İçeriğe geç

38.3 · Seviye 3 · Yaşam Tarzının Bilimi

Anlam ve amaç

Amaç duygusunun sağlık sonuçlarıyla ilişkisini bilir

Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M38, Sosyal Bağlar ve Sağlık · 2.244 kelime · 8 kaynak · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Bir an

Salı sabahı, saat beşi yirmi geçiyor. Muzaffer Bey altmış dört yaşında; Kütahya'da bir porselen fabrikasında otuz iki yıl fırın ustalığı yaptı, sekiz ay önce emekli oldu. Gözleri hâlâ her sabah beşte açılıyor. Çayı demliyor, henüz ışımamış sokağa bakıyor. Sonrası boş. Fırının kaçta yakılacağını, hangi partinin çatlak çıktığını soran kimse yok artık.

On altı yaşındaki torunu Ecrin gece yarısı bir video göndermiş: "Dede, bunu izle, sana iyi gelir." Başlık: "Amacını bul, on yıl fazla yaşa." Anlatıcı, Japonya'dan yaşlıların bahçede çalıştığı görüntülerin üstüne konuşuyor: "Japonlar buna ikigai der. Bilim kanıtladı: hayatında amacı olmayanlar iki buçuk kat daha erken ölüyor." Videonun sonunda ücretli bir "amaç keşfi atölyesi"nin bağlantısı var.

Muzaffer Bey videoyu iki kez izliyor. Mutfağa gelen eşi Suna Hanım ekrana bakıp gülüyor: "Amacın belli işte; sabah pazar, öğleden sonra Ecrin'in matematiği." Muzaffer Bey gülmüyor. Sekiz aydır gerçekten bir amacı oldu mu? Olmadıysa, video haklı mı; önündeki yıllar mı kısalıyor?

Soru

Hayatta bir amaç duygusu taşımak daha uzun ve daha sağlıklı yaşamayla gerçekten ilişkili mi, bu ilişkinin ne kadarı amacın kendisinden geliyor ve videolardaki "amacını bulan on yıl fazla yaşar" vaadi kanıtın neresinde duruyor?

Nasıl işler

Sosyal desteği konuşurken soru, insanın ilişkilerinden ne aldığıydı. Bu dersin sorusu başka: insan sabah ne için kalkıyor ve bunun bedene bir izi var mı?

Bu ölçümün en çok kullanılan çerçevesi psikolog Carol Ryff'ten gelir. Ryff ve Keyes 1995'te psikolojik iyi oluşu altı boyutla tarif eden modeli ulusal bir örneklemde sınadı: özerklik, çevreye hâkimiyet, kişisel gelişim, başkalarıyla olumlu ilişkiler, hayatta amaç ve kendini kabul. Amaç boyutu, kişinin "Hayatımda bir yön duygusu var" türünden cümlelere ne kadar katıldığıyla ölçülür. Altı boyutun hiçbiri bir inanç ya da dünya görüşü sormaz; amaç bir işten, bir zanaattan, bir torundan, bir inançtan ya da bir davadan gelebilir.

İlk sorun ölçümde. Amerikan çalışmalarının bir kısmı yedi maddelik bir ölçek kullanıyor; Japonya'daki büyük bir kohort ise tek bir soru sordu: "Hayatınızda ikigai var mı?" İkigai Türkçeye birebir çevrilemiyor; çalışmanın başlığı onu "yaşamaya değer bir hayat duygusu" diye karşılıyor. Tek soru ucuzdur, ama o sabahki ruh hâline ve kültüre çok açıktır.

İkinci sorun daha derin: amaç duygusu sağlıkla, gelirle, eğitimle, ruh hâliyle ve kişilikle iç içe. Birlikte olmak, neden olmak dersindeki ters nedensellik burada en somut hâliyle çıkıyor: ağır bir hastalık, ağrı ya da güçsüzlük insanın gelecek planlarını daraltır ve amaç puanını düşürür; sonra da düşük puanlıların daha erken öldüğü görülür. Karıştırıcı değişken dersindeki mantık da işliyor: eğitimli, geliri yeterli, sigara içmeyen, hareketli biri hem daha amaçlı hissedebilir hem daha uzun yaşayabilir. Depresyon, egzersizle ruh sağlığını işleyen derste de görüldüğü gibi, hem amaç puanını düşürür hem kendi başına sağlıkla ilişkilidir. Olumsuz duyguya yatkınlık (nevrotiklik) gibi kişilik özellikleri de yanıtları boyar.

Bu yüzden amaç ile sağlık arasındaki her bulgu üç soruyla okunur: Amaç ölçüldüğünde insanlar zaten hasta mıydı? Hangi karıştırıcılar hesaba katıldı? Bir şeyi değiştirerek yapılan bir deneme var mı?

Kanıt

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Amacı olmayan iki buçuk kat erken ölür."
Doğrusu

Sayı büyük olasılıkla Alimujiang ve arkadaşlarından geliyor; ama o oran ortalama birini değil, ölçeğin en dibindeki küçük bir grubu en tepedekiyle karşılaştırıyor. Göreli bir orandır ve gözlemseldir: amacın bu farkı yarattığını göstermez.

Yaygın yanlış"Amacını bulursan daha uzun yaşarsın."
Doğrusu

Manco ve Hamby'nin derlediği denemeler anlam duygusunun artırılabildiğini gösteriyor, ama hastalık ya da ölüm ölçmüyor. Cohen ve Alimujiang ekipleri de amaç müdahalelerinin sağlık sonuçlarına etkisini gelecekteki araştırmanın işi olarak yazıyor.

Yaygın yanlış"İbadete gidenlerin daha uzun yaşaması inancın bedene etkisini kanıtlar; inanmayan bu korumadan yoksundur."
Doğrusu

Li ve arkadaşları inancı değil, katılımı ölçtü ve ilişkinin bir bölümü sosyal destek ve sigara gibi yollardan geçiyordu. Düzenli bir buluşma, birinin seni araması, ortak bir ritim dinî bir çerçevede de dinî olmayan bir çerçevede de kurulabilir. Çalışma hiçbir inanç hakkında hüküm vermiyor.

Sayılarla

Cohen, Bavishi ve Rozanski'nin meta-analizi 10 ileriye dönük çalışmayı ve 136.265 katılımcıyı birleştirdi. Düzeltilmiş birleşik göreli risk hem ölüm hem kalp-damar olayları için 0,83'tü: yaklaşık yüzde 17 daha düşük göreli risk. Göreli risk ve mutlak risk dersindeki ayrım burada da işliyor; bu oran kaç kişinin etkilendiğini söylemez.

Alimujiang ve arkadaşlarının analizine yaş ortalaması 68,6 olan 6.985 kişi girdi; 2006–2010 arasında 776'sı öldü. Ölçeğin en dibindeki grupta (1 ile 2,99 arası puan) yalnızca 300 kişi vardı ve 83'ü öldü; en tepedeki grupta (tam 6 puan) 422 kişiden 17'si öldü. Sosyodemografik ve sağlık özelliklerine göre düzeltilen oran 3,15'ti; depresyon, kaygı, iyimserlik ve sosyal katılım gibi ruhsal ölçüler de eklenince 2,43'e indi. Yazarlar bu ölçülerin bir kısmının aracı olabileceğini not ediyor; yine de düşüş, ilişkinin başka etkenlerle ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor.

Sone ve arkadaşları 43.391 kişiyi yedi yıl izledi; 3.048 kişi öldü. İkigai bulamadığını söyleyenlerde tehlike oranı tüm ölümler için 1,5, kalp-damar ölümleri için 1,6, dış nedenli ölümler için 1,9'du. Boyle ve arkadaşlarının 951 kişilik grubunda 155 kişide (yüzde 16,3) Alzheimer hastalığı gelişti; tehlike oranı 0,48'di. Li ve arkadaşlarının 74.534 hemşiresinden 13.537'si öldü; haftada birden çok katılanlarda tehlike oranı 0,67'ydi ve ilişkinin yüzde 23'ü sosyal destekle açıklanıyordu. Manco ve Hamby 33 randomize deneme topladı; pasif kontrollere karşı standart ortalama fark 0,85'ti.

Herkes için aynı mı?

Amaç duygusu da, onu besleyen koşullar da eşit dağılmıyor. Alimujiang ve arkadaşlarının verisinde ölenler arasında liseyi bitirmemişlerin payı yüzde 36,5, hayatta kalanlarda yüzde 22,2'ydi; eğitim hem amaç puanıyla hem ölümle bağlantılı. Kronik hastalık, ağrı ya da bakım yükü taşıyan birinin düşük puanı bir eksiklik değil, bir koşulun yansıması olabilir. Emekliliğin etkisi de herkes için aynı değil: Yemiscigil ve arkadaşlarının bulgusunda en çok kazananlar ağır ve doyurmayan işlerden ayrılan düşük gelirli kişilerdi; işini kimliğinin merkezine koymuş biri için geçiş daha sarsıcı olabilir. Yas, göç ya da ani bir sağlık kaybından sonra amaç duygusu bir süre sarsılabilir; ölçüm o dönemde yapılırsa kişiyi değil o dönemi ölçer.

Ne zaman hekime?

Amaçsızlık duygusu tek başına bir hastalık değildir; emeklilikten, taşınmadan ya da bir kayıptan sonra haftalarca sürebilir. Ama sabahları kalkacak gücü bulamamak neredeyse her güne yayıldıysa, eskiden keyif veren şeyler hiçbir şey hissettirmiyorsa, uykun ya da iştahın açıkça bozulduysa ya da akşam içilen kadehler çoğaldıysa, bu tabloyu aile hekimine götürmek gerekir; gerekirse oradan psikiyatriye yol açılır. Açıklanamayan kilo kaybı, yeni başlayan unutkanlık ya da halsizlik de "emekliliğin boşluğu" diye geçiştirilmez. Hayatın yaşamaya değmediği düşüncesi bir ölüm ya da kendine zarar verme planına dönmeye başladıysa, o düşünceyi aynı saatte bir yakına söylemek ve 112'ye ulaşmak, sabahı beklemekten önce gelir.

Kendi hayatında

Muzaffer Bey'in sorusunun kanıttaki karşılığı şu: amaç duygusu düşük olanlar ortalamada daha erken ölüyor, ama bunun ne kadarının amaçtan, ne kadarının hastalıktan, gelirden, ruh hâlinden ve kişilikten geldiği ayrılamıyor; amacı artırmanın ömrü uzattığını gösteren bir deneme de yok. Yani "amacın yoksa erken ölürsün" korkusu kanıtla desteklenmiyor. Öte yandan bir ritim, birinin seni beklemesi, elinin bir işe değmesi, sağlık vaadinden bağımsız olarak da hayatı daha yaşanır kılabilir; bunları ömür hesabı için değil, kendileri için aramak mümkün.

"Amacını bul" dilinin bir de görünmeyen yanı var. Düşük amaç puanı en çok hasta, yoksul ya da kederli insanlarda görülüyor; onlara "amaç bulamadın, o yüzden hastasın" demek, kanıtı aşan bir vaadi bir suçlamaya çevirir. Değerler ve tercih dersindeki ilke burada da geçerli: neyin bir hayatı anlamlı kıldığı ölçülebilir bir doğru cevaba sahip değil.

Kapanış

  1. Hayatta amaç, kişinin kendi hayatına yön ve değer yüklediği duygusudur ve kendi beyanıyla ölçülür; ölçekler ve tek sorular aynı şeyi ölçmeyebilir.
  2. Kohort çalışmaları ve bir meta-analiz yüksek amaç duygusunun daha düşük ölüm, kalp-damar olayı ve Alzheimer riskiyle birlikte gittiğini gösteriyor; ama hepsi gözlemsel ve ters nedensellik, eğitim, gelir, depresyon ve kişilik bu ilişkinin bir kısmını taşıyor olabilir.
  3. Amaç duygusunu artıran denemeler var, ama sağlık sonucunu ölçen yok; uzun ömür vaadi kanıtın önüne geçiyor ve amaç bulamayanı suçlama riskini taşıyor.

Beş soru

  1. Ryff ve Keyes'in modelinde hayatta amaç hangi boyutlardan biri olarak yer alır ve bu boyut nasıl ölçülür?
  2. Sone ve arkadaşlarının ikigai çalışmasında ölçüm nasıl yapıldı ve bu yöntemin zayıf yanı ne?
  3. Alimujiang ve arkadaşlarının analizinde ruhsal ölçüler modele eklenince oran nasıl değişti ve bu ne düşündürür?
  4. Li ve arkadaşlarının ibadete katılım çalışmasında ilişkinin bir kısmını hangi yollar açıklıyordu?
  5. Yemiscigil ve arkadaşlarının bulgusu "emeklilik insanı amaçsız bırakır" düşüncesini nasıl sınadı?

Yanıtlar

Özerklik, çevreye hâkimiyet, kişisel gelişim, başkalarıyla olumlu ilişkiler ve kendini kabulle birlikte psikolojik iyi oluşun altı boyutundan biridir; kişinin hayatında bir yön olduğunu anlatan cümlelere ne kadar katıldığıyla ölçülür.

Tek bir soruyla: "Hayatınızda ikigai var mı?" Tek soru ucuzdur, ama o günkü ruh hâline ve kültüre çok açıktır; ikigai başka dillere birebir çevrilemez.

3,15'ten 2,43'e indi. İlişkinin bir bölümü başka ruhsal etkenlerle ortaktır; ölçülmemiş etkenler eklendikçe oran daha da küçülebilir.

Sosyal destek, sigara, depresif belirtiler ve iyimserlik; sosyal desteğin payı yaklaşık yüzde 23'tü. Katılımın sosyal ve davranışsal yanı sonucun önemli bir parçasıydı.

Emeklilik teşviklerini doğal bir deney gibi kullandı. Ortalamada emeklilik amaç duygusunu artırdı; artış en çok sevmedikleri işlerden ayrılan düşük gelirlilerdeydi.

Sonraki derse köprü

Akşam Suna Hanım bir haber getiriyor: mahalle derneğinin çocuklara açtığı seramik atölyesi bir usta arıyor. Muzaffer Bey'in amacı tek başına bulacağı bir şey olmayabilir; başkalarıyla yapılan bir işin içinde de doğabilir. Bir topluluk içinde yer almanın ve başkası için zaman ayırmanın sağlıkla nasıl bir bağı olduğunu, kimlerin zaten daha sağlıklı olduğu için gönüllü olduğu sorusuyla birlikte 38.4 tartışıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.