İçeriğe geç

28.1 · Seviye 3 · Yaşam Tarzının Bilimi

Duygusal yeme

Normal duygusal yemeyi sorunlu olandan ayırır

Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M28, Yemekle İlişki ve Yeme Bozuklukları · 2.120 kelime · 4 kaynak · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme

Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Bir an

Perşembe gecesi, saat on ikiye çeyrek var. Fen fakültesinin ikinci kat koridoru boş, yalnız otomatın ışığı yanıyor. Nehir yirmi dokuz yaşında, kimya doktorasının son haftasında. Tezini pazartesi enstitüye teslim edecek; danışmanının kırmızı kalemle geri yolladığı üçüncü bölüm hâlâ masasında. Otomata bozuk para atıyor ve aynı düğmeye basıyor: çikolatalı gofret. Üç gecedir aynı saatte, aynı gofret.

Laboratuvara döndüğünde Bora, aynı gruptan iki yıl geride bir doktora öğrencisi, telefonunu uzatıyor. Bir dergi sitesinde "Duygusal yiyici misin?" testini çözmüş, Nehir'e de çözdürmek istiyor. Nehir gülerek yanıtlıyor: sinirlendiğinde canın bir şey yemek ister mi, hayal kırıklığına uğradığında, canın sıkıldığında? Sonuç ekranı kırmızı: "Yüksek düzeyde duygusal yeme."

Nehir'in aklına bahar geliyor. Babaannesi nisanda öldüğünde ev üç gün dolup taşmıştı. Komşular tencere tencere yemek, tepsi tepsi irmik helvası getirmişti. Nehir o günlerde neredeyse hiçbir şey yiyememişti. Cenazenin akşamı halası helvayı eline tutuşturmuş, amcalarıyla aynı tepsiden yerken ilk kez ağlayabilmişti.

Kırmızı ekrana bakıyor. Gofret de duyguyla yenmişti, helva da. İkisi aynı şey mi? Hangisi, eğer biri, kaygılanılacak türden?

Soru

Duyguya yanıt olarak yemek ne zaman insan olmanın sıradan bir parçasıdır, ne zaman bir sorunun işaretine dönüşür; ve bir anketin "duygusal yiyici" etiketi bu ayrımı yapmaya yeter mi?

Nasıl işler

Beden ağırlığı modülü tartının ötesindeki sağlık göstergelerine bakarak kapandı. Şimdi tartıdan da tabaktaki besinden de önce gelen bir şeye geçiyoruz: insanın yemekle kurduğu ilişkiye.

Duygunun yemeye etkisi tek yönlü değil. Würzburg Üniversitesi'nden Macht 2008'de bunu beş sınıfa ayıran bir model önerdi. Duygu besin seçimini yönlendirebilir. Yoğun bir duygu yemeyi bastırabilir. Yemesini bilinçli olarak denetleyen birinde bu denetimi zayıflatabilir. Kişi duygusunu düzenlemek için yiyebilir. Ya da yeme duyguyla uyumlu biçimde değişir; neşeli bir akşam yemek daha keyifli olur.

Nehir'in iki deneyimi bu sınıfların farklı yerlerine düşüyor. Yas günlerinde iştahının kesilmesi yoğun duygunun yemeyi bastırmasına, gece yarısı gofreti duyguyu yatıştırma çabasına daha yakın. Helvayı ise yalnız değil, ortak sofrada yemişti. Yemek ve kültür dersinde ortak sofranın bir ilişki biçimi olduğunu konuşmuştuk. Ölü evine yemek götürmek, helva kavurup dağıtmak, yası bir topluluğun birlikte taşıma yollarından biri. Bayram sofrası, düğün yemeği, sınavı geçen çocuğa alınan pasta da duyguyla yenir. Bunların hiçbiri bir arıza değildir.

Stresle yeme arasındaki bağ da iki yönlü. HPA eksenini ve kortizolü kortizol ve stres ekseni dersinde tanımlamıştık. Adam ve Epel 2007 derlemelerinde kronik stresin bu eksen ve beynin ödül devreleri üzerinden yağlı, şekerli, lezzetli yiyeceklerin çekiciliğini artırabileceği bir model önerdi; dopamin dersindeki ödül tahmin hatası burada arka planda duruyor. Yazarlar insanda bu mekanizmaların henüz yeni aydınlatılmaya başlandığını da ekliyor. Torres ve Nowson'ın aynı yıl yayımlanan derlemesine göre stres kimilerinde fazla, kimilerinde az yemeye yol açıyor ve yönü stresin şiddeti etkileyebiliyor.

Bora'nın testine benzeyen anketlerin bilimsel atası van Strien ve arkadaşlarının 1986'da Hollanda'da geliştirdiği Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ). Kısıtlayıcı, duygusal ve dışsal yemeyi ayrı ölçeklerle ölçüyor. Hepsi kişinin kendi bildirimine dayanıyor: "sinirlendiğinde canın yemek ister mi" sorusu, sinirlendiğinde gerçekten ne kadar yediğini değil, ne yaptığını sandığını ölçer. Geliştiriciler de ilk yayında ölçeklerin iç tutarlılığının yüksek olduğunu, ama dış geçerliğinin henüz araştırılmadığını yazmıştı.

Peki duygusal yeme ne zaman sorun olur? Ayrım ne kadar yendiğinde değil, yemenin hayatta kapladığı yerdedir. Yemek zorlanmayla baş etmenin tek yolu hâline geldiğinde, yerken durmakta zorlanıp bir kontrol kaybı duyulduğunda, ardından günlerce süren bir utanç geldiğinde ve bu sıklaşıp gizlenmeye başladığında tablo değişir. Bu işaretler, sıradaki dersin konusu olan yeme bozukluklarıyla, örneğin tıkınırcasına yeme bozukluğuyla (binge-eating disorder) sınırın nerede başladığını sezdiren ipuçlarıdır.

Normal aralıkta kalan duygusal yemede de işe yarayan yollar var. Duyguyu adlandırmak, yemeğin o an hangi işi gördüğünü görünür kılar: yalnızlığı mı dolduruyor, öfkeyi mi yatıştırıyor, bir ödül mü? Aynı işi görebilecek başka bir yol, bir telefon, kısa bir yürüyüş ya da bir ara, yemeği yasaklamadan seçenekleri çoğaltır. Düzenli öğün aç kalmanın kurduğu döngüyü kırar: Polivy'nin derlemesine göre açlık ve katı diyet, yiyecek bulunduğunda tıkınırcasına yemeye ve yemekle zihinsel meşguliyete eşlik ediyor. Aynı derleme belirli besin yasakları koymadan dengeli beslenmeyi öneriyor; "yasak besin" listesi, yasağı yemeğin çekiciliğine ekleyebilir. Farkındalık temelli yeme de duygusal yemeyi hedefleyen yaklaşımlar arasında, ama kanıtı henüz sınırlı.

Kanıt

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Duygusal yemek irade zayıflığıdır."
Doğrusu

Macht'ın modelinde duygunun yemeyi etkilediği yollardan biri, bilinçli denetimin duygu altında zorlanmasıdır. Evers'in meta-analizinde olumsuz duyguda en çok yiyenler, yemesini en sıkı denetlemeye çalışanlardı. Sıkı denetim çabası kırılganlığı azaltmıyor, onunla birlikte görülüyor.

Yaygın yanlış"İnternetteki testte yüksek çıktıysam duygusal yiyiciyim."
Doğrusu

Bongers ve Jansen'in derlemesine göre duygusal yeme ölçeklerinin puanı, duygusal anlarda gerçekten daha fazla yemeyi güvenilir biçimde öngörmüyor. Bir dergi testi bu ölçeklerin bilimsel sınamasından bile geçmemiştir; sonuç ekranının rengi bir tanı değildir.

Yaygın yanlış"Stres herkesi yemeye iter."
Doğrusu

Torres ve Nowson'ın derlemesine göre stres kimilerinde az, kimilerinde fazla yemeye yol açıyor. Öğrencilerle yapılan bir ankette stres döneminde daha az yediğini söyleyenler, daha çok yediğini söyleyenlerden biraz fazlaydı. Olumlu duygular da yemeyi artırabiliyor; yemeği yalnız üzüntüye bağlamak resmin yarısıdır.

Sayılarla

Evers ve arkadaşlarının meta-analizi 56 deneyi ve 3.670 katılımcıyı kapsıyordu. Oliver ve Wardle'ın 1999'da 212 üniversite öğrencisiyle yaptığı ankette katılımcıların yüzde 73'ü stres döneminde atıştırmanın arttığını bildirdi. Toplam yenen miktarda ise tablo bölündü: yüzde 42'si azaldığını, yüzde 38'i arttığını söyledi. Diyet yapanlar stresle daha çok, diyet yapmayanlar daha az yediğini bildirmeye yatkındı.

Aynı ekibin 2000'deki laboratuvar deneyinde 68 kişinin bir kısmına çekileceğini sandıkları bir konuşmayı hazırlatarak stres yaratıldı. Stres toplam yenen miktarı değiştirmedi, ama kendini duygusal yiyici olarak tanımlayanlar stres altında tatlı ve yağlı yiyecekleri daha çok yedi. Laboratuvarla anket arasındaki bu fark, ölçümün nerede yapıldığının sonucu değiştirdiğini gösteriyor.

Gündelik hayatı izleyen bir çalışma Nehir'in otomatına daha da yakın. Bamberg ve arkadaşları 2026'da 64 kişiye dört hafta boyunca günde altı kez telefondan stres, duygu ve yeme sorusu sordu. Genel stres atıştırmayla ilişkili çıkmadı; zaman baskısı yaşanan anlarda ise atıştırma olasılığı arttı, yenen miktar azaldı. Duygu durumlarından yalnız uyarılmışlık daha fazla yemeyle ilişkiliydi. Belki de gece yarısı gofretinin bir kısmı duygudan çok saatin darlığından geliyordu.

Warren'ın derlemesi 68 yayını kapsıyordu: kilosu yüksek gruplarda 23, normal kilolu gruplarda 29 müdahale ve 16 gözlem çalışması. Bu sayıların hiçbiri Türkiye'den değil.

Herkes için aynı mı?

Duygunun yemeye etkisi en çok kişinin yemekle geçmişine göre değişiyor. Evers'in meta-analizinde en kırılgan grup yemesini bilinçli olarak kısıtlayanlardı; Oliver ve Wardle'ın anketinde de stresle fazla yeme diyet yapanlarda öne çıkıyordu. Yaş da sonuçları etkiliyor: meta-analizdeki farklılığın bir kısmı katılımcıların yaşıyla açıklanıyordu. Cinsiyet beklendiği kadar ayırmıyor: Oliver ve Wardle'ın anketinde stres döneminde atıştırmanın artışı kadında ve erkekte benzerdi, Torres ve Nowson'ın derlediği uzun izlem çalışmalarında kronik yaşam stresiyle kilo alımı arasındaki ilişki erkeklerde daha belirgindi. Yeme bozukluğu yaşayanlarda tablo ters dönebiliyor: laboratuvar deneylerinde olumsuz duygu onların yemesini artırmadı, gündelik hayat çalışmalarında ise tıkınırcasına yeme yaşayanlarda ilişki tutarlı biçimde göründü. Kilosu yüzünden yargılanan biri için yük ikiye katlanabilir. Ağırlık damgası dersinde damgaya maruz kalanların daha çok yediğini gösteren deneyleri konuşmuştuk; yargının kendisi duygusal yemenin tetikleyicisi olabilir. Vardiyalı ya da iki işte çalışan biri için zaman baskısı bir istisna değil, günün kendisidir.

Ne zaman hekime?

Ara sıra duyguyla yemek bir değerlendirme gerektirmez. Şunlar ise aile hekimiyle konuşmaya değer: yerken duramadığın, midene rahatsızlık verene kadar süren ataklar tekrarlıyorsa; paketleri saklıyor, yalnız kaldığın saatleri yemek için bekliyorsan; bir atağın ardından utanç günlerce peşini bırakmıyorsa; haftalardır seni sakinleştiren tek şey yemek olduysa. Haftalardır süren bir çökkünlük, uykunun dağılması ya da eskiden sevdiğin şeylerden zevk alamamak da bu konuşmaya eklenmeli. Aile hekimi gerekirse seni psikiyatriye yönlendirir; ergenlik çağındaki bir çocuk için çocuk ve ergen psikiyatrisi devreye girer. Bayılan, göğsü ağrıyan, kalbi düzensiz çarpan, bilinci bulanıklaşan ya da kendine zarar vermeyi düşünen biri için beklenmez; 112 aranır.

Kendi hayatında

Nehir'in iki deneyimini ayıran şey yenen yiyecek değildi. Helva bir topluluğun içinde, yası paylaşmanın bir yolu olarak yenmişti. Gofret yalnız, aynı saatte, bir sıkışmayı geçiştirmek için. İkisi de insanca. Bu derste gördüğün çerçeve sana kendine sorabileceğin bir soru verir: yemek benim için hangi işi görüyor, ve başka hangi yollarım var? Birden fazla yolun varsa ve yemek onlardan biriyse, ortada bir sorun yoktur. Tek yol yemek olmuşsa, bu bir ahlak meselesi değil, ilgilenilmesi gereken bir yüktür. Kendini bir testin rengine göre etiketlemek yerine örüntüne bakmak daha çok şey söyler.

Kapanış

  1. Duygusal yeme duyguya yanıt olarak yemektir; bayram sofrasından ölü evine getirilen helvaya kadar evrenseldir ve duygu yemeyi artırabildiği gibi azaltabilir de.
  2. Duygusal yeme ölçekleri kişinin kendi bildirimine dayanır ve gerçek yemeyi iyi öngörmez; deneylerde olumsuz duyguya en çok yemeyle yanıt verenler kendini duygusal yiyici sayanlar değil, yemesini kısıtlayanlardı.
  3. Sorunlu olana geçişi miktar değil, yemeğin tek baş etme yolu hâline gelmesi, kontrol kaybı, ardından gelen yoğun utanç ve gizlilik gösterir; düzenli öğün ve yasaksız beslenme döngüyü yumuşatabilir.

Beş soru

  1. Macht'ın modeline göre Nehir'in yas günlerinde yiyememesi ile gece yarısı gofreti hangi farklı sınıflara yakındır?
  2. Evers'in meta-analizinde olumsuz duygu karşısında en çok hangi grup daha fazla yedi?
  3. Bongers ve Jansen duygusal yeme ölçeklerinin puanının aslında neyi yansıtabileceğini öne sürüyor?
  4. Bamberg ve arkadaşlarının çalışmasında atıştırmayı genel stresten çok ne artırdı?
  5. Polivy'nin derlemesi katı diyet ve açlığın hangi psikolojik sonuçlarını sıralıyor?

Yanıtlar

Yas günlerindeki iştahsızlık yoğun duygunun yemeyi bastırdığı sınıfa yakındır. Gece yarısı gofreti ise duyguyu düzenlemek için yeme sınıfına daha yakındır; zaman baskısının payı da olabilir.

Yemesini bilinçli olarak kısıtlayan kişiler. Kendini duygusal yiyici olarak tanımlayanlarda, kilosu yüksek olanlarda ve yeme bozukluğu olanlarda olumsuz duygu yemeyi artırmadı; olumlu duygu ise bütün gruplarda artırdı.

Yemekle ilgili kaygıyı, denetimsiz yemeyi, fazla yemeyi olumsuz duyguya bağlama eğilimini ya da yiyecek uyaranlarına tepkiselliği. Yani puan, duygusal anlarda gerçekten daha çok yemenin değil, başka bir eğilimin ölçüsü olabilir.

Zaman baskısı yaşanan anlar. O anlarda atıştırma olasılığı arttı ama yenen miktar azaldı. Genel stres atıştırmayla ilişkili çıkmadı; duygu durumlarından yalnız uyarılmışlık daha fazla yemeyle ilişkiliydi.

Yiyecek bulunduğunda tıkınırcasına yeme ataklarını, yemekle zihinsel meşguliyeti, duygusal tepkilerin artmasını ve dikkat dağınıklığını. Yazar bu yüzden belirli besin yasakları olmadan dengeli beslenmeyi öneriyor.

Sonraki derse köprü

Bora'nın testindeki kırmızı ekran bir hastalığın adı değildi. Ama kontrol kaybı, gizlilik ve utanç bir araya geldiğinde konuşma başka bir zemine geçer. Sıradaki ders o zemini açıyor: anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu birbirinden nasıl ayrılır, uyarı işaretlerini bir yakında ya da kendinde erkenden tanımak neden zordur?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.