Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: soyutlama bir açma-kapama değil, beş kademeli bir ölçek. Tanınırlık eşiği izleyicinin kod bilgisine bağlı ve bu yüzden "soyut" ilan etmek çoğu zaman kendi sınırını biçime yazmak oluyor.
Açılış: nerede tanınmaz oluyor
Bir kuş çiz. Ayrıntılı, tanınabilir.
Şimdi ayrıntıları at. Tüyler gitsin, yalnız gövde, kanat ve gaga kalsın. Hâlâ kuş.
Daha da at. Yalnız bir eğri ve bir üçgen kalsın. Hâlâ kuş — ama zorlanarak.
Bir adım daha at. Yalnız eğri kalsın.
Şimdi bu bir kuş mu?
Bir yerde bir eşik geçildi ve biçim tanınmaz oldu. O eşiğin nerede olduğu, bu dersin merkezî sorusu.
Ve asıl mesele şu: soyutlama bir açma-kapama değil, bir derece. Tam soyut ile tam betimleyici arasında sayısız basamak var ve her basamak bir sistem.
Bu derste ne olacak
Önce soyutlamayı bir ölçek olarak kuracağız — beş kademe ayırt edilebiliyor.
Sonra tanınırlık eşiğini çalışacağız: bir biçim ne zaman tanınmaz oluyor ve bu neye bağlı?
Ardından soyutlamanın kaynağına bakacağız. Her soyutlama bir betimlemeden gelmiyor.
Son olarak "soyut" teriminin kendi tarihine geleceğiz ve neden yanıltıcı olduğunu göreceğiz.
Sıfır noktası: bir haritayı okumak
Bir metro haritasına bak. Çizgiler renkli, istasyonlar noktalar, mesafeler eşit.
Gerçekte hiçbiri böyle değil. Hatlar dümdüz değil, istasyonlar eşit aralıklı değil.
Yine de harita işe yarıyor — hatta gerçek coğrafyayı gösteren bir haritadan daha iyi işe yarıyor.
Çünkü soyutlama bilgi kaybı değil, bilgi seçimi. Neyin gerekli olduğu belirlenmiş ve gerisi atılmış.
Bu, soyutlamayı anlamanın en kısa yolu ve bu dersin taşıyıcı fikri.
Beş kademe
Soyutlama bir ölçek üzerinde okunuyor ve beş kademe ayırt edilebiliyor.
Bir: gözleme dayalı betimleme. Biçim gözlenen hâline yakın. Ayrıntı yüksek, bireysel fark var.
İki: şematik betimleme. Ayrıntı azaltılmış ama biçim doğrudan tanınıyor. Tip düzeyinde çalışıyor.
Üç: işaret. Biçim birkaç ögeye inmiş ve ancak kod bilinerek tanınıyor. Yine de bir şeye gönderme yapıyor.
Dört: bezeme. Biçim bir kaynaktan gelmiş olabilir ama artık kendi düzeni içinde çalışıyor. Gönderme zayıflamış.
Beş: tamamen kendi başına biçim. Hiçbir dış nesneye gönderme yok. Yalnız çizgi, renk ve düzen.
Beş kademe arasındaki geçişler keskin değil ve bir eser iki kademe arasında durabiliyor.
Ama ölçek yine de işe yarıyor: bir eseri bir kademeye yerleştirmek, onu neyle karşılaştırabileceğini ve hangi soruların sorulabileceğini gösteriyor.
Tanınırlık eşiği neye bağlı
Bir biçimin tanınıp tanınmaması yalnız biçime bağlı değil; üç etken daha var.
Kod bilgisi. İzleyici sistemi biliyorsa, çok indirgenmiş bir biçim bile kolayca tanınıyor. Bilmiyorsa aynı biçim bezeme görünüyor.
Bağlam. Bir biçim nerede duruyorsa, o yer okunmasını yönlendiriyor. Aynı işaret bir kapta ve bir mezar taşında farklı okunuyor.
Ayırt edici öge. Bir nesneyi ötekinden ayıran özellik korunmuşsa, geri kalan atılabiliyor.
Üçüncüsü belirleyici. Bir kuşu kuş yapan gaga ise, gaga korundukça biçim indirgenebiliyor.
Bunun pratik sonucu şu: tanınırlık eşiği izleyiciye göre değişiyor. Bir eseri "soyut" ilan etmek, çoğu zaman kendi kod bilgisizliğini biçime yazmak demek.
Bu, bu dersin en önemli uyarısı ve kursun genel disiplininin doğrudan bir uygulaması.
Soyutlamanın üç kaynağı
Her soyut biçim bir betimlemeden gelmiyor. Üç ayrı kaynak var ve ayırmak gerekiyor.
İndirgemeyle. Bir betimleme adım adım sadeleşerek soyutlaşıyor. Ara basamaklar bulunabiliyorsa bu yol kanıtlanıyor.
Doğrudan. Biçim hiçbir zaman betimleyici olmamış; baştan bir düzen olarak üretilmiş. Geometrik bezeme ve yazı çoğu zaman böyle.
Tekniğin sonucu. Biçim, üretim yönteminin kendisinden çıkıyor. Dokuma, örgü ve bazı baskı teknikleri geometrik biçimi zorunlu kılıyor.
Üçüncüsü en çok atlananı. Bir tekstildeki geometrik düzen bir soyutlama tercihi olmayabiliyor; tezgâhın doğrudan sonucu olabiliyor.
Ayırt etme yolu: aynı gelenek başka tekniklerde de aynı biçimi kullanıyor mu? Kullanıyorsa bu bir tercih; yalnız tek bir teknikte görünüyorsa büyük olasılıkla o tekniğin sonucu.
İndirgeme dizisini göstermek
Bir soyutlamanın indirgemeyle oluştuğunu iddia ediyorsan, kanıtlaman gerekiyor.
Kanıt bir dizi: ara basamakları göstermek.
Üç adım var.
Bir: en betimleyici örneği bul. Aynı gelenekte biçimin en tanınır hâli hangisi?
İki: ara örnekleri sırala. Adım adım indirgenmiş örnekler var mı?
Üç: en soyut örneği yerleştir. Dizi tamamlanıyor mu?
Dizi kurulamıyorsa iddia zayıf. Bir biçim betimleyici bir biçime benziyor diye ondan türediği söylenemiyor.
Bu, sanat tarihinde çok yapılan bir hata: bir geometrik motife bakıp "bu aslında şu hayvandan geliyor" demek, dizi gösterilmeden bir varsayım.
Ve bir uyarı: dizi bulunsa bile yön belirsiz olabiliyor. Bir dizi hem soyutlaşma hem betimleyicileşme yönünde okunabiliyor; hangisinin önce olduğunu tarih gösteriyor, biçim değil.
Soyutlama ile bezeme
Bu ikisi sürekli karıştırılıyor ama ayrı şeyler.
Soyutlama bir işlem: bir biçimin indirgenmesi ya da doğrudan üretilmesi.
Bezeme bir işlev: bir yüzeyi düzenlemek, bölmek ya da zenginleştirmek.
Bir biçim soyut olup bezeme olmayabiliyor; bezeme olup hiç soyut olmayabiliyor.
Ayırt edici soru: bu biçim bir yüzeyi mi düzenliyor, yoksa kendi başına mı duruyor?
Bezeme genellikle tekrar ediyor, bir alanı kaplıyor ve bir taşıyıcıya bağlı. Kendi başına duran bir soyut biçim ise tekil ve bağımsız.
Bu ayrım önemli, çünkü "bezeme" sözcüğü tarihsel olarak ikincil bir konum bildiriyor ve bu, pek çok geleneğin ana üretimini ikinci sınıf bir kategoriye itiyor.
Soyutlama bir kayıp mı
Soyutlama sık sık bir kayıp olarak anlatılıyor: bilgi atılıyor, benzerlik feda ediliyor.
Ama üç kazanç da var ve hepsi somut.
Aktarılabilirlik. İndirgenmiş bir biçim öğrenilip tekrar edilebiliyor. Gözleme dayalı bir biçim aktarılamıyor.
Ölçek bağımsızlığı. Bir şema hem küçük hem büyük ölçekte çalışıyor. Ayrıntılı bir biçim ölçeğe bağlı.
Hız. Bir şema hızlı üretiliyor ve seri üretime uygun.
Bu üçü bir arada olduğunda soyutlama bir kayıp değil, bir mühendislik çözümü olarak görünüyor.
Ve bir dördüncü kazanç: çoğul okuma. Az belirlenmiş bir biçim birden çok şeyi işaret edebiliyor ve bu, bazı bağlamlarda tam olarak istenen şey; belirsizlik bir kusur değil bir kapasite.
Yazı: soyutlamanın en yaygın hâli
En yaygın soyut biçim sistemi yazı ve çoğu zaman bu tartışmanın dışında bırakılıyor.
Oysa yazı üç açıdan tam olarak buraya ait.
Biçimler indirgenmiş. Pek çok yazı sistemi betimleyici işaretlerden türemiş ve dizi belgelenebiliyor.
Kod gerektiriyor. Bilmeyene bezeme görünüyor; bilene doğrudan bilgi.
Kendi düzeni var. Harfler bir yüzeyde ritim, denge ve doku kuruyor.
Üçüncüsü özellikle önemli: yazı yalnız okunmuyor, aynı zamanda görülüyor. Ve pek çok gelenekte görsel yanı en az okunabilirliği kadar önemli.
Bu, kursta öğrendiğimiz bütün araçların yazıya da uygulanabildiği anlamına geliyor: çizgi, ritim, denge, doku.
Usta katmanı: "soyut" terimi yanıltıyor
Terim, belirli bir tartışmadan geliyor ve o tartışmada bir yenilik iddiasıydı: nesneden bağımsız biçim.
Ama bu iddia tarihsel olarak sorunlu, çünkü nesneden bağımsız biçim sistemleri her yerde ve her zaman vardı.
Üç sonuç çıkıyor.
Bir. "Soyut sanat" bir dönem adı olarak kullanıldığında, aynı işlemin çok daha eski uygulamalarını görünmez kılıyor.
İki. Terim bir ikilik kuruyor — soyut ve figüratif — oysa gerçek bir ölçek var ve çoğu eser ortasında.
Üç. Terim, kod bilgisizliğini biçime yazma eğilimini besliyor. Tanıyamadığın bir sistem "soyut" ilan ediliyor.
Daha güvenli yol: terimi kullanmak yerine kademeyi yazmak. "Biçim üç ögeye indirgenmiş ve kod bilindiğinde tanınıyor" cümlesi hem daha kesin hem daha az yüklü.
Bu, kursun tekrar eden disiplini: terim bir kısaltma, kademe bir ölçüm.
Kısmi soyutlama: aynı eserde iki kademe
Bir eserde soyutlama derecesi her yerde aynı olmuyor ve dağılım kendi başına bir bulgu.
Üç sık görülen dağılım var.
Figür betimleyici, zemin soyut. Figürler tanınıyor ama üzerinde durdukları alan düz bir renk ya da bir düzen. Çok yaygın bir çözüm.
Ana öge betimleyici, çevre bezeme. Merkezde tanınır bir biçim, çevrede geometrik bir kuşak.
Bütün soyut, tek bir betimleyici öge. Düzenin içinde tek bir tanınır biçim duruyor ve dikkat oraya toplanıyor.
Üçüncüsü en güçlü vurgu aracı. Soyut bir alanda bırakılan tek bir tanınır öge, kaçınılmaz olarak odak hâline geliyor.
Bu dağılımları yazmak, esere tek bir kademe atamaktan çok daha bilgilendirici. Ve yöntem aynı: eseri bölgelere ayır, her bölgeyi ayrı ayrı ölçeğe yerleştir.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Bir eser ya soyut ya figüratiftir."
İkilik değil, ölçek. Beş kademe ayırt edilebiliyor ve çoğu eser uçlarda değil, ortalarda duruyor.
Yaygın yanlış"Tanıyamadığım biçim soyuttur."
Tanınırlık eşiği izleyicinin kod bilgisine bağlı. Bir sistemi bilmemek, o sistemin soyut olduğu anlamına gelmiyor.
Yaygın yanlış"Geometrik biçim bir betimlemeden türemiştir."
Üç kaynak var: indirgeme, doğrudan üretim ve tekniğin sonucu. İndirgeme iddiası ara basamaklar gösterilmeden kurulamıyor.
Yaygın yanlış"Soyutlama bilgi kaybıdır."
Bilgi seçimi. Aktarılabilirlik, ölçek bağımsızlığı, hız ve çoğul okuma birer kazanç ve dördü de somut.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: soyutlama bir açma-kapama değil, beş kademeli bir ölçek. Tanınırlık eşiği izleyicinin kod bilgisine bağlı ve bu yüzden "soyut" ilan etmek çoğu zaman kendi sınırını biçime yazmak oluyor.
Sonraki derse köprü
Bir biçimin bozulması ya da indirgenmesi çoğu zaman doğrudan duyguya bağlanıyor: "bu biçim acıyı anlatıyor". Sıradaki derste bu bağın nerede kurulabildiğini ve nerede kurulamadığını çalışıyoruz — duygusal ifade ile biçimsel tercih arasındaki sınır.