İçeriğe geç

12.1 · Seviye 2 · Vücut Nasıl Çalışır?

Hormon nedir?

Endokrin sinyalleşmeyi ve geri bildirim döngülerini açıklar

Sağlık Okuryazarlığı Akademisi — M12, Metabolizma ve Hormonlar · 2.286 kelime · 7 kaynak · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Bu ders eğitim amaçlıdır; teşhis koymaz, tedavi ya da ilaç önerisi vermez ve hekim kontrolünden geçmemiştir. Kişisel sağlık kararların için hekimine danış; acil bir durumda 112’yi ara. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Bir an

Perşembe akşamı, Ankara. Defne ile Yasemin bulaşığı yeni bitirmiş, mutfak masasında çay demleniyor. Yasemin telefonu Defne'ye doğru çeviriyor. Ekranda pastel renkli bir hesap: "Yorgunluk, şişkinlik, inatçı kilolar, sivilce, keyifsizlik... Hepsinin arkasında aynı şey var: hormonların dengede değil. 21 günde hormonlarını dengele." Altında bir geri sayım ve bir "programa katıl" düğmesi.

"Sen bu işlerden anlarsın," diyor Yasemin. "Senin doktorun hep hormon diyor."

Defne gülüyor ama cevap vermiyor. PKOS tanısından beri "hormon" sözcüğünü haftada birkaç kez duyuyor; tahlil kâğıtlarında adı uzun satırlar görmüş, kadın doğum uzmanıyla bu satırlar üzerine konuşmuş. Yine de şimdi fark ediyor ki "hormon dengesi" diye bir şeyi kimse ona tarif etmedi. Hangi hormonun hangisiyle dengesi? Denge bir sayı mı, bir duygu mu?

Yasemin bankada veri analisti; her gün grafiklere bakıyor. "Bir de şu var," diyor. "Bu hesap 'test yaptır, dengesizliğini gör' diyor. Bir kez kan verip bakıyorsun herhalde. Ben bir müşterinin bir günlük harcamasına bakıp onun hakkında karar vermem. Hormon dediğin şey gün içinde aynı mı kalıyor?"

Soru

Hormon tam olarak nedir, kana karışan bir molekül doğru hücreyi neyle tanır, düzeyini kim ayarlar; tek bir kan ölçümü bu ayardan ne kadarını gösterebilir?

Nasıl işler

Bağırsak-beyin ekseni dersinde iki organın birbirine iki ayrı yoldan haber verebildiğini konuştuk. Biri sinir yolu: bir sinir lifi boyunca giden, hızlı ve tek bir adrese yönelik mesaj. Öbürü kan yolu: bir molekülün kana bırakılıp dolaşımla bütün vücuda yayılması. Kan yolu daha yavaştır, ama bir kez yola çıkan mesaj aynı anda pek çok dokuya ulaşabilir. Bu modülün konusu bu ikinci yol.

Hormonu üreten yerlerin bir kısmı yalnız bu işe ayrılmış organlardır.

Burada bir soru akla takılır: Kan her dokuya uğradığına göre, hormon neden her yerde aynı işi yapmaz? Cevap, mesajı okuyan alıcıdadır.

Bu tanım üç önemli sonucu birlikte taşır. Birincisi, reseptörü olmayan hücre hormonu "duymaz"; kan onu hücrenin yanından geçirse bile bir şey olmaz. İkincisi, aynı hormon farklı dokularda farklı işler yapabilir, çünkü her doku mesajı kendi donanımıyla okur. Tiroid hormonları bunun iyi bir örneği: Ortiga-Carvalho ve arkadaşlarının derlemesine göre sinir sisteminin gelişiminde, boy uzamasında, enerji kullanımında ve ısı üretiminde rol oynarlar; karaciğerde besin işlenmesini, sıvı dengesini ve kalp-damar sistemini de etkilerler. Aynı molekül, hücrenin hangi genleri açık tuttuğuna göre başka bir sonuç doğurur. Üçüncüsü, kandaki miktar hikâyenin yalnız bir parçasıdır. Aynı derleme, dokulardaki bazı enzimlerin tiroid hormonunu yerinde daha etkin ya da daha etkisiz biçime çevirdiğini anlatıyor. Bir dokuya düşen etki yalnız kandaki düzeye değil, o dokunun alıcısına ve kendi ayarına da bağlıdır.

Şimdi düzenlemeye gelelim. Homeostaz dersinde negatif geri bildirimi vücut ısısı üzerinden kurmuştuk: değer hedeften sapınca sistem sapmayı küçültecek yöne çalışır. Hormonların çoğu da böyle bir döngüye bağlıdır, ama burada döngünün üç katı vardır. Beynin tabanındaki hipotalamus bir "salgılatıcı" hormon bırakır. Bu sinyal hemen altındaki hipofize gider ve hipofizden ikinci bir hormon çıkmasına yol açar. Hipofiz hormonu kanla hedef beze, örneğin tiroide ulaşır ve onu kendi hormonunu üretmeye iter. Son halka döngüyü kapatır: Hedef bezin hormonu kanda yükseldikçe hipotalamus ve hipofiz yavaşlar; düştükçe hızlanırlar.

Tiroid ekseni bu düzenin ders kitabı örneğidir. Ortiga-Carvalho ve arkadaşlarının anlatımıyla hipotalamustan çıkan hormon hipofizden TSH salgılanmasını uyarır, TSH tiroidi çalıştırır, tiroid hormonları da yukarıdaki iki katı negatif geri bildirimle frenler. Tiroid kendi başına yetersiz kaldığında yukarıdaki iki hormon artar; tiroid hormonu fazla olduğunda ise tersi olur. Bu eksenin ayrıntısı ilerideki bir dersin konusu; burada tutman gereken fikir şu: Bir hormonun kandaki düzeyi, kendi başına duran bir sayı değil, bir konuşmanın o anki cümlesidir.

Bu konuşma ayrıca dalgalıdır. Hipofiz bezini anlatan StatPearls bölümüne göre ön hipofiz hormonlarının çoğu sabit bir akışla değil, aralıklı atımlar hâlinde salgılanır. Gün içi saatlere, uykuya, açlığa, strese ve kadınlarda adet döngüsünün evresine bağlı değişimler de bunun üstüne eklenir. Yasemin'in sezgisi burada tam yerinde: Tek bir kan ölçümü, uzun bir filmden alınmış tek bir karedir.

Kanıt

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Hormon dengesi ölçülebilen tek bir şeydir."
Doğrusu

Vücutta onlarca hormon var ve her biri kendi döngüsüyle, kendi hedef dokusuyla ayarlanıyor. Laboratuvarın ölçtüğü şey belirli bir hormonun belirli bir andaki düzeyidir. "Denge" sözcüğünün tıbbi karşılığı, her eksenin kendi geri bildirimiyle çalışmasıdır; bunu tek bir puana ya da tek bir renge çeviren bir ölçüm yoktur.

Yaygın yanlış"Kandaki düzey yüksekse etki de yüksektir."
Doğrusu

Etkiyi belirleyen yalnız kandaki miktar değil; dokuda yeterli reseptör olup olmadığı ve dokunun hormonu yerinde etkinleştirip etkisizleştirmesi de belirleyicidir. Kanda bol bulunan bir hormon, onu okuyamayan bir dokuda iş görmez.

Yaygın yanlış"Bir hormon değeri referans aralığının dışına çıktıysa sorun kesindir."
Doğrusu

Hormonlar gün içinde, atımlar hâlinde ve kadınlarda döngü boyunca değişir; ölçümün saati, açlık durumu ve kullanılan cihaz sonucu etkiler. Brambilla'nın çalışmasındaki erkeklerin bir kısmı öğleden sonra eşiğin altında, sabah ise normal çıktı. Kılavuzların ölçümü belirli bir saatte ve tekrarlayarak yapmayı önermesi bu yüzden.

Sayılarla

Brambilla ve arkadaşları 30 ile 80 yaş arasında 66 erkekten altı ayrı ziyarette kan aldı: üçü sabah, üçü öğleden sonra. 30–40 yaş grubunda testosteron sabah sekizden öğleden sonra dörde yüzde 20–25 düştü; 70 yaşında bu fark yüzde 10'a indi. Öğleden sonra en az bir ölçümde desilitre başına 300 nanogramın altına düşen 17 erkeğin öğleden önceki üç ölçümünün üçü de normal aralıktaydı. Yani aynı kişiye, yalnız kan alma saatine göre farklı bir yorum yapılabilirdi.

Kadınlarda zaman ölçeği değişir. Stricker ve arkadaşları 20 gönüllüden, 20 ile 36 yaş arası kadınlardan, döngünün her günü kan aldı; özetlerinde dört üreme hormonunun düzeyinin aynı kadında bir döngüden ötekine ve kadınlar arasında geniş ölçüde değişebildiğini yazıyorlar. Bu yüzden referans değerlerini döngünün evrelerine bölerek verdiler.

Herkes için aynı mı?

Değil, ve hormonlarda bu fark kuralın kendisidir. Yaş birinci etken: Brambilla'nın verisinde testosteronun gün içi düşüşü gençlerde belirgin, yaşlılarda daha küçüktü. Cinsiyet ikinci etken: üreme çağındaki bir kadında bazı hormonlar döngü boyunca geniş ölçüde değişir, bu yüzden "hangi gün alındı?" sorusu sonucun parçasıdır. Doğum kontrol hapı kullanan biri, Stricker'in çalışmasına hiç alınmamış bir gruptadır; o çalışmanın döngü aralıkları ona doğrudan uygulanmaz. Gebelikte birçok hormonun düzeyi ve laboratuvarların kullandığı aralıklar değişir. Gece vardiyasında çalışan birinin gün içi ritmi, sabah dokuzda işe başlayan birininkiyle aynı saatlere oturmayabilir. Sosyoekonomik taraf da var: Sabah aç karnına kan verebilmek için işten izin almak herkes için kolay değil, internetten satılan geniş hormon panelleri ise pahalı ve okura yorumsuz bir sayı listesi bırakıyor.

Ne zaman hekime?

Yorgunluk, kilo değişimi ya da sivilce tek başına bir hormon hastalığını göstermez. Ama bazı belirtiler bir araya geldiğinde bir hormon ekseninin gerçekten bozulmuş olabileceğini düşündürür. Kortizolü anlatan StatPearls bölümü iki uç tablo veriyor. Kortizol yetersizliğinde yorgunluk, düşük tansiyon, açıklanamayan kilo kaybı ve derinin koyulaşması birlikte görülebilir. Kortizol fazlalığında ise karın çevresinde toplanan yağlanma, kas erimesi, yüksek tansiyon ve kan şekerinin bozulması yan yana çıkabilir. Böyle bir bileşim fark edersen, kendi başına test kiti sipariş etmek yerine aile hekiminle konuş; hangi hormona, hangi saatte ve kaç kez bakılacağına muayeneden sonra karar verilir. Elinde zaten aralık dışı tek bir hormon sonucu varsa, onu bir ürün ya da programla düzeltmeye çalışmadan önce sonucu isteyen hekime geri götür; ölçümün tekrarlanması çoğu zaman ilk adımdır.

Kendi hayatında

Bir gönderi, bir reklam ya da bir tanıdık sana "hormonların dengede değil" dediğinde, cümleyi üç soruya bölmeyi dene. Birincisi: Hangi hormon? Adı verilmeyen bir hormon için bir şey ölçülemez. İkincisi: Hangi doku, hangi belirti? Hormon bir mesajdır ve mesajın anlamı onu okuyan dokuya bağlıdır. Üçüncüsü: Hangi ölçüm, hangi saatte, kaç kez? Tek bir sayı bir karedir; filmi görmek için ya tekrar ya da doğru saat gerekir.

Defne bu soruları Yasemin'in ekranına uyguladığında ilk soruda takılıyor: Gönderide tek bir hormonun adı geçmiyor. Bu, programın ne vaat ettiğini belirsiz bırakıyor; vaatleri sınamayı modülün sonuna bırakıyoruz.

Kapanış

  1. Hormon, bir dokunun kana bıraktığı ve uzaktaki dokularda reseptörüne bağlanarak etki eden kimyasal sinyaldir; reseptörü olmayan hücre onu duymaz, reseptörü olan her doku onu kendi donanımıyla okur.
  2. Hormonların çoğu hipotalamus, hipofiz ve hedef bez arasında kurulan negatif geri bildirim döngüleriyle ayarlanır; hedef bezin hormonu yükseldikçe yukarıdaki halkalar yavaşlar, düştükçe hızlanır.
  3. Hormon düzeyleri atımlar hâlinde, gün içinde ve döngü içinde değişir; tek bir ölçüm anlık bir fotoğraftır ve kılavuzlar bu yüzden ölçümün saatini belirleyip tekrarlanmasını önerir.

Beş soru

  1. Bir molekülü hormon yapan özellik nedir ve endokrin bez, salgısını kanala veren bir bezden nasıl ayrılır?
  2. Aynı tiroid hormonu neden sinir sisteminde, karaciğerde ve kalpte farklı sonuçlar doğurabilir?
  3. Tiroid bezi yetersiz çalışmaya başladığında hipotalamus ve hipofiz hormonlarına ne olur ve bunu hangi döngü açıklar?
  4. Brambilla'nın çalışmasında öğleden sonra eşiğin altında kalan 17 erkeğin sabah ölçümleri ne gösterdi ve bu bulgu kan alma saati hakkında ne söylüyor?
  5. Stricker'in referans değerlerini, iki yıldır doğum kontrol hapı kullanan bir kadının sonucuna doğrudan uygulamak neden yanlış olur?

Yanıtlar

Hormon, bir dokunun ürettiği, kana bıraktığı ve kanla taşınarak çoğu zaman uzaktaki dokularda reseptörüne bağlanıp etki eden sinyal molekülüdür. Endokrin bez salgısını doğrudan kana verir; tükürük ya da ter bezleri ise salgılarını bir kanal aracılığıyla bir yüzeye taşır.

Çünkü etkiyi hormon değil, onu okuyan hücre belirler. Tiroid hormonları çoğunlukla çekirdekteki reseptörlere bağlanıp gen ifadesini değiştirir ve her dokunun açık tuttuğu genler farklıdır.

Tiroid hormonu azaldığında hipotalamusun salgılatıcı hormonu ve hipofizin TSH'si artar. Bunu negatif geri bildirim açıklar: Tiroid hormonları normalde bu iki katı frenler; fren gevşeyince yukarıdaki halkalar daha çok sinyal gönderir.

Hepsinin öğleden önceki üç ölçümü normal aralıktaydı. Yani aynı kişi yalnız kanın alındığı saate göre düşük ya da normal görünebiliyordu; testosteron gibi gün içinde belirgin değişen bir hormonda saat, sonucun parçasıdır.

Çünkü o çalışma yalnız doğum kontrol hapı kullanmayan, düzenli döngülü kadınlarla yapıldı ve değerleri döngünün evrelerine göre verdi. Hap kullanan birinin hormon seyri bu evrelere aynı biçimde oturmaz; onun sonucunu yorumlarken hangi aralığın uygun olduğuna sonucu isteyen hekim karar verir.

Sonraki derse köprü

Defne'nin ekranındaki gönderi yorgunluğu ve kilo değişimini de hormonlara bağlıyordu. Bunların en gündelik örneği her öğünden sonra kendiliğinden işleyen bir döngü: Yemek kana şeker taşır, pankreas bunu algılayıp bir hormon bırakır, dokular o hormona yanıt verdikçe kan şekeri yeniden iner. Sıradaki derste bu döngünün başrolündeki hormonu, İnsülin adıyla bilinen sinyali ele alacağız: Bir yemekten sonraki saatlerde kan şekeri nasıl bir yol izliyor ve dokular bu sinyale giderek daha az kulak verdiğinde ne değişiyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.