Öğrenme hedefi
1970'lerden bugüne resmin, defalarca «öldüğü» ilan edilmesine karşın nasıl yeni yönler bulduğunu açıklayabileceksin. Resmin 1980'lerdeki büyük dönüşünü, fotoğrafla kurduğu yeni ilişkiyi ve figürün farklı topluluklardan ressamların elinde nasıl yeniden anlam kazandığını anlatabilecek; bienallerle ve küresel bir sanat piyasasıyla değişen sanat dünyasını tanıyabilecek; tuvalin sınırlarını aşan genişletilmiş resim uygulamalarını ve dijital araçları tartışabilecek; sanat tarihinin geç keşfedilen sanatçılarla nasıl yeniden yazıldığını gösterebilecek ve çağdaş ressamların ten rengini bir kimlik, siyaset ve resim sorusu olarak nasıl ele aldığını değerlendirebileceksin.
Kanca
Bugün resim nereye gidiyor?
Bir yüzyıldan uzun süredir birileri resmin sonunun geldiğini ilan ediyor. Önce fotoğraf, sonra soyutlama, sonra kavramsal sanat, sonra video ve dijital ekranlar, şimdi de yapay zekâ ile üretilen görüntüler, sırayla resmin yerine geçeceği sanılan yeni araçlar oldu. Oysa bugün dünyanın her yerinde, sanat okullarında, küçük atölyelerde, büyük bienallerde ve müzelerde, insanlar hâlâ bir fırçayla, bir tuvale ya da bir kâğıda boya sürüyor. Üstelik resim hiç bu kadar farklı ülkeden, farklı kuşaktan ve farklı topluluktan sanatçının elinde olmamıştı. Peki bugün resim nereye gidiyor? Ve belki daha önemlisi, bugünün resmi geçmişi nasıl yeniden yazıyor?
Bağlam
Stockholm'deki Hilma af Klint Vakfı'nın koleksiyonunda, yaklaşık 3,2 × 2,4 metrelik, kâğıt üzerine tempera ile yapılmış bir resim durur: İsveçli ressam Hilma af Klint'in 1907 tarihli En Büyük On, No. 7, Yetişkinlik. Pembe, turuncu ve mor bir zeminin üzerinde, kıvrılan sarmallar, çiçeğe benzeyen daireler, yazıya benzeyen işaretler ve yumuşak, organik biçimler yüzer. Resim, af Klint'in insan yaşamının evrelerini, çocukluktan yaşlılığa, dev boyutlu, renkli ve soyut biçimlerle anlatmayı amaçladığı on büyük resimlik bir dizinin parçasıdır. Soyutlama nedir dersinde kısaca andığımız af Klint, bu soyut resimleri, Kandinsky'nin ve Malevich'in ilk soyut eserlerinden birkaç yıl önce yaptı.
Af Klint 1944'te öldü. Kaynaklara göre, dünyanın henüz bu resimlere hazır olmadığına inandığı için eserlerinin ölümünden sonra yirmi yıl boyunca gösterilmemesini istemişti. Resimler on yıllarca büyük ölçüde görünmez kaldı. 2018'de New York'taki Guggenheim Müzesi Hilma af Klint: Gelecek İçin Resimler adıyla büyük bir sergi açtı; müzenin açıklamasına göre sergi 600.000'i aşkın ziyaretçiyle Guggenheim'ın tarihinin en çok ziyaret edilen sergisi oldu. Bu sergi, yüz yıl önce yapılmış resimleri bir anda çağdaş bir olay hâline getirdi ve soyut sanatın tarihini kimin başlattığı sorusunu yeniden açtı. Çağdaş resim yalnızca bugün yapılan resim değildir; bugünün bakışının geçmişi yeniden okuma biçimidir de.
Ana anlatım
Resim nasıl geri döndü?
Altıncı seviyede resmin sonu tartışmasını ele alırken gördüğün gibi, 1960'lar ve 1970'lerde Minimalizmin, kavramsal sanatın, performansın ve yerleştirmenin yükselişiyle pek çok eleştirmen resmin tarihsel görevini tamamladığını düşündü. Pop Art ve Minimalizm dersinde gördüğün Stella ve Judd'ın ardından, tuvale boya sürmek bazı çevrelerde eski moda, hatta gerici bir tavır olarak görülmeye başlandı.
Yeni Dışavurumculuk (Neo-Expressionism), 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında Almanya'da, İtalya'da ve Amerika'da ortaya çıkan, büyük boyutlu, kaba ve hızlı fırça darbeleriyle, figürlerle, tarihsel ve mitolojik göndermelerle ve güçlü duygularla dolu resimlerle resmin geri dönüşünü ilan eden eğilimdir. Londra'daki Kraliyet Akademisi'nde 1981'de açılan Resimde Yeni Bir Ruh adlı büyük sergi, bu dönüşün simgesi oldu. Alman ressam Anselm Kiefer, kendi ülkesinin savaş ve Nazi dönemi geçmişiyle hesaplaşan, saman, kurşun ve kül gibi malzemelerle kaplı dev tuvaller yaptı. Amerika'da Jean-Michel Basquiat, sokak duvarlarından galerilere taşıdığı yazılarla, taçlarla ve kafataslarıyla dolu resimlerinde, siyah bir genç adam olarak Amerikan kültüründeki ırkçılığı ve siyah tarih figürlerinin görünmezliğini dile getirdi. Basquiat'nın tuvallerinde siyah figürler çoğu zaman gerçekçi bir tenle değil, iskelete, maskeye ya da bir işarete dönüşmüş, koyu kahverengi ve siyah lekelerle, bazen de parlak renklerle kurulur; bu seçim, siyah bedenlerin tarih kitaplarında, müzelerde ve medyada nasıl gösterildiğine ya da gösterilmediğine dair öfkeli bir yorumdur. Basquiat 1988'de, yirmi yedi yaşında öldü; kısa kariyeri, resmin sokak kültürüyle ve siyasetle ne kadar hızlı bir diyalog kurabildiğini gösterdi.
Resmin fotoğrafla ilişkisi de yeniden kuruldu. Fotoğraf ve resim dersinde gördüğün tartışmalar, yirminci yüzyılın ikinci yarısında yeni bir biçim aldı. Fotoresim (photo-painting), bir fotoğrafı, çoğu zaman bir gazete, aile albümü ya da reklam fotoğrafını, elle ve boyayla titizlikle kopyalayıp sonra bulanıklaştırma, silme ya da renk değiştirme gibi müdahalelerle fotoğrafın doğruluk iddiasını sorgulayan resim yaklaşımıdır. Alman ressam Gerhard Richter, 1960'lardan itibaren aile fotoğraflarını ve gazete görüntülerini tuvale aktarıp ıslak boyanın üstünden bir fırça ya da bir sıyırıcıyla geçerek onları bulanıklaştırdı. Kaynaklara göre Richter, her şeyi eşit derecede önemli ve eşit derecede önemsiz kılmak için bulanıklaştırdığını söyledi.
Figür kimin elinde geri döndü?
Yirmi birinci yüzyılın başında, figüratif resim özellikle Afrika kökenli sanatçıların elinde güçlü bir yeniden doğuş yaşadı. Siyah pigmentlerin zengin aralığıyla figür boyayan Kerry James Marshall'ın tuvalleri, bu dönüşün en önemli örneklerindendir. Şubat 2018'de Washington'daki Ulusal Portre Galerisi'nde iki resmî portre açıldı: Kehinde Wiley'nin boyadığı Barack Obama portresi ve Amy Sherald'ın boyadığı Michelle Obama portresi. Bu iki resim, Amerika'nın ilk siyah başkanının ve eşinin, siyah ressamların elinden çıkan portreleriydi ve galeriye büyük kalabalıklar çekti.
İki ressam teni çok farklı biçimlerde ele aldı. Wiley, Obama'nın yüzünü ve ellerini fotoğrafa yakın bir ayrıntıyla, sıcak ve canlı kahverengi tonlarla boyadı ve onu yoğun yeşil yapraklardan ve çiçeklerden oluşan düz bir desenin önüne oturttu. Sherald ise, kendi imzası hâline gelmiş bir yöntemle, figürlerinin tenini gri tonlarla, yani grisaille ile boyar. Kaynaklara göre bu seçim, ırkın toplumsal olarak inşa edilmiş bir kategori olduğunu vurgulamayı ve izleyicinin figürü önce ten rengiyle değil, bir insan olarak görmesini amaçlar. Bu karar, önceki derslerde gördüğümüz ten uzlaşımlarının tam tersine, rengi bilinçli olarak geri çekerek bir soru sorar.
Kurgusal portre (fictional portrait), gerçek bir kişiyi değil, sanatçının buluntu görüntülerden, hafızasından ve hayal gücünden kurduğu, var olmayan bir kişiyi gösteren portredir. İngiliz ressam Lynette Yiadom-Boakye, zamansız ve mekânsız görünen, sade giysili, rahat ve düşünceli siyah figürleri, çoğu zaman tek bir günde, hızlı fırça darbeleriyle boyar. Figürler gerçek kişiler olmadığı için, izleyiciyi bir biyografiye değil, resmin kendisine ve kendi yorumuna yöneltir. Yiadom-Boakye'nin koyu, sıcak ve derin ten tonları, çoğu zaman koyu bir fonla neredeyse kaynaşır; bu da, Barok dersinde karanlık bir fonun önünde teni koruma sorunu olarak gördüğümüz meseleyi bir anlatım aracına dönüştürür.
Sanat dünyası nasıl küreselleşti?
Bienal (biennial), adını iki yılda bir düzenlenmesinden alan, farklı ülkelerden sanatçıları bir araya getiren, çoğu zaman bir kentin farklı mekânlarına yayılan büyük uluslararası çağdaş sanat sergisidir. 1895'te kurulan Venedik Bienali uzun süre bu türün neredeyse tek büyük örneğiydi. Yirminci yüzyılın sonunda bienallerin sayısı hızla arttı: São Paulo'dan Havana'ya, Dakar'dan Gwangju'ya kadar pek çok kentte bienaller açıldı; İstanbul Bienali de 1987'de başladı. Bu sergiler, sanat dünyasının merkezinin artık tek bir kentte değil, birbirine bağlı pek çok merkezde olduğunu gösterdi.
Küreselleşme, sanat tarihinin kendisini de değiştirdi. Müzeler ve araştırmacılar, uzun süre «ana anlatının» dışında bırakılmış bölgelerin, kadın sanatçıların ve azınlık topluluklarından gelen ressamların eserlerini yeniden inceliyor. Hilma af Klint'in geç keşfi, bu yeniden yazımın en çarpıcı örneklerinden biridir; ama tek örnek değildir. Bu süreç, sanat tarihinin sabit ve bitmiş bir liste değil, her kuşağın kendi sorularıyla yeniden kurduğu, tartışmaya açık bir anlatı olduğunu gösterir.
Tuval nereye kadar genişliyor?
Genişletilmiş resim (expanded painting), boyanın ve rengin, geleneksel olarak duvara asılan dikdörtgen tuvalin sınırlarını aşarak doğrudan duvarlara, zemine, nesnelere, kumaşlara, mekânın tamamına ya da ışığa ve ekrana taşındığı çağdaş resim uygulamalarının genel adıdır. Bazı ressamlar bütün bir galeriyi boyayla kaplar, bazıları tuvali keser, yırtar, katlar ya da askıya alır; bazıları ise dijital tabletlerde çalışır ve eserlerini ekranlarda ya da büyük baskılarda sunar. Resim oldu mu dersinde yapay zekâ ile üretilen görüntüler üzerine yürüttüğümüz tartışma, bu genişlemenin en yeni ve en tartışmalı sınırıdır.
Bu genişleme, resmin temel sorularını ortadan kaldırmaz; onları yeniden sorar. Bir yüzeyde rengin, değerin, kenarın ve kompozisyonun nasıl bir anlam kurduğu sorusu, bir tuvalde de, bir duvarda da, bir ekranda da geçerlidir. Gözlem, çizim, renk ve malzeme bilgisi, çağdaş resmin en deneysel biçimlerinde bile bir ressamın elindeki en güçlü araçlar olmaya devam eder; bir duvarı ya da bir ekranı boyayan bir sanatçı da, değerlerin ve kenarların nasıl okunduğunu bilmek zorundadır. Bugün resim tek bir yöne değil, pek çok yöne birden gidiyor; bu yönlerden hangisinin senin yolun olacağını ise ancak çalışarak bulabilirsin.
Uygulama
Bu karşılaştırma, bir ten rengi kararının ve bir fotoğrafa yapılan küçük bir müdahalenin, aynı yüzü nasıl üç farklı anlama taşıyabildiğini ve çağdaş ressamların bu kararları neden bilinçli bir tutum olarak ele aldığını anlamana yardım edecek.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışResmin gerçekten «öldüğüne» inanmak.
Resim her yeni teknolojiyle ya da akımla dönüştü, ama hiç ortadan kalkmadı. Çağdaş resmin çeşitliliğine bak.
Yaygın yanlışÇağdaş resmi yalnızca bugün yapılan resim sanmak.
Hilma af Klint gibi geç keşfedilen sanatçılar, bugünün bakışının geçmişi nasıl yeniden yazdığını gösterir. Çağdaşlığı bir bakış biçimi olarak da düşün.
Yaygın yanlışSherald'ın gri tenlerini bir renk eksikliği ya da teknik bir tercih olarak görmek.
Bu seçim, ırkın toplumsal olarak inşa edilmiş bir kategori olduğunu vurgulamayı amaçlar. Rengin geri çekilmesinin de bir anlamı olduğunu düşün.
Yaygın yanlışSanat dünyasının merkezini hâlâ tek bir kentte aramak.
Bienaller ve küresel araştırmalar sanatın pek çok merkezde üretildiğini gösteriyor. Farklı bölgelerden sanatçıları araştır.
Kapanış
Bugün resim nereye gidiyor? Tek bir yöne değil. Kavramsal sanatın en güçlü olduğu yıllardan sonra, 1980'lerde Yeni Dışavurumculuk resmi yeniden sahnenin ortasına taşıdı; Kiefer tarihle, Basquiat ırkçılıkla hesaplaştı, Richter fotoğrafın doğruluğunu bulanıklaştırarak sorguladı. Yirmi birinci yüzyılda Marshall, Wiley, Sherald ve Yiadom-Boakye gibi ressamlar figürü ve teni bir kimlik ve siyaset sorusu olarak yeniden ele aldı; Sherald rengi geri çekerek, Yiadom-Boakye kurgusal portrelerle, Wiley canlı ayrıntılarla bu soruyu farklı biçimlerde sordu. Bienaller sanat dünyasını küreselleştirdi, genişletilmiş resim tuvalin sınırlarını aştı. Hilma af Klint'in 1907'de yaptığı ve yüz yıl sonra Guggenheim'da yüz binlerce kişiyi çeken resimleri ise, çağdaş resmin yalnızca geleceğe değil geçmişe de bakan bir bakış olduğunu hatırlatır. Ödevde son elli yılın resminden ya da yeni keşfedilmiş bir eserden hareketle, bugünün bakışının neyi değiştirdiğini birkaç somut gözlemle ortaya koyacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Yeni Dışavurumculuk | Neo-Expressionism | 1970'lerin sonu ve 1980'lerde büyük, kaba, figüratif ve duygusal resimlerle resmin dönüşünü ilan eden eğilim |
| Fotoresim | Photo-painting | Bir fotoğrafı elle kopyalayıp bulanıklaştırma ya da silme gibi müdahalelerle fotoğrafın doğruluğunu sorgulayan resim |
| Kurgusal portre | Fictional portrait | Gerçek bir kişiyi değil, sanatçının hayal gücünden ve buluntu görüntülerden kurduğu var olmayan bir kişiyi gösteren portre |
| Bienal | Biennial | İki yılda bir düzenlenen, farklı ülkelerden sanatçıları bir araya getiren büyük uluslararası sergi |
| Genişletilmiş resim | Expanded painting | Boyanın ve rengin tuvalin sınırlarını aşarak duvara, mekâna, nesnelere ya da ekrana taşındığı uygulamalar |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- Son elli yılda yapılmış bir resim ya da son yıllarda yeniden keşfedilip büyük bir sergiyle gündeme gelmiş daha eski bir resim seç; eserin bilgilerini ve varsa sergi metnini kurumun yayımladığı kaynaktan edin.
- Eserin hangi sergide, hangi bağlamda gösterildiğini ve sanatçının kendi yaklaşımını nasıl tanımladığını not et.
- Beş cümlelik analizinde yüzeyin nasıl kurulduğunu, fotoğrafla ya da başka araçlarla ilişkisini, rengin ve değerin kullanımını, figür varsa teninin nasıl bir kararla boyandığını ve eserin ölçeğini ele al.
- Son cümlende, bu eserin sanat tarihine ya da bugünün sorularına neyi eklediğini tartış.
Kendini değerlendir
- Değer (Ton): Rengin ve değerin, özellikle tende, nasıl bir kararla kullanıldığını gözlemledin mi?
- Teknik ve Malzeme: Eserin tuval, duvar, ekran ya da başka bir yüzeyde olup olmadığını ve bunun etkisini yazdın mı?
- Kompozisyon: Figürün ya da biçimlerin yüzeydeki yerleşimini tarif edebildin mi?
- Son cümlen, eserin katkısını kaynakların desteklediği bir gözleme dayandırıyor mu?
Kendini sına
1. Hilma af Klint'in 2018 Guggenheim sergisi neden önemlidir?
- A) Yüz yıl önce yapılmış soyut resimleri çağdaş bir olay hâline getirip soyut sanatın tarihini kimin başlattığı sorusunu yeniden açtığı için.
- B) Af Klint'in hiç resim yapmadığını gösterdiği için.
- C) Yalnızca heykeller sergilendiği için.
- D) Hiç ziyaretçi çekmediği için.
2. Yeni Dışavurumculuk neyi ilan etti?
- A) Resmin kesin olarak bittiğini.
- B) Yalnızca fotoğrafın sanat olduğunu.
- C) Büyük, kaba, figüratif ve duygusal resimlerle resmin geri dönüşünü.
- D) Minimalizmin tek yol olduğunu.
3. Gerhard Richter'in fotoresimlerinde bulanıklaştırma ne işe yarar?
- A) Resmi daha hızlı bitirmeye.
- B) Fotoğrafın doğruluk iddiasını sorgulamaya ve her şeyi eşit derecede önemli ve önemsiz kılmaya.
- C) Renkleri parlatmaya.
- D) Figürleri daha keskin göstermeye.
4. Amy Sherald'ın figürlerinin tenini gri tonlarla boyaması neyi amaçlar?
- A) Boya tasarrufunu.
- B) Resmi eski gösterme isteğini.
- C) Figürlerin görünmez olmasını.
- D) Irkın toplumsal olarak inşa edilmiş bir kategori olduğunu vurgulamayı.
5. Bienallerin çoğalması sanat dünyası hakkında neyi gösterir?
- A) Sanat dünyasının merkezinin tek bir kentte değil, birbirine bağlı pek çok merkezde olduğunu.
- B) Sanatın yalnızca Venedik'te üretildiğini.
- C) Resmin sergilenmediğini.
- D) Yalnızca Avrupalı sanatçıların sergilendiğini.
Cevaplar
- A — Müzeye göre sergi 600.000'i aşkın ziyaretçiyle Guggenheim'ın en çok ziyaret edilen sergisi oldu.
- C — 1981'de Londra'daki Resimde Yeni Bir Ruh sergisi bu dönüşün simgesi oldu.
- B — Kaynaklara göre Richter bu amacı kendi sözleriyle böyle anlattı.
- D — Bu seçim izleyicinin figürü önce bir insan olarak görmesini amaçlar.
- A — İstanbul Bienali de 1987'de başlayan bu büyük sergiler arasındadır.
Referans görseller
- Özgün animasyon: «resmin sonu» ilanlarının zaman çizgisi ve her ilandan sonra resmin yeni bir yöne dönüşü.
- Özgün animasyon: bir fotoğrafın tuvale aktarılıp ıslak boyanın üstünden bir fırçayla bulanıklaştırılması; aynı yüzün gözlemle, gri tonlarla ve bulanıklaştırılmış olarak üç çalışması.
- Özgün animasyon: Venedik'ten São Paulo'ya, Havana'ya, Dakar'a, Gwangju'ya ve İstanbul'a uzanan bir bienal haritası; af Klint'in resimlerinin bir depodan Guggenheim'ın spiral rampasına taşınması.
Sonraki derse köprü
Avrupa ve Amerika merkezli bir anlatıda resim tarihi çoğu zaman mağaralardan Rönesans'a, oradan modern Avrupa'nın ve Amerika'nın büyük kentlerine uzanan tek bir çizgi gibi anlatılır. Oysa Çin'de, bu çizgiden bağımsız olarak, iki bin yılı aşkın bir süre boyunca mürekkeple, fırçayla ve kâğıtla bambaşka bir resim geleneği gelişti; bu gelenekte boşluk, fırçanın ritmi ve şiir, resmin ayrılmaz parçalarıydı. Sonraki derste Çin mürekkep resmini ele alıyoruz.