5.1 · Seviye 1 · Sağlık Bilgisini Okumak
Bilim ile sözde bilim
Yanlışlanabilirlik ve düzeltme mekanizması üzerinden ayrım yapar
Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M05, Sözde Bilim ve Tamamlayıcı Yöntemler · 1.622 kelime · 1 kaynak · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Bir an
Cuma akşamı, spor salonunun çıkışı. Berk, antrenör Okan'la birlikte telefondan Tolga'nın canlı yayınını izliyor. Tolga bu kez bir bileklik tanıtıyor: "Bu bileklik vücudunuzun frekansını dengeler. Enerji blokajlarını çözer, ağrıyı azaltır, uykuyu düzeltir."
Yayına bir izleyici yazıyor: "İki aydır takıyorum, hiçbir fark hissetmedim." Tolga gülümseyerek cevap veriyor: "Hissetmemen, blokajının ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Vücudun direnç gösteriyor. Bir ay daha devam et, sonra her şey açılacak."
Başka bir izleyici yazıyor: "Ben takınca başım ağrıdı." Tolga hemen cevaplıyor: "Bu harika! Bu bir arınma tepkisi, yani bileklik çalışıyor."
Okan kahkaha atıyor, sonra ciddileşiyor. "Fark ettin mi?" diyor Berk'e. "İşe yararsa bileklik sayesinde, işe yaramazsa blokaj yüzünden, kötü giderse de arınma. Bu adam hiçbir şekilde yanılamıyor."
Berk bir an düşünüyor. "Hiç yanılmayan biri, bu kadar güvenilir olmaz mı?"
Soru
Bilimsel bir iddiayı bilimsel görünen ama bilim olmayan bir iddiadan ne ayırır, ve neden "hiç yanılmayan" bir açıklama güvenilirlik değil, bir uyarı işaretidir?
Nasıl işler
Berk'in sorusu sezgisel olarak mantıklı görünür: her durumu açıklayan bir açıklama güçlü olmalı. Ama bilimde durum tersidir.
4.5'te komplo anlatılarının çürütülemez biçimde kurulduğunu görmüştük. Tolga'nın bilekliği de aynı yapıdadır: her sonuç iddiayı destekleyecek biçimde yorumlanır. Fark yok mu, blokaj derin. Yan etki mi oldu, arınma tepkisi. Bu iddia, ne olursa olsun yanlış çıkamaz; tam bu yüzden hiçbir şey söylemez. Bir iddia hiçbir gözlemi yasaklamıyorsa, dünyada hiçbir şeyi öngörmüyor demektir.
Bilim felsefesinde bu ölçütü öne çıkaran düşünür Karl Popper'dır. Popper, bir kuramın bilimsel olmasının ölçüsünün onu doğrulayan örneklerin çokluğu değil, onu yanlışlayabilecek gözlemleri açıkça söylemesi olduğunu savundu.
Tolga'nın iddiası yanlışlanamaz biçimde sunuluyor, ama aynı iddia sınanabilir hâle de getirilebilir. Bunun için iddiayı bir öngörüye çevirmek gerekir: "Bu bileklik dört hafta içinde ağrıyı azaltır." Sonra M01'de gördüğümüz araçlar devreye girer. Ağrısı olan bir grup insan rastgele ikiye ayrılır; bir yarısına gerçek bileklik, öteki yarısına görünüşü aynı ama "frekansı" olmayan bir bileklik verilir. Kimin hangisini taktığını ne katılımcılar ne de ağrıyı değerlendirenler bilir. Dört hafta boyunca herkes her gün ağrısını sıfırdan ona kadar puanlar. Deney başlamadan önce de şu yazılır: iki grup arasında anlamlı bir fark çıkmazsa, iddia desteklenmemiş sayılacaktır. İşte bu son cümle, iddiayı bilimsel kılan şeydir. Önceden "şu olursa yanıldım" demek, sonradan "blokaj derindi" diye kaçış yolunu kapatır. Tolga böyle bir deneyi önerebilirdi; önermemesi, iddianın kendisi kadar bilgi verir.
Yanlışlanabilirliğin yanında, bilimi sözde bilimden ayıran ikinci bir özellik daha vardır: düzeltme mekanizması. Bilim yanılır; bu akademinin M03 modülü bunun örnekleriyle doluydu. Ama bilim yanıldığını fark edip düzeltecek kurumlar ve alışkanlıklar geliştirmiştir. Geri çekme bildirimleri, deneme kayıtları, tekrar çalışmaları, meta-analizler bu mekanizmanın parçalarıdır. CAST denemesi bir tedavi anlayışını değiştirdi; Wakefield'ın makalesi geri çekildi; antidepresan denemelerinde şeffaflık arttı. Sözde bilimde ise yıllar geçse de iddia değişmez; değişen tek şey, başarısızlığı açıklayan bahanelerdir.
Ama bu ayrımı tek bir ölçüte indirgemek de kolay değildir.
Kanıt
Popper'ın ölçütünün tek başına yeterli olmadığını savunanlar da oldu. Laudan'ın The demise of the demarcation problem (1983) başlıklı yazısı, bilimi bilim olmayandan ayıracak tek ve kesin bir ölçüt aramanın sonuçsuz kaldığını öne sürdü. Otuz yıl sonra yayımlanan Philosophy of Pseudoscience: Reconsidering the Demarcation Problem (University of Chicago Press, 2013) adlı derleme kitap ise, alt başlığının da söylediği gibi, sorunu yeniden masaya yatırdı; tartışma bugün de sürüyor.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Hiç yanılmayan bir açıklama en güvenilir açıklamadır."
Bir açıklamanın her sonucu açıklayabilmesi, onun hiçbir şeyi öngörmediğini gösterir. Tolga'nın bilekliği işe yarasa da yaramasa da, yan etki yapsa da yapmasa da "çalışıyor" sayılıyor. Böyle bir iddia ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir.
Yaygın yanlış"Bilim insanları da yanılıyor, demek ki bilim ile sözde bilim arasında fark yok."
Fark yanılmakta değil, yanılgıyla ne yapıldığındadır. Bilim yanıldığını kayıtlarla, geri çekmelerle, yeni çalışmalarla görünür kılar ve düzeltir. Sözde bilim ise yanılgıyı yeni bir bahaneyle örter.
Yaygın yanlış"Bilimsel terimler kullanıyorsa bilimseldir."
"Frekans", "kuantum", "enerji alanı" gibi sözcükler bir iddiayı bilimsel yapmaz. Önemli olan sözcükler değil, iddianın nasıl sınandığı, hangi sonucun onu yanlışlayacağı ve kanıtın nerede yayımlandığıdır.
Sayılarla
Bilimin kendini düzeltme hızı her zaman yeterince hızlı değildir, ama düzeltmenin izleri sayılarda görünür. Bu akademinin önceki derslerinden üç örnek: Wakefield'ın 1998'de yayımlanan makalesi 2004'te kısmen, 2010'da tamamen geri çekildi; yani düzeltme 12 yıl sürdü. CAST denemesinde, kalp ritmini düzelten ilaçların ölümleri artırdığı görülünce deneme 1989'da erken durduruldu. Turner ve arkadaşlarının iki karşılaştırması arasında, sonucu olumsuz çıkan antidepresan denemelerinin dürüstçe raporlanan payı yaklaşık dört katına çıktı: yüzde 11'den yüzde 47'ye.
Bu üç örneğin ortak noktası, hatayı bilimin kendi yöntemleriyle bulmuş olmasıdır: başka araştırmacılar, kayıtlar ve karşılaştırmalar. Sözde bilim için böyle bir sayı vermek mümkün değildir; çünkü düzeltme mekanizması olmayan bir alanda, ne kadar yanılındığı da kaydedilmez.
Herkes için aynı mı?
Sözde bilimsel iddiaların en verimli toprağı, hekimin «elimizde kesin bir tedavi yok» demek zorunda kaldığı alanlardır. Kronik ağrı, uykusuzluk, yorgunluk, kaygı ve tanısı uzun süre konamayan yakınmalar, "her şeyi açıklayan" iddiaların en çok yayıldığı alanlardır. Bu yakınmaları yaşayanlar için "blokaj" ya da "frekans" gibi bir açıklama, hekimden duyulan "nedenini tam bilmiyoruz" cümlesinden daha rahatlatıcı gelebilir.
Geleneksel uygulamalar konusunda da ince bir ayrım gerekir. Kuşaktan kuşağa aktarılan bir bitki çayı, bir ev uygulaması ya da bir halk yöntemi, eski olduğu için sözde bilim sayılmaz; yeni olduğu için de bilimsel sayılmaz. Bazı geleneksel uygulamalar sınanmış ve işe yaradığı görülmüştür, bazıları sınanıp etkisiz bulunmuş, pek çoğu ise hiç sınanmamıştır. Sorun geleneğin kendisinde değil, sınanmaya kapalı olmasında ya da sınamayı geçemediği hâlde kesin bir çare gibi satılmasındadır. Bir yakının annesinden öğrendiği bir uygulamaya saygı duymak ile onun ne kadar işe yaradığını sormak birbiriyle çelişmez.
Bu rahatlama anlaşılırdır ve küçümsenmemelidir. Ama belirsizliği dürüstçe söyleyen bir hekim, kesin konuşan bir satıcıdan daha az güvenilir değildir; çoğu zaman daha güvenilirdir. Bir açıklamanın ne kadar emin konuştuğu ile ne kadar doğru olduğu arasında bir bağ yoktur.
Ne zaman hekime?
Aylardır geçmeyen bir ağrı, uykusuzluk ya da yorgunluk için bir bileklik, bir cihaz ya da bir kür denemeyi düşünüyorsan, önce yakınmanın nedeninin değerlendirilmesi için aile hekimine başvur; aynı yakınma tedavi edilebilir pek çok nedenden kaynaklanabilir. Böyle bir ürünü, hekimin önerdiği bir tedavinin yerine kullanma. Bir ürünü kullanmaya başladıktan sonra yeni bir belirti ortaya çıkarsa, bunu "arınma tepkisi" ya da "iyileşme krizi" diye açıklayan birine değil, hekimine anlat ve ürünü bırak.
Kendi hayatında
Okan'ın Berk'e gösterdiği şey, her sağlık iddiasına sorulabilecek tek bir sorudur: Bu iddia hangi durumda yanlış çıkardı?
Kapanış
- Bilimsel bir iddia yanlışlanabilir biçimde kurulur: hangi sonucun onu yanlışlayacağını söyler; her sonucu açıklayan bir iddia hiçbir şeyi öngörmez.
- Bilimi sözde bilimden ayıran ikinci özellik düzeltme mekanizmasıdır: bilim yanılır ama hatalarını kayıtlarla, geri çekmelerle ve yeni çalışmalarla bulup düzeltir; sözde bilim yanılgıyı bahaneyle örter.
- Tek bir ölçüt her durumda kesin bir sınır çizmez; bu yüzden yanlışlanabilirliğe, düzeltmeye, kanıtın paylaşılmasına ve bağımsız sınamaya birlikte bakmak gerekir.
Beş soru
- Yanlışlanabilirlik nedir ve bir iddianın yanlışlanabilir olması onun yanlış olduğu anlamına mı gelir?
- Tolga'nın bileklik iddiası neden yanlışlanamaz?
- Bilimi sözde bilimden ayıran düzeltme mekanizmasına bu akademinin önceki derslerinden iki örnek ver.
- Sınır çizme sorunu nedir ve neden tek bir ölçütle çözülemeyebilir?
- Berk'in "hiç yanılmayan biri daha güvenilir olmaz mı?" sorusuna nasıl cevap verirsin?
Yanıtlar
Yanlışlanabilirlik, bir iddianın, yanlışsa bunun bir gözlem ya da deneyle gösterilebileceği biçimde kurulmasıdır. Bu, iddianın yanlış olduğu anlamına gelmez; sınanabilir olduğu anlamına gelir.
Çünkü her sonuç iddiayı destekleyecek biçimde yorumlanıyor: fark yoksa blokaj derin, yan etki varsa arınma tepkisi, iyileşme varsa bileklik çalışıyor. Hiçbir sonuç iddiayı yanlışlayamıyor.
Wakefield'ın makalesinin geri çekilmesi, CAST denemesinin ilaçların ölümleri artırdığı görülünce erken durdurulması ve antidepresan denemelerinde şeffaf yayın oranının artması. Herhangi ikisi yeterlidir.
Bilimi bilim olmayandan ayıracak ölçütün ne olduğu sorusudur. Yanlışlanabilirlik güçlü bir araçtır, ama bazı felsefeciler tek bir ölçütün her durumda kesin bir sınır çizemeyeceğini savunur; bu yüzden birkaç işarete birlikte bakmak gerekir.
Hiç yanılmayan bir açıklama, her sonucu açıkladığı için aslında hiçbir şeyi öngörmez. Güvenilirlik, yanılabilecek bir iddia ortaya koyup sınamayı geçmekten ve yanılınca bunu kabul etmekten gelir.
Sonraki derse köprü
Tolga'nın en çok satan ürünü bileklik değil, vücudu "toksinlerden arındırdığını" söylediği kürlerdir. Sıradaki derste karaciğerin ve böbreğin her gün zaten ne yaptığını öğrenip, detoks ürünlerinin hangi iddiayı aslında hiç sınamadığına bakacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.