Ders KRO-303.10 · Eski Mısır ve Nubya Sanatları

Nubya, Kerma, Kuş ve Mısır’la çift yönlü ilişkiler

2.726 kelime · 27 eser örneği · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: güneyde kendi kentini, anıtını ve mezar geleneğini kuran güçlü merkezler var; Kerma, Napata ve Meroe birer eklenti değil ağırlık noktası. Kuzeyin yukarı Nil boyunca kale zinciri kurması, bu gücün en açık kanıtı, çünkü zayıf bir komşuya karşı böyle bir yatırım yapılmaz. Güney yalnız hammadde sağlamıyor; kendi ince cidarlı seramiğini üretiyor, fildişini işliyor ve yoğun metal üretimi yürütüyor. İlişkinin yönü zamanla tersine dönüyor ve Kuş kralları kuzeyi de yönetiyor. Bu dönemde alınan biçimler değiştirilerek alınıyor: piramit dikleşiyor, taç işareti çoğalıyor, yüz yerelleşiyor. En belirleyici seçim ise arkaikleştirme; güncel olanı değil eski olanı seçmek taklit olamaz, çünkü seçim gerektirir. Elimizdeki yazılı kaynak büyük ölçüde kuzeyde üretildiği için tablo uzun süre tek yönlü anlatıldı; düzeltme mimari ve seramik kanıttan geldi. Son olarak dilimize dikkat etmemiz gerekiyor: taklit, etki ve gerilik kelimeleri kanıttan değil miras kalan bir bakıştan geliyor.

Açılış: güneydeki dev kütle ve kuzeyin kurduğu kale zinciri

Nil'in yukarı kesiminde, kerpiçten yapılmış devasa bir kütle duruyor. Dıştan bakıldığında neredeyse masif; içinde dar geçitler ve mekânlar var. Çevresinde bir kent dokusu uzanıyor ve yakınında geniş bir mezarlık bulunuyor. Bu mezarlıktaki bazı gömü tepeleri, çevrelerindeki her şeyden büyük.

Bu yapı kuzeyden gelen bir program değil. Planı, malzemesi ve ölçeği yerel bir kararın ürünü. Yani güneyde, kendi kentini ve kendi anıtını kuran bir güç var.

Şimdi kuzeye bakın. Mısır yönetimi, nehrin yukarı kesimine doğru bir dizi büyük kale inşa ediyor. Bu kaleler kalın duvarlı, denetim kuleli ve birbirine görsel bağlantı kuracak biçimde diziliyor. Yapımları ciddi bir kaynak ve emek gerektiriyor.

İşte kural burada donuyor. Zayıf ve edilgen bir komşuya karşı kale zinciri kurulmaz. Böyle bir yatırım ancak karşınızda örgütlü ve güçlü bir aktör varsa anlamlı olur. Yani Mısır'ın kendi savunma harcaması, güneydeki gücün en açık kanıtı.

Bu kaleler yalnız askerî yapı da değil. İçlerinde ambarlar, atölye alanları ve nehir kıyısına bağlanan iskeleler bulunuyor. Yani aynı yapı hem denetim noktası hem ticaret istasyonu olarak çalışıyor. Denetim ile alışveriş burada birbirinin karşıtı değil, aynı düzenin iki yüzü.

Bir önceki derste bir gömü donanımının malzemesine bakmıştık. Altın, abanoz, fildişi ve tütsünün büyük bölümü güneyden geliyordu. Şimdi o güneyin kendisine bakıyoruz. Ders tek bir soru etrafında kuruluyor. Güneydeki toplumlar bu ilişkide edilgen bir tedarikçi miydi?

Bu derste ne olacak

Önce adlandırmanın kendisini ele alacağız. Sonra güneyin kendi merkezlerini, mezar geleneğini ve seramiğini göreceğiz. Ardından ödünç almanın nasıl seçici ve iddialı bir iş olduğunu izleyeceğiz. Üçüncü mekanizmada elimizdeki kaynağın kim tarafından üretildiğini soracağız. Usta katmanında on dokuzuncu yüzyıldan miras kalan bakışı ve bilgideki sınırları ayıracağız.

Sıfır noktası: adlandırmanın yükü

Sıfır noktası şu: bu bölgeyi anlatırken kullandığımız kelimeler tarafsız değil. Bölgeyi bir kuzey merkezine göre konumlandıran her ifade, onu baştan ikincil hâle getiriyor. "Sınır bölgesi" demek, merkezi başka bir yere yerleştirmek demek.

Oysa burada birbirini izleyen güçlü siyasi merkezler var. Kerma kendi kentiyle bir merkez. Daha sonra Napata bir merkez. Ardından Meroe bir merkez. Bunların hiçbiri bir eklenti değil; her biri kendi bölgesinin ağırlık noktası.

Coğrafya da bu tabloyu biçimlendiriyor. Nehrin yukarı kesiminde, teknelerin kolayca geçemediği kayalık eşikler var ve bu eşikler ulaşımı kesintiye uğratıyor. Yük burada karaya çıkarılıp yeniden yüklenmek zorunda. Böyle bir nokta doğal bir denetim yeri hâline geliyor; merkezlerin ve kalelerin neden belirli yerlerde toplandığını da bu açıklıyor.

Bu yüzden bu derste yön bildiren ifadeleri dikkatli kullanacağız. "Etki" kelimesini de kullanmayacağız, çünkü tek yönlü bir akış varmış gibi ses veriyor. Bunun yerine kimin neyi, neden ve hangi seçimle aldığını soracağız.

Mekanizma — kendi merkezleri olan bir güç

Birinci mekanizma güneyin kendi üretimi. En açık kanıt seramik. Kerma'da üretilen ince cidarlı kaplar, teknik olarak zorlu bir iş: çeper çok ince, yüzey parlatılmış ve ağız kenarında kontrollü bir renk geçişi var.

Bu tür bir kap kolayca yapılmıyor. Fırın denetimi, kil hazırlığı ve ustalık gerektiriyor. Yani bu gelenek başka bir yerden alınmış bir teknik değil, yerel olarak geliştirilmiş bir beceri.

Mezar geleneği de kendine özgü. Güneyde gömü, yuvarlak planlı ve toprak yığmalı tepeler biçiminde kuruluyor. Bu biçim kuzeydeki dikdörtgen kütleden farklı bir mantığa dayanıyor.

Bu mezarların bazılarında çok sayıda insana ait gömü birlikte bulunuyor. Bu durum uzun süre tek bir açıklamayla anlatıldı, ama konu tartışmalı. Kimin, hangi koşullarda ve hangi statüyle gömüldüğü her örnekte aynı değil. Burada da kestirme bir yorum yerine belirsizliği korumak gerekiyor.

Ekonomik güç de yerelde. Altın kaynakları güneyde bulunuyor ve işlenmesi de orada başlıyor. Fildişi, abanoz, tütsü ve egzotik hayvan ürünleri güneyden kuzeye akıyor. Yani kuzeyin lüks dünyası, güneyin kaynaklarına bağlı.

Son kart bir ayrımı netleştiriyor. Bir bölgeden hammadde çıkması onu tedarikçi yapar; o hammaddeyi işleyip ürün göndermesi ise onu üretici yapar. Buradaki kanıt ikincisini gösteriyor.

Mekanizma — ödünç almak bir iddiadır

İkinci mekanizma seçim. Zamanla ilişkinin yönü değişiyor ve güneydeki Kuş krallığı kuzeyi de yönetir hâle geliyor. Bu dönemde Kuş kralları kuzeyin görsel dilini kullanıyor: piramit biçimini, kraliyet ikonografisini ve hiyeroglif yazıyı.

Buraya kadar bakan biri "taklit" diyebilir. Ama ayrıntıya indiğinizde tablo değişiyor, çünkü alınan her öge değiştirilerek alınıyor.

Bu dört kart birlikte okunduğunda ödünç almanın niteliği görünüyor. Piramit alınıyor ama oranı değiştiriliyor. Kraliyet imgesi alınıyor ama yüz ve beden yerelleştiriliyor. Taç alınıyor ama işaret çoğaltılıyor. Yani her alışta bir imza var.

En belirleyici ayrıntı ise üslup seçiminde. Kuş kralları kendi dönemlerinin kuzeydeki güncel üslubunu almıyor; çok daha eski dönemlerin biçimlerine dönen bir dil seçiyorlar.

Bu iddia yalnız üslupla da kurulmuyor. Kuş kralları kuzeydeki tapınaklarda onarım ve yapım işleri yürütüyor, aynı zamanda güneydeki kendi merkezlerini büyütüyorlar. Yani iki bölgede birden inşa ediyorlar. Bir hükümdarın nerede yapı yaptırdığı, kendini nerenin sorumlusu saydığını doğrudan gösteriyor.

Bu seçim taklit olamaz. Taklit, önünüzdekini kopyalamaktır; burada ise önündekini bırakıp geriye uzanan bir seçim var. Böyle bir seçim tarih bilgisi, örnek arayışı ve bilinçli bir karar gerektiriyor. Yani mesaj şu oluyor: meşru düzen bizde ve biz onu en eski hâliyle sürdürüyoruz.

Yazı tarafında da benzer bir hat var. Önce kuzeyin yazı sistemi kullanılıyor, sonra yerel dil için kendi yazısı geliştiriliyor.

Mekanizma — kaynağı kim üretti

Üçüncü mekanizma kayıt. Bu ilişki hakkında elimizdeki yazılı malzemenin büyük bölümü kuzeyde üretildi. Dolayısıyla anlatının çerçevesi de kuzeyin çerçevesi.

Bu çerçevede güney çoğu zaman iki biçimde görünüyor: haraç getiren temsilciler ve bağlanmış esirler. Bu sahneler düzenli olarak tekrarlanıyor ve tapınak duvarlarında ayrıcalıklı yerler kaplıyor.

Bireysel ölçekte de akış çift yönlü. Güneyde görevlendirilen kuzeyli yetkililerin bir bölümü orada ölüyor ve gömülüyor; gömülerinde yerel kap biçimleri ve yerel uygulamalar görülebiliyor. Aynı biçimde güneyli topluluklar kuzeydeki yerleşimlerde yaşıyor. Yani kültürel alışveriş devletler arası bir protokol değil, gündelik bir temas.

İkinci kart kritik bir uyarı taşıyor. Bu sahneler belirli bir seferin belgesi değil; bir düzen iddiasının görsel formülü. Aynı kalıp farklı dönemlerde, farklı hükümdarlar için tekrarlanıyor. Bu yüzden onları olgu gibi okumak yanlış olur.

Burada iki eski aracımızı geri çağırmak gerekiyor. KRO-301.1'de dört yanlılık demiştik: elimizdeki tablo korunma, örnekleme, kazı standardı ve yayın seçimiyle biçimleniyordu. KRO-302.1'de ise kayıt yanlılığı demiştik: yazılı kayıt yalnız kayda değer görüleni ve dar bir görevli katmanının bakışını taşıyordu.

Bu iki araç burada birlikte çalışıyor. Yazılı kaynak kuzeyden geldiği için güney uzun süre yalnız kuzeyin gözünden anlatıldı. Düzeltme ise başka bir kanıt türünden geldi: mimari ve seramik.

Bunun nedeni basit. Bir tapınak duvarı kimin güçlü olduğunu iddia edebilir, ama bir kent dokusu ve bir mezarlık bunu iddia etmez; yalnızca gösterir. Kerma'nın kütlesi ve mezarlığı hiçbir şey söylemiyor, sadece duruyor. Bu yüzden kazı, yazılı kaynağın çerçevesini kırabiliyor.

Bir önceki dersin araçları da burada işliyor. KRO-303.9'da şöhret filtresi demiştik: bir alanın kamusal imgesini tek bir buluntu belirleyebiliyordu. Aynı filtre bölgeler arasında da çalışıyor. Kuzeyin şöhreti büyüdükçe komşu gelenek arka plana düştü ve uzun süre onun bir uzantısı gibi anlatıldı.

Karşılaştırma: iki piramit geleneği

İki piramidi yan yana koyalım. Kuzeydeki erken örnekler geniş tabanlı, görece yatık ve çok büyük ölçekli. Güneydeki Kuş piramitleri ise küçük tabanlı, belirgin biçimde dik ve sık dizilmiş durumda.

Fark yalnız ölçüde de değil. Güneydeki örneklerde sunu şapeli piramide bitişik bir yapı olarak öne ekleniyor. Yani aynı biçim, farklı bir tören düzenine göre yeniden kurgulanıyor.

Aradaki bağı bir kopuş gibi okumamak da gerekiyor. Yuvarlak yığma tepe ile dik piramit, aynı sorunun iki ayrı cevabı: gömüyü örtmek, yeri işaretlemek ve tören için bir yüzey sağlamak. Biçim değişiyor ama işlev listesi aynı kalıyor. Bu yüzden geçişi bir yer değiştirme değil, bir yeniden çözüm olarak okumak daha doğru.

Bu karşılaştırma bize genel bir ilke veriyor. Bir biçim ödünç alındığında, onunla birlikte gelen bütün kurallar da gelmiyor. Alıcı taraf hangi kuralı koruyacağını, hangisini değiştireceğini seçiyor. Seçimin kendisi de o tarafın gücünü gösteriyor.

Son iki kart akışın çift yönlü olduğunu gösteriyor. Kuzeyin nesneleri güneydeki mezarlara giriyor; güneyin insanları, kapları ve askerî uzmanlığı kuzeyde görünür oluyor. Yani sınır bir duvar değil, geçirgen bir bölge.

Bütün bunlar sınır kavramını da değiştiriyor. Arada duran bölge boş bir ayraç değil; kendi yerleşimleri, kendi karma malzeme dağarcığı ve kendi gündelik hayatı olan bir alan. Orada yaşayan bir hane, iki gelenekten gelen kapları aynı mutfakta kullanabiliyor. Yani sınır bir çizgi değil, kendi kuralları olan üçüncü bir alan.

Usta katmanı: miras kalan bakış ve bilginin sınırı

Usta katmanının birinci konusu dil. On dokuzuncu yüzyıl araştırmacılığının bir bölümü bu bölgeyi ırksal kategorilerle okudu ve güneyin başarılarını sürekli kuzeye bağladı. Bu okuma, kanıttan değil dönemin önyargısından geliyordu. Bugün aynı kelimeleri tekrarlamak, o önyargıyı da taşımak anlamına gelir.

Bu yüzden dilde dikkatli olmak teknik bir titizlik meselesi. "Taklit", "etkilenmiş" ve "geri kalmış" gibi ifadeler bir değerlendirme taşıyor. Yerine ne alındığını, neyin değiştirildiğini ve kimin seçtiğini yazmak hem daha doğru hem daha bilgilendirici.

İkinci konu bilgimizin eşitsizliği. Kuzeydeki yerleşimler ve mezarlıklar çok daha uzun süredir ve çok daha yoğun biçimde kazıldı. Güneydeki birçok alan ise daha geç çalışıldı. Dolayısıyla iki bölge hakkındaki bilgimiz aynı olgunlukta değil.

Bu eşitsizlik bir sonuç üretiyor. Güney hakkında daha az şey bilmemiz, orada daha az şey olduğu anlamına gelmiyor. Bir önceki derste atipiklik uyarısı demiştik; burada da benzer bir uyarı geçerli: kazı yoğunluğu ile tarihsel önem aynı şey değil.

Üçüncü konu yazının durumu. Meroitik yazının işaretleri okunabiliyor, yani metinler seslendirilebiliyor. Ama altındaki dil bütünüyle anlaşılmış değil. Bu ikisi farklı şeyler ve karıştırılmamalı. Elimizde okunabilen ama tam olarak anlaşılamayan bir metin kümesi var.

Aynı çerçeve sergileme düzeyinde de sürüyor. Birçok müzede güneye ait malzeme, kuzey koleksiyonunun bir alt bölümü olarak sunuluyor ve kendi kronolojisiyle değil komşusunun takvimiyle anlatılıyor. Böylece ziyaretçi, bağımsız bir gelenek yerine bir ek görmüş oluyor. Sergileme kararı da bir yorum kararıdır.

Dördüncü konu dönemlendirme. Bu bölgenin dönemleri çoğu zaman kuzeyin kronolojisine göre adlandırıldı. Bu pratik bir kolaylık sağlıyor ama bir bağımlılık da üretiyor: güneyin kendi iç dönüşümleri, kuzeyde bir şey olduğunda görünür sayılıyor. Adlandırmanın kimin takvimine göre yapıldığını sormak, tabloyu düzeltmenin ilk adımı.

Beşinci konu bu dersin bilerek bırakması. Bu bölgedeki birçok alanın modern dönemde su altında kalması ve bunun yarattığı kurtarma çalışmaları ayrı bir konu. Onu kursun sonundaki derse bırakıyorum.

Kalıcı araçlar

Birinci araç savunma tersine okuması: bir tarafın kurduğu kale, duvar ya da denetim hattı, karşı tarafın gücü hakkında kanıttır. İkinci araç seçim analizi: ödünç alınan bir biçimde neyin korunduğunu ve neyin değiştirildiğini tek tek işaretleyin.

Üçüncü araç kaynak sahipliği: bir ilişki hakkındaki yazılı malzemenin hangi taraf tarafından üretildiğini sorun. Dördüncü araç kanıt türü değiştirme: yazılı kaynak tek yönlü bir tablo veriyorsa mimari, seramik ve gömü verisine geçin. Beşinci araç kazı yoğunluğu ayrımı: bir bölge hakkında az bilgi olması, orada az şey olduğu anlamına gelmez.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Güneydeki gelenek kuzeyin taklidiydi."
Doğrusu

Ödünç alınan her öge değiştirilerek alınıyor: piramidin oranı, kraliyet imgesinin yüzü ve tacın işareti yeniden tanımlanıyor. Seçerek almak taklit değildir.

Yaygın yanlış"Kuş kralları kuzeyin güncel üslubunu kopyaladı."
Doğrusu

Seçilen dil, kendi dönemlerinin değil çok daha eski dönemlerin biçimlerine dayanıyor. Geriye uzanan bir seçim, kopyalama değil bilinçli bir meşruiyet iddiası.

Yaygın yanlış"Haraç ve esir sahneleri olayların kaydıdır."
Doğrusu

Bu sahneler kalıplaşmış biçimde ve farklı hükümdarlar için tekrarlanıyor; bir düzen iddiasının görsel formülü olarak okunmalı.

Yaygın yanlış"Güney yalnız hammadde sağlıyordu."
Doğrusu

Altın, fildişi ve abanoz güneyden geliyor, ama aynı bölgede işleme atölyeleri, kendi seramiği ve yoğun metal üretimi de var. Hammadde sağlamak ile üretmek ayrı şeyler.

Yaygın yanlış"Meroitik yazı çözülemedi."
Doğrusu

İşaretler okunabiliyor ve metinler seslendirilebiliyor; anlaşılamayan şey altındaki dilin tamamı. Yazıyı okumak ile dili anlamak aynı şey değil.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: güneyde kendi kentini, anıtını ve mezar geleneğini kuran güçlü merkezler var; Kerma, Napata ve Meroe birer eklenti değil ağırlık noktası. Kuzeyin yukarı Nil boyunca kale zinciri kurması, bu gücün en açık kanıtı, çünkü zayıf bir komşuya karşı böyle bir yatırım yapılmaz. Güney yalnız hammadde sağlamıyor; kendi ince cidarlı seramiğini üretiyor, fildişini işliyor ve yoğun metal üretimi yürütüyor. İlişkinin yönü zamanla tersine dönüyor ve Kuş kralları kuzeyi de yönetiyor. Bu dönemde alınan biçimler değiştirilerek alınıyor: piramit dikleşiyor, taç işareti çoğalıyor, yüz yerelleşiyor. En belirleyici seçim ise arkaikleştirme; güncel olanı değil eski olanı seçmek taklit olamaz, çünkü seçim gerektirir. Elimizdeki yazılı kaynak büyük ölçüde kuzeyde üretildiği için tablo uzun süre tek yönlü anlatıldı; düzeltme mimari ve seramik kanıttan geldi. Son olarak dilimize dikkat etmemiz gerekiyor: taklit, etki ve gerilik kelimeleri kanıttan değil miras kalan bir bakıştan geliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste iki yönlü ve uzun bir ilişkiyi okuduk. Bir tarafın biçimlerini alıp değiştirmenin, taklit değil bir iddia olduğunu gördük. Şimdi aynı vadide başka bir çoğulluk biçimine bakacağız. Yeni yöneticiler geliyor, yeni topluluklar yerleşiyor ve farklı dinî gelenekler yan yana yaşıyor. Böyle bir ortamda bir kişi hem yerel hem yabancı bir görsel dili aynı nesnede kullanabilir mi? Bir gömü, bir yandan çok eski bir geleneği sürdürürken yüze bambaşka bir teknikle yapılmış gerçekçi bir portre takabilir mi? Sıradaki derste Greko-Romen Mısır'a, Fayyum portrelerine ve kültürel çoğulluğa geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-303 — Eski Mısır ve Nubya Sanatları →

12 bölümden 10. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga