Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: modelleme bir hacim kurma yöntemi, bir kalite ölçütü değil. Bir eserde hangi bölgelerin bulunduğunu saymak, "gerçekçi" demekten çok daha kesin bir gözlem.
Açılış: daire ile küre arasındaki tek fark
Bir kâğıda bir daire çiz. Düz bir biçim.
Şimdi içine, bir kenardan başlayıp öteki kenara doğru koyulaşan bir geçiş koy.
Daire küre oldu.
Eklediğin tek şey değer geçişi. Kontur değişmedi, boyut değişmedi, renk değişmedi. Yalnız içerideki açıklık-koyuluk düzeni değişti ve biçim düzlemden çıktı.
Bu işleme modelleme deniyor ve iki boyutlu bir yüzeyde hacim duygusu kurmanın temel aracı.
Bu ders modellemenin nasıl çalıştığını, hangi bölgelerden oluştuğunu ve hangi geleneklerde bir hedef olup hangilerinde olmadığını çalışıyor.
Bu derste ne olacak
Önce modellemenin beş bölgesini ayıracağız. Bir yüzeydeki hacim duygusu bu beşinin düzeninden çıkıyor.
Sonra geçişin sertliğine bakacağız — kaç kademe var ve aralarındaki mesafe ne?
Ardından "chiaroscuro" terimini yerine oturtacağız. Yaygın kullanımı ile teknik anlamı aynı değil.
Son olarak modellemenin alternatiflerine geçeceğiz: hacim yalnız değerle kurulmuyor ve pek çok gelenekte hiç kurulmuyor.
Sıfır noktası: elini pencereye tut
Elini pencereden gelen ışığa tut ve avuç içine bak.
Bir kenar aydınlık, öteki kenar koyu. Arada bir geçiş var. Ve koyu kenarın hemen dışında, masadan yansıyan hafif bir aydınlık daha var.
İşte modellemenin bütün bölgeleri elinde duruyor. Ders yalnız bunların adlarını koyuyor ve bir esere bakarken hangisinin bulunup hangisinin bulunmadığını sormayı öğretiyor.
Modellemenin beş bölgesi
Işık bir yuvarlak yüzeye düştüğünde beş ayrı bölge oluşuyor ve her biri gözlemlenebiliyor.
Aydınlık. Işığa en dik bakan yüzey. En açık bölge.
Yarı ton. Işıktan uzaklaştıkça koyulaşan geçiş bölgesi. Hacmi asıl kuran şey bu.
Gölge kenarı. Aydınlıkla gölgenin buluştuğu, çoğu zaman en koyu olan hat. Yuvarlak bir yüzeyde bu hat yumuşak, köşeli bir yüzeyde keskin.
Yansıyan ışık. Gölgeli tarafta, çevreden gelen ışığın ürettiği hafif aydınlık. Nesnenin gölgeli tarafını zeminden ayırıyor.
Düşen gölge. Nesnenin zemine düşürdüğü karanlık. Nesneyi bir yere oturtuyor.
Bir eserde bu beş bölgeden kaçının bulunduğunu saymak, modellemenin ne kadar ayrıntılı olduğunu doğrudan ölçüyor. Üçü varsa temel bir hacim; beşi varsa gözleme dayalı ayrıntılı bir sistem.
Dördüncü bölge, yansıyan ışık, en ayırt edici olanı. Varlığı, ustanın nesneyi yalnız hayal etmediğini, gerçekten baktığını gösteriyor — çünkü akıl yürüterek bulunacak bir şey değil.
Geçişin sertliği
Modellemenin karakterini belirleyen ikinci şey, bölgeler arasındaki geçişin nasıl olduğu.
Dereceli geçiş. Kademeler birbirine karışıyor ve sınır bulunamıyor. Yüzey yumuşak ve sürekli görünüyor.
Kademeli geçiş. Belirli sayıda ayrı değer var ve aralarında görünür sınırlar bulunuyor. Yüzey basamaklı okunuyor.
Sert geçiş. İki değer doğrudan karşılaşıyor. Hacim değil, iki ayrı alan görünüyor.
Bunu ölçmenin yolu saymak: bir nesnenin aydınlık kenarından gölge kenarına kadar kaç ayrı değer ayırt edebiliyorsun?
Sayı düşükse teknik ya da tercih sınırlıyor. Sayı yüksekse malzeme ince geçişlere izin veriyor ve bunun için zaman harcanmış demektir.
Malzeme burada belirleyici. Mozaikte kademe sayısı elde bulunan taş renkleriyle sınırlı; vitrayda cam sayısıyla; baskıda kalıp sayısıyla. Yağlı boyada ise sınır neredeyse yok. Yani kademe sayısını üsluba yormadan önce tekniğin tavanını sormak gerekiyor.
Chiaroscuro: terimi yerine oturtmak
Bu terim çok kullanılıyor ve çoğu zaman yanlış.
Yaygın kullanımda "chiaroscuro" karanlık bir sahne, güçlü kontrast ve dramatik ışık anlamına geliyor.
Teknik anlamı ise daha dar: aydınlık ile karanlığı hacim kurmak için kullanmak. Yani bir modelleme yöntemi, bir atmosfer değil.
Fark önemli. Karanlık bir sahne chiaroscuro olmayabilir; içindeki nesnelerin hacmi kurulmuyorsa yalnız karanlık bir sahnedir. Aydınlık bir sahne ise pekâlâ chiaroscuro kullanıyor olabilir.
Yazarken güvenli yol terimi kullanmamak ve gözlemi yazmak: "hacim, aydınlıktan gölgeye giden dereceli bir geçişle kuruluyor." Bu cümle terimin taşıdığı her şeyi taşıyor ve hiçbir belirsizlik bırakmıyor.
Terimi kullanmak istiyorsan da bir yolu var: yanına neye baktığını yaz. Bir terim, tanımını taşıyan bir gözlemle birlikte geldiğinde kısaltma olmaktan çıkıp gerçekten iş yapmaya başlıyor.
Hacim değerle kurulmak zorunda değil
Modelleme tek yol değil; yalnız en tanınan yol. Hacim duygusu başka araçlarla da kuruluyor ve bunları ayırmak gerekiyor.
Çizgiyle. Konturun kalınlığı değiştirilerek ya da yüzeye izleyen çizgiler konarak hacim ima ediliyor. Değer geçişi yok, hacim var.
Renk sıcaklığıyla. Sıcak renkler öne, soğuk renkler geriye gidiyor. Aynı değerde iki renkle hacim kurulabiliyor.
Örtüşmeyle. Bir biçimin öteki üzerine binmesi, öndeki-arkadaki ilişkisi kuruyor. Hacim değil ama derinlik.
Hiç kurulmuyor. Yüzey düz kalıyor ve bu bir tercih.
Dördüncüsü en çok yanlış anlaşılan. Hacim kurmamak bir yetersizlik değil; düz yüzey, çizginin ve rengin daha güçlü çalışmasını sağlıyor.
Hacim ile derinlik aynı şey değil
Bu ayrım sık karışıyor ve karıştığında betimleme yanlış yere gidiyor.
Hacim, tek bir nesnenin üç boyutlu görünmesi. Bir kürenin küre gibi durması.
Derinlik, nesnelerin birbirine göre uzakta ya da yakında görünmesi. Bir kürenin ötekinin arkasında durması.
Bir eserde hacim olup derinlik olmayabiliyor: nesneler yuvarlak ama hepsi aynı düzlemde. Tersi de mümkün: nesneler düz ama üst üste binerek bir mekân kuruyorlar.
İkisini ayırmak, betimlemeyi doğrudan güçlendiriyor. "Derinlik yok" demek ile "hacim yok" demek farklı iki gözlem ve birini ötekinin yerine kullanmak yanlış bir tarif üretiyor.
Heykelde modelleme
Heykelde hacim gerçek, o yüzden modelleme başka bir anlam kazanıyor: sanatçı hacmi kurmuyor, ışığın hacmi nasıl göstereceğini belirliyor.
Üç karar burada işliyor.
Yüzey derinliği. Ne kadar derin oyulmuş? Derin oyuklar sert gölge, sığ oyuklar yumuşak geçiş üretiyor.
Yüzey dokusu. Cilalı bir yüzey ışığı yansıtıyor ve hacmi düzleştiriyor; kaba bir yüzey her noktada küçük gölgeler üretip hacmi vurguluyor.
Ayrıntı ölçeği. Küçük ayrıntılar ancak yakından ve doğru ışıkta okunuyor. Uzaktan görülecek bir eserde ayrıntı ölçeği büyütülüyor.
Bu üçü, heykelin nerede duracağının önceden bilindiğini gösteriyor. Bir eserin yüzey işlemi, tasarlandığı mesafeyi ele veriyor.
Modelleme nerede uygulanıyor
Bir eserde modelleme çoğu zaman her yerde aynı yoğunlukta değil. Nerede uygulandığı, neye önem verildiğini doğrudan söylüyor.
Sık görülen üç dağılım var.
Yüzde yoğun, gövdede az. Dikkat kimliğe verilmiş. Yüz gözleme dayalı, beden bir şema.
Gövdede yoğun, yüzde az. Dikkat harekete ya da anatomiye verilmiş. Yüz bir tipe indirgenmiş.
Nesnelerde yoğun, figürde az. Dikkat maddeye verilmiş: kumaşın dokusu, metalin parlaklığı, meyvenin yüzeyi.
Bu dağılımı yazmak, "modelleme başarılı" demekten çok daha bilgilendirici. Çünkü emeğin nereye harcandığını gösteriyor ve emek her zaman bir öncelik kaydı. Büyük atölyelerde dağılım aynı zamanda bir iş bölümü kaydı olabiliyor: bir el yüzü, başka bir el giysiyi çalışmış olabilir.
Dağılımı bulmanın yolu karşılaştırma: aynı eserde iki bölgeyi yan yana koy ve kademe sayılarını ayrı ayrı say. Sayılar farklıysa orada bir tercih var.
Usta katmanı: modellemeyi ölçüt yapmak
Sanat tarihi yazısının uzun süre yaptığı bir hata var: modellemeyi bir gelişme ölçütü saymak.
Bu bakışta hacim kurmayan gelenekler "henüz ulaşamamış" sayılıyor ve modelleme bir doruk gibi anlatılıyor.
Sorun şu: modelleme bir hedefse başarı ölçülebiliyor, ama hedef değilse ölçüt anlamsız. Pek çok gelenekte düz yüzey bir seçim ve seçimin gerekçeleri var — tanınırlık, okunabilirlik, malzemenin doğası, işlevin gerektirdiği mesafe.
Ayırt edici soru şu: aynı gelenek başka yerlerde hacim kuruyor mu? Kuruyorsa, kurulmadığı yerde bir karar var. Hiç kurmuyorsa, sorun sorulmamış demektir ve ölçüt dışarıdan getiriliyor.
Bu, GOR-101.7'de öğrendiğimiz sınamanın doğrudan uygulanması: neye göre, kime göre, hangi gözlem?
Aynı hatanın bir başka biçimi de zaman ekseninde: modellemenin giderek ayrıntılandığı bir dizi kurmak ve bunu bir ilerleme anlatısına çevirmek. Oysa aynı gelenek içinde modelleme artıp azalabiliyor ve yön tek değil.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Chiaroscuro karanlık ve dramatik demektir."
Teknik anlamı hacim kurmak için aydınlık ve karanlığın kullanılması. Karanlık bir sahne modelleme yapmıyor olabilir; aydınlık bir sahne yapıyor olabilir.
Yaygın yanlış"Hacim yoksa teknik yetersizdir."
Düz yüzey pek çok gelenekte bir seçim. Ayırt edici soru şu: aynı gelenek başka yerlerde hacim kuruyor mu? Kuruyorsa yokluk bir karar.
Yaygın yanlış"Hacim ile derinlik aynı şeydir."
Ayrı. Hacim tek bir nesnenin yuvarlaklığı; derinlik nesneler arası mesafe. Bir eserde biri olup öteki olmayabiliyor.
Yaygın yanlış"Heykelde modelleme yoktur, hacim zaten gerçektir."
Heykelde sanatçının kararı hacmi kurmak değil, ışığın onu nasıl göstereceğini ayarlamak. Yüzey derinliği ve dokusu bu kararın araçları.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: modelleme bir hacim kurma yöntemi, bir kalite ölçütü değil. Bir eserde hangi bölgelerin bulunduğunu saymak, "gerçekçi" demekten çok daha kesin bir gözlem.
Sonraki derse köprü
Işık yalnız nesnelerin üzerine düşmüyor; aralarındaki havada da bir şey yapıyor. Uzaktaki bir dağ neden soluk görünüyor, parlak bir yüzeyde neden çevre yansıyor? Sıradaki derste atmosfere, parlaklığa ve yansımaya geçiyoruz.