Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: yerleşim, anıttan farklı bir kanıt türü veriyor; tekrar, biriktirme, gündeliklik ve süreklilik bir anı değil bir süreci gösteriyor. Tabakalanma burada tam güçle çalışıyor, çünkü höyük biriken ve mühürleyen bir ortam; katmanlar tarihleniyor ve buluntular katmandan tarih alıyor. Ev planı tekrar ettiği için paylaşılmış bir tasarım kararını gösteriyor ve bitişik düzende çatı bir yola dönüşüyor. İmgeler ayrı bir yapıda değil evin içinde duruyor, aynı sıva ve boyayla yapılıyor ve bir süre sonra kapatılıyor. Bu yüzden sanat teriminin dört varsayımı da burada zorlanıyor ve bulanıklık kategorinin evrensel olmadığını gösteriyor. Taban altı gömüler mekânla kurulan sürekli bir ilişkiye işaret ediyor, anlamı ise açık kalıyor ve bugüne ait saygı kuralları geçerli. Aynı çağda çok farklı yerleşim düzenleri bulunuyor ve tek bir neolitik tipi kurulamıyor. Son olarak bir nesneye anlam yüklemeden önce nerede bulunduğu soruluyor; atık alanı ile taban altı aynı şeyi söylemiyor.
Açılış: bir duvarın kesiti
Bir kazıda bir ev duvarının kesiti açılıyor ve yandan bakınca ince çizgiler görülüyor.
Çizgiler sıva katları. Üst üste binmiş, her biri kâğıt inceliğinde ve sayılabilir durumdalar.
Her kat bir yenilemeyi gösteriyor. Duvar bir kez sıvanıp bırakılmamış; belirli aralıklarla yeniden sıvanmış.
Şimdi kesite daha yakından bak. Katlardan bazılarının altında renk var; bir boya izi, bir çizgi, bir figür parçası.
Yani duvara bir imge yapılmış ve sonra üzeri sıvanıp kapatılmış. Ardından yeni bir kat, belki yeni bir imge gelmiş.
Kural tam burada donuyor: bu imge kalıcı olmak için yapılmamış, bir bakım döngüsünün içinde duruyor.
Geçen derste barınma dışında işlev taşıyan, çok emek istemiş yapılarla çalıştık. Oraya şunu bırakmıştık: insanlar bir arada sürekli yaşamaya başladığında görsel üretim ne oluyor?
Sorumuz şu: gündelik bir mekânda üretilen imgeyi nasıl okuyoruz ve sanat kategorisi burada neden çalışmıyor?
Bu derste ne olacak
Önce yerleşimin anıttan farklı ne tür bir kanıt verdiğini göreceğiz.
Sonra tabakalanmanın burada nasıl tam güçle geri döndüğünü işleyeceğiz.
Ardından evin içine gireceğiz ve mekânın nasıl düzenlendiğine bakacağız.
Sonra imgelerin nerede durduğunu ve nasıl kapatıldığını ele alacağız.
Ardından gündelik nesnelerle imgeler arasındaki sınırı sorgulayacağız.
Sonra iki farklı yerleşim biçimini karşılaştıracağız.
Usta katmanında kazı yöntemini, örneklemeyi ve yorum tarihini göreceğiz.
Sonunda kendi mekânının bakım katmanlarını çıkaracaksın.
Sıfır noktası: yerleşim ne tür bir kanıt verir
Geçen ders anıtsal bir yapıyla çalıştı ve oradaki kanıt tek seferlik bir işten geliyordu.
Yerleşim tam tersini sağlıyor ve gücü buradan doğuyor.
Birinci fark tekrar: bir evde aynı işler her gün yapılıyor ve iz bırakıyor.
Bu tekrar istatistiksel bir zemin sağlıyor. Tek bir buluntu bir kaza olabilir, ama aynı iz yüzlerce kez tekrarlanıyorsa bir alışkanlığı gösteriyor.
İkinci fark biriktirme: yerleşim yeri sürekli malzeme biriktiriyor.
Yıkılan duvar yeni duvarın altında kalıyor, atıklar yığılıyor ve zemin yükseliyor. Bu birikme yüzünden yerleşim yerleri zamanla tepe biçimini alıyor.
Üçüncü fark gündeliklik: yerleşimde bulunan şeylerin çoğu özel değil.
Kırık kap parçası, hayvan kemiği, öğütme taşı ve kül. Bunlar dikkat çekici değil, ne var ki bir yaşamı en ayrıntılı anlatan şeyler onlar.
Dördüncü fark süreklilik: bazı yerleşimler yüzlerce yıl kullanılmış ve değişimi içeriden izleme imkânı veriyor.
Bu son nokta önemli: yerleşim bize bir anı değil, bir süreci gösteriyor.
Sürecin okunması bir de karşılaştırma imkânı veriyor ve bu, anıtta bulunmayan bir güç. Aynı yerleşimde alt katmanla üst katman yan yana konabiliyor ve neyin değiştiği doğrudan görülüyor. Değişen ile aynı kalan ayrıldığında, hangi alışkanlığın kuşaklar boyu sürdüğü ve hangisinin bırakıldığı ortaya çıkıyor.
Tabakalanma tam güçle geri dönüyor
Bu kursta bir aracın nerede çalıştığını, nerede çalışmadığını izliyoruz ve şimdi ilginç bir noktaya geldik.
İlk derste bağlamı üçe ayırmıştık: konum, tabakalanma ve birliktelik.
Mağara duvarında tabakalanma çalışmıyordu, çünkü taş yüzey biriktirmiyordu. Açık kaya alanlarında durum daha da kötüydü.
Taşınabilir nesnelerde araç kısmen geri gelmişti, ne var ki konum zayıflamıştı.
Yerleşimde ise üçü birden çalışıyor ve en güçlü hâlini alıyor.
Birinci sebep birikme: höyük tam olarak biriken bir ortam ve aşağıdaki her zaman daha eski.
İkinci sebep kapalılık: bir taban üzerine yeni taban yapıldığında altı mühürleniyor. Alttaki buluntular karışmadan kalıyor.
Üçüncü sebep bolluk: her katmanda tarihlenebilir madde bulunuyor. Kömür, tohum ve kemik çoğu tabakada var.
Buradan pratik bir sonuç çıkıyor. Bir höyükte tek tek buluntular tarihlenmiyor; katmanlar tarihleniyor ve buluntular katmandan tarih alıyor.
Ve bir uyarı gerekiyor. Sonradan kazılan çukurlar katmanları deler ve genç malzemeyi eski katmana taşır; kazıcı önce bu çukurları ayırmak zorunda.
İkinci bir karışma kaynağı da malzemenin kendisinden geliyor ve daha sinsi çalışıyor. Kerpiç yapmak için kullanılan toprak çoğu zaman höyüğün kendisinden alınıyor ve içinde eski buluntular bulunabiliyor. Böylece bir duvarın içinden çıkan parça, o duvardan çok daha eski olabiliyor ve kayıtta bu ayrıca not ediliyor.
Evin içi: mekân nasıl düzenlenmiş
Şimdi bir eve girelim ve düzenin kendisini okuyalım, çünkü plan bir tasarım kararı.
Birinci gözlem tekrar eden plan: evler birbirinden bağımsız değil, benzer bir düzeni izliyor.
Ocak belirli bir yerde, depolama belirli bir köşede ve çalışma alanı belirli bir tarafta bulunuyor. Bu tekrar, bir alışkanlığın paylaşıldığını gösteriyor.
İkinci gözlem yoğunluk: bazı yerleşimlerde evler bitişik yapılmış ve aralarında sokak bulunmuyor.
Böyle bir düzende giriş yandan olamıyor. Bunun yerine çatıdan girildiği düşünülüyor ve merdiven izleri bu okumayı destekliyor.
Bu düzenin bir sonucu var ve dikkat çekici. Çatı yalnız üst örtü değil; aynı zamanda bir yol, bir çalışma alanı ve bir geçiş yüzeyi hâline geliyor.
Üçüncü gözlem alan ayrımı: ev içinde temiz ve kirli alanlar ayrılmış görünüyor.
Ocak çevresi kül ve is taşıyor, öteki bölümler daha temiz tutulmuş. Toprak örnekleri bu ayrımı mikroskopla doğrulayabiliyor.
Dördüncü gözlem bakım: tabanlar süpürülmüş ve düzenli olarak yenilenmiş.
Bu bir sorun da yaratıyor. Temiz tutulan bir tabanda buluntu az oluyor, dolayısıyla en düzenli evler en az veri veren evler olabiliyor.
Bu yüzden bu alanlarda asıl zengin veri evin içinde değil dışında toplanıyor. Süpürülen her şey atık alanına gidiyor ve orada birikiyor. Bir evi anlamak için çoğu zaman o evin çöplüğüne bakmak gerekiyor ve iki alan birlikte okunuyor.
İmgeler nerede duruyor
Şimdi bu dersin merkezine geliyoruz. Bu yerleşimlerde imgeler ayrı bir yapıda değil, evin içinde bulunuyor.
Birinci gözlem konum: bezemeler duvarda, bazen belirli bir yönde ve belirli bir yükseklikte.
Bu konum rastgele görünmüyor. Aynı yerleşimde birden çok evde benzer yerlere yapılmış bezemeler bulunabiliyor.
İkinci gözlem kapatma: açılışta gördüğümüz gibi bezemeler bir süre sonra sıvayla örtülüyor.
Bu, sanat kavramının en çok zorlandığı gözlem. Bir imge yapılıyor, bir süre duruyor ve sonra kapatılıyor; sonra belki yenisi geliyor.
Üçüncü gözlem malzeme: bezeme kalıcı olsun diye özel bir teknikle yapılmıyor.
Aynı sıva, aynı toprak boya ve aynı el kullanılıyor. Yani imge, duvarın bakımından ayrı bir iş değil.
Dördüncü gözlem konu: bezemelerde hayvanlar, işaretler ve bazen insan biçimleri görülüyor.
Burada geçen derslerin uyarısı yeniden geçerli. Biçimi tanımak anlamı bilmek değil ve konu dağılımı bölgeden bölgeye değişiyor.
Bir de kabartma ve yerleştirme var: bazı duvarlara kilden çıkıntılar yapılmış ya da hayvan parçaları yerleştirilmiş.
Bu tür düzenlemeler resim ile mimari arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Duvarın kendisi imgenin bir parçası oluyor ve geçen derslerin yüzey önceliği aracı burada da işliyor.
Bir gözlem daha var ve dağılımdan geliyor. Bezemeli evlerle bezemesiz evler aynı yerleşimde yan yana bulunabiliyor. Bu fark bir statü işareti olarak okunmaya çalışıldı, ne var ki bezemeli evlerin öteki bakımlardan farklı olduğunu gösteren güçlü bir kanıt bulunamadı.
Taban altı gömü ve saygı sınırı
Bu yerleşimlerde dikkat çeken bir uygulama, bazı ölülerin ev tabanlarının altına gömülmüş olması.
Bu konuya girerken bir kural gerekiyor ve bu kurs onu geçen katmanda kurmuştu.
Burada anlatılan şey yöntem ve gözlem. İnsan kalıntıları bir buluntu kategorisi gibi ele alınmıyor ve tasvire girilmiyor.
Gözlem düzeyinde söylenebilecekler şunlar. Gömüler ev içinde belirli alanlarda yoğunlaşıyor ve tabanın altında, sonradan üzeri kapatılmış durumda bulunuyor.
Bazı durumlarda gömü sonradan açılmış ve yeniden düzenlenmiş görünüyor. Bu, mekânla kurulan ilişkinin tek seferlik olmadığını düşündürüyor.
Peki bu ne anlama geliyor? İşte bu soru anlam düzeyine ait ve dürüst cevap şu: kesin olarak bilinmiyor.
Öne sürülen okumalar var; ev ile soy arasında kurulan bir bağ, mekânın sürekliliği ya da bir aidiyet işareti. Hiçbiri kanıtlanmış değil.
Ve bugüne ait bir sorumluluk da bulunuyor. Bu kalıntıların araştırılması, sergilenmesi ve yayımlanması geçen katmanda gördüğümüz kurallara bağlı yürüyor.
Yöntem düzeyinde de bir gözlem eklemek gerekiyor. Taban altındaki bir gömü, üstündeki tabanı da tarihliyor ve iki bilgi birbirini kilitliyor. Böylece gömü yalnız bir uygulama değil, evin yaşam çizelgesini kuran bir düğüm noktası hâline geliyor.
Karşılaştırma: sanat mı, gündelik üretim mi
İlk derste sanat teriminin dört varsayım taşıdığını görmüştük: kategori, estetik, sanatçı ve seyirci.
Şimdi bu varsayımları bu malzemede tek tek sınayalım, çünkü burada hepsi zorlanıyor.
Birinci varsayım kategori: bezeme ayrı bir üretim alanı değil, duvar bakımının içinde duruyor.
Aynı kişi sıvayı çekiyor, boyayı sürüyor ve bir süre sonra üzerini kapatıyor. Ayrı bir uzmanlık ya da ayrı bir zaman ayrılmış görünmüyor.
İkinci varsayım estetik: bezemelerin güzellik için yapıldığını gösteren bağımsız bir kanıt bulunmuyor.
Üçüncü varsayım sanatçı: üretim tekil bir yapıcıya bağlanamıyor ve tekrar eden düzen ortak bir alışkanlığa işaret ediyor.
Dördüncü varsayım seyirci: bezemeler evin içinde ve sınırlı sayıda kişinin göreceği bir yerde bulunuyor.
Dördü birden zorlandığında ne yapılıyor? Terim bırakılmıyor, ama sınırı yazılıyor.
Bu yerleşimlerde görsel üretim, gündelik yaşamın ayrı bir dalı değil; yemek pişirmek, duvar sıvamak ve alet yapmakla aynı düzlemde duruyor.
Ve burada bir kazanç var. Bu bulanıklık bir eksiklik değil; sanat kategorisinin evrensel olmadığını gösteren doğrudan bir kanıt.
Bu sonucun bir de pratik karşılığı bulunuyor ve müze salonlarında görülüyor. Aynı yerleşimden çıkan bir kap ile bir figür çoğu zaman farklı vitrinlere konuyor; biri gündelik eşya, öteki sanat sayılıyor. Oysa ikisi aynı evde, aynı ellerle ve aynı malzemeyle üretilmiş olabiliyor.
İki yerleşim biçimi
Bu dönemde yerleşimler tek tip değil ve ikisini karşılaştırmak farkı görünür kılıyor.
Anadolu'daki Çatalhöyük bitişik düzenli bir yerleşim örneği veriyor. Evler yan yana ve duvarları ortak, aralarında sokak bulunmuyor.
Bu düzende hareket çatı üzerinden yürüyor ve topluluk fiziksel olarak iç içe geçmiş durumda.
Levant'taki Jericho ise başka bir soru açıyor. Burada yerleşimin çevresinde bir duvar ve bir kule bulunuyor.
Bu yapılar uzun süre savunma olarak yorumlandı ve bir çatışma tablosu kuruldu.
Sonraki tartışmalar başka ihtimalleri de gündeme getirdi. Duvar sel ve toprak akışına karşı da yapılmış olabilir, kule ise topluluk için ortak bir yapı olabilir.
Bu iki okuma arasında seçim yapmak bugünkü kanıtla mümkün değil ve tartışma sürüyor.
Karşılaştırmanın asıl dersi burada. Aynı çağda, birbirine uzak olmayan iki alan tamamen farklı düzenler kurmuş ve tek bir neolitik tipi yok.
Bu, katmanın kurmak istediği eşzamanlı görüntünün ta kendisi. Tek bir çizgi değil, aynı anda ilerleyen farklı çözümler.
İki alanı birbirine bağlayan bir kanıt da bulunuyor ve mesafeyi ölçülebilir kılıyor. Volkanik camın kaynağı sınırlı sayıda bölgede olduğu için, bir yerleşimde bulunması doğrudan bir bağ gösteriyor. Böylece farklı düzenler kuran topluluklar arasında bile malzeme dolaşımı izlenebiliyor.
Usta katmanı: kazı yöntemi ve yorum tarihi
Birinci konu kazı ölçeği ve bu malzeme için belirleyici.
Bir höyükte veri o kadar yoğun ki, kazının hızı doğrudan bilgi kaybına dönüşüyor.
Bu yüzden bu alanlarda çok ince yöntemler kullanılıyor. Toprak elenip yıkanıyor, örnekler mikroskopla inceleniyor ve gözle görülmeyen kalıntılar toplanıyor.
İkinci konu örnekleme ve geçen derslerin uyarısını sürdürüyor. Bir höyüğün yalnız küçük bir bölümü kazılabiliyor.
Kazılan bölüm bütünü temsil ediyor mu? Bu soru açık kalıyor ve raporlarda ayrıca yazılıyor.
Üçüncü konu yorumun kendi tarihi ve bu alanda çok belirgin.
Erken dönemde bazı bulgular hızlı ve iddialı biçimde yorumlandı; belirli figürler belirli inançlara bağlandı ve tablo net göründü.
Sonraki çalışmalar bu okumaların bir bölümünü yumuşattı. Buluntu dağılımı incelendiğinde figürlerin çoğunun atık alanlarında bulunduğu görüldü ve bu, onlara verilen özel statüyü tartışmaya açtı.
Buradan bir alışkanlık çıkıyor: bir nesneye anlam yüklemeden önce nerede bulunduğuna bak.
Dördüncü konu koruma. Kerpiç duvar açıldığında hızla bozuluyor ve bu, kazının kendi ürettiği bir sorun.
Bu yüzden kazı alanlarının üstü kapatılıyor ve bazı bölümler bilerek kazılmadan bırakılıyor. Gelecekteki yöntemler bugünkünden iyi olacağı için bu bir yatırım sayılıyor.
Kalıcı araçlar
Tekrar ölçüsü. Bir izin tek mi yoksa yüzlerce kez mi tekrarlandığını sor; alışkanlık ancak tekrardan çıkıyor.
Katman önce nesne sonra. Höyükte buluntu tek başına tarihlenmiyor; katman tarihleniyor ve buluntu ondan tarih alıyor.
Çukur uyarısı. Sonradan açılmış çukurlar genç malzemeyi eski katmana taşıyor; önce onlar ayrılıyor.
Bakım okuması. Sıva, taban ve onarım katmanlarını say; bakım ritmi süreklilik hakkında doğrudan bilgi veriyor.
Temizlik yanılgısı. Düzenli tutulan mekânlar az buluntu veriyor; buluntu azlığı kullanım azlığı demek değil.
Nerede bulundu sorusu. Bir nesneye anlam yüklemeden önce hangi bağlamda çıktığına bak; atık alanı ile taban altı farklı şeyler söylüyor.
Tek tip yok. Aynı çağda farklı yerleşim düzenleri bulunuyor; tek bir neolitik modeli kurulmuyor.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Duvara yapılan bir bezeme, kalıcı olsun diye yapılmış bir eserdir."
Kesitler bezemelerin bir süre sonra sıvayla kapatıldığını ve üzerine yeni katlar geldiğini gösteriyor. İmge burada bir bakım döngüsünün içinde duruyor ve kalıcılık amacı taşıdığını gösteren bir kanıt bulunmuyor.
Yaygın yanlış"Bu yerleşimlerde sanat ile gündelik üretim ayrı alanlardır."
Bezeme aynı sıva, aynı boya ve aynı elle yapılıyor; ayrı bir uzmanlık ya da ayrı bir zaman ayrılmış görünmüyor. Sanat teriminin dört varsayımı da burada zorlanıyor ve bu bulanıklık bir eksiklik değil, kategorinin evrensel olmadığını gösteren kanıt.
Yaygın yanlış"Bir höyükte her buluntu kendi başına tarihlenir."
Höyükte katmanlar tarihleniyor ve buluntular bulundukları katmandan tarih alıyor. Ayrıca sonradan açılmış çukurlar genç malzemeyi eski katmanlara taşıyabildiği için kazıcı önce bu karışmaları ayırmak zorunda.
Yaygın yanlış"Az buluntu veren bir ev, az kullanılmış demektir."
Tabanlar düzenli süpürülüp yenilendiği için en bakımlı mekânlar en az veri veren mekânlar olabiliyor. Buluntu yoğunluğu kullanım yoğunluğunu değil, temizlik ve atma alışkanlığını gösteriyor.
Yaygın yanlış"Neolitik yerleşimler birbirine benzer, tek bir düzen vardır."
Aynı çağda bitişik düzenli, sokaksız ve çatıdan girilen yerleşimler ile çevresi duvarlı ve kuleli yerleşimler bir arada bulunuyor. Tek bir model kurmak, aynı anda ilerleyen farklı çözümleri görünmez kılıyor.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: yerleşim, anıttan farklı bir kanıt türü veriyor; tekrar, biriktirme, gündeliklik ve süreklilik bir anı değil bir süreci gösteriyor. Tabakalanma burada tam güçle çalışıyor, çünkü höyük biriken ve mühürleyen bir ortam; katmanlar tarihleniyor ve buluntular katmandan tarih alıyor. Ev planı tekrar ettiği için paylaşılmış bir tasarım kararını gösteriyor ve bitişik düzende çatı bir yola dönüşüyor. İmgeler ayrı bir yapıda değil evin içinde duruyor, aynı sıva ve boyayla yapılıyor ve bir süre sonra kapatılıyor. Bu yüzden sanat teriminin dört varsayımı da burada zorlanıyor ve bulanıklık kategorinin evrensel olmadığını gösteriyor. Taban altı gömüler mekânla kurulan sürekli bir ilişkiye işaret ediyor, anlamı ise açık kalıyor ve bugüne ait saygı kuralları geçerli. Aynı çağda çok farklı yerleşim düzenleri bulunuyor ve tek bir neolitik tipi kurulamıyor. Son olarak bir nesneye anlam yüklemeden önce nerede bulunduğu soruluyor; atık alanı ile taban altı aynı şeyi söylemiyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste mekânın içine girdik ve gündelik olanın nasıl okunduğunu gördük. İmgeler evin duvarındaydı, ölçek küçüktü ve her şey bakım döngüsünün içindeydi. Şimdi yeniden dışarı çıkıyoruz, ne var ki bu kez tek bir yapıya değil bütün bir araziye bakacağız. Peki insanlar taşları kilometrelerce uzaktan getirip açık arazide düzenlemeye başladığında ne oluyor; bir peyzaj nasıl tasarlanır ve gökyüzüne göre hizalanmış bir düzenden hangi sonuçları çıkarabiliriz? Sıradaki derste megalitlere, Stonehenge'e ve peyzajın düzenlenmesine geçiyoruz.