İçeriğe geç

26.7 · Seviye 3 · Yaşam Tarzının Bilimi

Alkali, kan grubu ve detoks diyetleri

Üç iddiayı fizyolojiyle sınar

Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M26, Diyetler ve Beslenme Modaları · 2.232 kelime · 7 kaynak · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Bir an

Pazar akşamı, Sevgül bulaşığı yeni bitirmişken telefon çalıyor. Arayan Uşak'taki ablası Şükran. Bileğindeki alçı çıkalı bir ay olmuş; kemik yoğunluğu ölçümünün sonucunu ortopedi kontrolünde konuşacak.

"Remziye bugün kapıya geldi," diyor. "Elinde filtreli bir sürahi, yanında üç şişe yeşil meyve suyu. Üç günlük yeşil detoks: ıspanak, pazı, maydanoz, biraz da elma. Bir kâğıt da verdi. Kâğıtta yazıyor, asitli beslenme kanı asitlendiriyormuş, vücut da dengelemek için kemikten kalsiyum çekiyormuş. Sürahinin suyu alkaliymiş, kanı düzeltiyormuş."

Sevgül kâğıdın fotoğrafını istiyor; görselde üç başlık var. Birincisi: "Kanını alkali yap, kemiğini koru." İkincisi köşede küçük bir kutu: "Kürün rengini kan grubun seçer: A grubuna yeşil, sıfır grubuna kırmızı." Üçüncüsü büyük harflerle: "Üç günde birikmiş toksinlerden arın." En altta sürahinin fiyatı.

"Remziye üç günde iki kilo vermiş," diyor Şükran. "Sabahları tüy gibi kalkıyormuş. Başlayayım mı, Sevgülüm? Kemiğim için."

Sevgül ekrandaki üç başlığa bakıyor: üç ayrı iddia, tek bir kâğıtta.

Soru

Kanı alkali yapan diyet, kan grubuna göre seçilen kür ve toksin atan yeşil meyve suyu: bu üç iddia, vücudun bilinen işleyişiyle tek tek sınandığında ayakta kalıyor mu?

Nasıl işler

Glutensiz beslenme, çölyak gibi gerçek bir hastalığın çevresinde büyüyen bir modaydı. Remziye Hanım'ın kâğıdında öyle bir hastalık bile yok: üç iddia da sağlıklı bir vücudun bir düzeneğini bozuk sayıp onarmayı vaat ediyor. Üçünü aynı iki soruyla açabilirsin. Birincisi: iddia hangi mekanizmayı öne sürüyor ve bu mekanizma fizyolojiyle uyuşuyor mu? İkincisi: vaat edilen sonuç, yani daha sağlam bir kemik, daha sağlıklı bir beden ya da atılmış bir zehir, hiç ölçüldü mü?

İlk iddia asitle başlıyor.

Tamponlar, başta bikarbonat, kana giren fazla asidi saniyeler içinde yakalar. Bu yakalamada karbondioksit oluşur ve akciğerler onu soluk havasıyla dışarı verir; kan asitliğe yöneldiğinde solunum hızlanıp derinleşir. Böbrekler en yavaş ama en kalıcı katmandır: saatler ve günler içinde fazla asidi idrara bırakır, harcanan bikarbonatı geri kazanır. Böbreğin süzgeç dersinde geri emilimin taşıdığı maddeler arasında bikarbonat da vardı; o geri kazanımın bir işi bu.

Alkali diyetin mekanizması şöyle kurulur: et, tahıl ve peynir gibi besinler vücutta işlenince asit bırakır, sebze ve meyve ise baz bırakır. Bu kısım doğrudur. İddia ikinci adımda kayar: asit yükü kanın pH'ını düşürür, vücut da dengeyi kemikteki kalsiyumla kurar. Oysa asit yükü önce bu üç katmana çarpar ve fazlası idrarla gider. Besin idrarın pH'ını değiştirir, kanınkini değil. Sürahideki suyun yolculuğu daha da kısadır: mide asidi dersinde konuştuğumuz çok güçlü asitle karşılaşır, ardından pankreasın bikarbonatıyla zaten nötrlenen ince bağırsağa geçer. Suyun bazlığı kana kadar taşınmaz.

İkinci iddia kan grubu. Kan grubu diyeti dersinde bu fikrin kanıtını ayrıntıyla tartmıştık: bazı kan grubu diyetlerinin olası yararı kişinin kendi kan grubundan bağımsız çıkmıştı. Fizyoloji tarafından eklenecek tek bir halka var. A, B ve sıfır işaretleri alyuvarın yüzeyindedir; besin ise kana alyuvar yoluyla girmez. Mide ve pankreas enzimleri proteini amino asitlere, nişastayı şekerlere, yağı yağ asitlerine parçalar; bu küçük birimler ince bağırsağın duvarından emilir. Kürün rengini kan grubuna bağlamak için bu zincirde kan grubuna göre değişen, ölçülmüş bir fark gerekirdi; diyeti kişinin grubuna uydurmanın sonucu değiştirdiği gösterilmedi.

Üçüncü iddia toksin. Detoks dersinde karaciğerin biyotransformasyonunu ve böbreğin nefronlarını tanımıştın; o dersin sorusu "hangi toksin?" idi. Remziye Hanım'ın kâğıdı da adı vermiyor. Bu derste soruya iki yarım ekleniyor: o toksin kanda ya da idrarda nasıl ölçüldü ve kürden sonra ne kadar azaldı? Cevapsız kalan bir tanıtımda "arınma" bir his olarak kalır, ölçüm olarak değil. Remziye Hanım'ın üç günde verdiği iki kiloyu ise M26'nın açılış dersi zaten çözmüştü: enerji birden düşünce önce glikojen çözülür, ona bağlı su da idrarla gider. Tartıdaki düşüş suyun gidişidir; toksin diye bir şey tartılmaz.

Üç iddianın ortak kalıbı artık görünüyor. Her birinde gerçek bir parça var: besinin asit ya da baz bıraktığı, kan grubunun gerçek bir biyolojik fark olduğu, karaciğerin zararlı maddeleri gerçekten işlediği. Bu parça bir mekanizma iddiasına dönüştürülüyor, ama vaat edilen son nokta, yani kırılmayan kemik, korunan sağlık ya da düşen toksin düzeyi, hiç ölçülmemiş. Mekanizma iddiası artı ölçülmemiş son nokta: bu ikiliyi gördüğünde sorunun nerede durduğunu biliyorsun.

Kanıt

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"İdrar çubuğum alkali gösteriyor, demek ki kanım da alkali."
Doğrusu

İdrar, böbreğin fazlayı dışarı attığı yer olduğu için oynar. Fenton ve Huang'ın aktardığı denemede diyet idrar pH'ını kan pH'ının yetmiş katından fazla değiştirdi. Çubuk böbreğin işini yaptığını gösterir, kanın durumunu değil.

Yaygın yanlış"Alkali diyetle kendini iyi hissedenler var, demek ki kanları düzeliyor."
Doğrusu

Alkali diye satılan düzen sebze ve meyveyi artırıp işlenmiş eti ve şekerli ürünleri azaltır. İyi hissetmenin nedeni pH değil, daha dengeli bir tabak olabilir.

Yaygın yanlış"Böbrek hastalarına da asidi azaltan beslenme öneriliyor, o hâlde herkes için iyidir."
Doğrusu

Kronik böbrek hastalığında böbreğin asidi atma gücü azalabilir ve kanda bikarbonat düşebilir; hekimin ölçerek izlediği bu hastalarda diyet asit yükünü azaltmak araştırılıyor. Ölçerek verilen bir tedavi ile kapıda satılan sürahi aynı şey değildir.

Sayılarla

Kan pH'ının aralığı dardır: 7,35 ile 7,45 arası, toplam onda bir birim. pH logaritmik bir ölçektir; bir birimlik fark, hidrojen iyonu derişiminde on katlık bir farka karşılık gelir. Fenton ve Huang'ın aktardığı denemede diyet değişikliği idrar pH'ını 1,02 birim yükseltti, kan pH'ını 0,014 birim; ikincisi, o dar aralığın yaklaşık yedide biri kadar. Derlemedeki üç çalışmada idrar pH'ı 0,2 ile 1,2 birim değişirken kan pH'ı 0,01 ile 0,02 birim kıpırdadı.

Kemik tarafında Fenton ve arkadaşlarının ölçütlerine uyan 55 çalışmanın 22'si randomizeydi ve hiçbiri kırılganlık kırığını doğrudan göstermedi. Böbrek hastalığı tarafında Navaneethan'ın meta-analizi 14 denemeyi ve 1.394 katılımcıyı topladı. Detoks tarafında Getting'in taradığı 65 böbrek oksalat vakasının 3'ünde neden diyetti. Sağlıklı birinin kürden ne kazandığını soran deneme ise yok.

Herkes için aynı mı?

NCCIH'e göre kolon temizliğinin zararları sindirim sistemi hastalığı olan, kalın bağırsak ameliyatı geçiren, ağır hemoroidi, böbrek ya da kalp hastalığı olan kişilerde daha olasıdır. Böbrek taşına yatkın olanlar ıspanak ve pancar gibi oksalattan zengin besinleri sınırlamalıdır; Getting'in diyetle ilişkilendirilen üç hastasında da önceden kronik böbrek hastalığı vardı. Pastörize edilmemiş meyve suları çocuklarda, yaşlılarda ve bağışıklığı zayıf olanlarda ağır hastalık yapabilir. Diyabeti olanlar beslenmeyi köklü biçimde değiştirmeden önce sağlık ekibiyle konuşmalıdır.

Şükran altmış bir yaşında ve yakın zamanda kırık geçirdi; menopozdan sonra kemik sorusu gerçektir, ama cevabı hekimin istediği ölçümdedir. Para da fark yaratır: sürahi ve kür şişeleri emekli bütçesinden çıkar, kâğıttaki tek yararlı öneri olan sebze ve meyve ise pazarda daha ucuzdur.

Ne zaman hekime?

Böbrek hastalığın, böbrek taşı öykün ya da kalp hastalığın varsa ya da şeker ilacı kullanıyorsan, yeşil su kürüne ya da bağırsak temizliğine başlamadan önce seni izleyen hekime sor. Kür sırasında idrarın belirgin biçimde azaldığını fark edersen ya da açıklayamadığın bir halsizlik birkaç gündür sürüyorsa küre ara ver ve muayene iste; böbreğin nasıl çalıştığını bir his değil, kan tahlili gösterir. Lavmandan sonra geçmeyen karın ağrısı ya da makattan kanama da beklemeye bırakılmaz. Kürler birbirini izliyorsa, her "arınma" bir önceki yemeğin suçluluğunu silmek için başlıyorsa ya da yeme kuralları günü yönetmeye başladıysa, bu bir yeme bozukluğunun işareti olabilir; aile hekimiyle konuşmak iyi bir ilk adımdır.

Kendi hayatında

Sevgül ablasına "kâğıt yanlış" demekle yetinmiyor, çünkü Şükran'ın asıl sorusu kemiği. Ona üç cümle yazıyor: kanın asitliğini akciğerlerle böbrekler zaten dar bir aralıkta tutuyor, su bunu değiştirmiyor; kür rengini kan grubu seçmiyor; üç gün boyunca yalnız ıspanaklı su içmek, böbreği yorgun biri için yarardan çok yük olabilir. Sonra ekliyor: "Ortopedi kontrolüne Remziye'nin kâğıdını da götür, doktora sor."

Kapanış

  1. Kan pH'ını tamponlar, akciğerler ve böbrekler dar bir aralıkta korur; besin ve alkali su idrarın pH'ını değiştirir, kanınkini değil. Alkali diyetin kemiği ya da kanseri etkilediğine dair kanıt yoktur; böbrek hastalığında hekim gözetimindeki asit yükü araştırmaları ayrı bir sorudur.
  2. Kan grubu diyetinin fizyolojik dayanağı yoktur: besin kana alyuvardan değil, bağırsak duvarından emilerek girer.
  3. Detoksun ilk günlerdeki kilosu büyük ölçüde glikojen ve sudur, "toksinin" adı ve ölçümü verilmez; yeşil su kürüyle oksalat nefropatisi ve kolon temizliğinin yan etkileri ise vaka düzeyinde bildirilmiştir.

Beş soru

  1. Kana fazla asit girdiğinde vücudun üç dengeleme katmanı hangi sırayla ve hangi hızda devreye girer?
  2. Fenton ve Huang'ın aktardığı denemede diyet değişikliği idrar ve kan pH'ını ne kadar değiştirdi ve bu fark neyi gösterir?
  3. Fenton ve arkadaşlarının kemik meta-analizinde asit yükü idrar kalsiyumunu artırdığı hâlde alkali diyet neden kemiği koruyan bir düzen sayılmadı?
  4. Kronik böbrek hastalığındaki diyet asit yükü araştırmaları, sağlıklı biri için alkali diyeti neden desteklemez?
  5. Getting ve arkadaşlarının vaka bildirimi yeşil su kürleri hakkında neyi söyler, neyi söyleyemez?

Yanıtlar

Önce kandaki tamponlar, başta bikarbonat, asidi saniyeler içinde yakalar. Oluşan karbondioksiti akciğerler soluk havasıyla dışarı verir. En yavaş ama en kalıcı katman böbreklerdir: saatler ve günler içinde fazla asidi idrara bırakır ve bikarbonatı geri kazanır.

Diyet idrar pH'ını 1,02 birim yükseltti, kan pH'ını yalnız 0,014 birim oynattı. Bu, böbreklerin fazla asidi ya da bazı idrarla atarak kanı sabit tuttuğunu ve idrar pH'ının kanın pH'ını göstermediğini anlatır.

İdrarla atılan kalsiyum artsa da vücudun toplam kalsiyum dengesine bakan çalışmalar kayıp göstermedi. Hiçbir müdahale çalışması kırılganlık kırığını doğrudan göstermedi ve fizyolojik pH'ta işleyen bir mekanizma bulunmadı.

O araştırmalar böbreği asidi atamaz hâle gelmiş, kanında bikarbonat düşük ya da sınırda olan ve hekimce ölçülerek izlenen hastalarda yapıldı. Sağlıklı bir böbrek bu işi zaten yapar.

Oksalattan zengin suların yoğun tüketiminden sonra böbrekte kristal birikip akut böbrek yetmezliği gelişebildiğini ve bunun özellikle önceden böbrek hastalığı olanlarda görüldüğünü söyler. Vaka düzeyinde olduğu için bu zararın ne sıklıkla ortaya çıktığını söyleyemez.

Sonraki derse köprü

Remziye Hanım'ın kâğıdındaki kan grubu kutusu, kürün rengini bir köken hikâyesine bağlıyordu: avcı atalar, çiftçi atalar. Paleo aynı hikâyeyi tek bir kan grubuna değil bütün türe yayar ve dayanağını vücudun kimyasından değil tarihten alır. Orada soru değişiyor: atalarımızın ne yediğine dair bilgilerin hangisi kanıta dayanıyor ve o bilgiden bugünkü bir alışveriş listesine geçmek ne kadar haklı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.