Öğrenme hedefi
1920'lerde Paris'te doğan Gerçeküstücülüğün, aklın denetiminden kaçan düşleri, bilinçdışını ve rastlantıyı resmin kaynağı yapma isteğini açıklayabileceksin. Breton'un manifestosundaki temel tanımı ve Freud'un etkisini anlatabilecek; rüyaları boyamanın iki farklı yolunu, otomatik tekniklerle rastlantıya kapı açmayı ve düş sahnelerini titiz bir gerçekçilikle boyamayı karşılaştırabilecek; frotaj ve nefis ceset gibi yöntemleri kendi elinle deneyebilecek; kadın sanatçıların ve Avrupa dışından gelen şair ve ressamların bu akımı nasıl dönüştürdüğünü gösterebilecek ve Frida Kahlo'nun kendi resmini neden Gerçeküstücü saymadığını tartışabileceksin.
Kanca
Rüyalar nasıl boyanır?
Uyandığında bir rüyanın ayrıntıları çoğu zaman birkaç dakika içinde silinir. Bir odada yürürken birden bir ormanda olursun, tanıdığın bir yüz başka birinin yüzüne dönüşür, saatler erir, merdivenler hiçbir yere çıkmaz. Rüyanın mantığı gündüzün mantığına benzemez; ama yaşarken ona tamamen inanırız. Yirminci yüzyılın başında bir grup yazar ve ressam, asıl gerçekliğin belki de bu gece imgelerinde, bilinçli aklın bastırdığı arzularda ve korkularda saklı olduğunu düşünmeye başladı. Ama bir rüyayı bir tuvale taşımak mümkün müydü? Onu gördüğün gibi mi çizmeli, yoksa aklı devreden çıkarıp elin kendi başına çizmesine mi izin vermeliydin?
Bağlam
Meksiko'daki Modern Sanat Müzesi'nde, 173,5 × 173 santimetrelik kare bir tuval durur: Frida Kahlo'nun 1939 tarihli İki Frida'sı. Fırtınalı, gri bulutlarla dolu bir gökyüzünün önünde, bir sıranın üstünde iki Frida el ele oturur. Soldaki, dantelli, beyaz, Avrupa usulü bir gelinlik gibi uzun bir elbise giymiştir. Sağdaki, Meksika'nın Tehuantepec bölgesinden gelen, geleneksel Tehuana giysisini, mavi ve yeşil bir bluzla bir etek giymiştir. İkisinin de göğsü açıktır ve kalpleri görünür. Kalpleri birbirine ince bir damarla bağlıdır. Sağdaki Frida'nın elinde küçük bir portre, eşi ressam Diego Rivera'nın bir fotoğrafı ya da minyatürü vardır. Soldaki Frida ise damarın ucunu cerrah makasına benzer bir aletle kesmiştir; kan beyaz elbisesine damlar.
Kahlo bu resmi, Diego Rivera'dan boşandığı yıl, 1939'da yaptı; ikisi bir yıl sonra yeniden evlendi. Kahlo'nun babası Almanya'dan Meksika'ya göç etmiş bir fotoğrafçı, annesi ise yerli ve İspanyol kökenli Meksikalı bir kadındı. Pek çok yorumcu İki Frida'yı, sevilen ve sevilmeyen iki benlik, Avrupalı ve Meksikalı iki köken, acı çeken ve kendini koruyan iki yüz arasındaki bir bölünmenin imgesi olarak okur. Resmin tuhaflığı, açık kalpler, bir damarla birbirine bağlanmış iki beden, bir düşü ya da bir kâbusu hatırlatır. Ama bu tuhaflığın kaynağı, Kahlo'ya göre bir rüya değil, kendi yaşadığı gerçeklikti.
Ana anlatım
Gerçeküstücülük nasıl doğdu?
Gerçeküstücülük (Surrealism), Fransız şair André Breton'un 15 Ekim 1924'te yayımladığı Gerçeküstücülük Manifestosu ile adını ve kuramını kazanan, düşleri, bilinçdışını, arzuyu, rastlantıyı ve aklın denetiminden kurtulmuş düşünceyi sanatın ve hayatın merkezine koymayı amaçlayan edebiyat ve sanat hareketidir. Hareket, Dışavurumculuk, Fovizm ve Dada dersinde gördüğün Dada'nın Paris'teki çevresinden doğdu. Dada her şeyi yıkmıştı; Gerçeküstücüler ise yıkıntının altında yeni bir gerçeklik, gündelik gerçeklik ile düşlerin birleştiği bir «gerçeküstü» aramak istedi.
Breton, tıp eğitimi almış ve Birinci Dünya Savaşı sırasında savaşta sarsılmış askerlerle çalışmıştı. Avusturyalı nörolog Sigmund Freud'un düşlerin yorumu üzerine yazdıkları, bilinçdışının bastırılmış arzularla dolu olduğu ve düşlerin bu arzuların kılık değiştirmiş dili olduğu düşüncesi, Gerçeküstücüler için büyük bir esin kaynağı oldu. Freud'un kendisi bu sanatçılarla pek ilgilenmedi; ama onun kavramları, resmin ve şiirin yeni bir haritası gibi kullanıldı.
Psişik otomatizm (psychic automatism), Breton'un manifestosunda Gerçeküstücülüğün tanımı olarak önerdiği ve aklın, ahlakın ve estetik kaygıların hiçbir denetimi olmadan düşüncenin gerçek işleyişini dile getirmeyi amaçlayan, yazının ya da çizimin hızla, düşünmeden, kendiliğinden akmasına izin veren yöntemdir. Breton ve arkadaşları önce bu yöntemi yazıda denedi: kalemi kâğıttan kaldırmadan, anlamını sorgulamadan akan cümleler yazdılar. Ressamlar için soru, bu otomatizmin bir tuvale nasıl taşınacağıydı.
Rüyaları boyamanın iki yolu neydi?
Gerçeküstücü ressamlar bu soruya iki farklı biçimde cevap verdi. Birinci yol, otomatik tekniklerle rastlantıya ve elin kendi hareketine kapı açmaktı. Katalan ressam Joan Miró ve Fransız André Masson, eli serbest bırakarak çizilmiş çizgilerden ve lekelerden yola çıktı; bu çizgilerin içinde yavaş yavaş figürler, kuşlar, yıldızlar ve yaratıklar belirdi. Alman ressam Max Ernst ise yeni teknikler icat etti. Frotaj (frottage), bir kâğıdı ya da tuvali dokulu bir yüzeyin, örneğin bir tahta döşemenin, bir yaprağın ya da bir kumaşın üstüne koyup kurşun kalem ya da boyayla üstünden sürterek dokunun izini çıkarma ve ortaya çıkan rastlantısal biçimlerde imgeler arama tekniğidir. Kaynaklara göre Ernst bu tekniği 1925'te, Fransa'nın Atlantik kıyısındaki bir otelde, yağmurlu bir günde yıkanmış tahta döşemenin damarlarına bakarken buldu.
Nefis ceset (exquisite corpse), 1925 dolaylarında Gerçeküstücülerin oynadığı, bir kâğıdın katlanarak her katılımcının öncekilerin ne çizdiğini görmeden bir figürün bir parçasını, örneğin başını, gövdesini ve bacaklarını çizdiği ve kâğıt açıldığında beklenmedik, melez bir varlığın ortaya çıktığı kolektif çizim ya da yazı oyunudur. Adı, oyunun sözlü biçimiyle ilk oynandığında ortaya çıkan «nefis ceset yeni şarabı içecek» cümlesinden gelir. Oyun, tek bir sanatçının denetimini kıran ve kolektif bir bilinçdışını arayan bir yöntemdi.
İkinci yol, düş sahnelerini son derece titiz, neredeyse fotoğrafik bir gerçekçilikle boyamaktı. Belçikalı René Magritte, gündelik nesneleri, bir elmayı, bir pipoyu, bir bulutu tuhaf bağlamlara yerleştirdi. Fransız Yves Tanguy, sonsuz, çıplak ovalar üzerinde gölgeleri düşen, hiçbir şeye benzemeyen biçimler boyadı. İspanyol Salvador Dalí ise kendi yöntemini adlandırdı. Paranoyak-eleştirel yöntem (paranoiac-critical method), Dalí'nin, bir görüntüde başka görüntüler görme eğilimini bilinçli olarak geliştirip aynı biçimin aynı anda birden fazla nesne olarak okunabildiği çift imgeler yaratmak için kullandığı yöntemdir. Bu ikinci yolun ressamları, düşleri gizlemek yerine onları gündüzün ışığında, keskin bir çizimle göstererek izleyiciyi daha da tedirgin etmeyi amaçladı.
Kadın sanatçılar nerede duruyordu?
Gerçeküstücü hareketin erken yazılarında kadınlar çoğu zaman sanatçı olarak değil, esin kaynağı, gizemli, çocuksu ya da büyülü bir «öteki» olarak anıldı. Ama hareketin içinde ve kıyısında çalışan kadın sanatçılar bu rolü reddetti ve Gerçeküstücülüğü kendi deneyimleri, bedenleri ve hayal güçleriyle dönüştürdü. İsviçreli Meret Oppenheim, 1936'da bir çay fincanını, tabağını ve kaşığını ceylan kürküyle kaplayarak yaptığı nesneyle ün kazandı. İngiliz Leonora Carrington ve İspanyol Remedios Varo, Meksika'ya yerleştikten sonra simya, masal ve kadın dostluğunun imgeleriyle dolu resimler yaptı. Amerikalı Dorothea Tanning, çocukluk düşlerini ve evin tekinsizliğini boyadı.
Frida Kahlo'nun Gerçeküstücülükle ilişkisi ise daha karmaşıktı. Breton 1938'de Meksika'ya geldiğinde Kahlo'nun resimlerini gördü ve onu kendiliğinden doğmuş bir Gerçeküstücü olarak selamladı; kaynaklara göre onun sanatını bir bombanın çevresine bağlanmış bir kurdeleye benzetti. Kahlo'nun resimleri Paris'te ve Meksiko'daki Gerçeküstücü sergilerde gösterildi. Ama Kahlo bu etiketi kabul etmedi. Aktarıldığına göre, hiçbir zaman düşleri değil, kendi gerçekliğini boyadığını söyledi. Kahlo'nun resimlerindeki açık kalpler, dikenli kolyeler ve bölünmüş bedenler, bir bilinçdışı oyunun değil, çocuklukta geçirdiği çocuk felcinin, gençliğinde yaşadığı ağır bir otobüs kazasının, sayısız ameliyatın ve kişisel acıların dilidir.
Avrupa dışından nasıl sesler yükseldi?
Gerçeküstücülük Paris'te doğdu, ama kısa sürede Avrupa'nın dışına, çoğu zaman sömürgecilikle hesaplaşan sanatçıların elinde yeni anlamlar kazandı. Kahire'de 1938'de kurulan Sanat ve Özgürlük grubu, Nazilerin «yozlaşmış sanat» saldırısına karşı çıkan bir bildiri yayımladı ve Gerçeküstücülüğü Mısır'daki baskıya ve sömürge düzenine karşı bir araç olarak kullandı. Karayipler'deki Martinik adasında, şair Aimé Césaire, yazar Suzanne Césaire ve René Ménil, 1941 ile 1945 arasında Tropiques adlı bir dergi çıkardı. Suzanne Césaire, bu dergide Gerçeküstücülüğü, Karayipler halklarının kendi tarihini, doğasını ve özgürlük özlemini dile getirebilecekleri bir araç olarak savundu.
1941'de Breton, savaştan kaçarken Martinik'e uğradığında, aynı gemide Kübalı ressam Wifredo Lam de vardı. Çinli bir baba ile Afrika ve İspanyol kökenli bir annenin oğlu olan Lam, Küba'ya döndükten sonra, Afro-Küba inanç geleneklerinin ruhlarını, uzun şeker kamışları, maskemsi yüzler ve melez bedenlerle dolu büyük tuvallerde boyadı. Lam'ın ve Césaire'lerin eserlerinde Gerçeküstücülük, Avrupalı sanatçıların «ilkel» diye egzotikleştirdiği dünyanın kendi sesiyle konuşmasına dönüştü. Bu resimlerdeki tenler ve yüzler, bir yabancının hayal ettiği öteki değil, sanatçıların kendi topluluklarının, kendi atalarının ve kendi bedenlerinin imgeleriydi.
Uygulama
Bu iki deneme, Gerçeküstücülerin rastlantıyı ve kolektif hayal gücünü nasıl bir yöntem hâline getirdiğini ve beklenmedik bir imgenin içine gerçek bir insanın tenini koymanın ona nasıl tuhaf bir yakınlık kazandırdığını anlamana yardım edecek.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışGerçeküstücülüğü yalnızca Dalí'nin eriyen saatleriyle özdeşleştirmek.
Hareketin otomatik çizimden titiz düş sahnelerine, şiirden kolektif oyunlara uzanan çok farklı yolları vardı. Miró'ya, Ernst'e, Oppenheim'a ve Lam'a da bak.
Yaygın yanlışFrida Kahlo'yu kendi sözlerine bakmadan Gerçeküstücü saymak.
Kahlo bu etiketi reddetti ve düşleri değil kendi gerçekliğini boyadığını söyledi. Bir sanatçının kendini nasıl tanımladığını da hesaba kat.
Yaygın yanlışGerçeküstücülüğü yalnızca Paris'e ve Avrupalı erkeklere ait bir akım sanmak.
Kahire'den Martinik'e, Meksika'dan Küba'ya sanatçılar onu kendi sorularıyla dönüştürdü. Merkezin dışındaki sesleri ara.
Yaygın yanlışDüş imgelerinde figürlerin tenini gelişigüzel boyamak.
Tuhaf bir sahneye gözlemle boyanmış gerçek bir ten eklemek, imgeyi daha da güçlü kılabilir. Hangi alanı gözlemden, hangisini hayalden boyadığını bil.
Kapanış
Rüyalar nasıl boyanır? Gerçeküstücüler bu soruya iki yoldan cevap verdi: ya aklı devreden çıkarıp elin, rastlantının ve kolektif oyunların kendiliğinden imgeler üretmesine izin verdiler, ya da düşlerin tuhaf sahnelerini gündüzün keskin ışığında, titiz bir gerçekçilikle boyadılar. Breton'un 1924 manifestosu ve Freud'un bilinçdışı kavramı bu arayışa bir harita verdi; Ernst'in frotajı ve nefis ceset oyunu ona araçlar kazandırdı. Oppenheim, Carrington, Varo ve Tanning hareketin içinde esin kaynağı değil sanatçı olarak yer açtı; Kahire'deki Sanat ve Özgürlük grubu, Martinik'teki Césaire'ler ve Kübalı Lam onu kendi özgürlük ve kimlik sorularına bağladı. Frida Kahlo'nun İki Frida'sı ise düş gibi görünen bir imgenin, aslında bir insanın bölünmüş kimliğinin ve acısının gerçek bir kaydı olabileceğini hatırlatır. Ödevde bu hareketten ya da çevresinden bir eseri seçip, tuhaflığını hangi yöntemle kurduğunu beş cümlede açıklayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Gerçeküstücülük | Surrealism | Düşleri, bilinçdışını, arzuyu ve rastlantıyı sanatın merkezine koyan, 1924 manifestosuyla adlanan hareket |
| Psişik otomatizm | Psychic automatism | Aklın, ahlakın ve estetik kaygıların denetimi olmadan yazının ya da çizimin kendiliğinden akmasına izin veren yöntem |
| Frotaj | Frottage | Dokulu bir yüzeyin üstüne konan kâğıdın sürtülerek dokunun izinin çıkarılması ve lekelerde imgeler aranması |
| Nefis ceset | Exquisite corpse | Katlanmış kâğıda her katılımcının öncekini görmeden bir parça çizdiği kolektif oyun |
| Paranoyak-eleştirel yöntem | Paranoiac-critical method | Dalí'nin aynı biçimin aynı anda birden fazla nesne olarak okunduğu çift imgeler yaratma yöntemi |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- 1924 ile 1950 arasında Gerçeküstücü hareketin içinde ya da çevresinde yapılmış bir eseri seç; görüntüsünü ve bilgilerini eseri saklayan kurumun sayfasından al ve sanatçının bu hareketle ilişkisini nasıl tanımladığını da araştır.
- Eserin otomatik bir yöntemle mi, yoksa titiz bir düş sahnesi olarak mı kurulduğunu kaynağa dayanarak belirle.
- Beş cümlelik analizinde tuhaflığın nereden geldiğini, nesnelerin ve figürlerin nasıl yan yana getirildiğini, mekânın ve ışığın gerçekçi mi yoksa düş gibi mi olduğunu ve figürlerin teninin nasıl boyandığını ele al.
- Son cümlende, sanatçının kendi sözlerini ya da kimliğini hesaba katarak bu eserin bir düşü mü, yoksa bir gerçekliği mi gösterdiğini tartış.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: Tuhaf yan yana gelişlerin resmin neresinde yoğunlaştığını tarif ettin mi?
- Kenar ve Ayrıntı: Titizlikle işlenmiş bölgeleri, rastlantıya bırakılmış lekeli bölgelerden ayırt ettin mi?
- Değer (Ton): Işığın ve gölgenin gerçekçi mi yoksa tekinsiz mi kurulduğunu gözlemledin mi?
- Son cümlen, sanatçının kendini nasıl tanımladığını göz ardı etmeden kuruldu mu?
Kendini sına
1. Breton'un manifestosunda Gerçeküstücülüğün tanımı olarak önerilen yöntem hangisidir?
- A) Doğrusal perspektif.
- B) Psişik otomatizm.
- C) Kırık renk.
- D) Birleşik bakış.
2. Frotaj nasıl yapılır?
- A) Bir kâğıt dokulu bir yüzeyin üstüne konup üstünden kalemle sürtülerek dokunun izi çıkarılır.
- B) Boya tuvale fırlatılır.
- C) Bir fotoğraf kesilip yapıştırılır.
- D) Tuval ısıtılır.
3. Nefis ceset oyununun temel özelliği nedir?
- A) Tek bir sanatçının bütün figürü çizmesi.
- B) Figürün önceden ayrıntılı bir taslağının yapılması.
- C) Yalnızca manzara çizilmesi.
- D) Her katılımcının öncekilerin ne çizdiğini görmeden bir parça çizmesi.
4. Frida Kahlo Gerçeküstücü etiketine nasıl yaklaştı?
- A) Hareketin kurucusu olduğunu söyledi.
- B) Yalnızca düşlerini boyadığını açıkladı.
- C) Etiketi reddetti ve düşleri değil kendi gerçekliğini boyadığını söyledi.
- D) Hiç sergi açmadı.
5. Martinik'te yayımlanan Tropiques dergisi Gerçeküstücülüğü nasıl kullandı?
- A) Yalnızca Paris modasını tanıtmak için.
- B) Karayipler halklarının kendi tarihini, doğasını ve özgürlük özlemini dile getirmenin bir aracı olarak.
- C) Sömürge yönetimini övmek için.
- D) Yalnızca reklam yayımlamak için.
Cevaplar
- B — Aklın, ahlakın ve estetik kaygıların denetimi olmadan düşüncenin gerçek işleyişini dile getirmeyi amaçlar.
- A — Kaynaklara göre Max Ernst bu tekniği 1925'te bir otelin tahta döşemesine bakarken buldu.
- D — Kâğıt açıldığında beklenmedik, melez bir varlık ortaya çıkar.
- C — Resimlerindeki imgeler kendi hastalıklarının, kazasının ve acılarının dilidir.
- B — Suzanne Césaire bu dergide Gerçeküstücülüğü bir özgürlük aracı olarak savundu.
Referans görseller
- Özgün animasyon: bir uykunun içinden yükselen düş imgeleri; Breton'un manifestosu ve Freud'un kitapları.
- Özgün animasyon: bir tahta döşemenin üstünde yapılan frotaj ve lekelerin içinde beliren bir yaratık; katlanan bir kâğıtta nefis ceset oyunu.
- Özgün animasyon: Paris'ten Kahire'ye, Martinik'e, Meksika'ya ve Küba'ya uzanan bir harita; Kahlo'nun iki benliğinin ve Lam'ın Afro-Küba ruhlarının belirmesi.
Sonraki derse köprü
1940'ta Almanya Fransa'yı işgal edince Breton, Ernst, Masson, Tanguy ve pek çok Avrupalı sanatçı Amerika'ya kaçtı. New York'taki genç Amerikalı ressamlar, bu sürgün sanatçılardan otomatik çizimi, rastlantıyı ve bilinçdışını öğrendiler; ama onu düş sahnelerine değil, büyük, soyut ve jestlerle dolu tuvallere dönüştürdüler. Sonraki derste Soyut Dışavurumculuğu ve sanat dünyasının merkezinin Paris'ten New York'a nasıl kaydığını ele alıyoruz.