Ders KRO-302.8 · Mezopotamya ve İlk Kent Kültürleri

Asur sarayları

koruyucu figürler, av ve fetih kabartmaları

2.765 kelime · 25 eser örneği · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: bu nesnelerde anlatı tek bir yüzeyden çıkıp bir binaya yayılıyor ve sıralamayı artık mimari yapıyor. Kapı figürlerindeki beş bacak çözümü izleyicinin hareket hâlinde olduğunu varsayıyor, yani imgeler sabit bir bakış noktası için tasarlanmıyor. Geçen derslerin üç aracı burada yeniden çalışıyor ama biçim değiştiriyor; hiyerarşi boyuttan konuma kayıyor, kayıt şeridi düzeni geri dönüyor ve metin sahnelerin üzerinden bant hâlinde geçiyor. İki sahne türü aynı şeyi söylüyor: sefer belirli bir rakibe bağlı, av ise zamansız çalışıyor ve iddiayı doğa üzerinden yineliyor. Şiddet burada tasvir edilecek bir görüntü değil, çalışan bir strateji; sonucu göstermek tartışmayı kapatıyor, düzen karşıtlığı bir değerlendirme taşıyor ve tekrar olay bildirimini kural bildirimine dönüştürüyor. Anlatı tek taraflı kurulmuş durumda ve karşı tarafın kaydı bulunmuyor. İzleyici geniş halk değil; elçiler, görevliler ve yönetici çevresi. Son olarak levhalar sökülüp dağıldığı için bu malzemede kaybolan şey yalnız yer değil, anlatının sırası.

Açılış: beş bacak

Bir saray kapısının iki yanında devasa taş figürler duruyor ve önlerinden geçmek zorundasın.

Figürlerin bacaklarını saydığında beş tane çıkıyor.

Bu bir hata değil ve bir üslup kaprisi de değil; çözülmesi gereken bir sorunun çözümü.

Önden baktığında iki bacak görüyorsun ve figür kapıda sabit duruyor gibi görünüyor.

Yandan yürüdüğünde dört bacak görüyorsun ve figür seninle birlikte ilerliyor gibi oluyor.

Beşinci bacak, iki görüntünün ikisini birden mümkün kılmak için var; hangi açıdan bakarsan bak doğru sayıda bacak görüyorsun.

Kural tam burada donuyor: bu imgeler sabit bir noktadan bakan biri için değil, hareket hâlindeki bir izleyici için tasarlanmış.

Geçen derste tek bir taş yüzeye sıkıştırılmış bir iddiayla çalıştık. Oraya şunu bırakmıştık: bir yönetim iddiasını bir sarayın bütün duvarlarına yayarsa ne oluyor?

Sorumuz şu: bir anlatı mekâna yayıldığında hangi yeni araçlar devreye giriyor?

Bu derste ne olacak

Önce anlatının tek yüzeyden çıkıp bir güzergâha yayılmasını göreceğiz.

Sonra ziyaretçinin yürüyüş hattını ve sahnelerin sırasını işleyeceğiz.

Ardından geçen derslerin üç aracını burada yeniden sınayacağız.

Sonra iki sahne türünü, yani av ve seferi karşılaştıracağız.

Ardından şiddetin bir görsel strateji olarak nasıl çalıştığını ele alacağız.

Sonra bu sahneleri kimin gördüğünü soracağız.

Usta katmanında levhaların sökülmesini ve bugünkü dağılmışlığını göreceğiz.

Sonunda bir güzergâh boyunca sahne dizeceksin.

Sıfır noktası: yüzeyden güzergâha

Bu kursta şimdiye kadar tek nesneler okuduk ve her birinin sınırlı bir yüzeyi vardı.

Bir stel bir taş bloğun yüzeyiyle sınırlıydı, bir heykel kendi gövdesiyle. Burada sınır kalkıyor.

Birinci değişiklik ölçek: kabartmalar tek tek levhalara işleniyor ve levhalar duvar boyunca yan yana diziliyor.

Bu diziliş bir yüzeyi değil bir uzunluğu kullanıyor; anlatı artık bir kare içinde değil, bir hat üzerinde ilerliyor.

İkinci değişiklik süre: bir stele bakmak birkaç dakika sürüyor, bir saray güzergâhını yürümek çok daha uzun.

Bu fark anlatıya zaman kazandırıyor, çünkü bir sefer birkaç sahneye sıkıştırılmak zorunda kalmıyor ve onlarca sahneye yayılabiliyor.

Üçüncü değişiklik sıra: izleyici sahneleri istediği sırayla göremiyor.

Mimari bir güzergâh kuruyor ve ziyaretçi o güzergâhtan geçmek zorunda. Yani hangi sahnenin ne zaman görüleceği baştan belirlenmiş oluyor.

Buradan yeni bir araç çıkıyor ve bu kursun geri kalanında kullanılacak. Bir anlatı mekâna yayıldığında sıralamayı yapan şey mimari oluyor.

Güzergâh: ziyaretçi ne zaman ne görüyor

Şimdi geçen derslerin iki aracını birleştirelim ve bir yürüyüş kuralım.

Geçen derslerde erişim derinliğini ve peyzaj birimini öğrenmiştik ve burada ikisi bir arada çalışıyor.

Birinci durak dış kapı: ziyaretçi devasa koruyucu figürlerin arasından geçiyor.

Bu geçiş bir eşik olayı hâline geliyor ve ölçek burada doğrudan işliyor. Figürler insan boyunun çok üstünde ve geçen kişi kendi ölçüsünü fark ediyor.

İkinci durak avlular: geniş açık alanlar ziyaretçiyi yavaşlatıyor ve bekletiyor.

Bekleme süresi kendi başına bir bildirim taşıyor. Kabul edilmek zaman alıyor ve bu süre boyunca duvarlar konuşmayı sürdürüyor.

Üçüncü durak geçit koridorları: burada sefer sahneleri sıralanıyor ve yürüyüş boyunca okunuyor.

Koridorun yönü okuma yönünü de belirliyor, çünkü ziyaretçi ilerledikçe sahneler bir sıra hâlinde geçiyor ve anlatı adım adım ilerliyor.

Dördüncü durak taht salonu: güzergâhın sonunda karşılaşma gerçekleşiyor.

Buraya varan kişi zaten uzun bir anlatıdan geçmiş oluyor. Yani karşılaşma anı hazırlanmış bir zeminde yaşanıyor ve mimari bu hazırlığı üstleniyor.

Buradan dersin ilk sonucu çıkıyor. Sahnelerin sırası bir tasarım kararı ve o sıra mimariyle sabitlenmiş durumda.

Bu sabitlik geçen derslerin nesnelerinde bulunmayan bir güç sağlıyor ve karşılaştırınca görünüyor. Bir stelin önünde duran kişi istediği yerden okumaya başlayabiliyor, oysa bir koridorda yürüyen kişi seçemiyor. Yani mimari yalnız mekân üretmiyor, aynı zamanda bir okuma disiplini dayatıyor.

Üç aracı yeniden sınamak

Geçen derslerde bir iddianın üç araçla kurulduğunu görmüştük ve bu nesnede üçü de yeniden çalışıyor.

Birinci araç ölçek hiyerarşisi: burada çalışıyor, ne var ki biçim değiştiriyor.

Kral figürü sahne içinde ötekilerden büyük çizilmiyor her zaman; bunun yerine konumla, giysiyle ve çevresindeki boşlukla ayırt ediliyor. Yani hiyerarşi boyuttan başka işaretlere kayıyor.

Kapı figürlerinde ise ölçek en açık hâliyle görünüyor ve doğrudan insan bedeniyle karşılaştırma kuruyor.

İkinci araç anlatı düzeni: kayıt şeridi düzeni burada güçlü biçimde geri dönüyor.

Duvar yatay bantlara bölünüyor ve olaylar sırayla ilerliyor. Geçen derslerde tek sahne düzenini görmüştük; burada süreç yeniden öne çıkıyor.

Sebebi de anlaşılır: yer boldu ve zaman vardı, bu yüzden sıkıştırmaya gerek kalmıyor.

Üçüncü araç yazıt ile imge dengesi: burada yeni bir düzenleme çıkıyor.

Metin sahnelerin üzerinden bir bant hâlinde geçebiliyor ve bazen doğrudan figürlerin üstünde ilerliyor. Yani yazı ile imge ayrı alanlarda değil, iç içe duruyor.

Bu düzenleme bir şey söylüyor: metin sahneyi kesmiyor, çünkü okunması beklenen kişi zaten azınlık ve imge herkese açık kalıyor.

Dördüncü bir araç da burada beliriyor ve öncekilerde yoktu: yükseklik. Bazı sahneler göz hizasında, bazıları çok yukarıda bulunuyor ve bu, hangi bölümün okunacağını fiilen belirliyor. Yukarıdaki bir bant ayrıntısıyla okunamıyor ama bir doluluk ve süreklilik izlenimi veriyor.

İki sahne türü: av ve sefer

Bu duvarlarda iki büyük konu bulunuyor ve ikisi farklı işler yapıyor.

Birinci tür sefer sahneleri: bir askeri harekâtın aşamaları sırayla gösteriliyor.

Yürüyüş, karşılaşma, kuşatma ve sonuç birbirini izliyor. Bu düzen bir olayın belgelenmesi gibi görünüyor, ne var ki geçen dersin uyarısı burada da geçerli.

Anlatı tek taraflı kuruluyor ve sonucu baştan belli. Kaybedilmiş bir sefer bu duvarlarda görünmüyor.

İkinci tür av sahneleri: yönetici büyük hayvanlarla karşı karşıya gösteriliyor.

Bu sahneler ilk bakışta bir eğlence ya da beceri gösterisi gibi duruyor, oysa işlevleri bambaşka bir yerde.

Av, düzensiz olanın karşısında düzeni temsil eden bir eylem olarak kurgulanıyor. Yani sahne bir yönetim iddiasını doğa üzerinden yineliyor.

İki türün ortak yanı önemli, çünkü ikisi de aynı şeyi söylüyor: karşısındaki güç ne olursa olsun sonuç değişmiyor.

Farkları ise izleyiciyle ilgili çıkıyor: sefer sahnesi belirli bir rakibe ve belirli bir olaya bağlı; av sahnesi ise zamansız ve her izleyiciye aynı biçimde okunabiliyor.

Şiddet bir görsel strateji olarak

Bu duvarlarda şiddet içeren sahneler bulunuyor ve bu konuya girerken bir kural gerekiyor.

Burada anlatılan şey mekanizma; sahneler tasvir edilmiyor, çünkü amaç görüntüyü aktarmak değil nasıl çalıştığını göstermek.

Birinci mekanizma sonuç bildirimi: sahne bir mücadeleyi değil, mücadelenin bittiği anı gösteriyor.

Bu seçim bir belirsizlik bırakmıyor ve izleyici sonucu tartışamıyor, çünkü sahne zaten sonucu sunuyor.

İkinci mekanizma yön: bir taraf düzenli, hizalı ve bütün hâlinde; öteki taraf dağınık ve düzensiz gösteriliyor.

Bu karşıtlık bir değerlendirme taşıyor ve figürlerin kendisinden bağımsız çalışıyor. Düzen ile düzensizlik görsel olarak eşleştiriliyor.

Üçüncü mekanizma tekrar: aynı kalıp farklı seferlerde yineleniyor.

Tekrar bir olayı anlatmayı bırakıp bir kural bildirmeye başlıyor. Yani mesaj artık şu sefer değil, her sefer.

Dördüncü mekanizma yerleştirme: bu sahneler ziyaretçinin geçtiği güzergâh üzerinde bulunuyor.

Yani içerik ile konum birlikte çalışıyor. Kabul edilmeyi bekleyen bir elçi, bekleme süresi boyunca bu sahnelerle baş başa kalıyor.

Şimdi geçen dersin uyarısını yineleyelim, çünkü burada daha da gerekli. Bu anlatıların tamamı bir taraftan geliyor.

Karşı tarafın kendi kaydı bulunmuyor ve olayın nasıl geçtiğini yalnız kazanan tarafın düzenlemesinden öğreniyoruz. Bu yüzden sahneler bir olay kaydı gibi okunmuyor.

İzleyici kim: sarayda kimler yürüyor

Geçen derslerde izleyici sayımını öğrenmiştik ve burada uygulanması kolay.

Birinci grup elçiler ve dış konuklar: kabul edilmek için gelen kişiler bu güzergâhtan geçiyor.

Bu grup için sahnelerin işi açık: karşılaşmadan önce bir konum bildirimi almış oluyorlar.

İkinci grup saray görevlileri: bu mekânlarda gündelik olarak çalışan insanlar.

Onlar için sahneler bir kez izlenen gösteri değil sürekli bir arka plan, çünkü tekrarlanan bir mesaj alışkanlık hâline geliyor.

Üçüncü grup yönetici çevresi: iktidara yakın olan ve düzenin içinde bulunan kişiler.

Bu grup için mesaj bir uyarı olarak da okunabiliyor. Düzenin dışına çıkmanın sonucu aynı duvarlarda gösteriliyor.

Dördüncü grup geniş halk: bu grup büyük ölçüde dışarıda kalıyor.

Saray bir kamu meydanı değil ve içine girmek denetime bağlı. Yani geçen derslerin düzeltmesi burada da geçerli.

Sonuç şu: bu görkemli anlatı geniş bir kitleye değil, sınırlı ve seçilmiş bir izleyiciye yönelik.

Bu gözlem bir soru daha açıyor. Anlatının etkisi doğrudan görmekle sınırlı değil; görenler anlatıyor ve mesaj sözlü olarak yayılıyor olabiliyor.

Bu ihtimali destekleyen dolaylı bir kanıt da bulunuyor ve metinlerden geliyor. Yazılı kaynaklarda konukların karşılanması, gezdirilmesi ve saraya duydukları hayranlık anlatılıyor. Yani sarayın kendisi bir anlatı konusu hâline geliyor ve etkisi duvarların ötesine taşınıyor.

Karşılaştırma: dört anlatı ölçeği

Bu kursta anlatının ölçeğini dört kez farklı bulduk ve hepsini yan yana koymak öğretici.

Birinci ölçek mühür: sahne avuç içi kadar bir alanda ve baskıyla çoğaltılıyor.

İkinci ölçek stel: sahne tek bir taş yüzeyde ve metin gövdeyi kaplıyor.

Üçüncü ölçek heykel: anlatı bir gövdeye ve bir duruşa sığdırılıyor.

Dördüncü ölçek saray: anlatı bir binaya yayılıyor ve mimariyle sıralanıyor.

Dört ölçeğin ortak yanı şu: hiçbirinde izleyici anlatının sırasını kendisi seçmiyor.

Mühürde sıra baskının kendisiyle, stelde yüzeyin düzeniyle, sarayda ise güzergâhla belirleniyor. Yani sıralama her zaman üreticinin elinde kalıyor.

Farkları ise erişimle ilgili: mühür taşınabiliyor, stel dikiliyor ve görülebiliyor, saray ise girilmesi gereken bir yer.

Buradan bir eğilim çıkıyor: anlatı büyüdükçe izleyici sayısı artmıyor, tersine daha seçilmiş bir çevreye daralabiliyor.

Usta katmanı: sökülme, dağılma ve yeniden dizme

Birinci konu sökülme ve bu buluntular için belirleyici.

Bu levhalar on dokuzuncu yüzyılda kazıldı ve büyük bölümü duvardan sökülerek taşındı.

Sökme işlemi bir bilgi kaybı üretti, çünkü bir levhanın hangi odada, hangi duvarda ve hangi komşu levhanın yanında durduğu her zaman kaydedilmedi.

Geçen kursların bağlam dersi burada doğrudan iş görüyor. Bu nesnelerde bağlam yalnız bir yer bilgisi değil, anlatının sırası demek.

İkinci konu dağılma: sökülen levhalar birden çok ülkeye ve birden çok kuruma gitti.

Yani bir odanın duvarı bugün farklı şehirlerde bulunabiliyor. Bir anlatının başı bir yerde, ortası başka bir yerde duruyor.

Bu, geçen katmandaki etik tartışmayı doğrudan gündeme getiriyor ve aynı zamanda bir araştırma sorunu üretiyor.

Üçüncü konu yeniden dizme ve çözüm çabası. Kazı çizimleri, eski fotoğraflar ve levha ölçüleri kullanılarak odalar sayısal ortamda yeniden kuruluyor.

Böylece bir ziyaretçinin gördüğü sıra yeniden elde edilebiliyor. Bu çalışma bu ders için özellikle önemli, çünkü sıra olmadan anlatı okunamıyor.

Dördüncü konu renk: bugün gördüğümüz yüzeyler taş renginde, oysa kalıntılar bu kabartmaların boyalı olduğunu gösteriyor.

Geçen kursun renk uyarısı burada da geçerli. Bugünkü soluk görüntü bir kayıp; özgün hâl çok daha yüksek karşıtlıkta olabiliyor.

Beşinci konu ışık: alçak kabartma yandan gelen ışıkta okunuyor ve düz aydınlatmada düzleşiyor.

Özgün mekânda ışık pencerelerden ve lambalardan geliyordu, yani yönlü ve değişkendi. Müze aydınlatması ise düzgün olduğu için kabartmayı daha az okunur kılabiliyor.

Kalıcı araçlar

Güzergâh okuması. Bir yapıda sahnelerin sırasını mimariden çıkar; sıralamayı izleyici değil plan yapıyor.

Bakış açısı sorusu. Bir figürün kaç açıdan görülmek üzere tasarlandığını sor; beş bacak gibi çözümler hareketi varsayıyor.

Ölçek göçü. Hiyerarşi her zaman boyutla kurulmuyor; konum, giysi ve çevredeki boşluk da aynı işi yapabiliyor.

Sonuç anı seçimi. Bir sahnenin mücadeleyi mi sonucu mu gösterdiğini sor; sonuç sunumu tartışmayı kapatıyor.

Düzen karşıtlığı. Bir tarafın hizalı, ötekinin dağınık gösterilmesi figürlerden bağımsız bir değerlendirme taşıyor.

Tekrar kural üretir. Aynı kalıbın yinelenmesi olay bildirimini kural bildirimine dönüştürüyor.

Sıra bağlamdır. Bu malzemede bağlam bir yer bilgisi değil, anlatının sırası; sıra kaybolursa anlatı da kayboluyor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Kapı figüründeki beşinci bacak bir yapım hatasıdır."
Doğrusu

Figür iki farklı bakış açısını birden karşılamak üzere tasarlanmış; önden bakıldığında duran, yandan bakıldığında yürüyen bir görüntü veriyor. Bu çözüm izleyicinin sabit değil hareket hâlinde olduğunu varsayıyor ve dersin ana eksenini kuruyor.

Yaygın yanlış"Sefer kabartmaları bir savaşın belgesel kaydıdır."
Doğrusu

Anlatı tek taraflı kurulmuş, sonucu baştan belli ve kaybedilmiş bir sefer bu duvarlarda görünmüyor. Karşı tarafın kendi kaydı bulunmadığı için olay yalnız kazanan tarafın düzenlemesinden okunuyor.

Yaygın yanlış"Bu görkemli anlatı halkı etkilemek için yapılmıştı."
Doğrusu

Saray bir kamu meydanı değil ve içine girmek denetime bağlı; sahneleri gören çevre elçiler, görevliler ve yönetici çevresiyle sınırlı kalıyor. Anlatı geniş bir kitleye değil, seçilmiş bir izleyiciye yönelik.

Yaygın yanlış"Av sahneleri bir eğlence ya da beceri gösterisidir."
Doğrusu

Bu sahneler düzensiz olanın karşısında düzeni temsil eden bir eylem olarak kurgulanıyor ve yönetim iddiasını doğa üzerinden yineliyor. Sefer sahnesinden farkı belirli bir rakibe bağlı olmaması, yani zamansız çalışması.

Yaygın yanlış"Müzedeki bir levha bize özgün etkiyi gösteriyor."
Doğrusu

Levhalar duvardan sökülerek taşındı ve aynı odanın parçaları farklı kurumlara dağıldı; bu malzemede bağlam bir yer bilgisi değil anlatının sırası. Ayrıca yüzeyler boyalıydı ve alçak kabartma yönlü ışıkta okunuyor, oysa müze aydınlatması düzgün ve renk kaybolmuş durumda.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: bu nesnelerde anlatı tek bir yüzeyden çıkıp bir binaya yayılıyor ve sıralamayı artık mimari yapıyor. Kapı figürlerindeki beş bacak çözümü izleyicinin hareket hâlinde olduğunu varsayıyor, yani imgeler sabit bir bakış noktası için tasarlanmıyor. Geçen derslerin üç aracı burada yeniden çalışıyor ama biçim değiştiriyor; hiyerarşi boyuttan konuma kayıyor, kayıt şeridi düzeni geri dönüyor ve metin sahnelerin üzerinden bant hâlinde geçiyor. İki sahne türü aynı şeyi söylüyor: sefer belirli bir rakibe bağlı, av ise zamansız çalışıyor ve iddiayı doğa üzerinden yineliyor. Şiddet burada tasvir edilecek bir görüntü değil, çalışan bir strateji; sonucu göstermek tartışmayı kapatıyor, düzen karşıtlığı bir değerlendirme taşıyor ve tekrar olay bildirimini kural bildirimine dönüştürüyor. Anlatı tek taraflı kurulmuş durumda ve karşı tarafın kaydı bulunmuyor. İzleyici geniş halk değil; elçiler, görevliler ve yönetici çevresi. Son olarak levhalar sökülüp dağıldığı için bu malzemede kaybolan şey yalnız yer değil, anlatının sırası.

Sonraki derse köprü

Bu derste anlatının bir binanın içine yayıldığını gördük ve izleyici denetimli bir güzergâhtan geçiyordu. Şimdi duvarlar dışarı çıkıyor. Peki bir kent kendi görkemini sokakta ve kapıda gösterdiğinde ne değişiyor; parlak sırlı yüzeyler uzaktan ne yapıyor, bir tören yolu yürüyeni nasıl yönlendiriyor ve bu kez izleyici kim oluyor? Sıradaki derste Babil'e, sırlı tuğlaya ve törensel kente geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-302 — Mezopotamya ve İlk Kent Kültürleri →

11 bölümden 8. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga