Ders GOR-105.6 · Üslup, Natüralizm, Soyutlama ve İfade

Duygusal ifade ile biçimsel tercih

2.041 kelime · 26 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: duygunun üç yeri var ve üçü ayrı kanıt istiyor. Gösterilen duygu gözlemleniyor, ifade edilen duygu tekrarla sınanıyor, hissedilen duygu ise kaynağı yazılarak kullanılıyor.

Açılış: kimin duygusu

Bir eserde gerilmiş bir beden, koyu bir palet ve keskin bir ışık var.

"Bu eser acıyı anlatıyor" cümlesi hemen kuruluyor.

Ama bir an dur ve sor: kimin acısı?

Sahnedeki figürün mü — yani gösterilen bir duygu mu? Yapan kişinin mi — yani bir ifade mi? Yoksa senin mi — yani bir tepki mi?

Üç ayrı yer ve üçü ayrı kanıt gerektiriyor.

Bu ders o üçünü ayırıyor. Ve bir uyarıyla ilerliyor: duygu okuması, sanat tarihinde kanıtsız iddianın en kolay üretildiği ikinci alan. Birincisi bakış ve iktidardı; bu ikincisi.

Bu derste ne olacak

Önce duygunun üç ayrı yerini ayıracağız: gösterilen, ifade edilen ve hissedilen.

Sonra her birinin nasıl kanıtlanacağını göreceğiz — üçünün kanıt yükü çok farklı.

Ardından biçimsel tercih ile duygusal ifadeyi ayırt eden ölçütü çalışacağız.

Son olarak bu okumanın ne zaman meşru ne zaman kurgusal olduğunu belirleyeceğiz.

Sıfır noktası: bir sesin tonu

Biri sana bir cümle söylüyor ve tonundan bir şey anlıyorsun.

Ama tam olarak ne anlıyorsun? Konuşanın o an ne hissettiğini mi, yoksa sana ne hissettirmek istediğini mi?

İkisi çoğu zaman aynı değil. Bir aktör üzgün bir cümleyi üzgün olmadan söyleyebiliyor.

Yani ton bir kanıt ama neyin kanıtı olduğu belirsiz.

Bir eserdeki biçimsel özellikler de böyle: bir şeyin kanıtı ama neyin, ayrıca gösterilmesi gerekiyor.

Duygunun üç yeri

Gösterilen duygu. Sahnedeki figürlerin taşıdığı duygu. Yüz ifadesi, duruş ve jestle gösteriliyor.

İfade edilen duygu. Yapanın esere yansıttığı varsayılan duygu. Fırça hızı, biçim bozulması ve renk seçimiyle ilişkilendiriliyor.

Hissedilen duygu. İzleyicinin eser karşısında yaşadığı tepki.

Üçünün kanıt yükü tamamen farklı.

Birincisi gözlemlenebiliyor: bir yüzün kaslarının ne yaptığı, bir bedenin nasıl gerildiği görülüyor. Ama anlamı kültürel bir kod ve GOR-101.5'te gördüğümüz jest uyarısı burada da geçerli.

İkincisi çıkarım ve en zayıfı. Bir biçim özelliğinden yapanın ruh hâline gitmek, arada hiçbir kanıt olmadan atlamak demek.

Üçüncüsü senin hakkında bilgi veriyor, eser hakkında değil. Kullanılabiliyor ama kaynağı yazılmak zorunda.

Gösterilen duyguyu okumak

Birinci kategori en sağlam olanı ama yine de dikkat gerektiriyor.

Üç adım var.

Bir: fiziksel durumu yaz. Kaşlar nerede, ağız ne yapıyor, omuzlar nasıl, eller hangi konumda? Bu adım tamamen gözlem.

İki: sistemi sına. Aynı yüz düzeni aynı türden sahnelerde tekrar ediyor mu? Ediyorsa bir kod var.

Üç: içeriği kaynağa bırak. O kodun neyi bildirdiği metinden, gelenekten ya da karşılaştırmadan geliyor.

Üçüncü adım en çok atlanan ve burada atlanması özellikle kolay, çünkü yüz ifadeleri evrensel sanılıyor.

Oysa pek çok gelenek yüzü duygu taşıyıcısı olarak hiç kullanmıyor. Bir figürün yüzü sabitse, bu bir ifadesizlik değil; duygunun başka bir yerde taşındığı anlamına geliyor.

O yer genellikle beden: duruş, jest ve figürler arası mesafe.

İfade edilen duygu: en zayıf halka

İkinci kategori, sanat tarihinde en çok yazılan ve en az kanıtlanan şey.

Bağ şöyle kuruluyor: hızlı fırça darbeleri heyecan, koyu palet karamsarlık, bozulmuş biçim acı demek.

Bu bağların üç sorunu var.

Bir: nedensiz. Bir biçim özelliği ile bir ruh hâli arasında zorunlu bir bağ yok. Hızlı çalışmak bir zaman kısıtından da gelebiliyor.

İki: dönemsel. Aynı özellik farklı dönemlerde farklı okunuyor. Bağın kendisi tarihsel.

Üç: geriye dönük. Bir ustanın yaşamı biliniyorsa, eserler o bilgiye göre okunuyor. Bu, kanıt değil bir döngü.

Üçüncüsü en sinsi. Bir eser, yapanın hakkında bilinen bir şeyi doğruluyor gibi görünüyor — ama o bilgiyi biz esere taşıdık.

Ölçüt şu: aynı özellik, o kişinin başka koşullarda yaptığı eserlerde de var mı? Varsa özellik bir üslup; yoksa belki bir durum.

Biçimsel tercih ile ifade arasındaki ölçüt

İkisini ayırt etmenin tek bir sağlam ölçütü var: tekrar.

Bir özellik bir ustanın ya da bir geleneğin bütün eserlerinde varsa, bu bir üslup — yani bir tercih.

Aynı özellik yalnız belirli konularda ya da belirli bir dönemde varsa, bir duruma bağlı olabiliyor.

Uygulama üç adımda yapılıyor.

Bir: özelliği tanımla. Ölçülebilir biçimde yaz.

İki: aynı ustanın öteki eserlerine bak. Var mı, yok mu?

Üç: aynı konunun başka ustalardaki hâline bak. Özellik konuya mı bağlı, kişiye mi?

Üç adım sonunda üç sonuç çıkıyor: özellik üslup, özellik konuya bağlı bir çözüm, ya da özellik açıklanamıyor.

Üçüncü sonuç en dürüst olanı ve yazılabiliyor. Bir özelliği açıklayamamak, uydurmaktan her zaman iyi ve okuyucuya nerede durulduğunu gösteriyor.

Duygu taşıyıcıları: nerede aranır

Bir eserde duygu yalnız yüzde aranmıyor. Beş taşıyıcı var ve hepsi gözlemlenebiliyor.

Yüz. Kaş, göz, ağız. Bazı geleneklerde kullanılıyor, bazılarında hiç.

Beden. Duruş, gerilim, eğim, uzuvların konumu.

Figürler arası mesafe. Yakınlık ve uzaklık bir ilişki bildiriyor.

Renk ve ışık. Koyuluk, doygunluk ve kontrast bir atmosfer kuruyor.

Kompozisyon. Denge, gerilim ve boşluk bir durum üretiyor.

Bir eserde bu beşinden kaçının aynı yöne çalıştığını saymak, duygusal okumanın gücünü ölçüyor.

Beşi de aynı yöne gösteriyorsa okuma güçlü ve her taşıyıcı ayrı ayrı gösterilebiliyor. Yalnız biri gösteriyorsa okuma zayıf ve büyük olasılıkla izleyicinin katkısı.

Yokluk da bir sistem

Bazı geleneklerde duygu hiç gösterilmiyor ve bu, bir eksiklik değil.

Üç gerekçe var.

Sabitlik. Bir figürün değişmez olması isteniyorsa, duygu göstermek onu bir ana bağlıyor. Sabitlik ile anlık ifade çelişiyor.

Tip. Bir figür bir kişiyi değil bir konumu gösteriyorsa, bireysel duygu gereksiz.

Uygunluk. Bazı bağlamlarda duygu göstermek uygunsuz sayılıyor ve bu, yazılı kurallara geçmiş olabiliyor.

Üçüncüsü kanıtlanabiliyor: kural yazılıysa, yokluk bir tercih olarak gösteriliyor.

Bu yüzden "ifadesiz" demek yerine "yüz nötr tutulmuş" demek daha doğru. Birincisi bir eksiklik bildiriyor, ikincisi bir gözlem.

İzleyicinin tepkisi nasıl kullanılır

Üçüncü kategori — hissedilen duygu — atılmıyor; ama doğru yere konuluyor.

Üç kural var.

Bir: kaynağını yaz. "Bana şunu hissettiriyor" bir gözlem değil ama dürüst bir cümle.

İki: neyin ürettiğini bul. Tepki bir yerden geliyor: bir kontrast, bir ölçek, bir bakış. O kaynağı bulup yazmak, tepkiyi bir gözleme bağlıyor.

Üç: paylaşılıp paylaşılmadığını sor. Aynı tepkiyi başkaları da veriyor mu? Veriyorsa eserde bir şey var; vermiyorsa senin deneyiminde.

İkinci kural en verimlisi. Bir tepki, hangi biçimsel özellikten geldiğini bulmak için iyi bir başlangıç noktası.

Yani tepki bir sonuç değil, bir araç: nereye bakılacağını söylüyor ve orada bulunan şey gözlem oluyor.

Usta katmanı: biyografiye kaçmak

Duygu okumasının en sık düştüğü tuzak biyografi.

Bir ustanın yaşamı hakkında bir bilgi varsa, eserler o bilgiye göre okunuyor ve her biçim özelliği bir yaşam olayına bağlanıyor.

Üç sorunu var.

Döngüsellik. Bilgi esere taşınıyor, sonra eser bilgiyi doğruluyor gibi görünüyor.

Seçicilik. Bilgiyi doğrulayan eserler öne çıkarılıyor, doğrulamayanlar atlanıyor.

Kapsam. Yaşamı bilinmeyen ustalar bu okumadan dışlanıyor ve bu, sanat tarihinin büyük bölümü.

Üçüncüsü bir kapsam sorunu üretiyor: biyografik okuma yalnız adı bilinen bireyler için çalışıyor ve bu, anonim ve kolektif üretimi görünmez kılıyor.

Sağlam yol: biçimi önce kendi başına tarif etmek, sonra belge varsa onunla karşılaştırmak. Sıra tersine döndüğünde tarif bozuluyor ve gözlem, beklenen sonucu doğrulamak için eğiliyor.

Kimin duygusu: figür mü, izleyici mi

Bir sahnede duygu gösteriliyorsa, bir soru daha açılıyor: bu duygu kime yönelik?

Üç durum var.

İçe dönük. Figürler kendi aralarında bir durum yaşıyor ve izleyici dışarıdan bakıyor. Duygu sahnenin içinde kapalı.

İzleyiciye dönük. Bir figür izleyiciye bakıyor ya da ona yöneliyor. Duygu dışarı taşıyor ve izleyici muhatap oluyor.

Aracılı. Sahnede bir figür bir olaya tepki veriyor ve izleyici o tepkiyi izliyor. Duygu ikinci elden geliyor.

Üçüncüsü en incelikli çözüm: izleyiciye ne hissedeceği söylenmiyor, sahnede biri onun yerine hissediyor.

Bu üçünü ayırmak, GOR-104.9'da kurduğumuz bakış zinciriyle doğrudan bağlantılı. Bakışın yönü, duygunun kime yönelik olduğunu da gösteriyor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Bu eser şu duyguyu anlatıyor."
Doğrusu

Hangi duygu — gösterilen mi, ifade edilen mi, hissedilen mi? Üçü ayrı yerde ve üçü ayrı kanıt gerektiriyor.

Yaygın yanlış"Bozulmuş biçim acıyı gösterir."
Doğrusu

Bir biçim özelliği ile bir ruh hâli arasında zorunlu bağ yok. Ölçüt tekrar: özellik bütün eserlerde varsa üslup, yalnız belirli konularda varsa duruma bağlı olabilir.

Yaygın yanlış"İfadesiz yüz duygusuzluktur."
Doğrusu

Duygu başka taşıyıcılarda olabiliyor: beden, mesafe, kompozisyon. Ayrıca yokluk çoğu zaman belgeli bir kural.

Yaygın yanlış"Ustanın yaşamı eseri açıklar."
Doğrusu

Döngüsel bir okuma üretiyor ve yalnız adı bilinen bireylerde çalışıyor. Önce biçim tarifi, sonra belge.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: duygunun üç yeri var ve üçü ayrı kanıt istiyor. Gösterilen duygu gözlemleniyor, ifade edilen duygu tekrarla sınanıyor, hissedilen duygu ise kaynağı yazılarak kullanılıyor.

Sonraki derse köprü

Üslup gözlemi çoğu zaman bir amaca hizmet ediyor: bir eseri tarihlendirmek ya da bir kişiye bağlamak. Sıradaki derste bu iki kullanımın sınırlarını çalışıyoruz — üslup yoluyla tarihlendirme nereye kadar güvenilir ve atıf ne zaman kurulabilir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

GOR-105 — Üslup, Natüralizm, Soyutlama ve İfade →

8 bölümden 6. bölüm · Katman 1 — Görsel Okuryazarlık