Ders GOR-101.1 · Bakmak, Görmek ve Betimlemek

Yorumdan önce betimleme

1.946 kelime · 12 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Beyin bakmadan önce yorumluyor ve etiket yapıştıktan sonra göz bakmayı bırakıyor; betimleme bu otomatik işlemi yavaşlatmak için var. Bir cümlenin betimleme olup olmadığı iki gözlemci sınamasıyla anlaşılıyor: aynı esere bakan başka biri bu cümleye katılır mı? Duygu, değer, niyet ve hazır kategori sözcükleri gözlemi kapatıyor; yasak değiller ama betimlemeden sonra gelmeleri gerekiyor. Betimleme beş adımlı bir sıra izliyor: nesne, bütün düzen, ana ögeler, ayrıntılar, ilişkiler. Betimleme tarafsız değil ama denetlenebilir; yanlışsa biri eseri göstererek itiraz edebiliyor ve yorumda bu mümkün değil.

Açılış: aynı eser, iki cümle

Bir esere bakıyoruz ve iki kişi konuşuyor.

Birincisi şöyle diyor: "Kadın çok hüzünlü görünüyor, sanki büyük bir kayıp yaşamış."

İkincisi şöyle diyor: "Figürün başı sağ omzuna doğru eğik. Göz kapakları yarı kapalı. Ağzın köşeleri aşağı bakıyor. Eller kucakta, parmaklar birbirine kenetlenmiş."

Şimdi bir deney yap. İki cümleyi de okumamış birine oku ve eseri çizmesini iste.

Birinci cümleden hiçbir şey çizilemiyor. İkinci cümleden kabaca bir figür çıkıyor.

Şimdi asıl soru: birinci cümle yanlış mı?

Belki değil. Belki figür gerçekten hüzünlüdür. Ama birinci cümle bir sonuç, ikincisi bir gözlem. Ve sonucu gözlemden önce söylersen, gözlem hiç yapılmıyor.

Bu ders akademinin temel becerisini kuruyor: yorumdan önce betimlemek.

Bu derste ne olacak

Dört şey öğreneceksin.

Birincisi, betimlemenin ne olduğu ve bir cümlenin betimleme olup olmadığının nasıl sınanacağı. İkincisi, hangi sözcüklerin gözlemi kapattığı. Üçüncüsü, betimlemenin hangi sırayla yapıldığı. Dördüncüsü, betimlemenin sınırları — çünkü tamamen tarafsız bir betimleme yok ve bunu bilmek disiplini güçlendiriyor.

Ders bittiğinde bir eserin karşısında yorum yapmadan önce durabilecek ve kendi cümlelerindeki gizli yorumları görebileceksin.

Sıfır noktası: beyin sen fark etmeden yorumluyor

Önce gündelik bir şeye benzetelim.

Sokakta birinin yüzünü görüyorsun ve "kızgın" diye düşünüyorsun. Bu düşünce ne kadar sürdü? Ölçemedin bile; anlık.

Şimdi geri dön ve sor: neyi gördün? Kaşların açısını mı, ağzın gerginliğini mi, yoksa yalnız bir izlenimi mi?

Cevap genellikle sonuncusu. Beyin yüzü parça parça okumuyor; bütün olarak alıp bir etiket yapıştırıyor ve bunu saniyenin çok altında yapıyor.

Bu, insan olmanın bir özelliği ve çoğu zaman işimize yarıyor. Ama bir eserin karşısında sorun çıkarıyor, çünkü etiket yapıştıktan sonra göz bakmayı bırakıyor. "Hüzünlü" dedin ve iş bitti; artık ağzın köşesine bakmıyorsun.

Betimleme, bu otomatik işlemi yavaşlatmak için var. Bir teknik değil, bir frenleme.

Ve şunu baştan söyleyelim: betimleme sıkıcı geliyor. Yorum heyecanlı, betimleme mekanik. Ama sanat tarihinde bütün güçlü yorumlar iyi betimlemelerin üstünde duruyor; zayıf yorumların hepsinin altında betimlenmemiş bir eser var.

Betimleme nedir

Tanım basit: betimleme, eserde doğrudan görülebilen özellikleri yorumdan mümkün olduğunca ayırarak ifade etmektir.

Bir cümlenin betimleme olup olmadığını sınamanın tek bir yolu var ve buna iki gözlemci sınaması diyelim.

Aynı esere bakan iki farklı kişi, senin cümlene katılır mı?

"Figürün başı sağ omzuna eğik" cümlesine katılırlar. Ölçülebilir, gösterilebilir.

"Figür hüzünlü" cümlesine katılmayabilirler. Biri "düşünceli" der, biri "yorgun" der, biri "sakin" der.

Birinci cümle betimleme; ikincisi yorum.

Sınamanın ikinci bir biçimi daha var ve daha hızlı: cümleni eseri görmemiş birine oku, çizebiliyor mu?

Gözlemi kapatan sözcükler

Bazı sözcükler cümleye girdiği anda betimlemeyi bitiriyor. Dört aile var.

Duygu sözcükleri. Hüzünlü, neşeli, öfkeli, huzurlu, dramatik. Bunlar figürün değil, senin durumunu anlatıyor.

Değer sözcükleri. Güzel, çirkin, başarılı, kaba, zarif, ustaca. İkinci kursta öğrendin: bunlar doğrulanamaz.

Niyet sözcükleri. Sanatçı şunu anlatmak istemiş, vurgulamış, amaçlamış. Niyet eserde görünmüyor; belgede görünebilir.

Hazır kategori sözcükleri. Klasik, primitif, naif, gerçekçi, modern. Bunlar bir sınıflandırmayı gözlemin yerine koyuyor.

Bu sözcükler yasak değil. Sanat tarihi metinlerinde hepsi kullanılıyor. Kural şu: önce betimle, sonra kullan. Ve kullandığında hangi gözleme dayandığını söyle.

Bir de sinsi bir grup var: gizli yorum taşıyan betimleme görünümlü sözcükler. "Figür öne doğru atılıyor" cümlesi betimleme gibi duruyor ama bir hareket yorumu içeriyor; gördüğün şey aslında bacakların açısı ve gövdenin eğimi.

Betimleme sırası

Betimleme rastgele yapılmıyor. Bir sıra var ve sıra, hiçbir şeyin atlanmamasını sağlıyor.

Birinci adım: nesne nedir. Bir resim mi, heykel mi, kap mı, dokuma mı? Ne kadar büyük? Hangi malzemeden? Bu bilgilerin bir kısmı kayıttan geliyor ve orası meşru.

İkinci adım: bütün düzen. Kaç ana öge var, nasıl yerleşmişler, yüzeyin neresi dolu neresi boş?

Üçüncü adım: ana ögeler. Her birini tek tek: konumu, duruşu, yönü, ölçüsü.

Dördüncü adım: ayrıntılar. Yüzey, doku, kenar, işleme izi.

Beşinci adım: ilişkiler. Ögeler birbirine göre nerede duruyor, hangisi hangisini örtüyor, hangi yönler kesişiyor?

Bu beş adım kaba görünüyor ve öyle olması gerekiyor. Betimleme yaratıcı bir iş değil; kapsayıcı bir iş.

Bildiğim ile gördüğüm

Şimdi en zor ayrım.

Bir eserin karşısında iki kaynaktan bilgi geliyor: gözünden ve hafızandan. İkisi aynı anda çalışıyor ve karışıyor.

Bir örnek. Bir mezar resminde bir figür görüyorsun ve "bu bir kâtip" diyorsun. Bunu nereden biliyorsun? Elinde tuttuğu nesneden mi, oturuşundan mı, yoksa daha önce okuduğun bir şeyden mi?

Üçü de olabilir ve üçü farklı ağırlıkta. Birincisi ve ikincisi gözlem; üçüncüsü bilgi.

Bilgi kötü değil — sonraki bütün derslerde bilgi kullanacaksın. Ama betimleme aşamasında ikisini ayrı tutmak gerekiyor, çünkü ayrılmazsa bildiğin şey gördüğün şeyi yeniden şekillendiriyor.

Pratik çözüm dördüncü derste öğrendiğin çift sütunlu not: solda gördüğün, sağda bildiğin.

Üç boyutlu ve mekânsal eserlerde betimleme

Buraya kadarki örneklerin çoğu yüzey üzerindeydi. Heykel, nesne ve yapıda betimleme bir adım daha karmaşık, çünkü tek bir görüş açısı yok.

Üç ek kural devreye giriyor.

Nereden baktığını yaz. "Önden bakıldığında" ya da "sağ yandan" ifadesi olmadan üç boyutlu bir betimleme eksik. Aynı heykel iki açıdan iki farklı biçim gösteriyor.

Kaç açıdan baktığını yaz. Bir açıdan yapılan betimleme, o açıdan yapılmış olduğunu söylemeli. Tek fotoğraftan çalışıyorsan bunu belirtmek dürüstlük.

Ağırlık ve destek nerede. Üç boyutlu nesnede bir şey bir şeyi taşıyor. Yükün nereden aktığı, gözlenebilir bir özellik ve çoğu zaman atlanıyor.

Mimarlıkta bunlara bir dördüncüsü ekleniyor: hareket. Bir yapıyı betimlemek, içinde yürüme sırasını betimlemek demek. Nereden giriliyor, ne zaman ne görünüyor?

Kısa betimleme ile uzun betimleme

Uzunluk bir teknik karar ve üç ayrı iş üretiyor.

Elli kelime bir kimlik cümlesi. Nesne ne, kaç ana öge var, en belirgin ilişki hangisi? Bu uzunlukta ayrıntı yok ve olmamalı.

Yüz elli kelime çalışma betimlemesi. Beş adımın hepsi geçiyor ama her adım tek cümlede. Günlük not için doğru ölçü.

Beş yüz kelime inceleme betimlemesi. Ayrıntılar, yüzey izleri, ölçü ilişkileri ve belirsiz kalan noktalar giriyor.

Üçünü de aynı eser için yazmak, akademinin birinci katman alıştırmalarının çekirdeği. Çünkü üçü farklı şeyleri zorluyor: kısa olan seçmeyi, uzun olan görmeyi.

Bir uyarı: uzun betimleme otomatik olarak daha iyi değil. Beş yüz kelimelik bir metin, elli kelimelik bir metinden daha çok yorum barındırabiliyor — uzunluk, araya yorum sızması için daha çok yer demek.

Usta katmanı: betimleme de tarafsız değil

Şimdi dersin en ince noktası ve dürüst olmak gerekiyor.

Tamamen tarafsız bir betimleme yok. Üç sebepten.

Birincisi: seçim. Bir eserde sonsuz sayıda gözlenebilir özellik var. Hangisini yazacağına sen karar veriyorsun ve o karar bir yorum. Bir figürün elini betimleyip ayağını atlamak, elin önemli olduğunu iddia etmek.

İkincisi: dil. Kullandığın her sözcük bir kategori taşıyor. "Kıvrım" demek ile "büklüm" demek aynı şeyi göstermiyor; sözcük seçimi zaten bir okuma.

Üçüncüsü: eğitim. Ne aradığını bildiğin ölçüde görüyorsun. Bir dokuma tekniği bilen kişi, bilmeyenin göremediği bir bağlantıyı görüyor.

Peki bu, betimlemeyi anlamsız mı kılıyor?

Hayır ve sebebi önemli. Betimleme mutlak tarafsızlık iddia etmiyor; denetlenebilirlik iddia ediyor. Yazdığın her cümle eserin üstünde gösterilebiliyorsa, biri gelip "hayır, orada öyle değil" diyebiliyor.

Yorumda bu mümkün değil. "Hüzünlü" cümlesine kimse eseri göstererek itiraz edemiyor.

İkinci incelik: betimleme uzunluğu bir karar. Aynı eseri elli, yüz elli ve beş yüz kelimeyle betimlemek üç farklı iş. Kısa betimleme seçim yapmaya zorluyor; uzun betimleme kapsayıcılığa. Akademinin ilk hedeflerinden biri aynı eseri üç uzunlukta betimleyebilmek.

Üçüncüsü: betimleme bittiğinde iş bitmiyor, başlıyor. İyi bir betimleme, sorulacak soruları kendiliğinden üretiyor. "Neden bu figürün gözü önden, bedeni yandan?" sorusu ancak betimleme yapıldıktan sonra doğuyor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Betimleme yorumdan daha kolaydır."
Doğrusu

Tersi. Yorum kendiliğinden geliyor; betimleme o kendiliğinden geleni durdurmayı gerektiriyor. İlk denemelerde yazdığın cümlelerin yarısının yorum çıkması normal ve bu, becerinin ne kadar zor olduğunun kanıtı.

Yaygın yanlış"İyi bir betimleme her şeyi anlatır."
Doğrusu

Hiçbir betimleme her şeyi anlatmıyor; seçim yapmak zorunda. Amaç kapsamlı olmak değil, seçimini bilerek yapmak ve yazdığın her cümlenin eser üstünde gösterilebilir olması.

Yaygın yanlış"Betimleme tarafsızdır."
Doğrusu

Değil — seçim, dil ve eğitim üçü de betimlemeyi biçimlendiriyor. Betimlemenin iddiası tarafsızlık değil denetlenebilirlik: yanlışsa biri eseri göstererek itiraz edebiliyor.

Yaygın yanlış"Betimlemeyi bilgiyle desteklemek onu güçlendirir."
Doğrusu

Betimleme aşamasında bilgi karıştırmak, gördüğünü bildiğine benzetmene yol açıyor. İkisi ayrı sütunda tutulur; birleştirme sonraki aşamanın işi.

Uygulama ve kilit özet

Beş cümlede dersin iskeleti.

Beyin bakmadan önce yorumluyor ve etiket yapıştıktan sonra göz bakmayı bırakıyor; betimleme bu otomatik işlemi yavaşlatmak için var. Bir cümlenin betimleme olup olmadığı iki gözlemci sınamasıyla anlaşılıyor: aynı esere bakan başka biri bu cümleye katılır mı? Duygu, değer, niyet ve hazır kategori sözcükleri gözlemi kapatıyor; yasak değiller ama betimlemeden sonra gelmeleri gerekiyor. Betimleme beş adımlı bir sıra izliyor: nesne, bütün düzen, ana ögeler, ayrıntılar, ilişkiler. Betimleme tarafsız değil ama denetlenebilir; yanlışsa biri eseri göstererek itiraz edebiliyor ve yorumda bu mümkün değil.

Sonraki derse köprü

Betimlemeye başladın ve hemen bir sorunla karşılaşacaksın: nereden başlanır?

Bir eserin bütününe bakmak ile bir ayrıntısına bakmak iki farklı iş ve ikisi farklı şeyler gösteriyor. Bütünden başlayan biri ayrıntıyı kaçırıyor; ayrıntıdan başlayan biri bütünü kuramıyor.

Sıradaki derste bütün, parça ve ayrıntı arasındaki geçişi çalışıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

GOR-101 — Bakmak, Görmek ve Betimlemek →

8 bölümden 1. bölüm · Katman 1 — Görsel Okuryazarlık