Öğrenme hedefi
Yunanlıların ve Romalıların boyadığı duvarları, panoları ve kapları, elimizde kalan az sayıdaki eserden ve bu eserlerin yerini tutan dolaylı kanıtlardan yola çıkarak tanıtabileceksin. Antik yazarların övdüğü büyük ressamların eserlerinin neden neredeyse tamamen kaybolduğunu açıklayabilecek; boyalı vazolardaki siyah figür ve kırmızı figür tekniklerini birbirinden ayırabilecek; gölgelemenin ve sınırlı bir paletin Yunan resmindeki yerini anlatabilecek; Pompeii duvarlarının dört üslubunu tanıyabilecek ve bu resimlerde ten renklerinin nasıl bir uzlaşımdan bireysel gözleme doğru değiştiğini tartışabileceksin.
Kanca
Yunan resminden geriye neden neredeyse hiçbir şey kalmadı?
Antik yazarlar ressamlardan heykeltıraşlar kadar hayranlıkla söz eder. Adlarını, rekabetlerini, eserlerinin hangi kente ne fiyata satıldığını anlatırlar. Apelles'in, Zeuxis'in, Parrhasios'un, Polygnotos'un ünü yüzyıllar boyunca dilden dile dolaştı. Ama bu ressamların elinden çıktığı kesin olarak bilinen tek bir resim bile bugün elimizde değil. Mermer tapınaklar, bronz heykeller, yazıtlar, binlerce boyalı çömlek kaldı; Yunanlıların belki de en çok konuştuğu sanat ise neredeyse bütünüyle kayboldu. Bir sanatın tarihini, eserlerinin kendisi olmadan nasıl yazarız?
Bağlam
3 Haziran 1968'de İtalyan arkeolog Mario Napoli, güney İtalya'da, bir zamanlar Poseidonia adıyla kurulmuş Yunan kolonisi Paestum'un yaklaşık bir buçuk kilometre güneyindeki küçük bir mezarlıkta kazı yaparken, beş kireçtaşı levhadan kurulmuş bir mezar sandığı buldu. Levhalar, içeride yaklaşık 215 × 100 × 80 santimetrelik bir oda oluşturacak biçimde birbirine sıvayla tutturulmuştu. Kapağı kaldırdığında levhaların iç yüzlerinin boyalı olduğunu gördü. Yan duvarlarda sedirlere uzanmış, şarap içen, lir çalan, sohbet eden erkekler vardı: bir Yunan sempozyonu, yani içkili bir akşam toplantısı. Kapak taşının iç yüzünde ise, iki ince ağacın arasında, taştan bir kuleden suya doğru havada süzülen genç bir adam.
Mezar yaklaşık MÖ 470'e tarihlenir ve bulunan dalgıç figürü yüzünden Dalgıç Mezarı adıyla anılır. Önemi resimlerinin güzelliğinden de öte, neredeyse tek olmasından gelir: kaynaklara göre, Yunan resminin Arkaik ve Klasik dönemlerinden figürlü sahneleriyle bütün olarak günümüze ulaşmış tek örnek budur. Dalgıcın atlayışının neyi anlattığı tartışmalıdır. Bir yorum onu yaşamdan ölüme geçişin bir imgesi olarak okur; başkaları gerçek bir sporu ya da ölünün gençliğine bir göndermeyi görür. Resimler bugün Paestum'daki arkeoloji müzesinde sergilenir.
Ana anlatım
Büyük Yunan resimleri nereye gitti?
Pano resmi (panel painting), ahşap bir levha üzerine yapılan, taşınabilir resimdir. Antik yazarların anlattıklarına göre Yunan ustalarının en ünlü eserlerinin çoğu bu türdendi: tapınaklarda, kamu yapılarının salonlarında ya da varlıklı evlerde asılan, çoğu zaman balmumuyla ya da tutkallı boyalarla yapılmış tahta panolar. Ahşap, nem, böcek ve ateş karşısında son derece kırılgandır. Duvar resimleri de yapıların yıkılmasıyla, yeniden kullanılmasıyla ya da yüzyıllarca açıkta kalmasıyla yok oldu. Roma'nın Yunan kentlerini fethetmesinden sonra pek çok ünlü pano Roma'ya taşındı; orada da yangınlarda, yağmalarda ve zamanın içinde kayboldu.
Elimizde kalanların hemen hepsi, özel koşulların koruduğu istisnalardır. 1934'te Korint yakınlarındaki Pitsa köyünün yanında bir mağarada, MÖ 550–500 dolaylarına tarihlenen dört boyalı ahşap tablet bulundu; bunlar bir adak yerine bırakılmış küçük panolardır ve mağaranın dengeli iç ortamı sayesinde korunmuşlardır. Dalgıç Mezarı kapalı bir mezar sandığı içinde saklandı. 1977'de Yunan arkeolog Manolis Andronikos, kuzey Yunanistan'daki Vergina'da Makedon kraliyet mezarlarını açtığında, MÖ dördüncü yüzyılın ortalarına tarihlenen bir mezarın duvarında Hades'in Persephone'yi kaçırışını gösteren hızlı, ustaca çizilmiş bir resim buldu. Bu birkaç parçanın dışında, Yunan resmini üç dolaylı kaynaktan tanıyoruz: antik yazarların betimlemelerinden, boyalı çömleklerden ve Roma duvarlarında Yunan örneklerini izlediği düşünülen resimlerden.
Yazılı kaynakların başında Yaşlı Plinius'un Doğa Tarihi'nin otuz beşinci kitabı gelir. Zeuxis ile Parrhasios'un yarışını, 2 boyuttan 3 boyuta dersinde tanıdığın öyküyü, orada okuruz. Ama bu anlatılar kendi başına bir resmi göstermez; bir ressamı öven bir cümle, o ressamın resmini gördüğümüz anlamına gelmez. Bu yüzden antik resim tarihinin büyük bölümü, bir metni bir çömlekle ve bir Roma duvarıyla dikkatle karşılaştırarak kurulan, her zaman düzeltilmeye açık bir yeniden yapılandırmadır.
Çömlekler bize ne gösterir?
Yunan resminin günümüze en bol ulaşan kolu, pişmiş toprak kaplar üzerindeki resimlerdir. Siyah figür (black-figure), figürlerin kırmızımsı kil zeminin üstüne pişince siyahlaşan inceltilmiş bir kil çamuruyla boyandığı, ayrıntıların ise bu siyah katmanı sivri bir uçla kazıyarak açığa çıkarıldığı tekniktir. MÖ yedinci yüzyılda Korint'te gelişti ve MÖ altıncı yüzyılda Atina'da doruğuna ulaştı. Figürler kilin sıcak rengine karşı keskin siluetler olarak durur; kas çizgileri, saç telleri, giysi desenleri kazınmış ince çizgilerle gösterilir.
Kırmızı figür (red-figure), aynı ilişkiyi tersine çeviren tekniktir: bu kez zemin siyaha boyanır, figürler kilin kendi renginde bırakılır ve ayrıntılar fırçayla, siyah çizgilerle çizilir. MÖ 530 dolaylarında Atina'da ortaya çıktı. Kazımak yerine fırçayla çizmek, ressamlara çok daha esnek bir çizgi verdi. Kısalan bir bacak, dönen bir gövde, kıvrılan bir giysi artık kolayca gösterilebiliyordu ve pek çok vazo ressamı figürleri yandan ve karşıdan olmanın ötesinde, dörtte üç açıdan ve kısaltılmış biçimde denemeye başladı.
Vazolar büyük duvar ve pano resimlerinin küçültülmüş kopyaları değildir; kendi kuralları, kendi ustaları ve kendi pazarı olan bir sanattır. Ama bu çömlekler, çizginin, kompozisyonun ve bedenin gösterilişinin nasıl değiştiğini adım adım izlememizi sağlar. Pek çok vazo ressamı ve çömlekçi eserini imzalamıştır; bu yüzden, Mısır resminin anonim atölyelerinin aksine, burada Eksekias ya da Euphronios gibi tek tek sanatçı adlarına rastlarız.
Yunan ressamlar ışığı ve rengi nasıl kullandı?
Skiagrafia (skiagraphia), Yunancada kabaca «gölge resmi» anlamına gelen ve antik kaynaklarda bir cismi açık ve koyu tonlarla hacimli gösterme tekniği için kullanılan terimdir. Antik yazarlar bu yeniliği MÖ beşinci yüzyılda yaşamış Atinalı ressam Apollodoros'a bağlar ve ona «gölge ressamı» lakabının verildiğini aktarır. Yazılı kaynaklardan anlaşılan, Yunan ressamlarının zamanla figürleri düz renk alanlarıyla değil, değer geçişleriyle modellemeye başladığıdır. Vergina'daki Persephone sahnesinde bu değişimin izleri görülür: figürler önce kazınmış çizgilerle çizilmiş, sonra hızlı fırça darbeleriyle ve sınırlı ama duyarlı bir renk kullanımıyla hacimlendirilmiştir.
Plinius, Doğa Tarihi'nde Apelles, Aetion, Melanthios ve Nikomakhos gibi ünlü ressamların yalnızca dört renk kullandığını yazar: beyaz, sarı okr, kırmızı ve siyah. Bu kısıtlı palet, sınırlı palet dersinde üzerinde çalıştığın mantığa yakındır: az sayıda pigmentle, özellikle sıcak kırmızılarla ve siyahın soğuk grisiyle, şaşırtıcı ölçüde geniş bir ten ve gölge aralığı elde edilebilir. Plinius'un bu sözünü her ressamın her eserinde uyduğu bir kural olarak değil, bir yazarın kendi dönemindeki pahalı ve gösterişli pigmentlerle eskilerin sadeliğini karşılaştırdığı bir değerlendirme olarak okumak gerekir. Vergina'daki ve başka yerlerdeki bulgular, Yunan ressamlarının zaman zaman daha geniş bir palet de kullandığını gösterir.
Ten renkleri de bir uzlaşımdan yavaş yavaş gözleme doğru değişti. Siyah figür vazolarda kadınların teni çoğu zaman siyah figürün üstüne eklenmiş beyaz bir boyayla, erkeklerinki ise siyah olarak gösterilir; Antik Mısır dersinde tanıdığın, kadın ile erkek tenini renkle ayıran uzlaşımın başka bir biçimidir. Kırmızı figürde ise iki cinsin teni de kilin rengindedir. Dalgıç Mezarı'nın sempozyon sahnesinde erkeklerin teni sıcak kırmızımsı bir tonla boyanmıştır. Roma döneminde Mısır'da yapılan ve enkaustik dersinde ele alınan Fayum portreleri ise tek tek kişilerin yüzlerini, farklı ten tonlarını, gölgeleri ve ışığın ten üstündeki yansımalarını gözleme dayanarak gösterir. Bu değişim, bir kalıbı tekrarlamaktan karşıdaki insana bakmaya doğru uzun bir yolculuktur.
Roma duvarları neyi saklıyor?
MS 79'da Vezüv Yanardağı püskürdüğünde, Pompeii ve Herculaneum kentleri kül ve volkanik malzemenin altında kaldı. Bu felaket, Roma duvar resimlerinin binlercesini günümüze taşıdı. Pompeii üslupları (Pompeian styles), Alman arkeolog August Mau'nun 1882'de yayımladığı bir kitapta Pompeii duvar resimlerini tarih sırasıyla ayırdığı dört gruptur ve bugün de kullanılır. Birinci üslupta duvar, renkli mermer levhaları taklit eden boyalı ve kabartmalı sıvayla kaplanır. İkinci üslupta duvar, sütunlar, pencereler ve uzak manzaralarla açılıyormuş gibi gösterilen, derinlik yanılsaması güçlü bir mimari sahneye dönüşür; Pompeii'deki Gizemler Villası'nın büyük figürlü odası bu üslubun ünlü bir örneğidir. Üçüncü üslupta duvar yeniden düzleşir ve ince, zarif süslemelerle bölünmüş geniş renk alanlarının ortasına küçük resimler yerleştirilir. Dördüncü üslup, bu yaklaşımların hepsini zengin ve kalabalık bir biçimde birleştirir.
Bu duvarların birçoğu, Yunan ustalarının kayıp eserlerinin yankılarını taşıdığı düşünülen sahneler içerir. Pompeii'deki Faun Evi'nden çıkarılan ve Büyük İskender'i Pers kralı III. Darius'la savaşırken gösteren büyük mozaiğin, bazı araştırmacılara göre kayıp bir Yunan resminin taştan bir kopyası olduğu düşünülür; ama bu tür kopyaların aslına ne kadar sadık olduğunu bilemeyiz. Roma resmi yalnızca bir kopyacı da değildi: portrelerde, natürmortlarda, bahçe ve manzara resimlerinde kendi zevklerini ve kendi gündelik dünyasını da gösterdi.
Uygulama
Bu deneme, çizginin kazıyla ve fırçayla kazandığı farklı özgürlüğü ve antik ressamların dar bir paletle ten tonlarının ne kadar genişini yakalayabildiğini kendi elinle görmeni sağlayacak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışAntik Yunan resmini yalnızca vazolardan ibaret sanmak.
Antik yazarların övdüğü büyük eserler çoğunlukla tahta panolar ve duvar resimleriydi. Vazoları o kayıp resmin kendisi değil, kendi kurallarıyla ayrı bir sanat olarak oku.
Yaygın yanlışRoma duvarlarındaki sahneleri Yunan resimlerinin birebir kopyası saymak.
Bazıları Yunan örneklerini izliyor olabilir ama ne kadar sadık oldukları bilinmez. Kopya iddiasını bir olasılık olarak yaz.
Yaygın yanlışPlinius'un dört renk sözünü bütün antik ressamlar için kesin bir kural olarak almak.
Bu bir yazarın değerlendirmesidir ve bulgular zaman zaman daha geniş paletler gösterir. Kaynağın ne dediğini ve ne demediğini ayırt et.
Yaygın yanlışAntik heykellerin ve resimlerin hep beyaz ya da solgun olduğunu düşünmek.
Mermer heykeller bile çoğu zaman boyalıydı ve resimlerdeki ten renkleri uzlaşımlara göre değişiyordu. Bugünkü görünüşü özgün görünüşle karıştırma.
Kapanış
Yunan resminden geriye neden neredeyse hiçbir şey kalmadı? Çünkü en ünlü eserler ahşap panolar ve yapıların duvarları üzerindeydi; ahşap çürüdü, yapılar yıkıldı, taşınan panolar yangınlarda ve yağmalarda kayboldu. Bugün elimizde Dalgıç Mezarı, Pitsa panoları ve Vergina gibi birkaç şanslı istisna, antik yazarların anlatıları, binlerce boyalı çömlek ve Vezüv'ün kül altında koruduğu Roma duvarları var. Bu parçalar, siyah figürden kırmızı figüre, düz renk alanlarından gölgelemeye ve kalıp ten renklerinden bireysel yüzlere doğru bir değişimi izlememizi sağlıyor. Ödevde bu parçalardan birini seçip, kayıp olanla elde kalanı ayırarak beş cümlede çözümleyeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Pano resmi | Panel painting | Ahşap bir levha üzerine yapılan taşınabilir resim |
| Siyah figür | Black-figure | Figürlerin kil zemin üstüne siyah boyandığı ve ayrıntıların kazınarak açıldığı vazo resmi tekniği |
| Kırmızı figür | Red-figure | Zeminin siyaha boyandığı, figürlerin kil renginde bırakılıp ayrıntıların fırçayla çizildiği vazo resmi tekniği |
| Skiagrafia | Skiagraphia | Antik kaynaklarda cismi açık ve koyu tonlarla hacimli gösterme tekniğine verilen ad |
| Pompeii üslupları | Pompeian styles | August Mau'nun 1882'de Pompeii duvar resimlerini tarih sırasıyla ayırdığı dört grup |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- Bir Yunan vazosu, Dalgıç Mezarı, Pitsa panoları, Vergina'daki Persephone sahnesi ya da bir Pompeii duvarı arasından bir eser seç; eserin fotoğrafına ve künyesine, onu saklayan müzenin ya da kazıyı yürüten kurumun yayımladığı kayıttan ulaş.
- Eserin türünü, yani vazo, pano ya da duvar resmi olduğunu, yaklaşık tarihini ve bugün nerede bulunduğunu kaydet.
- Beş cümlelik analizinde çizgiyi, figürlerin nasıl gösterildiğini, ten renklerini, kullanılan renkleri ve varsa gölgelemeyi, bildiğini değil gördüğünü yazarak anlat.
- Analizinin sonuna, bu eserin kayıp Yunan resmi hakkında bize neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğine dair bir cümle ekle.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Analizin çizginin kazıyla mı fırçayla mı yapıldığını ve figürlerin hangi açılardan gösterildiğini belirtiyor mu?
- Değer (Ton): Figürlerde gölgeleme ya da düz renk alanları olup olmadığını gözlemledin mi?
- Teknik ve Malzeme: Vazo, pano ya da duvar olarak eserin taşıyıcısını ve boyama yolunu kaynağa dayanarak yazdın mı?
- Son cümlende, elde kalan eserle kayıp olan resim arasındaki farkı abartmadan ve küçümsemeden kurabildin mi?
Kendini sına
1. Antik Yunan ressamlarının en ünlü eserlerinin neredeyse tamamen kaybolmasının başlıca nedeni nedir?
- A) Yunanlıların resim yapmaması.
- B) Resimlerin bilerek gömülmesi.
- C) Çoğunun ahşap panolara ve yapıların duvarlarına yapılmış olması, ahşabın çürüması ve yapıların yıkılması.
- D) Hepsinin taş üzerine yapılmış olması.
2. Kırmızı figür tekniğinin siyah figür tekniğinden farkı nedir?
- A) Zemin siyaha boyanır, figür kil renginde bırakılır ve ayrıntılar fırçayla çizilir.
- B) Figürler siyah boyanır ve ayrıntılar kazınır.
- C) Yalnızca mermer üzerine yapılır.
- D) Hiç çizgi kullanılmaz.
3. Dalgıç Mezarı neden önemlidir?
- A) Roma'da bulunmuştur.
- B) Tahta bir panodur.
- C) Pompeii'nin dördüncü üslubunu gösterir.
- D) Arkaik ve Klasik dönemlerden figürlü sahneleriyle bütün olarak kalmış tek Yunan resmi örneği sayılır.
4. Plinius'un ünlü ressamların yalnızca dört renk kullandığı sözü nasıl okunmalıdır?
- A) Bütün antik ressamlar için kesin bir kural olarak.
- B) Bir yazarın, kendi dönemiyle eskilerin sadeliğini karşılaştıran bir değerlendirmesi olarak.
- C) Tamamen uydurma olarak.
- D) Vazo ressamlarına dair bir kural olarak.
5. Pompeii duvar resimlerinin ikinci üslubunu en iyi hangisi tanımlar?
- A) Duvarın mimari öğeler ve uzak manzaralarla açılıyormuş gibi gösterildiği, derinlik yanılsaması güçlü sahneler.
- B) Yalnızca mermer taklidi levhalar.
- C) Hiç figür içermeyen düz beyaz duvarlar.
- D) Yalnızca siyah figürlü çömlekler.
Cevaplar
- C — Taşınan panolar da Roma'da yangınlarda ve yağmalarda kayboldu.
- A — Fırçayla çizmek, kısalan ve dönen bedenleri göstermeyi kolaylaştırdı.
- D — Kapalı bir mezar sandığı içinde saklandığı için bütünüyle korunabildi.
- B — Bulgular Yunan ressamlarının zaman zaman daha geniş bir palet de kullandığını gösterir.
- A — Mermer taklidi levhalar August Mau'nun ayırdığı birinci üsluba aittir.
Referans görseller
- Özgün animasyon: bir Yunan panosunun, bir duvar resminin ve bir vazonun zaman içindeki kaderi; çürüyen ahşap, yıkılan duvar, toprakta kalan çömlek.
- Özgün animasyon: aynı figürün siyah figür ve kırmızı figür teknikleriyle adım adım boyanması; kazıma ucu ve fırça.
- Özgün animasyon: dört renkle ten değerlerinin karıştırılması ve Pompeii'nin dört üslubunun aynı duvar üzerinde sırayla belirmesi.
Sonraki derse köprü
Pompeii'nin ikinci üslubunda duvar, gözü uzak bir manzaraya çağıran bir pencere gibi açılıyordu. Roma sonrasında Doğu Akdeniz'de gelişen Bizans resmi ise bu pencereyi bambaşka bir biçimde düşündü: arka planı altınla kaplayarak izleyiciyi dünyevi bir manzaraya değil, başka bir gerçekliğe bakmaya çağırdı. Sonraki derste Bizans ve ikon resmini ve altın arka planın ne anlama geldiğini ele alıyoruz.