6.1 · Seviye 1 · Sağlık Bilgisini Okumak
Risk algısı
Korku ve tanıdıklığın risk tahminini nasıl çarpıttığını açıklar
Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M06, Sağlık Kararlarının Psikolojisi · 1.617 kelime · 2 kaynak · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Bir an
Ekim sonu, aile sağlığı merkezi. Dr. Aylin, Rıza'nın merdivende artan nefes darlığını dinledikten sonra bir öneride bulunuyor: "Bu kış grip aşınızı olun. Akciğerleriniz zaten zorlanıyor, grip size ağır gelebilir."
Rıza başını sallıyor ama yüzü asılıyor. Eve dönünce Sevgül'e anlatıyor: "Aşı olmayacağım. Geçen hafta haberlerde gördüm, bir adam aşıdan sonra felç olmuş. Ben o riske girmem."
Sevgül bir şey demeden mutfağa gidiyor. Döndüğünde Rıza balkonda, günün on beşinci sigarasını yakmış. Sevgül kapının eşiğinde duruyor, bir kocasına, bir de elindeki sigaraya bakıyor.
"Rıza," diyor yavaşça, "haberde bir kişiyi gördün ve korktun. Ama otuz beş yıldır her gün elinde tuttuğun şeyden hiç korkmuyorsun."
Rıza bir an susuyor. "O başka," diyor. "Ona alıştım."
Soru
İnsanlar neden bazı küçük risklerden çok korkarken bazı büyük risklere aldırmaz, ve korkunun ve tanıdıklığın bir riski nasıl gördüğümüzü nasıl değiştirdiğini bilmek kararlarımıza nasıl yardım eder?
Nasıl işler
M02'de riskleri sayılarla ölçmeyi öğrendik: mutlak risk, göreli risk, tedavi edilmesi gereken sayı. Ama insanlar riskleri yalnızca sayılarla değerlendirmez; onları hisseder.
Bu sapmanın arkasında, düşünce sistemimizin kısa yolları vardır. Bunlardan biri, bir şeyin ne kadar sık olduğunu, onunla ilgili örneklerin aklımıza ne kadar kolay geldiğine bakarak tahmin etmektir.
Rıza'nın aşı korkusu tam olarak böyle çalışıyor. Haberdeki tek bir olay canlı, çarpıcı ve yeni; aklına hemen geliyor. Sigaranın zararı ise yıllara yayılmış, sessiz ve görünmez; her günkü sigara bir haber değildir.
İkinci bir etken, riskin türüdür. Bazı riskler, olasılıkları düşük olsa bile, yarattıkları duygu yüzünden çok büyük görünür.
Risk algısını etkileyen başka özellikler de vardır. Kendi seçtiğimiz ve kontrol ettiğimizi düşündüğümüz riskler, başkasının bize dayattığı risklerden daha küçük görünür; Rıza'nın sigarası onun seçimidir, aşı ise ona "dışarıdan" gelir. Alıştığımız, tanıdık riskler yeni ve bilinmeyen risklerden daha az korkutucu gelir; "ona alıştım" cümlesi tam bunu söyler. Bir riskten fayda gördüğümüzü hissediyorsak onu daha küçük görürüz.
Bu sapmaları düzeltmenin en etkili yolu, iki riski aynı dile çevirmektir. "Haberdeki adam felç oldu" ile "her gün bir paket sigara" farklı dillerde konuşur: biri bir hikâye, öteki bir alışkanlıktır. İkisini karşılaştırabilmek için ikisini de aynı biçimde sormak gerekir: bin kişiden kaçında, ne kadar sürede, ne olur? 2.8'de gördüğümüz doğal sıklık burada yine işe yarar. Bir aşının ciddi bir yan etkisi gerçekten yaşanmışsa bile, onun kaç dozda bir görüldüğünü, aşı olmayan biri için hastalığın kendisinin kaç kişide ağır geçtiğini yan yana koymak, korkuyu silmez ama ona bir ölçü verir. Rıza'nın kararı belki yine aynı olacaktır; ama o zaman bir hikâyeye değil, iki sayıya bakarak verilmiş bir karar olur.
Bu sapmalar bir zekâ eksikliği değildir. İnsan zihninin hızlı karar vermek için geliştirdiği kısa yollardır ve çoğu zaman işe yarar. Ama sağlık kararlarında, özellikle sayıların duygulardan çok farklı bir şey söylediği durumlarda, bizi yanıltabilirler.
Kanıt
Bu araştırma çizgisini sürdüren Paul Slovic'in Perception of risk (Science, 1987) başlıklı derlemesi, risk algısını anlamanın, halkın tehlikelere vereceği tepkileri öngörmek ve risk bilgisini uzmanlarla halk arasında daha iyi iletmek için gerekli olduğunu vurguladı.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Ne kadar çok korkuyorsam risk o kadar büyüktür."
Korkunun büyüklüğü, riskin büyüklüğünü değil, riskin ne kadar çarpıcı, yeni ve kontrol dışı olduğunu gösterir. Lichtenstein ve arkadaşlarının deneylerinde insanlar seyrek ve çarpıcı ölüm nedenlerini sistemli olarak abarttı.
Yaygın yanlış"Haberlerde sık görüyorsam sık oluyordur."
Haberler sıradan olanı değil, olağan dışı olanı anlatır. Bir olayın haber olması, onun nadir olduğunun da işaretidir. Her gün sessizce gerçekleşen kalp krizleri, bir uçak kazası kadar haber olmaz.
Yaygın yanlış"Kaçınmak her zaman en güvenli seçimdir."
Bir riskten kaçınmak, çoğu zaman başka bir riski seçmek demektir. Gigerenzer'in analizinde uçaktan kaçınanlar, daha riskli olan karayoluna yöneldi. Aşıdan kaçınan biri de, hastalığın kendisinin riskini seçmiş olur.
Sayılarla
Duygularımızın hangi riskleri büyüttüğünü görmek için, gerçekte insanların neden öldüğüne bakmak yararlıdır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2024 yılı ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, 65 yaş ve üzerindeki kişilerde ilk üç ölüm nedeni dolaşım sistemi hastalıkları, yani kalp ve damar hastalıkları, yüzde 39,9 ile; solunum sistemi hastalıkları yüzde 17,2 ile; iyi ve kötü huylu tümörler yüzde 14,1 ile oldu. Bu üç neden, bu yaş grubundaki ölümlerin yaklaşık yüzde 71'ini oluşturuyor.
Bu üç nedenin ortak bir yanı var: çoğu, yıllar içinde sessizce gelişir ve nadiren haber olur. Sigara, yüksek tansiyon, hareketsizlik ve beslenme gibi tanıdık ve alışılmış etkenler bu nedenlerin önemli bir kısmının arkasındadır. Rıza'nın "ona alıştım" dediği risk, tam bu listenin içindedir.
Gigerenzer'in analizi ise saldırıları izleyen üç ayı kapsıyordu: uçmaktan kaçınıp yola çıkanlar arasında kaybedilen hayatlar, dört uçakta kaybedilen yolculardan fazlaydı. Korkulan risk tek seferlik ve çarpıcıydı; kaçınma yüzünden seçilen risk ise sıradan ve sessizdi.
Herkes için aynı mı?
İki insan aynı riske bakıp çok farklı şeyler görebilir. Bir riski yakından yaşamış olanlar, örneğin bir yakınını bir hastalıktan kaybedenler, o riski daha büyük görür; Nevin'in teyzesinin kemoterapisini görmüş olması, mucize tedaviler dersinde onun tedavi korkusunu biçimlendirmişti. Kişinin kendi sağlığına dair kontrol duygusu, geçmiş deneyimleri, kültürel ve dinî değerleri de risklerin nasıl tartılacağını etkiler.
Yaş da bir etkendir. Gençler kendi sağlıklarına dair riskleri genellikle daha küçük görür; yaşlılar ise bazı yeni ve bilinmeyen riskler karşısında daha temkinli olabilir. Kurumlara güven de önemlidir: sağlık kurumlarına güvenmeyen biri, onların önerdiği bir aşıyı ya da tedaviyi daha riskli, kendi seçtiği bir yöntemi daha güvenli görebilir. Bu yüzden aynı bilgi, güvenilen bir aile hekiminin ağzından ya da tanıdık bir eczacıdan geldiğinde, bir televizyon spotundan geldiğinden çok farklı karşılanabilir. Risk iletişiminde mesaj kadar mesajı verenin de önemi vardır.
Ne zaman hekime?
Bir aşı, ilaç ya da tedavi konusunda haberlerde gördüğün bir olay yüzünden kaygılanıyorsan, bu kaygıyı hekiminle konuş ve iki riski birlikte sor: o tedaviyi yaptırmanın riski nedir, yaptırmamanın riski nedir? Nefes darlığı, öksürük ya da göğüs ağrısı gibi yakınmaların varsa ve sigara içiyorsan, bunları "alıştım" diye geçiştirme; aile hekimine anlat. Sigarayı bırakmak için destek istiyorsan aile hekiminden ya da sigara bırakma polikliniklerinden yardım alabilirsin. Ani başlayan göğüs ağrısı, soğuk terleme ya da şiddetli nefes darlığı olursa 112'yi ara.
Kendi hayatında
Sevgül'ün Rıza'ya söylediği şey, iki riski yan yana koymaktı. Bunu kendi hayatındaki riskler için de yapabilirsin.
Kapanış
- Risk algısı, bir tehlikenin ne kadar olası ve ciddi olduğuna dair öznel yargımızdır ve çoğu zaman ölçülmüş riskten sapar.
- Erişilebilirlik sezgisi ve dehşet riski yüzünden çarpıcı, yeni ve kontrol dışı riskler büyük, tanıdık, seçilmiş ve yavaş gerçekleşen riskler küçük görünür.
- Bir riskten kaçınmak çoğu zaman başka bir riski seçmektir; doğru karar, iki riski birlikte ve mümkünse sayılarla tartmayı gerektirir.
Beş soru
- Erişilebilirlik sezgisi nedir ve Rıza'nın aşı korkusunu nasıl açıklar?
- Dehşet riski nedir? Bir örnek ver.
- Lichtenstein ve arkadaşlarının deneylerinde insanlar ölüm nedenlerinin sıklığını nasıl tahmin etti?
- Gigerenzer'in 11 Eylül sonrası analizi hangi sonuca vardı?
- Rıza'nın "ona alıştım" cümlesi risk algısının hangi özelliğini gösterir?
Yanıtlar
Bir olayın sıklığını, örneklerinin akla ne kadar kolay geldiğine göre tahmin etme eğilimidir. Rıza haberde gördüğü tek ve çarpıcı bir olay yüzünden aşının riskini büyük, her gün sessizce yaşadığı sigaranın riskini küçük görüyor.
Olasılığı düşük ama gerçekleştiğinde ağır ve bir anda çok sayıda kişiyi etkileyen tehlikelerdir. Uçak kazaları ve terör saldırıları buna örnektir.
Tutarlı ama sistemli olarak yanlı tahminlerde bulundular: seyrek nedenleri olduğundan sık, sık nedenleri olduğundan seyrek sandılar; bu yanlılıkları kendilerine söylendiğinde bile düzeltemediler.
Uçmaktan kaçınıp arabayla yolculuk eden ve yollarda hayatını kaybeden Amerikalıların sayısı, saldırıya uğrayan dört uçaktaki yolcu sayısından fazlaydı.
Tanıdıklığın ve alışkanlığın bir riski daha küçük gösterdiğini. Yıllardır her gün yaşanan ve kişinin kendi seçtiği bir risk, yeni ve dışarıdan gelen bir riskten daha az korkutucu gelir.
Sonraki derse köprü
Risk algısını yalnızca riskin kendisi değil, bize nasıl anlatıldığı da değiştirir. Aynı sayı, farklı bir cümleyle söylendiğinde bambaşka bir karara götürebilir. Sıradaki derste çerçeveleme etkisini, yani aynı sonucun yaşayanların ya da ölenlerin payı üzerinden anlatılmasının kararı nasıl değiştirdiğini konuşacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.