Ders KRO-307.9 · Bizans Sanatı ve Görsel Teoloji

Komnenos ve Palaiologos dönemlerinde duygu ve anlatı

1.918 kelime · 9 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: bu yüzyıllarda ikonanın kendi biçimsel formülü büyük ölçüde korundu; değişim ikonada değil, anlatı sahnesinin kendi dilinde gerçekleşti — bedene ve yüze işlenen, tekrarlanabilir bir keder jesti bu sahnelere eklendi. Bu jest izleyiciyi ikonanın doğrudan bakışıyla değil, tanınan bir duyguyla çağırıyordu; bu, ikonanın karşılaşması ile eski anlatının mesafeli izlenmesi arasında üçüncü bir katılım biçimiydi. Bu duygusal içerik, KRO-307.6'nın düşey sistemini bozmadı — en yüksek, en kapsayıcı nokta hâlâ tek bir figüre aitken, bu yeni içerik izleyiciye yakın alt bölgelere yerleşti. Gösterilen duyguyu tarif edebiliriz ama izleyicinin gerçekte ne hissettiğini bu kanıtlardan doğrudan bilemeyiz; bu iki şeyi karıştırmamak gerekiyor.

Açılış: aynı sahne, iki farklı beden

Bir anlatı sahnesine bakıyorsunuz: bir ölüm, yasa tanıklık eden birkaç figür. Figürler sahnenin içinde, ama bedenleri sakin, yüzleri düz duruyor.

Şimdi sonraki yüzyıllardan aynı türden bir sahneye bakın. Aynı olay türü — bir ölüm, bir yas. Ama bu kez bedenler eğilmiş, eller yüze kapanmış, boyunlar bükülmüş.

KRO-307.4'te ikonanın biçimsel mantığının durağan duruş ve doğrudan bakıştan geldiğini, bunun bir bağlantı iddiasının sonucu olduğunu görmüştük. Bu ders gerçek bir soruyu açık tutuyor: bu değişim o durağanlık tezine meydan mı okuyor, yoksa onunla bir arada mı yaşıyor? Bunu iddia etmeden önce ölçelim.

Bu derste ne olacak

Önce ikonanın kendi biçimsel formülünün bu yüzyıllarda da sürüp sürmediğini sınayacağız. İkinci mekanizmada anlatı sahnesinde ortaya çıkan yeni bir biçimsel unsura, bedensel keder ifadesine bakacağız. Üçüncü mekanizmada bu değişimin izleyicinin katılımını nasıl etkilediğine bakacağız. Dördüncü mekanizmada bu duygusal anlatının KRO-307.6'daki mekân sisteminin neresinde yer aldığına bakacağız. Karşılaştırmada üç farklı izleyici katılım biçimini yan yana koyacağız. Usta katmanında açık kalan soruları taşıyacağız. Kalıcı araçlar bölümünde bu kursun dokuzuncu alet setini kuracağız.

Bir sınır baştan net olsun: bu ders bir yapının (Kariye örneği gibi) kendi mekân-anlatı ilişkisine girmiyor, bu ayrı bir dersin konusu. Komşu kültürlerle ilişki de ayrı bir dersin konusu. Burada yalnızca genel bir eğilimi, tek bir mekanizmayla inceliyoruz — "Komnenos dönemi şöyleydi, Palaiologos dönemi böyleydi" diye iki ayrı tablo çıkarmıyoruz.

Sıfır noktası: gösterilen duygu, hissedilen duygu

Bir akademi aracını hatırlayalım: bir imgede gösterilen duygu, sanatçının ifade etmek istediği duygu ve izleyicide uyanan duygu üç ayrı şeydir, üçü de ayrı kanıt ister. Bu ders yalnızca BİRİNCİSİNE, gösterilen duyguya bakabilir — bir figürün bedeninde, yüzünde ne göründüğünü tarif edebiliriz. İzleyicinin gerçekte ne hissettiğini bu kanıtlardan doğrudan çıkaramayız.

Bu ayrımı elde tutarak asıl soruya dönelim: KRO-307.4 ikonanın durağanlığını bir iddianın biçimsel sonucu olarak kurmuştu. Ama o dersin kendi Karşılaştırma bölümü zaten iki ayrı dili tanımlamıştı — ikona bir karşılaşma kuruyordu, anlatı sahnesi bir olayı gösteriyordu. Bu ders şunu soruyor: değişen şey ikona mı, yoksa hep ayrı kalmış olan anlatı sahnesi mi?

Mekanizma — ikonanın biçimsel istikrarı

Birinci mekanizma, ikonanın kendi formülünün bu yüzyıllarda sınanması.

Bu kart doğrudan bir sınama: eğer bu dönemin duygusal dönüşü ikonayı da değiştirseydi, bu formülün bozulması beklenirdi. Bozulmuyor. İkonanın kendi türü, kendi kuralını koruyor.

Bu mekanizmanın sonucu şu: KRO-307.4'ün tezi bu ilk sınamada tutuyor — ikonanın durağanlığı, en azından kendi türü içinde, bu yüzyıllarda da sürüyor. Değişim başka bir yerde aranmalı.

Mekanizma — anlatı sahnesinde yeni bir unsur

İkinci mekanizma, değişimin gerçekten nerede olduğu.

Bu iki kart bir akademi aracını doğruluyor: yoğun duygu taşıyan bir hareket kalıbının, bir jestin, kuşaktan kuşağa aktarılan sabit bir biçim olarak yerleşmesi. Burada da aynı mantık işliyor — bu bir anlık coşku değil, öğrenilebilir, tekrarlanabilir bir biçimsel araçtı.

Bu kart bir noktayı ekliyor: duygu yalnız yüze ve ellere değil, bedenin genel çizgisine de yayılmıştı. Dik duruş sakinliği taşırdı. Eğri duruş gerilimi taşıyordu.

Bu mekanizmanın sonucu şu: değişim ikonada değil, anlatı sahnesinin kendi diline eklenen yeni, tekrarlanabilir bir jest ve ifade dağarcığında gerçekleşti.

Mekanizma — üçüncü bir katılım biçimi

Üçüncü mekanizma, bu yeni dağarcığın izleyiciyi nasıl etkilediği.

KRO-307.4'ün Karşılaştırma bölümü iki kutup kurmuştu: ikona bir karşılaşma, anlatı sahnesi bir olay. İzleyici ikonada doğrudan muhatap alınıyordu; eski anlatı sahnesinde ise olayı dışarıdan izliyordu, sahnedeki hiçbir figür ona bakmıyordu.

Bu kart üçüncü bir kategoriyi gösteriyor: bu ne ikonanın doğrudan karşılaşması (figür size bakmıyor) ne eski anlatının tam dışarıdan izlenmesi (hiçbir duygu paylaşılmıyor). İzleyici sahneye davet ediliyor ama bir bakışla değil, tanıdığı bir duyguyla — kederi görüyor ve kendi kederini hatırlıyor olabilir. Bakışla çağrılmadı. Duyguyla çağrıldı. Bir yas töreninde bulunmuş herkes, sahnedeki eğilmiş bedeni ve kapanan eli kendi hafızasından tanıyabilirdi; bu tanıma, imgenin gözünü aramadan da kurulan bir bağdı.

Bu mekanizmanın sonucu şu: anlatı sahnesi kendi kategorisinde kaldı ama kendi içinde yeni bir katılım yolu açtı — ne ikonanın karşılaşması ne eski anlatının mesafeli izleyiciliği, üçüncü bir orta yol.

Mekanizma — bu duygunun mekân sistemindeki yeri

Dördüncü mekanizma, bu yeni dilin KRO-307.6'daki düşey sistemde nerede durduğu.

Bu kart KRO-307.6'nın bulgusunu genişletiyor: en yüksek nokta hâlâ en kapsayıcı, en az kişisel figüre aitti. Duygusal, kişisel katılım isteyen sahneler ise izleyicinin göz hizasına yakın kaldı. Sistem bozulmadı. Sistem içinde yeni bir içerik yerleşti.

Bu mekanizmanın sonucu şu: bu duygusal dönüş, KRO-307.6'nın kurduğu düşey mantığı çürütmedi; aksine, o mantığın "izleyiciye yakın bölge" kuralına tam olarak uyarak yerleşti.

Karşılaştırma: üç izleyici katılım biçimi

Üç modu yan yana koyalım: ikonanın doğrudan karşılaşması (figür size bakar, bir olay yok), eski anlatının mesafeli izlenmesi (figürler birbirine bakar, size değil, duygu vurgulanmaz), ve bu dönemin duygusal anlatısı (figürler birbirine bakar ama bedensel duygu size de ulaşır).

Bu üç mod bir merdiven değil, üç ayrı araçtı. Hiçbiri ötekini geçersiz kılmadı; aynı yapıda, aynı yüzyılda, hatta aynı duvarda yan yana durabiliyorlardı. Biri sizi doğrudan çağırır. Biri sizi dışarıda bırakır. Biri sizi duyguyla içeri çeker.

Usta katmanı: açık kalan sorular

Birinci konu gösterilen ile hissedilen arasındaki sınırın hep korunması. Bu ders bir figürün bedeninde neyin gösterildiğini tarif edebilir; ama bunu gören bir izleyicinin gerçekte ne hissettiğini bilmiyoruz. "Bu sahne izleyiciyi duygulandırıyordu" cümlesi bir varsayımdır, ölçülmüş bir olgu değil. Bir izleyicinin o gün ne düşündüğünü, ne hissettiğini kaydeden bir belge nadiren hayatta kalır; elimizde çoğunlukla yalnızca taş üzerindeki jest kalır.

İkinci konu bu değişimin kesin bir sınırla başlamadığı. Bu eğilimin tam olarak hangi on yılda yoğunlaştığı, hangi bölgede önce görüldüğü tartışmalı bir kronoloji; bu ders yalnızca genel bir yönelimi, "önceki yüzyıllara göre artan bir eğilim" olarak kaydediyor, keskin bir tarih vermiyor. İki dönem adı (Komnenos, Palaiologos) bir eğilimin hangi yüzyıllara yayıldığını kabaca işaret ediyor, aralarında keskin bir duvar çekmiyor.

Üçüncü konu ikonanın istikrarının mutlak olmadığı. Bu dönemin çok geç örneklerinde, ikonanın kendi formülünde de küçük yumuşamalar görülebiliyor — bir omzun hafif dönmesi, bir bakışın çok az yumuşaması; bu ders "hiç değişmedi" demiyor, "kendi türü içinde büyük ölçüde korundu" diyor.

Dördüncü konu bu dersin kendi sınırı. Bu ders genel bir eğilime, tek bir mekanizmaya baktı; bir tek yapının kendi mekân-anlatı ilişkisi ve komşu kültürlerle kurulan görsel alışveriş ayrı, ilerideki iki dersin konusu.

Kalıcı araçlar

Birinci araç tür sabitliği testi: bir dönemde genel bir üslup değişimi duyduğunuzda, bu değişimin TÜM imge türlerini mi yoksa yalnızca birini mi etkilediğini sorun; bir türün istikrarı ötekinin değişimini geçersiz kılmaz. İkinci araç gösterilen-hissedilen ayrımı: bir imgede gördüğünüz duyguyu tarif edebilirsiniz; izleyicinin gerçekte ne hissettiğini iddia etmeden önce bunun ayrı bir kanıt gerektirdiğini hatırlayın.

Üçüncü araç jest kalıbı arayışı: yoğun bir duygu ifadesi gördüğünüzde, bunun tek seferlik bir buluş mu yoksa tekrarlanan, öğrenilebilir bir kalıp mı olduğunu sorun. Dördüncü araç katılım biçimi sıralaması: bir izleyicinin bir imgeye doğrudan bakışla mı, mesafeli gözlemle mi, yoksa paylaşılan bir duyguyla mı çağrıldığını ayırt edin; üçü farklı bir ilişki kurar.

Beşinci araç sistem içi yerleşim sorgusu: yeni bir içerik türü gördüğünüzde, bunun var olan mekân sistemini bozup bozmadığını, yoksa o sistemin kurallarına uyarak mı yerleştiğini sorun. Altıncı araç keskin sınır şüphesi: bir üslup değişiminin kesin bir tarihte başladığı iddiasına şüpheyle yaklaşın; çoğu değişim kademeli bir yoğunlaşmadır.

Yedinci araç mutlaklık uyarısı: bir türün "hiç değişmediği" iddiasını da şüpheyle karşılayın; büyük ölçüde istikrar, sıfır değişim anlamına hiçbir zaman gelmez. Bu yedi araç birlikte bir alışkanlık kuruyor: bir dönem değişiminden söz edildiğinde, önce hangi türün değiştiğini, hangisinin sabit kaldığını ayırt edin.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Bu dönemde ikonalar da anlatı sahneleri gibi hareketli ve duygusal hâle geldi."
Doğrusu

İkonanın kendi formülü (durağan duruş, doğrudan bakış) bu yüzyıllarda da büyük ölçüde korundu; değişim ikonada değil, anlatı sahnesinin kendi dilinde gerçekleşti.

Yaygın yanlış"Bir sahnede gösterilen keder ifadesi, o dönemin izleyicilerinin gerçekte ne hissettiğinin doğrudan kanıtıdır."
Doğrusu

Gösterilen duygu, ifade edilen duygu ve izleyicide uyanan duygu ayrı şeylerdir; bu ders yalnızca gösterileni tarif edebilir.

Yaygın yanlış"Bu değişim, Komnenos dönemi ile Palaiologos dönemi arasında keskin bir sınırla ayrılır."
Doğrusu

Bu bir kademeli yoğunlaşma eğilimidir; kesin bir başlangıç tarihi ya da net bir dönem sınırı bu ders tarafından iddia edilmiyor.

Yaygın yanlış"Bu duygusal anlatı, ikonanın litürjik işlevinin yerini aldı."
Doğrusu

İkona kendi işlevini ve biçimini korudu; duygusal anlatı sahneleri, KRO-307.6'nın mekân sistemi içinde farklı bir bölgede, farklı bir işlevle yan yana var oldu.

Yaygın yanlış"Bu ders belirli bir yapının (Kariye gibi) kendi mekân-anlatı ilişkisini ayrıntılı olarak inceliyor."
Doğrusu

Bu ders genel bir eğilimi ele alıyor; tek bir yapının kendi çözümü ayrı, ilerideki bir dersin konusu.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: bu yüzyıllarda ikonanın kendi biçimsel formülü büyük ölçüde korundu; değişim ikonada değil, anlatı sahnesinin kendi dilinde gerçekleşti — bedene ve yüze işlenen, tekrarlanabilir bir keder jesti bu sahnelere eklendi. Bu jest izleyiciyi ikonanın doğrudan bakışıyla değil, tanınan bir duyguyla çağırıyordu; bu, ikonanın karşılaşması ile eski anlatının mesafeli izlenmesi arasında üçüncü bir katılım biçimiydi. Bu duygusal içerik, KRO-307.6'nın düşey sistemini bozmadı — en yüksek, en kapsayıcı nokta hâlâ tek bir figüre aitken, bu yeni içerik izleyiciye yakın alt bölgelere yerleşti. Gösterilen duyguyu tarif edebiliriz ama izleyicinin gerçekte ne hissettiğini bu kanıtlardan doğrudan bilemeyiz; bu iki şeyi karıştırmamak gerekiyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir üslup değişiminin sistem içinde nasıl yerleştiğine baktık; sıradaki ders bu görsel dilin kendi sınırlarının dışına, komşu kültürlere — Venedik'ten Kafkasya'ya uzanan bir coğrafyaya — nasıl taştığına ve orada nasıl karşılandığına bakıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-307 — Bizans Sanatı ve Görsel Teoloji →

13 bölümden 9. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga