İçeriğe geç

Ders TT.12 · Paralel Hatlar

İzlenimcilik

Reddedilenler Salonu'ndan dünyanın en sevilen müzelerine

TT Resim Sanatı Tarihi

2.335 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · Animasyon, 13 dk video senaryosu · Herkes

  • Reddedilenler Salonu
  • İzlenimcilik
  • bağımsız sergi
  • sanat satıcısı
  • modern yaşam resmi

Öğrenme hedefi

1860'lardan 1880'lerin ortasına kadar Paris'te bir grup ressamın, resmî Salon'un kurallarının dışında kendi yollarını nasıl açtığını ve bir zamanlar alay edilen resimlerinin nasıl olup da bugün müzelerin en kalabalık salonlarını doldurduğunu açıklayabileceksin. Reddedilenler Salonu'nun neden açıldığını ve ne değiştirdiğini anlatabilecek; 1874 sergisinin nasıl düzenlendiğini ve İzlenimcilik adının nereden geldiğini gösterebilecek; bu ressamların açık havada, hızlı fırça darbeleriyle ve kent hayatından konularla nasıl çalıştığını tanıyabilecek; sanat satıcılarının ve koleksiyoncuların rolünü izleyebilecek ve bu resimlerde tenin, ışığın ve kimin nereye bakabildiğinin nasıl gösterildiğini tartışabileceksin.

Kanca

Reddedilenler Salonu'ndan dünyanın en sevilen müzelerine

Bugün Paris'teki Orsay Müzesi'nin İzlenimci salonlarında her gün binlerce ziyaretçi, Monet'nin, Renoir'ın, Morisot'nun ve Degas'nın tuvallerinin önünde fotoğraf çekmek için sıraya girer. Bu resimlerin çoğunun baskısı bugün dünyanın dört bir yanında evlerin, kafelerin ve bekleme salonlarının duvarlarında asılı durur. Oysa yüz elli yıl kadar önce aynı ressamların tuvalleri resmî sergiden geri çevriliyor, eleştirmenler onları alaya alıyor, izleyiciler önlerinde kahkahayla gülüyordu. Bir eleştirmen onlardan birinin resmine bakıp bir duvar kâğıdı taslağının bile daha bitmiş olduğunu yazmıştı. Reddedilen bu ressamlar nasıl oldu da sonunda resim tarihinin en çok sevilen isimleri arasına girdi?

Bağlam

Orsay Müzesi'nde, 208 × 264,5 santimetrelik büyük bir tuval durur: Édouard Manet'nin 1863 tarihli Kırda Öğle Yemeği. Bir koruluğun içinde, çimenlerin üstünde, modern giysiler içinde iki genç adam oturmuş sohbet eder. Yanlarında, çıplak bir kadın oturur ve başını çevirerek doğrudan izleyiciye bakar. Önde bir sepetten dökülmüş meyveler, ekmek ve kadının çıkarılmış mavi elbisesi, arkada ise ince bir gömlekle bir derede eğilmiş başka bir kadın vardır. Çıplak kadının modeli, Manet'nin sık çalıştığı ve kendisi de sonradan ressam olan Victorine Meurent'dir.

Manet bu resmi 1863 Salonu'na gönderdi ve jüri resmi reddetti. Aynı yıl jüri, Salon'a gönderilen eserlerin çok büyük bir bölümünü geri çevirmişti ve ressamlar arasında büyük bir öfke yükselmişti. İmparator III. Napolyon, reddedilen eserlerin ayrı bir bölümde sergilenmesine izin verdi. Manet'nin tuvali bu sergide Banyo adıyla gösterildi ve serginin en çok konuşulan, en çok alay edilen eseri oldu. İzleyicileri sarsan, çıplaklığın kendisinden çok, çıplak bir kadının tanrıça ya da mitolojik bir peri olarak değil, modern giyimli erkeklerin yanında, çağdaş bir kadın olarak ve izleyiciye utanmadan bakarak gösterilmesiydi. Pek çok sanat tarihçisi kompozisyonun, Rönesans'tan kalma bir gravürdeki figür düzenini bilerek ödünç aldığını belirtir; Manet eski bir kalıbı modern bir sahneye taşımıştı.

Ana anlatım

Reddedilenler Salonu neyi değiştirdi?

Paris Salonu, on dokuzuncu yüzyılın ortasında bir ressamın kariyerinin neredeyse tek kapısıydı. Salon'da kabul edilmek, eleştirmenlerin dikkatini, devlet siparişlerini ve alıcıları getiriyordu; reddedilmek ise çoğu zaman bir yıl boyunca görünmez olmak demekti. Jüri, akademinin ölçütlerini koruyan, çoğunlukla yaşlı ve ünlü ressamlardan oluşuyordu ve tarih resmini, pürüzsüz yüzeyleri ve bitmişliği ödüllendiriyordu.

Reddedilenler Salonu (Salon des Refusés), 1863'te III. Napolyon'un izniyle, resmî Salon jürisinin geri çevirdiği eserlerin halka ayrıca sergilendiği sergidir. Serginin kendisi kısa sürdü ve sonraki yıllarda yalnızca birkaç kez tekrarlandı; ama önemli bir kapıyı araladı. Halk, jürinin kararını kendi gözleriyle değerlendirme fırsatı buldu ve resmî beğeninin dışında da ciddi bir resmin var olabileceği görüldü. Manet'nin tuvalinin yanında, Amerikalı ressam James McNeill Whistler'ın beyaz giysili bir kadını beyaz bir fonun önünde gösteren tablosu da bu sergide gösterildi ve o da alay konusu oldu.

Aynı yıl şair Charles Baudelaire, Modern Hayatın Ressamı adlı denemesini yayımladı. Baudelaire, ressamları geçmişin kahramanlarını değil, kendi çağlarının geçici, değişken ve kaygan güzelliğini, kent kalabalıklarını, modayı, bulvarları yakalamaya çağırıyordu. Modern yaşam resmi (painting of modern life), on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında büyüyen kentin gündelik sahnelerini, bulvarları, kafeleri, tiyatroları, tren istasyonlarını, bahçe eğlencelerini ve orta sınıfın boş zamanını konu alan resim anlayışıdır. Manet ve genç çevresindeki ressamlar bu çağrıyı kendi tuvallerinde cevaplamaya başladılar.

İzlenimcilik nasıl doğdu ve adını nasıl aldı?

Bağımsız sergi (independent exhibition), sanatçıların resmî bir kurumun ya da jürinin onayını beklemeden, kendi örgütledikleri, kendi seçtikleri ve masraflarını kendilerinin karşıladığı sergidir. Salon'un kapısında yıllarca bekleyen bir grup ressam, Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir, Camille Pissarro, Alfred Sisley, Edgar Degas, Berthe Morisot ve diğerleri, 1873'te bir anonim ortaklık kurdu ve 15 Nisan 1874'te, sergi hazırlamak dersinde gördüğün Nadar'ın Capucines Bulvarı'ndaki eski fotoğraf stüdyosunda, otuz sanatçının eserini içeren bir sergi açtı. Manet ise bu sergiye katılmadı ve hayatı boyunca Salon'da kabul görmeyi denemeyi sürdürdü.

Mizah dergisi Le Charivari'nin eleştirmeni Louis Leroy, 25 Nisan 1874'te sergi üzerine alaycı bir yazı yayımladı. Yazısının başlığında, Monet'nin sergideki bir resminin adından, değer skalası dersinde incelediğin İzlenim, Gün Doğumu'ndan yola çıkarak, ressamları «İzlenimciler» diye adlandırdı. İzlenimcilik (Impressionism), bu alaycı adı sonradan benimseyen ve bir görüntünün anlık görünüşünü, özellikle değişen ışığı ve atmosferi, hızlı ve görünür fırça darbeleriyle, açık ve parlak renklerle yakalamaya çalışan ressamların akımıdır. Grup 1874 ile 1886 arasında sekiz sergi düzenledi; katılımcılar her sergide değişti ve aralarında sert anlaşmazlıklar yaşandı.

Bu anlaşmazlıkların ortasında grubu bir arada tutan kişi çoğu zaman Camille Pissarro'ydu. Pissarro, sekiz sergiye de katılan tek ressamdı. Karayipler'deki Saint Thomas adasında, o sırada Danimarka'ya bağlı bir limanda, Portekiz kökenli Yahudi bir tüccar ailesinin oğlu olarak doğmuştu; Paris'e sonradan gelmiş bir yabancıydı. Grubun yaşça büyüklerinden biri olarak Cézanne'a ve Gauguin'e açık havada çalışmayı öğretti, genç ressamlara cömertçe yardım etti ve tartışmalarda ara buldu. Resimlerinde de kentin ünlü bulvarları kadar köy yollarını, pazar yerlerini ve tarlada çalışan köylüleri gösterdi. Pissarro'nun öyküsü, İzlenimcilik denince akla gelen Parisli ve varlıklı ressam imgesinin, grubun gerçek bileşimini tam olarak yansıtmadığını hatırlatır.

Grubun içinde kadın ressamlar da vardı. Sergi hazırlamak dersinde tanıdığın Berthe Morisot, sekiz sergiden yedisine katıldı; yalnızca kızının doğduğu yıl katılmadı. Amerikalı Mary Cassatt, Degas'nın daveti üzerine 1879'dan itibaren sergilerde yer aldı. Sanat tarihçisi Griselda Pollock, 1988'de yayımladığı bir denemesinde, Morisot'nun ve Cassatt'ın resimlerinin çoğunlukla ev içlerini, balkonları ve bahçeleri göstermesini, bir kadının o dönemde erkek meslektaşları gibi kafelere, kulislere ve gece hayatına rahatça giremeyişiyle ilişkilendirdi. Modern yaşamın hangi yüzünün resmedilebildiği, ressamın kim olduğuna da bağlıydı.

Bu resimler nasıl yapıldı?

İzlenimciler sık sık açık havada, konunun karşısında çalıştı. Açık hava resmi kavramını ve bunun kolaylaştıran yeni araçları, özellikle 1841'de Amerikalı ressam John Goffe Rand'ın geliştirdiği kapaklı metal boya tüpünü, yağlı boyanın kısa tarihi dersinde görmüştün. Tüpler, ressamların boyalarını kırlara, nehir kıyılarına ve bulvarlara taşımasını kolaylaştırdı. Demiryolları da Paris'in çevresindeki Seine kıyısındaki köyleri, Argenteuil'ü, Bougival'i, kentten kısa bir yolculuk mesafesine getirdi.

Işık birkaç dakikada değiştiği için, İzlenimciler hızlı çalışmak zorundaydı. Monet ve kırık renk dersinde incelediğin gibi, renkleri paletin üzerinde uzun uzun karıştırmak yerine yan yana, kısa ve belirgin fırça darbeleriyle koydular; gölgeleri siyahla değil, renkli tonlarla, çoğu zaman mavilerle ve morlarla boyadılar. Beyaz ya da açık renkli astarlar kullanarak resimlerine akademik resmin kahverengi tonlu yüzeylerinden çok daha parlak bir ışık kazandırdılar. Eleştirmenlerin «bitmemiş» diye alay ettiği şey, tam da bu hız ve bu görünür fırça darbeleriydi.

Konuları da yeniydi. Monet'nin Saint-Lazare Garı'nın buharla dolmuş çatısı, Renoir'ın Montmartre'deki açık hava dans bahçeleri, Degas'nın bale provaları, yarış pistleri ve kafe konserleri, Pissarro'nun kentin bulvarları ve köy pazarları, modern yaşam resminin farklı yüzleriydi. Degas kendini İzlenimci yerine «gerçekçi» saymayı tercih etti ve açık havada çalışmaktan çok atölyesinde, desenlerden ve hafızadan çalıştı; bu da grubun tek bir yöntemi değil, ortak bir tavrı paylaştığını gösterir.

Işık teni nasıl değiştirdi?

İzlenimcilerin gölge ve ışık anlayışı, tenin resmedilişini de değiştirdi. Renoir 1876'daki ikinci İzlenimci sergisinde, açık havada, yaprakların arasından süzülen güneşin altında oturan çıplak bir kadının gövdesini gösteren bir etüt sergiledi. Tenin üstünde yaprakların yansıttığı yeşil ve mavi ışık lekeleri, güneşin sıcak sarıları ile gölgenin serin morları iç içe geçiyordu. Le Figaro'nun eleştirmeni Albert Wolff, bu kadının gövdesinin çürümekte olan bir cesedin yeşil ve mor lekelerini taşıyan bir et yığını olmadığını birinin Renoir'a açıklaması gerektiğini yazdı. Oysa Renoir tam olarak gözlediğini boyamıştı: ışık, çevresindeki renkleri tenin üstüne taşır. Renkli gölge kavramı, burada her tende geçerli bir gözlem olarak karşımıza çıkar.

Ama İzlenimci resim de dönemin toplumsal bakışlarından bağımsız değildi. Etkilenmek ve taklit etmek dersinde gördüğün Manet'nin Olympia'sındaki siyah hizmetçi Laure, sanat tarihi yazılarında uzun süre adıyla anılmadı. Degas'nın 1879'da Fernando Sirki'nde, dişleriyle bir ipe tutunarak kubbeye doğru çekilen akrobatı gösterdiği Mis La La tablosu, kaynaklara göre Avrupa'da ünlenmiş, karma kökenli bir sanatçıyı, Anna Olga Albertina Brown'ı gösterir; tablo onu adıyla anar, ama izleyicinin gözünden neredeyse tamamen alttan, bir gösteri nesnesi gibi görülen bir beden olarak kurar. Işığın tende nasıl dolaştığını gösteren aynı ressamlar, kimin hangi rolde ve hangi açıdan gösterileceğini de seçiyordu.

Sanat satıcısı (art dealer), sanatçıların eserlerini satın alan, sergileyen ve alıcılara satan, zamanla sanatçıların kariyerlerini ve piyasadaki değerlerini biçimlendiren aracıdır. İzlenimcilerin müzelere uzanan yolunda en önemli adlardan biri, günlerin saatleri ve mevsimler dersinde andığımız Paul Durand-Ruel'dir. Durand-Ruel, eleştirmenlerin alay ettiği yıllarda bile İzlenimcilerin tuvallerini satın aldı ve 1886'da New York'ta büyük bir sergi açarak onları Amerikan koleksiyoncularına tanıttı. Ressam ve koleksiyoncu Gustave Caillebotte ise arkadaşlarının eserlerini satın alıp biriktirdi ve ölümünden sonra koleksiyonunu Fransız devletine bıraktı; devlet bu mirasın ancak bir bölümünü kabul etti. Bu eserler, onlarca yıl sonra Orsay Müzesi'nin İzlenimci salonlarının çekirdeğini oluşturacaktı.

Uygulama

Bu kısa çalışma, İzlenimcilerin neden hızlı çalışmak zorunda kaldığını ve açık havadaki ışığın her tende, açık ya da koyu, hangi beklenmedik renkleri ortaya çıkardığını kendi elinle görmeni sağlayacak.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışİzlenimcileri baştan beri sevilen ressamlar sanmak.
Doğrusu

Uzun yıllar boyunca Salon'dan reddedildiler ve eleştirmenlerce alaya alındılar. Bugünkü ünlerinin nasıl kurulduğunu da araştır.

Yaygın yanlışİzlenimciliği yalnızca açık havada çalışmak olarak tanımlamak.
Doğrusu

Degas gibi ressamlar atölyede ve hafızadan çalıştı. Grubu birleştiren tek bir yöntem değil, ortak bir tavırdı.

Yaygın yanlışManet'yi İzlenimci sergilerin bir üyesi saymak.
Doğrusu

Manet bu sergilere katılmadı ve Salon'da kabul görmeyi denemeyi sürdürdü. Etkisi ile üyeliği birbirinden ayır.

Yaygın yanlışAçık havadaki tende gölgeleri siyah ya da kahverengiyle koyulaştırmak.
Doğrusu

Işık çevresindeki renkleri tene taşır. Gölgedeki mavi, mor ya da yeşil tonları dikkatle gözlemle.

Kapanış

Reddedilenler Salonu'ndan dünyanın en sevilen müzelerine uzanan yol düz bir yol değildi. 1863'te Manet'nin Kırda Öğle Yemeği, jürinin reddettiği eserlerin sergisinde alay konusu oldu; ama o sergi, halkın resmî beğeninin dışında da ciddi bir resim görebileceğini gösterdi. 1874'te bir grup ressam Nadar'ın eski stüdyosunda kendi bağımsız sergilerini açtı ve Leroy'un alaycı yazısından doğan İzlenimcilik adını benimsedi. Açık havada, hızlı ve görünür fırça darbeleriyle, renkli gölgelerle ve modern kentin sahneleriyle çalıştılar; Renoir'ın ışık lekeleriyle dolu teni bir eleştirmeni öfkelendirdi, Morisot ve Cassatt ise bir kadının girebildiği mekânların resmini yaptı. Durand-Ruel gibi satıcılar ve Caillebotte gibi koleksiyoncular bu resimleri müzelere taşıdı. Ödevde bu akımdan bir tablo seçip, ışığı ve fırça darbesini yakından izleyerek beş cümlede çözümleyeceksin.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Reddedilenler SalonuSalon des Refusés1863'te resmî Salon jürisinin reddettiği eserlerin halka ayrıca sergilendiği sergi
İzlenimcilikImpressionismAnlık görünüşü, değişen ışığı ve atmosferi hızlı, görünür fırça darbeleri ve açık renklerle yakalayan akım
Bağımsız sergiIndependent exhibitionSanatçıların resmî bir jürinin onayını beklemeden kendi örgütlediği ve seçtiği sergi
Sanat satıcısıArt dealerSanatçıların eserlerini satın alan, sergileyen ve satan, onların kariyerini biçimlendiren aracı
Modern yaşam resmiPainting of modern lifeBüyüyen kentin bulvarlarını, kafelerini, eğlencelerini ve gündelik sahnelerini konu alan resim anlayışı

Ödev

Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.

  1. 1860'lar ile 1880'ler arasında yapılmış İzlenimci bir tablo seç; fırça darbelerini tek tek görebileceğin yakınlıkta bir görüntüsünü, müzenin sunduğu yüksek çözünürlüklü dosyalardan al.
  2. Tablonun hangi sergide ya da nerede ilk kez gösterildiğini ve eleştirmenlerin ona nasıl tepki verdiğini, bulabildiğin ölçüde, kaynağına dayanarak yaz.
  3. Beş cümlelik analizinde fırça darbelerinin boyutunu ve yönünü, gölgelerin rengini, ışığın saatini ve yönünü, konunun modern yaşamın hangi yüzünü gösterdiğini ve figürlerin tenine düşen ışığı ele al.
  4. Son cümlende, bu tablonun ressamının kim olduğunun, erkek ya da kadın, Parisli ya da yabancı, tablonun hangi mekânı gösterebildiğini nasıl etkilemiş olabileceğini tartış.

Kendini değerlendir

  • Kenar ve Ayrıntı: Fırça darbelerinin boyutunu ve yönünü, kenarların ne kadar erimiş olduğunu yakından gözlemledin mi?
  • Değer (Ton): Işıklı ve gölgeli alanların değer farkını ve gölgelerin rengini ayırt ettin mi?
  • Kompozisyon: Sahnenin kırpılışını ve figürlerin yerleşimini tarif edebildin mi?
  • Son cümlen, ressamın kimliği hakkında kaynağın desteklemediği bir şey söylemeden kuruldu mu?

Kendini sına

1. Reddedilenler Salonu neden önemlidir?

  • A) Salon'u tamamen kapattığı için.
  • B) Jürinin reddettiği eserleri halkın önüne çıkarıp resmî beğeninin dışında da ciddi bir resmin var olabileceğini gösterdiği için.
  • C) Yalnızca heykelleri sergilediği için.
  • D) Hiç ziyaretçi almadığı için.

2. İzlenimcilik adı nereden gelir?

  • A) Louis Leroy'un Monet'nin İzlenim, Gün Doğumu tablosundan yola çıkarak yazdığı alaycı bir eleştiriden.
  • B) Ressamların kendi manifestosundan.
  • C) III. Napolyon'un bir kararından.
  • D) Bir müzenin yeni salonunun adından.

3. Albert Wolff, Renoir'ın 1876'da sergilediği etüdü neden eleştirdi?

  • A) Figür çok küçük olduğu için.
  • B) Resim siyah-beyaz olduğu için.
  • C) Tenin üstündeki yeşil ve mor ışık lekelerini çürümüş bir bedenin lekelerine benzettiği için.
  • D) Resim çok pahalı olduğu için.

4. Griselda Pollock, Morisot ve Cassatt'ın resimlerinin sıklıkla ev içlerini göstermesini neyle ilişkilendirdi?

  • A) Pahalı boya bulamamalarıyla.
  • B) Açık havada resim yapmayı bilmemeleriyle.
  • C) Yalnızca portre ısmarlanmasıyla.
  • D) Bir kadının o dönemde erkek meslektaşları gibi kafelere ve gece hayatına rahatça girememesiyle.

5. Paul Durand-Ruel İzlenimcilerin yolunda nasıl bir rol oynadı?

  • A) Eserlerini satın alıp sergileyen ve 1886'da New York'ta tanıtan bir sanat satıcısı olarak.
  • B) Salon jürisinin başkanı olarak.
  • C) İzlenimcileri alaya alan bir eleştirmen olarak.
  • D) Resimlerini yasaklayan bir yönetici olarak.

Cevaplar

  1. B — Manet'nin Kırda Öğle Yemeği bu sergide gösterildi ve en çok konuşulan eser oldu.
  2. A — Yazı 25 Nisan 1874'te Le Charivari'de yayımlandı.
  3. C — Oysa Renoir yaprakların tene yansıttığı renkli ışığı gözleyerek boyamıştı.
  4. D — Modern yaşamın hangi yüzünün resmedilebildiği ressamın kimliğine de bağlıydı.
  5. A — Eleştirmenlerin alay ettiği yıllarda bile onların tuvallerini satın aldı.

Referans görseller

  • Özgün animasyon: 1863 Salonu'nun duvardan duvara tablolarla dolu salonları ve reddedilen eserlerin ayrı bir bölüme taşınması; Manet'nin tuvali önünde gülen kalabalık.
  • Özgün animasyon: Nadar'ın Capucines Bulvarı'ndaki stüdyosu, 1874 sergisi ve Leroy'un yazısının başlığından «İzlenimciler» kelimesinin ayrılması.
  • Özgün animasyon: yaprakların arasından süzülen güneşin tenin üstüne yeşil, sarı ve mor lekeler bırakması; farklı tenlerde aynı ışığın etkisi.

Sonraki derse köprü

İzlenimcilerin son ortak sergisi 1886'da açıldığında, grubun içinden ve çevresinden bazı ressamlar anlık ışığın peşinde koşmanın yetmediğini düşünmeye başlamıştı. Kimi rengi bir duyguyu taşımak için abartmak istiyordu, kimi uzak adalarda başka bir hayat ve başka bir resim arıyordu, kimi de doğanın altındaki kalıcı yapıyı, silindiri, küreyi ve koniyi görmeye çalışıyordu. Sonraki derste Post-İzlenimciliği ve bu ressamların İzlenimcilikten ayrılan yollarını ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:00 · Kanca (animasyon). Bugünün müze kalabalığı geriye doğru akar; 1863'te gülen izleyiciler. Soru ekranda.
  • 1:00–2:40 · Bağlam (görüntü). Orsay; Kırda Öğle Yemeği'nin figürleri; 1863 Salonu'nun reddi; III. Napolyon'un kararı.
  • 2:40–5:00 · Reddedilenler Salonu (animasyon). Jürinin gücü; Whistler; Baudelaire ve modern yaşam resmi.
  • 5:00–7:40 · İzlenimciliğin doğuşu (animasyon). Anonim ortaklık ve bağımsız sergi; Nadar'ın stüdyosu; Leroy; sekiz sergi; Morisot, Cassatt ve Pollock.
  • 7:40–9:50 · Nasıl boyandı? (animasyon). Boya tüpü ve demiryolu; kırık renk ve renkli gölgeler; modern konular; Degas'nın farkı.
  • 9:50–12:10 · Işık, ten ve müzeler (animasyon). Renoir'ın etüdü ve Wolff; Laure ve Mis La La; Durand-Ruel ve Caillebotte'nin mirası.
  • 12:10–13:00 · Kapanış (animasyon). Gülen kalabalık bugünün müze kalabalığına dönüşür.