Ders GOR-103.2 · Renk, Işık, Gölge ve Doku

Yerel, algısal, simgesel ve keyfî renk

2.015 kelime · 24 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: renk dört ayrı işten birini yapıyor ve hangisini yaptığı gözlemle bulunabiliyor. Bulunmadan yazılan renk cümlesi, yazarın kendi varsayımını esere yüklüyor.

Açılış: mavi bir at

Bir resimde mavi bir at var.

İlk tepki genellikle şu: "at mavi değildir, demek ki gerçekçi değil."

Ama bu cümle çok erken bir sonuç. Çünkü mavi olmasının en az dört ayrı sebebi olabilir.

Belki gerçekten mavimsi bir at var ve ressam onu kaydediyor. Belki at gri ama üzerine mavi bir gökyüzü ışığı düşüyor ve ressam gördüğünü boyuyor. Belki mavi o kültürde belirli bir şeyi işaret eden bir kod. Belki de mavi hiçbir şeyi göstermiyor; kompozisyonda oraya bir soğuk alan gerektiği için konmuş.

Dört ayrı sistem, tek bir görüntü.

Bu ders o dört sistemi ayırmayı öğretiyor. Ayrım yapılmadan renk hakkında yazılan her cümle, kendi varsayımını esere yüklüyor.

Bu derste ne olacak

Önce dört renk kullanımını tek tek göreceğiz: yerel, algısal, simgesel ve keyfî.

Sonra hangisinin çalıştığını nasıl anlayacağımıza geçeceğiz. Bu, dersin asıl işi.

Ardından aynı eserde birden fazla sistemin bir arada çalıştığı durumlara bakacağız — ki bu, istisna değil kural.

Son olarak simgesel okumanın tuzağına geleceğiz: bir renge anlam yüklemek, en kolay ve en sık yapılan hata.

Sıfır noktası: bir elmanın rengi

Bir elma kırmızı. Ama masada durduğu yerde üstü aydınlık, altı gölgede.

Aydınlık kısmı pembeye, gölgeli kısmı bordoya kaçıyor. Hatta gölgede yeşilimsi bir kayma bile var.

Şimdi sor: elmanın rengi ne?

İki cevap birden doğru. "Kırmızı" — bu, nesnenin kendi rengi. "Pembeden bordoya değişen bir dizi" — bu, o anda gözünün gördüğü.

İki cevabın ikisi de bu dersin konusu ve ikisi ayrı sistem.

Yerel renk: nesnenin kendi rengi

Yerel renk, bir nesnenin ışıktan bağımsız, kendi rengi. Elmanın kırmızısı, yaprağın yeşili, kumaşın mavisi.

Yerel renkle çalışan bir sistemde her nesne kendi rengiyle boyanıyor ve ışık bu rengi değiştirmiyor. Gölgeli bölge aynı rengin koyusu, aydınlık bölge aynı rengin açığı oluyor.

Bunu tanımanın yolu şu: bir nesnenin gölgeli ve aydınlık bölgeleri aynı renk ailesinde mi kalıyor? Kalıyorsa yerel renk sistemi çalışıyor.

Bu sistem son derece yaygın ve çok sayıda gelenekte varsayılan çözüm. Bir eksiklik değil; nesneleri ayırmanın ve tanınır kılmanın en güvenilir yolu.

Algısal renk: ışığın yaptığı

Algısal renk, bir nesnenin belirli bir ışık altında gerçekten göründüğü renk.

Bu sistemde nesnenin kendi rengi ikinci planda kalıyor. Beyaz bir duvar akşam ışığında turuncu boyanıyor; kar gölgede mavi.

Tanımanın yolu: aynı nesnenin farklı bölgelerinde renk türü değişiyor mu? Değişiyorsa ışık kaydediliyor demektir.

İkinci bir ipucu: gölgelerin rengi. Yerel renk sisteminde gölge aynı rengin koyusu; algısal sistemde gölge çoğu zaman farklı bir renge kayıyor.

Bu sistem tarihsel olarak belirli geleneklerde ve belirli dönemlerde gelişmiş. Her yerde bulunmaması bir eksiklik değil; farklı bir sorunun peşinde olmak.

Simgesel renk: kodlanmış anlam

Simgesel renk, belirli bir rengin belirli bir şeyi işaret etmek üzere kullanılması.

Bu sistemde renk ne nesnenin kendi rengi ne de ışığın etkisi. Bir işaret ve okunması için kodu bilmek gerekiyor.

Simgesel rengin varlığını gözlemle bulabiliyorsun: aynı renk aynı türden ögelerde tekrar ediyorsa bir kod var demektir. Ama kodun ne anlama geldiğini gözlemle bulamıyorsun; metin, karşılaştırma ya da yaşayan gelenek gerekiyor.

Bu ayrım kritik. "Kırmızı burada bir kod" demek gözlem; "kırmızı burada gücü simgeliyor" demek çıkarım ve kaynak istiyor.

Keyfî renk: hiçbirini göstermeyen

Keyfî renk, ne nesnenin rengini ne ışığı ne de bir kodu gösteriyor. Kompozisyonun kendi ihtiyacına göre konuyor.

Bu sistem modern dönemde adlandırıldı ama uygulaması çok daha eski. Bir zeminin altın yapılması, bir gövdenin çevredeki renklere göre boyanması, bir alanın yalnız denge kurmak için renklendirilmesi hep buraya giriyor.

Tanımanın yolu: renk ne nesneyle ne ışıkla ne de bir tekrar düzeniyle açıklanamıyorsa, kompozisyonla açıklanıp açıklanamayacağına bak. Aynı renk kompozisyonun başka bir yerinde dengeleyici olarak duruyorsa, karar biçimsel demektir.

Bir uyarı: "keyfî" sözcüğü rastgele anlamına gelmiyor. Karar var; yalnız dayanağı temsil değil, düzen.

Hangisi çalışıyor: ayırt etme yöntemi

Dört sistemi ayırmanın sıralı bir yöntemi var.

Bir. Aynı nesnenin aydınlık ve gölgeli bölgeleri aynı renk ailesinde mi? Evetse yerel renk; hayırsa algısal.

İki. Aynı renk, aynı türden ögelerde tekrar ediyor mu? Ediyorsa simgesel bir kod ihtimali var.

Üç. Renk nesneyle açıklanamıyorsa, kompozisyonda bir denge ya da karşıtlık görevi görüyor mu? Görüyorsa keyfî.

Dört. Hiçbiri tutmuyorsa malzemeyi sor. Renk bir tercih değil, kullanılan maddenin kendi rengi olabilir.

Dördüncü adım en çok atlanan. Bir yüzeyin altın olması bir renk kararı olduğu kadar bir malzeme kararı; ikisini ayırmak her zaman mümkün değil ve bu belirsizliği yazmak gerekiyor.

Aynı eserde birden fazla sistem

Çoğu eserde tek bir sistem çalışmıyor. İki, üç, hatta dördü bir arada bulunabiliyor ve genellikle farklı bölgelerde.

Sık görülen bir dağılım şu: figürlerin giysileri simgesel, yüz ve eller yerel, zemin keyfî.

Bu dağılımı yazmak, "renk sistemi şudur" demekten çok daha doğru. Çünkü sistem eserin tamamında aynı değil ve nerede ne olduğunu söylemek gerçek bir gözlem.

Yöntem: eseri bölgelere ayır ve her bölge için dört adımı ayrı ayrı uygula. Sonuç bir harita oluyor ve o harita, tek bir cümlenin taşıyamayacağı kadar bilgi taşıyor. Sistemler arasındaki sınırların nerede olduğu da ayrı bir bulgu: sınır bir figürün konturunda mı, yoksa bir sahne bölmesinde mi?

Ten rengi: sistemin en açık göründüğü yer

Dört sistem arasındaki fark hiçbir yerde ten renginde olduğu kadar açık görünmüyor.

Bir gelenekte ten tek bir renkle veriliyor ve o renk bütün figürlerde aynı: yerel renk sistemi çalışıyor.

Başka bir gelenekte aynı sahnedeki figürlerin teni birbirinden farklı ve fark ışığa değil, figürün kim olduğuna bağlı: kodlanmış bir sistem çalışıyor.

Üçüncü bir durumda tek bir figürün teni bile bölge bölge değişiyor — alın açık, çene gölgede, yanak sıcak: algısal sistem çalışıyor.

Bu üçünü ayırmak ayrı bir dikkat gerektiriyor, çünkü ten rengi hakkında yazarken bugünün kategorileri kolayca araya giriyor. Bir eserdeki ten rengi farkını doğrudan bugünkü anlamlarla okumak, o esere ait olmayan bir soruyu ona sormak demek.

Sağlam yol şu: önce farkın var olup olmadığını yaz, sonra farkın hangi sistemden geldiğini sor. İkisi ayrı adım ve ikincisi çoğu zaman kaynak gerektiriyor.

Usta katmanı: simgesel okumanın tuzağı

Renklere anlam yüklemek en kolay ve en sık yapılan hata.

"Kırmızı tutkuyu, mavi huzuru, beyaz saflığı simgeliyor" türü cümleler her yerde bulunuyor ve neredeyse hiçbiri kaynak göstermiyor.

Sorun şu: bu eşleşmeler belirli bir kültürün belirli bir dönemine ait ve evrensel değil. Aynı renk başka bir yerde tamamen başka bir şeye bağlanmış olabiliyor — ya da hiçbir şeye.

Üç kurallı bir ölçüt var.

Bir. Kod iddiası ancak tekrar gösterilerek yapılabiliyor. Tek bir kullanım kod değil.

İki. Kodun içeriği ancak kaynakla yazılabiliyor. Kendi çağrışımın kaynak değil.

Üç. Kaynak varsa hangi döneme ve hangi çevreye ait olduğu belirtilmeli. Bir metnin söylediği, her yerde geçerli değil.

Bu üçü uygulandığında simgesel okuma güçlü bir araç hâline geliyor. Uygulanmadığında ise en zayıf yazı türünü üretiyor: doğrulanamayan ve tartışılamayan bir cümle.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Gerçekçi olmayan renk hatadır."
Doğrusu

Değil. Dört ayrı sistem var ve yalnız biri optik benzerliği hedefliyor. Bir sistemi ötekinin ölçütüyle değerlendirmek, sorulmayan soruya cevap aramak.

Yaygın yanlış"Renk simgeleri evrenseldir."
Doğrusu

Değil. Renk anlamları kültüre ve döneme göre değişiyor, hatta aynı kültür içinde bağlama göre farklılaşıyor. Kaynak göstermeden yapılan simge iddiası doğrulanamaz.

Yaygın yanlış"Bir eserde tek bir renk sistemi çalışır."
Doğrusu

Çoğu eserde birkaç sistem farklı bölgelerde bir arada. Hangi bölgede hangisinin çalıştığını yazmak, tek bir hüküm vermekten daha bilgilendirici.

Yaygın yanlış"Altın bir renktir."
Doğrusu

Hem renk hem malzeme ve ışıkla değişiyor. Sabit bir renk gibi yazmak, nesnenin en belirgin özelliğini — parlamasını — atlıyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: renk dört ayrı işten birini yapıyor ve hangisini yaptığı gözlemle bulunabiliyor. Bulunmadan yazılan renk cümlesi, yazarın kendi varsayımını esere yüklüyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste renkleri tek tek ele aldık. Ama bir renk asla tek başına görünmüyor: yanındaki renk onu değiştiriyor. Sıradaki derste renk ilişkilerine ve eşzamanlı karşıtlığa geçiyoruz — aynı rengin komşusuna göre nasıl başka bir renge dönüştüğüne.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

GOR-103 — Renk, Işık, Gölge ve Doku →

9 bölümden 2. bölüm · Katman 1 — Görsel Okuryazarlık