Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: kayıp rastgele değil seçici olduğu için elimizdeki tablo küçülmüyor eğiliyor ve eğim biliniyorsa hesaba katılabiliyor. Kaybı ölçmenin dört yolu var: istisnai korunma alanlarıyla karşılaştırma, negatif izlerin sayımı, aletten ürüne giden çıkarım ve deneysel bozulma çalışmaları; dördü birlikte tek sayı değil bir aralık veriyor. Bir grup kanıt ise hiç iz bırakmıyor; ses, hareket, beden uygulamaları ve sözlü bilgi için ölçüm yolu bulunmuyor ve oraya boşluk yazılıyor. Eksiklik üç düzeyde farklı biçimde yazılıyor: yayında aralıkla, sergide açıklamayla, öğretimde konu olarak. Kursun bütün araçları sekiz adımlı bir sıraya diziliyor ve malzeme değişse de sıra sabit kalıyor. Kazı geri alınamaz olduğu için alanların bir bölümü bilerek kazılmadan bırakılıyor, depodaki eski malzeme ise yeni yöntemlerle yeniden inceleniyor. Ve vitrindeki tek bir uç, çoğu zaman kaybolmuş bir bütünün küçük bir parçası.
Açılış: sapı olmayan uç
Bir müze vitrininde küçük bir taş uç duruyor. İnce, keskin ve düzgün yontulmuş.
Etiketinde alet yazıyor ve ziyaretçi bunu bir alet olarak görüyor.
Şimdi o ucu eline aldığını düşün. Tek başına neredeyse hiçbir işe yaramıyor; tutacak yeri yok, kuvvet uygulanacak yeri yok.
Bu uç bir aletin parçasıydı. Bir sapa oturtulmuş, bir bağla sarılmış ve bir yapıştırıcıyla sabitlenmişti.
Sap ahşaptı, bağ ip ya da sinirdi, yapıştırıcı reçineydi. Üçü de kayboldu.
Yani vitrindeki nesne aletin küçük bir bölümü. Geri kalanı, hem hacim hem emek olarak daha büyük olan bölümü, orada değil.
Kural tam burada donuyor: elimizdeki şey çoğu zaman bir nesnenin parçası, ama tek başına durduğunda bütünmüş gibi görünüyor.
Geçen derste açıklamaları sınadık ve çoğunun kanıttan ileri gittiğini gördük. Oraya şunu bırakmıştık: elimizdeki kanıt zaten eksik.
Sorumuz şu: bu eksiklik ölçülebilir mi ve tabloyu ona göre nasıl düzeltiriz?
Bu ders kursu kapatıyor. Boşluğu ölçmeyi öğrendikten sonra kursun bütün araçlarını tek bir çalışma sırasına dizeceğiz.
Bu derste ne olacak
Önce eksikliğin neden bir hata değil bir ölçü sorunu olduğunu göreceğiz.
Sonra kaybı ölçmenin dört yolunu tek tek işleyeceğiz.
Ardından hangi kanıt türlerinin hiç kalıntı bırakmadığını ele alacağız.
Sonra bu ölçümün yayına ve sergiye nasıl yazıldığını göreceğiz.
Ardından kurs boyunca kurduğumuz araçları tek bir sıraya dizeceğiz.
Usta katmanında kazılmadan bırakma kararını ve gelecek payını göreceğiz.
Sonunda kendi çevrende bir kayıp katsayısı hesaplayacaksın.
Sıfır noktası: eksiklik bir ölçü sorunudur
Bu kursta korunma yanlılığına birçok kez değindik ve hep bir uyarı olarak kullandık.
Bu derste onu uyarı olmaktan çıkarıp bir ölçüye çevireceğiz, çünkü uyarı tek başına işe yaramıyor.
Birinci gözlem yön: kayıp rastgele değil ve bu, en önemli nokta.
Rastgele bir kayıp tabloyu yalnız küçültürdü. Oysa buradaki kayıp seçici; belirli malzemeleri alıp belirli malzemeleri bırakıyor.
İkinci gözlem sonuç: seçici kayıp, tabloyu küçültmüyor eğiyor.
Taş, pişmiş kil ve kemik kalıyor. Ahşap, lif, deri, boya ve besin kayboluyor. Elimizde kalan grup, bir dönemin ortalamasını temsil etmiyor.
Üçüncü gözlem düzeltme: eğik bir ölçüm, eğimi biliniyorsa düzeltilebilir.
Bir terazi hep aynı yönde şaşıyorsa, o şaşma ölçülüp hesaba katılabiliyor. Buradaki iş de bu.
Dördüncü gözlem sınır: düzeltme kesin bir sayı vermiyor, bir aralık veriyor.
Bu kursun sınır dili burada da geçerli. Amaç doğru sayıyı bulmak değil, makul aralığı yazmak ve tek bir sayı gibi konuşmamak.
Beşinci bir gözlem de eğimin yönüyle ilgili ve tek yönlü değil. Kayıp yalnız malzeme türüne göre değil, nesne boyutuna ve gömülme derinliğine göre de seçici davranıyor. Küçük nesneler ince eleme yapılmayan kazılarda kayboluyor, yüzeye yakın olanlar ise tarım ve inşaatla dağılıyor.
Kaybı ölçmenin dört yolu
Şimdi asıl araca geliyoruz. Kaybı ölçmek için dört yol kullanılıyor ve dördü birlikte okunuyor.
Birinci yol karşılaştırma: istisnai korunma alanları ile olağan alanlar yan yana konuyor.
Bazı ortamlar bozulmayı durduruyor; sürekli ıslak turbalıklar, aşırı kuru bölgeler ve donmuş alanlar bunların başında geliyor.
Böyle bir alandan çıkan buluntu topluluğu ile aynı çağa ait olağan bir alandan çıkan topluluk karşılaştırılıyor. Aradaki fark, olağan alanda ne kadarının kaybolduğuna dair kaba bir oran veriyor.
Bu yolun bir sınırı var ve yazılması gerekiyor. Korunmuş alanlar coğrafi olarak dağınık ve her bölge için karşılık bulunmuyor.
İkinci bir sınır da korunmuş alanların kendi özelliğinden geliyor. Bir turbalık ya da bir buzul kenarı, olağan bir yerleşim yeri değil; oraya bırakılan nesneler farklı sebeplerle bırakılmış olabiliyor. Bu yüzden karşılaştırma yapılırken buluntu türü değil, malzeme oranı kullanılıyor.
İkinci yol dolaylı iz: kaybolan malzemenin kalan malzeme üstündeki negatifi sayılıyor.
Geçen derste bunu öğrenmiştik; kilde kalan doku izleri, sıvadaki bağ izleri ve pas içindeki lif kalıntıları bu gruba giriyor.
Bu izler yalnız varlık göstermiyor, sayılabiliyor da. Bir alandaki kap parçalarının kaçında sepet izi olduğu ölçülüyor ve buradan sepet kullanımının yaygınlığı tahmin ediliyor.
Üçüncü yol alet eşleşmesi: bir işi yapan alet varsa, o işin ürünü de vardı.
Ağırşak varsa iplik eğrilmişti. Deri kazıyıcısı varsa deri işlenmişti. İğne varsa dikiş yapılmıştı.
Bu akıl yürütme güçlü, çünkü aletler dayanıklı malzemeden yapılıyor ve kalıyorlar. Ürün kaybolsa da üretimin yapıldığı kanıtlanıyor.
Aletten ürüne giden çıkarımın bir de miktar yüzü var ve dikkat istiyor. Bir alanda bulunan alet sayısı, üretim ölçeği hakkında kaba bir fikir verebiliyor. Buna karşılık aletler uzun ömürlü olduğu için sayı, üretilen ürünün miktarıyla doğrudan orantılı değil ve bu ayrı yazılıyor.
Dördüncü yol deney: bir malzemenin ne kadar sürede bozulduğu denenerek ölçülüyor.
Araştırmacılar bilinen malzemeleri farklı toprak koşullarına gömüyor ve belirli aralıklarla çıkarıp inceliyor. Böylece bozulma hızı gözlem hâline geliyor.
Bu dördüncü yol, geçen derste eleştirdiğimiz yöntemden ayrılıyor ve fark önemli. Dayanak yaşayan bir topluluğun pratiği değil, denetlenmiş bir deney.
Deneyin de bir zaman sorunu bulunuyor ve açıkça söylenmesi gerekiyor. Kimse binlerce yıllık bir bozulmayı doğrudan gözlemleyemiyor; deneyler kısa süreli ve sonuçlar ileriye doğru uzatılıyor. Bu uzatma bir varsayım taşıyor ve ciddi yayınlarda ayrıca belirtiliyor.
Hiç kalıntı bırakmayan kanıtlar
Bazı üretimler yalnız kaybolmuyor; hiçbir iz de bırakmıyor ve bu ayrı bir kategori.
Bu grubu ayrı tutmak gerekiyor, çünkü onlar için yukarıdaki dört yol da çalışmıyor.
Birinci tür ses: müzik, konuşma ve anlatı hiçbir maddi iz bırakmıyor.
Bazı aletler bu iş için önerilmiş durumda, ne var ki bunlar dolaylı ve tartışmalı. Bir nesnenin ses çıkarabilmesi, ses çıkarmak için yapıldığını göstermiyor.
İkinci tür hareket: dans, tören düzeni ve gündelik jestler kaybolup gidiyor.
Üçüncü tür bedene yapılan işlemler: geçen derste gördüğümüz gibi boyama ve benzeri uygulamalar iz bırakmıyor.
Dördüncü tür bilgi: sözlü aktarılan her şey, yani hikâyeler, adlar, kurallar ve teknik bilgi.
Bu sonuncusu en ağır kayıp. Bir kabın nasıl yapıldığını izinden okuyabiliyoruz, ama o bilginin nasıl anlatıldığını hiçbir biçimde bilemiyoruz.
Buradan dersin dürüst cümlesi çıkıyor: bu alanlarda boşluk kapatılamıyor ve kapatılmaya çalışılmıyor.
Doğru uygulama boşluğu açıkça yazmak. Kursun geçen dersinde öğrendiğimiz gibi, belirtilmiş bir bilinmeyen sonraki araştırmacıya bir soru bırakıyor.
Bu kategorinin bir de dolaylı yansıması bulunuyor ve tamamen umutsuz değil. Ses ve hareket iz bırakmıyor, ne var ki onlara ayrılmış mekân iz bırakabiliyor. Bir alanın boyutu, zemin aşınması ve oturma düzeni, orada toplu bir etkinlik yapıldığını gösterebiliyor; içeriğini değil varlığını.
Karşılaştırma: eksikliği yazmanın üç düzeyi
Bir eksikliği ölçmek yetmiyor; onu okunabilir biçimde yazmak da gerekiyor.
Üç ayrı düzeyde yazılıyor ve üçü farklı okuyucuya sesleniyor.
Birinci düzey yayın: burada eksiklik sayıyla ve aralıkla veriliyor.
Bir yayın hangi malzeme grubunun temsil edilmediğini, hangi ortam koşullarının hüküm sürdüğünü ve tahmin aralığını yazıyor. Okuyucu uzman olduğu için ayrıntı taşınabiliyor.
İkinci düzey sergi: burada eksikliği anlatmak çok daha zor.
Vitrinde sapı olmayan bir uç duruyor ve ziyaretçi bütün sanıyor. Bazı müzeler yanına kayıp bölümün yeniden yapılmış hâlini koyuyor ve farkı ayrıca belirtiyor.
Bu çözüm ilginç bir gerilim taşıyor. Yeniden yapılan bölüm bir tahmin, ne var ki hiç göstermemek de yanlış bir bütün üretiyor.
Üçüncü düzey öğretim: burada eksiklik bir konu olarak öğretiliyor.
Bu kursun yaptığı şey tam olarak bu. Bir dönemi anlatırken neyin kaybolduğunu da anlatmak, öğrencinin gördüğü tabloyu düzeltiyor.
Üç düzeyin ortak kuralı şu: eksiklik gizlenmiyor, biçimi okuyucuya göre değişiyor.
Bu kuralın bir de sınanabilir hâli var ve kolayca uygulanıyor. Bir metni okuduktan sonra şunu sor: yazar neyi bilmediğini bir yerde söylüyor mu? Hiçbir yerde söylemiyorsa, o metin ya çok dar bir konuyu ele alıyor ya da eksikliği gizliyor.
Kurs sentezi: araçları bir sıraya dizmek
Bu kurs boyunca her derste bir araç ekledik ve şimdi hepsini tek bir çalışma sırasına dizeceğiz.
Sıra önemli, çünkü bazı araçlar ötekilerin sonucuna dayanıyor.
Birinci adım bağlam: nesnenin konumunu, hangi katmandan geldiğini ve yanında ne bulunduğunu yaz.
Bu üçlü ilk derste kuruldu ve her malzemede farklı ayaklar üzerinde durdu. Duvarda tabakalanma düştü, taşınabilir nesnede konum zayıfladı, yerleşimde üçü birden çalıştı.
İkinci adım tarih: sınırları belirle ve aralık olarak yaz.
Ölçülen şeyin nesne mi örnek mi olduğunu sor. Sonucu tek yıla indirme; her yöntem bir an değil bir sınır veriyor.
Üçüncü adım eksiklik: bu dersin dört yoluyla kayıp oranını tahmin et ve tablonun eğimini yaz.
Dördüncü adım ölçüm: yorumdan önce say. Tür dağılımı, oran, ayırt edicilik ve bağlam dağılımı sayımları çoğu iddiayı burada eliyor.
Beşinci adım dört soru sınırı: madde, işlev, anlam ve niyet sorularını ayır ve hangisinin kanıtlandığını belirt.
Altıncı adım terim: kullandığın adın taşıdığı varsayımı kontrol et. Sanat, ritüel, tapınak ve idol gibi kelimeler ölçülmemiş kabuller taşıyor.
Yedinci adım açıklama: bir yorum kuracaksan onu dört soruyla sök. Köken, dayanak, sessiz varsayım ve sınav.
Sekizinci adım beyan: neyi bilmediğini, nereye bakmadığını ve hangi varsayımla çalıştığını yaz.
Bu sekiz adım kursun tamamı. Malzeme değişse de sıra değişmiyor ve her yeni buluntuda baştan uygulanabiliyor.
Sıranın bozulduğu yer de tahmin edilebilir ve hep aynı noktada oluyor. Çoğu hata, dördüncü adım atlanıp doğrudan yedinci adıma geçildiğinde ortaya çıkıyor. Yani sayım yapılmadan açıklama kuruluyor ve bu kursta gördüğümüz zayıf yorumların neredeyse tamamı bu atlamadan doğuyor.
Usta katmanı: kazılmayan alan ve gelecek payı
Birinci konu kazılmadan bırakma ve bu, alanın en olgun kararlarından biri.
Bir alanın tamamı kazılabilir. Ne var ki kazı geri alınamaz bir işlem ve bugünkü yöntemler gelecektekilerden zayıf.
Bu yüzden birçok kazı, alanın bir bölümünü bilerek kazmadan bırakıyor. Karar bir eksiklik değil, gelecek için ayrılmış bir pay.
Bu kararın kendisi de kayda giriyor. Hangi bölümün neden bırakıldığı yazılıyor, yoksa sonraki ekip bunu bir ihmal sanabiliyor.
İkinci konu yöntem beklentisi. Bu kursta gördüğümüz birçok yöntem yakın dönemde ortaya çıktı; mikro kalıntı analizi, bağlayıcı belirleme ve sayısal tarama bunlardan bazıları.
Bu yöntemler eski kazılarda yoktu ve o kazılardan çıkan malzeme onlarla incelenmedi. Bugün müze depoları bu yüzden yeniden inceleme alanı hâline geldi.
Depodaki bir kutu, yeni bir yöntemle bakıldığında yeni bir buluntu üretebiliyor. Kazı yapmadan yeni bilgi elde etmenin en verimli yolu bu.
Üçüncü konu örnekleme yoğunluğu. Toprağın ne kadarının eleneceği ve yıkanacağı bir bütçe kararı.
Bu karar doğrudan bulguyu belirliyor. İnce eleme yapılmayan bir kazıda küçük buluntular hiç görünmüyor ve o alan sanki onlar yokmuş gibi kayda geçiyor.
Dördüncü konu kayıt sürekliliği. Bir alanın kazı kaydı, alanın kendisinden uzun ömürlü olabiliyor.
Bu yüzden kayıt tutmak bir yan iş değil, asıl iş. Bu kursun ilk dersindeki kural burada tamamlanıyor: kazı tek seferlik bir deney ve kayıt onun tek kalıcı ürünü.
Kaydın kendisi de bugün yeni bir kırılganlık taşıyor ve bu, dersin konusunu bugüne bağlıyor. Sayısal kayıtlar dosya biçimlerine ve yazılımlara bağlı çalışıyor; biçim eskidiğinde veri okunamaz hâle gelebiliyor. Yani korunma sorunu ortadan kalkmadı, yalnız malzeme değiştirdi ve şimdi kayıt ortamının kendisini tehdit ediyor.
Kalıcı araçlar
Eğim düzeltmesi. Kayıp rastgele değil seçici; tabloyu küçültmüyor eğiyor ve eğim biliniyorsa hesaba katılabiliyor.
Dört ölçüm yolu. Karşılaştırma, dolaylı iz sayımı, alet eşleşmesi ve deney birlikte bir kayıp aralığı veriyor.
Parça mı bütün mü. Elindeki nesnenin bir bütün mü yoksa bir parça mı olduğunu sor; sap, bağ ve kılıf çoğu zaman yok.
Kalıntısız kategori. Ses, hareket ve sözlü bilgi için ölçüm yolu bulunmuyor; buraya boşluk yazılıyor.
Beyan düzeyi. Eksikliği yayında aralıkla, sergide açıklamayla, öğretimde konu olarak yaz.
Sekiz adımlı sıra. Bağlam, tarih, eksiklik, ölçüm, dört soru sınırı, terim, açıklama sökme ve beyan.
Gelecek payı. Bugünkü yöntem son yöntem değil; kazılmadan bırakılan alan ve depodaki malzeme yeni bilginin kaynağı.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Elimizdeki buluntular o dönemin küçük ama temsili bir örneğidir."
Kayıp rastgele değil seçici olduğu için elimizde kalan grup bir ortalamayı temsil etmiyor. Taş, pişmiş kil ve kemik kalırken ahşap, lif, deri ve boya kayboluyor; bu yüzden tablo yalnız küçülmüyor, belirli bir yöne eğiliyor.
Yaygın yanlış"Kaybolan malzeme hakkında hiçbir şey söylenemez."
Kaybı ölçmenin dört yolu var: istisnai korunma alanlarıyla karşılaştırma, negatif izlerin sayımı, aletten ürüne giden çıkarım ve deneysel bozulma çalışmaları. Bunlar kesin sayı vermiyor ama yazılabilir bir aralık üretiyor.
Yaygın yanlış"Vitrindeki taş uç bir alettir."
Uç bir aletin küçük bir parçası; sap, bağ ve yapıştırıcı kaybolmuş durumda ve bunlar hem hacim hem emek olarak daha büyük bölümü oluşturuyordu. Uçtaki reçine ve bağ izleri, kaybolan bölümün varlığını doğrudan kanıtlıyor.
Yaygın yanlış"Bir alan bir kez kazılmalı ve tamamen boşaltılmalıdır."
Kazı geri alınamaz bir işlem ve bugünkü yöntemler gelecektekilerden zayıf; bu yüzden birçok kazı alanın bir bölümünü bilerek bırakıyor. Bu karar bir ihmal değil ve gerekçesiyle birlikte kayda geçiriliyor.
Yaygın yanlış"Ses, dans ve sözlü bilgi için de bir gün kanıt bulunur."
Bu kategoriler maddi iz bırakmıyor ve dört ölçüm yolu burada çalışmıyor. Doğru uygulama boşluğu kapatmaya çalışmak değil, onu açıkça yazmak ve sonraki araştırmacıya bir soru olarak bırakmak.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: kayıp rastgele değil seçici olduğu için elimizdeki tablo küçülmüyor eğiliyor ve eğim biliniyorsa hesaba katılabiliyor. Kaybı ölçmenin dört yolu var: istisnai korunma alanlarıyla karşılaştırma, negatif izlerin sayımı, aletten ürüne giden çıkarım ve deneysel bozulma çalışmaları; dördü birlikte tek sayı değil bir aralık veriyor. Bir grup kanıt ise hiç iz bırakmıyor; ses, hareket, beden uygulamaları ve sözlü bilgi için ölçüm yolu bulunmuyor ve oraya boşluk yazılıyor. Eksiklik üç düzeyde farklı biçimde yazılıyor: yayında aralıkla, sergide açıklamayla, öğretimde konu olarak. Kursun bütün araçları sekiz adımlı bir sıraya diziliyor ve malzeme değişse de sıra sabit kalıyor. Kazı geri alınamaz olduğu için alanların bir bölümü bilerek kazılmadan bırakılıyor, depodaki eski malzeme ise yeni yöntemlerle yeniden inceleniyor. Ve vitrindeki tek bir uç, çoğu zaman kaybolmuş bir bütünün küçük bir parçası.
Sonraki derse köprü
Bu dersle birlikte tarih öncesi görsel ve maddi kültür kursunu tamamladık. Kurs boyunca yazısız bir dünyada kanıtın nasıl kurulduğunu, bağlamın belgenin yerini nasıl aldığını, açıklamaların nasıl sınandığını ve boşluğun nasıl ölçüldüğünü öğrendik. Bütün bu araçlar tek bir koşul altında çalıştı: elimizde okunacak hiçbir yazı yoktu. Peki insanlar hesap tutmaya, mühür basmaya ve işaretleri kayda geçirmeye başladığında ne değişiyor; yazı ortaya çıktığında görsel üretim neye dönüşüyor ve arkeoloğun elindeki araçlar nasıl yeniden düzenleniyor? Sıradaki kursta Mezopotamya'ya ve ilk kent kültürlerine geçiyoruz.