5.7 · Seviye 1 · Sağlık Bilgisini Okumak
Mucize kanser tedavileri
Tamamlayıcı yöntemi alternatif olarak seçmenin bedelini bilir
Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M05, Sözde Bilim ve Tamamlayıcı Yöntemler · 1.605 kelime · 2 kaynak · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Bir an
Salı akşamı, Rıza'nın kız kardeşi Nevin Karaca'lara geliyor. Elli iki yaşında, emekli bir bankacı. İki hafta önce memesinde bir kitle bulunmuş, biyopsi erken evre bir meme kanseri olduğunu göstermiş. Cerrah ameliyat önermiş; ardından ışın tedavisi ve belki ilaç tedavisi gerekecekmiş.
Nevin çay bardağını iki eliyle tutuyor. "Ben ameliyat olmayacağım," diyor sessizce. "Teyzemi kemoterapide gördüm. Saçları döküldü, aylarca yataktan kalkamadı. Ben öyle olmak istemiyorum." Telefonundan bir sayfa açıyor: "Bu klinik ameliyatsız tedavi ediyor. Özel bir beslenme protokolü, damardan vitamin, bitki özleri. Sitede iyileşen yüzlerce kadının hikâyesi var. Kanser vücudun bir uyarısıymış, kesip atmak yerine vücudu dengelemek gerekiyormuş."
Rıza bir şey diyemiyor. Sevgül kardeşinin elini tutuyor. Kızmak, ikna etmek, korkutmak istemiyor. Ama Nevin'in tek başına karar vermesini de istemiyor.
"Seninle birlikte bir kez daha cerraha gidelim," diyor. "Korktuğun şeyleri ona soralım. Sonra karar ver."
Soru
Kanserde kanıtlanmış tedavinin yerine alternatif bir yöntem seçmenin bedeli nedir, ve bir "mucize tedavi" vaadini, korkuyu küçümsemeden nasıl değerlendirebiliriz?
Nasıl işler
Önce Nevin'in korkusunu ciddiye almak gerekir. Kanser tedavisinin yan etkileri gerçektir ve bazıları ağırdır. Bir yakınını bu süreçte görmüş biri için korku, yaşanmış bir şeye dayanır. Mucize tedavi vaadi tam bu korkuya seslenir: ameliyatsız, ilaçsız, saç dökülmeden iyileşmek.
Önceki dersteki «yanında mı, yerine mi» ayrımı, kanserde bir hayat meselesine dönüşür, çünkü erken evrede pek çok kanser kanıtlanmış tedaviyle iyileşebilir; zaman kaybedildikçe bu şans azalabilir.
Mucize tedavi vaatleri genellikle tanıdık bir yapıya sahiptir. Kanseri "vücudun uyarısı" ya da "dengesizlik" gibi açıklamalarla anlatır ve bu açıklamaya göre tedavi önerir. Kanıt olarak tanıklıkları, yani iyileştiğini söyleyen kişilerin hikâyelerini sunar; önce-sonra dersinde konuştuğumuz seçilim burada da işler, iyileşmeyenler görünmez. Geleneksel tedaviyi "zehir" ya da "kesip biçmek" diye anlatır. Ve çoğu zaman yüksek bir ücret ister.
Bu, kanser tanısı alan birinin tamamlayıcı hiçbir şeye başvurmaması gerektiği anlamına gelmez. Tedavisini sürdüren bir hasta, bulantıyla, kaygıyla, uykusuzlukla ya da yorgunlukla başa çıkmak için destekleyici uygulamalardan, hareketten, beslenme danışmanlığından ya da psikolojik destekten yararlanabilir; bazı kanser merkezleri bu tür destekleri tedavi ekibinin bilgisi dahilinde sunar. Belirleyici olan, bu desteğin tedavinin yanında ve tedavi ekibiyle konuşularak kullanılmasıdır. Sorun, desteğin tedavinin yerine geçtiği, "ya o ya bu" diye sunulduğu yerde başlar. Nevin'in sayfasındaki protokol tam olarak bunu yapıyordu.
Bir tedavinin kanser üzerindeki etkisini anlamanın yolu, vekil ölçümlere değil, hastaların gerçekte ne yaşadığına, yani ne kadar uzun yaşadıklarına bakmaktır.
Bir de alternatif yöntemlerin zararının nereden geldiğini anlamak gerekir. Bir bitki özü ya da vitamin damarı çoğu zaman kendi başına öldürücü değildir. Zararın büyük kısmı, onun yerine yapılmayan tedaviden gelir.
Bu ayrım kanıt kısmındaki iki çalışmada açıkça görülüyor. Birinde alternatif yöntemi tek başına seçenler, ötekinde ise tamamlayıcı yöntem kullanırken standart tedavinin bir kısmını reddedenler incelendi.
Kanıt
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Doğal tedavi en azından zarar vermez, denemekte sakınca yok."
Zararın büyük kısmı ürünün kendisinden değil, onun yerine yapılmayan tedaviden gelir. Johnson ve arkadaşlarının ikinci çalışması, tamamlayıcı yöntemle ilişkili ölüm riskinin standart tedavinin reddedilmesinden kaynaklandığını gösterdi. Tedavi edilebilir bir kanserde kaybedilen zaman geri gelmez.
Yaygın yanlış"Sitede yüzlerce kişi iyileştiğini anlatıyor."
Seçilmiş tanıklıklar, iyileşmeyenleri ve hayatını kaybedenleri göstermez. Ayrıca bazı tanıklık sahipleri aynı zamanda standart tedavi de almış olabilir; iyileşme o tedaviden gelmiş olabilir. Bir tedavinin kanserde işe yarayıp yaramadığı, uzun süreli izlemle ve karşılaştırmalı olarak sağkalıma bakılarak anlaşılır.
Yaygın yanlış"Bilim kanserin tedavisini saklıyor."
4.5'te gördüğümüz komplo anlatısının en yaygın biçimlerinden biridir. Gerçekte kanser tek bir hastalık, tedavisi de tek bir hap değildir; kanserin türüne ve evresine göre değişen, her biri ayrı denemelerle sınanmış çok sayıda yöntem vardır. Etkili bir tedaviyi saklamak, onu bulan ve satan herkesin çıkarına aykırı olurdu.
Sayılarla
Johnson ve arkadaşlarının JNCI'deki çalışmasında, yalnızca alternatif tedaviyi seçen 281 hasta bulundu. Eşleştirmeden sonra 280 alternatif tedavi hastası 560 standart tedavi hastasıyla karşılaştırıldı. Alternatif tedavi seçenlerde ölüm için tehlike oranı genel olarak 2,50'ydi; yani izlem boyunca ölüm riski yaklaşık iki buçuk kat yüksekti. Bu oran meme kanserinde 5,68, kalın bağırsak kanserinde 4,57, akciğer kanserinde 2,17'ydi.
JAMA Oncology'deki çalışmaya yaklaşık 1,9 milyon hastanın verisi girdi; bunlardan 258'i tamamlayıcı yöntem kullanıyordu ve 1.032 benzer hastayla eşleştirildi. Tamamlayıcı yöntem kullananların yüzde 7'si ameliyatı, yüzde 34'ü ilaç tedavisini, yüzde 53'ü ışın tedavisini, yüzde 34'ü hormon tedavisini reddetti; karşılaştırma grubunda bu oranlar yüzde 0,1 ile yüzde 3,2 arasındaydı. Beş yıllık sağkalım tamamlayıcı yöntem kullananlarda yüzde 82,2, kullanmayanlarda yüzde 86,6'ydı. Tedavi reddi hesaba katılmadan tehlike oranı 2,08 bulundu; tedavi reddi modele eklenince 1,39'a indi ve anlamlılığını yitirdi.
Herkes için aynı mı?
Johnson ve arkadaşlarının ilk çalışmasında, alternatif tedaviyi seçenlerin sosyoekonomik durumunun ortalamadan daha yüksek olması dikkat çekiciydi. Bu, mucize tedavi vaatlerine yalnızca bilgiye ulaşamayanların inandığı düşüncesini zayıflatır. Korku, yakınını kaybetmiş olmak, tedavinin yan etkilerinden kaçma isteği ve kontrolü elinde tutma arzusu, eğitim ve gelir düzeyinden bağımsız olarak herkesi etkileyebilir.
Kanserin türü ve evresi de belirleyicidir. Erken evrede ve tedavi edilebilir bir kanserde, standart tedaviyi reddetmenin bedeli en yüksektir; çünkü kaybedilen fırsat en büyüktür. İleri evre bir kanserde ise hasta ile hekim, tedavinin yükünü ve faydasını birlikte tartabilir; bu durumda bile karar bir satıcının değil, hastanın hekimiyle birlikte vereceği bir karardır.
Ne zaman hekime?
Kanser tanısı aldıysan ve önerilen tedaviden korkuyorsan, bu korkuyu ve endişe ettiğin yan etkileri hekiminle açıkça konuş; yan etkilerin pek çoğu için önleyici ve hafifletici tedaviler vardır. Bir başka uzmandan ikinci görüş istemek senin hakkındır ve kararı güçlendirebilir. Herhangi bir bitkisel ürün, vitamin ya da takviye kullanıyorsan veya kullanmayı düşünüyorsan, bunu tedavi ekibine mutlaka söyle; bitki-ilaç etkileşimleri kanser ilaçlarında da görülebilir ve bazı ürünler tedavinin etkisini azaltabilir ya da yan etkilerini artırabilir. Kanser tedavisi sırasında ateş, titreme, nefes darlığı ya da yeni bir kanama olursa, bunu bir sonraki randevuyu beklemeden hemen tedavi ekibine ya da acil servise bildir.
Kendi hayatında
Sevgül'ün Nevin'e önerdiği şey, onu ikna etmek değil, onunla birlikte doğru soruları sormaktı. Bir mucize tedavi vaadiyle karşılaştığında da aynı sorular işe yarar.
Kapanış
- Kanserde kanıtlanmış tedavinin yerine alternatif bir yöntem seçmek, özellikle erken evrede, ölüm riskini belirgin biçimde artırır; Johnson ve arkadaşlarının çalışmasında bu risk yaklaşık iki buçuk kattı.
- Zararın büyük kısmı alternatif ürünün kendisinden değil, onun yerine yapılmayan tedaviden gelir; tamamlayıcı yöntemle ilişkili risk, standart tedavinin reddi üzerinden ortaya çıktı.
- Mucize tedavi vaatleri korkuya seslenir; doğru tepki korkuyu küçümsemek değil, onu hekimle birlikte konuşmak, ikinci görüş almak ve kullanılan her ürünü tedavi ekibine söylemektir.
Beş soru
- Tehlike oranı 2,50 ne anlama gelir?
- Johnson ve arkadaşlarının JNCI çalışmasında alternatif tedaviyi seçmek hangi kanser türünde en yüksek riskle ilişkiliydi?
- JAMA Oncology çalışmasında tedavi reddi modele eklendiğinde ne oldu ve bu ne anlama geliyor?
- Alternatif tedaviyi seçenlerin sosyoekonomik özellikleri, mucize tedavilere kimin inandığı konusunda ne söylüyor?
- Sevgül, Nevin'e neden "yanılıyorsun" demek yerine "birlikte cerraha gidelim" dedi?
Yanıtlar
Bir gruptaki ölüm riskinin, izlem boyunca öteki gruba göre yaklaşık iki buçuk kat yüksek olduğu anlamına gelir.
Meme kanserinde; tehlike oranı 5,68'di.
Tehlike oranı 2,08'den 1,39'a indi ve anlamlılığını yitirdi. Bu, tamamlayıcı yöntemle ilişkili ölüm riskinin büyük ölçüde standart tedavinin reddedilmesinden kaynaklandığını, yani tedavi reddinin aracı değişken olduğunu düşündürür.
Alternatif tedaviyi seçenlerin sosyoekonomik durumu daha yüksekti. Bu, mucize tedavilere yalnızca bilgiye ulaşamayanların inandığı düşüncesini zayıflatır; korku ve kontrol arzusu herkesi etkileyebilir.
Çünkü Nevin'in kararının arkasında teyzesinin tedavi sürecinden gelen gerçek bir korku vardı. Korkuyu küçümsemek onu savunmaya iterdi; birlikte cerraha gitmek ise korkularını hekime sorabileceği ve kararını daha fazla bilgiyle verebileceği bir yol açar.
Sonraki derse köprü
Nevin'in gördüğü sitede iyileştiğini söyleyen yüzlerce kadın vardı. Bunların bir kısmı belki gerçekten iyileşmişti, belki de iyileştiğini sanıyordu. Sıradaki derste, etkisiz bir yöntemin neden işe yarıyor gibi görünebildiğini, doğal seyri, plaseboyu ve ortalamaya gerilemeyi tek bir tabloda birleştirerek ele alacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.