Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir figürün büyük olmasının üç ayrı açıklaması var: yakında olması, gerçekten büyük olması ya da daha önemli olması. Ölçek nesnenin gerçek boyutu, oran parçalar arası ilişki, hiyerarşik ölçek ise boyutun önem bildirdiği sistem. Hangi sistemin çalıştığı dört soruyla anlaşılıyor: tutarlılık, konum, örtüşme ve başka işaretlerin varlığı. Hiyerarşik ölçek bir eksiklik değil ayrı bir dil; perspektifle aynı soruyu cevaplamıyor ve bugün de kullanılıyor. Oran sisteminden sapma bir gözlemdir ve sebebi araştırılmadan yargıya bağlanamaz.
Açılış: bir figür neden büyük
Bir yüzeyde iki figür var. Biri ötekinin iki katı.
Neden?
Üç cevap mümkün ve üçü tamamen farklı.
Birincisi: yakında duruyor. Uzaktaki küçük görünür ve bu bir mesafe bilgisi.
İkincisi: gerçekten daha büyük. Bir yetişkin ile bir çocuk, bir insan ile bir kuş.
Üçüncüsü: daha önemli. Boyut, mesafeyi ya da bedeni değil, konumu anlatıyor.
Üç cevabı karıştırmak, pek çok geleneği baştan yanlış okumaya yol açıyor. Üçüncü sistemi kullanan bir esere birinci sistemin gözüyle bakan biri, "perspektif bilmiyorlar" diye düşünüyor.
Oysa orada bir eksiklik yok; başka bir kural var. Kuralı bilmeyen okuyucu, kuralın yokluğunu görüyor.
Bu ders o kuralları ayırt etmeyi öğretiyor. Ayırt edemeyen bir okuma, başka bir sistemi kendi sisteminin başarısız hâli sanıyor.
Bu derste ne olacak
Üç kavram öğreneceksin ve üçü sık karıştırılıyor.
Ölçek, nesnenin gerçek dünyadaki büyüklüğü. Oran, bir bütünün parçaları arasındaki ilişki. Hiyerarşik ölçek, boyutun önemi bildirdiği sistem.
Sonra bir eserde hangi sistemin çalıştığını nasıl anlayacağını göreceksin.
Ders bittiğinde bir boyut farkı gördüğünde üç açıklamayı ayırt edebilecek ve hangisinin geçerli olduğunu kanıtla söyleyebileceksin.
Sıfır noktası: büyük olan önemli sayılıyor
Önce gündelik bir şeye benzetelim.
Bir toplantı fotoğrafına bakıyorsun. Ortada ve önde duran kişiyi "önemli" sayıyorsun. Kimse sana söylemedi.
Bir haber sayfasında büyük punto başlık önemli, küçük punto başlık daha az önemli. Bunu da kimse öğretmedi.
Boyut ile önem arasındaki bağlantı çok eski ve çok yaygın. Muhtemelen bedensel: büyük olan yakın, güçlü ya da tehlikeli.
Sanat bu bağlantıyı hem kullanıyor hem yeniden kuruyor. Bazı gelenekler boyutu doğrudan önem işareti olarak kullanıyor ve bunu açıkça yapıyor. Bazıları ise boyutu mesafeye bağlıyor ve önemi başka araçlarla gösteriyor.
İkisi de tutarlı sistemler. Aralarında bir gelişme ilişkisi yok — ikinci kursta öğrendiğin gibi, bir sistemi ötekinin eksik hâli saymak, dönemleştirmenin en yaygın tuzağı.
Ölçek: nesnenin gerçek boyutu
Ölçek, üçüncü kursun altıncı dersinde gördüğün ve ekranda kaybolan bilgi.
Sanat tarihinde ölçek dört bant hâlinde düşünülebiliyor ve her bant farklı bir ilişki kuruyor.
Elde tutulan. Avuç içine sığan nesne. Tekil bir izleyici, yakın mesafe, dokunma ihtimali.
Beden ölçeği. İnsan boyuna yakın. İzleyici nesneyle karşı karşıya duruyor ve bir karşılaşma yaşıyor.
Anıtsal. İnsan boyunu belirgin biçimde aşan. İzleyici bakmak için kafasını kaldırıyor ve nesne mekâna hâkim oluyor.
Coğrafi. Tek bakışta görülemeyen. Yapı grupları, toprak işleri, kent dokusu.
Bir eserin hangi banda ait olduğu, kim tarafından ve nasıl görüleceğini doğrudan belirliyor.
Oran: parçalar arasındaki ilişki
Oran, bir bütünün parçalarının birbirine göre ölçüsü. Başın gövdeye, elin kola, sütunun yüksekliğinin çapına.
Pek çok gelenekte oran keyfî değil, bir sisteme bağlı. Bu sistemlere kanon deniyor ve bir kanon, hangi ölçünün hangi ölçüye kaç kez sığacağını söylüyor.
Kanonun varlığını anlamanın yolu şu: aynı geleneğin farklı eserlerinde aynı oranlar tekrar ediyor mu? Ediyorsa bir sistem var demektir.
Kanon bir kısıt değil, bir altyapı. İçinde çok farklı işler yapılabiliyor ve kanondan sapma, sapmanın kendisi anlamlı hâle geliyor.
Hiyerarşik ölçek
Şimdi üçüncü kavram ve en çok yanlış anlaşılanı.
Hiyerarşik ölçek, figürlerin fiziksel uzaklığa ya da gerçek boyutlarına değil, önem veya statülerine göre farklı büyüklüklerde gösterilmesi.
Bu bir "hata" ya da "beceriksizlik" değil. Bilinçli bir işaret sistemi ve okunması öğrenilen bir dil.
Sistemi tanımanın üç işareti var.
Birinci işaret: tutarlılık. Boyut farkı rastgele değil, belirli figür türleriyle eşleşiyor. Aynı tür figür her yerde aynı boyutta.
İkinci işaret: mekân bilgisiyle çelişki. Büyük figür arkada, küçük figür önde durabiliyor. Bu, boyutun mesafeyle ilgisiz olduğunu gösteriyor.
Üçüncü işaret: başka işaretlerle uyum. Büyük figür ayrıca merkezde, yüksekte ya da farklı bir giysiyle gösteriliyor. Boyut tek başına değil, bir işaret demetinin parçası. Demetin kaç parçadan oluştuğu, sistemin ne kadar açık kurulduğunu gösteriyor.
Hangi sistem çalışıyor
Bir eserde hangi sistemin geçerli olduğunu anlamak için dört soru yeter.
Boyut farkı tutarlı mı? Aynı tür figürler her yerde aynı büyüklükte mi?
Büyük figür nerede duruyor? Önde mi, arkada mı, merkezde mi?
Örtüşme ne söylüyor? Küçük figür büyüğü örtüyorsa, küçük olan öndedir ve boyut mesafeyle ilgili değildir.
Başka işaretler var mı? Giysi, taht, hale, çerçeve, yazı.
Dört sorunun cevabı çoğu zaman tek bir sisteme işaret ediyor. Etmiyorsa — ki bu da olur — eserde birden çok sistem bir arada çalışıyor demektir ve bu, tek sistemli bir eserden daha ilginç. Böyle bir eserde asıl soru hangi sistemin doğru olduğu değil, ikisinin nerede devreye girdiği.
Ölçek ile beden arasındaki ilişki
Bir ölçek kararı her zaman bir beden kararı. Çünkü nesneyi kullanan ya da gören şey bir beden ve o bedenin sınırları var.
Dört ilişki türü var ve dördü de gözlenebiliyor.
Kavrama. Nesne elle tutuluyor mu? Tutuluyorsa nereden? Tutma yeri aşınmış mı?
Karşılaşma. Nesne göz hizasında mı? Figürün gözü izleyicinin gözüyle aynı yükseklikte mi?
Baskı. Nesne izleyiciyi küçültüyor mu? Yukarı bakmayı zorunlu kılan bir ölçek, bir güç ilişkisi kuruyor.
Kuşatma. Nesne izleyiciyi içine alıyor mu? Mimarlıkta ve bazı yerleştirmelerde beden nesnenin içinde duruyor.
Bu dördü, ölçeği bir sayı olmaktan çıkarıp bir deneyime çeviriyor. Ve deneyim, ölçünün kendisinden çok daha kolay hatırlanıyor. Ve dördüncü kursta öğrendiğin gibi, bu deneyim ekranda tamamen kayboluyor.
Oran sistemi nasıl okunur
Bir eserde oran sistemi olup olmadığını anlamak için ölçmek gerekiyor ve ölçüm basit bir birimle yapılıyor: eserin kendi içinden seçilen bir birim.
Yöntem şu. Tekrar eden en küçük ölçüyü bul — bir baş yüksekliği, bir sütun çapı, bir el uzunluğu. Sonra bütünün kaç birim ettiğini say.
Sayı yuvarlaksa ve aynı geleneğin başka eserlerinde de tekrar ediyorsa, bir sistem var demektir. Tek bir eserde bulunan yuvarlak sayı ise tesadüf olabilir; sistem iddiası için ikinci bir eser gerekiyor.
Bu ölçüm fotoğraf üzerinde de yapılabiliyor ve nadir bir avantaj: oran, ölçekten bağımsız olduğu için görselde korunuyor. Ekranın kaybettiği şey mutlak boyut; oranlar kalıyor.
Bir uyarı: fotoğraf açısı oranı bozabiliyor. Alttan ya da açıyla çekilmiş bir fotoğrafta oranlar değişiyor. Ölçüm yapmadan önce görüntünün cepheden olup olmadığını kontrol etmek gerekiyor.
Usta katmanı: ölçek yanılgıları
Şimdi birkaç incelik.
Birincisi, hiyerarşik ölçek yalnız "eski" geleneklere ait değil. Bugünün görsel dilinde de var: bir afişte adı büyük yazılan kişi, bir toplantı fotoğrafında öne alınan kişi. Sistem yaşıyor, yalnız adı konmuyor.
İkincisi, ölçek yanılgısı bir yorum kapısı. Bir nesnenin fotoğrafta anıtsal görünüp aslında avuç içi olması çok yaygın ve bu, işlev hakkındaki bütün varsayımları değiştiriyor. Bu yüzden betimlemede ölçü satırı zorunlu.
Üçüncüsü, aynı eser içinde ölçek değişimi bir anlatı aracı olabiliyor. Bir dizide figürler büyüdükçe zaman ilerliyor ya da mekân yaklaşıyor olabilir.
Dördüncüsü ve en incesi: oran sisteminden sapma bir gözlemdir ve sebebi araştırılmalı. Sapma bir tercih olabilir, bir el değişikliği olabilir, bir onarım olabilir ya da malzemenin dayattığı bir zorunluluk olabilir. Dördü de farklı kanıt gerektiriyor.
Beşincisi, kopyalar ölçeği değiştiriyor. Bir heykelin alçı kopyası, küçültülmüş bir modeli ya da üç boyutlu baskısı özgün ölçekte olmayabiliyor ve pek çok müzede kopyalar özgünlerle aynı salonda duruyor. Bir ölçek gözlemi yapmadan önce baktığın şeyin kopya olup olmadığını sormak gerekiyor — ve bu bilgi çoğu zaman etikette küçük puntoyla yazıyor.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Figürler farklı boyuttaysa perspektif kullanılmamış demektir."
Boyut farkının üç ayrı açıklaması var: mesafe, gerçek boyut ve önem. Hangisinin geçerli olduğu dört soruyla anlaşılıyor ve üçüncüsü bir eksiklik değil, ayrı bir sistem.
Yaygın yanlış"Hiyerarşik ölçek ilkel bir çözümdür."
İşaret sistemi olarak son derece verimli ve bugün de kullanılıyor. Ayrıca perspektifle aynı soruyu cevaplamıyor: biri mekânı, öteki toplumsal konumu gösteriyor.
Yaygın yanlış"Oran sisteminden sapma bir beceriksizliktir."
Sapma bir gözlemdir ve dört farklı sebebi olabilir: tercih, el değişikliği, onarım ya da malzeme zorunluluğu. Sebebi araştırılmadan verilen "beceriksizlik" hükmü, bir gözlemi bir yargıyla kapatıyor.
Yaygın yanlış"Bir eserde tek bir ölçek sistemi çalışır."
Pek çok eserde birden çok sistem bir arada. Statü ölçeği ile mekân ölçeği aynı yüzeyde farklı figürlere uygulanabiliyor ve bu karmaşıklık, tek sistemli bir eserden daha çok şey anlatıyor.
Uygulama ve kilit özet
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir figürün büyük olmasının üç ayrı açıklaması var: yakında olması, gerçekten büyük olması ya da daha önemli olması. Ölçek nesnenin gerçek boyutu, oran parçalar arası ilişki, hiyerarşik ölçek ise boyutun önem bildirdiği sistem. Hangi sistemin çalıştığı dört soruyla anlaşılıyor: tutarlılık, konum, örtüşme ve başka işaretlerin varlığı. Hiyerarşik ölçek bir eksiklik değil ayrı bir dil; perspektifle aynı soruyu cevaplamıyor ve bugün de kullanılıyor. Oran sisteminden sapma bir gözlemdir ve sebebi araştırılmadan yargıya bağlanamaz.
Sonraki derse köprü
Boyutu çözdük. Şimdi bedenin kendisine geliyoruz.
Bir figür ayakta duruyor, oturuyor, uzanıyor ya da yürüyor. Eli bir şeye uzanıyor, başı bir yöne dönük, gözü bir noktaya bakıyor.
Bunların hepsi gözlenebilir ve hepsi bir bilgi taşıyor. Ama aynı zamanda yorumun en hızlı sızdığı yer burası: bir duruşa bakıp "kararlı" ya da "yorgun" demek çok kolay.
Sıradaki derste duruş, jest, bakış ve hareketi çalışıyoruz.