İçeriğe geç

Ders TT.22 · Paralel Hatlar

Hint ve İran minyatürü

Tek bir sayfaya koca bir saray nasıl sığar?

TT Resim Sanatı Tarihi

2.168 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · Animasyon, 11 dk video senaryosu · Herkes

  • minyatür
  • kitabhane
  • murakka
  • Babür resmi
  • Pahari resmi

Öğrenme hedefi

On beşinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar Timurlu, Safevi, Babür ve Rajput saraylarında gelişen kitap ve albüm resmi geleneğinin temel özelliklerini, önemli ustalarını ve saray atölyelerinin işleyişini açıklayabileceksin. Bir minyatürün metinle, hatla, tezhiple ve cildle birlikte nasıl bir bütün oluşturduğunu anlatabilecek; Herat'tan Tebriz'e, Delhi'den Himalaya eteklerindeki küçük krallıklara uzanan farklı üslupları karşılaştırabilecek; mekânı tek bir bakış noktası yerine birden fazla yükseklikten kuran resim dilini okuyabilecek ve bu resimlerde idealleştirilmiş yüzlerin, bireysel portrelerin ve tanrısal figürlerin tenlerinin hangi uzlaşımlarla gösterildiğini tartışabileceksin.

Kanca

Tek bir sayfaya koca bir saray nasıl sığar?

Bir kitap sayfasını düşün: iki avuç içi büyüklüğünde, üst ve altında birkaç satır şiir, kenarlarında altın süslemeler. Bu küçük alanın içine bir sarayın bütün odaları, avluları, merdivenleri, kapıları, çinileri, halıları ve içinde koşuşan insanlar yerleştirilmiş. Duvarlar yandan, zemin yukarıdan, bir odanın içi ile dışındaki bahçe aynı anda görünür. Avrupa'da bir ressam böyle bir sahneyi tek bir göz noktasından, perspektifle kurar ve arkadaki odaları öndekilerin arkasına saklardı. Bu ressamlar ise hiçbir şeyi saklamadan, her şeyi aynı anda göstermeyi seçti. Tek bir sayfaya koca bir saray sığdırmak için nasıl bir resim dili gerekir?

Bağlam

Kahire'deki Mısır Ulusal Kütüphanesi'nde, 1488'de Herat'ta, bugünkü Afganistan'da, hazırlanmış bir el yazması saklanır: şair Sadi'nin öğüt ve öykülerden oluşan Bostan adlı kitabının bir kopyası. Kitabın resimlerinden biri, İran resim tarihinin en ünlü ustalarından Kemaleddin Behzad'a aittir ve Kuran'da da anlatılan Yusuf ile Züleyha öyküsünden bir anı gösterir. Züleyha, Yusuf'u baştan çıkarmak için onu sarayına getirmiş ve arkasından kapıları kilitlemiştir; kaynaklara göre gelenekte Yusuf yedi oda boyunca kovalanır. Behzad'ın resminde, çok katlı, merdivenlerle ve kapılarla birbirine bağlanan, duvarları çinilerle ve desenlerle kaplı bir saray, sayfanın neredeyse tamamını doldurur. En üst katta, bir odanın içinde, Züleyha Yusuf'a uzanır; Yusuf ise ondan kaçmak üzere yön değiştirmiştir.

Dikkat çekici bir ayrıntı şudur: bu saray, Sadi'nin metninde yoktur. Kaynaklara göre Behzad'ın resmettiği bölüm, Züleyha'nın utanmazlığını ve Yusuf'un iffetini anlatan yalnızca dokuz beyitlik bir parçadır. Saray, ressamın kendi kurgusudur: iç içe geçen odalar ve kilitli kapılar, bir ruhun dünya tutkularından kaçışının bir mekân imgesine dönüşmesi olarak okunabilir. Resim, bir metni süslemekle kalmaz; onu yorumlar, ona yeni bir anlam katmanı ekler. Herat, Timurlu hükümdarı Hüseyin Baykara'nın sarayında, bu yıllarda şiirin, hattın ve resmin en parlak merkezlerinden biriydi.

Ana anlatım

Bir minyatür nasıl yapılırdı?

Minyatür (miniature), İran'da, Hindistan'da, Osmanlı İmparatorluğu'nda ve İslam dünyasının başka bölgelerinde, kitapların sayfalarında ve albümlerde yer alan, ince fırçalarla, değerli pigmentlerle ve çoğu zaman altınla yapılmış küçük boyutlu resimlerin genel adıdır. Adı Latince kökenlidir ve Orta Çağ el yazmaları dersinde gördüğün kırmızı süslemelerle ilgili bir kelimeden türemiştir; bu yüzden resmin boyutunu değil, bir kitap sanatı geleneğini anlatır. Türkçede bu resimler için «tasvir» ve «nakış» sözcükleri de kullanılmıştır.

Kitabhane (kitabkhana), İran'daki ve İslam dünyasının başka saraylarındaki, hattatların, ressamların, tezhip ustalarının, cilt ustalarının ve kâğıt hazırlayıcılarının bir kütüphane yöneticisinin ya da baş ressamın yönetiminde birlikte çalıştığı saray kitap atölyesidir. Osmanlı İmparatorluğu'nda bu atölyelere nakkaşhane denirdi. Bir kitap, bu atölyede çok sayıda uzmanın elinden geçerdi. Kâğıt hazırlanır ve parlatılır, hattat metni yazar, sayfada resim için boşluklar bırakılırdı. Baş ressam kompozisyonu tasarlar, yardımcılar renkleri doldurur, usta yüzleri ve ince ayrıntıları kendisi işlerdi. Tezhip ustaları sayfa kenarlarını altınla süsler, cilt ustası kitabı deri bir kapakla bağlardı. Pigmentler, lapis lazuliden ultramarin, altın ve gümüş, kırmızı için zincifre, doğal ve yapay boyalar, çok ince fırçalarla, katman katman uygulanırdı.

Şah Tahmasp için on altıncı yüzyılın ilk yarısında Tebriz'de hazırlanan büyük Şahname, bu atölye düzeninin doruk noktalarından biridir. Firdevsi'nin destanını anlatan bu el yazmasında 258 resim vardı. Aralarındaki en ünlülerinden biri, Sultan Muhammed'e atfedilen Keyumers'in Sarayı'dır ve bugün Toronto'daki Ağa Han Müzesi'ndedir; on altıncı yüzyılda bir yazar, bu resmi bir başyapıt olarak anmıştı. Yirminci yüzyılda bu el yazması bir koleksiyoncu tarafından sayfalarına ayrılıp farklı alıcılara satıldı; kitabın bütünlüğünün bozulması, sanat tarihçilerinin bugün de üzüldüğü bir kayıptır.

Mekân nasıl kuruldu?

İran ve Hint minyatürlerinde mekân, Rönesans'tan beri Avrupa'da benimsenen sabit göz noktasıyla değil, birden fazla bakışın bir arada kullanıldığı bir düzenle kurulur. Behzad'ın sarayında duvarlar ve kapılar önden görülür; halılar ve avlular yukarıdan, sanki bir kuşun gözüyle bakılıyormuş gibi gösterilir; merdivenler yandan çıkar. Uzaktaki odalar, öndekilerin arkasında kaybolmak yerine, sayfanın daha yukarısına yerleştirilir. Bu yüzden izleyici, bir sarayın içini ve dışını, alt ve üst katlarını aynı anda görür.

Rönesans ve perspektif dersinde Panofsky'nin doğrusal perspektifi de bir kültürün seçimi saydığını görmüştün. Minyatür ressamları için amaç, izleyicinin göz hizasından görülen bir anı kaydetmek değil, bir öykünün bütün mekânlarını ve olaylarını okunabilir kılmaktı. Resim, metin gibi, göz tarafından dolaşılarak, parça parça okunur. Çin dağ-su resminin çoklu bakışlarına benzer biçimde, bu düzen de bakışı sayfanın bir köşesinden öbürüne gezdirir.

Renkler de bu okunabilirliğe hizmet eder. Gölgeler neredeyse yoktur; her yüzey kendi saf, parlak rengiyle ve ince konturlarla gösterilir. Bir halı, bir çini, bir kaftan, bir ağaç çiçeği, en küçük desenine kadar işlenir. Bu, bir gerçeklik yanılsaması yaratmaktan çok, cennet bahçelerini ve ideal bir dünyayı çağıran, mücevher gibi parlayan bir yüzey oluşturur.

Hindistan'da neler değişti?

Babür resmi (Mughal painting), on altıncı yüzyılın ortasından on dokuzuncu yüzyıla kadar Hindistan'daki Babür İmparatorluğu'nun saray atölyelerinde gelişen, İran minyatür geleneğini Hindistan'ın yerel resim gelenekleriyle ve zamanla Avrupa'dan gelen gravürlerin etkisiyle birleştiren resim üslubudur. Babür hükümdarı Hümayun, İran'dan Mir Seyyid Ali ve Abdüssamed gibi ustaları Hindistan'a getirdi. Oğlu Ekber, onların yönetiminde yüzlerce Hintli ressamın çalıştığı büyük bir atölye kurdu. Bu atölyenin ilk büyük işi olan Hamzaname, on dört ciltte, pamuklu kumaş üzerine yapılmış yaklaşık 1.400 büyük resimden oluşuyordu ve kaynaklara göre tamamlanması on dört yıl kadar sürdü; bugün bu resimlerin onda birinden azı günümüze ulaşmıştır.

Ekber'in oğlu Cihangir döneminde, Babür resmi gözleme ve bireysel ayrıntıya daha da yöneldi. Cihangir, doğaya ve bilime büyük ilgi duyuyordu; ressamı Usta Mansur, Hindistan'ın kuşlarını, çiçeklerini ve hayvanlarını, sonradan bilim insanlarının da değerli bulacağı bir kesinlikle çizdi. Kaynaklara göre Mansur, bir Sibirya turnasını ve Mauritius adasından getirilmiş bir dodo kuşunu renkli olarak resmeden ilk sanatçılardan biriydi.

Pahari resmi (Pahari painting), on yedinci ve on dokuzuncu yüzyıllar arasında Hindistan'ın kuzeyindeki Himalaya eteklerinde, küçük Rajput krallıklarının saraylarında gelişen, çoğu zaman Hindu destanlarını, Krişna'nın öykülerini ve şiirsel aşk temalarını, zarif çizgiler ve parlak renklerle gösteren resim geleneğidir. Guler krallığından Nainsukh, bu geleneğin en özgün ustalarından biri oldu. Nainsukh, hamisi Prens Balvant Singh'i gündelik hayatının sıradan anlarında, müzik dinlerken, tıraş olurken, bir mektup yazarken, olağanüstü bir sıcaklık ve gözlem gücüyle resmetti.

Yüzler ve tenler nasıl gösterildi?

İran minyatürlerinde yüzler çoğu zaman idealleştirilmiş, birbirine benzer, yuvarlak, açık tenli ve sakin ifadelidir. Bu, Fars şiirinde güzelliğin «ay yüzlü» olarak anılmasıyla ilişkili bir idealdir; bir kahramanın ya da sevgilinin yüzü bir bireyin değil, bir güzellik fikrinin yüzüdür. Kişiler, yüzlerinden çok giysileri, sarıkları, taçları ve metindeki yerleriyle tanınır.

Babür resminde ise bireysel portre öne çıktı. Cihangir döneminin portrelerinde hükümdarlar, soylular, bilginler ve askerler, yüzlerinin, tenlerinin ve yaşlarının bireysel özellikleriyle gösterildi. Bu portreler arasında, Etiyopya'da doğup Hindistan'a köle olarak getirilen ve sonradan Deccan'daki Ahmednagar Sultanlığı'nda güçlü bir devlet adamı ve komutan olan Melik Anber'in portreleri de vardır; bu resimlerde onun koyu teni ve yüz hatları özenle gösterilir. Bir Babür albüm resminde ise Cihangir, düşmanı Melik Anber'in kesik başına ok atarken simgesel olarak gösterilmiştir; aynı kişinin koyu teni, bir resimde saygıyla, ötekinde bir düşmanlık propagandasının parçası olarak boyanmıştır.

Pahari resimlerinde tanrı Krişna, çoğu zaman mavi ya da koyu mavi-siyah tenle gösterilir. Bu, gözlenen bir ten değil, tanrısallığı ve Sanskrit edebiyatında Krişna'yı anlatan «koyu, bulut renkli» sıfatlarını yansıtan dinsel bir renk uzlaşımıdır. Onun yanındaki çoban kızları ve Radha ise açık tenli gösterilir. Bu minyatürlere bakarken, bir tenin bir ideali mi, bir bireyi mi, bir tanrısal niteliği mi, yoksa bir siyasi mesajı mı taşıdığını sormak, aynı resim geleneğinin içinde bile rengin ne kadar farklı işler gördüğünü anlamayı sağlar.

Murakka (muraqqa), farklı ressamların resimlerinin ve farklı hattatların yazılarının, çoğu zaman altınla süslenmiş kenarlarla birlikte bir araya getirildiği saray albümüdür. Babür ve Safevi saraylarında murakkalar, bir hükümdarın zevkini ve koleksiyonunu gösteren değerli nesnelerdi.

Uygulama

Bu deneme, birden fazla bakış noktasını tek bir sayfada birleştirmenin mekânı nasıl okunur kıldığını ve idealleştirilmiş bir yüz yerine bireysel bir teni seçmenin küçük bir figüre nasıl kişilik kazandırdığını deneyerek fark etmeni sağlayacak.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışMinyatürlerdeki perspektifi bir «hata» ya da bilgisizlik saymak.
Doğrusu

Birden fazla bakışın bir arada kullanılması, bir öykünün bütün mekânlarını okunur kılmak için seçilmiş bir resim dilidir. Resmi kendi amacına göre değerlendir.

Yaygın yanlışBir minyatürü tek bir ressamın eseri sanmak.
Doğrusu

Kitabhane ve nakkaşhane düzeninde hattat, ressam, tezhip ustası ve cilt ustası birlikte çalışırdı. Sayfanın bütününe bak.

Yaygın yanlışİran, Babür ve Pahari resmini tek bir üslup gibi görmek.
Doğrusu

Her gelenek kendi saray düzeni, dini ve edebî kaynakları ve yüz anlayışıyla gelişti. Farklarını karşılaştır.

Yaygın yanlışKrişna'nın mavi tenini ya da idealleştirilmiş açık yüzleri gerçek tenlerin kaydı saymak.
Doğrusu

Bunlar dinsel ve edebî uzlaşımlardır. Melik Anber'in portreleri gibi bireysel tenlerle karşılaştır.

Kapanış

Tek bir sayfaya koca bir saray nasıl sığar? Her şeyi aynı anda göstermeyi seçen bir resim diliyle: duvarları önden, zeminleri yukarıdan, merdivenleri yandan göstererek ve uzaktaki odaları saklamak yerine sayfanın yukarısına taşıyarak. Behzad'ın 1488'de Herat'ta yaptığı Yusuf ile Züleyha resmi, metinde olmayan bir sarayı kurarak bir öyküyü yorumladı. Tebriz'deki kitabhane Şah Tahmasp'ın Şahname'sini, Babür atölyeleri Hamzaname'yi ve Mansur'un doğa çalışmalarını, Pahari ustaları ise Nainsukh'un samimi saray sahnelerini üretti; Osmanlı nakkaşhanesinde Matrakçı Nasuh gibi ustalar da kentleri ve yolculukları benzer bir dille gösterdi. Bu resimlerde ten, bir güzellik idealini, bir bireyi, bir tanrısal niteliği ya da bir siyasi mesajı taşıyabiliyordu. Ödevde bir minyatür sayfasını seçip, mekânı ve figürleri hangi bakışlarla kurduğunu beş cümleyle açıklayacaksın.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
MinyatürMiniatureKitap sayfalarında ve albümlerde yer alan, ince fırçalarla ve değerli pigmentlerle yapılmış küçük resim
KitabhaneKitabkhanaHattat, ressam, tezhip ve cilt ustalarının bir yönetici altında birlikte çalıştığı saray kitap atölyesi
MurakkaMuraqqaFarklı ressamların resimlerinin ve hattatların yazılarının bir araya getirildiği saray albümü
Babür resmiMughal paintingBabür saraylarında İran geleneğini Hint ve Avrupa etkileriyle birleştiren resim üslubu
Pahari resmiPahari paintingHimalaya eteklerindeki Rajput saraylarında Hindu destanlarını ve Krişna öykülerini gösteren resim geleneği

Ödev

Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.

  1. İran, Babür, Pahari ya da Osmanlı geleneğinden bir minyatür sayfası seç; el yazmasını elinde tutan kurumun büyütülebilir fotoğraflarından yararlan.
  2. Sayfanın hangi kitaptan ya da albümden geldiğini, hangi öyküyü gösterdiğini ve ressamı biliniyorsa adını kaynaktan aktar.
  3. Beş cümlelik analizinde mekânın hangi bakışlarla kurulduğunu, renklerin ve desenlerin kullanımını, metin ve resim ilişkisini ve figürlerin yüzlerinin ve tenlerinin idealleştirilmiş mi yoksa bireysel mi olduğunu ele al.
  4. Son cümlende, bu sayfanın bir metni yalnızca göstermekle mi kaldığını, yoksa ona yeni bir anlam mı kattığını tartış.

Kendini değerlendir

  • Kompozisyon: Mekânın farklı bakışlarla nasıl kurulduğunu ve sayfanın nasıl bölündüğünü tarif edebildin mi?
  • Kenar ve Ayrıntı: İnce konturları ve en küçük desenlerin işçiliğini yakından inceledin mi?
  • Teknik ve Malzeme: Pigmentleri, altını ve sayfanın bir kitaba mı albüme mi ait olduğunu kaynağa dayanarak yazdın mı?
  • Son cümlen, resmin metne kattığı anlamı somut bir ayrıntıya dayandırıyor mu?

Kendini sına

1. Behzad'ın Yusuf ile Züleyha resmindeki saray hakkında hangisi doğrudur?

  • A) Sadi'nin metninde ayrıntılı olarak tarif edilir.
  • B) Metinde yoktur; ressamın öyküyü yorumlayan kendi kurgusudur.
  • C) Gerçek bir Herat sarayının fotoğrafik kopyasıdır.
  • D) Sonradan başka bir ressam tarafından eklenmiştir.

2. Kitabhane nedir?

  • A) Hattat, ressam, tezhip ve cilt ustalarının birlikte çalıştığı saray kitap atölyesi.
  • B) Yalnızca kitap satan bir dükkân.
  • C) Bir cami bölümü.
  • D) Bir pigment türü.

3. Minyatürlerde uzaktaki odalar genellikle nasıl gösterilir?

  • A) Öndeki odaların arkasına saklanarak.
  • B) Hiç gösterilmeyerek.
  • C) Tek bir kaçış noktasına küçültülerek.
  • D) Sayfanın daha yukarısına yerleştirilerek.

4. Pahari resimlerinde Krişna'nın mavi teni neyi gösterir?

  • A) Tanrısallığı ve edebî sıfatları yansıtan dinsel bir renk uzlaşımını.
  • B) Gerçek bir ten rengini.
  • C) Pigment eksikliğini.
  • D) Resmin solmasını.

5. Babür resmi hangi gelenekleri birleştirdi?

  • A) Yalnızca Çin mürekkep resmini.
  • B) Yalnızca Avrupa yağlı boya resmini.
  • C) İran minyatür geleneğini Hindistan'ın yerel gelenekleriyle ve Avrupa gravürlerinin etkisiyle.
  • D) Yalnızca Mısır duvar resimlerini.

Cevaplar

  1. B — Kaynaklara göre Behzad'ın resmettiği bölüm yalnızca dokuz beyitlik bir parçadır.
  2. A — Osmanlı İmparatorluğu'nda bu atölyelere nakkaşhane denirdi.
  3. D — Bu yüzden izleyici bir sarayın alt ve üst katlarını aynı anda görür.
  4. A — Onun yanındaki çoban kızları ve Radha ise açık tenli gösterilir.
  5. C — Hümayun İran'dan ustalar getirdi, Ekber büyük bir atölye kurdu.

Referans görseller

  • Özgün animasyon: bir sarayın önden, yukarıdan ve yandan görülen parçalarının tek bir sayfada birleşmesi; Avrupa perspektifiyle karşılaştırma.
  • Özgün animasyon: bir kitabhanede kâğıdın hazırlanmasından hattın, resmin, tezhibin ve cildin eklenmesine uzanan süreç.
  • Özgün animasyon: Herat, Tebriz, Delhi, Guler ve İstanbul'daki saray atölyelerini birbirine bağlayan bir harita; ideal «ay yüzü», Melik Anber'in portresi ve Krişna'nın mavi teni yan yana.

Sonraki derse köprü

Behzad'dan Mansur'a ve Nainsukh'a uzanan bu gelenekte adı bilinen ressamların neredeyse hepsi erkekti; yine de Babür saraylarında ve başka yerlerde resimle uğraşan kadınların izleri, kayıtların kenarlarında bulunabiliyor. Bu soru, bütün sanat tarihi için geçerlidir: yüzyıllar boyunca kadın ressamlar vardı, ama adları çoğu zaman kitaplardan düştü. Sonraki derste sanat tarihinin kadın ressamlarını ve bu silinmenin nasıl gerçekleştiğini ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 · Kanca (animasyon). Küçük bir kitap sayfasına bir sarayın odalarının tek tek sığması. Soru ekranda.
  • 0:50–2:20 · Bağlam (görüntü). Kahire; Behzad'ın Yusuf ile Züleyha resmi; yedi oda; metinde olmayan saray; Herat.
  • 2:20–4:20 · Atölye (animasyon). Minyatür; kitabhane ve nakkaşhane; Şah Tahmasp Şahname'si ve Sultan Muhammed; el yazmasının dağıtılması.
  • 4:20–6:10 · Mekân (animasyon). Birden fazla bakış; uzaktaki odaların yukarı taşınması; gölgesiz ve mücevher gibi renkler.
  • 6:10–8:10 · Hindistan (animasyon). Babür resmi; Hümayun, Ekber ve Hamzaname; Cihangir ve Mansur; Pahari resmi ve Nainsukh.
  • 8:10–10:20 · İdeal ve birey (animasyon). Ay yüzlü ideal; Melik Anber'in portreleri; Krişna'nın mavi teni; murakka.
  • 10:20–11:00 · Kapanış (animasyon). Sarayın odaları kapanır, sayfa bir albüme yerleşir.