39.1 · Seviye 4 · Önleme
Aşının tarihi
Çiçek aşısından eradikasyona uzanan çizgiyi bilir; Osmanlı'daki variolasyon uygulamasını kaynağıyla tanır
Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M39, Aşılar · 2.203 kelime · 5 kaynak · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Bir an
Cumartesi öğleden sonra, Eskişehir Vişnelik. Neriman Hanım yetmiş yedi yaşında, emekli bir terzi. Torunu Selim on altı yaşında, lise ikinci sınıfta; tarih öğretmeni «Osmanlı'da sağlık» konusunda iki sayfalık bir ödev vermiş. Selim kanepede telefonundan bir video izliyor. Anlatıcı kararlı bir sesle konuşuyor: «Aşıyı biz bulduk, Avrupa bizden kopyaladı, bir İngiliz doktor da adını kendine yazdırdı.» Altındaki yorumlardan biri tam tersini söylüyor: «Aşı bir İngiliz icadıdır, gerisi hikâye.»
Neriman Hanım hırkasının kolunu sıvıyor. Sol kolunun üst yanında, bir mercimek büyüklüğünde, kenarları hafifçe çukur, soluk bir iz var. «Bu çiçek aşısı,» diyor. «İlkokulda yapıldı. Kolumu çizmişlerdi, sonra kabuk bağladı, düştü, bu kaldı.»
Selim kendi koluna bakıyor; orada öyle bir iz yok. Videoyu durduruyor. Ödev kâğıdına iki soru yazıyor: Kim buldu? Neden benim kolumda yok?
Soru
Çiçek hastalığına karşı korunma Osmanlı İstanbul'unda, Çin'de, Hindistan'da ve İngiltere'de nasıl yapılıyordu, bu yöntemlerin bedeli neydi ve hastalık yeryüzünden nasıl silinebildi?
Nasıl işler
Hatice Nine'nin bahçesiyle Yaşam Tarzının Bilimi kapandı. Önleme seviyesi, hastalık gelmeden yapılabilenlerle açılıyor ve ilk durağı aşılar. Aşının bedende nasıl bellek kurduğunu Aşı nasıl çalışır? dersinde konuşmuştuk; bu ders o fikrin nereden geldiğini izliyor.
Çiçek hastalığı (smallpox), çiçek virüsünün (variola) yaptığı ve yalnız insandan insana geçen bir hastalıktı. Dünya Sağlık Örgütü onu insanlığın bildiği en yıkıcı hastalıklardan biri olarak anar. Hastalığı atlatanın bir daha yakalanmadığı çok eski zamanlardan beri biliniyordu. Bu gözlemden bir yöntem doğdu.
Yöntemin birden çok coğrafyada izi var. Boylston'ın derlemesine göre Çin'deki ilk yazılı anlatım 1549'da basılan bir kitapta geçiyor; Çinli uygulayıcılar kabukları toz ederek ya da bir pamuğa emdirerek burna üflüyordu. Hindistan'ın Bengal bölgesinde gezgin uygulayıcılar iğneyi kabarcığa batırıp üst kolda deriyi küçük bir halka çizerek deliyordu. Kuzey Afrika'da, Trablus'tan Londra'ya gönderilen bir elçi, çocukları el sırtından aşılatma geleneğinin kimsenin başlangıcını hatırlamayacak kadar eski olduğunu yazdı. Galler'de halk buna «çiçek satın almak» diyordu.
Osmanlı İstanbul'una gelince, 1714'te Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'ne okunan bir mektupta hekim Emanuel Timoni, Çerkeslerin, Gürcülerin ve başka Asyalıların yöntemi kırk yıl kadar önce şehre getirdiğini anlatıyordu. Bu tarihin en çok alıntılanan tanığı ise bir diplomatın eşi. Lady Mary Wortley Montagu kendisi çiçek geçirmiş, yüzünde iz kalmış, erkek kardeşini bu hastalıkta kaybetmişti. Eşi İstanbul'a büyükelçi olarak atanınca yolda Edirne'de durdular. Montagu 1 Nisan 1717 tarihli, yayımlanan mektuplarında yalnız «S. C.» baş harfleriyle anılan bir arkadaşına yazdığı mektupta, işi meslek edinmiş yaşlı kadınları anlatıyor. Bu kadınlar her eylülde, sıcaklar kırılınca, on beş on altı kişilik topluluklara bir ceviz kabuğu dolusu çiçek maddesiyle geliyor, iri bir iğneyle damarı açıp iğnenin ucunda kalacak kadar madde koyuyordu. Çocuklar sekizinci güne kadar oynuyor, sonra iki gün kadar ateşle yatıyor, yüzlerinde iz bırakmayan yirmi otuz kabarcıkla kalkıyordu. Montagu bu yolla kimsenin ölmediğini yazıyor ve küçük oğlunda denemeye karar verdiğini ekliyor. Türkçede bugün de hem fidana hem kola yapılan işe aşı deniyor; Montagu da yöntemin yerel adını İngilizceye «aşılama» (ingrafting) diye aktarmıştı.
Beş yaşındaki oğlu Mart 1718'de elçilik cerrahı Charles Maitland'ın gözetiminde aşılandı. 1721'de Londra'da kızı da aşılandı; aynı yıl Maitland, kral affı karşılığında Newgate hapishanesindeki altı mahkûm üzerinde bir deneme yaptı, ardından yetim çocukları denedi. Riedel'in aktardığına göre variolasyon Avrupa'da hızla yaygınlaştı.
Sonra 1796 geldi. İngiliz köy hekimi Edward Jenner, inek çiçeği geçiren sütçülerin çiçeğe yakalanmadığı yolundaki halk inancını sınadı. Sütçü Sarah Nelms'in elindeki inek çiçeği yarasından aldığı maddeyle sekiz yaşındaki James Phipps'i aşıladı; temmuzda çocuğa bu kez gerçek çiçek maddesi verdi ve hastalık çıkmadı. Latincede inek «vacca», inek çiçeği «vaccinia» olduğu için yeni yönteme aşılama (vaccination) dendi. Riedel'e göre yöntem 1800'e kadar Avrupa ülkelerinin çoğuna ulaşmıştı.
Kanıt
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Aşıyı Osmanlı buldu, Avrupa kopyaladı."
Variolasyonun Çin'de, Hindistan'da, Kuzey Afrika'da ve Galler'de de bilindiğine dair kayıtlar var ve kökeni belirsiz. İstanbul Üniversitesi tıp tarihçileri Dinç ve Ulman da yöntemin Hindistan'da ve Asya'nın başka yerlerinde kullanıldığını, Anadolu'ya Kafkasya üzerinden geldiğini yazar. Osmanlı İstanbul'u, yöntemin Batı Avrupa'ya en çok konuşulan kapısıydı; mucidi değil.
Yaygın yanlış"Aşı tek bir İngiliz dâhinin icadıdır."
Jenner inek çiçeğiyle korunmayı ilk düşünen de, ilk deneyen de değildi; fikir sütçüler arasında bir halk inancıydı ve Riedel, 1774'te ailesini inek çiçeğiyle aşılayan Benjamin Jesty'yi anıyor. Jenner'in payı, yöntemi kayda geçirip sınaması ve yayması. Üstelik onu mümkün kılan variolasyon geleneğini Montagu'ya İstanbul çevresindeki yaşlı kadın uygulayıcılar, Boston'daki rahip Cotton Mather'e ise köleleştirilmiş Afrikalı Onesimus anlatmıştı.
Yaygın yanlış"Eski yöntem zararsızdı, modern aşı gereksiz yere işi karıştırdı."
Variolasyonla verilen canlı çiçek virüsüydü. Aşılananların bir kısmı öldü, bir kısmı salgın başlattı. İnek çiçeği aşısı bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırdığı için İngiltere'de variolasyon 1840'ta yasaklandı.
Sayılarla
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre çiçek hastalığı hastalananların yüzde 30'una kadarını öldürüyordu ve yalnız yirminci yüzyılda 300 milyon kişinin ölümüne yol açtı. Breman ağır biçimde (variola major) ölüm oranını yüzde 30, hafif biçimde (variola minor) yüzde 5'in altında verir.
Variolasyonun bedeli de ölçüldü. Riedel'e göre Avrupa'da aşılananların yüzde 2–3'ü öldü; bu yine de doğal çiçekteki ölüm oranının yaklaşık onda biriydi. 1721 Boston salgınında doğal yoldan hastalananlarda ölüm yüzde 14, aşılananlarda yüzde 2 bildirildi; Trablus elçisi de aşılanan yüz kişiden ikisinin bile ölmediğini, doğal yoldan hastalanan yüz kişiden ise genellikle otuz kadarının öldüğünü yazmıştı. Bu karşılaştırmalar rastgele dağıtılmış gruplara dayanmıyor: aşılatmayı seçenler daha varlıklı, daha sağlıklı, hastalığa daha az maruz kalmış olabilir.
Osmanlı'da Telkihhane 1902'de bütün vilayetler için 28 binden az doz üretebildi. Breman'a göre 1967'de, yoğunlaştırılmış program başladığında, salgın bölgelerde kullanılan aşının en fazla yüzde 10'u Dünya Sağlık Örgütü'nün ölçütlerini karşılıyordu; Bangladeş'te yüzdeki iz taramaları, program öncesinde gerçek vakaların yüzde 5'inden azının bildirildiğini gösterdi.
Doğal yoldan bulaşan son vaka 26 Ekim 1977'de, Somali'nin Merka kentinde, yirmi üç yaşındaki Ali Maow Maalin'di (Martini ve arkadaşları 2023). Deria ve arkadaşları onunla temas etmiş 161 kişi saptandığını, bunlardan 41'inin son üç yılda aşılanmamış olduğunu ve başka vaka çıkmadığını bildirdi. On dokuz ülkeden bilim insanlarının oluşturduğu küresel komisyon eradikasyonu 9 Aralık 1979'da onayladı; Dünya Sağlık Asamblesi Mayıs 1980'de ilan etti. Arada virüs bir kez laboratuvardan kaçtı: 1978'de Birmingham'da, çiçek virüsüyle çalışılan bir laboratuvarın yakınındaki bir tıp fotoğrafçısı hastalandı ve öldü (Petts ve arkadaşları 2021, Hawkes 1979). Çocuk felcinde ise Küresel Çocuk Felci Eradikasyon Girişimi'ne (GPEI) göre yabani virüs Afganistan ve Pakistan'da hâlâ dolaşıyor; Afganistan 30 Eylül 2026'ya kadar bu yıl 35 vaka bildirdi.
Herkes için aynı mı?
Çiçek hastalığı en ağır bedeli bebeklere, korunmasız topluluklara ve yoksullara ödetti. Avrupalıların Amerika'ya taşıdığı hastalık, onu hiç tanımamış yerli halkları kırdı. Variolasyon önce sarayların ve varlıklıların ayrıcalığıydı; Londra'daki ilk denemelerde ise riski mahkûmlar ve yetimler taşıdı, yani en az söz hakkı olanlar. Jenner'in denemesindeki sekiz yaşındaki çocuk da bilerek çiçek maddesine maruz bırakıldı; bugünün etik ölçütleriyle böyle bir deney bağımsız bir kurulun onayı ve ailenin bilgilendirilmiş onamı olmadan yapılamaz. Osmanlı'da zorunlu aşı yasaları kâğıt üzerinde herkesi kapsıyordu, ama Evered ve Evered'e göre kırsala ulaşamadı. Bugün çiçek aşısı rutin olarak yapılmıyor; eradikasyonun ardından Dünya Sağlık Örgütü bütün ülkelere aşılamayı bırakmayı önerdi ve Breman'a göre ülkeler bunu 1980'lerin başında uyguladı. Neriman Hanım'ın kuşağının kolunda iz var, Selim'in kuşağının yok.
Ne zaman hekime?
Çiçek hastalığı artık doğada yok; kolundaki eski aşı izi bir sağlık sorunu değil ve izlenmesi gerekmiyor. Yine de ateşle başlayıp yüzden ve ellerden bedene yayılan, içi önce sıvı sonra irinle dolan kabarcıklar görürsen, bunu bir aile hekiminin değerlendirmesi gerekir: suçiçeği ya da çiçeğin akrabası olan maymun çiçeği (mpox) gibi bulaşıcı hastalıklar böyle görünebilir. Gitmeden önce telefonla haber vermek, bekleme salonundakileri korur. Hangi çocukluk aşılarını olduğunu bilmiyorsan, e-Nabız kaydına bak, eksik görünen satırı aile hekiminle konuş. Herhangi bir aşıdan sonraki dakikalarda dudakta ya da dilde şişlik, nefes almakta zorlanma veya bayılacak gibi olma, Aşı nasıl çalışır? dersinde anlatılan anafilaksinin işaretleridir; o anda 112 aranır.
Kendi hayatında
Selim'in ödevi iki yanlış anlatının arasında sıkışmıştı: biri Osmanlı'yı mucit, öteki İngiltere'yi tek kahraman yapıyordu. Kayıtlar başka bir hikâye anlatıyor. Uzak coğrafyalarda birbirinden habersiz ya da ticaret yollarıyla taşınan bir halk bilgisi, onu gözlemleyip yazan tanıklar, bilerek risk alan aileler, risk almaya zorlanan mahkûmlar ve çocuklar, sonra bir köy hekiminin daha güvenli bir yol bulması ve iki yüz yıla yayılan bir yaygınlaştırma çabası. Tarihî bir iddiayı okurken üç şeye bak: kim tanıklık ediyor, o tanık neyi sayıyor, neyi saymıyor? Montagu'nun «kimse ölmedi» cümlesi samimi bir gözlemdi; ölçüm değildi.
Selim babaannesine dönüyor. «Yani kimse tek başına bulmamış,» diyor. Neriman Hanım kolunu indiriyor: «Bizim mahallede kimse çiçekten ölmedi, ama annem ölenleri hatırlardı.»
Kapanış
- Variolasyon, çiçek maddesiyle bilerek hafif bir hastalık geçirtmekti; Çin'de, Hindistan'da, Kuzey Afrika'da, Galler'de ve Osmanlı topraklarında kayıtları var ve kökeni hâlâ belirsiz.
- Montagu'nun 1717 tarihli Edirne mektubu ve 1796'daki Jenner deneyi, yöntemin İngiltere'ye taşınmasının ve inek çiçeğiyle daha güvenli bir aşıya dönüşmesinin iki durağıdır; ikisinde de bedeli kendi rızası olmadan taşıyanlar vardı.
- Çiçek hastalığı yalnız insanda yaşadığı, belirtisiz taşıyıcısı olmadığı ve döküntüsü görünür olduğu için vakaları bulup çevreyi aşılayan bir programla silinebildi; son doğal vaka 1977'de Somali'deydi, eradikasyon 1980'de ilan edildi, çocuk felcinde ise bu hedef henüz tutturulamadı.
Beş soru
- Variolasyon ile Jenner'in aşılaması arasındaki temel fark neydi ve bu fark riski nasıl değiştirdi?
- Montagu'nun mektubu hangi gözlemleri içeriyor ve bu mektup neden tek başına güvenlik kanıtı sayılmaz?
- Boylston'ın derlemesine göre variolasyonun hangi bölgelerde yapıldığı biliniyor ve Hindistan'daki binlerce yıllık geçmiş iddiası neden zayıf?
- 1721 Boston salgınındaki yüzde 14 ile yüzde 2 karşılaştırmasını yorumlarken hangi seçilim sorununu akılda tutmak gerekir?
- Çiçek hastalığını eradikasyona uygun kılan özellikler nelerdi?
Yanıtlar
Variolasyonda gerçek çiçek virüsü verilirdi; kişi hafif de olsa çiçek geçirir, ölebilir ve başkalarına bulaştırabilirdi. Jenner inek çiçeği kullandı. Bu madde çiçeğe karşı koruma sağlıyordu ama insanda çiçek salgını başlatmıyordu.
Yaşlı kadınların her eylülde topluluklar hâlinde aşıladığını, iğneyle damara madde koyduklarını, çocukların sekizinci gün ateşlendiğini ve az izle iyileştiğini anlatıyor. Ölüm olmadığı iddiası bir sayıma değil gözlem ve duyuma dayanıyor; sonraki ölçümler yüzde 2–3 ölüm gösterdi.
Osmanlı toprakları, Galler, Kuzey Afrika, Çin ve Hindistan'ın Bengal bölgesi. Eski Sanskrit metinleri çiçeği ve tedavisini anlatıyor ama koruyucu bir uygulamadan söz etmiyor.
Aşılatmayı seçenler rastgele seçilmemişti; daha varlıklı, daha sağlıklı ya da hastalığa daha az maruz kalmış olabilirler. Bu yüzden farkın bir kısmı yöntemden değil, kimlerin seçtiğinden gelebilir.
Tek konağı insandı, belirtisiz taşıyıcısı yoktu ve döküntüsü kolay tanınıyordu. Hasta bulunup çevresi aşılanınca virüsün saklanacağı başka bir yer kalmıyordu. Çocuk felcinde ise yabani virüs iki ülkede hâlâ dolaştığı için eradikasyon henüz tamamlanamadı.
Sonraki derse köprü
Neriman Hanım'ın kolundaki iz, canlı bir virüsün deride bıraktığı kabuğun izi. Jenner'den bu yana aşılar çok değişti: bazıları hâlâ zayıflatılmış canlı mikrop taşıyor, bazılarının içinde mikrobun yalnız bir parçası ya da o parçanın tarifi var. Hangi aşının içinde ne olduğunu ve aşı türleri arasındaki farkın kimin için önem taşıdığını 39.2 açıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.