Ders GOR-103.1 · Renk, Işık, Gölge ve Doku

Ton, değer, doygunluk ve sıcaklık

2.000 kelime · 21 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: renk dört ayrı eksende ölçülüyor ve dördü bağımsız. Bir eserin renk düzenini yazmak, dördünü ayrı ayrı yazmak demek — ve gördüğün hâlin bugünkü hâl olduğunu eklemek.

Açılış: rengi kapatınca ne kalıyor

Bir eserin renkli fotoğrafına bak. Sonra aynı fotoğrafı siyah beyaza çevir.

Bir şey olacak: kompozisyon çoğu zaman daha net görünecek.

Renk kalktığında geriye yalnız açıklık ve koyuluk kalıyor ve o düzen kompozisyonu taşıyan asıl şey. Renk üzerine binen, yön veren, anlam ekleyen bir katman — ama iskeleti değer kuruyor.

Bazı eserlerde ise tersi oluyor: siyah beyaza çevrildiğinde kompozisyon dağılıyor, hiçbir şey ayırt edilemiyor. Çünkü orada ayrımı yapan şey açıklık farkı değil, renk türü farkı.

İki sonuç, iki farklı sistem. Ve bu ayrım tek bir işlemle, hiçbir uzmanlık gerektirmeden ortaya çıkıyor.

Bu ders rengin ölçülebilir boyutlarını ayırıyor: renk türü, değer, doygunluk ve sıcaklık. Dördü ayrı ayrı okunabiliyor ve dördü ayrı ayrı yazılabiliyor.

Bu derste ne olacak

Önce rengi üç boyuta ayıracağız ve Türkçedeki terim karışıklığını çözeceğiz — "ton" sözcüğü iki ayrı şey için kullanılıyor ve bu, yazıyı bozuyor.

Sonra değere geçeceğiz. Dört boyut içinde en çok iş gören bu.

Ardından doygunluk ve sıcaklığa bakacağız.

Son olarak bugün gördüğümüz rengin özgün renk olmadığını hatırlayacağız. Bu, renk hakkında yazarken atlanan en büyük şey.

Sıfır noktası: iki kumaş yan yana

Elinde iki mavi kumaş var ve ikisi de mavi. Yine de farklılar.

Fark neden? Belki biri daha açık, öteki daha koyu. Belki biri daha canlı, öteki daha soluk. Belki biri yeşile, öteki mora kaçıyor.

Üç ayrı fark ve üçü birbirinden bağımsız. Bunu zaten yapabiliyorsun; ders yalnız adlarını koyuyor ve yazılabilir hâle getiriyor. Ad konduğunda fark tartışılabilir oluyor.

Rengin üç boyutu ve terim sorunu

Renk üç bağımsız boyutla tanımlanıyor.

Renk türü. Kırmızı mı, mavi mi, yeşil mi? Rengin adı. İngilizcede bunun karşılığı ayrı bir sözcük; Türkçede çoğu zaman "ton" ya da "renk" deniyor.

Değer. Açıklık ve koyuluk derecesi. Beyaza mı yakın, siyaha mı? Bu boyut renkten tamamen bağımsız: koyu bir sarı ile açık bir mavi aynı değerde olabiliyor.

Doygunluk. Rengin ne kadar saf olduğu. Doygun bir kırmızı yoğun; doygunluğu düşürülmüş bir kırmızı griye kayıyor.

Terim sorunu şurada: Türkçede "ton" sözcüğü hem renk türü hem değer için kullanılıyor. "Mavi tonları" derken renk türü kastediliyor; "koyu tonlar" derken değer.

Bu derste karışıklığı önlemek için değer sözcüğünü açıklık-koyuluk için kullanacağız. Yazarken de aynısını yapmak gerekiyor: hangisinden söz ettiğini belirsiz bırakan bir cümle sınanamıyor.

Değer: kompozisyonu taşıyan boyut

Üç boyut içinde en çok iş gören değer.

Sebebi basit: göz açıklık farklarını renk farklarından daha hızlı ve daha güvenilir okuyor. Bir kompozisyonda ögeleri ayıran, öne çıkaran ve gruplayan şey çoğu zaman değer.

Değeri okumanın pratik yöntemleri var.

Siyah beyaza çevirmek. Renk kalktığında değer düzeni doğrudan görünüyor.

Gözleri kısmak. Ayrıntı kaybolduğunda geriye açık ve koyu alanlar kalıyor.

Değer skalası çıkarmak. Eserdeki en açık ve en koyu noktayı bul, aralarını kaç kademeye böldüğünü say.

Üçüncüsü en verimlisi. Bir eserde yalnız üç değer kademesi varsa kompozisyon sert ve grafik; on kademe varsa yumuşak ve dereceli. Bu, doğrudan sayıyla söylenebilen bir gözlem.

İkinci bir soru da aralığın nerede toplandığı. Bazı eserlerde kademelerin çoğu açık uçta duruyor ve koyular çok az; bazılarında tersi. Bu dağılım, aynı kademe sayısıyla bambaşka bir yüzey üretiyor.

Doygunluk: saflık ve karışım

Doygunluk, bir rengin ne kadar saf olduğu.

Doygunluğu düşürmenin üç yolu var ve üçü farklı sonuçlar veriyor: beyaz eklemek rengi açıyor, siyah eklemek koyultuyor, karşıt bir renk eklemek griye çeviriyor.

Bir eserde doygunluk dağılımına bakmak verimli bir gözlem. Doygun renkler nerede toplanmış? Genellikle en doygun alan aynı zamanda odak oluyor — ve bu, önceki kursta konuştuğumuz altı odak aracından birinin renkteki karşılığı.

Burada malzeme devreye giriyor. Bir pigmentin ulaşabileceği doygunluk sınırlı ve bu sınır malzemenin kendisinden geliyor. Toprak esaslı bir boya belirli bir noktadan sonra parlaklaşmıyor; taştan öğütülen ya da kimyasal işlemle elde edilen bazı pigmentler çok daha doygun sonuç veriyor.

Yani doygunluk bir üslup tercihi olmadan önce bir malzeme sorusu. Neyin elde edilebildiğini bilmeden yapılan doygunluk yorumu eksik kalıyor.

Sıcaklık: göreli bir eksen

Renkler sıcak ve soğuk diye ikiye ayrılıyor: kırmızı, turuncu ve sarı sıcak; mavi, yeşil ve mor soğuk sayılıyor.

Ama bu ayrımın önemli bir özelliği var: görelidir.

Bir kırmızı, yanındaki daha turuncu bir kırmızıya göre soğuk kalabiliyor. Aynı mavi, yanında ne olduğuna göre sıcak ya da soğuk okunabiliyor.

Bu yüzden "sıcak bir palet" demek tek başına yetmiyor. Neye göre sıcak? Aynı eserdeki hangi alana göre, yoksa başka bir eserle karşılaştırıldığında mı?

Sıcaklığın işlevsel bir yanı da var: sıcak renkler öne, soğuk renkler geriye gidiyor gibi algılanıyor. Bu, derinlik kurmanın araçlarından biri ve sonraki kursta yeniden karşımıza çıkacak.

Renk bir malzeme

Renk bir fikir olarak değil, bir madde olarak eserde bulunuyor ve o maddenin kendine ait özellikleri var.

Elde edilebilirlik. Bazı pigmentler yerel, bazıları uzaktan geliyor. Uzaktan gelen pahalı ve kullanımı bir karar.

Kalıcılık. Bazı renkler ışıkta soluyor, bazıları kimyasal olarak değişiyor. Bugün gördüğün renk özgün olmayabilir.

Uyum. Her pigment her bağlayıcıyla ve her yüzeyle çalışmıyor. Bir teknikte kullanılabilen renk, başka bir teknikte kullanılamıyor.

Bu üçü, bir eserdeki renk seçimlerinin ne kadarının tercih ne kadarının zorunluluk olduğunu belirliyor. Renk hakkında yazarken önce tekniğin ne sunduğunu sormak gerekiyor.

Bir de coğrafya var. Aynı dönemde iki bölgede bulunabilen pigmentler farklı olabiliyor ve bu, iki geleneğin paletlerini birbirinden ayıran şeyin bir kısmını doğrudan açıklıyor. Üslup karşılaştırması yapmadan önce erişim karşılaştırması yapmak gerekiyor.

Palet: kaç renk var

Bir eserin paleti, o eserde kullanılan renklerin toplamı. Ve ilk soru sayı: kaç farklı renk var?

Saymak göründüğünden zor, çünkü ara geçişler sayıyı şişiriyor. Pratik yöntem şu: yalnız ayrı ayrı karıştırılmış renkleri say, aralarındaki dereceleri değil.

Sayı bulunduğunda üç şey söylenebiliyor.

Dar palet. Az sayıda renk. Birlik güçlü, ayrım değere kayıyor. Malzeme kısıtı da olabilir, tercih de.

Geniş palet. Çok sayıda renk. Çeşitlilik yüksek ama birliğin başka bir araçla kurulması gerekiyor.

Sınırlı ama doygun palet. Az sayıda ama yüksek doygunlukta renk. Bu, pek çok gelenekte görülen ve teknikle yakından ilişkili bir düzen.

İkinci soru dağılım: hangi renk yüzeyin ne kadarını kaplıyor? Bir renk çok az yerde ama en görünür yerde kullanılmışsa, o rengin ağırlığı alanından çok daha büyük.

Usta katmanı: bugünkü renk özgün renk değil

Bu, renk hakkında yazarken en çok atlanan şey ve en çok yanlış üretiyor.

Bir eserin rengi zamanla değişiyor.

Solma. Işığa maruz kalan renkler zayıflıyor. Bazı pigmentler ötekilerden çok daha hızlı soluyor, yani denge de bozuluyor.

Sararma. Yüzeydeki koruyucu tabakalar zamanla sararıyor ve bütün paleti sıcağa kaydırıyor.

Kimyasal değişim. Bazı pigmentler kararıyor ya da renk değiştiriyor. Açık bir alan bugün koyu görünebiliyor.

Kirlenme ve temizlik. Yüzeydeki birikinti rengi boğuyor; temizlik ise bazen üst katmanları da alıyor.

Bir de kayıp dengesizdir. Bir eserde bazı renkler solup bazıları kalıyor ve geriye kalan düzen özgün düzenin bir bozulmuş hâli oluyor. Yani tek tek renkler kadar aralarındaki oran da değişiyor — ve kompozisyon okumasını asıl bozan bu.

Bunun pratik sonucu: bir eserin renk düzeni hakkında yazarken, gördüğün hâlin bugünkü hâl olduğunu belirtmek gerekiyor. Özgün hâli hakkında bir şey söylemek için teknik inceleme raporu gerekiyor ve o rapor varsa gösterilmeli.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Ton ile değer aynı şeydir."
Doğrusu

Türkçede aynı sözcük kullanılıyor ama iki ayrı boyut. Renk türü kırmızı-mavi ayrımı; değer açık-koyu ayrımı. Hangisinden söz ettiğini belirtmeden yazılan cümle sınanamıyor.

Yaygın yanlış"Renk sanatçının serbest seçimidir."
Doğrusu

Kısmen. Pigmentin elde edilebilirliği, tekniğe uygunluğu ve maliyeti seçimi önceden daraltıyor. Neyin mümkün olduğunu bilmeden yapılan seçim yorumu eksik.

Yaygın yanlış"Bugün gördüğüm renk eserin rengidir."
Doğrusu

Değil. Solma, sararma, kimyasal değişim ve temizlik rengi değiştiriyor. Bugünkü hâl bir gözlem; özgün hâl bir çıkarım ve rapor gerektiriyor.

Yaygın yanlış"Sıcak ve soğuk mutlak kategorilerdir."
Doğrusu

Göreli. Bir renk yanındaki renge göre sıcak ya da soğuk okunuyor. Neye göre sorusunu yazmadan kullanılan sıcaklık cümlesi boş.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: renk dört ayrı eksende ölçülüyor ve dördü bağımsız. Bir eserin renk düzenini yazmak, dördünü ayrı ayrı yazmak demek — ve gördüğün hâlin bugünkü hâl olduğunu eklemek.

Sonraki derse köprü

Bu derste rengi bir ölçü olarak ele aldık. Sıradaki derste rengin ne işe yaradığına geçiyoruz: bir renk nesnenin gerçek rengini mi gösteriyor, ışığın etkisini mi, bir simgeyi mi, yoksa hiçbirini mi? Dört ayrı kullanım ve aralarındaki fark, eserin nasıl okunacağını belirliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

GOR-103 — Renk, Işık, Gölge ve Doku →

9 bölümden 1. bölüm · Katman 1 — Görsel Okuryazarlık