafesli pencereleriyle bir sarayın küçük bir örneği gibiydi.

Cephenin en önemli öğesi ise yazıydı. Yüksek cephelerin üst bölümünü, sultanın adını ve unvanlarını, yapının tarihini ve işlevini söyleyen uzun yazı kuşakları dolaşıyordu. KRO-309.9'daki Akmar cephesinin başlattığı dil, burada kentin bütün ana caddelerine yayılıyor.

Mekanizma — lüks nesne: cam, metal ve arma

Şimdi kentin içindeki nesnelere geçelim. Bu dönemin en çok tanınan nesnelerinden biri cam kandillerdi.

İnce, şeffaf camdan yapılmış bu kandillerin yüzeyi, renkli emaye boyalar ve altınla bezenmişti. İçlerine yağlı kandiller yerleştiriliyor ve camilerin ve medreselerin tavanlarından zincirlerle sarkıtılıyordu.

Kandillerin üzerindeki yazılar arasında, ışığı konu alan bir ayet sık sık yer alıyordu. Kandil yanınca, ışık bu ayetin harflerinden süzülerek mekâna yayılıyordu. Nesne, üzerinde yazan şeyi fiziksel olarak gerçekleştiriyordu.

Kandillerde ayrıca küçük bir işaret daha vardı: bir arma. Memlük emirleri, sarayda üstlendikleri göreve göre bir işaret taşıyordu: bir kadeh, bir kalem kutusu, bir kılıç ya da bir yay.

Bu arma sistemi, bir nesnenin kime ait olduğunu, yazıyı okumadan tanımayı sağlıyordu. Bir emirin bağışladığı bir kandil, armasıyla o emirin adını ve görevini kentin camisinde sergiliyordu.

Metal işlerinde, KRO-309.10'da doğuda ve kuzey Irak'ta gördüğümüz kakma tekniği burada en ince hâline ulaştı. Bu dönemin en ünlü nesnelerinden biri, iç ve dış yüzü figürlerle dolu bir pirinç leğen.

Bu leğenin figürleri, saray görevlilerini, ellerinde görevlerinin simgeleriyle gösteriyor. Bazıları armalardaki işaretleri, yani kılıçları, kalem kutularını, kadehleri taşıyor. Nesne, bir saray hiyerarşisinin görsel bir kaydı gibi.

Leğenin sonraki hayatı ise KRO-309.9'daki kutsal emanet dönüşümünü hatırlatıyor. Bu figürlü saray nesnesi, yüzyıllar sonra bir Avrupa kraliyet ailesinin vaftiz törenlerinde kullanıldı.

Ama on dördüncü yüzyılın ortalarından itibaren metal işlerinde bir değişim görülüyor. Figürler giderek azaldı; yüzeyler sultanın adını ve uzun unvanlarını taşıyan iri, akıcı yazı kuşaklarıyla kaplanmaya başladı.

Bu değişimin nedeni tartışılıyor. Bazıları bunu dinî bir tutum değişikliğine, bazıları sultanın kendi adını her nesneye yerleştirme isteğine, bazıları ise basitçe bir zevk değişimine bağlıyor. TEM-203.14'teki kural burada da işliyor: değişim gözlenebilir, ama nedeni tek bir kanıta dayanmıyor.

Bu dönemin halıları da kendi dilini geliştirdi. Yünden dokunmuş bu halılar, merkezde büyük bir yıldız ve onu çevreleyen küçük geometrik birimlerden oluşan bir düzen taşıyordu.

Karşılaştırma: kopuk bir halifelik, kalıcı bir başkent

Bu dönemin bir olayı, bütün bölgenin sanat haritasını değiştirdi.

On üçüncü yüzyılın ortasında, doğudan gelen büyük bir istila Bağdat'ı yıktı. KRO-309.5'te kuruluşunu gördüğümüz kent tahrip edildi ve oradaki halife öldürüldü. KRO-309.10'da doğudaki kentlerin yıkıldığını görmüştük; şimdi yıkım İslam dünyasının merkezine ulaşmıştı.

Kısa süre sonra Memlük ordusu, bu istilayı Filistin'de durdurdu. Bu zafer, Memlük sultanlığına büyük bir prestij kazandırdı.

Ardından bir Memlük sultanı, Abbasi ailesinden kurtulan bir kişiyi Kahire'ye getirip halife ilan etti. Bu halifenin siyasi gücü yoktu; ama sultanın meşruiyetini simgesel olarak onaylıyordu.

Bu durum, KRO-309.10'da gördüğümüz sultan ile halife arasındaki ayrımın batıdaki devamı. Sultan gücü tutuyor, halife meşruiyeti. Ama bu kez halife sultanın başkentinde, onun koruması altında yaşıyor.

Bu olayın sanat için sonucu büyüktü. Bağdat'ın yıkılmasıyla Kahire, İslam dünyasının en büyük ve en zengin kentlerinden biri oldu. Bağdat'tan ve doğudan kaçan ustalar, bilginler ve tüccarlar Kahire'ye ve Şam'a yerleşti.

Yani bu dönemde Kahire'de görülen sanatsal zenginliğin bir bölümü, başka bir kentin yıkımının sonucuydu. Bir kentin yükselişi, bir başkasının düşüşüyle bağlantılıydı.

Usta katmanı: vakıf belgesi ve Venedik'teki taklit

Birinci konu vakıf belgeleri. Memlük döneminin büyük yapılarının çoğu için ayrıntılı vakıf belgeleri korunmuş.

Bu belgeler, bir yapının kaç öğrenciye, kaç hocaya, kaç kandil yakıcıya ve kaç temizlikçiye sahip olduğunu, onlara ne ödendiğini ve gelirin hangi dükkânlardan, hangi köylerden geldiğini sayıyor. KRO-309.9'daki Geniza belgeleri gibi, bu belgeler de yapının arkasındaki ekonomiyi gösteriyor. KRO-309.14'te vakıf konusuna ayrıntılı olarak döneceğiz.

İkinci konu Avrupa'daki izler. Bu dönemin cam ve metal nesneleri, Avrupa'da çok değerli bulundu ve ticaret yoluyla oraya ulaştı. Ama bir noktada Avrupa atölyeleri de bu nesneleri taklit etmeye başladı.

Bazı nesneler ise çok daha erken ulaştı ve yeni bir hayata kavuştu. Suriye'de on üçüncü yüzyılda yapılmış emaye bezemeli bir cam kadeh, Kuzey İngiltere'de bir ailenin elinde yüzyıllarca saklandı ve ailenin talihini koruduğuna inanılan bir aile emaneti oldu.

Bu durum, KRO-309.9'daki etiket sorununu bir adım ileri taşıyor. Bir nesnenin Kahire'de mi, Şam'da mı, yoksa Venedik'te mi yapıldığı, bazen yalnızca teknik ayrıntılarla ayırt edilebiliyor. Bazı metal işleri için bu soru uzun süre tartışıldı ve bir kısmı için hâlâ kesin bir cevap yok.

Üçüncü konu bu dönemin sonu. On altıncı yüzyılın başında, Memlük sultanlığı Osmanlılar tarafından ortadan kaldırıldı. Kahire, bir imparatorluğun başkenti olmaktan çıkıp bir eyaletin merkezi oldu. Ama Memlük yapıları kentin dokusunda kaldı ve Kahire'nin tarihî kent merkezini bugün hâlâ büyük ölçüde onlar oluşturuyor.

Kalıcı araçlar

Bu ders sana altı yeni araç veriyor.

Birinci araç iki düzen testi. Bir yapının dış cephesinin ve iç mekânının aynı yöne bakıp bakmadığını kontrol et. İkisi farklıysa, yapı iki ayrı düzen arasında bir pazarlık yapıyor.

İkinci araç kuşak zorunluluğu sorusu. Bir yönetim sisteminde mülk ve unvan kuşaktan kuşağa geçmiyorsa, her yeni kuşağın kendi yapısını yaptırma baskısı olup olmadığını sor. Bu baskı bir yapı patlaması üretebilir.

Üçüncü araç işlev birleşimi okuması. Bir yapının kaç işlevi bir arada taşıdığını listele ve bu işlevlerin birbirine ne kazandırdığını sor. Bir mezarın bir okulun içinde olması, anmayı günlük hayata bağlar.

Dördüncü araç sokak hayırseverliği izleme. Bir kentin gündelik yapılarına, yani çeşmelere, küçük okullara ve köşe yapılarına bak. Hayırseverliğin en görünür yüzü çoğu zaman büyük anıtta değil, sokaktadır.

Beşinci araç işaret sistemi okuması. Bir nesnenin üzerindeki yazı dışındaki işaretlere, yani armalara, amblemlere ve simgelere bak. Bu işaretler, okumadan tanımayı sağlayan ikinci bir dil olabilir.

Altıncı araç yıkım ve yükseliş bağlantısı. Bir kentin sanatsal zenginleşmesini açıklarken, başka bir kentin yıkımının ya da düşüşünün buna katkıda bulunup bulunmadığını sor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Memlükler basit köle askerlerdi."
Doğrusu

Memlükler çocukken satın alınıp köleleştirilmiş, sarayda askerî ve dinî eğitimle yetiştirilmiş, eğitim bitince azat edilip yönetici sınıfa yükselen kişilerdi. İki buçuk yüzyıldan uzun süre bir sultanlığı yönettiler.

Yaygın yanlış"Büyük yapılar yalnızca sultanlar tarafından yaptırıldı."
Doğrusu

Emirler, hükümdar ailesinin kadınları ve varlıklı kişiler de medreseler, türbeler ve çeşmeler yaptırdı. Vakıf sistemi, pek çok farklı bağışçının kentte kalıcı bir iz bırakmasını sağladı.

Yaygın yanlış"Bu dönemin metal işlerinde figür hiç yoktur."
Doğrusu

On dördüncü yüzyılın başına kadar pek çok metal nesne avcılar, süvariler ve saray görevlileriyle doluydu. Yüzyılın ortalarından sonra figürler azaldı ve yerini yazı aldı; değişimin nedeni tartışmalı.

Yaygın yanlış"Kahire'nin zenginliği yalnızca kendi ekonomisinden geliyordu."
Doğrusu

Bağdat'ın yıkımından ve doğudaki istiladan kaçan ustalar, bilginler ve tüccarlar Kahire'ye yerleşti. Bir kentin yükselişi bir başkasının düşüşüyle bağlantılıydı.

Yaygın yanlış"Avrupa'daki Memlük üslubu her nesne Mısır ya da Suriye'de yapıldı."
Doğrusu

Avrupa atölyeleri bir noktada bu nesneleri taklit etmeye başladı. Bazı nesnelerin yapım yeri hâlâ tartışmalı.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Fatımilerin yerine geçen Eyyubiler, Mısır'ı ve Suriye'yi birleştirdi, yönetimi kalelere taşıdı ve yeni mezhebin medreselerini yaydı. Onların ordusundan çıkan, çocukken köleleştirilip yetiştirilen Memlükler iktidarı aldı ve mülkün kuşaktan kuşağa geçmemesi her kuşağı kendi yapısını yaptırmaya itti. Hastane, medrese ve türbeyi birleştiren külliyeler, sokağa hizalanıp içeride yönelime dönen cepheler, çeşmeli küçük okullar ve iki renkli taş örgü kentin yeni dilini kurdu. Emaye cam kandiller, kakma metaller ve emir armaları, bağışçının kimliğini nesnenin üzerine yerleştirdi. Bağdat'ın yıkımıyla Kahire bölgenin en büyük merkezlerinden biri oldu; vakıf belgeleri ise bu kentin yapılarını ayakta tutan ekonomiyi ayrıntılı biçimde gösteriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste Bağdat'ı yıkan istilanın batıda durdurulduğunu gördük. Sıradaki derste istilacıların kendisine dönüyoruz. Doğuda, İran'da kurulan yeni bir yönetim, kısa sürede kendi sanatını ve özellikle kendi kitap atölyelerini geliştirdi. Uzak doğudan gelen resim gelenekleri, bu atölyelerde yerel geleneklerle nasıl buluştu? İlhanlı ve Timurlu kitap sanatlarına geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-309 — İslam Sanatının Kuruluşu ve Ortaçağ Dünyaları →

15 bölümden 11. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga