Öğrenme hedefi
Kıyaslama tuzağını tanıyıp ilerlemeni kendi ölçütlerinle izleyebileceksin. İnsanların neden kendilerini başkalarıyla karşılaştırdığını sosyal karşılaştırma kavramıyla açıklayabilecek; yukarı yönlü karşılaştırmanın hem ilham verebileceğini hem de cesaret kırabileceğini ayırt edebilecek; sosyal medyada gördüğümüz işlerin bir vitrin etkisiyle seçilmiş ve parlatılmış olduğunu fark edebilecek; kendini başkalarıyla değil geçmiş hâlinle karşılaştırmayı öğrenebilecek ve bir ilerleme günlüğüyle gelişimini somut olarak izleyebileceksin.
Kanca
Sosyal medyadaki herkes neden sizden iyi görünür?
Ekranı kaydırdıkça, farklı ülkelerden ressamların kusursuz portreleri, ışıl ışıl manzaraları, hızlandırılmış videolarla birkaç dakikada tamamlanan tuvalleri akar. Kendi masandaki yarım resme döndüğünde, o resim birden daha kötü görünür. Oysa ekrandaki işler, binlerce ressamın binlerce resminin arasından seçilmiş en iyi anlardır; senin masandaki ise senin bugünkü çalışmandır. Bu iki şeyi aynı terazide tartmak, çoğu zaman adil bir karşılaştırma değildir.
Bağlam
Hollandalı ressam Judith Leyster, 1630'da bir meyhane sahnesi boyadı: Neşeli Çift. Yağlı boyayla yapılmış yaklaşık 68 × 57 santimetrelik resim bugün Paris'teki Louvre'dadır. Rahat bir fırçayla boyanmış bir kemancı, elindeki kadehi kaldırıp ona gülümseyen bir kadınla birlikte eğlenir. Hızlı ve canlı fırça darbeleri, yüzlerdeki kızarıklık ve kıvılcımlı bakışlar, resmi aynı şehirde, Haarlem'de çalışan ünlü ressam Frans Hals'ın işlerine yaklaştırır.
Yüzyıllar boyunca bu benzerlik, Leyster'in adının unutulmasına yol açtı. 1892'de bir sanat taciri Neşeli Çift'i Frans Hals'ın eseri olarak yüksek bir fiyata satın aldı; sonra tablonun üstündeki sahte Hals imzasının altında Leyster'in monogramını, iç içe geçmiş bir J ve L ile bir yıldızı buldu ve satıcıya dava açtı. Ertesi yıl bir sanat tarihçisinin yayımladığı makale, Hals'a atfedilmiş başka resimlerin de Leyster'e ait olduğunu gösterdi. Leyster'in işleri uzun süre başka bir ressamın ölçüsüyle değerlendirilmiş, onun gölgesinde kalmıştı.
Ana anlatım
İnsanlar neden kıyaslar?
Sosyal karşılaştırma (social comparison), bir kişinin kendi yeteneklerini, görüşlerini ya da durumunu değerlendirmek için kendini başkalarıyla karşılaştırmasıdır. Psikolog Leon Festinger, 1954'te yayımlanan bir makalesinde, insanların kendi yeteneklerini değerlendirme ihtiyacı duyduğunu ve nesnel bir ölçüt bulunmadığında bunu başkalarıyla karşılaştırarak yaptığını öne sürdü.
Resim, nesnel ölçütlerin az olduğu bir alandır. Bir resmin «iyi» olup olmadığını söyleyen tek bir sayı yoktur; bu yüzden ressamlar kendi işlerini değerlendirirken çoğu zaman başkalarının işlerine bakar. Bu bakış kendi başına kötü değildir: başka ressamların işlerini incelemek, bir tekniği, bir renk çözümünü ya da bir kompozisyonu öğrenmenin en eski yollarından biridir.
Leyster'in öyküsü bu iki yönü birlikte gösterir. Haarlem'de çağdaşı olan ünlü bir ressamın hızlı ve canlı fırçasıyla aynı havayı soluyan Leyster, kendi resimlerinde bu dilden yararlanmış; ama konularını, ışık düzenlerini ve figürlerini kendi kararlarıyla kurmuştur. Sorun, onun bu dilden öğrenmesinde değil, sonraki yüzyıllarda işlerinin yalnızca o ünlü ressamın ölçüsüyle okunmasında ortaya çıktı: benzerlik görüldü, farklar görülmedi. Bir ressamın kendi işine de böyle bakması mümkündür: başkasına benzemediği yerleri eksiklik saymak, oysa o yerler çoğu zaman kendi sesinin başladığı yerlerdir.
Yukarı yönlü karşılaştırma (upward comparison), bir kişinin kendini, bir alanda kendisinden daha iyi ya da daha ileri gördüğü biriyle karşılaştırmasıdır. Bu karşılaştırma iki yöne çalışabilir: bir ressamı ilham alıp çalışmaya itebilir ya da onu cesaretsiz bırakıp fırçayı bıraktırabilir. Hangisinin olacağı, çoğu zaman karşılaştırılan kişiye ulaşılabilir bir örnek olarak mı, yoksa hiç ulaşılamayacak bir ölçü olarak mı bakıldığına bağlıdır.
Ekrandaki işler neden hep iyi görünür?
Vitrin etkisi (highlight-reel effect), insanların başkalarının hayatlarını ve işlerini, yalnızca özenle seçilip paylaşılmış en iyi anlar üzerinden görmesi ve bunu kendi hayatlarının ve işlerinin bütünüyle, iyi ve kötü günleriyle karşılaştırması durumudur. Sosyal medyada bir ressamın paylaştığı her iş, çoğu zaman o ressamın en iyi işlerinden biridir; yarım bırakılanlar, çöpe atılanlar ve beğenilmeyenler görünmez.
Üstelik ekrandaki görüntüler çoğu zaman düzenlenmiştir: ışık, renk ve kontrast ayarlanmış, kadraj seçilmiş, hızlandırılmış videolarda saatlerce süren çalışma birkaç dakikaya sıkıştırılmıştır. Eseri fotoğraflamak dersinde gördüğün gibi, bir fotoğraf bir resmin kendisinden farklı görünebilir. Kendi masandaki resmi ise düzenlenmemiş hâliyle, yakından ve bütün kusurlarıyla görürsün.
Bu karşılaştırmanın tenlerle ilgili bir yüzü de vardır. Sosyal medyadaki pek çok portre ve fotoğraf, cildi pürüzsüzleştiren filtrelerle ve dokusuz, gözeneksiz, lekesiz tenlerle dolaşır. Gerçek bir yüzü, dokusu, renk değişimleri, izleri ve farklı tonlarıyla dürüstçe resmeden bir ressam, kendi işini bu filtrelenmiş görüntülerle karşılaştırdığında onu «kusurlu» sanabilir. Oysa bir tenin gerçek dokusu ve renk zenginliği, bir resmin değerini artıran şeylerdir; özellikle filtrelerin çoğu zaman düzleştirdiği koyu tenlerde, bu zenginliği kurmak bir ustalık işidir.
Kendini kiminle kıyaslamalısın?
Geçmiş benlikle karşılaştırma (temporal self-comparison), bir kişinin şimdiki durumunu başkalarıyla değil, kendi geçmiş durumuyla karşılaştırmasıdır. Bir ressam için bu, bugünkü resmini dünyanın en iyi ressamının resmiyle değil, altı ay ya da bir yıl önce yaptığı resimle yan yana koymak demektir. Bu karşılaştırma, gerçekten neyin değiştiğini, hangi becerinin geliştiğini ve hangisinin hâlâ çalışılması gerektiğini gösterir.
İlerleme günlüğü (progress journal), bir ressamın düzenli aralıklarla yaptığı çalışmaların fotoğraflarını, tarihlerini, öğrendiklerini ve bir sonraki hedeflerini kaydettiği defter ya da dosyadır. Birkaç ay sonra bu günlüğe geri dönmek, günlük hayatta fark edilmeyen ilerlemeyi görünür kılar. İlk sayfadaki bir yüz ile son sayfadaki bir yüz arasındaki fark, bir sosyal medya akışının asla gösteremeyeceği bir hikâye anlatır.
Kıyası bir çalışma yöntemine dönüştürmek de mümkündür. Hayran olduğun bir resmin yalnızca küçük bir bölümünü, örneğin bir elini ya da bir kumaş kıvrımını, birkaç kez kopyalamak, o ressamın kararlarını kendi elinle anlamanı sağlar. Bu çalışmada amaç o ressam gibi olmak değil, onun bir çözümünü kendi dağarcığına eklemektir; sonra o çözümü kendi konunda, kendi renklerinle denemek, öğrenmeyi kendi işine taşır.
Başka ressamların işlerine bakmayı bırakmak gerekmez; bakış biçimini değiştirmek yeterlidir. «O benden iyi» yerine «O bu gölgeyi nasıl kurmuş?» diye sormak, bir karşılaştırmayı bir öğrenme fırsatına dönüştürür. Sosyal medyayı ne zaman ve ne kadar kullandığına dikkat etmek de işe yarar: çalışmaya başlamadan önce akışa bakmak yerine, resim bittikten sonra, kendi işine bakmış olarak bakmak, karşılaştırmanın ağırlığını azaltır.
Uygulama
Bu kısa karşılaştırma, başkalarıyla kıyaslarken göremediğin kendi ilerlemeni görmenin en doğrudan yoludur.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışKendi günlük çalışmanı başkalarının seçilmiş en iyi işleriyle karşılaştırmak.
Adil olmayan bir karşılaştırma cesaret kırar. Vitrin etkisini hatırla ve kendini geçmiş hâlinle karşılaştır.
Yaygın yanlışBaşka ressamların işlerine yalnızca «benden iyi mi?» sorusuyla bakmak.
Öğrenme fırsatı kaybolur. «Bunu nasıl yapmış?» diye sor ve bir tekniği incele.
Yaygın yanlışGerçek bir teni filtrelenmiş, dokusuz görüntülerle karşılaştırıp kusurlu saymak.
Tenin gerçek dokusu ve renk zenginliği resmin değerini artırır. Gözlemine güven.
Yaygın yanlışİlerlemeyi kaydetmemek.
Gelişim fark edilmez ve yerinde saydığın hissi büyür. Bir ilerleme günlüğü tut ve düzenli olarak geri dön.
Kapanış
Sosyal medyadaki herkes neden sizden iyi görünür? Çünkü ekranda gördüklerimiz, binlerce işin arasından seçilmiş, düzenlenmiş ve parlatılmış en iyi anlardır; kendi masamızdaki ise bütün kusurlarıyla bugünkü çalışmamızdır. İnsanlar kendilerini değerlendirmek için başkalarıyla karşılaştırır; yukarı yönlü karşılaştırma ilham da verebilir, cesaret de kırabilir. Kendini geçmiş hâlinle karşılaştırmak ve bir ilerleme günlüğü tutmak, gerçek gelişimi görünür kılar. Judith Leyster'in 1630 tarihli Neşeli Çift'inin yüzyıllarca Frans Hals'a atfedilmesi, bir ressamın başka birinin ölçüsüyle değerlendirildiğinde kendi sesinin nasıl kaybolabileceğini hatırlatır. Ödevde bir ilerleme günlüğü başlatacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Sosyal karşılaştırma | Social comparison | Kişinin kendi yeteneklerini ya da durumunu değerlendirmek için kendini başkalarıyla karşılaştırması |
| Yukarı yönlü karşılaştırma | Upward comparison | Kişinin kendini, kendisinden daha iyi ya da ileri gördüğü biriyle karşılaştırması |
| Vitrin etkisi | Highlight-reel effect | Başkalarının seçilmiş en iyi anlarını kendi hayatımızın ve işimizin bütünüyle karşılaştırma durumu |
| Geçmiş benlikle karşılaştırma | Temporal self-comparison | Kişinin şimdiki durumunu kendi geçmiş durumuyla karşılaştırması |
| İlerleme günlüğü | Progress journal | Çalışmaların fotoğraflarının, tarihlerinin, öğrenilenlerin ve hedeflerin düzenli olarak kaydedildiği defter |
Ödev
Bir ilerleme günlüğü başlat.
- Bir defter ya da dijital bir klasör hazırla ve ilk sayfasına bugünkü en iyi çalışmanın ve bir yıl ya da altı ay önceki bir çalışmanın fotoğrafını koy.
- İki çalışma arasındaki farkları üç madde hâlinde yaz ve önümüzdeki ay için tek bir öğrenme hedefi belirle.
- Önümüzdeki dört hafta boyunca her hafta bir çalışmanın fotoğrafını, tarihini, o hafta öğrendiğin bir şeyi ve karşılaştığın bir güçlüğü günlüğe ekle.
- Ay sonunda günlüğün ilk ve son sayfalarını yan yana koy ve ilerlemeni, başkalarıyla değil kendinle karşılaştırarak birkaç cümleyle değerlendir.
Kendini değerlendir
- Bitmişlik ve Sunum: Günlük düzenli, tarihli ve her haftanın kaydı eksiksiz mi?
- Değer (Ton): Eski ve yeni çalışmalar arasındaki değer farklarını somut olarak gözlemleyip yazdın mı?
- Oran ve Çizim: Oranlar ve çizim açısından gelişimini belirli örneklerle gösterebildin mi?
- Başkalarıyla değil kendinle karşılaştırdığında gelişimin hakkında ne fark ettin?
Kendini sına
1. Festinger'e göre insanlar neden kendilerini başkalarıyla karşılaştırır?
- A) Başkalarını eleştirmek için.
- B) Nesnel bir ölçüt bulunmadığında kendi yeteneklerini ve görüşlerini değerlendirmek için.
- C) Yalnızca rekabet etmek için.
- D) Hiçbir nedenle.
2. Yukarı yönlü karşılaştırmanın etkisi nedir?
- A) Her zaman cesaret kırar.
- B) Hiçbir etkisi yoktur.
- C) Hem ilham verebilir hem cesaret kırabilir; bu, karşılaştırılan kişiye nasıl bakıldığına bağlıdır.
- D) Her zaman ilham verir.
3. Vitrin etkisi neyi anlatır?
- A) Başkalarının seçilmiş en iyi anlarını kendi hayatımızın ve işimizin bütünüyle karşılaştırmayı.
- B) Bir galerinin vitrinini düzenlemeyi.
- C) Resimleri vitrinde sergilemeyi.
- D) Yalnızca kendi en iyi işlerimize bakmayı.
4. Geçmiş benlikle karşılaştırma neden yararlıdır?
- A) Başkalarını küçümsemeyi sağlar.
- B) Her resmin bir öncekinden daha büyük olmasını sağlar.
- C) Sosyal medyayı gereksiz kılar.
- D) Gerçekten neyin değiştiğini, hangi becerinin geliştiğini ve neyin çalışılması gerektiğini gösterir.
5. Gerçek bir teni filtrelenmiş görüntülerle karşılaştırmak neden yanıltıcıdır?
- A) Filtreler teni dokusuz ve düz gösterir; gerçek dokusu ve renk zenginliğiyle resmedilmiş bir ten kusurlu değil, değerlidir.
- B) Filtrelenmiş görüntüler her zaman daha doğrudur.
- C) Gerçek tenler resimde hiç görünmez.
- D) Ten dokusu resimde önemsizdir.
Cevaplar
- B — Resim nesnel ölçütlerin az olduğu bir alandır.
- C — Ulaşılabilir bir örnek ilham verir, ulaşılamaz bir ölçü cesaret kırar.
- A — Yarım bırakılan ve beğenilmeyen işler ekranda görünmez.
- D — Bir ilerleme günlüğü bu karşılaştırmayı somutlaştırır.
- A — Özellikle koyu tenlerde renk zenginliğini kurmak bir ustalık işidir.
Referans görseller
- Özgün animasyon: bir sosyal medya akışında hızla geçen seçilmiş işler ile bir ressamın masasındaki yarım resmin yan yana gösterilmesi.
- Özgün animasyon: aynı yüzün filtrelenmiş dokusuz bir görüntüsü ile gerçek dokusu ve renk değişimleriyle boyanmış bir portresinin karşılaştırılması.
- Özgün animasyon: bir ilerleme günlüğünün sayfaları; bir yıl içinde aynı konunun giderek gelişen çizimleri.
Sonraki derse köprü
Bir ilerleme günlüğü tutmaya başlayan pek çok ressam, bir süre sonra tuhaf bir şey fark eder: bir dönem hızla gelişirken, sonra aylarca hiçbir şey değişmiyor gibidir. Bu durum bir yetersizlik değil, öğrenmenin tanıdık bir evresidir. Sonraki derste gelişim platolarını, neden ortaya çıktıklarını ve onları aşmanın yollarını ele alıyoruz.