Öğrenme hedefi
1950'lerin sonundan 1970'lerin başına kadar jestçi soyutlamanın ağır ciddiyetine biri gürültülü, biri sessiz iki cevap veren akımları açıklayabileceksin. Reklamların, ambalajların ve çizgi romanların imgelerinin resme nasıl girdiğini ve bunun önceki yüzyıldaki öncülerini anlatabilecek; Warhol'un çorba kutularının neden bu kadar tartışma yarattığını tartışabilecek; Minimalistlerin fabrika malzemeleriyle ve tekrarlarla kurduğu yalın düzeni tanıyabilecek; Pop'un kadın sanatçılarını ve Faith Ringgold gibi siyah sanatçıların bu dili ırk, siyaset ve ten üzerine sorulara nasıl dönüştürdüğünü değerlendirebileceksin.
Kanca
Bir çorba kutusu neden sanat eseridir?
1962 yazında Los Angeles'taki küçük bir galeride, duvar boyunca bir market rafını andıran ince bir raf asıldı. Rafın üstüne, aynı boyutta otuz iki küçük tuval dizildi. Her birinde, aynı düz, kırmızı beyaz etiketli bir konserve çorba kutusu vardı; yalnızca etiketin üstündeki çorba türü değişiyordu: domates, tavuk, bezelye, mantar. Yakınlardaki başka bir galeri, vitrinine gerçek çorba kutuları dizip «bizde aynısını daha ucuza bulabilirsiniz» diye alay etti. Bir market rafında her gün gördüğümüz, tek tipte üretilmiş bir nesnenin resmi, nasıl olur da bir müzenin en değerli eserleri arasına girer? Ve bunun tam tersine, hiçbir şeyi göstermeyen, yalnızca bir renk ya da bir geometrik biçim olan bir yüzey neden bir sanat eseri sayılır?
Bağlam
Amerika'nın Buffalo kentindeki Buffalo AKG Sanat Müzesi'nde, Fransız ressam Fernand Léger'nin 1924 tarihli küçük bir tuvali durur: Sifon. Resimde, bir el, bir sifon şişesinden bir bardağa köpüklü bir içecek doldurur. Şişe, bardak ve el, düz, pürüzsüz, neredeyse makinede üretilmiş gibi temiz renk alanlarıyla, siyah konturlarla ve sade bir gri, sarı ve kahverengi paletle boyanmıştır. Arka planda, antik bir sütunun oluklarını hatırlatan dikey şeritler vardır. Müzenin aktardığına göre Léger bu natürmortu, popüler bir dergide yayımlanan, bir aperatif markasının reklamından yola çıkarak yaptı.
Léger'nin sifonu, Pop Art'tan otuz yıldan fazla önce yapılmış bir resimdir; ama bir reklam imgesini alıp onu bir tablonun ciddiyetine taşıma fikri, sonraki kuşakların çorba kutularında ve çizgi roman karelerinde yeniden karşımıza çıkar. Kübizm dersinde Salon Kübistleri arasında tanıdığın Léger, makinelerin, kentlerin ve seri üretimin güzelliğine inanıyordu. Bu resim, bir sanat eserinin konusunun bir tanrı, bir kahraman ya da bir manzara değil, bir reklamdan alınmış gündelik bir tüketim nesnesi olabileceğini erkenden gösterir. Aynı zamanda, elin izini gizleyen düz yüzeyleri ve sade geometrisiyle, Minimalizmin soğuk düzenine de uzak bir akraba gibidir.
Ana anlatım
Pop Art'ın kökleri nerededir?
Purizm (Purism), 1918 dolaylarında ressam Amédée Ozenfant ile sonradan Le Corbusier adıyla ünlenecek olan mimar Charles-Édouard Jeanneret'nin başlattığı, Kübizmin karmaşık parçalanmasına karşı sade, düzenli, makine estetiğinden beslenen, gündelik seri üretim nesnelerini, şişeleri, bardakları ve sürahileri temiz geometrik biçimlerle gösteren resim anlayışıdır. Léger bu çevreyle yakından ilişkiliydi. Müzeye göre Sifon, Léger'nin eserlerinde Purist estetiğin doruk noktalarından biridir.
Pop Art (Pop Art), 1950'lerin ortasında İngiltere'de ve 1960'ların başında Amerika'da ortaya çıkan, reklamların, ambalajların, çizgi romanların, sinema yıldızlarının ve gazete fotoğraflarının imgelerini ve üretim tekniklerini sanatın konusu ve yöntemi hâline getiren akımdır. Adı, «popüler» kelimesinin kısaltmasından gelir. İngiltere'de Bağımsız Grup adı verilen bir sanatçı, mimar ve eleştirmen topluluğu, 1950'lerin ortasında Amerikan tüketim kültürünün imgelerini tartışmaya başladı. Richard Hamilton, 1956'da Londra'daki bir sergi için, dergilerden kesilmiş görüntülerle modern bir evin içini gösteren küçük bir kolaj yaptı; kolajdaki bir vücut geliştiricinin elindeki lolipopun üstünde büyük harflerle «POP» yazıyordu.
Amerika'da ise Pop, Soyut Dışavurumculuğun derin ve kişisel ciddiyetine bir tepki olarak doğdu. Soyut Dışavurumculuk dersinde gördüğün kuşak, tuvali ressamın iç dünyasının izi olarak görüyordu. Genç Pop sanatçıları ise, dünyayı artık doğadan ya da iç dünyadan değil, televizyondan, dergilerden ve market raflarından tanıyan bir toplumun imgelerini boyadı. Ama bunu yaparken çoğu zaman bu imgeleri ne övdüler ne de doğrudan eleştirdiler; onları soğuk, mesafeli ve belirsiz bir tonla yeniden sundular.
Warhol ve Lichtenstein neyi yaptı?
Andy Warhol, ticari illüstratör olarak çalıştıktan sonra, 1962'de Los Angeles'taki Ferus Galerisi'nde otuz iki çorba kutusu tuvalini sergiledi. Modern Sanat Müzesi'nin açıklamasına göre bu tuvaller seri üretilmiş reklamlara benzese de elle boyanmıştı; kutuların altındaki süs deseni ise bir damga ile basılmıştı. Kısa süre sonra Warhol, baskı resim dersinde tanıdığın serigrafi tekniğine geçti ve sinema yıldızlarının, dolar banknotlarının, kazaların ve elektrikli sandalyelerin fotoğraflarını tekrar tekrar bastı. Atölyesine «Fabrika» adını verdi. Altıncı seviyenin sanat kuramı derslerinde Danto'nun Warhol'un kutularından yola çıkarak sanatı neyin sanat yaptığı sorusunu nasıl yeniden sorduğunu görmüştün. Çorba kutusu, sanatın bir nesnenin kendisinde değil, onu sanat olarak gösteren bağlamda, fikirlerde ve kurumlarda olduğunu düşündüren bir örnek oldu.
Ben-Day noktası (Ben-Day dots), on dokuzuncu yüzyılın sonunda matbaacı Benjamin Day'in adıyla anılan ve ucuz renkli basımda, özellikle çizgi romanlarda, ara tonları ve renkleri düzenli aralıklarla dizilmiş küçük renkli noktalarla elde eden baskı tekniğidir. Roy Lichtenstein, 1960'ların başından itibaren çizgi roman karelerini büyüterek, kalın siyah konturlar, düz ana renkler ve elle, şablonla boyanmış büyük Ben-Day noktalarıyla tuvale taşıdı. Ağlayan kadınlar, patlayan savaş uçakları ve konuşma balonları, dev ölçekte, neredeyse mekanik bir soğuklukla gösterildi. Lichtenstein'ın resimleri, çizgi roman sanatçılarının emeğini adlarını anmadan kullandığı için bugün de eleştirilir.
Pop Art'ta kadın sanatçılar da vardı, ama uzun süre anlatının dışında kaldı. İngiliz Pop'unun tek kadın ressamı olarak anılan Pauline Boty, ünlülerin, kadın bedeninin ve dönemin siyasi olaylarının imgelerini, kendinden emin bir kadın bakışıyla boyadı; yirmi sekiz yaşında öldü ve eserleri onlarca yıl unutuldu. Venezuela kökenli heykeltıraş Marisol ve Japon sanatçı Yayoi Kusama da New York'ta bu ortamın içinde çalıştı.
Minimalizm neyi sildi?
Minimalizm (Minimalism), 1960'larda özellikle New York'ta gelişen, resimde ve heykelde anlatıyı, ifadeyi, sembolizmi ve sanatçının elinin izini olabildiğince ortadan kaldırıp, sade geometrik biçimlere, endüstriyel malzemelere, tekrarlara ve eserin izleyiciyle aynı gerçek mekândaki fiziksel varlığına odaklanan akımdır. Ressam Frank Stella, 1964'te bir radyo programında, resimlerinde yalnızca orada görülebilenin bulunduğunu söyledi ve bu düşünce «ne görüyorsan o» sözüyle hareketin gayriresmî sloganı oldu. Stella'nın siyah şeritlerden oluşan tuvallerinde hiçbir öykü, hiçbir derinlik, hiçbir duygu gösterisi yoktu; yalnızca düzenli şeritler ve tuvalin kendi biçimi vardı.
Özgül nesne (specific object), sanatçı ve eleştirmen Donald Judd'ın 1965'te yayımladığı aynı adlı yazısında tanımladığı, ne resim ne de heykel sayılabilen, gerçek mekânda duran, kendinden başka bir şeyi temsil etmeyen ve varlığını kendi malzemesi, biçimi ve yerleşimiyle kuran yeni tür sanat nesnesidir. Judd'a göre gerçek mekân, düz bir yüzey üzerindeki boyadan doğası gereği daha güçlü ve daha belirliydi. Judd ve arkadaşları, fabrikalarda üretilmiş metal kutular, floresan lambalar, tuğlalar ve kontrplak levhalarla çalıştı. Soyutlama nedir dersinde tanıdığın Malevich'in 1915'teki siyah karesi, bu hareketin uzak bir öncüsü sayılır.
Minimalizmin sadeliği de tarafsız değildi. Kanadalı-Amerikalı ressam Agnes Martin, çok ince kurşun kalem çizgileri ve soluk renk bantlarıyla dolu ızgaralarında, soğuk bir endüstriyel düzen değil, sessiz ve neredeyse ruhsal bir duyarlılık aradı. Bu da, aynı sade biçimlerin farklı niyetlerle bambaşka anlamlar taşıyabildiğini gösterir.
Pop'un dili ırk ve ten üzerine nasıl konuştu?
Pop Art'ın parlak ve düz yüzeyleri, çoğu zaman beyaz, orta sınıf ve tüketici bir Amerika'nın imgelerini yansıtıyordu. Reklamlardaki ve sinema posterlerindeki yüzler neredeyse hep açık tenliydi; Warhol'un yıldız portrelerinde bile ten, düz bir pembe ya da ten rengi alan olarak basılıyordu. Aynı yıllarda Amerika'da sivil haklar hareketi, ırk ayrımcılığına karşı büyük bir mücadele veriyordu.
Afrikalı Amerikalı ressam Faith Ringgold, 1963'te Amerikan Halkı adlı bir dizi resme başladı. Ringgold bu resimlerde Kübizmin, Pop Art'ın ve Afrika heykelinin biçimsel dillerini birleştirerek, siyah ve beyaz Amerikalılar arasındaki gerilimi, ayrımcılığı ve şiddeti gösterdi. Dizinin 1967 tarihli son büyük tuvali, o yazın kentlerde patlayan ırk ayaklanmalarına bir cevaptı. Ringgold aynı yıllarda, siyah teni ve karanlığı boyarken beyaz boyayı kullanmaktan kaçınmayı ve koyu tonların kendi içindeki ince farklarla bir resim kurmayı denediği bir dizi resim yaptı; bu yaklaşım, koyu teni açık bir ideale göre değil, kendi zengin değer ve renk aralığıyla düşünmenin bir yoluydu.
Ringgold'un çalışmaları, Pop'un «herkesin» imgelerini gösterdiği iddiasının kimleri dışarıda bıraktığını görünür kıldı. Reklamların ve ambalajların dünyası tarafsız değildi; kimin yüzünün bir çorba kutusu kadar tanıdık, kimin yüzünün görünmez olduğunu da belirliyordu.
Uygulama
Bu denemeler, gündelik bir nesneyi bir sanat imgesine dönüştüren kararları, bir imgeyi sade bir biçime indirgemenin ne kadar farklı bir tavır olduğunu ve koyu bir teni kendi değer aralığı içinde düşünmenin nasıl bir disiplin gerektirdiğini deneyerek fark etmeni sağlayacak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışPop Art'ı yalnızca tüketim kültürünü öven ya da yalnızca onu eleştiren bir akım sanmak.
Pop sanatçılarının çoğu imgeleri mesafeli ve belirsiz bir tonla sundu. Her eserin tavrını ayrı ayrı oku.
Yaygın yanlışWarhol'un çorba kutularını baştan makineyle basılmış sanmak.
İlk çorba kutusu tuvalleri elle boyanmıştı ve yalnızca süs deseni damgayla basılmıştı. Tekniğin nasıl değiştiğini tarihiyle izle.
Yaygın yanlışMinimalizmi «kolay» ya da «boş» bir sanat olarak görmek.
Minimalistler, izleyicinin mekânla, malzemeyle ve biçimle ilişkisini dikkatle kurdu. Eseri yerinde ve boyutuyla düşün.
Yaygın yanlışKoyu teni boyarken yalnızca beyaz ekleyerek açık tonlar üretmek.
Koyu tonların kendi içinde sıcak, serin ve parlak farkları vardır. Faith Ringgold'un yaklaşımını hatırla ve değer aralığını koyu tonlarla kur.
Kapanış
Bir çorba kutusu neden sanat eseridir? Nesnenin kendisi değiştiği için değil, onu bir galeri duvarında, bir tablo olarak ve bir fikrin taşıyıcısı olarak gösteren bağlam değiştiği için. Léger'nin 1924'teki Sifon'u bir reklamdan bir tablo yapmıştı; İngiltere'deki Bağımsız Grup ve Hamilton'ın kolajı tüketim kültürünü sorguladı; Warhol'un çorba kutuları ve Lichtenstein'ın Ben-Day noktaları bu kültürün imgelerini dev ve soğuk bir mesafeyle yeniden sundu. Minimalistler ise tam tersine, imgeyi, anlatıyı ve elin izini silerek, Stella'nın şeritlerinde ve Judd'ın özgül nesnelerinde yalnızca biçimin ve mekânın kendisini bıraktı. Pauline Boty'nin kadın bakışı ve Faith Ringgold'un Amerikan Halkı dizisi ise, bu parlak yüzeylerin kimleri gösterip kimleri görünmez kıldığını sordu. Ödevde bir çorba kutusunun ya da bir şeridin arkasındaki kararları, seçeceğin bir eser üzerinden sırayla açacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Purizm | Purism | Kübizmin parçalanmasına karşı gündelik seri üretim nesnelerini sade, makine estetiğiyle gösteren resim anlayışı |
| Pop Art | Pop Art | Reklamların, ambalajların, çizgi romanların ve ünlülerin imgelerini ve üretim tekniklerini sanata taşıyan akım |
| Ben-Day noktası | Ben-Day dots | Ucuz renkli basımda ara tonları düzenli dizilmiş küçük renkli noktalarla elde eden baskı tekniği |
| Minimalizm | Minimalism | Anlatıyı, ifadeyi ve elin izini silip sade geometrik biçimlere, endüstriyel malzemelere ve mekâna odaklanan akım |
| Özgül nesne | Specific object | Judd'ın tanımladığı, ne resim ne heykel olan, gerçek mekânda kendi varlığıyla duran sanat nesnesi |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- 1955 ile 1975 arasında yapılmış bir Pop Art ya da Minimalist eser seç; Warhol'un ve Stella'nın gölgesinde az tanınmış bir adı bulmaya çalış, künyeyi eseri saklayan kurumdan doğrula.
- Eserin hangi gündelik imgeden ya da hangi malzemeden yola çıktığını ve nasıl üretildiğini, elle mi, baskıyla mı, fabrikada mı, kaynağa dayanarak not et.
- Beş cümlelik analizinde renk alanlarının düzlüğünü, konturları ya da kenarları, tekrarın ve ölçeğin etkisini, elin izinin görünüp görünmediğini ve varsa figürlerin teninin nasıl gösterildiğini ele al.
- Son cümlende, bu eserin gösterdiği imgenin kimin dünyasını temsil ettiğini ve kimi dışarıda bıraktığını tartış.
Kendini değerlendir
- Kenar ve Ayrıntı: Konturların ve renk alanlarının kenarlarının ne kadar keskin, mekanik ya da elle yapılmış göründüğünü gözlemledin mi?
- Kompozisyon: Tekrarın, ızgaranın ya da tek bir büyük imgenin eserin düzenini nasıl kurduğunu tarif ettin mi?
- Teknik ve Malzeme: Eserin üretim yöntemini ve malzemesini kaynağa dayanarak doğru yazdın mı?
- Son cümlen, eserin kimleri görünür kıldığını ve kimleri dışarıda bıraktığını somut bir gözleme dayandırıyor mu?
Kendini sına
1. Léger'nin 1924 tarihli Sifon'u neden Pop Art'ın öncülerinden biri sayılabilir?
- A) Bir reklam imgesinden yola çıkarak gündelik bir tüketim nesnesini bir tablonun konusu yaptığı için.
- B) Bir savaş sahnesini gösterdiği için.
- C) Serigrafiyle basıldığı için.
- D) Hiçbir nesne göstermediği için.
2. Warhol'un 1962'de Ferus Galerisi'nde sergilediği çorba kutusu tuvalleri hakkında hangisi doğrudur?
- A) Hepsi fabrikada makineyle basılmıştı.
- B) Tek bir büyük tuvaldi.
- C) Otuz iki tuvaldi ve seri üretilmiş reklamlara benzeseler de elle boyanmıştı.
- D) Hiç sergilenmedi.
3. Ben-Day noktası nedir?
- A) Bir kaligrafi tekniği.
- B) Ucuz renkli basımda ara tonları düzenli dizilmiş küçük renkli noktalarla elde eden teknik.
- C) Bir heykel malzemesi.
- D) Bir yağlı boya markası.
4. Donald Judd'ın «özgül nesne» kavramı neyi anlatır?
- A) Bir figürün ayrıntılı portresini.
- B) Yalnızca duvar resimlerini.
- C) Bir reklam afişini.
- D) Ne resim ne de heykel olan, gerçek mekânda kendi varlığıyla duran sanat nesnesini.
5. Faith Ringgold'un koyu teni boyarken beyaz boyadan kaçınması neyi amaçlıyordu?
- A) Koyu teni açık bir ideale göre değil, kendi zengin değer ve renk aralığıyla düşünmeyi.
- B) Boyadan tasarruf etmeyi.
- C) Resmi siyah-beyaz yapmayı.
- D) Figürleri görünmez kılmayı.
Cevaplar
- A — Müzeye göre Léger bu natürmortu popüler bir dergideki bir aperatif reklamından yola çıkarak yaptı.
- C — Kutuların altındaki süs deseni ise bir damgayla basılmıştı.
- B — Lichtenstein bu noktaları şablonla ve elle büyük ölçekte tuvale taşıdı.
- D — Judd'a göre gerçek mekân düz yüzeydeki boyadan daha güçlü ve belirliydi.
- A — Bu yaklaşım koyu tonların kendi içindeki sıcak ve serin farklarını öne çıkarır.
Referans görseller
- Özgün animasyon: bir dergi reklamından Léger'nin Sifon'una, oradan Warhol'un çorba kutularına uzanan bir dönüşüm.
- Özgün animasyon: bir çizgi roman karesinin büyütülmesi ve Ben-Day noktalarının belirmesi; Stella'nın şeritlerinin ve Judd'ın kutularının bir galeri mekânında dizilmesi.
- Özgün animasyon: bir yüzün yalnızca koyu tonlardan oluşan bir paletle, beyaz kullanılmadan modellenmesi; Faith Ringgold'un Amerikan Halkı dizisine giden zaman çizgisi.
Sonraki derse köprü
1970'lerde pek çok eleştirmen, Minimalizmin ve kavramsal sanatın ardından resmin söyleyeceği bir şey kalmadığını, «resmin öldüğünü» ilan etti. Ama resim ölmedi: figür geri döndü, farklı ülkelerden, kuşaklardan ve topluluklardan ressamlar tuvale kendi tarihlerini, bedenlerini ve seslerini taşıdı, yeni teknolojiler de ressamın araçlarını değiştirdi. Sonraki derste çağdaş resmi, bugün resmin hangi yönlere uzandığını ve bu yönleri kimlerin belirlediğini ele alıyoruz.