Öğrenme hedefi
1940'larda İstanbul'da ortaya çıkan Yeniler Grubu'nun, resmi toplumun gündelik hayatına ve emekçilerin sorunlarına yöneltme çabasını açıklayabileceksin. Grubun 1941'deki ilk sergisinin konusunu ve biçimini anlatabilecek; üyelerin hocalarının geometrik ve idealleştirilmiş figürlerinden neden ayrıldığını tartışabilecek; devletin sanatçıları Anadolu'ya gönderdiği gezilerle Yeniler'in kendi gözlemlerine dayanan tavrını karşılaştırabilecek ve bu resimlerde emekçi bedenlerinin ve tenlerinin nasıl gösterildiğini, daha önceki toplumsal resim gelenekleriyle ilişkilendirerek değerlendirebileceksin.
Kanca
Halk ve toplum tuvale nasıl taşındı?
10 Mayıs 1941'de, İstanbul'un İstiklal Caddesi'ndeki eski bir apartmanın salonunda, genç ressamlar bir sergi açıyordu. Açılışta alışıldık bir kurdele kesilmedi; ressamlar bunun yerine bir balıkçı ağını kesti. Duvarlarda, İstanbul limanlarında yük taşıyan hamallar, ağ onaran balıkçılar, iskelede bekleyen yorgun insanlar ve kıyı mahallelerinin dar sokakları vardı. O yıllarda Türk resminin önde gelen sanatçıları, geometrik düzlemlerle kurulmuş, dengeli ve idealleştirilmiş figürler boyuyordu. Bu gençler ise tuvallerine, kendi gözleriyle gördükleri, geçim derdiyle uğraşan gerçek insanları taşımak istiyordu. Bir ressam, halkı tuvale taşımak için neyi değiştirmelidir: konuyu mu, üslubu mu, yoksa kendi bakışını mı?
Bağlam
Paris'teki Orsay Müzesi'nde, 83,5 × 110 santimetrelik bir tuval durur: Jean-François Millet'nin 1857 tarihli Başak Toplayanlar'ı. Hasattan sonra biçilmiş bir tarlada, üç yoksul köylü kadın, yerde kalan başakları toplamak için eğilmiştir. Arkada, uzakta, bol bir hasadın yığınları ve bir atlı gözetmen görülür. Kadınların bedenleri ağır, yavaş ve anıtsal biçimde, güneşte yanmış tenleri ve kaba giysileriyle boyanmıştır. Realizm dersinde gördüğün gibi, bu resim sergilendiğinde bazı eleştirmenler yoksulluğun bu kadar ciddi bir biçimde gösterilmesini tehlikeli bir siyasi mesaj olarak algıladı.
Millet'nin başakçı kadınları ile Yeniler'in liman hamalları arasında seksen yıldan fazla bir zaman, farklı bir ülke ve farklı bir resim dili vardır. Ama iki resim ortak bir soruyu paylaşır: emeğiyle geçinen, çoğu zaman görünmez kalan insanlar, büyük bir tuvalin ciddiyetini ve dikkatini hak etmez mi? Yeniler Grubu'nun ressamları bu soruyu, kendi dönemlerinin İstanbul'unda, liman işçilerine, balıkçılara ve göçle kente gelen insanlara bakarak yeniden sordu. Millet'nin tuvali, onların hangi uzun bir geleneğin içinde durduğunu hatırlatır.
Ana anlatım
Yeniler kimlerdi ve neye karşı çıktılar?
Yeniler Grubu (Yeniler Group), 1940'ların başında, çoğu İstanbul'daki akademide Fransız ressam Léopold Lévy'nin atölyesinde yetişen genç ressamların oluşturduğu, resmi toplumsal konulara, gündelik hayata ve emekçilerin sorunlarına yöneltmeyi amaçlayan sanatçı topluluğudur. Kaynaklara göre grubun ilk kuşağında Nuri İyem, Avni Arbaş, Selim Turan, Turgut Atalay, Agop Arad, Nejad Devrim ve Kemal Sönmezler gibi genç ressamlar vardı; Abidin Dino da ilk sergilerinde onlarla birlikteydi. Sonraki yıllarda Ferruh Başağa, Fethi Karakaş, Mümtaz Yener ve Haşmet Akal gruba katıldı.
Yeniler, hocalarının kuşağına, özellikle D Grubu'nun Kübist kurallara dayanan düzenli resmine karşı çıktı. Onlara göre bu resim, Batı'dan alınmış biçimsel kurallara fazla bağlanmış, halkın gerçek hayatından ve sorunlarından kopmuştu. Grubun amacı, kaynaklara göre, Batı etkisiyle halktan uzaklaşan resmi, yerel konulara odaklanarak ve toplumsal sorunlara ışık tutarak yeniden toplumla buluşturmaktı. Bu gençlerin hocası Léopold Lévy, kaynaklara göre 1937'de İstanbul'a davet edilmiş ve 1949'a kadar akademide resim atölyesini yönetmişti. Lévy, öğrencilerini belirli bir üsluba bağlamaktan çok, kendi gözlemlerine ve kişisel yollarına yönlendiren bir hoca olarak anılır. Yeniler'in hocalarının kuşağına karşı çıkarken bile kendi gözleriyle bakmayı savunması, bu öğretimin bir sonucu olarak da okunabilir. Ama bu karşı çıkış, Kübizmin öğrettiği sağlam yapıyı tümüyle reddetmek anlamına gelmiyordu; Yeniler'in pek çok resmi, sade düzlemleri ve güçlü konturları korurken, onları gerçek insanların hayatını anlatmak için kullandı.
Liman sergisi neyi gösterdi?
Liman sergisi (Harbor exhibition), Yeniler'in 10 Mayıs 1941'de İstanbul'da, İstiklal Caddesi'ndeki Basın Birliği salonunda açtığı, İstanbul limanlarında çalışan işçilerin, hamalların ve balıkçıların yaşam ve çalışma koşullarını konu alan sergidir. Kaynaklara göre ressamlar sergiye hazırlanırken limanlara gidip işçileri kendi gözleriyle gözlemledi ve bu gözlemlerden yola çıkarak bir dizi figürlü resim yaptı. Açılışta kurdele yerine bir balık ağının kesilmesi, sergiyi bir kutlamadan çok bir tavır ilanına dönüştürdü.
Sergideki resimlerde, yük altında eğilmiş bedenler, kaba elleri, yorgun yüzleri ve yıpranmış giysileriyle limanın insanları, iskelelerin, gemilerin ve vinçlerin arasında gösterildi. Konu seçimi, dönemin resmî sergilerinde sık görülen manzaralardan, natürmortlardan ve idealleştirilmiş figürlerden açıkça farklıydı. Bu sergi, İstanbul'un sanat çevrelerinde tartışma yarattı ve Yeniler'i yeni bir kuşağın sesi olarak tanıttı. Sergi, yıllar sonra da hatırlandı; 2010'larda İstanbul'daki bir modern sanat müzesi, İstanbul limanını konu alan bir sergisine bu tarihî sergiden esinlenerek ad verdi.
Devlet halkı nasıl görmek istiyordu?
Yurt Gezileri (Homeland Tours), 1938'den itibaren devletin ve dönemin iktidar partisinin öncülüğünde, ressamların Anadolu'nun farklı illerine gönderilip oradaki manzaraları, insanları ve gündelik hayatı resmetmelerinin istendiği ve ortaya çıkan eserlerin sergilendiği programdır. Pek çok ressam, kaynaklara göre birkaç yıl süren bu gezilere katıldı ve Anadolu'nun kasabalarını, köylülerini ve doğasını tuvallerine aktardı.
Yurt Gezileri, Cumhuriyet'in halkı ve Anadolu'yu tanıtma ve ulusal bir kültür oluşturma hedefinin bir parçasıydı. Ama bu gezilerde yapılan resimler, çoğu zaman halkı dışarıdan, resmî bir gözle ve idealleştirerek gösterdi. Yeniler'in yaklaşımı ise farklıydı: onlar, devletin görevlendirdiği gezilerle değil, kendi gözlemleriyle ve kentin kendi sorunlarından yola çıkarak, emekçilerin zor koşullarını ve yoksulluğu doğrudan göstermeyi seçti. Aynı «halk» kavramı, iki farklı bakışla iki farklı imgeye dönüştü.
Toplumsal gerçekçilik (social realism), sanatta toplumsal eşitsizliği, yoksulluğu, emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını gözleme dayanarak ve sorgulayıcı bir tavırla gösteren yaklaşımdır. Bu yaklaşım, devletin resmî ideolojisine uygun kahramanlık imgeleri üreten ve Sovyetler Birliği'nde resmî sanat politikası olan sosyalist gerçekçilikten farklıdır. Yeniler'in resmi, Millet'den Daumier'ye, Kollwitz'den Meksikalı duvar ressamlarına uzanan bu eleştirel geleneğin içinde, yerel bir ses olarak düşünülebilir.
Emekçi bedenleri ve tenler nasıl gösterildi?
Yerellik (localism), bir sanatçının konularını, figürlerini ve imgelerini kendi yaşadığı yerin insanlarından, mekânlarından ve kültüründen alması ve sanatını bu yerel gerçeklikle ilişkilendirmesidir. Yeniler'in resimlerinde İstanbul'un limanları, balıkçıları, hamalları ve kenar mahalleleri bu yerelliğin kaynağıydı. Sonraki yıllarda Nuri İyem, iri gözlü, düşünceli ve hüzünlü Anadolulu kadın yüzleriyle tanındı; bu yüzler, bir yandan belirli bir yerin insanlarına, bir yandan da neredeyse simgesel bir halk imgesine dönüştü.
Bu resimlerde emekçilerin tenleri, çoğu zaman güneşte ve rüzgârda yıpranmış, sıcak kahverengi ve toprak tonlarıyla, güçlü konturlarla ve sade düzlemlerle boyandı. Millet'nin başakçı kadınlarında olduğu gibi, bu ten bir yandan çalışan bir bedenin gerçek koşullarını, bir yandan da emeğin ağırbaşlılığını gösterir. Ama burada da bir soru sorulmalıdır: bu yüzler belirli bireylerin mi, yoksa «halk» fikrinin genel ve idealleştirilmiş temsilcileri mi? Yeniler, D Grubu'nun idealleştirmesine karşı çıkmıştı; ama onların emekçi figürleri de zaman zaman bir halk imgesine dönüşen bir genelleme taşıyabiliyordu. Bir resmin toplumsal gerçekliği nasıl gösterdiğini değerlendirirken, figürlerin ne kadar birey, ne kadar sembol olduğuna bakmak önemlidir.
Uygulama
Bu çalışma, Yeniler'in yaptığı gibi, halkı dışarıdan bir fikir olarak değil, doğrudan gözlemle tanıyarak resmetmenin ne gerektirdiğini ve emekçi bir figürü bir birey olarak göstermenin, onu bir sembole dönüştürmekten nasıl ayrıldığını deneyerek fark etmeni sağlayacak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışYeniler'i Kübizmin yapısını tamamen reddeden bir grup sanmak.
Pek çoğu sade düzlemleri ve güçlü konturları korudu, ama onları toplumsal konular için kullandı. Biçimle konuyu birlikte düşün.
Yaygın yanlışYurt Gezileri'nde yapılan resimlerle Yeniler'in resimlerini aynı bakış sanmak.
Biri devletin görevlendirdiği bir program, öbürü genç ressamların kendi gözlemine dayanan bir tavırdı. İki bakışı karşılaştır.
Yaygın yanlışToplumsal gerçekçiliği sosyalist gerçekçilikle karıştırmak.
Biri eleştirel bir gelenek, öbürü resmî bir devlet sanatı politikasıdır. Farkı bağlamıyla birlikte anlat.
Yaygın yanlışEmekçi figürlerin tenini tek tip bir «halk teni» olarak boyamak.
Her bireyin teni ve yüzü farklıdır. Genel bir imge yerine karşındaki kişiyi gözlemle.
Kapanış
Halk ve toplum tuvale nasıl taşındı? Hocalarının geometrik ve idealleştirilmiş figürlerine karşı çıkan, çoğu Léopold Lévy'nin öğrencisi olan genç ressamların, İstanbul'un limanlarına gidip çalışan insanları kendi gözleriyle gözlemlemesiyle. 10 Mayıs 1941'de, kurdele yerine bir balık ağı keserek açtıkları Liman sergisi, hamalları, balıkçıları ve kıyı mahallelerini Türk resminin ciddi bir konusu yaptı. Devletin Yurt Gezileri halkı resmî bir gözle gösterirken, Yeniler toplumsal gerçekçiliğin eleştirel geleneğine yerel bir ses ekledi. Millet'nin Başak Toplayanlar'ı gibi, onların emekçi figürleri de çalışan bedenlerin ağırbaşlılığını ve yıpranmış tenlerini gösterdi; ama bu figürlerin bireyler mi, yoksa bir halk imgesi mi olduğu sorusu açık kaldı. Ödevde bu kuşaktan bir eserin halkı hangi bakışla gösterdiğini, resmin kendisinden kanıtlarla ortaya koyacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Yeniler Grubu | Yeniler Group | 1940'ların başında resmi toplumsal konulara ve emekçilerin sorunlarına yöneltmeyi amaçlayan genç ressamlar topluluğu |
| Liman sergisi | Harbor exhibition | Yeniler'in 10 Mayıs 1941'de İstanbul limanlarının işçilerini konu alarak açtığı sergi |
| Toplumsal gerçekçilik | Social realism | Toplumsal eşitsizliği ve emekçilerin koşullarını gözleme dayanarak sorgulayan yaklaşım |
| Yurt Gezileri | Homeland Tours | 1938'den itibaren ressamların Anadolu'ya gönderilip oradaki hayatı resmetmelerinin istendiği program |
| Yerellik | Localism | Sanatçının konularını ve imgelerini kendi yaşadığı yerin insanlarından ve kültüründen alması |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- Nuri İyem, Avni Arbaş, Selim Turan, Turgut Atalay, Ferruh Başağa ya da Yeniler'in başka bir üyesinin 1940'lar ya da 1950'lerde yaptığı bir eseri seç; tarihini ve bulunduğu yeri bir müze ya da yayımlanmış katalog bilgisinden kontrol et.
- Eserin hangi toplumsal konuyu, hangi mekânı ve hangi insanları gösterdiğini not et.
- Beş cümlede sırasıyla figürlerin duruşunu ve yaptıkları işi, kompozisyonun yapısını, renk paletini, ışığın rolünü ve emekçi figürlerin tenlerinin ve yüzlerinin nasıl boyandığını açıkla.
- Analizini, eserdeki figürlerin bireyler mi yoksa bir halk imgesi mi olduğuna dair bir gözlemle bitir.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Çalışan bedenlerin duruşunu, ağırlığını ve hareketini gözlemledin mi?
- Kompozisyon: Figürlerin mekânla, işle ve birbirleriyle ilişkisini tarif edebildin mi?
- Teknik ve Malzeme: Konturların, düzlemlerin ve boyanın nasıl kullanıldığını yakından inceledin mi?
- Son gözlemin, figürlerin birey mi sembol mü olduğunu resimden gösterebildiğin bir ayrıntıyla destekliyor mu?
Kendini sına
1. Liman sergisinin açılışında kurdele yerine ne kesildi?
- A) Bir yelken.
- B) Bir ip merdiven.
- C) Bir balık ağı.
- D) Bir bayrak.
2. Yeniler Grubu'nun üyelerinin çoğu kimin öğrencisiydi?
- A) Léopold Lévy'nin.
- B) Osman Hamdi Bey'in.
- C) Şeker Ahmed Paşa'nın.
- D) Hoca Ali Rıza'nın.
3. Yurt Gezileri ile Yeniler'in yaklaşımı arasındaki temel fark nedir?
- A) İkisi de yalnızca manzara yaptı.
- B) Yurt Gezileri devletin görevlendirdiği bir programdı; Yeniler ise kendi gözlemlerinden yola çıkan bir tavır benimsedi.
- C) Yeniler hiç figür çizmedi.
- D) Yurt Gezileri yalnızca Avrupa'da yapıldı.
4. Toplumsal gerçekçiliği sosyalist gerçekçilikten ayıran özellik nedir?
- A) Toplumsal gerçekçilik resmî bir devlet sanat politikasıdır.
- B) İkisi tamamen aynıdır.
- C) Toplumsal gerçekçilik yalnızca soyut resimdir.
- D) Toplumsal gerçekçilik eleştirel bir gelenekken sosyalist gerçekçilik resmî bir devlet sanat politikasıdır.
5. Yerellik kavramı Yeniler'in resminde neyi anlatır?
- A) Konuların ve figürlerin İstanbul'un limanları, balıkçıları ve mahalleleri gibi yaşanan yerden alınmasını.
- B) Yalnızca yabancı konuların seçilmesini.
- C) Resimlerin yalnızca yerel müzelerde sergilenmesini.
- D) Yerel boyaların kullanılmasını.
Cevaplar
- C — Bu jest, sergiyi bir kutlamadan çok bir tavır ilanına dönüştürdü.
- A — Lévy o yıllarda İstanbul'daki akademide resim eğitiminin başındaydı.
- B — Aynı halk kavramı iki farklı bakışla iki farklı imgeye dönüştü.
- D — Sosyalist gerçekçilik Sovyetler Birliği'nde resmî sanat politikasıydı.
- A — Nuri İyem'in sonraki yıllardaki Anadolulu kadın yüzleri de bu yerelliğin bir örneğidir.
Referans görseller
- Özgün animasyon: İstiklal Caddesi'ndeki bir salonda kurdele yerine kesilen balık ağı; duvarlarda liman işçilerinin resimleri.
- Özgün animasyon: bir D Grubu figürünün geometrik düzlemlerinden bir liman hamalının yük altında eğilmiş gerçekçi bedenine geçiş.
- Özgün animasyon: Yurt Gezileri'nde Anadolu'ya giden ressamlar ile limanlarda eskiz yapan Yeniler'in yan yana konması; Millet'nin başakçılarından İstanbul'un hamallarına uzanan zaman çizgisi.
Sonraki derse köprü
Yeniler halkı limanlarda ve kentin kenar mahallelerinde ararken, D Grubu'nun sergilerine de katılmış bir başka ressam, halkın kültürünü onun el sanatlarında, kilimlerinde, nakışlarında ve halk resimlerinde buldu. Bu ressam, geleneksel motifleri ve renkleri modern bir resim diliyle birleştirerek, hem yerel hem çağdaş bir sanatın mümkün olup olmadığını sordu. Sonraki derste Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu ve yerel motiflerden doğan bir modernizmi ele alıyoruz.