Öğrenme hedefi
On sekizinci yüzyılın sonu ile on dokuzuncu yüzyılın ortası arasında resmin, akla, düzene ve antik örneklere dayanan Neoklasik anlayıştan duyguya, hayal gücüne, doğaya ve bireyin iç dünyasına nasıl yöneldiğini açıklayabileceksin. Romantizmin bir akla karşı ayaklanma mı, yoksa aklın karanlık yüzüyle yüzleşme mi olduğunu tartışabilecek; Goya'nın savaş ve kâbus resimlerini, Friedrich'in manzaralarını ve Fransız ressamların Salon tartışmalarını karşılaştırabilecek; Oryantalizmin Doğu'yu ve Doğulu insanları nasıl kalıplaştırdığını fark edebilecek ve bu dönemin resimlerinde sıradan insanların, savaş kurbanlarının ve farklı tenlerin nasıl gösterildiğini değerlendirebileceksin.
Kanca
Duygular akla karşı nasıl ayaklandı?
1799'da Madrid'de satışa çıkan bir gravür dizisinin bir levhasında, bir adam kollarını bir masaya dayamış, başını kollarının arasına gömmüş uyumaktadır. Arkasından baykuşlar, yarasalar ve karanlıkta parlayan gözlü bir vaşak yükselir. Masanın yan yüzünde bir cümle yazılıdır: «Aklın uykusu canavarlar doğurur.» Bu levhayı yapan ressam, Francisco Goya, Aydınlanma'nın aklına inanıyordu. Birkaç yıl sonra ise aklın ve özgürlüğün adına yola çıkan Napolyon ordularının kendi ülkesinde yaptıklarını gördü. Duygular akla karşı mı ayaklandı, yoksa ressamlar aklın ne kadar kırılgan olduğunu mu keşfetti?
Bağlam
Madrid'deki Prado Müzesi'nde, yaklaşık 268 × 347 santimetrelik bir tuval durur: Goya'nın 1814'te tamamladığı 3 Mayıs 1808, Madrid'de ya da kısaca Kurşuna Dizilenler. 1808'de Napolyon'un orduları İspanya'ya girdi ve Fransız imparatorunun ağabeyi Joseph Bonaparte İspanya tahtına oturtuldu. 2 Mayıs 1808'de Madrid halkı işgal ordusuna karşı ayaklandı; ertesi gece ve sabah, ayaklanmaya katıldığı düşünülen yüzlerce kişi kurşuna dizildi. Bu olaylarla başlayan savaş altı yıl sürdü. Fransızlar çekildikten sonra, 1814'te, Goya aynı boyuttaki iki büyük tuvali, ayaklanmayı ve infazları anlatan 2 Mayıs ile 3 Mayıs'ı, kendi önerisiyle İspanya'nın geçici hükümeti için yaptı.
3 Mayıs'ta sahne gecedir. Sağda, sırtları izleyiciye dönük, yüzleri görünmeyen bir asker sırası tüfeklerini doğrultmuştur; hepsi aynı duruşta, bir makinenin parçaları gibi dizilmiştir. Solda, yerdeki büyük bir fenerin ışığında, bir grup sivil ölümle yüz yüzedir. Ortada, beyaz gömlekli, sarı pantolonlu bir adam kollarını iki yana açmıştır. Önünde, kanlar içinde yere yığılmış cesetler; arkasında, yüzlerini elleriyle kapatan ve sıranın kendisine gelmesini bekleyen insanlar vardır. Arka planda karanlık bir tepe ve bir kilisenin silueti görünür. Bu resimde kahraman bir general, bir tanrı ya da antik bir erdem yoktur; adı bilinmeyen sıradan insanlar ve onların son anları vardır.
Ana anlatım
Romantizm akla karşı bir ayaklanma mıydı?
Romantizm (Romanticism), kabaca 1780 ile 1850 arasında Avrupa'da resimde, edebiyatta ve müzikte etkili olan, aklın ve kuralların yerine duyguyu, hayal gücünü, doğanın gücünü, bireyin iç dünyasını ve ulusal geçmişi öne çıkaran geniş bir kültür hareketidir. Romantizm tek bir üslup değildir; Goya'nın karanlık fırçasından Friedrich'in sessiz manzaralarına, Delacroix'nın parlak renklerinden Turner'ın ışık fırtınalarına kadar birbirinden çok farklı ressamları kapsar. Onları birleştiren, bir kural listesinden çok, bir tavırdır: resmin yalnızca doğru ve dengeli olması değil, izleyicide güçlü bir duygu uyandırması gerektiği inancı.
Bu tavır birdenbire doğmadı. İsviçre doğumlu ressam Henry Fuseli'nin 1781'de Londra'da sergilediği Kâbus, uyuyan bir kadının göğsünün üstüne çömelmiş bir iblisi ve perdenin arasından bakan hayalet gibi bir atı gösteriyordu; resim büyük bir ilgi ve tartışma yarattı. Güzel ve yüce dersinde incelediğin Edmund Burke'ün yücelik kuramı da, korkunun, belirsizliğin ve büyüklüğün sanatın konusu olabileceğini zaten savunmuştu. Fransız Devrimi'nin şiddeti ve Napolyon savaşlarının yıkımı ise pek çok sanatçıda, aklın ve ilerlemenin kendiliğinden iyiye götürdüğü inancını sarstı.
Goya'nın levhası bu yüzden iki yönlü okunabilir. «Aklın uykusu canavarlar doğurur» cümlesi, akıl uyuduğunda boş inançların ve kötülüklerin ortaya çıktığı biçiminde de, aklın kendisinin uykusunda korkunç düşler gördüğü biçiminde de anlaşılabilir. Pek çok sanat tarihçisi Romantizmi aklın düpedüz reddi olarak değil, aklın sınırlarının, karanlık yüzünün ve insanın akıl dışı yanlarının keşfi olarak yorumlar. Goya'nın baskı resim dersinde tanıdığın Kaprisler dizisi bu keşfin ilk büyük örneklerinden biridir.
Goya savaşı nasıl gösterdi?
3 Mayıs'ı önceki savaş resimlerinden ayıran en önemli özellik, bakış noktasıdır. Önceki yüzyıllarda savaş resimleri çoğu zaman bir zaferi, bir komutanı ya da onurlu bir ölümü yüceltirdi. Goya ise izleyiciyi kurbanların yanına, tüfeklerin namlusunun önüne yerleştirir. Askerler yüzsüzdür, çünkü onların kişiliği değil işlevi önemlidir; kurbanların ise her birinin yüzü ve tepkisi farklıdır. Beyaz gömlekli adamın açık kolları, birçok yorumcuya çarmıhı hatırlatır; müze açıklamaları ve pek çok yorum, sağ avucunda çivi yarasına benzeyen bir iz görüldüğünü de not eder.
Işık bu resimde tek bir kaynaktan, yerdeki fenerden gelir ve sahnenin en parlak noktası adamın beyaz gömleğidir. Işık izleyicinin dikkatini yöneltir, ama kurtarıcı bir ilahi ışık değildir; yalnızca öldürme işini aydınlatır. Goya'nın fırçası da Neoklasik ustaların pürüzsüz yüzeyinden uzaktır: ön plandaki kan ve cesetler kaba, hızlı darbelerle boyanmıştır.
Kara Resimler (Black Paintings), Goya'nın yaklaşık 1819 ile 1823 arasında, Madrid yakınlarındaki evinin duvarlarına doğrudan yağlı boyayla yaptığı, karanlık tonlarda, kâbus gibi figürlerle dolu on dört resmin sonradan verilen adıdır. Bu resimler hiçbir hami için değil, yalnızca ressamın kendi evi için yapılmıştı. Yaşlı, sağır ve siyasi baskı altındaki Goya, bu duvarlara çocuklarını yiyen bir Satürn, anlamsız bir kalabalığın içindeki yüzler ve kumlara gömülmüş bir köpeğin başını boyadı. Resimler on dokuzuncu yüzyılın sonlarında duvarlardan sökülüp tuvale aktarıldı ve bugün Prado'dadır.
Doğa ve birey nasıl resmedildi?
Alman ressam Caspar David Friedrich, Romantik duygunun bambaşka bir yüzünü gösterdi. Hamburg Kunsthalle'deki yaklaşık 1818 tarihli Sis Denizi Üzerindeki Gezgin'de, koyu bir palto giymiş bir adam kayalık bir tepenin üstünde, sırtı izleyiciye dönük durur ve önünde uzanan, zirvelerin sisin içinden yükseldiği bir manzaraya bakar. Sırt figürü (Rückenfigur), resimde izleyiciye sırtını dönmüş ve resmin içindeki manzaraya bakan, böylece izleyicinin kendi bakışını onun bakışıyla özdeşleştirmesini sağlayan figürdür. Friedrich bu figürü sık kullandı; izleyici adamın yüzünü görmez, onun yerine geçer.
Friedrich'in manzaraları, doğanın ölçülemez büyüklüğü karşısında bireyin küçüklüğünü ve yalnızlığını, çoğu zaman bir dinî ya da ruhsal duyguyla birlikte gösterir. İngiltere'de John Constable ve J. M. W. Turner ise doğayı başka yollardan incelediler. Bulutlar ve gökyüzü dersinde gördüğün Constable'ın bulut çalışmaları gözlemin, güzel ve yüce dersinde incelediğin Turner'ın Kar Fırtınası ise doğanın ezici gücünün resmiydi. Romantik ressamlar için manzara, bir odanın duvarını süsleyen bir tür olmaktan çıkıp duyguların ve düşüncelerin taşıyıcısı hâline geldi.
Fransa'da hangi kavgalar yaşandı?
Çizgi ve renk tartışması (line versus colour debate), resimde önceliğin açık kontura, çizime ve biçime mi, yoksa renge, ışığa ve fırça darbesinin canlılığına mı verilmesi gerektiği üzerine yüzyıllardır süren tartışmadır. On dokuzuncu yüzyılın başında Paris Salonlarında bu tartışma iki ressamın adıyla simgeleşti. David'in öğrencisi Jean-Auguste-Dominique Ingres, kusursuz çizgiyi ve pürüzsüz yüzeyi savundu. Eugène Delacroix ise hareketli kompozisyonları, parlak renkleri ve görünür fırça darbeleriyle Romantik resmin önderi oldu. Eleştirmenler ve izleyiciler bu iki yol arasında taraf tuttu.
Delacroix'nın 1824 Salonu'nda sergilediği Sakız Katliamı'ndan Sahneler, 1822'de Yunan bağımsızlık ayaklanması sırasında Osmanlı birliklerinin Sakız Adası'ndaki Rum halkına yönelik katliamını, ölmekte olan ve esir alınan sivillerle, dört metreyi aşan bir tuvalde gösterdi. Resim, Avrupa'da Yunan davasını destekleyen geniş bir kamuoyunun parçasıydı. Oryantalizm (Orientalism), Batılı sanatçıların ve yazarların Kuzey Afrika'yı, Orta Doğu'yu ve Osmanlı dünyasını çoğu zaman egzotik, şiddetli, duygusal ya da tembel olarak gösteren kalıplaşmış imgeler üretmesidir; kavram, Edward Said'in 1978'de yayımlanan kitabıyla bugünkü eleştirel anlamını kazandı. Sakız Katliamı gerçek bir katliamı anlatır; ama resimdeki Osmanlı süvarisi de, Delacroix'nın 1834 tarihli Cezayirli Kadınlar'ındaki kapalı ve sessiz kadınlar da, Batılı izleyicinin Doğu hakkındaki beklentileriyle biçimlenmiş imgelerdir.
Bu dönemin resimleri, farklı tenleri ve Avrupalı olmayan insanları da giderek daha sık gösterdi. Büyük format dersinde incelediğin Géricault'nun Medusa'nın Salı'nda, salın tepesinde bir bezi sallayarak kurtarıcı gemiye işaret eden figür siyah bir adamdır ve umudun doruğunu taşır. Ama aynı yıllarda Oryantalist resimlerde siyah ve Doğulu figürler çoğu zaman hizmetkâr, köle ya da egzotik bir dekorun parçası olarak yer aldı. Bu resimlere bakarken, teninin rengine göre bir figüre hangi rolün verildiğini sormak, dönemin görme biçimini anlamanın en açık yollarından biridir.
Uygulama
Bu deneme, Goya'nın fenerinin bir figürü nasıl dramatik biçimde öne çıkardığını ve aşağıdan gelen alışılmadık bir ışığın her tende yüzün ve bedenin formunu nasıl değiştirdiğini kendi elinle görmeni sağlayacak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışRomantizmi aklın basit bir reddi olarak görmek.
Goya gibi pek çok Romantik sanatçı aklın sınırlarını ve karanlık yüzünü inceledi. Akıl ile duygu arasındaki gerilimi bir karşıtlıktan çok bir yüzleşme olarak düşün.
Yaygın yanlışRomantizmi tek bir üslup sanmak.
Goya, Friedrich, Delacroix ve Turner çok farklı resimler yaptı. Onları birleştiren tavrı, farklı yolları görerek anla.
Yaygın yanlışOryantalist resimleri Doğu'nun gerçek bir kaydı saymak.
Bu resimler Batılı izleyicinin beklentileriyle biçimlenmiş imgelerdir. Gerçek bir olayı anlatsalar bile hangi kalıpları kullandıklarını sor.
Yaygın yanlışGüçlü tek ışıkta yüzün her yerini aynı tenle boyamak.
Işığın yönü ve sıcaklığı tenin tonunu her bölgede değiştirir. Aydınlık, gölge ve kenar tonlarını ayrı ayrı gözlemle.
Kapanış
Duygular akla karşı nasıl ayaklandı? Tek bir isyanla değil, aklın ve ilerlemenin vaatlerinin savaşlarla, devrimlerin şiddetiyle ve bireyin yalnızlığıyla sınandığı bir dönemde, yavaş yavaş. Fuseli'nin Kâbus'u ve Goya'nın Kaprisler'i aklın karanlık yüzünü gösterdi. Goya'nın 3 Mayıs'ı savaşı zafer olarak değil, sıradan insanların ölümü olarak resmetti ve izleyiciyi namluların önüne koydu; Kara Resimler bu karanlığı ressamın kendi duvarlarına taşıdı. Friedrich'in sırt figürleri izleyiciyi doğanın sonsuzluğu önünde yalnız bıraktı; Paris'te çizgi ile renk arasındaki kavga Ingres ile Delacroix'nın adıyla sürdü. Oryantalizm ise aynı duygu dilinin başka halkları nasıl kalıplara sokabildiğini gösterdi. Ödevde bu dönemden bir tablo seçip, ışığı, bakış noktasını ve duyguyu nasıl kurduğunu beş cümlede ortaya koyacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Romantizm | Romanticism | Kabaca 1780–1850 arasında duyguyu, hayal gücünü, doğayı ve bireyin iç dünyasını öne çıkaran kültür hareketi |
| Kara Resimler | Black Paintings | Goya'nın 1819–1823 arasında evinin duvarlarına yaptığı karanlık, kâbus gibi on dört resim |
| Sırt figürü | Rückenfigur | İzleyiciye sırtını dönüp resmin içindeki manzaraya bakan ve izleyicinin kendini onunla özdeşleştirmesini sağlayan figür |
| Çizgi ve renk tartışması | Line versus colour debate | Resimde önceliğin çizime ve konturla biçime mi, renge ve fırça darbesine mi verilmesi gerektiği tartışması |
| Oryantalizm | Orientalism | Batılı sanatçıların Doğu'yu ve Doğulu insanları egzotik ve kalıplaşmış imgelerle göstermesi |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- Yaklaşık 1780 ile 1850 arasında yapılmış, Romantik sayılan bir resim seç; ayrıntılarını büyütebileceğin kalitede bir görüntüsünü, resmi bugün saklayan müzenin çevrimiçi koleksiyonunda ara.
- Resmin hangi olayı, öyküyü ya da manzarayı gösterdiğini ve hangi yıl nerede sergilendiğini kaynaktan aktar.
- Beş cümlelik analizinde ışığın kaynağını, izleyicinin sahneye hangi noktadan baktığını, fırça darbelerinin niteliğini, renklerin uyandırdığı duyguyu ve figürlerin tenlerinin ışıkla nasıl kurulduğunu sırayla ele al.
- Resimde Avrupalı olmayan figürler varsa, onlara hangi rolün verildiğini tartışan bir cümle ekle; yoksa resmin kimi gösterip kimi dışarıda bıraktığını sor.
Kendini değerlendir
- Değer (Ton): Işığın kaynağını ve aydınlık ile karanlık alanların dağılımını gözlemledin mi?
- Kompozisyon: İzleyicinin bakış noktasını ve figürlerin sahnedeki yerini tarif ettin mi?
- Teknik ve Malzeme: Fırça darbelerinin pürüzsüz mü, görünür ve hızlı mı olduğunu yakından bakarak yazdın mı?
- Figürlerin rolleri hakkındaki cümlen, resmin kalıplarını gerçeğin kaydıyla karıştırmadan kurulmuş mu?
Kendini sına
1. Goya'nın 3 Mayıs 1808'i önceki savaş resimlerinden en çok hangi yönüyle ayrılır?
- A) Bir generalin zaferini yüceltmesiyle.
- B) Antik bir öyküyü anlatmasıyla.
- C) İzleyiciyi kurbanların yanına, namluların önüne yerleştirip sıradan insanların ölümünü göstermesiyle.
- D) Yalnızca manzara göstermesiyle.
2. Sırt figürü nedir?
- A) İzleyiciye sırtını dönüp resmin içindeki manzaraya bakan ve izleyicinin onunla özdeşleşmesini sağlayan figür.
- B) Resmin arka planındaki küçük figür.
- C) Bir heykelin arka yüzü.
- D) Portredeki modelin profil görünümü.
3. Goya'nın Kara Resimleri hakkında hangisi doğrudur?
- A) Kral için yapıldı.
- B) Salon'da sergilendi.
- C) Pastel tekniğiyle yapıldı.
- D) Goya'nın kendi evinin duvarlarına yaptığı ve hiçbir hami için yapılmamış resimlerdir.
4. On dokuzuncu yüzyıl başında Paris'teki çizgi ve renk tartışmasında hangi iki ressam karşı karşıya simgeleşti?
- A) Friedrich ve Constable.
- B) Ingres ve Delacroix.
- C) Goya ve Fuseli.
- D) Turner ve Watteau.
5. Oryantalist resimlere bakarken sorulacak en yararlı soru hangisidir?
- A) Resmin hangi Batılı beklentilerle biçimlendiği ve figürlere ten rengine göre hangi rollerin verildiği.
- B) Resmin kaç renk içerdiği.
- C) Tuvalin kaç kilo geldiği.
- D) Çerçevenin hangi ağaçtan yapıldığı.
Cevaplar
- C — Askerler yüzsüzdür, kurbanların her birinin yüzü ve tepkisi farklıdır.
- A — Friedrich'in Sis Denizi Üzerindeki Gezgin'i bunun en ünlü örneğidir.
- D — Resimler sonradan duvarlardan sökülüp tuvale aktarıldı ve bugün Prado'dadır.
- B — Ingres çizgiyi, Delacroix rengi ve fırça darbesinin canlılığını savundu.
- A — Gerçek bir olayı anlatan bir resim de kalıplaşmış imgeler kullanabilir.
Referans görseller
- Özgün animasyon: Goya'nın «Aklın uykusu canavarlar doğurur» levhasından 3 Mayıs'a geçiş; uyuyan adamın ardından yükselen yaratıklar ve fenerin ışığı.
- Özgün animasyon: 3 Mayıs'ta izleyicinin bakış noktası; önceki bir zafer resmiyle karşılaştırma ve namluların önüne yerleştirilen kamera.
- Özgün animasyon: Friedrich'in sırt figürünün yerine izleyicinin geçmesi; Ingres ile Delacroix'nın bir çizgisi ile bir fırça darbesinin yan yana konması.
Sonraki derse köprü
Goya'nın 3 Mayıs'ında adı bilinmeyen insanlar büyük bir tuvalin kahramanlarıydı, ama resim hâlâ bir tarihî felaketi, bir dramı anlatıyordu. On dokuzuncu yüzyılın ortasında bazı Fransız ressamlar bir adım daha attı: hiçbir dramı, hiçbir kahramanlığı olmayan gündelik işleri, bir köy cenazesini, taş kıran işçileri ve tarlada çalışan köylüleri, tarih resimlerine ayrılan dev boyutlarda boyadılar. Sonraki derste Realizmi ve bu resimlerin neden bu kadar büyük bir tepki uyandırdığını ele alıyoruz.