İçeriğe geç

Ders TT.13 · Paralel Hatlar

Post-izlenimcilik

Van Gogh, Gauguin ve Cézanne: Üç ayrı yol

TT Resim Sanatı Tarihi

2.226 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · Animasyon, 12 dk video senaryosu · Herkes

  • Post-İzlenimcilik
  • sentetizm
  • kloazonizm
  • Nabiler
  • ilkelcilik

Öğrenme hedefi

1880'lerin ortasından yüzyılın sonuna kadar İzlenimcilikten yola çıkıp ondan ayrılan ressamların farklı yollarını açıklayabileceksin. Post-İzlenimcilik adının sonradan ve kimin tarafından verildiğini anlatabilecek; Van Gogh'un rengi duygunun taşıyıcısı yapan yolunu, Gauguin'in düz renk alanları ve kalın konturlarla kurduğu sentetik resmi ve Cézanne'ın doğanın altındaki yapıyı arayan yöntemini karşılaştırabilecek; Gauguin'den etkilenen genç ressamların resmi bir renkli yüzey olarak tanımlayışını tanıyabilecek ve Gauguin'in Tahiti resimlerinin sömürgecilik ve ilkelcilik bağlamında bugün nasıl eleştirel olarak okunduğunu tartışabileceksin.

Kanca

Van Gogh, Gauguin ve Cézanne: Üç ayrı yol

1888 sonbaharında, güney Fransa'daki Arles kentinde, sarıya boyanmış küçük bir evde iki ressam birlikte yaşamaya başladı. Biri, rengi bir duyguyu haykırmak için kullanan, günde bir tuval bitirebilen, coşkulu ve kırılgan bir Hollandalıydı. Öbürü, hayal gücünden ve hafızadan çalışmayı savunan, kendinden emin, gezgin bir Fransızdı. İki ay sonra birlikteliklerini bir kriz bitirdi. Aynı yıllarda, onlardan uzakta, Provence'ta bir başka ressam, bir dağı, birkaç elmayı ve karısının yüzünü yüzlerce kez yeniden boyayarak doğanın altındaki kalıcı yapıyı arıyordu. Bu üç ressam İzlenimcilikten doğdu, ama hiçbiri orada kalmadı. Aynı kaynaktan çıkan üç yol neden bu kadar farklı yönlere gitti?

Bağlam

Edinburgh'daki İskoçya Ulusal Galerisi'nde, 72,2 × 91 santimetrelik bir tuval durur: Paul Gauguin'in 1888 tarihli Vaazdan Sonra Görüm ya da Yakup'un Melekle Güreşi. Ön planda, beyaz kanatlı başlıklar takmış Breton kadınları başlarını eğmiş dua eder; en önde bir kadının başlığı neredeyse resmin bütün kenarını kaplar. Kadınların arkasında, eğik uzanan bir ağaç gövdesi resmi çapraz keser. Ağacın öbür yanında, dümdüz, parlak, doğada hiçbir yerde görülmeyecek kırmızı bir zeminin üstünde, Tevrat'taki öyküde anlatıldığı gibi, Yakup bir melekle güreşir; küçük, uzak ve sahnenin geri kalanından kopuk görünürler.

Gauguin bu resmi Bretanya'nın küçük kasabası Pont-Aven'de, genç ressam Émile Bernard ile birlikte çalıştığı günlerde yaptı. Resim bir gözlem değil, bir iç görüdür: kadınların papazın vaazından sonra zihinlerinde canlanan sahneyi, gerçek dünya ile hayal dünyasını aynı yüzeyde yan yana gösterir. Kırmızı zemin bir çayırın rengi değil, bir coşkunun ve bir mucizenin rengidir. Gölgeler, derinlik ve ışığın anlık oyunu, İzlenimcilerin peşinde koştuğu her şey neredeyse tamamen kaybolmuştur. Bu küçük tuval, İzlenimcilikten ayrılan yollardan birinin nereye gidebileceğini açıkça gösterir.

Ana anlatım

Post-İzlenimcilik adı nereden geldi?

Post-İzlenimcilik (Post-Impressionism), yaklaşık 1886 ile 1905 arasında İzlenimcilikten yola çıkan ama onun anlık ışık ve atmosfer arayışını yetersiz bulan, renk, biçim, yapı ve anlam üzerine birbirinden çok farklı yollar açan ressamlara sonradan verilen ortak addır. Bu ad, ressamların kendi seçtikleri bir ad değildi. İngiliz eleştirmen ve ressam Roger Fry, Kasım 1910'da Londra'daki Grafton Galerileri'nde Manet ve Post-İzlenimciler adlı bir sergi düzenledi. Sergide Cézanne'ın, Van Gogh'un ve Gauguin'in eserleri İngiliz izleyicilere büyük ölçüde ilk kez topluca gösterildi. Katalogda bu farklı ressamları tek bir başlık altında toplamak için İzlenimcilikten «sonra» gelenler anlamında bu kelime kullanıldı. Serginin açıldığı sırada bu ressamlardan üçü de ölmüştü.

Bu yüzden Post-İzlenimcilik bir grup ya da bir üslup değil, bir dönemin adıdır. Georges Seurat'nın bilimsel renk kuramlarına dayanan noktacılığı, Henri de Toulouse-Lautrec'in Montmartre gece hayatını gösteren afişleri ve resimleri de bu şemsiyenin altında anılır. Seurat ve noktacılık dersinde gördüğün yöntem, İzlenimcilerin sezgisel renk ayrışımını sistemli bir kurala bağlama denemesiydi. Bu ressamları birleştiren, İzlenimciliğin gözün anlık izlenimiyle yetinmesine duydukları hoşnutsuzluktu; ama her biri bu hoşnutsuzluğa başka bir cevap verdi.

Van Gogh ve Gauguin rengi neden abarttı?

Vincent van Gogh, resim hayatına Hollanda'da, köylüleri koyu kahverengi ve yeşil tonlarla gösteren resimlerle başladı. 1886'da Paris'e, kardeşi Theo'nun yanına gelince İzlenimcilerin ve Japon baskılarının parlak renkleriyle tanıştı. Van Gogh ve Munch dersinde gördüğün gibi, 1888'de Arles'a taşındıktan sonra rengi gördüğünü kaydetmek için değil, hissettiğini taşımak için kullanmaya başladı. Kaynaklara göre Theo'ya yazdığı bir mektupta, sarı saçlı bir sanatçı dostunun portresini yaparken önce onu gördüğü gibi boyayacağını, sonra saçının açık rengini abartarak turuncuya, krom sarısına ve soluk limon rengine taşıyacağını, arkasına da sıradan bir oda duvarı yerine en zengin, en yoğun maviden bir sonsuzluk koyacağını anlatmıştı.

Bu renk özgürlüğünün kaynaklarından biri, Paris'te çok ucuza satılan Japon renkli ağaç baskılarıydı. Van Gogh bu baskılardan yüzlercesini topladı ve 1887'de Japon ressam Utagawa Hiroshige'nin iki baskısını, çiçek açmış bir erik bahçesini ve yağmur altındaki bir köprüyü, yağlı boyayla, daha da parlak renklerle ve kenarlarına uydurma Japon yazıları ekleyerek kopyaladı. Baskılardaki düz renk alanları, keskin konturlar, gölgesiz yüzeyler ve beklenmedik kırpmalar, Van Gogh'a ve Gauguin'e Avrupa resminin yüzyıllardır kullandığı derinlik ve modelleme kurallarının tek seçenek olmadığını gösterdi. Bu baskıların kendi geleneği ve ustaları, ilerideki ukiyo-e dersinin konusudur; burada önemli olan, Post-İzlenimcilerin onları kendi sorularına cevap ararken bir kaynak olarak kullanmasıdır.

Sentetizm (Synthetism), 1888 dolaylarında Gauguin'in ve Émile Bernard'ın Pont-Aven'de geliştirdiği, doğadan görüleni hafızada süzerek, sadeleştirilmiş biçimler, düz renk alanları ve simgesel renklerle, görüntü ile düşünceyi ya da duyguyu bir araya getiren, «birleştiren» resim anlayışıdır. Kloazonizm (Cloisonnism), düz ve parlak renk alanlarının kalın, koyu konturlarla birbirinden ayrıldığı, adını ortaçağ kloazonne minelerinden ve vitraylardan alan boyama biçimidir. Vaazdan Sonra Görüm'deki kadınların beyaz başlıkları ve kırmızı zemin, bu iki anlayışın en açık örneklerindendir. Gauguin'in bir öğrenciye «bu ağacı nasıl görüyorsun, yeşil mi, o zaman paletindeki en güzel yeşili kullan» dediği aktarılır.

Van Gogh, Gauguin'i Arles'a, Sarı Ev'e davet etti ve Gauguin Ekim 1888'de geldi. Birlikte çalıştıkları dokuz hafta, hem yaratıcı hem de gergin geçti; Gauguin hayal gücünden çalışmayı savunurken Van Gogh gözlemden kopmak istemiyordu. Aralık 1888'de Van Gogh'un derin bir ruhsal kriz geçirip kendi kulağını kesmesiyle birliktelik sona erdi ve Gauguin Paris'e döndü. Van Gogh 1890'da öldü; yaşarken sattığı resimlerin sayısı çok azdı. Bugün ona dair bildiklerimizin önemli bir kısmı, Theo'ya yazdığı yüzlerce mektuptan gelir.

Cézanne neyi arıyordu?

Paul Cézanne, İzlenimcilerle birlikte sergiler açmış, Pissarro'nun yanında açık havada çalışmıştı; ama İzlenimciliği bir müzedeki eserler kadar sağlam ve kalıcı bir şeye dönüştürmek istedi. Cézanne ve formun yapısı dersinde ayrıntılı olarak incelediğin gibi, renk modülasyonuyla, yapıcı fırça darbeleriyle ve birden fazla bakış noktasını aynı resimde birleştirerek, bir masanın, bir elmanın ya da bir dağın ağırlığını ve yapısını göstermeye çalıştı. Gelişim platosu dersinde yıllarca yeniden boyadığı Sainte-Victoire Dağı'nı, galerilerle çalışmak dersinde Vollard'ın portresi için yaptırdığı sayısız oturumu görmüştün.

Van Gogh rengi duyguya, Gauguin düşünceye ve düşe yöneltirken, Cézanne onu yapıya yöneltti. Üç yolun hiçbiri öbüründen daha doğru değildir; her biri resmin gözün kaydı olmaktan çıkıp başka bir şeye dönüşebileceğini gösterdi. Yirminci yüzyılın başında bu üç yol, farklı genç ressamların elinde, Dışavurumculuğa, Fovizme ve Kübizme uzanan akımların kaynakları oldu.

Nabiler (Nabis), 1888 sonunda Gauguin'in Pont-Aven'de genç ressam Paul Sérusier'ye bir puro kutusu kapağına nasıl boyayacağını anlatmasıyla doğan küçük resmin etkisinde toplanan, Pierre Bonnard, Édouard Vuillard ve Maurice Denis'nin de aralarında bulunduğu genç Fransız ressamlar grubudur; adları İbranicede «peygamberler» anlamına gelen bir kelimeden gelir. Maurice Denis 1890'da yayımladığı bir yazıda, bir resmin bir savaş atı, bir çıplak kadın ya da bir öykü olmadan önce, esasen belirli bir düzen içinde bir araya getirilmiş renklerle kaplı düz bir yüzey olduğunu hatırlatmak gerektiğini yazdı. Bu cümle, sonraki yüzyılın soyut resmine giden yolun işaret taşlarından biri sayılır.

Gauguin'in Tahiti'si bugün nasıl okunuyor?

İlkelcilik (primitivism), on dokuzuncu yüzyılın sonu ve yirminci yüzyılın başında Avrupalı sanatçıların, Avrupa dışındaki toplumların sanatını ve yaşamını, Batı uygarlığının bozmadığı sanılan daha saf, daha doğal ve daha içgüdüsel bir dünya olarak hayal edip kendi eserlerine taşıması ve bu toplumları çoğu zaman kalıplara indirgemesidir. Gauguin, 1891'de, Avrupa uygarlığından kaçıp bozulmamış bir cennet bulacağı umuduyla, bir Fransız sömürgesi olan Tahiti'ye gitti. Orada bulduğu ada, sömürge yönetiminin, misyonerlerin ve salgın hastalıkların derinden değiştirdiği bir yerdi; ama Gauguin'in resimleri çoğu zaman bu gerçekliği değil, kendi hayal ettiği zamansız ve egzotik bir dünyayı gösterdi.

Gauguin'in Tahiti resimlerindeki kadınlar, parlak renkler ve düz alanlarla, altın kahverengi tenleri sıcak sarı ve turuncu yansımalarla, büyük bir resimsel güçle boyanmıştır. Ama bu resimlerin arkasındaki ilişkiler de bugün açıkça tartışılıyor. Gauguin'in kendi yazdığı, kısmen otobiyografik, kısmen kurgusal Noa Noa adlı metinde, Tahiti'de yaklaşık on üç yaşındaki Teha'amana ile birlikte yaşamaya başladığını anlatır ve onu resimlerinde modeli olarak kullanır. Londra'daki National Gallery, 2019'da açtığı Gauguin portreleri sergisinde bu ilişkileri ve sömürgeciliğin etkisini sergi metinlerinde açıkça ele aldı. Bir ressamın resimsel ustalığını tanımak, onun başka insanları, özellikle güçsüz konumdaki genç kızları nasıl kullandığını görmezden gelmeyi gerektirmez; ikisini birlikte görmek, bu resimlere daha dürüst bakmanın yoludur.

Uygulama

Bu deneme, aynı konunun üç farklı resim anlayışında nasıl bambaşka sonuçlar verebileceğini ve renk abartısının bir teni hangi noktada bir kişinin gözlemi olmaktan çıkarabileceğini kendi elinle görmeni sağlayacak.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışPost-İzlenimciliği tek bir üslup ya da ressamların kendi kurduğu bir grup sanmak.
Doğrusu

Ad 1910'da Roger Fry'ın sergisiyle sonradan verildi ve çok farklı yolları kapsar. Her ressamın yolunu ayrı ayrı incele.

Yaygın yanlışVan Gogh'u yalnızca yaşamöyküsündeki acılarla açıklamak.
Doğrusu

Onun renk ve fırça darbesi seçimleri bilinçli ve düşünülmüştü; bunu mektuplarından da biliyoruz. Resmi hastalığın bir belirtisine indirgeme.

Yaygın yanlışGauguin'in Tahiti resimlerini gerçek Tahiti'nin bir kaydı saymak.
Doğrusu

Resimler çoğu zaman Gauguin'in hayal ettiği egzotik bir dünyayı gösterir. Sömürge bağlamını ve modellerin konumunu da hesaba kat.

Yaygın yanlışRengi abartırken bir kişinin tenini tümüyle kalıba dökmek.
Doğrusu

Keyfi renk bir ifade aracıdır, ama modelin gerçek teninden kopunca kişiyi silebilir. Abartıyı gözlemden başlat.

Kapanış

Van Gogh, Gauguin ve Cézanne: Üç ayrı yol. Üçü de İzlenimcilikten doğdu, ama anlık ışığın kaydıyla yetinmedi. Van Gogh rengi ve fırça darbesini bir duygunun taşıyıcısı yaptı; Gauguin, Pont-Aven'de Émile Bernard'la birlikte, Vaazdan Sonra Görüm'ün kırmızı zemininde olduğu gibi, düz renk alanları ve kalın konturlarla görüntüyü düşünceyle birleştirdi; Cézanne ise doğanın altındaki yapıyı ve ağırlığı aradı. Nabiler resmi renklerle kaplı düz bir yüzey olarak tanımladı ve Roger Fry 1910'da bu farklı yolları tek bir adla topladı. Gauguin'in Tahiti'si ise ilkelcilik ve sömürgecilik bağlamında, resimsel güç ile etik sorunları birlikte görmeyi öğretir. Ödevde bu üç yoldan birini temsil eden bir tabloyu seçip, rengi ve biçimi hangi amaçla dönüştürdüğünü beş cümlede ortaya koyacaksın.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Post-İzlenimcilikPost-Impressionismİzlenimcilikten yola çıkıp renk, biçim ve anlam üzerine farklı yollar açan ressamlara 1910'da verilen ortak ad
SentetizmSynthetismGörüleni hafızada süzüp sade biçimler, düz renk alanları ve simgesel renklerle düşünceyle birleştiren anlayış
KloazonizmCloisonnismDüz ve parlak renk alanlarının kalın, koyu konturlarla birbirinden ayrıldığı boyama biçimi
NabilerNabisGauguin'in etkisinde toplanıp resmi renklerle kaplı düz bir yüzey olarak düşünen genç Fransız ressamlar
İlkelcilikPrimitivismAvrupalı sanatçıların Avrupa dışı toplumları saf ve içgüdüsel bir dünya olarak hayal edip kalıplara indirgemesi

Ödev

Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.

  1. Van Gogh'un, Gauguin'in ya da Cézanne'ın 1886 ile 1906 arasında yaptığı bir tabloyu seç; müzenin paylaştığı büyük boyutlu görüntü üzerinde fırça darbelerini ve konturları yakından izle.
  2. Tablonun nerede ve hangi koşullarda yapıldığını, ressamın o sırada kiminle çalıştığını ya da nerede yaşadığını kaynağa dayanarak aktar.
  3. Beş cümlelik analizinde renklerin gözlemle ne kadar örtüştüğünü, konturların varlığını ya da yokluğunu, fırça darbelerinin yönünü, mekânın ve yapının nasıl kurulduğunu ve figür varsa teninin nasıl renklendirildiğini ele al.
  4. Son cümlende, bu tablonun üç yoldan hangisine en yakın durduğunu ve bunu neden düşündüğünü, resimden bir kanıtla açıkla.

Kendini değerlendir

  • Kenar ve Ayrıntı: Konturların kalınlığını ve renk alanlarının kenarlarını dikkatle gözlemledin mi?
  • Kompozisyon: Mekânın ve yüzeyin nasıl düzenlendiğini tarif edebildin mi?
  • Teknik ve Malzeme: Boyanın nasıl sürüldüğünü, yönlü ve kalın darbelerle mi yoksa düz ve pürüzsüz alanlarla mı, yakından inceledin mi?
  • Son cümlendeki yorum, resimden gösterebildiğin somut bir kanıta dayanıyor mu?

Kendini sına

1. Post-İzlenimcilik adı nasıl ortaya çıktı?

  • A) Ressamlar 1886'da bir manifesto yayımlayarak bu adı seçti.
  • B) Roger Fry'ın 1910'da Londra'da düzenlediği sergiyle bu farklı ressamlara sonradan verildi.
  • C) Paris Salonu jürisi bu adı verdi.
  • D) Van Gogh bu adı mektuplarında kullandı.

2. Gauguin'in Vaazdan Sonra Görüm'ündeki kırmızı zemin neyi gösterir?

  • A) Kadınların vaazdan sonra zihinlerinde canlanan bir görüyü ve coşkuyu.
  • B) Bir çayırın gerçek rengini.
  • C) Günbatımında bir tarlayı.
  • D) Resmin yarım kaldığını.

3. Kloazonizm nedir?

  • A) Noktalarla boyama yöntemi.
  • B) Yalnızca siyah-beyaz çalışma biçimi.
  • C) Işığı yansıtmak için tuvale cila sürme yöntemi.
  • D) Düz renk alanlarının kalın, koyu konturlarla ayrıldığı boyama biçimi.

4. Maurice Denis'nin 1890'da yazdığı ünlü cümlede resim nasıl tanımlanır?

  • A) Bir öykünün en doğru kaydı olarak.
  • B) Doğanın kusursuz bir kopyası olarak.
  • C) Belirli bir düzen içinde bir araya getirilmiş renklerle kaplı düz bir yüzey olarak.
  • D) Yalnızca bir süsleme olarak.

5. Gauguin'in Tahiti resimlerine bugün hangi eleştirel soruyla bakılır?

  • A) Hangi fırçayla boyandıkları.
  • B) Sömürge bağlamında Tahiti'yi hayal edilmiş bir egzotik dünya olarak gösterip göstermedikleri ve genç modellerin konumu.
  • C) Kaç günde bittikleri.
  • D) Hangi çerçeveyle sergilendikleri.

Cevaplar

  1. B — Serginin açıldığı sırada Cézanne, Van Gogh ve Gauguin ölmüştü.
  2. A — Resim gerçek dünya ile hayal dünyasını aynı yüzeyde yan yana gösterir.
  3. D — Adını ortaçağ kloazonne minelerinden ve vitraylardan alır.
  4. C — Bu cümle soyut resme giden yolun işaret taşlarından biri sayılır.
  5. B — National Gallery 2019'daki sergisinde bu ilişkileri sergi metinlerinde ele aldı.

Referans görseller

  • Özgün animasyon: İzlenimciliğin tek bir kaynağından Van Gogh'a, Gauguin'e ve Cézanne'a ayrılan üç yol; her yolda aynı elmanın farklı biçimde boyanması.
  • Özgün animasyon: bir kloazonne mine ya da vitrayın düz renk alanlarının ve koyu konturlarının Vaazdan Sonra Görüm'le karşılaştırılması; Sérusier'nin puro kutusu kapağı ve Denis'nin cümlesi.
  • Özgün animasyon: Arles'taki Sarı Ev'de dokuz hafta; Tahiti'ye uzanan bir harita ve sömürge bağlamını gösteren bir zaman çizgisi.

Sonraki derse köprü

Cézanne'ın bir elmayı ya da bir dağı aynı resimde birden fazla noktadan görülmüş gibi kurması, yirminci yüzyılın başında Paris'te iki genç ressamın elinde çok daha radikal bir soruya dönüştü: bir nesneyi tek bir sabit bakış noktasından göstermek gerçekten onu göstermek midir? Sonraki derste Kübizmi, Picasso'nun ve Braque'ın nesneleri parçalara ayırıp yeniden kurduğu resimleri ve bu yolun resmin mekân anlayışını nasıl altüst ettiğini ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 · Kanca (animasyon). Arles'taki Sarı Ev ve iki ressam; Provence'ta bir dağ. Soru ekranda.
  • 0:50–2:20 · Bağlam (görüntü). Edinburgh; Vaazdan Sonra Görüm; Pont-Aven ve Émile Bernard.
  • 2:20–4:20 · Ad ve dönem (animasyon). Roger Fry'ın 1910 sergisi; Seurat ve Toulouse-Lautrec; ortak hoşnutsuzluk.
  • 4:20–7:00 · Van Gogh ve Gauguin (animasyon). Nuenen'den Arles'a; abartılan renk ve mektup; sentetizm ve kloazonizm; Sarı Ev ve kriz.
  • 7:00–9:10 · Cézanne ve Nabiler (animasyon). Yapı arayışı; üç yolun sonraki akımlara uzanışı; Sérusier ve Denis'nin cümlesi.
  • 9:10–11:20 · Tahiti (animasyon). İlkelcilik; sömürge Tahiti'si; Noa Noa ve Teha'amana; 2019 sergisi.
  • 11:20–12:00 · Kapanış (animasyon). Üç yolun üç elması yan yana.