Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: çerçeve kompozisyonun dışında değil, içinde. Kesilme bir kayıp değil, bir araç — ama kimin aracı olduğunu göstermeden yazılamıyor.
Açılış: aynı sahne, iki sınır
Bir sahne düşün: iki figür ve arkalarında bir manzara.
Şimdi bu sahneyi iki farklı sınırla çerçevele.
Birinci çerçeve geniş. İki figür ortada duruyor, çevrelerinde bol boşluk var, manzara sonuna kadar görünüyor.
İkinci çerçeve dar. Figürlerin omuzları kenarlarda kesiliyor, manzaradan yalnız bir şerit kalıyor.
İçerideki hiçbir şey değişmedi. Ama iki görüntü aynı şeyi anlatmıyor.
Çerçeve bir kap değil; kompozisyonun parçası. Ne gösterileceğini belirlediği kadar, ne gösterilmeyeceğini de belirliyor — ve gösterilmeyen şey görüntüde bir basınç bırakıyor.
Bu derste ne olacak
Önce çerçevenin ne olduğunu ve kaç türü bulunduğunu ayıracağız — fiziksel çerçeve, görüntü sınırı ve mimari çerçeve aynı şey değil.
Sonra çerçevenin dört işini göreceğiz.
Ardından kesilmeye geçeceğiz: bir ögenin sınırda kesilmesi ne yapıyor ve bu ne zaman karar, ne zaman sonradan olmuş bir şey?
Son olarak çerçevenin sonradan değişmesine bakacağız. Bu, çalıştığın görüntünün ne kadarının esere ait olduğunu belirleyen soru.
Sıfır noktası: pencereden bakmak
Bir pencereden dışarı bakıyorsun. Manzara devam ediyor ama sen bir dilimini görüyorsun.
Birkaç adım yana git: dilim değişiyor. Manzara aynı, gördüğün başka.
Şimdi pencereye yaklaş: daha çoğunu görüyorsun. Uzaklaş: daha azını.
Çerçeve tam olarak bu. Bir seçim aracı ve seçimin kendisi anlam taşıyor. Kimin seçtiği ise ayrı bir soru ve bu dersin en önemli sorusu; çünkü çerçeveyi seçen her zaman eseri yapan kişi olmuyor.
Üç tür çerçeve
Fiziksel çerçeve. Esere eklenmiş bir kenarlık: bir pano çerçevesi, bir bordür, bir cilt kenarı, bir kabartma çerçevesi. Nesnenin parçası ve ölçülebiliyor.
Görüntü sınırı. Esere ait yüzeyin bittiği yer. Fiziksel bir çerçeve olmasa da bir sınır var: kâğıdın kenarı, duvarın köşesi, kabın omzu.
Mimari çerçeve. Eseri çevreleyen yapı. Bir niş, bir kemer, bir kapı boşluğu. Esere eklenmemiş ama onu görme koşulunu belirliyor.
Üçünü karıştırmamak gerekiyor, çünkü üçü farklı zamanlarda ve farklı ellerden çıkmış olabiliyor. Bir panonun çerçevesi ressamın kararı olmayabilir; içinde durduğu niş kesinlikle değil.
Çerçevenin dört işi
Ayırma. Çerçeve içerideki dünyayı dışarıdakinden koparıyor. Bu, temel işlev ve en görünmez olanı.
Sunma. Çerçeve içindekine bir değer atfediyor. Çerçevelenmiş bir şey, bakılmaya değer bulunmuş demektir.
Ölçek verme. Çerçevenin kalınlığı ve oranı, içerideki ögelerin ne kadar büyük okunacağını etkiliyor. Kalın bir kenarlık içeriyi küçültüyor.
Okuma sırası kurma. Bölmeli bir çerçeve düzeni, hangi sahnenin önce okunacağını söylüyor. Bu, çok sahneli eserlerin taşıyıcı sistemi.
Dördüncü iş en çok atlanan ve çoğu zaman en belirleyici olanı. Bir sahne dizisinde anlatı sırasını kuran şey genellikle sahnelerin kendisi değil, çerçeve düzeni.
Kesilme: sınırda ne oluyor
Bir öge çerçevede kesildiğinde iki şey birden oluyor.
Birincisi: o öge devam ediyor olarak okunuyor. Görüntünün dışında bir dünya olduğu ima ediliyor.
İkincisi: kesilen öge çerçeveye bağlanıyor. Artık serbest bir biçim değil; kenara tutturulmuş bir şey.
Kesilmenin gücü nereden kestiğine bağlı. Bir figürün ayak bileğinden kesilmesi ile omzundan kesilmesi farklı sonuçlar veriyor: birincisi neredeyse fark edilmiyor, ikincisi izleyiciyi rahatsız ediyor.
Bir ölçüt: tanınmayı bozacak kadar mı kesilmiş? Öge hâlâ ne olduğu anlaşılacak biçimde duruyorsa kesilme yumuşak; anlaşılmıyorsa sert.
İkinci ölçüt kaç ögenin kesildiği. Tek bir öge kesilmişse bu bir vurgu; kenarlardaki her şey kesilmişse bu bir sistem ve görüntünün bir kesit olduğunu söylüyor.
Çerçeveyi delmek
Kesilmenin tersi de var: bir öge çerçeveden dışarı taşıyor.
Bu, kesilmekten farklı bir işlem. Kesilen öge çerçevenin arkasına giriyor ve orada devam ettiği varsayılıyor. Taşan öge ise çerçevenin önüne çıkıyor ve izleyicinin mekânına giriyor.
Üç yolla oluyor.
Kabartmada. Bir figür çerçeve düzleminin önüne doğru çıkıyor ve gölgesi çerçevenin üzerine düşüyor.
Resimde. Bir öge çerçeveyle örtüşecek biçimde boyanıyor ya da çerçevenin üzerine taşıyor.
Mimaride. Bir heykel nişin dışına çıkıyor, bir konsol saçağı aşıyor.
Delme her zaman güçlü bir vurgu üretiyor, çünkü kurulan bir kuralı bozuyor. Bu yüzden nerede yapıldığı rastlantı değil: genellikle en önemli öge deliyor.
Bir uyarı: taşma bazen sonradan olmuş bir hasar ya da onarım da olabiliyor. Ayırt etme yolu, taşan bölümün işçiliğinin geri kalanla aynı olup olmadığı.
Kesilme her zaman karar değil
Bir eserde kesilmiş bir öge gördüğünde üç ihtimal var ve ayırmak gerekiyor.
Kasıtlı kadraj. Sanatçı ya da atölye kompozisyonu böyle kurmuş. Kanıtı: kesilme kompozisyonun geri kalanıyla uyumlu ve başka yerlerde de tekrar ediyor.
Sonradan kesilmiş eser. Pano küçültülmüş, tuval kırpılmış, duvar resmi sökülürken kesilmiş. Kanıtı: kompozisyonun merkezi artık ortada değil, ya da bir öge mantıksız bir yerde bitiyor.
Parça. Eser zaten kırık ve geri kalanı yok. Kanıtı: kenar düzensiz ve kırık yüzeyi görünüyor.
Bu üçünü ayırmadan kadraj hakkında yazmak, başkasının kararını sanatçıya mal etmek anlamına geliyor.
Çerçeve içinde çerçeve
Çoğu eserde tek bir çerçeve yok. İç içe geçmiş birkaç sınır var ve her biri ayrı bir iş yapıyor.
Dışta fiziksel çerçeve, içinde bir bordür, onun içinde bir mimari öge, onun içinde asıl sahne.
Bunları saymak ve her birinin ne yaptığını yazmak, kompozisyonun katmanlarını açıyor. Bir de şu soru: iç çerçeveler dıştakine hizalı mı, yoksa kaymış mı? Kayma varsa orada bir gerilim var.
Özel bir durum: sahnenin içinde çizilmiş bir çerçeve — bir kapı, bir pencere, bir kemer. Bu, ikinci bir görüntü kuruyor ve izleyiciyi iki kez içeri sokuyor. İçerideki görüntü genellikle dışarıdakinden farklı bir ölçekte ve farklı bir zamanda; iki çerçeve arasındaki bu fark, sahnenin nasıl okunacağını belirliyor.
Çerçevenin oranı ve kalınlığı
Çerçeve yalnız var olmakla iş görmüyor; ölçüleri de bir şey söylüyor.
Oran. Çerçevenin çevrelediği alan kare mi, dikey mi, yatay mı? Bu oran içerideki kompozisyonun neye izin verdiğini belirliyor. Uzun ve dar bir alan düşey bir okuma zorluyor; geniş ve alçak bir alan yatay bir dizilim öneriyor.
Kalınlık. Kalın bir kenarlık içeriyi uzaklaştırıyor ve küçültüyor; ince bir kenarlık içeriyi izleyiciye yaklaştırıyor.
Derinlik. Çerçeve resim düzleminden ne kadar öne çıkıyor? Derin bir çerçeve bir pencere kuruyor; düz bir çerçeve yalnız bir sınır çiziyor.
Bu üçü ölçülebiliyor ve künyede genellikle bulunmuyor. Yani bir eserin fotoğrafına bakarak çerçevenin derinliğini bilemiyorsun; ancak yandan çekilmiş bir görüntü ya da nesnenin önünde durmak gösteriyor.
Oran hakkında bir uyarı daha: bir eserin oranı çoğu zaman sanatçının seçimi değil, malzemenin ya da mekânın dayattığı bir şey. Bir duvar boşluğu, bir ahşap panonun boyu, bir tezgâhın genişliği oranı önceden belirliyor ve kompozisyon o oranın içine yerleşiyor.
Usta katmanı: çerçeve sonradan değişiyor
Çalıştığın görüntünün ne kadarı esere ait? Bu soru düşünüldüğünden çok daha sık gündeme geliyor.
Yeniden çerçeveleme. Panolar yüzyıllar içinde birkaç kez çerçeve değiştirmiş olabiliyor. Bugün gördüğün kenarlık on dokuzuncu yüzyıl işi olabilir ve kompozisyon hakkında hiçbir şey söylemiyor olabilir.
Fotoğraf kadrajı. Bir eserin fotoğrafı çekilirken kadraj seçiliyor ve bu seçim genellikle belirtilmiyor. Kenarların nerede olduğu, fotoğrafçının kararı olabiliyor.
Sergileme çerçevesi. Vitrin, paspartu ve duvar rengi de bir tür çerçeve ve algıyı değiştiriyor.
Pratik kural: kadraj hakkında bir şey yazmadan önce çerçevenin esere ait olup olmadığını sor. Bilinmiyorsa, "bugünkü çerçeveleme" diye yazmak dürüstlük. Bu küçük ek, bir gözlemi yanlış bir iddiaya dönüşmekten koruyor ve okuyucuya neyin doğrulanabilir olduğunu gösteriyor.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Çerçeve eserin dışındadır."
Çoğu zaman değil. Bordür, kenarlık ve bölme düzeni kompozisyonun taşıyıcı sistemi. Dışarıda olan şey sonradan eklenen çerçeveler ve onlar da ayrıca belirtilmeli.
Yaygın yanlış"Kesilen bir öge kadrajın kararıdır."
Üç ihtimal var: kasıtlı kadraj, sonradan kesilme ve parça olma. Kenarın nasıl bittiğine bakmadan ilkini varsaymak, başkasının kararını sanatçıya mal etmek.
Yaygın yanlış"Çerçevesiz eser çerçevesizdir."
Fiziksel çerçevesi olmayan her eserin yine de bir görüntü sınırı var: kâğıdın kenarı, duvarın köşesi, kabın omzu. Sınır her zaman var; eklenmiş kenarlık her zaman yok.
Yaygın yanlış"Fotoğraf eseri olduğu gibi gösterir."
Fotoğraf bir kadraj seçiyor ve seçimini söylemiyor. Kenarların nerede bittiği, çoğu zaman fotoğrafçının kararı.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: çerçeve kompozisyonun dışında değil, içinde. Kesilme bir kayıp değil, bir araç — ama kimin aracı olduğunu göstermeden yazılamıyor.
Sonraki derse köprü
Buraya kadar kompozisyonu bir yüzey üzerinde düşündük. Ama heykelde, nesnede ve yapıda kompozisyon başka türlü çalışıyor: tek bir bakış noktası yok ve izleyici hareket ediyor. Sıradaki derste iki boyutlu ile üç boyutlu kompozisyon arasındaki farka geçiyoruz.