Ders GOR-103.4 · Renk, Işık, Gölge ve Doku

Işık kaynağı, yönü ve yoğunluğu

2.003 kelime · 27 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: ışık bir izlenim değil, yönü ve sertliği ölçülebilen bir gözlem. Ve her eserde iki ışık var: resmedilen ışık ve eserin gerçekten altında durduğu ışık.

Açılış: gölgeler nereyi gösteriyor

Bir sahnede beş figür var ve hepsinin gölgesi var.

Gölgelerin yönüne bak. Hepsi aynı yöne mi uzanıyor?

Uzanıyorsa tek bir ışık kaynağı var ve nerede olduğunu bulabilirsin: gölgelerin geldiği yönde.

Uzanmıyorsa iki ihtimal var. Ya birden fazla kaynak var ya da ışık hiç hesaba katılmamış; gölgeler bir konvansiyon olarak konmuş.

Bu üç durum tamamen farklı üç sistem ve ayırmak bir dakika sürüyor.

Bu ders ışığı bir gözlem konusu hâline getiriyor. Işık hakkında yazmak, "aydınlık bir sahne" demekten çok daha kesin bir iş olabiliyor.

Bu derste ne olacak

Önce ışık kaynağını bulmayı öğreneceğiz: üç ipucu var ve üçü de doğrudan gözlemleniyor.

Sonra kaynak sayısına, türüne ve yönüne geçeceğiz.

Ardından yoğunluk ve sertliğe bakacağız — bunlar ayrı özellikler ve karıştırılıyorlar.

Son olarak eserin durduğu yerdeki gerçek ışığa geleceğiz. Bu, çoğu zaman resmedilen ışıktan daha belirleyici.

Sıfır noktası: karanlık odada el feneri

Karanlık bir odada bir nesneye el feneri tut. Feneri yavaşça çevir.

Nesnenin görünüşü tamamen değişiyor. Aynı nesne, aynı yerde — ama başka bir şeye benziyor.

Şimdi feneri iki elinde iki tane tut. Gölgeler ikiye çıkıyor ve nesne daha az anlaşılır hâle geliyor.

Bu küçük deney bu dersin bütün konusunu içeriyor: ışık nesneyi değiştirmiyor, görünüşünü kuruyor.

Işık kaynağını bulmak: üç ipucu

Bir eserde ışığın nereden geldiğini bulmanın üç yolu var ve üçü birbirini doğruluyor.

Aydınlık yüzeyler. Nesnelerin hangi yüzü aydınlık? Işık o yönden geliyor.

Kendi gölgesi. Bir nesnenin kendi üzerindeki gölge, aydınlık yüzün karşı tarafında.

Düşen gölge. Nesnenin yere ya da duvara düşürdüğü gölge, ışığın tam tersi yönde uzanıyor.

Üçü aynı yeri gösteriyorsa gözlem sağlam. Üçü farklı yerleri gösteriyorsa ışık tutarlı değil — ve bu da bir bulgu, hatta çoğu zaman daha ilginç bir bulgu.

Kaynak sayısı

Kaç ışık kaynağı var? Cevap üç olabiliyor.

Tek kaynak. Bütün gölgeler aynı yöne uzanıyor ve aydınlık yüzler tutarlı. En kolay okunan durum.

Çok kaynak. Birden fazla gölge yönü var ya da bir nesnenin iki yüzü birden aydınlık. Sahne daha yumuşak ama okunması zor.

Kaynaksız. Işık hiç hesaba katılmamış. Her nesne eşit aydınlıkta ve gölge yok ya da gölge yalnız bir kontur çizgisi hâlinde.

Üçüncü durum bir eksiklik değil. Pek çok gelenekte nesnelerin tanınabilir olması, ışığın taklit edilmesinden önemli sayılıyor ve gölge tanınırlığı bozuyor.

Işığın yönü

Kaynak bulunduktan sonra yönü tarif ediliyor ve beş temel durum var.

Yandan. Nesnenin bir yüzü aydınlık, öteki gölgede. Hacmi en iyi gösteren yön.

Önden. Işık izleyicinin arkasından geliyor. Gölge az; biçim düzleşiyor ama renk en iyi görünüyor.

Arkadan. Işık nesnenin arkasından geliyor. Nesne siluet hâline geliyor; ayrıntı kayboluyor, dış hat güçleniyor.

Üstten. Gölge aşağı doğru düşüyor. Yüzlerde göz çukurları koyulaşıyor.

Alttan. Gölge yukarı doğru gidiyor. Gündelik deneyimde ender olduğu için tanıdık gelmiyor.

Bu beşi ayrı ayrı gözlemleniyor ve her biri farklı bir sonuç veriyor. "Dramatik bir ışık" demek yerine "ışık yandan ve alttan geliyor" demek, aynı şeyi gösterilebilir hâle getiriyor.

Yoğunluk ve sertlik: iki ayrı özellik

Bunlar karıştırılıyor ama ayrı şeyler.

Yoğunluk, ışığın ne kadar güçlü olduğu. Aydınlık alanla karanlık alan arasındaki fark büyükse yoğunluk yüksek.

Sertlik, gölgelerin kenarının ne kadar keskin olduğu. Sert ışık keskin kenarlı gölge; yumuşak ışık dereceli, sınırı belirsiz gölge üretiyor.

İkisi bağımsız. Güçlü ama yumuşak bir ışık olabiliyor; zayıf ama sert bir ışık da.

Gözlem şöyle yazılıyor: "Gölgelerin kenarı keskin ve aydınlık ile karanlık arasında ara kademe yok" — bu, sert ve yoğun bir ışık demek, ama sözcükleri kullanmadan gösteriyor.

Işık tutarlı mı

Bir sahnede ışığın tutarlı olması, bütün nesnelerin aynı kaynağa göre aydınlanması demek.

Tutarsızlık üç sebepten olabiliyor.

Sistem böyle. Işık hiç hesaba katılmamış ve her nesne kendi başına aydınlatılmış. Bu bir hata değil, bir konvansiyon.

Birden çok el. Farklı ustalar farklı bölümleri yapmış ve ışık anlayışları uyuşmuyor.

Sonradan ekleme. Bir bölüm sonradan eklenmiş ya da onarılmış ve özgün ışık düzenine uymuyor.

Üçünü ayırmak için bakılacak şey tutarsızlığın dağılımı: bütün esere yayılmışsa sistem; belirli bir bölgede toplanmışsa el ya da ekleme.

Eserin durduğu yerdeki ışık

Buraya kadar resmedilen ışığı konuştuk. Ama her eser aynı zamanda gerçek bir ışığın altında duruyor ve bu ışık çoğu zaman daha belirleyici.

Üç soru işe yarıyor.

Kaynak neydi? Gün ışığı mı, mum mu, kandil mi, meşale mi? Her biri farklı bir renk ve farklı bir hareket getiriyor.

Sabit miydi? Gün ışığı saat boyunca değişiyor; mum titriyor. Eser bu değişimle birlikte mi tasarlanmış?

Nereden geliyordu? Bir pencere, bir açıklık, bir kapı — eserin hangi yüzünü aydınlatıyordu?

Bu üçü çoğu eserde bugün geçerli değil. Müze aydınlatması sabit, beyaz ve her yönden. Yani gördüğümüz şey, eserin hiçbir zaman görülmediği bir koşul.

Bunu yazmak zorunlu: "bugünkü aydınlatmada" ifadesi, bir gözlemi yanlış bir iddiaya dönüşmekten koruyor.

Gölgenin üç türü

"Gölge" tek bir şey değil. Üçe ayrılıyor ve üçü ayrı bilgi taşıyor.

Kendi gölgesi. Nesnenin ışık almayan yüzü. Nesnenin biçimini gösteriyor: yuvarlak bir gövdede dereceli, köşeli bir gövdede keskin.

Düşen gölge. Nesnenin başka bir yüzeye düşürdüğü karanlık. Nesnenin nerede durduğunu gösteriyor — bir figürün yere değip değmediği ancak buradan anlaşılıyor.

Ara gölge. Aydınlık ile gölge arasındaki geçiş bölgesi. Genişliği ışığın sertliğini doğrudan veriyor.

Bir eserde hangi türlerin bulunduğunu saymak verimli bir gözlem. Kendi gölgesi var ama düşen gölge yoksa, figürler bir zemine bağlanmamış demektir ve mekân duygusu zayıf kalıyor.

Bu, bir eksiklik değil; pek çok gelenekte figürler zaten bir zemine oturtulmuyor ve düşen gölgeye gerek duyulmuyor.

Parlaklık: ışığı geri veren yüzeyler

Bazı yüzeyler ışığı yalnız almıyor, geri veriyor. Bu, ayrı bir gözlem başlığı.

Mat yüzey. Işığı her yöne dağıtıyor. Nereden bakılırsa bakılsın aynı görünüyor.

Parlak yüzey. Işığı belirli bir yönde yansıtıyor. İzleyici hareket ettikçe parlayan yer kayıyor.

Metalik yüzey. Yansıma çok güçlü ve çevredeki renkleri de taşıyor.

Parlaklığın en önemli sonucu şu: parlak bir nesnenin görünüşü sabit değil. Fotoğraf tek bir yansıma durumunu donduruyor ve nesnenin en belirgin özelliğini — değişkenliğini — siliyor.

Bu yüzden altın, sır, cila ve cam taşıyan eserlerde betimleme her zaman eksik kalıyor. Eksikliği yazmak, gizlemekten iyi.

Usta katmanı: ışığa anlam yüklemek

Işık sıklıkla anlamla eşleştiriliyor: aydınlık iyi, karanlık kötü; ışık bilgi, gölge bilinmezlik.

Bu eşleşmeler bazı bağlamlarda doğru ama evrensel değil ve gözlemden çıkmıyorlar.

Ölçüt yine aynı: eşleşme tekrar ediyor mu? Aynı ışık düzeni aynı türden sahnelerde dönüyorsa bir kod var. Dönmüyorsa yalnız bir çözüm.

Bir de teknik boyut var. Bazı ışık düzenleri anlamla değil, malzemeyle ilgili: koyu bir zemin boyayı ekonomik kullanmayı sağlıyor; parlak bir yüzey ışığı yansıtarak karanlık bir mekânda görünürlük kazandırıyor.

Yani ışığa anlam yüklemeden önce iki soru: tekrar ediyor mu, ve teknik bir açıklaması var mı?

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Gölge yoksa ışık düşünülmemiştir."
Doğrusu

Her zaman değil. Bazı sistemlerde gölge kasıtlı olarak dışlanıyor çünkü tanınırlığı bozuyor. Yokluk bir eksiklik değil, bir tercih olabilir.

Yaygın yanlış"Yoğun ışık sert ışık demektir."
Doğrusu

İki ayrı özellik. Yoğunluk aydınlık ile karanlık arasındaki fark; sertlik gölge kenarının keskinliği. Güçlü ama yumuşak bir ışık mümkün.

Yaygın yanlış"Işık tutarsızlığı hatadır."
Doğrusu

Üç sebebi olabiliyor: sistem, birden çok el, sonradan ekleme. Hangisi olduğunu tutarsızlığın dağılımına bakarak ayırmak gerekiyor.

Yaygın yanlış"Bugün gördüğüm aydınlatma eserin aydınlatmasıdır."
Doğrusu

Değil. Müze aydınlatması sabit ve her yönden; çoğu eser değişken ve tek yönlü bir ışık altında görülüyordu. Bugünkü koşulu belirtmek gerekiyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: ışık bir izlenim değil, yönü ve sertliği ölçülebilen bir gözlem. Ve her eserde iki ışık var: resmedilen ışık ve eserin gerçekten altında durduğu ışık.

Sonraki derse köprü

Işık bir yüzeye düştüğünde hacim ortaya çıkıyor. Sıradaki derste modellemeye geçiyoruz: iki boyutlu bir yüzeyde üç boyutlu bir biçim duygusunun nasıl kurulduğuna ve bunun hangi geleneklerde bir hedef olup hangilerinde olmadığına.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

GOR-103 — Renk, Işık, Gölge ve Doku →

9 bölümden 4. bölüm · Katman 1 — Görsel Okuryazarlık