Ders KRO-301.9 · Tarih Öncesi Görsel ve Maddi Kültür

“İlk sanat”, “büyü” ve “doğurganlık” açıklamalarını eleştirmek

2.763 kelime · 25 eser örneği · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: bir açıklama nesneden değil açıklayanın çağından geliyor olabilir ve bunu görmek için dört soru yetiyor; köken, dayanak, sessiz varsayım ve sınav. İlk sanat anlatısı bir gözleme değil sıralama tercihine dayanıyor ve en eski bulunan ile ilk yapılan aynı şey değil. Av büyüsü açıklaması gerçek gözlemlere yaslanıyor, ne var ki tür dağılımı ve işaret oranı sayımları onu genel kural olmaktan çıkardı. Doğurganlık açıklaması ölçülebilir bir gözlemden işleve atlıyor ve külliyattaki çeşitlilik ile atık alanı dağılımı bu atlamayı zorluyor. Üçünün ortak hatası aynı: gözlem ile işlev arasındaki adımın gösterilmemesi ve tek bir sebeple çok geniş bir alanı açıklamaya çalışmak. Açıklamaları zayıflatan şey yeni kuramlar değil, eski gözlemlerin sayılması oldu. Kimin sorduğu neyin sorulduğunu değiştiriyor ve terk edilmiş açıklamalar popüler aktarımda yaşamaya devam ediyor. Son olarak bilmiyoruz demek bir eksiklik değil, dürüst bir kayıt biçimi.

Açılış: aynı nesne, iki açıklama

Bir müze kaydında bir figürün yanında bir cümle duruyor: bu nesne bir doğurganlık simgesidir.

Aynı figürün eski bir yayındaki kaydını bul. Orada başka bir cümle var; nesne bir tapınma nesnesi olarak anlatılıyor.

Daha eski bir kaynakta ise bambaşka bir açıklama görülebiliyor.

Şimdi durumu düşün. Nesne hiç değişmedi; aynı taş, aynı biçim, aynı boyut.

Değişen tek şey açıklama ve her açıklama kendi yazıldığı dönemde kesin bir dille yazılmış.

Kural tam burada donuyor: bir açıklama nesneden değil, açıklayanın çağından geliyor olabilir.

Geçen derste üretim zincirlerini okuduk ve her bölümde aynı sınıra çarptık; anlam sorusu açık kaldı. Oraya şunu bırakmıştık: bu boşluğu dolduran açıklamalar nereden geliyor?

Sorumuz şu: bir açıklamayı nasıl sınarız ve hangi ölçütle kabul ya da reddederiz?

Bu ders yıkıcı değil ölçücü olacak. Üç açıklamayı çöpe atmayacağız; her birini söküp neyin sağlam, neyin dayanaksız olduğunu ayıracağız.

Bu derste ne olacak

Önce bir açıklamayı sökmek için dört soruluk bir yöntem kuracağız.

Sonra ilk sanat anlatısını ele alacağız ve içindeki gelişme varsayımını açacağız.

Ardından büyü açıklamasını inceleyeceğiz ve hangi sayımın onu zayıflattığını göreceğiz.

Sonra doğurganlık açıklamasına geçeceğiz ve nerede kanıtın ötesine geçildiğini işaretleyeceğiz.

Ardından üçünü aynı ölçütle karşılaştıracağız.

Usta katmanında kuram üretiminin kendi tarihini ve kimin yazdığı sorusunu göreceğiz.

Kalıcı araçlarda bu kursun bütün sınama araçlarını tek listede toplayacağız.

Sonunda bir açıklamayı kendin söküp sınayacaksın.

Sıfır noktası: bir açıklamayı sökmenin dört sorusu

Bir açıklamayı değerlendirmek için önce onu parçalarına ayırmak gerekiyor.

Bu kursta dağınık biçimde kullandığımız araçları burada tek bir yönteme bağlayacağız.

Birinci soru köken: bu açıklama hangi dönemde ve hangi düşünce ortamında ortaya çıktı?

Bu soru saldırgan değil, bilgilendirici. Her açıklama bir soruya cevap olarak doğuyor ve o soru genellikle o dönemin sorusu.

İkinci soru dayanak: açıklama hangi gözleme yaslanıyor ve o gözlem gerçekten var mı?

Burada açıklamayı destekleyen somut kanıtı bulmak gerekiyor. Kanıt bulunamıyorsa açıklama bir tahmin olarak sınıflanıyor.

Üçüncü soru sessiz varsayım: açıklama söylemediği neyi kabul ediyor?

Bu, en verimli sorulardan biri. Bir açıklama çoğu zaman kendi kanıtından çok, arka planındaki kabullerden güç alıyor.

Dördüncü soru sınav: açıklamayı yanlışlayabilecek bir gözlem var mı ve o gözlem yapıldı mı?

Bir açıklama hiçbir gözlemle yanlışlanamıyorsa güçlü değil, sınanamaz demektir. Bu ayrım dersin en pratik ölçütü.

Dört soruya bir de olumlu ölçüt eklemek gerekiyor, yoksa yöntem yalnız eleyici kalıyor. İyi bir açıklama, henüz bakılmamış bir yerde ne bulunacağını önceden söyleyebiliyor. Böyle bir öngörü üretmeyen açıklama, elimizdeki veriyi yeniden anlatmaktan öteye geçmiyor.

Birinci açıklama: ilk sanat

Bu anlatı basit bir cümleyle kuruluyor: mağara resimleri sanatın başlangıcıdır.

Şimdi dört soruyu uygulayalım ve neyin sağlam olduğunu görelim.

Köken sorusu şunu gösteriyor: anlatı, sanatın ayrı bir alan olarak görüldüğü ve bir gelişme çizgisiyle anlatıldığı bir dönemde şekillendi.

O dönemde her alan için bir başlangıç ve bir ilerleme çizgisi aranıyordu. Görsel üretim de bu şemaya yerleştirildi.

Dayanak sorusu ise zayıf bir zemin buluyor. Anlatının dayandığı şey bir gözlem değil, bir sıralama tercihi.

Bilinen erken buluntular sıraya konuyor ve en eski olan başlangıç sayılıyor. Oysa en eski bulunan ile ilk yapılan aynı şey değil.

Sessiz varsayım sorusu iki kabulü ortaya çıkarıyor ve ikisi de tartışmalı.

Birinci kabul: bu üretimler ayrı bir kategori, yani sanat. Kursun ilk dersinde bu terimin dört varsayımını görmüştük ve hiçbiri burada kanıtlanmıyor.

İkinci kabul: görsel üretim basitten karmaşığa doğru ilerliyor. Oysa erken buluntuların bir bölümü teknik olarak son derece gelişmiş durumda.

Sınav sorusu son darbeyi vuruyor. Yeni bir buluntu her seferinde başlangıç noktasını geriye taşıyor, ve anlatı her seferinde kendini yeniliyor.

Sürekli geriye taşınan bir başlangıç, aslında bir başlangıç değil. Bu, elimizdeki en eski kaydın sınırı; üretimin sınırı değil.

Anlatının bir de coğrafi yüzü bulunuyor ve bu katman için önemli. Başlangıç uzun süre belirli bir bölgeye yerleştirildi, çünkü ilk sistemli kazılar orada yapılmıştı. Başka kıtalarda benzer yaşta buluntular ortaya çıktıkça bu merkez fikri dağıldı; yoğunluk haritası yine kazı haritasıydı.

İkinci açıklama: av büyüsü

Bu açıklama şunu söylüyor: hayvan resimleri, avda başarı sağlamak için yapılmış bir büyü uygulamasıydı.

Köken sorusu bizi belirli bir düşünce ortamına götürüyor. Açıklama, uzak toplulukların inanç pratiklerinin karşılaştırmalı olarak incelendiği bir dönemde kuruldu.

O dönemde şöyle bir yaklaşım yaygındı: bugün başka yerlerde gözlenen bir uygulama, geçmişin açıklaması olarak kullanılabilir.

Bu yaklaşımın kendisi bugün reddediliyor ve sebebi açık. Yaşayan topluluklar geçmişin donmuş örnekleri değil; her birinin kendi tarihi ve kendi değişimi var.

Dayanak sorusu iki gözlem buluyor ve ikisi de gerçek. Birincisi resimlerin çoğunlukla hayvanları göstermesi, ikincisi bazı figürlerde mızrak benzeri işaretler bulunması.

Sessiz varsayım sorusu ise bir zinciri açığa çıkarıyor. Açıklama, resmedilen şeyin istenen şey olduğunu kabul ediyor.

Bu kabul kendiliğinden doğru değil. Bir şeyi resmetmek onu istemek anlamına gelmiyor; korkulan, sakınılan ya da yalnız anlatılan bir şey de resmedilebiliyor.

Sınav sorusu burada çok net bir cevap veriyor ve bu, kursun sayım alışkanlığının ürünü.

Sayım şunu gösterdi: resmedilen türlerle zemindeki kemik kalıntılarından çıkan türler çoğu yerde örtüşmüyor. Yani en çok resmedilen hayvan, en çok yenen hayvan değil.

İkinci bir sayım da yapıldı. Mızrak benzeri işaret taşıyan figürlerin oranı, açıklamanın gerektirdiğinden çok daha düşük çıktı.

Bu iki sayım açıklamayı genel bir kural olmaktan çıkardı. Buna karşılık tamamen ortadan kaldırmadı; belirli alanlarda, belirli sahneler için hâlâ tartışılabilir durumda.

Açıklamanın hangi koşulda savunulabilir kaldığını yazmak gerekiyor, çünkü ders ölçüyor. Bir alanda av sahneleri yoğunlaşıyorsa, tür dağılımı yenen türlerle örtüşüyorsa ve işaretler o alanda düzenli görülüyorsa iddia güçleniyor. Yani açıklama bütün için değil, tekil alanlar için sınanıyor.

Üçüncü açıklama: doğurganlık

Bu açıklama küçük insan figürleri için kuruldu ve şunu söylüyor: bu figürler üreme ile ilgili bir işlev taşıyordu.

Bu bölümde dikkatli bir dil gerekiyor ve bu kurs bunu daha önce kurmuştu. Burada anlatılan şey yöntem; beden tasvirine girilmiyor.

Köken sorusu belirli bir ortamı gösteriyor. Açıklama, toplumların erken evrelerine dair genel şemaların kurulduğu bir dönemde ortaya çıktı.

O şemalarda erken topluluklara belirli roller atanıyordu ve bu roller çoğu zaman o günün kendi toplumsal varsayımlarını yansıtıyordu.

Dayanak sorusu tek bir gözlem buluyor: bazı figürlerde belirli beden bölümleri ayrıntıyla, bazıları ise az işlenmiş.

Bu gözlem doğru ve ölçülebilir. Sorun gözlemde değil, ondan işleve geçişte.

Sessiz varsayım sorusu üç kabulü ortaya çıkarıyor. Birincisi, vurgunun konuyu belirlediği; ikincisi, konunun işlevi verdiği; üçüncüsü, bütün figürlerin aynı işi gördüğü.

Üçü de gösterilmiş değil. Vurgu bir tekniğin sonucu da olabiliyor ve aynı külliyat içinde çok farklı biçimler bulunuyor.

Sınav sorusu iki kanıtla cevap veriyor. Birinci kanıt çeşitlilik: figürler tek tip değil ve tek bir açıklamaya sığmıyorlar.

İkinci kanıt bağlam: bu figürlerin önemli bir bölümü özel yerlerde değil, atık alanlarında bulunuyor. Sürekli kullanılan kutsal bir nesne için beklenen dağılım bu değil.

Bir de yöntem eleştirisi geldi ve alanı belirgin biçimde değiştirdi. Araştırmacılar şunu sordu: bu figürleri kim yaptı ve kim baktı?

Bu soru, açıklamanın hep dışarıdan bir bakış varsaydığını gösterdi. Aynı biçim, kendi bedenine bakan biri tarafından da yapılmış olabilir ve bu ihtimal uzun süre hiç düşünülmedi.

Sonuç şu: açıklama genel bir kural olarak savunulamıyor. Belirli buluntular için, bağlamıyla birlikte tartışılması ise hâlâ mümkün.

Bu bölümden çıkan bir yöntem uyarısı da var ve öteki alanlara taşınabiliyor. Bir açıklama bir külliyatın tamamına uygulandığında, külliyat içindeki farklar görünmez hâle geliyor. Bu yüzden önce çeşitliliği ölçmek, sonra açıklama aramak daha sağlam bir sıra veriyor.

Karşılaştırma: üç açıklama, aynı ölçüt

Üç açıklamayı yan yana koyalım ve aynı dört soruyla değerlendirelim.

Köken bakımından üçü de ortak bir özellik taşıyor. Hepsi, ortaya çıktıkları dönemin kendi ilgisini yansıtıyor ve hiçbiri buluntudan doğmuyor.

Dayanak bakımından ise ayrışıyorlar. Büyü ve doğurganlık açıklamaları gerçek gözlemlere yaslanıyor, ilk sanat anlatısı ise bir sıralama tercihine.

Sessiz varsayım bakımından üçünde de aynı hamle görülüyor: bir gözlemden doğrudan bir işleve atlanıyor.

Bu atlama dersin merkezindeki hata. Gözlem ile işlev arasında bir adım var ve o adım gösterilmiyor.

Sınav bakımından üçü de sayımla karşılaşınca zayıfladı. Tür sayımı, oran ölçümü ve bağlam dağılımı üçünü de daralttı.

Ve buradan önemli bir sonuç çıkıyor. Açıklamaları zayıflatan şey yeni bir kuram değil, eski gözlemlerin sayılması oldu.

Bu, bu kursun genel dersini bir kez daha doğruluyor. Sayım, yorumdan daha güçlü bir araç ve her seferinde ilk yapılması gereken iş.

Son olarak üçünün ortak bir zaafı daha var. Her biri geniş bir coğrafyayı ve çok uzun bir zaman aralığını tek bir sebeple açıklamaya çalışıyor.

Bu zaafın ölçüsü kolayca kurulabiliyor ve sayıya dökülüyor. Bir açıklamanın kapsadığı zaman aralığı, yazılı tarihin tamamından uzunsa dikkat gerekiyor. Kimse bütün yazılı çağları tek bir sebeple açıklamayı denemezken, bu döneme aynı şey rahatlıkla yapılabiliyor.

Usta katmanı: kuramı kim yazdı

Birinci konu ırkçı ve sömürgeci varsayımlar ve bunları olgusal olarak yazmak gerekiyor.

On dokuzuncu ve yirminci yüzyıl başındaki birçok kuram, toplulukları bir gelişme merdiveninde sıralıyordu.

Bu sıralamada bazı topluluklar erken evrede, bazıları ileri evrede sayılıyordu. Kabul bilimsel bir bulguya değil, dönemin siyasi düzenine dayanıyordu.

Bu şema iki ayrı zarar verdi. Birincisi yaşayan topluluklara, geçmişin örneği muamelesi yaparak; ikincisi araştırmaya, yanlış bir karşılaştırma yöntemini yerleştirerek.

Bugün bu şema reddediliyor. Ne var ki ondan doğan bazı açıklamalar, kaynağı unutulmuş biçimde dolaşmaya devam ediyor.

İkinci konu kimin sorduğu. Bir alandaki soruların dağarcığı, o alanda çalışan insanların bileşimine bağlı.

Alana yeni gruplar katıldığında yeni sorular soruldu ve bazıları çok verimli çıktı. Kim yaptı sorusu bunun açık bir örneği.

Bu gözlem bir yöntem dersi veriyor. Bir açıklamanın zayıflığı çoğu zaman yanlış cevaptan değil, hiç sorulmamış sorudan geliyor.

Üçüncü konu popüler aktarım ve bu alanı bugün en çok etkileyen etken.

Yayınlar bir açıklamayı tartışmalı diye işaretlese bile, tanıtım metinleri ve haberler en akılda kalıcı olanı seçiyor.

Böylece alanda terk edilmiş bir açıklama, genel kültürde sağlam bir bilgi gibi yaşamayı sürdürüyor. Müze etiketleri ve okul özetleri bu yaşamı besliyor.

Dördüncü konu boşluk korkusu. Bilmiyoruz demek zor bir cümle ve hem yazan hem okuyan için tatminsiz.

Bu yüzden zayıf bir açıklama, hiçbir açıklama olmamasına tercih edilebiliyor. Oysa dürüst bir kayıt için doğru cümle çoğu zaman budur.

Boşluğu yazmanın bir de pratik faydası bulunuyor ve geçen kurstan tanıdık. Açıkça belirtilmiş bir bilinmeyen, sonraki araştırmacıya bir soru veriyor; kapatılmış bir boşluk ise soruyu ortadan kaldırıyor. Yani bilmiyoruz demek, araştırmayı durduran değil başlatan bir cümle.

Kalıcı araçlar

Dört soruluk sökme. Bir açıklamayı köken, dayanak, sessiz varsayım ve sınav sorularıyla ayır.

Gözlem ile işlev arası. Bir gözlemden işleve atlanan yeri işaretle; o adım gösterilmemişse açıklama orada zayıflıyor.

Önce say. Bir açıklamayı sınamanın en hızlı yolu ilgili sayımı yapmak; tür dağılımı, oran ve bağlam sayımı çoğu iddiayı test ediyor.

Kapsam ölçüsü. Açıklamanın kaç bölgeyi ve kaç bin yılı kapsadığını sor; kapsam büyüdükçe iddia zayıflıyor.

Alternatif sayımı. Aynı gözlemi açıklayabilecek başka seçenekleri listele; birden çoksa tek açıklama seçilemiyor.

Kaynağı unutulmuş açıklama. Dolaşan bir yorumun hangi dönemde ve hangi şemadan doğduğunu ara.

Bilmiyoruz hakkı. Zayıf bir açıklama, açıklama yokluğundan daha kötü olabiliyor; boşluk açıkça yazılabilir.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Mağara resimleri sanatın başlangıcıdır."
Doğrusu

Bu anlatı bir gözleme değil bir sıralama tercihine dayanıyor ve en eski bulunan ile ilk yapılan aynı şey değil. Ayrıca her yeni buluntu başlangıç noktasını geriye taşıyor; sürekli geriye kayan bir nokta, üretimin değil elimizdeki kaydın sınırını gösteriyor.

Yaygın yanlış"Hayvan resimleri av büyüsü için yapılmıştır."
Doğrusu

Açıklama gerçek gözlemlere dayanıyor, ne var ki iki sayım onu genel kural olmaktan çıkardı: resmedilen türlerle yenen türler çoğu yerde örtüşmüyor ve işaret taşıyan figürlerin oranı beklenenin çok altında. Ayrıca bir şeyi resmetmek onu istemek anlamına gelmiyor.

Yaygın yanlış"Küçük insan figürleri doğurganlık simgeleridir."
Doğrusu

Gözlem doğru ama gözlemden işleve geçiş gösterilmiş değil; ayrıca külliyat tek tip değil ve figürlerin önemli bir bölümü atık alanlarında bulunuyor. Genel bir kural olarak savunulamıyor, tekil buluntular için bağlamıyla birlikte tartışılması ise mümkün.

Yaygın yanlış"Bugün yaşayan bir topluluktaki uygulama, geçmişteki uygulamayı açıklar."
Doğrusu

Bu karşılaştırmalı yöntem bugün reddediliyor, çünkü hiçbir topluluk bir başkasının geçmiş hâli değil ve her birinin kendi tarihi var. Karşılaştırma bir soru üretebiliyor, kanıt üretmiyor.

Yaygın yanlış"Bir açıklama uzun süredir kullanılıyorsa doğrulanmış demektir."
Doğrusu

Süre bir kanıt değil ve terk edilmiş açıklamalar popüler aktarımda yaşamaya devam edebiliyor. Ölçüt kullanım sıklığı değil; açıklamayı yanlışlayabilecek bir gözlemin bulunup bulunmadığı ve o gözlemin yapılıp yapılmadığı.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: bir açıklama nesneden değil açıklayanın çağından geliyor olabilir ve bunu görmek için dört soru yetiyor; köken, dayanak, sessiz varsayım ve sınav. İlk sanat anlatısı bir gözleme değil sıralama tercihine dayanıyor ve en eski bulunan ile ilk yapılan aynı şey değil. Av büyüsü açıklaması gerçek gözlemlere yaslanıyor, ne var ki tür dağılımı ve işaret oranı sayımları onu genel kural olmaktan çıkardı. Doğurganlık açıklaması ölçülebilir bir gözlemden işleve atlıyor ve külliyattaki çeşitlilik ile atık alanı dağılımı bu atlamayı zorluyor. Üçünün ortak hatası aynı: gözlem ile işlev arasındaki adımın gösterilmemesi ve tek bir sebeple çok geniş bir alanı açıklamaya çalışmak. Açıklamaları zayıflatan şey yeni kuramlar değil, eski gözlemlerin sayılması oldu. Kimin sorduğu neyin sorulduğunu değiştiriyor ve terk edilmiş açıklamalar popüler aktarımda yaşamaya devam ediyor. Son olarak bilmiyoruz demek bir eksiklik değil, dürüst bir kayıt biçimi.

Sonraki derse köprü

Bu derste açıklamaları sınadık ve çoğunun kanıttan daha ileri gittiğini gördük. Ne var ki bir sorunun üstünü kapatmadık: elimizdeki kanıt zaten eksik. Kurs boyunca defalarca değindiğimiz bu eksiklik son derste kendi başına konu olacak. Peki bir dönemin görsel dünyasının ne kadarı hiç elimize ulaşmadı; bu boşluğu ölçmenin bir yolu var mı ve tabloyu buna göre nasıl düzeltiriz? Sıradaki derste görünmeyen malzemelere ve korunma yanlılığına geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-301 — Tarih Öncesi Görsel ve Maddi Kültür →

10 bölümden 9. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga